SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/8037

Karar No

2025/9423

Karar Tarihi

24 Aralık 2025

1. Ceza Dairesi 2025/8037 E. , 2025/9423 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/207 E., 2024/305 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 17.09.2025 tarihli ve 2025/2426 Esas, 2025/6071 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2025 tarihli ve 2025/25678 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308. maddesi gereğince yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 30/3. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunma hükümlerinin uygulanarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması" talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE
1.Sanık ile torunu olan maktulün ikamet ettikleri İstanbul'dan Tekirdağ'a birlikte geldikleri, sanığın aldığı bağ evi ve tarla ile ilgilenmek üzere bağ evine gittiği, maktulün de yüksek lisans öğrencisi olması nedeniyle dedesine bağ evine gelmeyeceğini söyleyerek yanından ayrıldığı, sanığın bağ evinde akşam saatlerinde tek başına uyuduğu, saat 23:30 civarlarında maktulün dedesinin bağ evine geldiği, bağ evinin dışında telefon ışığını gören sanığın korktuğu, yaşı nedeniyle kullandığı işitme cihazının kulağında takılı olmadığı, gelen şahsın kim olduğunu anlayamadığı, gözüne de ışık gelmesi nedeniyle gelen şahsın kötü niyetli biri olabileceği düşüncesi ile ruhsatlı tabancası ile karşıdan gelen şahsa hedef gözeterek birden fazla el ateş ettiği, vücuduna üç mermi isabet eden maktulün tedavi gördüğü hastanede olay tarihinden 6 gün sonra ateşli silah mermi çekirdeği isabetine bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü anlaşılmıştır.

2.Sanığın kalmakta olduğu bağ evinde tek başına bulunduğu sırada dışarıdan ses duyması üzerine kapıya yöneldiği, daha önce yaşadığı tartışmalar nedeniyle korkup tabancasını yanına aldığını beyan ettiği, yaşı nedeniyle kullandığı işitme cihazını uyurken çıkardığı için olay anında kulağında işitme cihazının bulunmadığı, bağ evinin kapısından dışarıdan tarla içinden gelmekte olan şahsa seslendiği, "gelen şahsın ışık tuttuğunu, ses vermediğini, ses verse bile işitme cihazı takılı olmadığı için duymamış olabileceğini" beyan ettiği, telefonun ışığıyla şahsın yaklaşması sonucu şahsa hedef gözeterek birden fazla el ateş edip öldürdüğü olayda; sanığın gelen kişiyi görüp ateş ettiğine dair beyanları, birden fazla el ateş etmesi dikkate alınarak, sanığın atılı kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına ilişkin takdir ve değerlendirmede isabetsizlik görülmediği, sanığın torunu olan maktule yönelik eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 82/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu, ancak sanığın gelen kişinin torunu olduğunu bilmediğinden 5237 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinden yararlandırıldığı, nitelikli kasten öldürme suçu yerine 5237 sayılı Kanun'un 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçundan cezalandırıldığı, ayrıca suçun işleniş biçimi, oluş ve tüm dosya kapsamına göre meşru savunma hükümlerinin yasal uygulanma koşullarının oluştuğuna dair 5237 sayılı Kanun'un 30/3. maddesi bağlamında kaçınılmaz bir hatadan söz edilemeyeceği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 17.09.2025 tarihli ve 2025/2426 Esas, 2025/6071 Karar sayılı esastan red onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanık ...’ın ölen ... ile dede-torun oldukları, sanığın Tekirdağ-Nusratlı Köyünde bağ evi ve tarlasının bulunduğu, torun İsmail’in Namık Kemal Üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi olduğu,
Olay günü 18.09.2019 tarihinde sabah saatlerinde dede ve torunun birlikte dede İsmail’in kullandığı araçla İstanbul’dan Tekirdağ’a geldikleri, torun İsmail’in Tekirdağ’da kalacağını bağ evine gelmeyeceğini söylediği, bunun üzerine dede İsmail’in torununu okuluna bırakıp bağ evine gittiği, aynı gün akşama kadar tarlada çalıştığı ve akşam olunca torununu telefonla arayarak çok yorulduğunu, İstanbul’a kadar araba kullanamayacağını, kendisinin bağ evinde kalacağını belirttiği, torununun bağ evine gelip gelmeyeceğini sorduğu ancak torununun kesin bir cevap vermediği, bunun üzerine sanık dedenin torunu İsmail’in kendi imkanları ile İstanbul’a döndüğünü düşünerek saat 21:00 sıralarında bağ evinde uyuduğu,
Sanığın gece 23:30 sıralarında namaz kılmak için uyandığı, tuvaletin bağ evinin dışında olduğu, abdest almak için dışarı çıktığında, aynı saatlerde torun İsmail’in sanığın bulunduğu bağ evine doğru gelmekte olduğu, ışık olmadığı için elindeki cep telefonunun ışığı ile gelirken aralarında 7-8 metre kalmakta iken, sanığın bir şahsın gözüne ışık tuttuğunu görünce, önce şahsa bağırdığı ancak işitme cihazını çıkarmış olması nedeniyle torunun cevabını duymadığı, telaşa kapılarak masa üzerindeki ruhsatlı tabancasını alarak önce havaya 1-2 el ateş ettiği ancak karşı taraftan bir tepki gelmemesine rağmen ışık tutan şahsın üzerine 6-7 el ateş ettiği, tekrar tabancasına mermi doldurduğu, bu sırada ışık tutan şahsın yere düştüğü, sanık dede İsmail’in ışık tutan şahsın yanına gittiğinde bu şahsın torunu İsmail olduğunu gördüğü, yaralı torun “Dede beni hastaneye götür” demesi üzerine sanığın oğlunu arayarak durumunu haber verip yaralı torununu araca alıp polis noktasına götürdüğü, durumun sağlık birimlerine bildirildiği, ambulansla hastaneye kaldırılan maktulün vücuduna 3 mermi isabet ettiği, göğsüne isabet eden merminin iç organ yaralanmasına sebep olduğu, iç kanama sonucu olaydan 6 gün sonra öldüğü anlaşılan olayda;

Yerel mahkemenin olayın olası kastla öldürülme suçu olduğundan bahisle, TCK 81/1, 21/2. maddesinden 16... ay hapis cezası verdiği,
Kararın aleyhe temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemiz tarafından “sanığın gelen kişiyi görüp ateş ettiğine dair beyanları, birden fazla ateş etmesi’’ dikkate alınarak sanığın “doğrudan kastla öldürme suçundan cezalandırılması” için kararın bozulduğu,
Bozma üzerine Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesince doğrudan kastla öldürme suçundan TCK 81/1., 62. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası verildiği,
Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından kararın temyizi üzerine Onama kararı verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca olayda TCK 30/3. maddesinde belirtilen ceza sorumluluğunu kaldıran “hukuka uygunluk nedenlerinden olan meşru savunma koşullarının varlığı hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen’’ sanık hakkında “beraat kararı’’ verilmesi için itiraz edildiği,
Sayın çoğunluk, olayın doğrudan kastla öldürme suçu olduğunu belirterek itirazı Red ettiğinden, sayın çoğunluğun kararına, olayın “bilinçli taksirle” işlendiğinden muhalifim.
Şöyle ki;
TCK 30/3. maddesinde “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanacaktır.” şeklinde belirtilmektedir. TCK’da ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında hukuka uygunluk nedenleri ve kusurluluğu etkileyen nedenler düzenlenmiştir.
TCK 30/3. maddesinin uygulanması için, meşru müdafaa koşullarının gerçekleştiği hususunda veya kusurluluğu azaltan koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşülmesi gerekir. Failin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak kaçınılmaz bir hataya düşüp düşmediğinin araştırılması gerekir. Failin hataya düşmesi bakımından ona yüklenebilecek bir dikkat ve özensizliğin de bulunmaması gerekir. Hatanın kaçınılmaz olması gerekir, hata eğer kaçınılabilir ise yani fail dikkat ve özenli davransa idi bu durumda hukuka uygunluk koşullarının oluşmadığını bilebilecek durumda ise bu durumda TCK 30/3. madde olmayacak, failin sorumluluğu açısından TCK 30/1. maddeye gidilecektir. Yani sanığın taksirle sorumluluğuna gidilebilecektir.
Somut olayda, meşru müdafaa şartlarından en önemli şart olan “saldırı şartı” yoktur. Yani olayda maktülün sanığa yönelik bir saldırısı yoktur. Yine “ölçülülük şartı” yoktur. Sanık, maktul torununu otopsi raporuna göre 3 kurşunla öldürmüştür. Bu nedenle sanığın gerekli dikkat ve özeni göstermediği, kendisine bir saldırı olmadığından hatanın kaçınılabilir olduğu ve meşru savunma koşullarının olayda oluşmadığı kabul edilmelidir.
Sanığın olayda öldürücü nitelikte olan silahını doğrudan kendisine ışık tutan kişiye ve onun öldürücü bölgelerine ateşlemesi, özellikle birden fazla ateşlemesi, karşıdaki kişinin canlı bir kişi olduğunu ve onun ölebileceğini öngördüğü anlamını taşır. Ancak sanık bu meydana gelen neticeyi yani çok sevdiği torununu öldürmek istememiştir. Bu nedenle onu alıp hemen hastaneye götürmek istemiştir.
Olayda TCK 30/3. maddesi anlamında kaçınılmaz bir hata değil, “kaçınılabilir bir hata’’ söz konusudur. Somut olay dikkate alınarak sanığın TCK 30/3. maddesi kaçınılmaz hatadan değil, kaçınılabilir bir hatadan yani TCK 30/1. maddesi delaletiyle TCK 85/1, 22/3. maddesinden “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan cezalandırılması gerektiğinden, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

KARŞI OY

Sanığın tek başına kalmakta olduğu bağ evinde gece karanlığında gelen torununu öldürdüğü olayda, Dairenin sanığın kasten öldürme suçundan sorumlu olduğuna karar vermesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanık hakkında TCK m. 30/3 delaletiyle TCK m. 25/1 uyarınca beraat kararı verilmesi için itiraz etmiştir. Sanığın mefruz haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu işlediği kanaatiyle, sanık hakkında kasten öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle itirazın reddedilmesine ilişkin Daire kararına ve sanığın ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerden meşru savunma koşullarının varlığı hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğünü kabul eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazına katılmadığımdan bu karşı oy yazısı yazılmıştır.

1. Sanık Hakkında Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği
Objektif olarak bulunmayan yanılarak ya da yanıltılarak var sandığı bir eylemin doğurduğu hiddet veya şiddeti eylemin etkisi altında kişi pekâlâ suç işleyebilir. Böyle bir durumun varlığı halinde “mefruz tahrik” konusu gündeme gelecektir. Zira TCK m. 30/3’de “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatasından yararlanacağı düzenlenmiştir. Buna göre üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata hem de kusurluluğu etkileyen hâllerle ilgili hata düzenlenmiştir.
Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır.
Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması gerekmektedir. Hataya düşmenin kaçınılmaz olmasını, kusursuz olmak şeklinde anlamak gerekir. Bunun için fail, fiili işlediği sırada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususundaki hatası nedeniyle kınanamamalı, dikkatsiz ve özensiz davranmış olmamalıdır. Diğer bir ifadeyle, kaçınılmazlık hali takdir edilirken, failin gereken dikkat ve özeni göstermesi durumunda bu hataya düşüp düşmeyeceği belirlenerek uygulama yapılmalıdır.
Failin gereken dikkat ve özeni göstermesi yönünden yapılan bir değerlendirme de ise hatanın kaçınılmaz olup olmadığı objektif koşullara göre değil, failin yaşı, fiziki ve ruhsal durumu, eğitimi, tecrübesi, sosyal yaşam içindeki konumu ve somut olaydaki durumu dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde, tanık beyanları da dikkate alındığında sanık ile mağdurun yakın akrabalık ilişkisi yanında birbirlerini çok sevdikleri ve birlikte zaman geçirdikleri anlaşılmaktadır. Olaydan sonraki sanığın pişmanlığı da dikkate alındığında sanığın dünya üzerinde en son öldürebileceği kişilerden birini öldürdüğü kabul edilmelidir.

Söz konusu olayın gerçekleşme nedeni bağ evinin ıssız bir
yerde olması, bağ evinde ışık olmaması, mağdurun gece vakti gelmesi nedeniyle sanığın mağduru tanıyamaması ve sanıkta ciddi bir işitme kaybının mevcut olmasıdır. Ayrıca bağ evinin bulunduğu yer itibarıyla sanığın zaten tedirgin olduğu, bu nedenle sürekli yanında silah bulundurduğu anlaşılmaktadır. Sanık uykusundan kalktıktan sonra bağ evinin dışına çıkmış, bu sırada evin yakına gelen mağdurun elindeki feneri yüzüne tutması nedeniyle kendi ifadesiyle ürkmüş ve panikleyerek ışığı tutan kişiye karşı çok sayıda ateş etmiştir. Sanığın yaşı, duyma duyusunun zayıflığı, gece vakti olması nedeniyle sanığın tedirginliği, İstanbul’a gittiği düşüncesiyle mağdurun gelmeyeceğini düşünmesi ve birden yüzüne ışık tutulması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kaçınılmaz şekilde haksız bir saldırıyla karşı karşıya olduğu tasavvuru altında fiili işlediği ve haksız tahrik hükümlerinden yararlanması gerektiği kanaatiyle Dairenin kararına iştirak edilmemiştir.

2. Sanık Hakkında Meşru Savunma Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiği
TCK’nın 30. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanacaktır. TCK’da ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında, hukuka uygunluk nedenleri ve kusurluluğu etkileyen nedenler birlikte düzenlenmiş olduğundan, hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hatanın da üçüncü fıkra kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, bir hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında yanılgıya düşülmesi halinde, fail işlediği fiilde haksızlığın unsurlarının gerçekleştiğinin farkındadır ama somut olayda hukuka uygunluk nedeni bulunmamasına rağmen, bir hukuka uygunluk sebebinin şartlarının gerçekleştiği, yani somut olayda fiile ilişkin olarak hukukun izin verdiği bir halin mevcut olduğu düşüncesiyle hareket etmektedir. Diğer bir ifadeyle fail, belirli bir olayda işlenen fiili hukuka aykırı olmaktan çıkaran maddi bir sebebin varlığı, yani hukuka uygunluk sebebinin şartlarının gerçekleştiği hususunda hataya düşmektedir. Bu durumda fail, gerçekleştirdiği fiilin haksızlık teşkil ettiğinin bilincindedir, ancak somut olayda bir hukuka uygunluk sebebinin gerçekleştiğini düşünerek fiili işlemektedir. Hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarındaki hatanın, failin içinde bulunduğu koşullar bakımından kaçınılmaz olması, diğer bir ifadeyle failin hataya düşmesi bakımından ona yüklenebilecek bir özensizliğin bulunmaması durumunda cezaya hükmolunmayacaktır. Eğer hata kaçınılabilir ise, yani fail özenli davransaydı hukuka uygunluk nedeninin şartlarının oluşmadığını bilebilecekti denebiliyorsa, artık hata kaçınılabilir kabul edilecek ve failin sorumluluğu devam edecektir.
Somut olayda yukarıda belirttiğimiz üzere sanık haksız bir saldırı altında olduğu konusunda hataya düşerek fiili işlemiş olsa da, sanığın meşru savunma koşullarının gerçekleştiği konusunda hataya düşüp düşmediği ayrıca tartışılmalıdır. Zira haksız saldırının varlığı meşru savunmanın şartlarından sadece biridir. Bu nedenle kişinin haksız bir saldırı altında olduğunu düşünerek fiili işlemesi meşru savunmaya ilişkin cezasızlık nedeninden yararlanması için yeterli değildir. Nitekim meşru savunma amacıyla işlenen fiillerin hukuka uygun olabilmesi için, haksız saldırının varlığı yanında savunmanın maruz kalınan saldırıyı defedecek ölçüde olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, saldırıya uğrayan kişi, ancak bu saldırıyı etkisiz kılacak ölçüde bir davranış gerçekleştirdiği takdirde, meşru savunma hukuka uygunluk nedeninden yararlanacaktır.

Dolayısıyla meşru savunmaya ilişkin koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanması için mefruz haksız saldırı yönünden orantılı hareket edip etmediği araştırılmak zorundadır. Eğer sanık hataya düştüğü kabul edilebilecek muhtemel bir saldırının niteliğine ve ağırlığına uygun bir şekilde bu saldırıyı etkisiz kılacak ölçüde bir savunma gerçekleştirdiyse, hatasının kaçınılmaz olduğu ve meşru savunma kapsamında fiili işlediği kabul edilmelidir. Ancak failin kendini savunma için gerçekleştirdiği fiil maruz kalması muhtemel saldırılar bakımından ölçüsüz ise sanığın gerekli özeni göstermediği ve haksız bir saldırı altında olduğunu düşünse dahi, hatanın kaçınılabilir olduğu ve meşru savunma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu bağlamda, ıssız ve karanlık bir yerde tek başına bulunan sanığın beklemediği bir anda fenerin yüzüne tutulması nedeniyle paniklemesi ve bir saldırı altında olduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edilebilir. Ancak sanığın olayda öldürücü nitelikte olan silahını doğrudan yaşam hakkını ihlal edecek şekilde kullanmış olması, sanığın mefruz saldırı karşısındaki savunmasının ölçüsüz olmasına neden olmuştur. Zira sanık daha önce bir kavga yaşadığından tedirgin olduğunu, önce havaya iki el ateş ettiğini ve karşısındaki kişiyi duymadığını beyan etmiş olsa da, sanık ışığı tutan kişiyi öldürme amacıyla silahındaki tüm mermileri kullanmış ve maktulü üç yerinden vurmuştur. Sanığın yaşı, fiziki ve ruhsal durumu, eğitimi, tecrübesi, sosyal yaşam içindeki konumu dikkate alındığında, böyle bir durumda ışığı tutan kişinin çok farklı nedenlerle orada olabileceğini sanığın öngörmesi gerekmektedir. Bu kişi bahçesinden geçen o bölgede yaşayan bir komşusu olabileceği gibi, oranın boş olduğunu düşünen ve hırsızlık yapmak amacıyla oraya gelen bir kişi ya da daha önce kavga ettiği kişi de olabilir. Böyle bir durumda sanığın haksız bir saldırı altında olduğunu düşünmesi, bu kişilerin doğrudan ateş edilerek öldürülmesinin hukuka uygun görülmesi için yeterli değildir. Sanığın saldırı altında olduğunu düşünerek doğrudan öldürme amacıyla ateş etmesi, olayın terör bölgesinde yaşanması veya kan davası nedeniyle öldürülme tehdidi alması gibi sanığın yaşam hakkına yönelik bir saldırının varlığına inanması için makul nedenlerin olması durumunda tartışılabilir. Ancak gerçekleşen olayda sanık saldırı altında olduğunu düşünse bile, kaynağı ve nedeni belli olmayan saldırının sanığın yaşam hakkına yönelik olduğuna ilişkin hiçbir somut olgu bulunmamaktadır. Üstelik haksız bir saldırı altında olduğunu düşünen sanığın, kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne uymaması sonucunda, torunu da olsa genç bir insan yaşamını kaybetmiştir. Dolayısıyla haksız bir saldırı altında olduğunu düşünerek fiili işleyen sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlanması gerekmekle birlikte, silahını doğrudan yaşam hakkını ihlal edecek şekilde kullanması nedeniyle kendinden beklenen dikkat ve özeni göstermediği ve meşru savunma bakımından kaçınılmaz bir hataya düşmediği kabul edilmelidir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim