Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/13656
2024/399
18 Ocak 2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13656
Karar No : 2024/399
TEMYİZ EDENLER: 1 (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2 MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) … İstihsal Endüstrisi Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR): **
1 … Derneği
2 …
3 …
4 …
5 …
6 …
7 …
8 …
9 …
10 …
11 …
12 …
13 …
14 …
15 …
16 …
17 …
18 …
19 …
20 …
21 …
22 …
23 …
24 …
25 …
26 …
27 …
28 …
29 …
30 …
31 …
32 …
33 …
34 …
35 …
36 …
37 …
38 …
39 …
40 …
41 …
42 …
43 …
44 …
45 …
46 …
VEKİLLERİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesi, … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parseller sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarih ve … sayılı ''ÇED Olumlu'' Kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ÇED raporunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmediği, hayvan türlerinin popülasyon yoğunluklarının belirlenmediği, omurgasız hayvan faunasının özellikle gündüz kelebeklerinin belirlenmediği, arıların bu projeden etkilenme durumlarından hiç bahsedilmediği, fauna için izleme ve bazı türler için taşıma dışında önlemlerin alınmadığı ve amfibi, sürüngen ve memeli hayvanlar için herhangi bir önlem alınmadığından dolayı bölgenin biyolojik çeşitliliğinin tam olarak ortaya çıkarılamadığı, ÇED raporunda fauna çalışmalarının hangi tarih ya da tarihlerde yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı, yapılan çalışmaların daha çok literatür çalışması şeklinde olması nedeniyle ve proje alanı içerisinde bulunan ve endemik bir tür olan (Anatololacerta anatolica) türü ile ilgili uygun bir eylem planı verilmediği tespitleri karşısında projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı önlemlerin neler olduğunun belirtilmediği, dava konusu alanda fauna alanında yeterli inceleme ve araştırma çalışmalarının yapılmadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: **
1 Davalı İdare tarafından; proje kapsamında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili meri mevzuata uyulacağı, Nihai Çed Raporunda projenin tüm çevresel etkilerinin değerlendirildiği ve gerekli her türlü tedbirin alındığı, ÇED Olumlu Kararı verilmesinin daha sonra bir denetim olmayacağı anlamına gelmediği, projenin çevresel etkilerinin mevzuatın gerektirdiği biçimde araştırılıp incelendiği, önlemlerin ve olası etkilerle ilgili olarak kurum ve kuruluşların da olumlu kanaatlerinin bulunduğu, ÇED süreci içerisinde ihtiyatlılık ilkesi gözetilmek suretiyle dava konusu projeye ilişkin sürecin yürütüldüğü, projenin çevreye olabilecek etkileri kabul edilebilir değerlerin altına indirilerek proje hakkında ÇED Olumlu Kararı verildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2 Davalı Yanında Müdahil tarafından; dava konusu alanın 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında Atık Depolama Alanı olarak işaretlendiği, İzmir'de atık bertaraf tesisi olarak planlanmış başka bir alanın bulunmadığı, bu alanın İzmir İlindeki en uygun bertaraf alanı olduğu, bu hususun kararda tartışılmadığı, rapora itirazları değerlendirilmeden, ek rapor alınmadan karar verildiği, uyulması gereken en önemli ve belirleyici yönetmeliğin Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik olduğu (Yönetmeliğin 7.2 maddesi) ana amaçlardan birinin, yüzeysel suların alana girmesini, yer altı ve yüzeysel suların depolanmış atığa temasını engellemek olduğu, yer altı su kaynaklarına herhangi bir olumsuz etki yaratmayacak şekilde yapılacağı, düzenli olarak yapılacak izleme çalışmaları ile bölgedeki yüzeysel ve yer altı sularının izlenmesi sağlanacağı ve ilgili kuruluşların bilgilendirileceği, bilirkişi raporunda potansiyel etkilerin daha başka ne şekilde giderilebileceğine dair çözüm önerisi sunulmadığı, Jeoloji Mühendisliği değerlendirmesinin düzenli depolama mevzuatına aykırı olduğu, proje kapsamında en yakın zeytin tarlasının yaklaşık 1 km güney batı yönünde olduğu, 250 m mesafede dahi sınır değerlerin sağlandığı, kötü senaryoların oluşturacağı etkilerin giderilmesi için kontrollü şartlarda çalışılacağının taahhüt edildiği, yer altı sularına bir etkinin olması söz konusu olmadığı, olası yağışlarda oluşabilecek yer üstü ve taşkın sularına karşı tüm tedbirlerin faaliyet sahibi tarafından alınacağı, yapıların su basman kotu doğal zemin kotundan yeterli yükseklikte uygulanacağı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden görüş alındığı, tüm flora fauna elemanları ile ilgili alınacak tedbirlere ÇED Raporunda yer verildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu Mahkeme kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Ada, … Parsel, … Ada, …, …, …, …, …, …, …, … Parsel sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak ÇED Raporunun değerlendirilmesi sonucunda Yönetmeliğin 14. maddesi gereğince … tarih ve … sayılı kararıyla yatırım hakkında verilen ÇED Olumlu Kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, bu dosya ile arasında bağlantı kararı bulunan Mahkemenin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporundaki tespitler dikkate alınmış olup, Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Fauna Uzmanı ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan söz konusu bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu alan ve çevresindeki volkanik kayaçların geçirimli ve akifer özelliğinde olduğu, sulama amaçlı kullanılan Çıtak Göleti ile içme kullanma amaçlı kullanılan çok sayıda kaynak ve kuyunun beslenme alanında kaldığı, söz konusu etkinlikle sahadan kazma, sıyırma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak zeminde geçirimsiz perde oluşturulacağı ve kısmen topoğrafyanın değiştirileceği böylece yüzey ve yeraltı sularının beslenmesini (engelleme veya azaltma yoluyla) olumsuz etkileyeceği görüş ve kanaatine bağlı olarak kamu yararı bulunmadığı, oluşması beklenen kirletici parametrenin (toz) saatlik emisyon değerlerinin ilgili yönetmeliğe uygun hesaplanmamış olması ve sonuçların yönetmelik değerleriyle kıyaslamaya elverişli olmaması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk söz konusu olduğu, projenin gerçekleştirileceği Aliağa İlçesinin büyük sanayi tesislerine ev sahipliği yapması nedeniyle “alanda hava kirliliğinin önemli boyutlara ulaştığı kuşkusu” durumunun mevcut olması nedeniyle TKD değeri bileşeni olan UVD değerinin ölçülerek bulunması gerektiği, dava konusu alanda yapılacak faaliyetin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun Madde 20 (Değişik:28/2/1995 4086/5md.)’ye muhalefetten uygunsuz olduğu, ÇED raporuna konu olan atık depolama tesisinde yürütülecek inşai faaliyetin İnşaat Mühendisliği açısından yönetmeliklere ve standartlara uygun olarak planlandığı, genel olarak ortaya çıkabilecek problemleri giderebilecek tedbirleri kapsayacak şekilde hazırlandığının söylenebileceği, ancak depolama tesisine ulaşım sağlayacak yollarda gerek depolama tesisi inşası sırasında ve gerekse cüruf taşıyacak ağır tonajlı araç trafiğinin arazinin eğimli yapısı da göz önüne alındığında depolama tesisi civarında yaşayan yöre halkı ve bu yörede otlatılan/otlayan canlı hayvanlar için hayati riskler oluşturabilecek potansiyeli bulunduğu, bu nedenle … tarih ve … sayılı ÇED Olumlu kararının uygun olmadığı ve kamu yararı bulunmadığı, ÇED raporunda; projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı, nedenlerine bağlı olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen davaya konu … tarih, … sayılı “ÇED Olumlu” kararının uygun olmadığı'' şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Temyize konu Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmı incelendiğinde, davaya konu projenin çevresel etkileri yönünden yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde, projenin gerçekleştirilmesinde, su kaynaklarına etkileri yönünden kamu yararı bulunmadığı, kirletici parametrenin (toz) saatlik emisyon değerlerinin ilgili yönetmeliğe uygun hesaplanmamış olduğu, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği açısından uygunsuz olduğu, yapılacak faaliyetin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesine muhalefetten uygunsuz olduğu, ağır tonajlı araç trafiğinin arazinin eğimli yapısı da göz önüne alındığında depolama tesisi civarında yaşayan yöre halkı ve bu yörede otlatılan/otlayan canlı hayvanlar için hayati riskler oluşturabilecek potansiyeli bulunduğu, bu nedenle kamu yararı bulunmadığı, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı tespitlerinde bulunulduğu halde, Mahkeme kararının hüküm kısmında ise, ÇED raporunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmediği, hayvan türlerinin popülasyon yoğunluklarının belirlenmediği, omurgasız hayvan faunasının özellikle gündüz kelebeklerinin belirlenmediği, arıların bu projeden etkilenme durumlarından bahsedilmediği, fauna için izleme ve bazı türler için taşıma dışında önlemlerin alınmadığı ve amfibi, sürüngen ve memeli hayvanlar için herhangi bir önlem alınmadığından dolayı bölgenin biyolojik çeşitliliğinin tam olarak ortaya çıkarılamadığı, ÇED raporunda fauna çalışmalarının hangi tarih ya da tarihlerde yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı, yapılan çalışmaların daha çok literatür çalışması şeklinde olması nedeniyle ve proje alanı içerisinde bulunan ve endemik bir tür olan (Anatololacerta anatolica) türü ile ilgili uygun bir eylem planı verilmediği tespitleri karşısında projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı önlemlerin neler olduğunun belirtilmediği, dava konusu alanda fauna alanında yeterli inceleme ve araştırma çalışmalarının yapılmadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği belirtilerek, bilirkişi heyeti raporundaki sadece fauna yönünden yapılan tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, ancak bilirkişi heyeti raporunda yer alan projenin etki alanında bulunan su kaynaklarına, zeytinlik alanlara, trafiğe olan etkileri ile toz emisyonu yönünden yapılan hesaplamalar hususundaki tespitler yönünden kararın gerekçe ve hüküm kısımlarında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu 13.02.2009 tarihli ve 2009/7 sayılı Genelge uyarınca, Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunun herhangi bir bölümü nedeniyle çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının iptaline veya yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde, Mahkeme kararında işaret edilen eksikliğin ÇED raporunun diğer bölümlerini etkilememesi ve dolayısıyla eksik görülen hususun ÇED sürecinin yeniden başlatılmasını gerektirmemesi şartıyla sadece yargı kararı ile hukuka aykırı bulunan kısım için ÇED sürecinin yeniden başlatılarak sonuçlandırılması öngörülmekte olduğu dikkate alındığında, Mahkeme tarafından, yaptırılan bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve değerlendirmeler de ayrıntılı olarak incelendikten sonra, bilirkişi raporunda belirtilen ve karara etki edebilecek birtakım hususların hangi sebeplerle iptal gerekçesi olarak kabul edilmediğinin de karara açık biçimde yazılması suretiyle, iptal gerekçelerinin net olarak ortaya konulması gerekirken, bu hususlara aykırı biçimde eksik inceleme ve değerlendirmelere dayalı temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; raporun 15. sayfasında dava konusu alan ve çevresindeki volkanik kayaçların geçirimli ve akifer özelliğinde olduğu, sulama amaçlı kullanılan Çıtak Göleti ile içme kullanma amaçlı kullanılan çok sayıda kaynak ve kuyunun beslenme alanında kaldığı, söz konusu etkinlikle sahadan kazma, sıyırma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak zeminde geçirimsiz perde oluşturulacağı ve kısmen topoğrafyanın değiştirileceği böylece yüzey ve yeraltı sularının beslenmesini (engelleme veya azaltma yoluyla) olumsuz etkileyeceği görüş ve kanaatine bağlı olarak kamu yararı bulunmadığı yönünde bilimsel değerlendirmesinin yapılmadığı anlaşılmakta, ancak bilirkişi heyeti içerisinde yer alan jeoloji mühendisi bilirkişinin hidrojeoloji uzmanlığı bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir.
Ayrıca; fauna yönünden hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun 42. ve devamı sayfalarında yapılan değerlendirmeler sonucunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı yönünde tespitler yapılmışsa da, proje etki alanında bulunan flora çeşitliliği ve söz konusu projenin alandaki floraya muhtemel etkileri hususunda raporda her hangi bir değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi heyeti içerisinde bu yönden tespitlerde bulunabilecek bilimsel yeterliliğe haiz biyolog/fauna uzmanı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, mevcut bilirkişi heyetine biyolog/flora uzmanı ile gerekirse hidrojeolog da eklenmesi suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, yukarıda belirtilen eksik hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararlarda Bulunacak Hususlar" başlıklı 24. maddesinin (a) bendinde; kararda, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut ünvanları ve adreslerinin belirtileceği
hüküm altına alınmıştır. Davanın, Egeçep Derneği vd. olmak üzere toplam 46 kişi tarafından açıldığı halde, İdare Mahkemesi kararında davacılardan sadece 5 kişinin davacı olarak ad ve soyadına yer verildiği, diğer davacılara yer verilmeyerek haklarında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesi kararında tüm davacıların ad ve soyadlarının yazılması, davacıların tamamı hakkında hüküm kurulması gerekirken, davacılardan bazılarının ad ve soyadı yazılmamak suretiyle, bu kişiler adına hüküm kurulmayarak verilen İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan; aynı işlemin iptali istemiyle farklı davacılar tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, dava konusu işlemin iptaline yönelik kararı, Dairemizin 18/01/2024 tarih ve E:2023/12381, K:2024/397 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen aynı gerekçe ile bozulmuştur.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz istemlerinin kabulüne,
-
Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
Davada; İzmir ili, Aliağa ilçesi, … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parseller sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarih ve … sayılı ''ÇED Olumlu'' Kararının iptali istenilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, Proje Tanıtım Dosyasında (PTD) projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olduğu, bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı tespitlerine yer verilmiş ise de, söz konusu PTD incelendiğinde, bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen tüm hususlara ilişkin çalışmaların yapılmış olduğu, projenin çevreye olan etkilerinin minimize edilmesi için alınması gerekli olan tüm tedbirlere yer verildiği, gerekli taahhütlerde bulunulduğu, evsel nitelikli atıksuların arıtılmadan alıcı ortama deşarj edilmeyeceği, depolama tesislerinin etrafına yer altı suyu izleme kuyuları açılacağı, tesise cüruf atıklarının üstü branda ile kapatılmış kamyonlar vasıtasıyla taşınacağı, araçların tekerleklerinin tesis içerisinde temizleneceği, proje kapsamında sahanın zeminine geçirimsizlik sistemi kurulacağı, tabanı ve yan yüzeylerinde, sızıntı suyunun yer altı suyuna karışmasını önleyecek bir geçirimsizlik sistemi uygulanacağı, geçirimsizlik tabakasının fiziksel, kimyasal, mekanik ve hidrolik özellikleri depolama tesisinin toprak ve yer altı suları için oluşturacağı potansiyel riskleri önleyecek nitelikte olacağı, inşaat aşaması boyunca kullanılacak araçların ortaya çıkaracakları emisyonların oldukça düşük miktarlarda olacağı, ekipmanlardan kaynaklı emisyonların mevcut hava kalitesine olumsuz bir etki yaratmayacağı, çelikhane tesisi cüruf atıklarının düzenli depolanması çalışmaları yürütüleceği, herhangi bir yakma işlemi gerçekleştirilmeyeceği, sera gazı emisyonu oluşmayacağı, alanda oluşabilecek tozlanmayı minimuma indirmek için önlemler alınacağı, Mahalli Çevre Kurulu Kararı alındığı, nakliye sırasında trafik kazalarına mahal vermemek için trafik kurallarına ve hız limitlerine uyulacağı, taşıma işleminin gündüz 08 ile 19 saatleri arasında yapılacağı, proje alanı ve çevresinin flora ve faunasını tespit edebilmek için arazi çalışması yapıldığı, literatürün tarandığı, alanda görsel kontroller yapıldığı, proje alanının 54 ha olduğu, proje alanı ve yakın civarında korunan alan bulunmadığı, proje alanı ve çevresinde endemik türe rastlanmadığı, proje sahasındaki antropojen etkiler sebebiyle doğal fauna tür popülasyonunun az miktarda gözlemlendiği hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması ve yeniden karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesi yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY: **
Temyize konu edilen İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13656 E. , 2024/399 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13656
Karar No : 2024/399
TEMYİZ EDENLER : 1 (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2 MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) … İstihsal Endüstrisi Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1 … Derneği
2 …
3 …
4 …
5 …
6 …
7 …
8 …
9 …
10 …
11 …
12 …
13 …
14 …
15 …
16 …
17 …
18 …
19 …
20 …
21 …
22 …
23 …
24 …
25 …
26 …
27 …
28 …
29 …
30 …
31 …
32 …
33 …
34 …
35 …
36 …
37 …
38 …
39 …
40 …
41 …
42 …
43 …
44 …
45 …
46 …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesi, … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parseller sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarih ve … sayılı ''ÇED Olumlu'' Kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ÇED raporunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmediği, hayvan türlerinin popülasyon yoğunluklarının belirlenmediği, omurgasız hayvan faunasının özellikle gündüz kelebeklerinin belirlenmediği, arıların bu projeden etkilenme durumlarından hiç bahsedilmediği, fauna için izleme ve bazı türler için taşıma dışında önlemlerin alınmadığı ve amfibi, sürüngen ve memeli hayvanlar için herhangi bir önlem alınmadığından dolayı bölgenin biyolojik çeşitliliğinin tam olarak ortaya çıkarılamadığı, ÇED raporunda fauna çalışmalarının hangi tarih ya da tarihlerde yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı, yapılan çalışmaların daha çok literatür çalışması şeklinde olması nedeniyle ve proje alanı içerisinde bulunan ve endemik bir tür olan (Anatololacerta anatolica) türü ile ilgili uygun bir eylem planı verilmediği tespitleri karşısında projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı önlemlerin neler olduğunun belirtilmediği, dava konusu alanda fauna alanında yeterli inceleme ve araştırma çalışmalarının yapılmadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1 Davalı İdare tarafından; proje kapsamında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili meri mevzuata uyulacağı, Nihai Çed Raporunda projenin tüm çevresel etkilerinin değerlendirildiği ve gerekli her türlü tedbirin alındığı, ÇED Olumlu Kararı verilmesinin daha sonra bir denetim olmayacağı anlamına gelmediği, projenin çevresel etkilerinin mevzuatın gerektirdiği biçimde araştırılıp incelendiği, önlemlerin ve olası etkilerle ilgili olarak kurum ve kuruluşların da olumlu kanaatlerinin bulunduğu, ÇED süreci içerisinde ihtiyatlılık ilkesi gözetilmek suretiyle dava konusu projeye ilişkin sürecin yürütüldüğü, projenin çevreye olabilecek etkileri kabul edilebilir değerlerin altına indirilerek proje hakkında ÇED Olumlu Kararı verildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2 Davalı Yanında Müdahil tarafından; dava konusu alanın 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında Atık Depolama Alanı olarak işaretlendiği, İzmir'de atık bertaraf tesisi olarak planlanmış başka bir alanın bulunmadığı, bu alanın İzmir İlindeki en uygun bertaraf alanı olduğu, bu hususun kararda tartışılmadığı, rapora itirazları değerlendirilmeden, ek rapor alınmadan karar verildiği, uyulması gereken en önemli ve belirleyici yönetmeliğin Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik olduğu (Yönetmeliğin 7.2 maddesi) ana amaçlardan birinin, yüzeysel suların alana girmesini, yer altı ve yüzeysel suların depolanmış atığa temasını engellemek olduğu, yer altı su kaynaklarına herhangi bir olumsuz etki yaratmayacak şekilde yapılacağı, düzenli olarak yapılacak izleme çalışmaları ile bölgedeki yüzeysel ve yer altı sularının izlenmesi sağlanacağı ve ilgili kuruluşların bilgilendirileceği, bilirkişi raporunda potansiyel etkilerin daha başka ne şekilde giderilebileceğine dair çözüm önerisi sunulmadığı, Jeoloji Mühendisliği değerlendirmesinin düzenli depolama mevzuatına aykırı olduğu, proje kapsamında en yakın zeytin tarlasının yaklaşık 1 km güney batı yönünde olduğu, 250 m mesafede dahi sınır değerlerin sağlandığı, kötü senaryoların oluşturacağı etkilerin giderilmesi için kontrollü şartlarda çalışılacağının taahhüt edildiği, yer altı sularına bir etkinin olması söz konusu olmadığı, olası yağışlarda oluşabilecek yer üstü ve taşkın sularına karşı tüm tedbirlerin faaliyet sahibi tarafından alınacağı, yapıların su basman kotu doğal zemin kotundan yeterli yükseklikte uygulanacağı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden görüş alındığı, tüm flora fauna elemanları ile ilgili alınacak tedbirlere ÇED Raporunda yer verildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu Mahkeme kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Ada, … Parsel, … Ada, …, …, …, …, …, …, …, … Parsel sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak ÇED Raporunun değerlendirilmesi sonucunda Yönetmeliğin 14. maddesi gereğince … tarih ve … sayılı kararıyla yatırım hakkında verilen ÇED Olumlu Kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, bu dosya ile arasında bağlantı kararı bulunan Mahkemenin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporundaki tespitler dikkate alınmış olup, Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Fauna Uzmanı ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan söz konusu bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu alan ve çevresindeki volkanik kayaçların geçirimli ve akifer özelliğinde olduğu, sulama amaçlı kullanılan Çıtak Göleti ile içme kullanma amaçlı kullanılan çok sayıda kaynak ve kuyunun beslenme alanında kaldığı, söz konusu etkinlikle sahadan kazma, sıyırma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak zeminde geçirimsiz perde oluşturulacağı ve kısmen topoğrafyanın değiştirileceği böylece yüzey ve yeraltı sularının beslenmesini (engelleme veya azaltma yoluyla) olumsuz etkileyeceği görüş ve kanaatine bağlı olarak kamu yararı bulunmadığı, oluşması beklenen kirletici parametrenin (toz) saatlik emisyon değerlerinin ilgili yönetmeliğe uygun hesaplanmamış olması ve sonuçların yönetmelik değerleriyle kıyaslamaya elverişli olmaması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk söz konusu olduğu, projenin gerçekleştirileceği Aliağa İlçesinin büyük sanayi tesislerine ev sahipliği yapması nedeniyle “alanda hava kirliliğinin önemli boyutlara ulaştığı kuşkusu” durumunun mevcut olması nedeniyle TKD değeri bileşeni olan UVD değerinin ölçülerek bulunması gerektiği, dava konusu alanda yapılacak faaliyetin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun Madde 20 (Değişik:28/2/1995 4086/5md.)’ye muhalefetten uygunsuz olduğu, ÇED raporuna konu olan atık depolama tesisinde yürütülecek inşai faaliyetin İnşaat Mühendisliği açısından yönetmeliklere ve standartlara uygun olarak planlandığı, genel olarak ortaya çıkabilecek problemleri giderebilecek tedbirleri kapsayacak şekilde hazırlandığının söylenebileceği, ancak depolama tesisine ulaşım sağlayacak yollarda gerek depolama tesisi inşası sırasında ve gerekse cüruf taşıyacak ağır tonajlı araç trafiğinin arazinin eğimli yapısı da göz önüne alındığında depolama tesisi civarında yaşayan yöre halkı ve bu yörede otlatılan/otlayan canlı hayvanlar için hayati riskler oluşturabilecek potansiyeli bulunduğu, bu nedenle … tarih ve … sayılı ÇED Olumlu kararının uygun olmadığı ve kamu yararı bulunmadığı, ÇED raporunda; projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı, nedenlerine bağlı olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen davaya konu … tarih, … sayılı “ÇED Olumlu” kararının uygun olmadığı'' şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Temyize konu Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmı incelendiğinde, davaya konu projenin çevresel etkileri yönünden yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde, projenin gerçekleştirilmesinde, su kaynaklarına etkileri yönünden kamu yararı bulunmadığı, kirletici parametrenin (toz) saatlik emisyon değerlerinin ilgili yönetmeliğe uygun hesaplanmamış olduğu, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği açısından uygunsuz olduğu, yapılacak faaliyetin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesine muhalefetten uygunsuz olduğu, ağır tonajlı araç trafiğinin arazinin eğimli yapısı da göz önüne alındığında depolama tesisi civarında yaşayan yöre halkı ve bu yörede otlatılan/otlayan canlı hayvanlar için hayati riskler oluşturabilecek potansiyeli bulunduğu, bu nedenle kamu yararı bulunmadığı, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı tespitlerinde bulunulduğu halde, Mahkeme kararının hüküm kısmında ise, ÇED raporunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmediği, hayvan türlerinin popülasyon yoğunluklarının belirlenmediği, omurgasız hayvan faunasının özellikle gündüz kelebeklerinin belirlenmediği, arıların bu projeden etkilenme durumlarından bahsedilmediği, fauna için izleme ve bazı türler için taşıma dışında önlemlerin alınmadığı ve amfibi, sürüngen ve memeli hayvanlar için herhangi bir önlem alınmadığından dolayı bölgenin biyolojik çeşitliliğinin tam olarak ortaya çıkarılamadığı, ÇED raporunda fauna çalışmalarının hangi tarih ya da tarihlerde yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı, yapılan çalışmaların daha çok literatür çalışması şeklinde olması nedeniyle ve proje alanı içerisinde bulunan ve endemik bir tür olan (Anatololacerta anatolica) türü ile ilgili uygun bir eylem planı verilmediği tespitleri karşısında projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı önlemlerin neler olduğunun belirtilmediği, dava konusu alanda fauna alanında yeterli inceleme ve araştırma çalışmalarının yapılmadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği belirtilerek, bilirkişi heyeti raporundaki sadece fauna yönünden yapılan tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, ancak bilirkişi heyeti raporunda yer alan projenin etki alanında bulunan su kaynaklarına, zeytinlik alanlara, trafiğe olan etkileri ile toz emisyonu yönünden yapılan hesaplamalar hususundaki tespitler yönünden kararın gerekçe ve hüküm kısımlarında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu 13.02.2009 tarihli ve 2009/7 sayılı Genelge uyarınca, Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunun herhangi bir bölümü nedeniyle çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının iptaline veya yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde, Mahkeme kararında işaret edilen eksikliğin ÇED raporunun diğer bölümlerini etkilememesi ve dolayısıyla eksik görülen hususun ÇED sürecinin yeniden başlatılmasını gerektirmemesi şartıyla sadece yargı kararı ile hukuka aykırı bulunan kısım için ÇED sürecinin yeniden başlatılarak sonuçlandırılması öngörülmekte olduğu dikkate alındığında, Mahkeme tarafından, yaptırılan bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve değerlendirmeler de ayrıntılı olarak incelendikten sonra, bilirkişi raporunda belirtilen ve karara etki edebilecek birtakım hususların hangi sebeplerle iptal gerekçesi olarak kabul edilmediğinin de karara açık biçimde yazılması suretiyle, iptal gerekçelerinin net olarak ortaya konulması gerekirken, bu hususlara aykırı biçimde eksik inceleme ve değerlendirmelere dayalı temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; raporun 15. sayfasında dava konusu alan ve çevresindeki volkanik kayaçların geçirimli ve akifer özelliğinde olduğu, sulama amaçlı kullanılan Çıtak Göleti ile içme kullanma amaçlı kullanılan çok sayıda kaynak ve kuyunun beslenme alanında kaldığı, söz konusu etkinlikle sahadan kazma, sıyırma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak zeminde geçirimsiz perde oluşturulacağı ve kısmen topoğrafyanın değiştirileceği böylece yüzey ve yeraltı sularının beslenmesini (engelleme veya azaltma yoluyla) olumsuz etkileyeceği görüş ve kanaatine bağlı olarak kamu yararı bulunmadığı yönünde bilimsel değerlendirmesinin yapılmadığı anlaşılmakta, ancak bilirkişi heyeti içerisinde yer alan jeoloji mühendisi bilirkişinin hidrojeoloji uzmanlığı bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir.
Ayrıca; fauna yönünden hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun 42. ve devamı sayfalarında yapılan değerlendirmeler sonucunda, projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olması, omurgalı hayvan türlerinin belirlenmesine karşın, omurgasız hayvan faunasının belirlenmemiş olması, fauna için izleme ve taşıma dışında önlemlerin alınmamış olması ve arazi çalışmalarının her mevsimi kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamaması ve ÇED raporunda verilen türlerin çoğunun literatür verileriyle oluşturulması, ÇED raporunda verilen türlerden Anatololacerta anatolica türünün endemik olması ve sadece ülkemizde batı bölgelerinde yayılış göstermesi ve bu türe karşı koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniyle ÇED Olumlu kararının fauna açısından uygun olmadığı yönünde tespitler yapılmışsa da, proje etki alanında bulunan flora çeşitliliği ve söz konusu projenin alandaki floraya muhtemel etkileri hususunda raporda her hangi bir değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi heyeti içerisinde bu yönden tespitlerde bulunabilecek bilimsel yeterliliğe haiz biyolog/fauna uzmanı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, mevcut bilirkişi heyetine biyolog/flora uzmanı ile gerekirse hidrojeolog da eklenmesi suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, yukarıda belirtilen eksik hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararlarda Bulunacak Hususlar" başlıklı 24. maddesinin (a) bendinde; kararda, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut ünvanları ve adreslerinin belirtileceği
hüküm altına alınmıştır. Davanın, Egeçep Derneği vd. olmak üzere toplam 46 kişi tarafından açıldığı halde, İdare Mahkemesi kararında davacılardan sadece 5 kişinin davacı olarak ad ve soyadına yer verildiği, diğer davacılara yer verilmeyerek haklarında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesi kararında tüm davacıların ad ve soyadlarının yazılması, davacıların tamamı hakkında hüküm kurulması gerekirken, davacılardan bazılarının ad ve soyadı yazılmamak suretiyle, bu kişiler adına hüküm kurulmayarak verilen İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan; aynı işlemin iptali istemiyle farklı davacılar tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, dava konusu işlemin iptaline yönelik kararı, Dairemizin 18/01/2024 tarih ve E:2023/12381, K:2024/397 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen aynı gerekçe ile bozulmuştur.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davada; İzmir ili, Aliağa ilçesi, … ada, … parsel ile … ada, …, …, …, …, …, …, … ve … parseller sınırları içerisinde ... Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Cüruf Depolama Tesisi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarih ve … sayılı ''ÇED Olumlu'' Kararının iptali istenilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, Proje Tanıtım Dosyasında (PTD) projeden kaynaklı etkilerin doğal çevreyi nasıl etkileyeceği, bu etkilere karşı alınacak önlemlerin neler olacağının belirtilmemiş olduğu, bölgenin faunasının (biyoçeşitlilik) tam olarak ortaya çıkarılamadığı, endemik türlerin yaşatılmasına ve korunmasına ilişkin önlemlerin alınmadığı tespitlerine yer verilmiş ise de, söz konusu PTD incelendiğinde, bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen tüm hususlara ilişkin çalışmaların yapılmış olduğu, projenin çevreye olan etkilerinin minimize edilmesi için alınması gerekli olan tüm tedbirlere yer verildiği, gerekli taahhütlerde bulunulduğu, evsel nitelikli atıksuların arıtılmadan alıcı ortama deşarj edilmeyeceği, depolama tesislerinin etrafına yer altı suyu izleme kuyuları açılacağı, tesise cüruf atıklarının üstü branda ile kapatılmış kamyonlar vasıtasıyla taşınacağı, araçların tekerleklerinin tesis içerisinde temizleneceği, proje kapsamında sahanın zeminine geçirimsizlik sistemi kurulacağı, tabanı ve yan yüzeylerinde, sızıntı suyunun yer altı suyuna karışmasını önleyecek bir geçirimsizlik sistemi uygulanacağı, geçirimsizlik tabakasının fiziksel, kimyasal, mekanik ve hidrolik özellikleri depolama tesisinin toprak ve yer altı suları için oluşturacağı potansiyel riskleri önleyecek nitelikte olacağı, inşaat aşaması boyunca kullanılacak araçların ortaya çıkaracakları emisyonların oldukça düşük miktarlarda olacağı, ekipmanlardan kaynaklı emisyonların mevcut hava kalitesine olumsuz bir etki yaratmayacağı, çelikhane tesisi cüruf atıklarının düzenli depolanması çalışmaları yürütüleceği, herhangi bir yakma işlemi gerçekleştirilmeyeceği, sera gazı emisyonu oluşmayacağı, alanda oluşabilecek tozlanmayı minimuma indirmek için önlemler alınacağı, Mahalli Çevre Kurulu Kararı alındığı, nakliye sırasında trafik kazalarına mahal vermemek için trafik kurallarına ve hız limitlerine uyulacağı, taşıma işleminin gündüz 08 ile 19 saatleri arasında yapılacağı, proje alanı ve çevresinin flora ve faunasını tespit edebilmek için arazi çalışması yapıldığı, literatürün tarandığı, alanda görsel kontroller yapıldığı, proje alanının 54 ha olduğu, proje alanı ve yakın civarında korunan alan bulunmadığı, proje alanı ve çevresinde endemik türe rastlanmadığı, proje sahasındaki antropojen etkiler sebebiyle doğal fauna tür popülasyonunun az miktarda gözlemlendiği hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması ve yeniden karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesi yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Temyize konu edilen İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
2023/113658
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13