SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2022/3941 E. 2025/8785 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3941

Karar No

2025/8785

Karar Tarihi

10 Aralık 2025

12. Ceza Dairesi 2022/3941 E. , 2025/8785 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/13 E., 2021/470 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVATARİHİ : 24.06.2019
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli ve 2024/2-209 Esas, 2024/168 Karar sayılı ilamında "... 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesini de değiştiren 3220 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 15.06.1985 tarihinden itibaren anılan madde, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağına dair genel kuralın istisnasını; "Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır." şeklinde sarahatle belirtmesine, işbu değişiklikle ilgili madde gerekçesinde de vekil/müdafi kurumlarının farkına da işaret edilerek; "... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.12.1978 gün ve 427/507 sayılı kararında da belirtildiği üzere, duruşma vekil için değil sanık için yapılmaktadır. Akıbeti de sanığın özgürlüğü veya malî durumu ile kısacası şahsı ile ilgili bulunmaktadır.
Bu itibarla, ceza davalarında kararların sanıklara tebliğ edilmesine gerek görmemek, müdafiine yapılan tebliği "geçerli saymak adalet ilkeleriyle bağdaştırılamıyacak bir durumdur.
İşte,yukarıda 'belirtilen görüşlerin ışığı altında uygulamaya açıklık getirmek için 11 inci maddenin birinci fıkrası yeniden düzenlenmiş ve ...Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. " denilmesine,

CMUK'un "Kararın tefhim ve tebliği" kenar başlıklı 33. maddesinin, alakadar tarafın gıyabında ittihaz edilen kararlarla ilgili; "Diğer kararlar tebliğ olunur." şeklindeki tebligatın muhatabının işaret edilmesi bakımından daha muğlak ve genel olduğu söylenebilecek ikinci fıkrasına karşılık gelen CMK'nın "Kararların Açıklanması ve Tebliği" başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasının; "Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur." hükmünün apaçıklığına, kararların öncelikle ve doğrudan "ilgili"sinin sanık olduğunda ve müdafii olsa bile aynı Kanun'un 260. maddesinin 1. fıkrası gereğince ayrıca kanun yoluna başvuru hakkını kullanabileceğinde kuşku ve tartışma bulunmamasına, Hukuk Genel Kurulunun 10.07.1940 tarihli ve 7-75 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının 1086 sayılı Kanun'un tebligata dair 124. maddesinin tatbik edildiği döneme ilişkin olarak alınmasına rağmen anılan maddede öngörülen; "vekil vasıtasile cereyan eden davalarda tebliğ behemehal vekile yapılır." amir hükmüne istinaden oluşan uygulama, zikredilen yasal değişiklikler göz ardı edilerek sürdürülegelmiştir." açıklamalarına yer verilmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı 11. maddesinede; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemeye göre kararların tebliği ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunundaki saklı hükümler, sadece sanığa tebliğ zorunluluğu ile ilgilidir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında davacının "sanık" olarak kabulünün mümkün olmadığı ve davaların CMK'de özel olarak düzenlenen hukuki niteliği ağır basan tazminat davası niteliğine bulunduğu nazara aldığında Tebligat Kanun'un 11.maddesindeki düzenleme karşısında kendini vekille temsil ettiren davacının bizzat kendisine tebliğ yapılması zorunluluğu bulunmadığı, açıktır. Ayrıca CMK'nın 142.maddesinin 6.fıkrasında tazminat hukukunun genel prensiplerinin bu davalarda uygulanacağı da belirtilmiştir.

Davacı vekilinin 02.05.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, davacı vekili tarafından yapılan temyiz isteminin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 20.05.2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
Olayımız Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasıdır. Davanın niteliği ve sonuçları hakkında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 29.05.2024 tarihli 2024/209 E., 2024/168 K. sayılı kararında; ilk derece mahkemesinin sanık müdafine gerekçeli kararı tebliğ ettiği, ancak sanık müdafii tarafından mazeretsiz olarak yasal süresi içerisinde kanun yollarına başvurulmadığının tespit edildiği durumda, ilk derece mahkemesince gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen sanığa da tebliğ mazbatası çıkarılarak kanun yolu süresinin, tebliğ tarihinden ya da kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği yönünde hüküm tesis etmiştir.

Olayımızdaki tartışma ise davacı asil hakkında hükmedilen tazminata ilişkin mahkeme ilamının sadece davacı vekiline tebliğ edilmesi ve vekilin de temyiz süresini kaçırması sonucu davacı asile bu kararın tebliğ edilip edilmeyeceği, davacı asile yapılan tebligata göre temyiz süresinin başlayıp başlamayacağına ilişkindir.

Bir başka anlatımla Ceza Genel Kurulu sanık hakkında vermiş olduğu bu hakkın, CMK’da düzenlenmiş olan Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasının davacısı hakkında da uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.

Bilindiği üzere Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası tazminat davasının ilkeleri doğrultusunda CMK’nın 141-144 maddeleri arasında düzenlenmiş nev-i şahsına münhasır ne tam hukuk ne de tam bir ceza davasıdır. Kanun koyucu tazminatın temel ilkelerini belirlemekle birlikte tazminatın nasıl hesaplanacağından, hangi usulün uygulanacağına kadar geniş bir alanı uygulayıcıya bırakmış, dairemizde tüm uygulayıcıların ve doktrinin kabul ettiği bir çok içtihat üretmiş, CMK’da sanığa, HMK’da davacıya tanınan bir çok hak ve yetki Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasının davacısına tanınmıştır. Dairemiz CMK’da düzenlendiği gerekçesiyle sadece CMK usulünü değil gerektiğinde HMK usulünü de kullanmıştır. (Katılma yoluyla temyiz gibi) CMK’nın 142/6. maddesi de bir taraftan istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerinden bahsederek HMK’da verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hakimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir diyerek de CMK’nın genel prensiplerine atıf yaparak karma bir sisteme kapı açmıştır.

Hem HMK hem CMK hükümlerinin tarafların menfaatine olarak çok sayıda kullanılması davanın kendine özgü yapısından kaynaklanmaktadır. Ceza Genel Kurulu 29.05.2024 tarihli 2024/209 E., 2024/168 K. sayılı kararında yasa yolunun kullanılmasında hak kaybına yol açmamak için CMK ve Tebligat Kanununu birlikte değerlendirmiş ve sanığın hak kaybına uğramaması için her iki kanundaki hakları yarıştırmış neticede; sanığın bizatihi kanun yoluna başvurma hakkı olduğu (CMK m.260/1), koruma tedbirlerine ilişkin kararlar hariç olmak üzere, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararlarının, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ edilmesi gerektiği (CMK m.35/2), her ne kadar müdafiye tebligat yapılsa da, Tebligat Kanununun 11. maddesinin ilk fıkrasının son cümlesi CMK’nın kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümlerini saklı tuttuğundan ve ayrıca kanun yollarına başvurma hususunda asıl yetkinin sanığa ait olduğundan kararın kamu davasının tarafı ve cezanın sorumlusu olan sanığa tebliğ edilmesi gerektiği yönünde karar vermiştir.

Genel Kurul müdafiye yapılan tebligatı yeterli görmezken CMK’daki bir başka istisna hükme dayanmıştır. Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası CMK 141-144 maddeleri arasında düzenlenirken mahkemece verilen kararın kimler tarafından istinaf edilebileceğini düzenleyen 142/8. maddesi “Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir” hükmünü getirmiştir. Nasıl ki; CMK’da sanığa tebligat yolunun dayanağını CMK’daki ve Tebligat Kanunundaki hükümlerin yorumlanmasıyla ulaşılmışsa Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasında da CMK’nın 142/8. maddesiyle Tebligat Kanunu birlikte değerlendirilerek; davacı vekiline yapılan tebligata rağmen davacı vekili temyize gelmemişse davacıya yani istemde bulunana da tebligat çıkartılması ve yasa yollarını kullanması sağlanmalıdır. Bu halin HMK ya da CMK’ya aykırı bir durum oluşturmayacağı da açıktır.

Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında yalnızca davacı vekiline tebligat yapılmasını yeterli görmek ve bu tebligat tarihine göre kanun yoluna başvuru süresini başlatmak ve kanun yoluna başvuru süresinin vekil tarafından kaçırılması halinde kanun yoluna başvuru isteminin reddine karar vermek yasalarımızın açık hükümlerine aykırı olacağı gibi adil yargılanma hakkına, hak arama hürriyetine, hakkaniyet kurallarına da açıkça aykırılık teşkil edecek ve uygulamada çok ciddi hak kayıplarına yol açacaktır.

Bu itibarla; davacı asile (istemde bulunan) tebligat yapılarak temyiz süresinin tebligat ya da öğrenme tarihinden başlatılması yerine davacı vekiline yapılan tebligatın yeterli sayılıp süresi içinde temyiz talebi bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine dair çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim