SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/706 E. 2025/8735 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/706

Karar No

2025/8735

Karar Tarihi

9 Aralık 2025

12. Ceza Dairesi 2025/706 E. , 2025/8735 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/407 E. 2024/298 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama- Onama

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına, sanıklar ..., ... ve ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228. maddesinin birinci fıkrası, 102. maddesinin dördüncü fıkrası, 104. maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ilişkin verilen hükümleri, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.10.2023 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar ... ile ...'ın 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine göre kazanılmış hakları dikkate alınarak sanıkların 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşlerini içeren Tebliğname ve ek tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz isteği; kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile verildiğine, taksirle öldürme suçu açısından mahkeme gerekçesinde belirtilen hususların tamamı bina yapımı ve denetim aşamasına ilişkin olup, bu konuda sanıklar hakkında verilen soruşturma izni bulunmadığına, sanıkların kusurlarının bulunmadığına, zorunlu olmayan zemin etüt raporu nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarına, eksik inceleme yapıldığına, numunelerin usulüne uygun alınmadığına, bu nedenle delil olma niteliklerinin kalmadığına, KTÜ raporunun hatalı olarak düzenlendiği ve itibar edilmemesi gerektiğine, kararın gerekçesiz olduğuna, tayin edilen cezaya, Mahkemece kusur durumlarına göre ceza belirlenmediğine, sanıkların yapı ruhsatını düzenleme dışında görevlerinin bulunmadığına, denetim görevinini fenni mesule ait olduğuna, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığından, müvekkillerinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceklerine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkillerinin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zamanaşımına uğramış olduğuna, bu sebeple müvekkiller hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine, bilinçli taksir nedeniyle yapılan artırım oranına, sanıkların taksir düzeyinde dahi sorumlulukları bulunmadığına ilişkindir.

B.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin yıkılan bina için fenni mesullük yapmadığına, taahhütname veya teknik rapor gibi bir evrak düzenlemediğine, 3194 sayılı kanuna göre fenni mesul sayılmasının mümkün olmadığına, müvekkilinin bina bitiminde teknik rapor ve yapı kullanım izni belgesi düzenlemediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanıkların kusur oranlarına göre cezalandırılmaları gerektiğine, sanığın ölümlerden sorumlu tutulmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

C.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın belediye başkanının yokluğu nedeni ile ruhsatnameyi imzaladığına, fiili denetleme görevinin bulunmadığına, binanın izinsiz kullanımınından kullananlar sorumlu olup sanığın sorumlu olmadığına, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verildiğine, hukuk unsuru yönünden değerlendirmenin işlem tarihindeki mevzuata göre olması gerekip sonradan yapılan değişikliklerin getirdiği eksikliklerden aleyhe sorumlu tutulamayacağına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, suç vasfına, eylemin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, bilinçli taksirin oluşmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü ... köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, ... Mahallesinde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, bina sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık ..., yapı ruhsatını düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan belediye görevlilerinin ..., ve ... olduğu, dosya kapsamındaki raporlara göre; ... Apartmanının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 20.05.1997 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 22.10.1999 tarih ve ... numaralı yapı ruhsatı, gerekli muvafakat yazılan ve noter evraklarından binanın projelerinin 1997 yılı ye/veya sonrasında inşa edildiği, apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin mevcut olup, zemin etüt raporu ile statik hesap raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanı 1997 yılından sonra inşa edildiğinden 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 22.10.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, mimari projeden ise binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu, binaya ait yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliği mimari ve statik projeler ile uyumlu olmayıp normal kat yüksekliklerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, ancak söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, yargılama aşamasında alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: "Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu depremde yakılan ... Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle bilirkişi kurulumuzca da itibar edildiği, bu kapsamda ...'nın yıkılan binanın mimari ve statik projesini çizdiği, aynı zamanda yapının fenni mesulü olduğ,u ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçları öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığı, dolasıyla sanığın taksirinin bilinçli olmadığı, sanık ...'ın söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğini öngörmediği sonucuna varılması gerektiği dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı taksirinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, imar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte, inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin 1580 sayılı belediye kanunu 15. madde 79. bendinde; "imar palanlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak" olarak belirtildiği, ancak somut olayda ... apartmanı için statik hesap ve raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği tespit edilmiştir. Statik hesap ve raporu olmayan bina ile ilgili ruhsat veren, bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen ilgili belediye personeli ... (Belediye Fen İşleri Müdür V.) ... (Belediye Başkan V.) VE ...'nun (Belediye Fen Memuru) meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, bu kişilerin somut olayda meydana gelecek neticeler öngörerek hareket ettiklerinden bahsetmek mümkün olmadığından bilinçsiz taksirle hareket ettiklerinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre, somut olayda meydana gelen neticeler bakımından birden fazla kişinin taksirli davranışlarının müessir olduğu ve bu nedenle sanıkların sorumluluklarının belirlenmesinde Türk Ceza Kanununun taksirli suçlarda şahsi sorumluluk esasını gerektiren "Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur, her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir." şeklindeki 22. maddesinin beşinci fıkrasının göz ününde bulundurulması gerektiği, görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği ve mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetlerine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında ise 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin verilen kararların, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ... ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.10.2023 tarihli ilâmıyla;

"...A. Sanıklar ... ve ...'ın Taksirle Öldürme Suçundan Mahkûmiyetine İlişkin Hükümlere Yönelik, sanık ... Müdafii, sanık ... ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden;
... 4. 5237 sayılı Kanun'un 53'üncü maddesinin altıncı fıkrası Yönünden;
TCK'nın 53/6. maddesinde, belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ...'nin temyiz sebebi yerinde görülmüştür.

5. Yargılama Giderleri Yönünden;
Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ... müdafii, sanık ... ile o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.

6. Erteleme Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden;
Mahkemece sanık ... hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 51'inci maddesinin de tayin edilen cezanın süresi nedeniyle uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

7. Re'sen Gözetilecek Sebepler Yönünden;
23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü ... köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, ... Mahallesinde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, bina sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık ... olduğu olayda; birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğunun, etriye aralığının yönetmelikte belirtilen etriye koşullarını sağlamadığının ve yetersiz olduğunun, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun tespit edildiği, bilirkişilerce tespit edilen yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu, sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... ve sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı Kanun'un 22'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

B. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Sanıklar ..., ... ve ... Hakkındaki Düşme Hükümlerine Yönelik Sanıklar ... ve ... Müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden;
Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğunun, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, binada kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı görülmektedir.
İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun (1580 sayılı Kanun) “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15'inci maddesinin 79'uncu bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, yapı ruhsatını düzenleyen fen memuru ..., kontrol eden Belediye Fen işleri müdür vekili ..., onaylayan belediye başkan vekili ...'ın inşaatına başlanılacak yapının inşaatı için 28/12/1999 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan ve imar planında A-3 olduğu halde yapı ruhsatında 4 kat olarak verilmesi nedeniyle 3194 sayılı Kanun'un 22'nci maddesine ve 2 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 3030 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan belediyeler tip imar yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin 34 üncü maddesi ile değişik 57'nci maddesine aykırı olduğu, yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesine aykırı hareket edilmesi, karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16 yı sağlamaması, etriye aralığı açısından yetersizlikler görülmesi, mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırılmasında yetersizlikler olması, parça beton numuneler içerisinde boyut itibarıyla standart dışı büyüklükte agregaların olması, çelik donatı çubuklarında ilgili standartın S220 için öngürdüğü minimum kopma,uzama kriterlerini sağlmaması, zemin kat kolonlarının kesit ve donatı alanı açısından %47'sinin, diğer katlarda da belli oranda yetersizlikler olması hep birlikte dikkate alındığında; sanıkların objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanıklar ..., ... müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş olup, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A-3), (A-4), (A-5) ve (A-7) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli, 2013/200 Esas, 2015/327 Karar sayılı kararına yönelik sanık ..., sanık ... müdafiinin bir kısım temyiz istekleri ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321'inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326'ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından sanıklar ... ve ...'ın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
B. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli, 2013/200 Esas, 2015/327 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321'inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar ... ile ...'ın 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine göre kazanılmış hakları dikkate alınarak neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, bina sahibi ve müteahhidi ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) ... ve Belediye görevlileri sanıklar ..., ... ve ...'ın kusurlu oldukları, 3 kişinin öldüğü depremde, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, meydana gelen ölümler bakımından sanıkların olayın gerçekleşmesindeki etkileri, yasal yükümlülükleri dikkate alınarak, cezanın belirlenmesindeki bireyselleştirme unsuru gözetilmek suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer dosya ve olaylarla karşılaştırıldığında eylem ve sonuç ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde yaptırım miktarları ile sanıklar hakkında fazla ceza tayini,

Kabul ve uygulamaya göre de;
Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanıklar ... ile ...'ın neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen ilk hükümlerin sadece sanıklar tarafından temyiz edildiği ve sanıkların ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları oluştuğundan, ilk hükümde sanıklar hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanıkların neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2025 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim