Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/13888
2024/2234
28 Mart 2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13888
Karar No : 2024/2234
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" ile ilgili ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesi amacıyla yapılan başvurunun Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nün olumsuz görüşleri nedeniyle ÇED sürecinin sonlandırılması ve proje tanıtım dosyasının iade edilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı Antalya Valiliği işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, maden mühendisi ve harita kadastro mühendisi bilirkişi ile mahallinde gerçekleştirilen keşif sonrasında düzenlenen 18/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "1 Orman Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Ocak izni talebine ilişkin konu saha ve çevresi Serik ve Akbaş Orman İşletme Şefliklerine bağlı sarp bir arazide dağınık vaziyette ağaçların bulunduğu taşlık kayalık arazide kalmaktadır. Tohum meşceresi, Gen koruma ormanı, muhafaza ormanı, orman içi dinlenme yerleri içinde kalmadığı ve sahanın endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin içerisinde kalmadığı tespit edilmiştir. Saha herhangi bir korunan alan statüsüne sahip değildir. Dava konusu alanın floristik ve faunistik açıdan ayrıcalıklı herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Bu alanın yaban hayatı açısından kritik bir bölge olma özelliği yoktur. Bölgede orman alanlarının tahribatı ve doğanın korunması ile ilgili bir olumsuzluğa sebep olup olmaması hemen çevresinde bugüne kadar verilen maden izinlerinde meydana gelen olumsuzluklardan fazla değildir. İzne konu yerde verimli bir orman örtüsünün olmadığı ve yangın kulesi için bir olumsuzluk oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmeler neticesinde detayları yukarıda açıklanan sebeplerle alanda madencilik faaliyeti gerçekleştirmek üzere izin verilmesinin yönünde ormancılık açısından bir engel olmadığı kanaatine varılmıştır. 2 Jeoloji Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu alanda yapılacak olan II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi için keşif mahallinde yapılan tespitlere, jeolojik, hidrojeolojik ve bölgenin tektoniği açısından yapılan incelemelere, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre değerlendirmeler yapılmıştır. Türkiye Deprem Tehlike Haritasına göre; Proje alanı ve yakın çevresinin deprem tehlikesi olarak “orta tehlike” sınıfındadır. Dava konusu sahada yapılan gözlemsel çalışmalar ve literatür bilgilerine göre proje sahasının jeolojik, tektonik ve depremsellik açısından değerlendirilmiştir. Dava konusu alanda yapılacak olan II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi faaliyetinin yasal mevzuata uyulduğu sürece Jeolojik, Hidrojeolojik ve Tektonik açıdan doğal ortama zarar vermeyeceği kanaatine varılmıştır. 3 Harita Mühendisliği açısından değerlendirmede; Antalya İli, Serik İlçesi, … … mahallesi sınırları içerisinde bulunan MVB Madencilik Anonim Şirketi adına kayıtlı İR: 86210 işletme ruhsat numaralı 87,5 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında “II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesinin planlandığı, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile Ruhsat Alanı içerisinde belirlenen ÇED alanı, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde, dava konusu alanın bu aşamada “II A Grup Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi” olarak planlanmasında Harita Mühendisliği yönünden sakınca bulunmadığı değerlendirilmiştir. 4 Maden Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu proje alanında yapılması planlanan kalker üretimine yönelik kalker ocağı ve kırma eleme tesisi faaliyetleri sırasında toz, gürültü, titreşim gibi olumsuz etkilerin oluşabileceği, madencilikten kaynaklı bu tür çevresel olumsuzlukların ve risklerin proje tanıtım dosyasında (PTD) belirlendiği, PTD’de çevreye olabilecek bu tür olumsuz etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesine yönelik alınacak tedbirlerin belirtildiği ve taahhütlerde bulunulduğu, faaliyet boyunca gerekli tedbirlerin alınması ve titiz şekilde çalışılması durumunda bu olumsuz etkilerin önemsiz düzeylere indirilebileceği, davaya konu projenin madencilik esasları açısından uygun olduğu kanaatine varılmıştır.5 Çevre Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu işleme esas teşkil eden II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinin ÇED yönetmeliği Ek 2 listesinde yer aldığı, bu kapsamda ÇED başvuru dosyası hazırlanıp sunulduğu, ÇED sürecinin ÇED Yönetmeliğinin 5/2 (a) maddesi uyarınca sonlandırıldığı, ÇED süreci devam etmediğinden dolayı hazırlanan PTD’nin henüz ikmal etmediği ve “Nihai PTD” haline gelmediği, dolayısıyla Nihai PTD oluşmadan rapor üzerinde yapılacak değerlendirmelerin yeterli olmadığı, PTD’de önemli çevresel etkilerin belirlendiği, çevresel etkilere karşı önlemlere yer verildiği, proje sahasına en yakın yerleşim yerinde ve projenin etki alanında oluşması muhtemel olumsuz etkilerin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu dolayısıyla planlanan faaliyetin yapılmasında Çevre Mühendisliği açısından sakınca bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6 Sonuç olarak, Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde yer alan İR: … ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında MVB Madencilik A.Ş. tarafından açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" ne ilişkin ÇED sürecine devam edilmesinde bir sakınca olmadığı..." tespit ve görüşlerine yer verildiği, bu durumda; Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" ile ilgili olarak, planlanan alanda, çevre, doğa, bitki örtüsü açısından ve 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı hususunun bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan başvurunun, ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iade edilmek suretiyle reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı bölgede yer alan maden sahası hakkında açılan benzer bir davada verilen iptal kararı da Danıştay Altıncı Dairesi'nin 02/03/2023 tarih ve E:2023/841, K:2023/2178 sayılı kararı ile onandığı da Mahkeme Kararında belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mahkeme Kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel incelemeden uzak olduğu, 16,28 ha alanda 1.250.000 ton/yıl ocak, 1.000.000 ton/yıl kırma eleme tesisi kapasiteli proje için Proje Tanıtım Dosyasının sunulması üzerine İl Müdürlüğü teknik çalışanlarınca yer tetkinin gerçekleştirildiği, proje alanının orman vasfında olduğunun tespit edilmesi üzerine ÇED Yönetmeliğinin 16. maddesinin 3. bendinin (b) fıkrası uyarınca ilgili kurumlardan görüş talep edildiği, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşleri nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" için 15/12/2022 tarihinde sunulan e ÇED başvusu ilgili olarak idare tarafından ilgili kurumlara görüşleri sorulmuş, Orman Genel Müdürlüğü, Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün bila tarihli, E ... … sayılı kurum görüşünde; "17/01/2023 tarihinde oluşturulan komisyonca düzenlenen inceleme ve değerlendirme formunda da belirtildiği gibi talep edilen alanda maden işletilmesi halinde bölgede bulunan Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği, Bölgedeki mahalle Muhtarı ve köy sakinlerinin maden ocağı istemediklerine dair dilekçe ile müracaatta bulunmaları sebebiyle Orman Halk ilişkilerinin olumsuz etkileneceği, görüş istenen alanın yakınında içme suyu kaynağının bulunması ve Antalya Alanya karayolunun görüş alanı içerisinde kalıyor olması sebebiyle" kurumlarınca olumsuz görüş verildiği, Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğünün bila tarihli, E ... ... sayılı kurum görüşünde; projenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca uygun bulunmadığının belirtilmesine istinaden, … tarihli, … sayılı yazı ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Yetki" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edilir. b) Proje sahibi veya yetkili temsilcisinin talep etmesi halinde ÇED süreci, aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasından ilan edilir." düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." düzenlemesine, "Ön İnceleme ve Değerlendirme Yöntemi" başlıklı Yönetmeliğin Dördüncü Bölümünde yer alan "Başvuru ve İnceleme" başlıklı 16. maddesinde; Yönetmeliğin Ek 2 Listesinde yer alan projeler için; "...(3) Formata uygun hazırlandığı tespit edilen ve ÇED inceleme ve değerlendirme süreci başlatılan projelerde;... b) Bakanlık tarafından gerekli görülmesi halinde, dosyadaki bilgiler dikkate alınarak ilgili kurum/kuruluşlardan yazılı görüş istenebilir veya ilgili kurum/kuruluşlarla toplantı düzenlenebilir..." düzenlemesine, Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde de"...aa) Kümülatif etki değerlendirme: Yapılması planlanan projenin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesini,... İfade eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez." hükmüne yer verilmiş, 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik"in (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2012/4992 sayılı dosyasında açılan davada, Dairenin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararıyla dava konusu Yönetmeliğin; dayanağı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrasında da aynen yer verilen 23. maddesinin 1. fıkrasının; ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.'' cümleleri bakımından davanın reddi; 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddesinin diğer kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Ayrıca 6777 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki 3573 sayılı Kanunun Sakız ve Nevileriyle Harnupluklara da Teşmiline Dair Kanun"un 1. maddesinde; "Antep fıstığı ve harnupluk tesisi için sakız (Pistacia) nevileri olan menengiç (Pistacia Terebinthus L.), buttun (Pistacia Khinjuk), yabani sakız («Mezdeki sakızı (Pistacia Lentiscus L.), adi sakız (Pistacia mutica, Fisch), Filistin sakızı (Pistacia Palestina, Boiss») ağaçlarını aşılamak suretiyle istifade etmek istiyenler hakkında zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılattırılmasına dair olan 3573 sayılı Kanun ile mezkür kanunun 14 üncü maddesini değiştiren 3669 sayılı Kanun ve bu kanunlara göre çıkarılan mevzuat aynen tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için hazırlanacak, Proje Tanıtım Dosyasında, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek, doğal kaynakların kullanımı, projenin yeri ve etki alanının mevcut çevresel özelliklerinin (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek 5'te yer alan Duyarlı Yöreler Listesinin dikkate alınarak korunması gereken alanların belirtilerek, projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Bu amaçla proje tanıtım dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK IV. maddesindeki unsurlar yönünden değerlendirilirken, mevzuat bakımından projenin yapılmasının uygun bulunmadığı takdirde "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesi zorunluluğu bulunmayıp, aşamasına bakılmaksızın ÇED sürecinin sonlandırılması mümkündür. Bununla birlikte, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumunun, bu durum özelinde somut bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Yine zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanunun 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte, bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu tesislerin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işlemin 16,28 he alanda, 1.250.00 ton/yıl kapasiteli kalker ocağı ve 1.000.000 ton/yıl kapasiteli kırma eleme tesisi yapılması talep edilen projenin; alanda maden işletilmesi halinde bölgede bulunan Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği, bölgedeki mahalle Muhtarı ve köy sakinlerinin maden ocağı istemediklerine dair dilekçe ile müracaatta bulunmaları sebebiyle orman halk ilişkilerinin olumsuz etkileneceği, görüş istenen alanın yakınında içme suyu kaynağının bulunması ve Antalya Alanya karayolunun görüş alanı içerisinde kalıyor olması nedeniyle olumsuz görüş veren Orman Bölge Müdürlüğü ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri kapsamında projenin uygun bulunmadığı yönünde verilen Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşü neticesinde tesis edildiği görülmektedir.
Dava konusu alanda yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 11/09/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; Orman Mühendisi bilirkişi tarafından, izne konu alanın tamamının devlet mülkiyetinde orman vasıflı arazi içerisinde yer aldığı, ÇED sahasının dik bir arazide yer aldığı, alanın tamamında verimli orman arazisi bulunmadığı, alanda dağınık olarak kızılçam, kermes meşesi, menengiç, keçiboynuzu, servi ve delice ağaçları bulunduğu, alanın korunan alan statüsü taşımadığı, sahanın Antalya Alanya karayoluna mesafesinin 13,22 km olduğu, sahanın en yakın noktasının Soğanlı yangın kulesine mesafesinin kuş uçusu 842 m olduğu, kulenin yükseltisinin 740 m olduğu, ocak sahasının yükseltisinin 464 615 m yükselti aralığında yer aldığı, bu nedenle işletmenin kule görünürlüğü için bir sorun oluşturmayacağı, yatay ve dikey mesafe sayesinde kulenin ocak işletmesinden etkilenmeyeceği, davalı sahanın bitişiği ve yakın çevresinde güncel olarak aktif 4 adet ocağın bulunduğu, bu ocakların faaliyetlerinin kulenin elektronik ve haberleşme sistemine bir zarar vermediğinin belirlendiği, dava konusu alanın diğer maden sahaları ile yan yana olduğunun belirtildiği, bunun dışında bilirkişi raporunda, Orman Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşünde yer verilen Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, dava konusu projenin madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği hususlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, yine bilirkişi heyeti içerisinde bir Ziraat Mühendisi bilirkişi bulunmadığı için de bilirkişi raporunda; Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşüne istinaden proje alanında ve projenin etki alanında bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının tespitinin yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu işlemin hukuki denetimine ilişkin olarak, işlemin dayanağı Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün ve Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşlerinin yerinde olup olmadığı, Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyip etkilemeyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar görüp görmeyeceği ve 3573 sayılı Kanunda öngörülen şekilde, projenin; 3 km mesafesde bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının ortaya konulacak şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesinin karar gerekçesinde, aynı bölgede yer alan başka bir maden sahası hakkındaki sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yer verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Zira, yapılması planlanan projelerin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; kümülatif etki değerlendirmesi yapılarak, mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesi gerektiğinden, her yeni projenin çevresel etkilerinin, alanda mevcut diğer faaliyetlerle birlikte yeniden değerlendirilmek suretiyle işlem tesis edileceği açık olup, dayanak olarak gösterilen uyuşmazlıkta verilen iptal kararının, bu dosyada yer alan proje ya da aynı mahalde gerçekleştirilmek istenen diğer projeler için doğrudan uygulanamayacağı tabiidir.
Bu itibarla; yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla içlerinde Ziraat Mühendisi ve Elektrik Elektronik Mühendisi bilirkişilerin de olduğu heyet ile mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz isteminin kabulüne,
-
Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 28/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13888 E. , 2024/2234 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13888
Karar No : 2024/2234
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" ile ilgili ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesi amacıyla yapılan başvurunun Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nün olumsuz görüşleri nedeniyle ÇED sürecinin sonlandırılması ve proje tanıtım dosyasının iade edilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı Antalya Valiliği işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, maden mühendisi ve harita kadastro mühendisi bilirkişi ile mahallinde gerçekleştirilen keşif sonrasında düzenlenen 18/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "1 Orman Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Ocak izni talebine ilişkin konu saha ve çevresi Serik ve Akbaş Orman İşletme Şefliklerine bağlı sarp bir arazide dağınık vaziyette ağaçların bulunduğu taşlık kayalık arazide kalmaktadır. Tohum meşceresi, Gen koruma ormanı, muhafaza ormanı, orman içi dinlenme yerleri içinde kalmadığı ve sahanın endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin içerisinde kalmadığı tespit edilmiştir. Saha herhangi bir korunan alan statüsüne sahip değildir. Dava konusu alanın floristik ve faunistik açıdan ayrıcalıklı herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Bu alanın yaban hayatı açısından kritik bir bölge olma özelliği yoktur. Bölgede orman alanlarının tahribatı ve doğanın korunması ile ilgili bir olumsuzluğa sebep olup olmaması hemen çevresinde bugüne kadar verilen maden izinlerinde meydana gelen olumsuzluklardan fazla değildir. İzne konu yerde verimli bir orman örtüsünün olmadığı ve yangın kulesi için bir olumsuzluk oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmeler neticesinde detayları yukarıda açıklanan sebeplerle alanda madencilik faaliyeti gerçekleştirmek üzere izin verilmesinin yönünde ormancılık açısından bir engel olmadığı kanaatine varılmıştır. 2 Jeoloji Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu alanda yapılacak olan II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi için keşif mahallinde yapılan tespitlere, jeolojik, hidrojeolojik ve bölgenin tektoniği açısından yapılan incelemelere, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre değerlendirmeler yapılmıştır. Türkiye Deprem Tehlike Haritasına göre; Proje alanı ve yakın çevresinin deprem tehlikesi olarak “orta tehlike” sınıfındadır. Dava konusu sahada yapılan gözlemsel çalışmalar ve literatür bilgilerine göre proje sahasının jeolojik, tektonik ve depremsellik açısından değerlendirilmiştir. Dava konusu alanda yapılacak olan II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi faaliyetinin yasal mevzuata uyulduğu sürece Jeolojik, Hidrojeolojik ve Tektonik açıdan doğal ortama zarar vermeyeceği kanaatine varılmıştır. 3 Harita Mühendisliği açısından değerlendirmede; Antalya İli, Serik İlçesi, … … mahallesi sınırları içerisinde bulunan MVB Madencilik Anonim Şirketi adına kayıtlı İR: 86210 işletme ruhsat numaralı 87,5 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında “II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesinin planlandığı, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile Ruhsat Alanı içerisinde belirlenen ÇED alanı, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde, dava konusu alanın bu aşamada “II A Grup Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi” olarak planlanmasında Harita Mühendisliği yönünden sakınca bulunmadığı değerlendirilmiştir. 4 Maden Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu proje alanında yapılması planlanan kalker üretimine yönelik kalker ocağı ve kırma eleme tesisi faaliyetleri sırasında toz, gürültü, titreşim gibi olumsuz etkilerin oluşabileceği, madencilikten kaynaklı bu tür çevresel olumsuzlukların ve risklerin proje tanıtım dosyasında (PTD) belirlendiği, PTD’de çevreye olabilecek bu tür olumsuz etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesine yönelik alınacak tedbirlerin belirtildiği ve taahhütlerde bulunulduğu, faaliyet boyunca gerekli tedbirlerin alınması ve titiz şekilde çalışılması durumunda bu olumsuz etkilerin önemsiz düzeylere indirilebileceği, davaya konu projenin madencilik esasları açısından uygun olduğu kanaatine varılmıştır.5 Çevre Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu işleme esas teşkil eden II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinin ÇED yönetmeliği Ek 2 listesinde yer aldığı, bu kapsamda ÇED başvuru dosyası hazırlanıp sunulduğu, ÇED sürecinin ÇED Yönetmeliğinin 5/2 (a) maddesi uyarınca sonlandırıldığı, ÇED süreci devam etmediğinden dolayı hazırlanan PTD’nin henüz ikmal etmediği ve “Nihai PTD” haline gelmediği, dolayısıyla Nihai PTD oluşmadan rapor üzerinde yapılacak değerlendirmelerin yeterli olmadığı, PTD’de önemli çevresel etkilerin belirlendiği, çevresel etkilere karşı önlemlere yer verildiği, proje sahasına en yakın yerleşim yerinde ve projenin etki alanında oluşması muhtemel olumsuz etkilerin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu dolayısıyla planlanan faaliyetin yapılmasında Çevre Mühendisliği açısından sakınca bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6 Sonuç olarak, Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde yer alan İR: … ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında MVB Madencilik A.Ş. tarafından açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi" ne ilişkin ÇED sürecine devam edilmesinde bir sakınca olmadığı..." tespit ve görüşlerine yer verildiği, bu durumda; Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" ile ilgili olarak, planlanan alanda, çevre, doğa, bitki örtüsü açısından ve 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı hususunun bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan başvurunun, ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iade edilmek suretiyle reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı bölgede yer alan maden sahası hakkında açılan benzer bir davada verilen iptal kararı da Danıştay Altıncı Dairesi'nin 02/03/2023 tarih ve E:2023/841, K:2023/2178 sayılı kararı ile onandığı da Mahkeme Kararında belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme Kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel incelemeden uzak olduğu, 16,28 ha alanda 1.250.000 ton/yıl ocak, 1.000.000 ton/yıl kırma eleme tesisi kapasiteli proje için Proje Tanıtım Dosyasının sunulması üzerine İl Müdürlüğü teknik çalışanlarınca yer tetkinin gerçekleştirildiği, proje alanının orman vasfında olduğunun tespit edilmesi üzerine ÇED Yönetmeliğinin 16. maddesinin 3. bendinin (b) fıkrası uyarınca ilgili kurumlardan görüş talep edildiği, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşleri nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Antalya İli, Serik İlçesi, … … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan İR:… ruhsat numaralı 87,50 hektarlık sahanın 16,28 hektarlık kısmında açılıp işletilmesi planlanan "II A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi" için 15/12/2022 tarihinde sunulan e ÇED başvusu ilgili olarak idare tarafından ilgili kurumlara görüşleri sorulmuş, Orman Genel Müdürlüğü, Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün bila tarihli, E ... … sayılı kurum görüşünde; "17/01/2023 tarihinde oluşturulan komisyonca düzenlenen inceleme ve değerlendirme formunda da belirtildiği gibi talep edilen alanda maden işletilmesi halinde bölgede bulunan Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği, Bölgedeki mahalle Muhtarı ve köy sakinlerinin maden ocağı istemediklerine dair dilekçe ile müracaatta bulunmaları sebebiyle Orman Halk ilişkilerinin olumsuz etkileneceği, görüş istenen alanın yakınında içme suyu kaynağının bulunması ve Antalya Alanya karayolunun görüş alanı içerisinde kalıyor olması sebebiyle" kurumlarınca olumsuz görüş verildiği, Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğünün bila tarihli, E ... ... sayılı kurum görüşünde; projenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca uygun bulunmadığının belirtilmesine istinaden, … tarihli, … sayılı yazı ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Yetki" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edilir. b) Proje sahibi veya yetkili temsilcisinin talep etmesi halinde ÇED süreci, aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasından ilan edilir." düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." düzenlemesine, "Ön İnceleme ve Değerlendirme Yöntemi" başlıklı Yönetmeliğin Dördüncü Bölümünde yer alan "Başvuru ve İnceleme" başlıklı 16. maddesinde; Yönetmeliğin Ek 2 Listesinde yer alan projeler için; "...(3) Formata uygun hazırlandığı tespit edilen ve ÇED inceleme ve değerlendirme süreci başlatılan projelerde;... b) Bakanlık tarafından gerekli görülmesi halinde, dosyadaki bilgiler dikkate alınarak ilgili kurum/kuruluşlardan yazılı görüş istenebilir veya ilgili kurum/kuruluşlarla toplantı düzenlenebilir..." düzenlemesine, Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde de"...aa) Kümülatif etki değerlendirme: Yapılması planlanan projenin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesini,... İfade eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez." hükmüne yer verilmiş, 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik"in (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2012/4992 sayılı dosyasında açılan davada, Dairenin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararıyla dava konusu Yönetmeliğin; dayanağı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrasında da aynen yer verilen 23. maddesinin 1. fıkrasının; ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.'' cümleleri bakımından davanın reddi; 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddesinin diğer kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Ayrıca 6777 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki 3573 sayılı Kanunun Sakız ve Nevileriyle Harnupluklara da Teşmiline Dair Kanun"un 1. maddesinde; "Antep fıstığı ve harnupluk tesisi için sakız (Pistacia) nevileri olan menengiç (Pistacia Terebinthus L.), buttun (Pistacia Khinjuk), yabani sakız («Mezdeki sakızı (Pistacia Lentiscus L.), adi sakız (Pistacia mutica, Fisch), Filistin sakızı (Pistacia Palestina, Boiss») ağaçlarını aşılamak suretiyle istifade etmek istiyenler hakkında zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılattırılmasına dair olan 3573 sayılı Kanun ile mezkür kanunun 14 üncü maddesini değiştiren 3669 sayılı Kanun ve bu kanunlara göre çıkarılan mevzuat aynen tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için hazırlanacak, Proje Tanıtım Dosyasında, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek, doğal kaynakların kullanımı, projenin yeri ve etki alanının mevcut çevresel özelliklerinin (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek 5'te yer alan Duyarlı Yöreler Listesinin dikkate alınarak korunması gereken alanların belirtilerek, projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Bu amaçla proje tanıtım dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK IV. maddesindeki unsurlar yönünden değerlendirilirken, mevzuat bakımından projenin yapılmasının uygun bulunmadığı takdirde "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesi zorunluluğu bulunmayıp, aşamasına bakılmaksızın ÇED sürecinin sonlandırılması mümkündür. Bununla birlikte, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumunun, bu durum özelinde somut bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Yine zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanunun 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte, bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu tesislerin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işlemin 16,28 he alanda, 1.250.00 ton/yıl kapasiteli kalker ocağı ve 1.000.000 ton/yıl kapasiteli kırma eleme tesisi yapılması talep edilen projenin; alanda maden işletilmesi halinde bölgede bulunan Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği, bölgedeki mahalle Muhtarı ve köy sakinlerinin maden ocağı istemediklerine dair dilekçe ile müracaatta bulunmaları sebebiyle orman halk ilişkilerinin olumsuz etkileneceği, görüş istenen alanın yakınında içme suyu kaynağının bulunması ve Antalya Alanya karayolunun görüş alanı içerisinde kalıyor olması nedeniyle olumsuz görüş veren Orman Bölge Müdürlüğü ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri kapsamında projenin uygun bulunmadığı yönünde verilen Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşü neticesinde tesis edildiği görülmektedir.
Dava konusu alanda yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 11/09/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; Orman Mühendisi bilirkişi tarafından, izne konu alanın tamamının devlet mülkiyetinde orman vasıflı arazi içerisinde yer aldığı, ÇED sahasının dik bir arazide yer aldığı, alanın tamamında verimli orman arazisi bulunmadığı, alanda dağınık olarak kızılçam, kermes meşesi, menengiç, keçiboynuzu, servi ve delice ağaçları bulunduğu, alanın korunan alan statüsü taşımadığı, sahanın Antalya Alanya karayoluna mesafesinin 13,22 km olduğu, sahanın en yakın noktasının Soğanlı yangın kulesine mesafesinin kuş uçusu 842 m olduğu, kulenin yükseltisinin 740 m olduğu, ocak sahasının yükseltisinin 464 615 m yükselti aralığında yer aldığı, bu nedenle işletmenin kule görünürlüğü için bir sorun oluşturmayacağı, yatay ve dikey mesafe sayesinde kulenin ocak işletmesinden etkilenmeyeceği, davalı sahanın bitişiği ve yakın çevresinde güncel olarak aktif 4 adet ocağın bulunduğu, bu ocakların faaliyetlerinin kulenin elektronik ve haberleşme sistemine bir zarar vermediğinin belirlendiği, dava konusu alanın diğer maden sahaları ile yan yana olduğunun belirtildiği, bunun dışında bilirkişi raporunda, Orman Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşünde yer verilen Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyeceği, dava konusu projenin madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar göreceği hususlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, yine bilirkişi heyeti içerisinde bir Ziraat Mühendisi bilirkişi bulunmadığı için de bilirkişi raporunda; Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşüne istinaden proje alanında ve projenin etki alanında bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının tespitinin yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu işlemin hukuki denetimine ilişkin olarak, işlemin dayanağı Antalya Orman Bölge Müdürlüğünün ve Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşlerinin yerinde olup olmadığı, Soğanlı yangın gözetleme kulesinin görüş alanını olumsuz etkileyip etkilemeyeceği, madencilik faaliyeti sırasında patlatma yapılması halinde dijital haberleşme cihazlarının zarar görüp görmeyeceği ve 3573 sayılı Kanunda öngörülen şekilde, projenin; 3 km mesafesde bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının ortaya konulacak şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesinin karar gerekçesinde, aynı bölgede yer alan başka bir maden sahası hakkındaki sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yer verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Zira, yapılması planlanan projelerin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; kümülatif etki değerlendirmesi yapılarak, mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesi gerektiğinden, her yeni projenin çevresel etkilerinin, alanda mevcut diğer faaliyetlerle birlikte yeniden değerlendirilmek suretiyle işlem tesis edileceği açık olup, dayanak olarak gösterilen uyuşmazlıkta verilen iptal kararının, bu dosyada yer alan proje ya da aynı mahalde gerçekleştirilmek istenen diğer projeler için doğrudan uygulanamayacağı tabiidir.
Bu itibarla; yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla içlerinde Ziraat Mühendisi ve Elektrik Elektronik Mühendisi bilirkişilerin de olduğu heyet ile mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 28/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
2023/114042
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:48