SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/11939

Karar No

2024/801

Karar Tarihi

8 Şubat 2024

T.C.

D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2023/11939

Karar No : 2024/801

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı

VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI):

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: **

Dava konusu istem: Davacı tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ve söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının maliki olduğu Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği yapılması teklifi üzerine, söz konusu taşınmazlar üzerinde kültür varlığı özelliği gösteren buluntular olduğundan Didim Kaymakamlığı Millet Müzesi Müdürlüğü'ne görüş sorulması üzerine Müze Müdürlüğü'nce bir arkeolog ve bir müze araştırmacısı tarafından düzenlenen 16/11/2018 tarihli raporda; "ilgili alanda 2863 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı, taşınmaz kültür varlığı özelliği gösteren buluntuların … ada, … parsel no'lu arsa vasıflı 615 m2'lik taşınmaz üzerinde 12x5 m. ölçülerinde moloz taşlarla yapılmış yapı kalıntılarının günümüz çimentosuyla yapıldığı, kalıntı duvarlarının derzlerinin çimento ile sıvandığı, yapı kalıntısının 20.yy üçüncü çeyreğine tarihlendirilebileceği, yapı kalıntısı civarında seramik görünümlü amorf malzemenin olduğu fakat bu amorf malzemenin taşınır kültür varlığı olmadığının" belirtildiği, yine görüş yazıları üzerine Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürü Arkeolog …, Şehir Plancısı …, Kültür ve Turizm Uzmanı Arkeolog … ve Sanat Tarihçisi … tarafından düzenlenen 18/12/2018 tarihli raporda; "… ada … parselin güney kısmında, … ada …, …, … ve … sayılı parsellerin bir kısmını içeren alanda Roma ve Bizans dönemlerine tarihlendirilebilecek çeşitli formlarda günlük kullanım kaplarına ait seramik parçalarına pişmiş toprak çatı kiremidi ve seramik buluntularına rastlanıldığı, ancak arkeolojik sit alanı potansiyeli oluşturabilecek kadar yeterli bulgular olmadığı, … ada … parsel ile … ada …, … ve … parsellerdeki taşınmazların içeren alanda Arkeolojik yerleşim yeri kalıntılarının tespit edildiği, tespit edilen bu kalıntıların arkeolojik sit kararı oluşturacak kadar yoğun olmadığı, Arkeolojik yerleşim yeri olduğu düşünülen alanda sondaj çalışması yapılarak karar vermenin doğru olduğu, sınırları belirlenen alan içerisinde kazı çalışmaları yapıldıktan sonra konunun değerlendirilmesi gerektiğinin" belirtildiği, daha sonra 23/02/2019 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda 18/12/2018 tarihli raporu hazırlayan Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurul müdürü Arkeolog …, Şehir Plancısı … ve Kültür ve Turizm Uzmanı Arkeolog … tarafından hazırlanan 19/03/2019 tarihli raporda ise; "...taşınmazların yüzey incelemelerinde geç dönemde kullanım gördüğü anlaşılan bir yapının beden duvarlarının kalıntıları görüldüğü, bahsi geçen yapı kalıntısının duvarları arasında ve yapının çevresinde devşirme olarak kullanım gördüğü anlaşılan antik döneme ait mimari blokların tespit edildiği, ayrıca alanın yüzeyinde ve oluşan kesitlerde çeşitli ebat ve formlarda yoğun miktarda seramik parçası ile çatı kiremidine rastlanıldığı, seramik buluntular Roma Bizans dönemine tarihlendirilebileceği ancak yerleşimin işlevi, üzerindeki geç dönem yapılaşması nedeniyle anlaşılamadığı, yapılacak bilimsel kazı çalışması neticesinde yerleşim işlevine ilişkin verilere ulaşılabileceği, söz konusu yerleşimin bu haliyle taşınmaz kültür varlığı özelliği gösterdiğinin" belirtildiği, ayrıca 19/03/2019 tarihli bu raporun dava konusu Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı tescil kararına esas alındığı, son olarak Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü personeli Kültür ve Turizm Uzmanı … ile Harita Mühendisi … tarafından hazırlanan 10/02/2020 tarihli raporda; "...alandaki molozların arasında taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının görülmesinin sit alanının zaman içerisinde bozulma riskiyle karşı karşıya kaldığının göstergesi olduğu, 1.derece arkeolojik sit alanının çevresinde bu nedenlerle gerekli güvenlik önlemlerinin alınması, bu durumda gerekiyorsa alanın bilimsel kazısının yapılarak kalıntıların niteliğinin ve uzantılarının da net olarak belirlenebileceği" belirtildiği, yukarıda bir kısmına yer verilen dava konusu taşınmazların korunması gerekli kültür varlığı olup olmadığı noktasındaki alanında uzman (arkeolog, vs.) kişilerin görüşleri içeren raporlardan; 16/11/2018 tarihli raporda, ilgili taşınmazların kültür varlığı özelliği göstermediğinin açıkça ifade edildiği, 18/12/2018 tarihli raporda ise, tespit edilen kalıntıların arkeolojik sit kararı oluşturacak kadar yoğun olmadığı, arkeolojik yerleşim yeri olduğu düşünülen alanda sondaj ve kazı çalışmaları yapıldıktan sonra konunun değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak 18/12/2018 tarihli raporu düzenleyen aynı personellerin bu rapordan sonra düzenlediği ve dava konusu tescil kararına esas alınan görüşün yer aldığı 19/03/2019 raporda ise, önceki raporla çelişir vaziyette dava konusu alan ile ilgili herhangi bir sondaj ve kazı çalışması yapılmadan, 18/12/2018 tarihli rapordaki tespit ve sonuçların aksini ortaya koyacak somut bir veri olmadan yeni bir görüş sunmalarının dava konusu tescil kararıyla ilgili tereddüt oluşturduğu, ayrıca bu haliyle uyuşmazlığa konu alanda Mahkemelerince yapılacak bir keşif ve bilirkişi incelemesinin, ilgili alanda kazı çalışması yapılmadığından ve kültür varlığı olduğu iddia edilen kalıntıların tarihi dönemlerinin açıklık kazanmadığından bu konuda tereddütleri giderecek ve sonuca götürecek bir inceleme olmayacağı sonucuna ulaşıldığı, kaldı ki Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü personeli tarafından düzenlenen 10/02/2020 tarihli raporda da, alanın bilimsel kazısının yapılarak kalıntıların niteliğinin ve uzantılarının da net olarak belirlenebileceğinin ifade edildiği görüldüğünden, davalı idarece söz konusu taşınmazların bulunduğu alanda gerekli sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak, kültür varlığı olduğu ileri sürülen kalıntıların arkeolojik dönemini ve bu bakımdan kaçıncı derece arkeolojik sit olduğu hususunu hiçbir tereddüte yer vermeyecek bir şekilde belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava dosyası ve eki evrakın incelenmesinden; Aydın İli, Didim ilçesinde, tapunun; … Ada, … ve … Ada, … parsel numarasına kayıtlı bulunan taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, görülmekle birlikte, davacı vekili tarafından Dairemize hitaben kaleme alınan 06/12/2022 tarihli dilekçe ile söz konusu taşınmazları kapsayan alanda Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak rapor hazırlandığı, bu rapor ve eklerinin idaresinden istenilmesi gerektiği yönündeki talebi de dikkate alınarak 12/12/2022 günlü ara kararı ile anılan rapor ve eklerinin istenildiği, 26/01/2023 günü Daire kaydına alınan evrak incelendiğinde ise, “yüzey toprağı alınmak suretiyle 30 ila 120 cm. derinlikte ana kayaya ulaşıldığı, 30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz hiçbir kültür varlığına rastlanılmadığı” yönünde tespite yer verildiğinin görüldüğü, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemler bakımından iptal ve istinaf kararlarının hukuki dayanağının bulunmadığı, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı Kararında; “...söz konusu alanda kültür varlığı bulunup bulunmadığının tespitine yönelik ilgili Müze Müdürlüğü denetiminde arkeolojik sondaj kazısı yapılarak, sondaj sonuçlarına ilişkin hazırlanacak teknik rapor ve fotoğrafların Kurulumuza iletilmesine...” şeklinde karar alındığı ve karar gereği yapılan sondaj sonuçlarının Milet Müze Müdürlüğü tarafından iletilmesi sonrasında 26/10/2022 tarih ve 14345 sayılı kararında "...Milet Müze Müdürlüğü uzmanlarınca yapılmış olan arkeolojik sondaj sonucunun Kurulumuz üyelerince yerinde incelenerek değerlendirilmesine, konuya ilişkin Kurulca nihai bir karar alınıncaya kadar taşınmazda herhangi bir uygulamaya gidilmemesine ve sondaj kazı alanlarında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiği..." şeklinde karar alındığı, Kurul üyelerince yerinde yapılan yerinde inceleme sonrasında … tarih ve … sayılı Kararda "Millet Müze Müdürlüğü uzmanlarınca arkeolojik sondaj çalışması yapılan alandaki sondaj çukurlarının bir bölümünde açığa çıkarılan mimari dokunun 2863 sayılı kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu anlaşıldığından, Kültür Varlığı yayılımı gösteren alanın 2863 sayılı Kanunun 7'nci maddesi ile 13.03.2012 tarihli ve 28232 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkındaki Yönetmelik gereğince I. ve III. Derece Arkeolojik Sit olarak tesciline esas Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanacak bilgi ve belgelerin Kurulumuza iletilmesine, alana ilişkin nihai bir karar alınıncaya kadar söz konusu alanda herhangi bir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına..." şeklinde karar alındığı, söz konusu alanda yapılan sondaj çalışmaları sonucu taşınmaz kültür varlığı tespit edilmesi sebebiyle I. ve III. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil işlemlerinin devam ettiği, aynı alanda yer alan … ada … ve … parseller yönünden, işbu davada da iptalleri istenen işlemlerin hukuki denetiminin yapıldığı,

Bakanlık aleyhine ... İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında, davacı … Besin Maddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili tarafından açılan ikinci bir dava bulunduğu, bu dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, arkeolojik sit kararlarının hukuka uygun olduğu, tescilin devam etmesi gerektiği değerlendirmesinin yapıldığı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in "Tespitlerde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinin (d) bendinde yer alan "Arkeolojik sitler için; yazılı bilgiler, sathi kalıntılar veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması hususları göz önünde bulundurulur." şeklindeki hüküm çerçevesinde yukarıda anılan bilirkişi raporu ve alana ilişkin Kurul üyelerince yerinde yapılan inceleme sonrasında … tarih ve … sayılı kararı, alanın arkeolojik niteliğini açıkça ortaya koyduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Didim Kaymakamlığı Millet Müzesi Müdürlüğünün 29/09/2022 tarihli, raporuyla "30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlığına rastlanmadığının" saptandığı, temyiz dilekçesinde bahsi geçen bilirkişi raporunun, bu davadaki taşınmaz ile ilgili olmadığı, dava konusu kararlar ile mülkiyet haklarının ihlal edildiği, taşınmazdan diledikleri gibi yararlanma ve kullanma haklarının kısıtlandığı ileri sürülerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ:

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: **

MADDİ OLAY: Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel; … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği talebine ilişkin Kurum görüşünün Didim Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce talep edilmesi üzerine, söz konusu taşınmazlar ve çevresinin idare uzmanlarınca yerinde incelenerek, arkeolojik kalıntıların tespit edilmesi üzerine konunun Koruma Bölge Kurulu gündemine alındığı, Kurulun … tarihli, … sayılı Kararıyla, söz konusu taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli plan değişikliği talebinin, Kurulca yerinde yapılacak incelemeden sonra değerlendirilmesine karar verildiği, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı Kararı ile Kurulca yapılan incelemeler sonucu tespit edilen taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu alanı kapsayacak şekilde Kurulca gösterilen sınır noktaları doğrultusunda Koruma Bölge Kurulu uzmanlarınca hazırlanacak I. ve III. derece arkeolojik sit haritası ve sit fişinin ilgili kurum görüşleri ile birlikte Kurula iletilmesine, bu süreç içerisinde karara konu alanda herhangi bir fiziki ve inşai müdahalede bulunulmamasına karar verildiği, Müdürlük uzmanlarınca sit haritasının hazırlandığı, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararı ile Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada … parsel; … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösterdiğinden karar eki I. ve III. derece arkeolojik sit haritasının uygun olduğuna, sit sınırlarının yapılacak her türlü uygulama öncesinde 05/11/1999 tarihli, 658 sayılı İlke Kararı gereğince Kuruldan izin alınması gerektiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği talep edilen … ada, … parsel ve … ada, … parsele ilişkin taşınmazların sit sınırı dışında kalan bölümlerine ilişkin Kurulca yapılacak bir işlem olmadığına, sit sınırları içerisinde kalan taşınmazları kapsayacak şekilde mevzuata uygun olarak hazırlanacak Koruma Amaçlı İmar Planının Kurula iletilmesine karar verildiği, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararı ile … tarih ve … sayılı Karar ile tescillenen I. ve III. derece arkeolojik sit sınırlarına ilişkin Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanım Şartlarının uygun olduğuna karar verildiği, davacının 20/09/2019 tarihli itiraz dilekçesi ve diğer hak sahiplerinin itiraz dilekçelerinin incelenmesi neticesinde Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararı ile, Kurulun … tarih ve … sayılı Kararının geçerli olduğuna karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz başvurusunun incelenmesi neticesinde; Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararı ile Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel, … ada … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların, I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararının, bahse konu alanda duvar kalıntısı, çatı kiremidi ve seramik parçaları ile insitu durumda olmayan antik döneme ait mimari parçalar bulunması nedeniyle, Kurul Kararının Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrası uyarınca uygun olduğu belirtilerek, itirazın reddine karar verilmiş, anılan kararların iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: **

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır..." hükmüne yer verilmiştir.

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur...Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne yer verilmiştir.

13/03/2012 tarihli, 28232 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; (a) Arkeolojik sit; "İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanları" şeklinde; (i) bendinde Korunma alanı: "Taşınmaz kültür varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanlar" olarak tanımlanmış, Yönetmeliğin "Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinin 1/(d) bendinde; Arkeolojik sitler için; yazılı bilgilere, sathi kalıntılara veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması, 1) Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması, 2) İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmenyansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile dedoku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması, 3) Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması" düzenlemesine yer verilmiş, yine Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 tarih ve 658 no'lu ilke kararında da; "Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.

4434 sayılı Kanunla uygun bulunan, 05/08/1999 tarihinde imzalanan, Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin "Arkeolojik Mirasın Tanımı" başlıklı 1. maddesinin 1. Bendinde ise; "İşbu Sözleşmenin (gözden geçirilmiş) amacı, Avrupa’nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihî araştırma gereci olarak da arkeolojik mirası korumaktır." denilmiş, 3. bendinde, "Yapılar, inşaatlar, mimari eser grupları, açılmış sit alanları, taşınır varlıklar, diğer tür anıtlar ve bunların çevresi, ister toprakta, ister su altında bulunsunlar, arkeolojik mirasa dahildir." hükmüne yer verilmiş, "Mirasın Kimliğinin Saptanması ve Koruma Önlemleri" başlıklı 2. maddesinin (ii) bendinde; "Maddî izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için, toprak üstünde ya da su altında görünür bir kalıntı olmasa bile, arkeolojik rezerv alanları oluşturulması," arkeolojik mirasın korunması amacıyla tarafların uygulamaya koymayı taahhüt ettiği yasal rejimler arasında sayılmıştır.

Ayrıca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. Maddesinde de; " Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez..." düzenlemesine, Kanunun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. Maddesinde de, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **

Dava dosyasının, Dairemizin E:2023/12362 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden; her iki dosyada da, davacılar farklı parsel maliklerinden oluşmakla birlikte Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ve … ada, … ve … nolu parsellerin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ve söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı, işbu dava dosyasında; dava konusu işlemlere dayanak kurum uzmanı raporlarında farklı değerlendirmeler olduğu, alanda yer alan arkeolojik varlığın, idarece kazı ve sondaj yapılarak, kültür varlığı olduğu ileri sürülen kalıntıların arkeolojik döneminin ve kaçıncı derece arkeolojik sit olduğu hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmaksızın dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, idarenin istinaf başvurusunun da Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak hazırlanan raporda yer verilen “yüzey toprağı alınmak suretiyle 30 ila 120 cm. derinlikte ana kayaya ulaşıldığı, 30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz hiçbir kültür varlığına rastlanılmadığı” yönündeki tespitin bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, Dairemizin E:2023/12362 sayılı dosyasında da; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca tanzim edilen 19.03.2019 tarihli Rapor ile yaptırılan keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporu ve dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da; uyuşmazlık konusu taşınmazda, dava devam ederken yerinde yapılan yeni incelemeye dayalı olarak Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca … günü alınan … sayılı Karar ile; daha önce tamamıyla I. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazların, mevcut durumunda değişikliğe gidilerek taşınmazların tamamının I. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilinden vazgeçildiği görülmekle, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nca alınan bu yeni karar ile davacının hak ve menfaatinde esaslı değişiklikler oluşturan yeni bir hukuki durum oluştuğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu idari işlemlerin iptaline karar verildiği, her iki dosyada da farklı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptal edildiği görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de düzenlendiği üzere, arkeolojik sit alanlarının tespit ve tescili için; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartları yeterli olup, tespit ve tescil için kazı ve sondaj çalışması yapılması mevzuatın aradığı bir gereklilik olarak düzenlenmemektedir. Anılan bendin alt bentlerinde yer verilen ve sit alanlarının tespit esaslarından olan, üzerinde taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğunluğuna göre de arkeolojik sit alanlarının derecelendirilmesi yapılmaktadır.

Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; İdare Mahkemesinin kararına gerekçe olarak gösterdiği ve Koruma Bölge Kurulu kararlarının dayandığı raporlarla çelişkili olduğunu belirttiği 16/11/2018 tarihli Raporun, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün … günlü, … sayılı, tescil işlemine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine; 18/12/2018 tarihli Raporun da, Didim Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı, parselde kayıtlı taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine Millet Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlandığı, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun tescil kararına yardımcı belgelerden olduğu, doğrudan Koruma Bölge Kurulu kararlarına dayanak olabilecek mahiyetlerinin bulunmadığı; bununla birlikte, alanın arkeolojik sit potansiyellerinin değerlendirildiği, dava konusu Koruma Bölge Kurulu Kararlarının dayandığı raporlar olan; 19/03/2019 tarihli rapor, 21/10/2019 tarihli rapor ve 10/02/2020 tarihli raporun içeriklerinde, Koruma Bölge Kurulu kararlarını hukuken sakatlayacak nitelikte bir çelişki olmadığı görülmektedir.

Yine; Millet Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca, Uygulama İmar Planı değişikliğine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine hazırlanan 18/12/2018 tarihli Raporu düzenleyen 4 kişilik uzman heyetin içinde ve Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararına dayanak, 19/03/2019 tarihli raporu hazırlayan 3 kişilik uzman heyet içinde Şehir Plancısı ...'un varlığı da, görüşlerin istenme mahiyetleri ve ...'un unvanı dikkate alındığında bir çelişki yaratmadığı görüldüğünden, belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen, istinaf incelemesine konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bunun yanında, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararına gerekçe olduğu belirtilen, Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde yapılan sondaj ve kazı çalışmalarının, istinaf incelemesine konu … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı dosyasında verilen iptal kararı uyarınca, yeniden yapılan inceleme üzerine Koruma Bölge Kurulunca istendiği görülmekte olup, Bölge İdare Mahkemesi kararında; söz konusu rapor ve diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu, idarece dava konusu tescil kararlarının kaldırıldığına ilişkin bir bilgi ve belgeye yer verilmediği görüldüğünden, tescil kararına ya da kaldırılmasına salt yardımcı belge niteliğinde olan Millet Müzesi Raporuna dayanılarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu durumda; taşınmazlara ilişkin birden çok değerlendirmenin ve kararın da bulunması karşısında, dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğu açısından yapılacak yargısal denetimde, teknik bilgiye ihtiyaç bulunduğu ve bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinden, dava konusu parsellerin arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin dava konusu işlemlerin konusunda uzman arkeologlardan oluşturulacak bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, yukarıda yer verilen gerekçe ile verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: **

Açıklanan nedenlerle;

  1. Temyiz isteminin kabulüne,

  2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY: Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde belirtilen bozmayı gerektirir hiçbir neden bulunmadığından, temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11939 E. , 2024/801 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    DÖRDÜNCÜ DAİRE
    Esas No : 2023/11939
    Karar No : 2024/801

    TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı
    VEKİLİ: Av. …

    KARŞI TARAF (DAVACI): …
    VEKİLİ: Av. …

    İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ:
    Dava konusu istem: Davacı tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ve söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının maliki olduğu Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği yapılması teklifi üzerine, söz konusu taşınmazlar üzerinde kültür varlığı özelliği gösteren buluntular olduğundan Didim Kaymakamlığı Millet Müzesi Müdürlüğü'ne görüş sorulması üzerine Müze Müdürlüğü'nce bir arkeolog ve bir müze araştırmacısı tarafından düzenlenen 16/11/2018 tarihli raporda; "ilgili alanda 2863 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı, taşınmaz kültür varlığı özelliği gösteren buluntuların … ada, … parsel no'lu arsa vasıflı 615 m2'lik taşınmaz üzerinde 12x5 m. ölçülerinde moloz taşlarla yapılmış yapı kalıntılarının günümüz çimentosuyla yapıldığı, kalıntı duvarlarının derzlerinin çimento ile sıvandığı, yapı kalıntısının 20.yy üçüncü çeyreğine tarihlendirilebileceği, yapı kalıntısı civarında seramik görünümlü amorf malzemenin olduğu fakat bu amorf malzemenin taşınır kültür varlığı olmadığının" belirtildiği, yine görüş yazıları üzerine Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürü Arkeolog …, Şehir Plancısı …, Kültür ve Turizm Uzmanı Arkeolog … ve Sanat Tarihçisi … tarafından düzenlenen 18/12/2018 tarihli raporda; "… ada … parselin güney kısmında, … ada …, …, … ve … sayılı parsellerin bir kısmını içeren alanda Roma ve Bizans dönemlerine tarihlendirilebilecek çeşitli formlarda günlük kullanım kaplarına ait seramik parçalarına pişmiş toprak çatı kiremidi ve seramik buluntularına rastlanıldığı, ancak arkeolojik sit alanı potansiyeli oluşturabilecek kadar yeterli bulgular olmadığı, … ada … parsel ile … ada …, … ve … parsellerdeki taşınmazların içeren alanda Arkeolojik yerleşim yeri kalıntılarının tespit edildiği, tespit edilen bu kalıntıların arkeolojik sit kararı oluşturacak kadar yoğun olmadığı, Arkeolojik yerleşim yeri olduğu düşünülen alanda sondaj çalışması yapılarak karar vermenin doğru olduğu, sınırları belirlenen alan içerisinde kazı çalışmaları yapıldıktan sonra konunun değerlendirilmesi gerektiğinin" belirtildiği, daha sonra 23/02/2019 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda 18/12/2018 tarihli raporu hazırlayan Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurul müdürü Arkeolog …, Şehir Plancısı … ve Kültür ve Turizm Uzmanı Arkeolog … tarafından hazırlanan 19/03/2019 tarihli raporda ise; "...taşınmazların yüzey incelemelerinde geç dönemde kullanım gördüğü anlaşılan bir yapının beden duvarlarının kalıntıları görüldüğü, bahsi geçen yapı kalıntısının duvarları arasında ve yapının çevresinde devşirme olarak kullanım gördüğü anlaşılan antik döneme ait mimari blokların tespit edildiği, ayrıca alanın yüzeyinde ve oluşan kesitlerde çeşitli ebat ve formlarda yoğun miktarda seramik parçası ile çatı kiremidine rastlanıldığı, seramik buluntular Roma Bizans dönemine tarihlendirilebileceği ancak yerleşimin işlevi, üzerindeki geç dönem yapılaşması nedeniyle anlaşılamadığı, yapılacak bilimsel kazı çalışması neticesinde yerleşim işlevine ilişkin verilere ulaşılabileceği, söz konusu yerleşimin bu haliyle taşınmaz kültür varlığı özelliği gösterdiğinin" belirtildiği, ayrıca 19/03/2019 tarihli bu raporun dava konusu Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı tescil kararına esas alındığı, son olarak Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü personeli Kültür ve Turizm Uzmanı … ile Harita Mühendisi … tarafından hazırlanan 10/02/2020 tarihli raporda; "...alandaki molozların arasında taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının görülmesinin sit alanının zaman içerisinde bozulma riskiyle karşı karşıya kaldığının göstergesi olduğu, 1.derece arkeolojik sit alanının çevresinde bu nedenlerle gerekli güvenlik önlemlerinin alınması, bu durumda gerekiyorsa alanın bilimsel kazısının yapılarak kalıntıların niteliğinin ve uzantılarının da net olarak belirlenebileceği" belirtildiği, yukarıda bir kısmına yer verilen dava konusu taşınmazların korunması gerekli kültür varlığı olup olmadığı noktasındaki alanında uzman (arkeolog, vs.) kişilerin görüşleri içeren raporlardan; 16/11/2018 tarihli raporda, ilgili taşınmazların kültür varlığı özelliği göstermediğinin açıkça ifade edildiği, 18/12/2018 tarihli raporda ise, tespit edilen kalıntıların arkeolojik sit kararı oluşturacak kadar yoğun olmadığı, arkeolojik yerleşim yeri olduğu düşünülen alanda sondaj ve kazı çalışmaları yapıldıktan sonra konunun değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak 18/12/2018 tarihli raporu düzenleyen aynı personellerin bu rapordan sonra düzenlediği ve dava konusu tescil kararına esas alınan görüşün yer aldığı 19/03/2019 raporda ise, önceki raporla çelişir vaziyette dava konusu alan ile ilgili herhangi bir sondaj ve kazı çalışması yapılmadan, 18/12/2018 tarihli rapordaki tespit ve sonuçların aksini ortaya koyacak somut bir veri olmadan yeni bir görüş sunmalarının dava konusu tescil kararıyla ilgili tereddüt oluşturduğu, ayrıca bu haliyle uyuşmazlığa konu alanda Mahkemelerince yapılacak bir keşif ve bilirkişi incelemesinin, ilgili alanda kazı çalışması yapılmadığından ve kültür varlığı olduğu iddia edilen kalıntıların tarihi dönemlerinin açıklık kazanmadığından bu konuda tereddütleri giderecek ve sonuca götürecek bir inceleme olmayacağı sonucuna ulaşıldığı, kaldı ki Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü personeli tarafından düzenlenen 10/02/2020 tarihli raporda da, alanın bilimsel kazısının yapılarak kalıntıların niteliğinin ve uzantılarının da net olarak belirlenebileceğinin ifade edildiği görüldüğünden, davalı idarece söz konusu taşınmazların bulunduğu alanda gerekli sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak, kültür varlığı olduğu ileri sürülen kalıntıların arkeolojik dönemini ve bu bakımdan kaçıncı derece arkeolojik sit olduğu hususunu hiçbir tereddüte yer vermeyecek bir şekilde belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
    Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
    Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava dosyası ve eki evrakın incelenmesinden; Aydın İli, Didim ilçesinde, tapunun; … Ada, … ve … Ada, … parsel numarasına kayıtlı bulunan taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, görülmekle birlikte, davacı vekili tarafından Dairemize hitaben kaleme alınan 06/12/2022 tarihli dilekçe ile söz konusu taşınmazları kapsayan alanda Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak rapor hazırlandığı, bu rapor ve eklerinin idaresinden istenilmesi gerektiği yönündeki talebi de dikkate alınarak 12/12/2022 günlü ara kararı ile anılan rapor ve eklerinin istenildiği, 26/01/2023 günü Daire kaydına alınan evrak incelendiğinde ise, “yüzey toprağı alınmak suretiyle 30 ila 120 cm. derinlikte ana kayaya ulaşıldığı, 30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz hiçbir kültür varlığına rastlanılmadığı” yönünde tespite yer verildiğinin görüldüğü, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemler bakımından iptal ve istinaf kararlarının hukuki dayanağının bulunmadığı, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı Kararında; “...söz konusu alanda kültür varlığı bulunup bulunmadığının tespitine yönelik ilgili Müze Müdürlüğü denetiminde arkeolojik sondaj kazısı yapılarak, sondaj sonuçlarına ilişkin hazırlanacak teknik rapor ve fotoğrafların Kurulumuza iletilmesine...” şeklinde karar alındığı ve karar gereği yapılan sondaj sonuçlarının Milet Müze Müdürlüğü tarafından iletilmesi sonrasında 26/10/2022 tarih ve 14345 sayılı kararında "...Milet Müze Müdürlüğü uzmanlarınca yapılmış olan arkeolojik sondaj sonucunun Kurulumuz üyelerince yerinde incelenerek değerlendirilmesine, konuya ilişkin Kurulca nihai bir karar alınıncaya kadar taşınmazda herhangi bir uygulamaya gidilmemesine ve sondaj kazı alanlarında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiği..." şeklinde karar alındığı, Kurul üyelerince yerinde yapılan yerinde inceleme sonrasında … tarih ve … sayılı Kararda "Millet Müze Müdürlüğü uzmanlarınca arkeolojik sondaj çalışması yapılan alandaki sondaj çukurlarının bir bölümünde açığa çıkarılan mimari dokunun 2863 sayılı kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu anlaşıldığından, Kültür Varlığı yayılımı gösteren alanın 2863 sayılı Kanunun 7'nci maddesi ile 13.03.2012 tarihli ve 28232 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkındaki Yönetmelik gereğince I. ve III. Derece Arkeolojik Sit olarak tesciline esas Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlanacak bilgi ve belgelerin Kurulumuza iletilmesine, alana ilişkin nihai bir karar alınıncaya kadar söz konusu alanda herhangi bir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmamasına..." şeklinde karar alındığı, söz konusu alanda yapılan sondaj çalışmaları sonucu taşınmaz kültür varlığı tespit edilmesi sebebiyle I. ve III. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil işlemlerinin devam ettiği, aynı alanda yer alan … ada … ve … parseller yönünden, işbu davada da iptalleri istenen işlemlerin hukuki denetiminin yapıldığı,
    Bakanlık aleyhine ... İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında, davacı … Besin Maddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili tarafından açılan ikinci bir dava bulunduğu, bu dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, arkeolojik sit kararlarının hukuka uygun olduğu, tescilin devam etmesi gerektiği değerlendirmesinin yapıldığı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in "Tespitlerde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinin (d) bendinde yer alan "Arkeolojik sitler için; yazılı bilgiler, sathi kalıntılar veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması hususları göz önünde bulundurulur." şeklindeki hüküm çerçevesinde yukarıda anılan bilirkişi raporu ve alana ilişkin Kurul üyelerince yerinde yapılan inceleme sonrasında … tarih ve … sayılı kararı, alanın arkeolojik niteliğini açıkça ortaya koyduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Didim Kaymakamlığı Millet Müzesi Müdürlüğünün 29/09/2022 tarihli, raporuyla "30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlığına rastlanmadığının" saptandığı, temyiz dilekçesinde bahsi geçen bilirkişi raporunun, bu davadaki taşınmaz ile ilgili olmadığı, dava konusu kararlar ile mülkiyet haklarının ihlal edildiği, taşınmazdan diledikleri gibi yararlanma ve kullanma haklarının kısıtlandığı ileri sürülerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

    TETKİK HÂKİMİ: …
    DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    İNCELEME VE GEREKÇE:
    MADDİ OLAY: Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel; … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği talebine ilişkin Kurum görüşünün Didim Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce talep edilmesi üzerine, söz konusu taşınmazlar ve çevresinin idare uzmanlarınca yerinde incelenerek, arkeolojik kalıntıların tespit edilmesi üzerine konunun Koruma Bölge Kurulu gündemine alındığı, Kurulun … tarihli, … sayılı Kararıyla, söz konusu taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli plan değişikliği talebinin, Kurulca yerinde yapılacak incelemeden sonra değerlendirilmesine karar verildiği, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı Kararı ile Kurulca yapılan incelemeler sonucu tespit edilen taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu alanı kapsayacak şekilde Kurulca gösterilen sınır noktaları doğrultusunda Koruma Bölge Kurulu uzmanlarınca hazırlanacak I. ve III. derece arkeolojik sit haritası ve sit fişinin ilgili kurum görüşleri ile birlikte Kurula iletilmesine, bu süreç içerisinde karara konu alanda herhangi bir fiziki ve inşai müdahalede bulunulmamasına karar verildiği, Müdürlük uzmanlarınca sit haritasının hazırlandığı, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararı ile Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada … parsel; … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösterdiğinden karar eki I. ve III. derece arkeolojik sit haritasının uygun olduğuna, sit sınırlarının yapılacak her türlü uygulama öncesinde 05/11/1999 tarihli, 658 sayılı İlke Kararı gereğince Kuruldan izin alınması gerektiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği talep edilen … ada, … parsel ve … ada, … parsele ilişkin taşınmazların sit sınırı dışında kalan bölümlerine ilişkin Kurulca yapılacak bir işlem olmadığına, sit sınırları içerisinde kalan taşınmazları kapsayacak şekilde mevzuata uygun olarak hazırlanacak Koruma Amaçlı İmar Planının Kurula iletilmesine karar verildiği, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararı ile … tarih ve … sayılı Karar ile tescillenen I. ve III. derece arkeolojik sit sınırlarına ilişkin Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanım Şartlarının uygun olduğuna karar verildiği, davacının 20/09/2019 tarihli itiraz dilekçesi ve diğer hak sahiplerinin itiraz dilekçelerinin incelenmesi neticesinde Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararı ile, Kurulun … tarih ve … sayılı Kararının geçerli olduğuna karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz başvurusunun incelenmesi neticesinde; Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararı ile Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel, … ada … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların, I. ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarihli, … sayılı Kararının, bahse konu alanda duvar kalıntısı, çatı kiremidi ve seramik parçaları ile insitu durumda olmayan antik döneme ait mimari parçalar bulunması nedeniyle, Kurul Kararının Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrası uyarınca uygun olduğu belirtilerek, itirazın reddine karar verilmiş, anılan kararların iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

    İLGİLİ MEVZUAT:
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır..." hükmüne yer verilmiştir.
    2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde Kültür varlığı; "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar", Sit; "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır" şeklinde tanımlanmış, "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur...Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne, "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde; "Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir..." hükmüne yer verilmiştir.
    13/03/2012 tarihli, 28232 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; (a) Arkeolojik sit; "İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanları" şeklinde; (i) bendinde Korunma alanı: "Taşınmaz kültür varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanlar" olarak tanımlanmış, Yönetmeliğin "Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları" başlıklı 4. maddesinin 1/(d) bendinde; Arkeolojik sitler için; yazılı bilgilere, sathi kalıntılara veya bilimsel araştırmalara dayanması; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar veya topoğrafik açılardan yeterli niteliklere sahip olması, 1) Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması, 2) İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmenyansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile dedoku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması, 3) Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması" düzenlemesine yer verilmiş, yine Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 tarih ve 658 no'lu ilke kararında da; "Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
    4434 sayılı Kanunla uygun bulunan, 05/08/1999 tarihinde imzalanan, Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin "Arkeolojik Mirasın Tanımı" başlıklı 1. maddesinin 1. Bendinde ise; "İşbu Sözleşmenin (gözden geçirilmiş) amacı, Avrupa’nın ortak anı kaynağı olduğu kadar, bilimsel ve tarihî araştırma gereci olarak da arkeolojik mirası korumaktır." denilmiş, 3. bendinde, "Yapılar, inşaatlar, mimari eser grupları, açılmış sit alanları, taşınır varlıklar, diğer tür anıtlar ve bunların çevresi, ister toprakta, ister su altında bulunsunlar, arkeolojik mirasa dahildir." hükmüne yer verilmiş, "Mirasın Kimliğinin Saptanması ve Koruma Önlemleri" başlıklı 2. maddesinin (ii) bendinde; "Maddî izlerin gelecek kuşaklar tarafından incelenmek üzere korunması için, toprak üstünde ya da su altında görünür bir kalıntı olmasa bile, arkeolojik rezerv alanları oluşturulması," arkeolojik mirasın korunması amacıyla tarafların uygulamaya koymayı taahhüt ettiği yasal rejimler arasında sayılmıştır.
    Ayrıca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. Maddesinde de; " Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez..." düzenlemesine, Kanunun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. Maddesinde de, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Dava dosyasının, Dairemizin E:2023/12362 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden; her iki dosyada da, davacılar farklı parsel maliklerinden oluşmakla birlikte Aydın İli, Didim İlçesi, … Mevki, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazların 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ve … ada, … ve … nolu parsellerin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ve söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı, işbu dava dosyasında; dava konusu işlemlere dayanak kurum uzmanı raporlarında farklı değerlendirmeler olduğu, alanda yer alan arkeolojik varlığın, idarece kazı ve sondaj yapılarak, kültür varlığı olduğu ileri sürülen kalıntıların arkeolojik döneminin ve kaçıncı derece arkeolojik sit olduğu hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmaksızın dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, idarenin istinaf başvurusunun da Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde sondaj ve kazı çalışmaları yapılarak hazırlanan raporda yer verilen “yüzey toprağı alınmak suretiyle 30 ila 120 cm. derinlikte ana kayaya ulaşıldığı, 30 adet sondaj çukuru açıldığı, tüm sondajlarda 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır ve taşınmaz hiçbir kültür varlığına rastlanılmadığı” yönündeki tespitin bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, Dairemizin E:2023/12362 sayılı dosyasında da; Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca tanzim edilen 19.03.2019 tarihli Rapor ile yaptırılan keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporu ve dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da; uyuşmazlık konusu taşınmazda, dava devam ederken yerinde yapılan yeni incelemeye dayalı olarak Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca … günü alınan … sayılı Karar ile; daha önce tamamıyla I. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazların, mevcut durumunda değişikliğe gidilerek taşınmazların tamamının I. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilinden vazgeçildiği görülmekle, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nca alınan bu yeni karar ile davacının hak ve menfaatinde esaslı değişiklikler oluşturan yeni bir hukuki durum oluştuğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu idari işlemlerin iptaline karar verildiği, her iki dosyada da farklı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptal edildiği görülmektedir.
    Öncelikle belirtmek gerekir ki; Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de düzenlendiği üzere, arkeolojik sit alanlarının tespit ve tescili için; çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartları yeterli olup, tespit ve tescil için kazı ve sondaj çalışması yapılması mevzuatın aradığı bir gereklilik olarak düzenlenmemektedir. Anılan bendin alt bentlerinde yer verilen ve sit alanlarının tespit esaslarından olan, üzerinde taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğunluğuna göre de arkeolojik sit alanlarının derecelendirilmesi yapılmaktadır.
    Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; İdare Mahkemesinin kararına gerekçe olarak gösterdiği ve Koruma Bölge Kurulu kararlarının dayandığı raporlarla çelişkili olduğunu belirttiği 16/11/2018 tarihli Raporun, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün … günlü, … sayılı, tescil işlemine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine; 18/12/2018 tarihli Raporun da, Didim Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı, parselde kayıtlı taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine Millet Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca hazırlandığı, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun tescil kararına yardımcı belgelerden olduğu, doğrudan Koruma Bölge Kurulu kararlarına dayanak olabilecek mahiyetlerinin bulunmadığı; bununla birlikte, alanın arkeolojik sit potansiyellerinin değerlendirildiği, dava konusu Koruma Bölge Kurulu Kararlarının dayandığı raporlar olan; 19/03/2019 tarihli rapor, 21/10/2019 tarihli rapor ve 10/02/2020 tarihli raporun içeriklerinde, Koruma Bölge Kurulu kararlarını hukuken sakatlayacak nitelikte bir çelişki olmadığı görülmektedir.
    Yine; Millet Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca, Uygulama İmar Planı değişikliğine esas kurum görüşünün istenmesi üzerine hazırlanan 18/12/2018 tarihli Raporu düzenleyen 4 kişilik uzman heyetin içinde ve Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı Kararına dayanak, 19/03/2019 tarihli raporu hazırlayan 3 kişilik uzman heyet içinde Şehir Plancısı ...'un varlığı da, görüşlerin istenme mahiyetleri ve ...'un unvanı dikkate alındığında bir çelişki yaratmadığı görüldüğünden, belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen, istinaf incelemesine konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
    Bunun yanında, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararına gerekçe olduğu belirtilen, Didim Kaymakamlığı Milet Müzesi Müdürlüğü uzman personelince 05/09/2022 ila 15/09/2022 tarihlerini kapsayan dönemde yerinde yapılan sondaj ve kazı çalışmalarının, istinaf incelemesine konu … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı dosyasında verilen iptal kararı uyarınca, yeniden yapılan inceleme üzerine Koruma Bölge Kurulunca istendiği görülmekte olup, Bölge İdare Mahkemesi kararında; söz konusu rapor ve diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucu, idarece dava konusu tescil kararlarının kaldırıldığına ilişkin bir bilgi ve belgeye yer verilmediği görüldüğünden, tescil kararına ya da kaldırılmasına salt yardımcı belge niteliğinde olan Millet Müzesi Raporuna dayanılarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
    Bu durumda; taşınmazlara ilişkin birden çok değerlendirmenin ve kararın da bulunması karşısında, dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğu açısından yapılacak yargısal denetimde, teknik bilgiye ihtiyaç bulunduğu ve bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinden, dava konusu parsellerin arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin dava konusu işlemlerin konusunda uzman arkeologlardan oluşturulacak bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, yukarıda yer verilen gerekçe ile verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1. Temyiz isteminin kabulüne,
    2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
    3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


    (X) KARŞI OY : Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde belirtilen bozmayı gerektirir hiçbir neden bulunmadığından, temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

    2023/111992

    10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

    Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

    Ücretsiz Başla

    Anahtar Kelimeler

    adınadördüncüdairemilleti

    Kaynak: karar_yargitay

    Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:51

    Ücretsiz Üyelik

    Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

    Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

    Gelişmiş Arama

    10M+ karar arasında akıllı arama

    AI Asistan

    Kaynak atıflı hukuki cevaplar

    İndirme

    DOCX ve PDF formatında kaydet

    Benzer Kararlar

    AI ile otomatik eşleşen kararlar

    Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim