SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/7762

Karar No

2025/9628

Karar Tarihi

26 Aralık 2025

1. Ceza Dairesi 2025/7762 E. , 2025/9628 K.

"İçtihat Metni"

UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİTALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TALEP KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesi uyarınca, tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf kanun yolu aşamasında düzeltilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
TALEBE KONU İLGİLİ KURUL KARARI : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 20.10.2025 tarihli ve 2025/6 sayılı uyuşmazlığın
giderilmesi istemi.

UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR:
1- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 12.12.2024 tarih ve 2022/6777 Esas, 2024/3119 Karar sayılı kararı;

Ordu 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli, 2022/2 Esas, 2022/583 Karar sayılı kararı ile sanık ....'ün, nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından

mahkûmiyetine ayrıca hükmolunan cezanın Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine karar verildiği, ancak sanık hakkında ikinci kez mükerrirliğe esas alınan Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2006 tarihli ve 2005/270 Esas, 2006/306 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı bu nedenle sanık hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanma koşullarının bulunmadığı birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle yapılan istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 12.12.2024 tarihli ve 2022/6777 Esas, 2024/3119 Karar sayılı kararı ile bu konuda herhangi bir düzeltme yapılmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, bu karara karşı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince itiraz yoluna başvurulması üzerine ilgili daire tarafından "ikinci kez mükerrirliğe esas alınan mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleştiği, sözkonusu kararda bahsedildiği şekilde bir hukuka aykırılık bulunsa dahi daire önüne gelmemiş böyle bir karara karşı daire tarafından müdahale edilmesinin mümkün olmadığı, öncelikle sözkonusu karara karşı olağanüstü kanun yollarına başvurularak hükmün kaldırılmasının veya düzeltilmesinin sağlanması ve belgeler de eklenerek itirazda bulunulması gerektiği, kaldı ki bu halde dahi durumun infaz sırasında ilgili makamlarca değerlendirilmesinin mümkün olduğu" gerekçesiyle itirazın reddine ve dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 07.03.2025 tarihli ve 2025/25 Esas, 2025/25 Karar sayılı kararı ile aynı gerekçelerle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

2- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli ve 2025/1789 Esas, 2025/1809 Karar sayılı kararı;
Merzifon 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2024 tarihli ve 2024/65 Esas, 2024/434 Karar sayılı kararıyla, sanık ...'nin, kasten yaralama suçundan mahkumiyetine ayrıca hükmolunan cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine karar verildiği, bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli ve 2025/1789 Esas, 2025/1809 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ikinci kez mükerrirliğe esas alınan Merzifon 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/159 Esas, 2021/263 Karar sayılı ilamı tekerrüre esas alınamayacağından, ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı kararı düzeltilerek, ikinci kez mükerrirliğe esas alınan kararın tekerrür uygulamasına ilişkin hükümden çıkartılmasına ve adli sicil kaydına göre ikinci kez mükerrirliğe esas alınabilecek hükmün karara yazılarak bu şekilde hukuka aykırılığın düzeltilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin nitelikte karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35/3, 40/6. maddeleri gereğince, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca, tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf kanun yolu aşamasında düzeltilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin olarak Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ile 4. Ceza Dairesi kararları arasında içtihat aykırılığı bulunmakta olup, bu konudaki içtihat aykırılığının giderilmesi gerektiği yönündeki talepte bulunulması üzerine;

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 20.10.2025 tarihli ve 2025/6 sayılı ek kararı ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ile 4. Ceza Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasında UYUŞMAZLIK BULUNDUĞUNA, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen Kanunun 35/3 maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir suretinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE karar verilerek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.

KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.11.2025 tarihli ve 2025/122819 sayılı tebliğnamesinde;
“696 sayılı KHK'nın 92/2. maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 20.10.2025 tarihli ve 2025/6 sayılı ek kararına istinaden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli ve 2025/1789 Esas, 2025/1809 Karar sayılı kararı ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 12.12.2024 tarihli ve 2022/6777 Esas, 2024/3119 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca, tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf kanun yolu aşamasında düzeltilmesinin mümkün olduğuna dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararı yönünde giderilmesi” yönünde görüş bildirmiştir.

KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
1-5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun, 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35/3. maddesi;
",..(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen keşin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye maihkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
(Değişik fıkra: 20/11/2017 - KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 01/02/2018- 7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.

2-5237 sayılı TCK'nin 58. madde hükmü;
“Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
MADDE 58. - (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir."

3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (1) inci fıkrasının (d) bendi ile (2) nci fıkrası;
“Mükerrirler ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri,
Madde 108 - (1)........ (d);...... Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir. (Ek cümle 14.04.2020 - 7242 S.K./49. md )
(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.
şeklinde düzenlenmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
1.Samusun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık İlk derece mahkemesince, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf kanun yolu aşamasında dikkate alınarak, düzeltilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.

2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da mükerrirlik bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir. Sanık mükerrir ise 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan düzenleme gereğince, sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasının infazından sonra da hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekmekte olup, aynı maddenin yedinci fıkrasına göre, bu durumun mutlaka kararda belirtilmesi gerekir. Mükerrirlere özgü infaz rejiminin nasıl uygulanacağı ise aynı maddenin sekizinci fıkrası yollamasıyla 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinde gösterilmiştir.

3. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin birinci fıkrasında, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanacağı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi şartını aramadığı halde, aynı maddenin fıkrasında, cezanın infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.

4. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin ise mükerrirlik açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

5. 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasında tekerrüre esas alınamayacak suçlar sayılmış, beşinci fıkrasında ise fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiş, üçüncü ve altıncı fıkralarında ise mükerrirliğin sonuçları düzenlenmiş, üçüncü fıkrada sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis ve para cezası öngörülmesi durumunda hapis cezasının seçilmesi gerektiği, altıncı fıkrasında ise hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gerektiği belirtildikten sonra yedinci fıkrada bu durumun kararda açıkça gösterilmesi gerektiği, dokuzuncu fıkrada ise mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu hakkında da uygulanmasına hükmedilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

6. 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi, özel bir infaz rejimi olmayıp, tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hallerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Maddeye göre, hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağının hükümde belirtilmesi gerektiği, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağı belirtilmiştir.

7. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır.
Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı hâlde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi hâlinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır.
Tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin sonucu olarak, mükerrir sanık hakkında, sonraki suç nedeniyle kanun maddesinde seçimlik ceza olarak hapis veya adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunması, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gerekmektedir.

8. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2022 tarihli ve 2018/12-542 Esas, 2022/616 Karar sayılı kararında;
“ ....
Sabıka kayıtları, mahkemelerin kesinleşen kararlarına dayanan, devletin resmi bir kurumu tarafından tutulan ve hıfzedilen belgelerdendir, o nedenle aksi sabit olmadıkça bu kayıtlara güven esastır. Okunan sabıka kaydının incelenmesinde, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından herhangi bir tereddüt oluşmuyorsa, sabıka kaydında yer alan ilamların ayrıca tek tek getirtilmesine gerek olmayacaktır. Zira bunun yapılması gereksiz zaman ve emek kaybına neden olacağı gibi, yargılamaların gereksiz yere uzaması sonucunu da doğuracaktır.
Ancak, sanığın sabıka kaydının incelenmesinde, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında tereddüt oluşuyorsa, o takdirde ilgili ilam ya da ilamların getirtilmesi, bunların incelenerek tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi ve denetime imkân verecek şekilde dosyaya konulması zorunludur.

Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarı etkileyebileceği de gözetilerek, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren mahkûmiyetlere ilişkin adli sicil kaydına konu ilamla ilgili olarak sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri uyarınca uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamış ise mahkemesince uyarlama yapılmasının sağlanması ve sonucuna göre sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması şartları bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği düşünülebilirse de; belirtilen araştırmanın hüküm kesinleştikten sonra infaz aşamasında yapılmasının da mümkün olduğu ve Cumhuriyet savcılığınca tekerrüre esas alınan ilam ile ilgili gerektiğinde uyarlama yapılmasının mahkemesinden istenebileceği kabul edilmelidir. Bu kabul, sabıka kaydında yer alan ilamların uyarlama yargılamalarının sonuçlarının beklenmesi nedeniyle yargılama sürecinin uzamasının, bunun sonucunda da zamanaşımına uğramasının ve sabıkası olan sanık ile sabıkasız sanıklar arasında yargılama sürecine ilişkin olarak oluşacak adaletsizliklerin önlenebilmesi açısından da gereklidir.
Ancak, sanığın sabıka kaydında tekerrüre esas olabilecek hükümlülüğü bulunuyor ve bu ilam veya ilamlardaki eylemin de suç olmaktan çıktığı ya da kabahate dönüştüğü dosya içeriğinden açıkça anlaşılabiliyorsa, o takdirde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
Buna karşın, Ceza Genel Kurulunun 07.06.2011 tarihli ve 132-117 sayılı kararında da açıklandığı gibi, sanığın sabıka kaydında tekerrüre esas olabilecek tek bir geçmiş hükümlülüğü bulunuyor ve bu ilamdaki eylemin de suç olmaktan çıktığı ya da kabahate dönüştüğü şüphesi oluşuyorsa, bu takdirde uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması ve yapılmamış ise bunun yapılmasının sağlanması gerekir.

şartlarının bulunmasına rağmen Yerel Mahkemece TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmeyen (iddianamede uygulanmasının talep edilmesi veya talep edilmemiş ise ek savunma hakkı verilmiş olması ya da sabıka kaydının sanığa okunmuş olması şartıyla) ve aleyhe temyiz bulunan hâllerde, Özel Dairece bu konunun 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzelterek onama konusu yapılması, yargılamanın gereksiz yere uzamasının önüne geçecektir. CMUK'nın 322. maddesinin amacı da dikkate alındığında, bu hukuka aykırılığın Yargıtay’ca verilecek bir kararla düzeltilmesi mümkün ve gereklidir. Zira bu hâlde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi konusunda herhangi bir takdir hakkı bulunmadığı gibi, Yerel Mahkemece araştırılması gereken bir husus da bulunmamaktadır.

tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi yeterli olup, kararda ayrıca tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi gerekmeyecektir. Zira bu husus infaz aşamasında dikkate alınacak ve tekerrüre esas olabilecek geçmiş hükümlülüklerin en ağırı 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesinin uygulanmasında esas alınacaktır.
Ancak, tekerrüre esas alınan geçmiş hükümlülüğün kararda gösterilmesinin gerekli olmamasına karşın, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmeden Yerel Mahkemece tekerrüre esas olabilecek geçmiş hükümlülüklerden en ağırı yerine başka bir hükümlülüğün tekerrüre esas alındığının kararda belirtilmesi durumunda, Özel Dairece en ağır cezayı içeren ilamın infazda tekerrüre esas alınması gerektiği açıklaması ve hatalı olarak gösterilen ilamın çıkartılması suretiyle hükmün onanmasının mümkün olup olmadığı konusu üzerinde de durulmalıdır.

Şu hâlde, “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmediği” durumda, “aleyhe değiştirememe ilkesi"nin gözetilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmemiş olması ve aleyhe yönelen temyizin de bulunmaması hâlinde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, hükmün tekerrür hükümlerinin uygulanmaması isabetsizliğinden bozulması mümkün değildir. Bu husus Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 tarihli ve 71-98 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da kabul edilmiştir.
Buna karşın; tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında tekerrüre esas alınamayacak nitelikteki geçmiş bir hükümlülüğü esas alınmak ya da tekerrüre esas geçmiş hükümlülüklerden en ağırının esas alınmamak suretiyle hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığından bahisle hükümden tekerrüre ilişkin bölümün çıkartılması ile yetinilmesinin, hakkında tekerrür hükümleri uygulanması gereken sanığın bu yanılgılı uygulamadan ikinci kez yararlanması sonucunu doğuracaktır.
Bu durumda, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınamayacak nitelikteki veya en ağırı yerine hatalı olarak gösterilen geçmiş hükümlülüğündeki miktar üzerinden oluşan kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle belirlenmesi uygun olacaktır. Diğer bir ifade ile aleyhe yönelen temyiz bulunmaması nedeniyle 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeye eklenecek süre, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı kabul edilmelidir.” şeklinde tekerrür ile ilgili uygulamada karşılaşılan problemlerin çözümü ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir.

9. Bu açıklamalara göre yapılan değerlendirmede; İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükümlerinde, tekerrüre esas alınan mahkeme kararının tekerrüre esas nitelikte olup olmadığı konusunda tereddüt oluştuğu takdirde, tekerrüre esas alınan ilamın getirtilerek incelenmesi, bu inceleme sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda karar verilmesi, bu karar verilirken de istinaf başvurusunun lehe ya da aleyhe yapıldığı dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerekmektedir.

10. Tekerrüre esas olmayan bir mahkeme ilamı tekerrüre esas alındı ve sanığın adli sicil kaydına göre bu ilam dışında başkaca bir mahkumiyet hükmü yok ise ya da hatalı değerlendirme sonucu tekerrüre esas alınması gereken ilam dışında başkaca bir ilamın tekerrüre esas alındığı tespit edildiği takdirde, başkaca tekerrüre esas sabıkası bulunmayan durumlarda ilk derece mahkemesi kararında tekerrür ile ilgili yapılan uygulamanın bulunduğu bölümün tamamen çıkartılması, tekerrüre esas alınması gereken ilam yerine başka ilam tekerrüre esas alındığı durumda ise tekerrüre esas alınması gereken ilam gösterilmek suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi ya da başkaca hukuka aykırılıklar tespit edildi ise bu aykırılıklara tekerrür ile ilgili uygulamanın da dahil edilmesi suretiyle istinaf başvurusunun kabul edilerek bir karar verilmesi, bu karar verilirken de aleyhe değiştirmeme ilkesinin gözetilmesi gerekmektedir.

11. Ayrıca tekerrüre esas alınan ilamda bir hukuka aykırılık olduğu, tekerrür ile ilgili yapılan uygulamanın doğru ve yerinde olup olmadığı konusunda karar verilmesinin, kesinleşen ve ilk derece mahkemesince tekerrüre esas alınan bu ilamda tespit edilen hukuka aykırılığın giderilmesine bağlı olduğu sonucuna varıldığında, tespit edilen hukuka aykırılık gösterilmek suretiyle, öncelikle bu hukuka aykırılığın giderilmesi için olağan ve olağanüstü kanun yollarının işletilmesi ve sonucuna göre tekerrür ile ilgili uygulama bakımından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği kabul edilerek istinaf başvurusu konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir.

12. Bu açıklamalara göre uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin somut olay değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf kanun yolu aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olduğu ve bu yönde karar veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli ve 2025/1789 Esas, 2025/1809 Karar sayılı kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi ile ilgili talebin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ile 4. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine,

Dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.12.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim