Yargıtay yargitay 2025/6447 E. 2025/8439 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/6447
2025/8439
2 Aralık 2025
12. Ceza Dairesi 2025/6447 E. , 2025/8439 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/3016 E., 2025/2335 K.
SUÇ : Sahte belge düzenlemek
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte belge düzenleme ile 2011, 2012, 2013 takvim yıllarında sahte belge kullanma suçundan 7394 sayılı Yasa ile değişik 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43... . maddeleri uyarınca 7 yıl 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildikten sonra, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/145 esas sayılı kararı ile uyarlama yargılaması sonucunda sanık hakkında 2011, 2012, 2013 takvim yıllarında sahte belge kullanma ve 2012, 2013 takvim yıllarında sahte belge düzenleme eylemleri nedeniyle hükmedilen toplam 6 yıl 10... gün hapis cezasının sanığa verilen 7 yıl 16 ay hapis cezasından mahsubu ile ek cezaya hükmedilmek suretiyle sanığın cezasının infazının 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına hükmedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi; 2014 yılı sahte belge düzenleme suçunun unsurlarının oluşmadığına, mahsup edilen hükümlerin kanun yararına bozulmasına karar verildiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlar, dosyadaki bilirkişi raporu birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçunu işlediğinin sabit olduğu, yargılama sırasında 7394 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasanın 359/b maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği ve yine yargılama sırasında Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarının iki ayrı suç olmadığı, seçimlik hareketli tek suçu oluşturacağı bildirildiği, bu nedenle sanığın yargılandığı diğer dosyaların da tespit edildiği ve bu kapsamda 2011, 2012, 2013, 2014 takvim yıllarında sahte belge düzenleme ve kullanma eylemleri bir bütün halinde kabul edilerek sanığa temel ceza olarak fatura tutarları nazara alınarak bir hüküm kurulduğu, ancak İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/145 esas sayılı kararı ile uyarlama yargılaması sonucunda sanık hakkında 2011, 2012, 2013 takvim yıllarında sahte fatura kullanma ve 2012, 2013 yıllarında sahte fatura düzenleme eylemleri nedeniyle hükmedilen toplam 6 yıl 10... gün hapis cezasının sanığa verilen cezadan mahsubu ile ek cezaya hükmedilmek suretiyle sanığın cezasının infazının 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
İlk Derece Mahkemesince 18.03.2025 tarihinde yapılan karar duruşmasında Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu, esas hakkındaki mütalaasının alındığı ve sanığın da mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulduğu anlaşıldığından Tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2022 tarihli ve 2022/11-153 esas, 2022/641 karar sayılı ilamında " sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarında failin amaç ve eyleminin birbirinden farklı olması, bu farklı amaçlara ulaşmak için failin tamamen birbirinden ayrı eylemleri gerçekleştirmesi, her iki suçun konusu da vergi kanunlarına göre düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler olsa bile, bizzat düzenlediği sahte belgeyi, kendi mükellefiyetinin vergi beyanında kullanması hâli hariç olmak üzere somut olayımızda olduğu gibi, tek bir failin her iki suçu işlediğinin iddia edilmesi durumunda, kullandığı belgelerin başka bir sahte fatura düzenleyicisi tarafından hazırlanan belgeler; düzenlediği belgelerin ise kendi mükellefiyetine ya da başka mükelleflere ait belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle tanzim ettiği veya tamamen sahte oluşturduğu ve üçüncü şahısların kullanması için verdiği belgeler olması, böyle bir durumda da sanığın düzenlediği ve kullandığı belgelerin, yani suç konularının birbirinden farklılık arz etmesi hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda sanığın, sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarını birbirinden bağımsız şekilde işlediği, sanığın sahte fatura kullanma ve düzenleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasının yerinde olduğu kabul edilmelidir." şeklinde belirtilen gerekçeye göre sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve bu suçların birbirine dönüşmeyeceği kabul edilmekle; somut olayda sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan dava açıldığı, yargılamaya devam edilirken 15/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine eklenen " Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır." düzenlemesi karşısında, sanık hakkında aynı mükellefiyete ilişkin başka bir dava dosyası olup olmadığının araştırıldığı ve sanığın aynı mükellefiyetine ilişkin İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/26 Esas sayılı dosyasında 20 12... takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçundan yargılama yapıldığı ve sanığın ayrı ayrı iki kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 23.03.2021 tarihinde kesinleştiğinin tespit edildiği, yine aynı mükellefiyetine ilişkin İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/139 Esas sayılı dosyası ile 2011, 2012, 2013 takvim yıllarında sahte belge kullanmaa suçundan yargılama yapıldığı ve sanığın üç kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 19.03.2019 tarihinde kesinleştiğinin tespit edildiği, 7394 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle uyarlama yargılaması yapılması için her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilerek İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2023 tarihli ve 2022/274 Esas, 2023/754 Karar sayılı dosyası ile hükümlünün aynı mükellefiyetine ilişkin kesinleşen "2011, 20 12... takvim yıllarında sahte belge kullanma" ve "20 12... takvim yıllarında sahte belge düzenleme" suçlarından yapılan uyarlama yargılamasında ilamların ayrı ayrı aynen infazına ve infazın kaldığı yerden devamına karar verildiği, karara yapılan itirazın reddine karar verilmesi üzerine bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidildiği, her ne kadar kanun yararına bozma yoluna gidildikten ve bu konuda bir bozma kararı verilmeden dosyanın tekrar ele alınması ile ilgili dosyalar hakkında uyarlama yargılaması yapıldığı anlaşılmış ise de; "aynen infazına" şeklinde verilen ve kesinleşen karar ile ilgili olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/2855 Esas, 2025/1668 Karar sayılı kanun yararına bozma ilamında; " İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli ve 2024/152 Değişik İş sayılı kararının, yeniden yapılan uyarlama sonucu zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilen İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2024/145 Esas, 2024/641 Karar sayılı mahkumiyet kararlarının ve bu kararlara yönelik itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2024 tarihli ve 2024/2315 Değişik İş sayılı kararının, hukuki değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede; 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen, 'bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.' şeklindeki düzenleme uyarınca, sahte belge kullanma ve düzenleme suçları yönünden kendi içinde zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği " gerekçesi ile kararın kanun yararına bozulmasına karar verildiği, böylece mahsuba esas alınan hükümlerin kesinleşmediği anlaşılmakla; sanık hakkında yalnızca "sahte belge düzenleme" suçundan hüküm kurulması, İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/26 Esas sayılı dosyasında 20 12... takvim yıllarında sahte belge düzenleme eylemi yönünden uyarlama yargılamasının sonucu beklenerek kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.