Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/1456
2025/5988
16 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/1456 E. , 2025/5988 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1964 E., 2024/90 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/154 E., 2020/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacı ... vd. vekili Avukat ... geldiler, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl davaya sunmuş olduğu dava dilekçesinde; davacılar ile davalının babası ...'ın kardeş olduğunu, davacıların babası muris ...'ın mirasçılarından mal kaçırmak amaçlı 56 07... parsel ve 57 36... parsel sayılı taşınmazlarını torunu davalıya devrettiğini, satış tarihinde davalının yaşı ve alım gücü itibariyle taşınmazı alabilecek maddi yeterliliği bulunmadığını ileri sürerek 56 07... parsel ve 57 36... parsel sayılı taşınmazların davalı adına tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tescilini talep etmiştir. Birleştirilen davada davacılar vekili aynı sebeplerle dava konusu 56 55... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; satış işleminin 1992 yılında yapıldığını, murisin ise 1994 yılında öldüğünü bu nedenle zamanaşımı süresinin dolduğunu, muris ...'ın ölünceye kadar oğlu davacı ...'in yanında yaşadığını bu nedenle satıştan davacının haberi olduğunu, murisin herhangi bir geliri olmaması ve hac vazifesini yerine getirmek için dava konusu taşınmazları satmak istediğini, alıcı çıkmayınca davalının birikimi ve annesinin altınları ile taşınmazları satın aldığını, murisin ölümünden sonra tüm mirasçılar arasında paylaşım yapıldığını, 8 85... parsel sayılı taşınmazın davacı ...'e isabet ettiğini, 1 00... parsel sayılı taşınmazın satılarak mirasçılar arasında bedelinin paylaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gaziantep 8 . Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/463 Esas sayılı dosyasının, Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/154 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık anlatımlarından davacılar murisi ile çocukları arasında herhangi bir husumet bulunmadığı, murisin taşınmazları devrettiği dönemlerde hacca gidip geldiği, murisin vefatına kadar davacılardan ... ile birlikte yaşadığı, tanıklardan ....'nin aynı zamanda muris ... mirasçılarından olup tanıklığı sonrası bu davada davacılar lehine çıkacak sonuç ileride kendisince açılacak aynı mahiyetteki davada kendisi lehine kullanılabileceğinden beyanlarına itibar edilmediği, tanıklardan ... ve ...'in, murisi dava konusu taşınmazların bedelini alırken ... ile birlikte dükkanda gördükleri yönündeki beyanları, murisin satış sonrası yakın zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde olmasa da hacca gitmiş olması, davalı dava konusu taşınmazları satın alırken her ne kadar 24 yaşında ise de gerek o dönemde kendisine ait aracının da bulunması (bu durum davalının ekonomik durumuna yönelik bir göstergedir), babasının yanında çalışması gerekse de ailesinin desteğiyle dava konusu taşınmazları satın alabileceği, murisin yanında yaşadığı oğlunu da içerisine katıp aralarında herhangi bir husumet bulunmamasına rağmen davacı mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak amacıyla bu devri yapmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bilirkişi raporlarından da görüleceği üzere dava konusu taşınmazların bulunduğu alanların devir tarihinde tarla vasfında olduğu, sonrasında büyük değer kazandığı, murisin vefatından (25.05.1994) sonra geriye kalan taşınmazlarından bir tanesinin davacıya bırakılıp diğerinin satılarak parasının mirasçılar arasında paylaşılmasına rağmen murisin sınırlı sayıda taşınmazı olması ve davacıların vefat öncesinde bildikleri bu dava konusu taşınmazlara ilişkin miras paylaşımının yapıldığı 1995 yılında hiçbir araştırma yapmamış olmalarının ve satıştan dava tarihine yakın zamanda haberdar olmalarının kabulünün olağan olmayacağı, miras paylaşımından yaklaşık 33 yıl sonra dava açılması da dikkate alındığında davacı tarafça murisin iradesinin davacı mirasçılardan mal kaçırmak olduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların temlik edildiği dönemde murisin hacca gitmek istediği, her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan yazışmalar kapsamında murisin hac kaydına rastlanamamış ise de murisin anlaşmalı herhangi bir seyahat acentası kanalı ile hacca gitmesinin mümkün olduğu, kaldı ki tanık beyanlarına göre de murisin o dönemde hacca gittiğinin (davacı tanığı .... beyanına göre kasap statüsünde) sabit olduğu, temlik tarihi öncesinde murisin at arabacılığı yaparak geçimini temin ettiği, ayrıca davalı tanığı ...'ın beyanına göre murisin, ... ve ... tarafından işletilen dükkana gelerek zaman zaman harçlık aldığı, davacı tanıkları ..., ... ve davalı tanığı ...'nin beyanlarına göre murisin, taşınmaz satmasını gerektirecek ekonomik bir güçlük içinde bulunmadığı, davalının ise temlik tarihi itibarı ile 24 yaşında olup babası ... tarafından işletilmekte olan dükkanda haftalık usulü çalıştığı, taşınmazların piyasa rayiç değerleri dikkate alındığında davalının, haftalık kazanç sureti ile davaya konu taşınmazları almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, öte yandan, yine taşınmazların piyasa rayiç değerleri ve hac ibadeti için gereken -bilinen- değerler dikkate alındığında, murisin salt hacca gitmek için bu kadar yüksek değerde taşınmazlarını (davalıya satışı yapılan toplam miktar 3.0 96... , değeri 4.892.545,00 TL) satmasına da gerek bulunmadığı, davalı tanıkları ... ve ...'in o dönemde davalının arabasını satmayı düşündüğü (hatta davalı tanığı ...'in yapılan ilk keşifteki beyanına göre sattığı) ancak trafik tescil kaydına göre davalı adına ilk araç tescilinin 1995 yılında yapıldığı, bu kapsamda, her ne kadar bir kısım davalı tanıkları taşınmazların satışına ilişkin para alışverişini bizzat gördüklerini ifade etseler de davalının taşınmazların değil tamamını, bir kısmını (davalı tanığı ... beyanına göre 2.000.000,00 ETL) bile ödeyecek ekonomik imkanı bulunmadığı, bu itibarla murisin diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile (muvazaalı olarak) taşınmazlarını davalıya devrettiğinin sübut bulduğu belirtilerek davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin hac masrafı ile ilgili değerlendirmesinin hatalı olduğunu, murisin at arabacılığı yaparak geçindiğini, dava konusu taşınmazların geldisi 16 01... parsel sayılı taşınmazların 7.8 30... yüz ölçümlü satıldığı dönemde tarla nitelikli taşınmazlar olduğunu, taşınmazların sonradan değerlendiğini, taşınmazları satın aldığı dönemde davalının 24 yaşında ve 6 yıldır çalışmakta olduğunu, o dönem davalı adına kayıtlı araç da bulunduğunu, murisin elde ettiği parayla hacca gittiğini, murisin çocukları ile arasında bir husumet olmadığının da anlaşıldığını, muris öldükten sonra 1995 yılında mirasçılar arasında mal paylaşıldığını, bu nedenle tarafların murisin hangi taşınmazları olup-olmadığını bildiklerini, davanın ise çok geç açıldığını, taşınmazlar imar bölgesine alındıktan sonra davanın açıldığını, davacı tarafın da belirttiği üzere murisin 5 adet tarlası, evi ve arabası bulunduğunu bu nedenle tek malvarlığının dava konusu taşınmazlar olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1924 doğumlu ...'ın 25.05.1994 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları davacılar ..., ..., dava dışı kızı ... ve davalının dava dışı babası ....'in kaldığı; murisin ölmeden önce 21.05.1992 tarihinde 56 07... parsel ve 56 55... parsel (geldileri 1601 parsel sayılı) ve 57 36... parsel sayılı (geldisi 1608 parsel) taşınmazı davalı ...'a satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 114.468,60 TL onama harcı asıl dava yönünden; birleştirilen dava yönünden 52.636,27 TL onama harcı olmak üzere toplam 167.104,87 TL onama harcının 83.552,43 TL'lik kısmı peşin alındığından, 83.552,44 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalıdan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.