SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2024/4171 E. 2025/12639 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/4171

Karar No

2025/12639

Karar Tarihi

2 Aralık 2025

10. Ceza Dairesi 2024/4171 E. , 2025/12639 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
2. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 1. 2020/267 E., 2021/520 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARARLAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 20.06.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 192/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf incelemesinden geçmeksizin 01.02.2023 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.02.2024 tarihli ve 2023/6143 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB - 2024/20637 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB - 2024/20637 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1. Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2021 tarihli ve 2020/267 esas, 2021/520 sayılıkararına yönelik yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 24/09/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan dolayı Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/03/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içinde aynı nev'îden suç işlemesi nedeniyle Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2020 tarihli ve 2018/13873 soruşturma, 2020/1139 esas, 2020/997 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2021 tarihli ve 2020/267 esas, 2021/520 sayılı kararı ile adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmış ise de,
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,

Somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
2. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2022 tarihli ve 2021/112 esas, 2022/260 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Adı geçen sanığın, 27/11/2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin olarak yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2021 tarihli ve 2020/14790 soruşturma, 2021/304 esas, 2021/279 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonunda, Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2022 tarihli ve 2021/112 esas, 2022/260 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan mahkûmiyet kararının kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verildiği,
Somut olayda, sanık hakkında, 24/09/2015 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/03/2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, ancak anılan erteleme kararının 1 nolu gerekçemizde belirtildiği üzere usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığından şüphelinin yanıltılması nedeniyle kesinleşmediği ve anılan kararın yukarıda yazılan gerekçelerle kanun yararına bozulması hâlinde kamu davasının durmasına karar verileceği, sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma veya bulundurma suçuna ilişkin usulüne uygun verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmayacağı, bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin ortadan kalkacağı, bundan sonra sanık
hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/267 Esas ve 2021/520 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 24.09.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2016 tarihli ve 2015/9582 Soruşturma, 2016/30 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, karar 21.03.2016 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için 11.04.2016 tarihinde Bodrum Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Erteleme kararının usulsüz şekilde verildiği görülerek erteleme kararının kaldırıldığı ve Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2019 tarihli ve 2018/13873 Soruşturma, 2019/30 Karar sayılı kararı ile, yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve merciinin doğru şekilde gösterildiği, ancak, kararın şüpheliye, bulunduğu Ceza ve İnfaz Kurumunda 5237 sayılı CMK'nın 35/3. maddesine aykırı şekilde usulsüz olarak 22.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği,
3. Şüphelinin UYAP kayıtlarının incelenmesinde, aynı nev'i suçtan Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2015 tarihli ve 2015/49 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2020 tarihli ve 2018/13873 Soruşturma, 2020/1139 Esas, 2020/997 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

4. Yapılan yargılama sonucunda, Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.09.2021 tarihli ve 2020/267 Esas, 2021/520 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/112 Esas ve 2022/260 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Sanık hakkında, 27.11.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2021 tarihli ve 2020/14790 Soruşturma, 2021/304 Esas, 2021/279 sayılı iddianamesi ile, Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, şüpheli hakkında daha önceden 14.05.2020 tarihli ve 2020/1139 Esas sayılı iddianame ile Bodrum 6.Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.04.2022 tarihli ve 2021/112 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 192/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, hükmün, istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleştirildiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosyalar kapsamına göre;
5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;

28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip
kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.

5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu
ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4-b ve c maddelerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.

Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191/2-3 maddeleri gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı, dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.

Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak
verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin tasfiye hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir.

Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında;

1. Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/267 Esas, 2021/520 Karar sayılı kararı yönünden;
24.09.2015 tarihli eylem nedeniyle Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.03.2016 tarihli erteleme kararının kesinleşmesinin usulsüz olduğu görülerek kararın kaldırılmasını takiben Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.01.2019 tarihli ikinci erteleme kararının verildiği, bu karar usulüne uygun şekilde verilmiş ise de kararın Ceza ve İnfaz Kurumunda tebliğinin usulsüz olduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesinde, aynı nev'i suçtan Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2015 tarihli ve 2015/49 Esas, 2015/115 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2020 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, dolayısıyla, incelemeye konu dava, erteleme kararı sonrası 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde sayılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle açılmadığından artık erteleme kararının usulüne uygun şekilde verilip kesinleşip kesinleşmediğinin bir önem arzetmediği,
Sanık hakkında daha önceden, 03.02.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2015 tarihli ve 2015/929 Soruşturma, 2015/1195 Esas, 2015/36 sayılı iddianamesi ile, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2015 tarihli ve 2015/49 Esas,
2015/115 Karar sayılı kararı ile, sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olarak kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbir tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 15.10.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının ihbar edilmesi üzerine, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve 2018/183 Esas, 2018/174 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, açıklanan kararın da Dairemizin 31.05.2022 tarihli ve 2019/6943 Esas, 2022/7012 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği, anlaşılmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde verildiğinden bu kararın, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yerine geçeceği, dolayısıyla, sonraki eylem nedeniyle erteleme kararı verilmesine engel teşkil edeceği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının beş yıllık denetim süresi içerisinde işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olacağı, sonraki suçların doğrudan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılabileceği, açıklanan nedenlerle 24.09.2015 tarihli suç nedeniyle erteleme kararı verilemeyeceği gibi, bu suç 15.10.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali de olamayacağı, esasen 24.09.2015 tarihli suçun erteleme kararı yerine geçen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı içinde eriyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesi ihtimali kalmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi;

"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

2. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2021/112 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı yönünden;

5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,
Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2021/112 Esas, 2022/260 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının sanığın yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın 28.05.2022 tarihinde aynı konutta sakin amcası Durmuş Şahin imzasına tebliğ edildiği, sanığın, UYAP üzerinden tutukluluk bilgilerine bakıldığında sanığın 27.04.2022-08.06.2022 tarihleri arasında Bodrum Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle yapılan tebligat usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu

edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/267 Esas, 2021/520 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;

Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. Maddesi gereği DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,

B. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2021/112 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliği ile REDDİNE,

C. Dava dosyalarının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.12.2025 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim