SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/4063 E. 2025/8536 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/4063

Karar No

2025/8536

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

1. Ceza Dairesi 2025/4063 E. , 2025/8536 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/301 E., 2025/1032 K.
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I.HUKUKİ SÜREÇ
1.Iğdır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2024 tarihli ve 2023/150 Esas, 2024/391 Karar sayılı kararı ile nitelikli kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği sanığın beraatine karar verilmiştir.
2.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.02.2025 tarihli ve 2025/301 Esas, 2025/1032 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin aleyhe istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d-e, 53/1. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin delil bulunmadığına, hatalı değerlendirme ve varsayımlara dayanılarak mahkumiyet kararı verildiğine ilişkindir.

III.GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan ve hukuka uygun surette elde edilen delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, mahkumiyet kararının dosya ve deliller ile uyumlu olduğu, sanığın cezalandırılmasına ilişkin mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.02.2025 tarihli ve 2025/301 Esas, 2025/1032 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye sayın ...'ün "delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçesiyle hükmün bozulması yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Iğdır 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanığın oğlu olan ...’i öldürdüğü hususunda yeterli delil olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.
Ceza muhakemesinde deliller ispat işlevi yönünden somut olaya özgü deliller (doğrudan/tarihi/belirleyici delil) ve genel nitelikteki deliller (dolaylı/yan delil veya belirti delili) şeklinde ikiye ayrılmaktadır. İspat edilecek olayı doğrudan ispat eden deliller somut olaya özgü deliller iken; ispat edilecek olaya özgü olmayıp, onunla birlikte başka hususları da ispat eden ve sağlamlıklarının araştırılması gereken deliller genel nitelikteki delillerdir
Somut olaya özgü deliller, geçmişte gerçekleşen olayı hakimin zihninde canlandırarak, iki farklı şekilde olayı temsil edebilir. Birincisi olay hakkındaki bilgileri içeren beyan delilidir ki, olaydan sonra ortaya çıkmaktadır. Muhakemede olayın nasıl gerçekleştiğinin anlatması durumunda beyan delili söz konusu olacaktır. Buna göre, sanık açıklamaları, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları beyan delili niteliğindedir. İkincisi ise olayı temsil eden belge delidir ki, genellikle olay anında ortaya çıkmaktadır. Belge, bir gerçeğe tanıklık eden yazı, belge, fotoğraf, resim veya kayıt olabilir. Genel nitelikteki deliller, ispat edilecek olaya özgü olmadıklarından, olay yanında başka hususları da ispat edecek nitelikteki delillerdir. Bu delillere belirti (emare) adı verilmektedir. Bunlar genel nitelikli deliller olduklarından, olay bakımından ispat değerinin sağlamlığının araştırılması gerekmektedir. Belirti niteliğindeki deliller, olaya özgü olmamakla birlikte, dış dünyada ortaya çıkan ve olayın ispatında araç olarak kullanılabilecek olguları ifade etmektedir. Kural olarak tek başlarına ispat kuvvetine sahip kabul edilmeyen belirti delilleri, diğer delillerle birlikte anlam kazanmaktadır.

Vicdani delil sisteminin ve dolayısıyla delil serbestîsinin kabul edildiği bir sistemde, delillerin ispat değeri hakim tarafından belirlenecek olsa da, deliller ispat kuvveti bakımından ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrımda temel alınan nokta, bir delilin sübut bakımından tek başına yeterli olup olmadığıdır. Yoksa ispat vasıtası olan tüm hususların delil kabul edilmesi gerektiği açıktır. Delillerin bir kısmı, olayı doğrudan temsil etmeleri nedeniyle, tek başına olayı ispat edebilecek kuvvette olabilmektedir. Belirleyici delil olarak kabul edilen bu delillere doğrudan delil adı da verilmektedir. Olayı doğrudan gösteren beyan ve belge delilleri bu kapsamda kabul edilmelidir. Buna göre kuşkudan uzak, inandırıcı ve yeterli seviyede bilgi vererek, olayı doğrudan anlatan güvenilir bir tanık beyanı suçun sübutu bakımından yeterli olabilecektir. Buna karşılık delillerin bir kısmı, ispat edilecek olayı dolayısıyla gösterdiğinden, tek başlarına olayı ispat edecek kuvvette kabul edilmemektedir. Belirti (emare) delilleri bu kapsamda olup, bunlara dolaylı delil adı da verilmektedir. Somut olaya özgü olmayıp genel nitelikte olan bu deliller tek başlarına ispat kuvvetine sahip kabul edilmemektedir. Buna göre, diğer delillerin kuvvetlenmesine yardımcı olan belirti delilleri, diğer delillerle birlikte anlam kazanmaktadır.
Somut olayda 2006 yılında işlenen suç nedeniyle uzun süre soruşturma yapılarak, hatta sanık hakkında teknik takip tedbiri uygulanarak toplanan deliller sanık hakkında ciddi bir şüphe oluşmasını sağlayacak nitelikte olsa da, sanık hakkındaki delillerin tamamının belirti delili niteliğinde olmasına ve sanığın maktulü öldürdüğüne dair belirleyici bir delilin elde edilememesine rağmen sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Oysa, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir.
Bu bağlamda; soruşturma ve kovuşturma evrelerinde elde edilmesi mümkün olan tüm deliller toplanmasına rağmen mevcut delillere göre şüphenin, %99'u yenilip, %1 şüpheli kalmış olsa da, şüphe ortadan kalmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, o hususun sabit olmadığının kabul edilmesinin zorunlu olması karşısında, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim