Yargıtay yargitay 2024/1258 E. 2025/5806 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/1258
2025/5806
9 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/1258 E. , 2025/5806 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/147 E., 2023/244 K.
Bozmaya uyularak verilen karar davacı mirasçıları vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ... Noterliğinin 03.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu 531 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı diğer taşınmazlarının bulunduğu alanda yarım kalan inşaat işlerinin tamamlanması amacıyla ...’yı vekil tayin ettiğini, anılan vekaletname kullanılmak suretiyle çekişme konusu 531 parsel sayılı taşınmazın vekil ... tarafından davalı ...’a satış suretiyle devredildiğini, kendisine bir bedel ödenmediğini, tarafların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini, hile ile alınan vekaletname uyarınca devrin yapıldığını ileri sürerek 531 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, 22.06.2015 tarihli dilekçe ile vekil ...’in davaya dahil edilmesini talep etmiştir, davacının yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davayı takip etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... 02.11.2022 tarihli cevap dilekçesinde; iyiniyetli olduğunu, Ayvalık’ta yazlık almak amacıyla yer ararken ... Emlak sahibi ...’ın gösterdiği dava konusu taşınmazı almaya karar verdiğini, ...’i tanımadığını, 24.01.2014 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını ve bedeli elden ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.10.20 15... /99 Esas, 2015/598 Karar sayılı kararı ile dahili davalı ... yönünden davanın husumetten reddine; davalının, davacının safiyane halinden ve yaşlılığından yararlanarak noterde vekaletname düzenleterek bu vekaletname ile davacının üzerine kayıtlı taşınmazı ...'a devrettiği, ... ile ...'nın aralarındaki ilişki ve taşınmazın devir tarihi ile vekaletname tarihi arasındaki süre ve taşınmaz bedeli dikkate alındığında devrin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece, karar taraflarca temyiz edilmediğinden 28.04.2016 kesinleştiğine ilişkin şerh verildiği, 17.02.2020 tarihinde davalı ...’in temyizi üzerine Mahkemece, temyiz talebinin süreden reddine ilişkin 19.02.2020 tarihli ek karar verildiği, ek kararın davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 24.05.2021 tarihli 2020/1780 Esas, 2021/2756 Karar sayılı kararı ile; tebliğler usulüne uygun olmadığından ek kararın kaldırılmasına, eksik yatırılan nispi temyiz harcının tamamlanması için dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği, eksikliğin tamamlanması üzerine Dairenin 30.09.2021 tarihli 2021/7362 Esas, 2021/4975 Karar sayılı ilamı ile; davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı, davalı taraf vekiline usulüne uygun olarak dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra gösterecekleri delillerin toplanması, Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/87 Esas, 2015/649 Karar sayılı dava dosyası da getirtilmek suretiyle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş; davacı vasisi vekilinin karar düzeltme isteği Dairece reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden husumet yokluğundan, davalı ... yönünden el ve işbirliği hali ispatlanamadığından davanın reddine, taşınmazın davalı ... adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin tebliğinde sorun olmadığını, bozma kararının yerinde olmadığını, davalının yazlık almayı amaçlamasına rağmen zeytinlik vasıflı taşınmazı aldığını, vekaletin hile ile alınarak 6 adet taşınmazın devrinin yapıldığını ve bedel ödenmediğini, davalının iş birliği içinde olduğunu, diğer davalarda talebin kabul edildiğini, davacının taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, temlikteki bedel ile keşfen saptanan değer arasında fark bulunduğunu, emlak alım sözleşmesinde emlakçı değil vekilin imzası bulunmasının birlikte hareket edildiğini gösterdiğini, sözleşmede bahsi geçen 130.000,00 TL’nin banka yoluyla ödenmesi gerektiğini, tanıkla ispatının mümkün olmadığını, davalı tanık beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 531 parsel sayılı 10.3 50... miktarlı zeytinlik nitelikli taşınmaz 1937 doğumlu davacı ... adına kayıtlı iken 30.01.2014 tarihinde vekil dahili davalı ... tarafından 11.000,00 TL bedelle davalı ...’a temlik edildiği, davalıyı akitte vekil ...’ın temsil ettiği, ... Noterliğinin 03.01.2014 tarihli ... yevmiyeli vekaletnamesi ile davacının, taşınmaz alımı, Edremit’te bulunan 76... , 1 01... , 531, 1 20... , 5 49... parsel sayılı taşınmazları dilediği bedelle dilediği kişiye satmaya, satış bedellerini almaya, ifraz-parselasyon, bankadan para çekme-yatırma vs. için ...’yı vekil tayin ettiği, vekilin 19.02.2014 tarihinde azledildiği; Mahkemenin kabul kararına kesinleşme şerhi işlenmesi üzerine taşınmazın 01.07.2016 tarihinde tekrar davacı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024. maddesinde ise; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; Mahkemece kayıt maliki olan davalı ...'in iyiniyetli olduğu benimsenmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Şöyle ki; davalı ...'in cevap dilekçesinde yazlık amacıyla kullanmak için taşınmaz aradığını beyan ettiği ve satış bedelini elden ödediğini savunduğu, davalı tarafından sunulan ... ve ... Emlak adına ... imzalı 24.01.2013(tarihin maddi hatalı olduğu 2014 olması gerektiği belirtilmekle) emlak alım satım sözleşmesi başlıklı belgede taşınmazın 130.000,00 TL bedelle alımı konusunda anlaşıldığı, satış bedeline mahsuben 300 Euro kapora alındığının belirtildiği, tanık olarak dinlenen ... sözleşmeden birkaç gün sonra tapu işlemleri için kendisi, davacı, davalı ... ve ...’in birlikte Tapu Müdürlüğüne gittiğini, davalı ...’in bizzat mı işlem yaptığını hatırlamadığını, satış bedeli 300 Euro ve 130.000,00 TL bedeli ...’in elden ...’e verdiğini beyan ettiği, diğer tanık ...’ın ise davalının 300 Euro kapora verdiği, ertesi gün yurt dışına döneceği için kayınpederine vekalet verdiği, paranın bir miktarını hesaptan bir miktarının da Türkiye’de hazır olduğunu söylediğini beyan ettiği, ayrıca dosya arasına bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda taşınmazın temlik tarihinde 108.500,00 TL olduğunun tespit edildiği, bozma sonrası alınan raporda ise iki ayrı hesaplama yöntemi ile temlik tarihinde 313.000,00 TL ve 247.000,00 TL olacağının tespit edildiği anlaşılmakla, tanık beyanları ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca; öncelikle keşif yapılıp raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek dava konusu taşınmazın temlik tarihi itibariyle değerinin belirlenmesi, bedeller arasında fark bulunup bulunmadığının tespiti, akitte satış bedeli 11.000,00 TL olmasına rağmen davalı, taşınmazı 130.000,00 TL bedelle satın aldığını belirttiğinden bedelin ödenip ödenmediğinin araştırılması, davalı tanıklarının akitte tarafların bulunup bulunmadığı, bedelin ne zaman ve ne şekilde kime ödendiği hususunda farklı beyanları bulunduğu gözetildiğinde tanıkların tekrar dinlenilmesi ve beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, beyanları arasında yine çelişki bulunması halinde birbirleri ile yüzleştirilerek çelişkilerin giderilmesi, davalı ...’in dahili davalı ... ile birlikte hareket edip etmediği ve taşınmazı ediniminin iyiniyetli olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; Mahkemece, kararın gerekçesinde davanın dahili davalı ... yönünden husumet yokluğundan, davalı ... yönünden ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde davanın reddine şeklinde hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı mirasçıları vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı mirasçıları vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ve dahili davalıdan alınmasına,
Dosyanın Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.