SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2024/4311 E. 2025/12654 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/4311

Karar No

2025/12654

Karar Tarihi

2 Aralık 2025

10. Ceza Dairesi 2024/4311 E. , 2025/12654 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/385 E., 2016/17 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu 56.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 02.03.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/22869 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/31978 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/31978 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre; 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sonrasında sanık hakkında İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2015 tarihli kararı ile ayrıca 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş olup; anılan Kanun'un 191/3. maddesinde yer alan, " Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, anılan maddenin uygulama alanının uyuşturucu madde bulundurmak veya kabul etmek suçundan başlatılan soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi hâli ile sınırlı olduğu gözetilmeksizin, 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde isabet görülmemiş ise de,
Sanığın 18/01/2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2015 tarihli kararı ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın yasal zorunluluk nedeniyle verilmiş olduğu ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurduğu,

5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmü uyarınca ikinci kez kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar verilemeyeceği, ayrıca anılan Kanun'un 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Uyap kayıtlarının incelenemesinden, sanığın, İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 24/03/2015 tarihinden sonra işlenen inceleme dışı 09/04/2015 aynı nev'i suçu nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/01/2016 tarihli ve 2015/52609 soruşturma sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, 09/04/2015 tarihli eylemin, inceleme konusu 08/01/2014 tarihli eylem nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın denetim süresi içinde işlediği ve ihlâl olarak kabul edilerek hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği halde, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik kararının gereklerine uymadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 08.01.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2014 tarihli ve 2014/37938 Soruşturma, 2014/16183 Esas, 2014/8727 Karar sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
B. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 56.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli ve 2014/528 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 24.03.2015 tarihinde kesinleştiği ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için 27.03.2015 tarihinde İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

C. İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.04.2015 tarihli çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 28.04.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre usulsüz şekilde tebliğ edildiği, yasal süresi içerisinde Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 25.06.2015 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
D. Sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.01.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/17 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1.maddesi uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre,
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alınarak, sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmadığından 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmesinin zorunlu olduğu, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin bir tasfiye hükmü olup, bu düzenleme ile, suç tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında,
sanığın, kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümlerinden yararlandırılmasının amaçlandığı, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına da karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla İstanbul Anadolu 56.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.01.2015 tarihli kararın usul ve kanuna uygun olduğu, tebliğnamedeki, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilemeyeceği şeklindeki görüşün yerinde olmadığı, aynı şekilde zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması halinde, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması gerekeceği,
Ancak;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8.maddeleri ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2.maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.04.2015 tarihli çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığından sözedilemeyeceği, dolayısıyla, açıklanması geri bırakılan hükmün, denetimli serbestlik tedbirine uymadığı gerekçesiyle açıklanmasına karar verilemeyeceği, bu nedenle hükmün açıklanmasına ilişkin kararın Kanun'a aykırı olduğu,
Dosya arasında bulunan İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/222 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanık hakkında 09.04.20 15... .08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemlerinden yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2016 tarihli ve 2015/52609 Soruşturma, 2016/43 Karar sayılı kararı ile, beş yıl süreyle kamu davasının
açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığın erteleme süresi içerisinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak 07.04.2017 tarihli ve 2017/12584 Esas sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 24.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/222 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21.06.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, erteleme kararına konu 09.04.2015 tarihli eylemin, İstanbul Anadolu 56.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli ve 2014/528 Esas, 2015/64 Karar sayılı ve 24.03.2015 tarihinde kesinleşen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, 09.04.2015 tarihli eylemin soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, ancak, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi bir tasfiye hükmü olduğundan, sonraki aynı nev'i suçtan eylemi nedeniyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesine engel olmayacağı,
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda sonuç olarak;
Mahkemece, 09.04.2015 tarihli eylemin, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğundan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi nedenleriyle İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/222 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda ihbarda bulunulması, sonucunun bekletici mesele yapılması ve takip edilecek hukuki sürece göre hükmün açıklanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/17 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.12.2025 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim