SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2024/1066 E. 2025/5590 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/1066

Karar No

2025/5590

Karar Tarihi

2 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2024/1066 E. , 2025/5590 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3164 E., 2024/172 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/435 E., 2023/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...'un 12.12.2016 tarihinde öldüğünü, dava konusu 1 72... parsel sayılı taşınmazdaki "tripleks villa" nitelikli taşınmazın 26.08.2016 tarihinde muris tarafından davalıya devredildiğini, devrin gerçek bir satış işlemi olmadığını, taşınmazın muvazaalı olarak ve bedelsiz bir şekilde murisin eski gelini olan davalıya devredildiğini, davalı ile eski eşi ...'in resmiyette boşandıklarını ancak bu boşanmanın ...'un iflas etmesi üzerine haczi önlemek amacıyla yapılan bir boşanma olduğunu, aynı evde aile olarak birlikte yaşadıklarını, murisin kendisine ait taşınmazı satması için herhangi bir ihtiyacı veya zorunluluğu olmadığını, taşınmazın ailenin en büyük oğlu olan ...'in baskı ve talebi ile murisin hastalığının arttığı dönemde ve ölümünden hemen önce bedelsiz olarak davalıya devredildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına miras payı oranında tesciline karar verilmesini talep etmiş, 11.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın hukuki sebebini ıslah ederek vekaletin kötüye kullanılması hukuki sebebine de dayalı olarak inceleme yapılıp dava konusu taşınmazın davacının miras payı oranında davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; inançlı işlemin yazılı delille ispatlanması gerektiğini, davalı ile ... arasında hiçbir şekilde inançlı işlem yapılmadığını ve aralarında mirasçılık ilişkisi olmadığını, dava konusu taşınmazın davalıya ait olduğunu, davalının taşınmazı satın alamayacağı ve devrin muvazaalı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davalının terekeye göre üçüncü kişi konumunda bulunduğu, davacının tereke adına değil de miras payı oranında istekte bulunduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 7 01... maddeleri hükmünce davacı tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişiye karşı açılan miras payı oranında tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının, mirasbırakana teban vekaletin kötüye kullanılması iddiasına dayalı olarak da pay oranında iptal tescil istekli dava açtığı, bu tür iddialara ilişkin davaların tereke adına açılmasının Türk Medeni Kanunu'nun 701 ve devamı maddeleri gereği olduğu ve paya ilişkin davanın dinlenme olanağının bulunmadığı gerekçesi ile davacı ve davalı vekillerinin istinaf isteğinin HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslah dilekçesinde davanın öncelikle dava dilekçesindeki talep doğrultusunda muris muvazaası olarak kabulü ve tapu iptali ve tescil kararı verilmesi, ispatlanan maddi vakıaların vekalet görevinin kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi halinde ise bu sebeble davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, terditli olarak yapılan ıslah dilekçesinin hatalı değerlendirildiğini, muris muvazaasının şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmaksızın karar verildiğini, aksi durumda dahi tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi veya terekeye temsilci tayin edilmesi hususunda süre verilmesi gerekirken, böyle bir süre verilmeksizin doğrudan davanın reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, davanın usulden değil esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak açıldığını, tanık dinlendiğini, keşif yapılıp harcın tamamlandığını, karar verileceği sırada davacının davayı ıslah ettiklerini bildirdiğini, davacının dayandıkları hukuki sebebi değiştirerek tam ıslah yaptığını, bunun için bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesinin hazırlanıp tebliği gerektiğini, davacı vekilinin HMK’da öngürülen süreye uymadığını, davada usulen yapılmış bir ıslah bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddedilmesinin de hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu itirazların değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden; muris ...’un 12.12.2016 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı ile dava dışı oğulları ..., ..., ... ve ...’un mirasçı olarak kaldıkları, davalının, murisin oğlu ...’in eski eşi olduğu, murisin dava dışı oğlu ...’i vekil tayin ettiği ve vekilin, murisin maliki olduğu 1 72... parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümü 26.08.2016 tarihinde davalıya temlik ettiği, davacının “Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talebidir.” konulu dava dilekçesinde temlikin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, murisin oğlu dava dışı ...’in baskısı ve talebi sonucunda devrin gerçekleştirildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına aynı oranda tesciline karar verilmesini talep ettiği, 22.02.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın “tapu iptali ve tescil şartlarının bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu” şeklinde nitelendirildiği, davacı vekilinin 11.11.2022 tarihli “ıslah dilekçesi” konulu dilekçeyle toplanan delillerden, dinlenen tanıkların ve davacının isticvap suretiyle alınan beyanlarından temlikin murisin bilgisi ve rızası olmadan, satış tarihinden 13 yıl önce dava dışı ...’e verilen genel vekaletnamedeki yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştiğinin anlaşıldığını belirterek davanın öncelikle vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden değerlendirilmesini, aksi halde muris muvazaası iddiası yönünden değerlendirilerek taşınmazın tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına aynı oranda tesciline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince ıslah dilekçesi sonucunda davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayandırıldığı ve anılan iddia doğrultusunda muris muvazaası iddiasının incelenemeyeceği, davacının vekalet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin iddiasını ise terekeye 3. kişi konumunda olan davalıya karşı miras payı oranında tapu iptali ve tescil talep ederek ileri süremeyeceği gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, murisin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup davacı dışında başkaca mirasçıların bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan bir tanesinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçılarının davada muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi) tartışmasızdır. O halde, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı olarak davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil talep edilen eldeki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı gözetilerek vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir.

Davacı vekilinin diğer ve davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; ıslah, davanın tamamen ıslahı ve kısmen ıslahı olmak üzere ikiye ayrılır. Zira 6100 sayılı Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir” şeklindeki hüküm ile bu husus düzenlenmiştir. Dava dilekçesinin verilmesi dâhil, tüm usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuran ıslaha davanın tamamen ıslahı, buna karşılık tarafın, teşmil edeceği noktadan itibaren usûl işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğuran ıslaha ise kısmen ıslah denir. Davacı taraf, iddiasını yani dava sebepleriyle talep sonucunu değiştirmek istiyorsa, yapacağı ıslah davanın tamamen ıslahı olacaktır. Buna karşılık iddianın yani dava sebepleriyle talep sonucunun değiştirilmesi değil de, genişletilmesi isteniyorsa, müracaat edilebilecek olan ıslah türü davanın kısmen ıslahıdır.

Davanın tamamen ıslahında dava dilekçesinin verilmesi dâhil o ana kadar yapılan tüm usûl işlemleri geçersiz kılınmakta adeta yargılamanın en başına dönülmektedir. Buna karşılık kısmen ıslahta kısmen ıslahın kapsamına dâhil edilen, ıslaha başvuran tarafın kısmî ıslahını teşmil ettiği usûl işlemleri geçersiz hâle gelir. Islahla davada düzeltme (değiştirme) yapıldığından; ıslah yapan tarafın ıslahı anından geriye doğru olan işlemler kural olarak yapılmamış sayılır (6100 sayılı Kanun madde 179). Bu hükmün amacı, ıslahtan önceki işlemleri ve sonuçlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Islahın hukuki niteliğine gelince, taraflardan birinin tahkikat aşamasında yapmış olduğu usul işlemini düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılan ıslahın yapılabilmesi için hâkimin onay vermesine veya karşı tarafın muvafakatini almaya gerek yoktur. Hâkim, sadece ıslahın koşullarını inceler ve yapılan ıslahın geçerli olup olmadığını değerlendirir.

Islahın amacı ise yargılama sürecinde şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Islah, tahkikat aşamasında yapılmış olan hatalı bazı taraf usul işlemlerini bir defaya mahsus olmak üzere düzeltme hakkı veren hukuki bir çaredir. Islah yoluna başvuran taraf, diğer hukuki imkânlara nazaran daha kısa sürede ve daha az masrafla gerçekte istediği sonuca ulaşır. Sonuç olarak ıslah, dava sebebinin veya savunmanın değiştirilmesi, delillerin ileri sürülmesi ve davaya dâhil edilmemiş vakıaların davaya dâhil edilmesi amaçlarına hizmet eden hukuki bir müessesedir. (YHGK’nın 29.11.2023 tarih, 2022/1-843 Esas, 2023/1162 Karar sayılı kararı)

Somut olayda; davacı vekili 11.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu temlikte vekalet görevinin kötüye kullanıldığını da ileri sürmüş olup bir davada 11.04.1990 tarihi,1990/1-152-236 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere birden fazla hukuki sebebe dayanılmasının olanaklı olduğu gözetildiğinde 11.11.2022 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki vakıalara yeni bir vakıa ekleyerek kısmi ıslah dilekçesi sunulduğu sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davacının muris muvazaası iddiası yönünden değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1- Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Davacı ve davalı vekillerinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,

04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına; davacı vekili duruşmaya katılmadığından bu yönden karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim