SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2024/1373 E. 2025/5805 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/1373

Karar No

2025/5805

Karar Tarihi

9 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2024/1373 E. , 2025/5805 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3382 E., 2024/7 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/365 E., 2023/206 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından adli yardım talepli ve duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; arkadaşı ...’ye maddi anlamda destek olmak için maliki olduğu 1 72... parsel sayılı taşınmaz ipotek gösterilerek kredi çekmesi için ortak tanıdıkları ...'a devrettiğini, ancak kredi çıkmayınca davalı ile anlaştıklarını, davalının isteği ile taşınmazın ...’e temlik edildiğini, onunda bir gün sonra davalıya devrettiğini, taraflar arasında sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca 573.000,00 TL ve yerin 1.5 00... 'sinin verilmesi halinde kalan kısımın iade edileceğini, ancak taşınmaz devralınırken sadece 340.000,00 TL ödeme yapıldığını, paranın ...'nin kredi borcuna ve ...’ın ...'ye vermiş olduğu borca ödendiğini, protokol uyarınca parasının ödenmesi teklif olunmasına karşın davalının kötüniyetli olarak ödenmesi gereken meblağı 1.000.000,00 TL'nin üzerine çıkardığını, bunun tefecilik suçunu oluşturduğunu ileri sürerek adli yardım talepli olarak tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiş, Mahkemece 17.12.2021 tarihli ara karar ile adli yardım talebi kabul edilmiş, davacı vekili 22.12.2021 tarihli dilekçe ile maddi hata nedeniyle parselin hatalı bildirildiğini 1 72... parsel olarak düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; koşul ve şartları açık protokol gereğini yerine getirdiği takdirde edimini yerine getirmeye hazır olduğunu, taraflar arasında yapılmış inançlı işlem ve dayanağı protokolün her iki tarafın imzaları ile alacak-borç ilişkisine dair kesin kanıt olduğunu, davacının elden defalarca aldığı borçlarını da inkar eder tarzda kendilerine sadece 340.000,00 TL ödeme yapıldığı iddiasını da kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğu, sözleşme gereği davacının edimini ifa etmediğinden sözleşme kapsamında kararlaştırılan ½ payın devri gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tapu kaydının ½ payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararda isabetsizlik bulunmadığından 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun 353/(1).b.1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; inanç sözleşmesinin lex commissoria yasağının istisnası olup dar yorumlanması gerektiğini, inanç sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için sözleşme şartlarının sağlanması ve iktisap edenin kötüniyetli olmaması gerektiğini, sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, taşınmazın devrine ilişkin hükümlerin geçersiz olacağını, davalının 340.000,00 TL verdiği bedel karşında taşınmazı talep ettiğini, tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere ifa zamanında davacının ödeme yapmayı istemesine karşılık borcun sürekli olarak artırıldığı ve taşınmazın devrinden 20 gün sonra taşınmaz üzerinden kredi çekildiğini, taşınmaz üzerine 1.000.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiğini, fazla bedel talebinin savcılık beyanından anlaşıldığını, savcılık dosyası getirtilmeden kredi çekme ve ipotek durumu araştırılmadan karar verildiğini, gelinen aşamada ödünç alınan bedelin depo ettirilerek taşınmazın adına tescili gerektiğini, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmesine rağmen hukuki dinlenilme hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1 72... parsel (yeni 13 18... ) sayılı 20.071, 57... miktarlı tarla ve kargir ev nitelikli taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 25.09.2020 tarihli satış akdi ile 15.000,00 TL bedelle dava dışı ...’a devredildiği, onun taşınmazı 11.12.2020 tarihinde 17.000,00 TL bedelle dava dışı ...’e temlik ettiği, onun da 18.12.2020 tarihinde 18.000,00 TL bedelle davalı ...’e devrettiği, davacı ve davalı arasında imzalanan “PROTOKOL” başlıklı belgede davalı tarafından 20.0 70... tarlanın 15.05.2021 tarihinde 573.000,00 TL bedel ödenerek davacıya devredileceği, davacının 15.05.2021 tarihinde 573.000,00 TL ve 15 00... yeri davalıya vermekle sözleşmenin sona ereceği, yerine getirilmezse davalının taşınmazın %50'sini kendi uhdesinde tutarak diğer % 50'sini davacıya vereceği hususunda anlaşıldığı, tanık olarak dinlenen ... ve ...’in taraflar arasındaki inanç sözleşmesine göre devirlerin yapıldığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verilme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işleme genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazının kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. (818 s. Borçlar Kanunu 818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK). 81 m.; 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 97. m.). Anılan sözleşmelerde taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini, devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de TBK'nın 26... . maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.

Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ilişkilendirilip bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği, şayet delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olduğu üzere taşınmazın inançlı işlemle devredildiği hususunun tespitinde isabetsizlik bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının borcunun net bir şekilde tespit edilmesi noktasında toplandığı açıktır.

Hal böyle olunca; öncelikle davalının borç miktarına ilişkin beyanı olduğu bildirilen ceza soruşturma dosyasının dosya arasına alınması, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davacının davalıya olan borcu net bir şekilde tespit edildikten sonra kalan kısmın TBK'nın 97. maddesi gereği mahkeme veznesine depo etmesi için davacıya süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmaz olmasına rağmen kararda 1 72... parsel şeklinde belirtilmesi ve yenileme işlemi ile 13 18... parsel sayılı taşınmaz olmasına rağmen infazda tereddüt yaratacak şeklinde hüküm tesisi de isabetli değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim