Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/13732
2024/1607
24 Temmuz 2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13732
Karar No : 2024/1607
DAVACI: … Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: 1994 yılında kurulmuş bir firma olarak Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun 15 numaralı yetki belgesine istinaden 29 yılı aşkın bir süredir sportif dalış alanında faaliyetlerini yürütmekte iken 09/06/2023 tarihinde faaliyet kapsamında meydana gelen bir olay nedeniyle Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından haklarında 11/06/2023 tarihinde faaliyetten men kararının verildiği, 15/06/2023 tarihinde kendilerine tebliğ edilen faaliyetten men kararının 20/07/2023 tarihinde kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın da 21/07/2023 tarihinde kendilerine tebliğ edildiği, faaliyetten men kararının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine karar verildiği, Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, dava konusu Yönetmelik hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten bu yana sürekli hak ihlallerine neden olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun iptali istenilen Yönetmelik hükmünün verdiği yetkiye dayanarak haklarında faaliyetten men kararı tesis ettiği, faaliyetten men kararının 11/06/2023 tarihinde fiilen uygulandığı ve bu tarih itibarıyla hak ihlali oluştuğu, dolayısıyla davanın süresi içinde açılmış olduğu, iptali istenilen düzenlemenin dalış merkezi işletmeleri nezdinde yıllardır çözüm bulunamayan sorunlara neden olduğu bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan ve kar amaçlı ticari faaliyet yürüten dalış merkezi işletmelerine, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun oluşturduğu CMAS (Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu) dalış ekolü tekelciliği nedeniyle dünya çapında yaygın olan diğer dalış ekollerinden eğitmen olmuş ve tüm dünyada genel geçerliliğe sahip ISO standartlarını sağlamış Türk vatandaşı eğitmenleri üzerinden yetki belgesi verilmediği, bu nedenle, iptali istenilen düzenlemenin ve anılan düzenlemenin yetki verdiği Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun aynı koşullardaki bireyler arasında eşitsizliğe neden olduğu, sportif dalışın Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından bir spor branşı gibi değerlendirilerek spor yönetmelikleri içerisine dahil edilmesinin hem bu faaliyeti gerçekleştiren kar amaçlı dalış merkezleri hem de Türk karasularında dalış yapmak isteyen Türk vatandaşları açısından mağduriyet ve hak ihlali yarattığı, dalış işletmelerinin rekreasyonel (sportif) dalış eğitimi vermek, gelen dalıcılara da ücreti karşılığında dalış yaptırmak üzere Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunları gereklerini yerine getirerek kurulan ve kâr amacı güden ticari kuruluşlar olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsünün spor federasyonu faaliyetlerini düzenlediğinden, dalış merkezi işletmelerinin spor kulübü olmamalarına rağmen kulüpler başlığı altında düzenlendiği, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunca antrenörlere verilmekte olan lisans kartlarının ticari faaliyette bulunan dalış eğitmenlerine verildiği, dünyanın hiçbir yerinde sportif dalışın bir spor branşı olarak, dalış eğitmenlerinin antrenör olarak ve dalış merkezlerinin spor kulübü olarak nitelendirilmediği, bu uygulamanın dava konusu düzenlemeden kaynaklandığı, iptali istenilen düzenlemenin yetki verdiği günden bu yana, dalış merkezi işletmelerinin Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Disiplin Talimatları ile değerlendirildiği ve ticari faaliyetlerinin durdurulduğu, dalış işletmelerinin ticari faaliyet gösteren işletmeler olmalarına rağmen spor federasyonunun disiplin kurulu kararlarına bağlanmış durumda oldukları, dalış merkezi işletmelerinin, dava konusu Yönetmelikle spor kulübü muamelesine maruz bırakılmaları nedeniyle meydana gelen sorunlar karşısında yalnızca Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Disiplin Kurulu veya Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kuruluna yapacakları başvuru ile çözüm arayışından başka bir yollarının bulunmadığı, dalış merkezi işletmelerine Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Genel Kurulu seçimlerinde sadece 10 oy hakkı verildiği, iptali istenilen düzenlemeye rağmen mevcut Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliğinin 3.maddesinin CMAS harici dalış sistemlerinden eğitim almış ve sertifikalandırılmış dalıcılara Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu belgesi alma zorunluluğu getirdiği, bu usul ile Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun, Türk dalıcıların ülkemizde de ticari işletme niteliğinde faaliyet gösteren SSI, PADI, NASDS, RAID ve PSS gibi dalış sistemlerinden eğitim alabilmelerinin önünü keserek tüm dalış işletmelerinin ticaretlerinde haksız rekabete yol açtığı, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından dalış işletmelerinde CMAS 2 Yıldız Eğitmen bulundurmayı zorunlu kıldığı böylece dalış eğitmenlerine dalış antrenörü gibi davrandığı, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun dalış merkezi işletmeleri ile dalış merkezleri derneğinden gelen her türlü başvuruya duyarsız kaldığı, uygulamada sorun, hak kaybı ve iki başlılığa neden olan dava konusu düzenlemenin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: İptali istenilen düzenlemede sportif amaçlı aletli dalış yapacakların Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonu) tarafından verilmiş yeterlilik belgesine (Dalış Kartı) sahip olmak zorunda olduklarının hükme bağlandığı, 21/05/1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 uncu maddesi ile 19/07/2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan Türkiye Sualtı Sporları Ana Statüsünde Federasyonun yetki ve görevlerinin belirlendiği, amacı Ülkemiz karasularını kapsayan denizler, iç sular ile havuzlarda yapılacak tüm sportif amaçlı donanımlı dalışlarda ve dalışta uzmanlık eğitimlerinde uyulacak kuralların düzenlenmesini, dalış etkinlikleri ve eğitimleri düzenleyen dalış merkezleri ve sualtı spor kulüplerinin uyacakları standartları ve dalıcılıkla ilgili tüm usul ve esasları düzenlemek olan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmeliğin sualtı faaliyetleri ile ilgili olarak dalış merkezlerinin, sualtı sporları kulüplerinin ve dalıcıların güvenli donanımlı dalış yapabilmeleri için uyacakları kurallar ve standartları ile dalış kuruluşları ve dalıcıların denetlenme ve yetkilendirilmelerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı" hükmüne yer verildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Sporun geliştirilmesi ve tahkim" başlıklı 59. maddesinin 3. fıkrasında; "Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Ek 9. maddesinin 8. fıkrasında; "Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır." hükmüne yer verilmiştir.
3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun (Kanunun adı 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemenin 12.maddesiyle "Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu" olarak değiştirilmiştir) 2. ve Ek 9. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Ana Statü", bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar ile Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlara dair federasyonların genel kurulları tarafından onaylanan ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeler olarak tanımlanmış, aynı Yönetmeliğin 9. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde ise Ana statüyü yapmak, değiştirmek genel kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Ek 9. maddesi ile Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan ve 03/04/2014 tarih ve 28961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsünün "Teşkilat" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında;" Federasyon, özel hukuk hükümlerine tabi, bağımsız statüye ve tüzel kişiliğe tabidir..."hükmüne yer verilmiştir.
03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin "Belge" başlıklı 8. maddesinde; "Sportif amaçlı aletli dalış yapacaklar Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonu’nca verilmiş yeterlilik belgesine (Dalış Kartı) sahip olmak zorundadırlar. Ancak Enternasyonal Standartlarda eğitim veren kuruluşlardan alınan sertifikalar da geçerlidir. Bu belgeler Federasyona müracaat edilerek yeterlik belgesine (Dalış Kartı) dönüştürülebilir.
Türk vatandaşlarının sportif dalışları, dalış disiplinleri yetkileri, teknik şartları yetki belgeleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonunca tespit ve kabul edilen esaslara uygun olarak düzenlenir.
Yabancı uyrukluların sportif amaçla dalış yapabilmeleri için Uluslar arası Sualtı Sporları Federasyonu üyesi olmaları ya da ulusal teşkilatla ülkelerinin yetkili kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen bir belgeye sahip olmaları gereklidir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2.maddesinde; (a) idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak sayılmıştır.
Aynı Kanunun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı, "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/e fıkrasında, dilekçelerin süre aşımı yönünden inceleneceği ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, 14. maddenin 3/e bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği hükümleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Dosyanın … İdare Mahkemesinin E:… dosyasıyla birlikte (UYAP üzerinden incelenmiştir) incelenmesinden; davacı tarafından işletilen dalış merkezinin faaliyetinin 10/06/2023 tarihinde meydana gelen dalış kazası nedeniyle … tarih ve … sayılı Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanlığı kararı ile tedbiren durdurulduğu, buna ilişkin yazının 15/06/2023 tarihinde dalış merkezi sorumlusuna tebliğ edildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 3289 sayılı Kanunun Ek 9.maddesi uyarınca 22/04/2006 tarih ve 26147 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan özerklik kararı ile özel hukuk tüzel kişiliğine dönüşen Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından verilecek kararlara karşı tahkim yolunun öngörüldüğü gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın 24/07/2024 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği, faaliyetin tedbiren durdurulmasına dair anılan karar uygulama işlemi olarak kabul edilmek suretiyle, bakılan davanın 07/09/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin ilanı üzerine altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de, uygulama işleminin tebliğ tarihinden itibaren yine altmış gün içinde düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabilecektir. Bu şekilde, düzenleyici işlemin ilanı üzerine düzenleyici işleme karşı dava açmamış bulunan ilgililere, dava konusu edebilecekleri bir uygulama işleminin varlığına bağlı olarak, düzenleyici işleme karşı da dava açma imkanının sağlanması amaçlanmıştır.
Anılan Kanun hükmü uyarınca, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, uygulama işleminin ise, birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulaması niteliğinde bulunması ile kesin ve yürütülebilir nitelik taşıması ve uygulama işleminin tebliğ tarihine göre dava açma süresinin geçmemiş olması halinde mümkündür.
İdari işlemler, idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, iptali istenilen düzenleyici işlemle sportif amaçlı dalış yapacakların sahip olması gereken belgelerin düzenlendiği, davacı tarafından uygulama işlemi olarak kabul edilen ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında dava konusu edilen Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun kararının ise dalış merkezinin faaliyetinin tedbiren durdurulmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla faaliyetin tedbiren durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun anılan kararının dayanağını iptali istenilen Yönetmelik hükmünün oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava dilekçesi içeriğinde Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından davacı hakkında verilen tedbiren faaliyetten men kararından ve bu kararın verilmesine neden olan süreçten bahsedildikten sonra iptali istenilen düzenlemenin dalış merkezi işletmeleri nezdinde yarattığı öne sürülen sorunlara ve mağduriyetlere yer verilerek dava konusu düzenlemenin iptalinin istenildiği, ancak söz konusu tedbiren men kararının iptali istenilen düzenlemeye dayanılarak tesis edildiğinin ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, dalış merkezi faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu kararının dava konusu düzenleyici işlemin uygulama işlemi niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleyici işlemin iptali istemiyle 07/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dalış merkezi faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair kararın, özel hukuk hükümlerine tabi, bağımsız statüye ve tüzel kişiliğe tabi Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından verildiği, bu karardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara ilişkin olarak da tahkim yolunun öngörüldüğü dikkate alındığında, idari makamlarca tesis edilmeyen, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde olmayan söz konusu kararın dava konusu düzenlemenin uygulama işlemi olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından, 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleyici işlemin iptali istemiyle 07/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın bu nedenle de süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi mümkün değildir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
- DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen (yürütmenin durdurulması harcı hariç) toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Fazla yatırılan başvuru harcı, yürütmenin durdurulması harcı ve vekalet harcından oluşan toplam … TL'nin davacıya iadesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
-
Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının ve varsa posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca bir işlemin uygulama işlemi olarak kabul edilebilmesi için idari işlem niteliğinde olma zorunluluğunun bulunmadığı, düzenleyici işleme dayanılarak kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren ancak idari işlem niteliğinde olmayan işlemlerin de düzenleyici işlemin uygulanması olarak kabul edilerek bu uygulamanın dayanağı olan düzenleyici işlemin, uygulamadan itibaren altmış gün içinde idari davaya konu edilebileceği, uyuşmazlıkta da dalış merkezi sorumlusuna 15/06/2023 tarihinde tebliğ edilen, davacının faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair … tarih ve … sayılı Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanlığı işleminin, davacının hukuksal durumunda değişiklik meydana getirdiği göz önünde bulundurularak uygulama işlemi olarak kabulü ile buna göre süresinde olan davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY: **
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4'üncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine, ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının "d" bendinde, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden de inceleneceği; aynı Kanunun 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının "b" bendinde ise, böyle bir işlemin bulunmaması halinde, davanın sonraki yargılama işlemlerine girişilmeksizin reddedileceği düzenlenmiş olup aynı Kanunun 7/4 maddesinin, yukarıda belirtilen 14/3 d maddesi ile birlikte incelenmesi gerekmektedir. Zira, düzenleyici işlemin incelenmesinin ön şartı, öncelikle ortada idari davaya konu olabilecek icrai nitelikte bir işlemin mevcut olmasıdır.
Buna göre, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmesi, ilgililer hakkında bu düzenleyici işleme dayanılarak idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir "idari işlem" niteliğinde uygulama işlemi tesis edilmiş olmasına bağlıdır.
Uyuşmazlıkta, davacıya ait dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu kararının, gerek idari bir makam tarafından değil özel hukuk tüzel kişisi niteliğindeki Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından tesis edilmiş olması gerekse de ilgili mevzuat uyarınca bu karardan kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümünün idari yargının görevinde olmayıp tahkim usulüyle çözümlenmesinin öngörülmüş olması nedenleriyle idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde olmadığı açıktır.
Diğer taraftan, davacıya ait dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasına dair kararın, dava konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmediği, başka bir deyişle, dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasının, dava konusu düzenleyici işlemin uygulama işlemi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanunun 7/4 maddesi uyarınca, uygulama işleminin, idari davaya konu olabilecek "kesin ve yürütülebilecek idari işlem" niteliği taşıması gerektiği gibi aynı madde hükmüne dayanılarak düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için de uygulama işleminin, düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunmasının zorunlu olduğu, bakılan davada ise, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli nitelikte bir idari işlem (uygulama işlemi) bulunmadığı gibi dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulması işlemi ile dava konusu edilen düzenleyici işlem arasında herhangi bir irtibatının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın, 2577 sayılı Kanunun 15/1 b maddesi uyarınca (incelenmeksizin) reddine karar verilmesi gerektiği, aksi halde, dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulması işleminin icrai kabul edilmesi ve süre aşımının da bulunmaması halinde, düzenleyici işlem yönünden işin esasının incelenmesi zorunluluğunun doğacağı görüşüyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Dairemiz kararına "karar sonucu" yönünden katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13732 E. , 2024/1607 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13732
Karar No : 2024/1607
DAVACI: … Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: 1994 yılında kurulmuş bir firma olarak Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun 15 numaralı yetki belgesine istinaden 29 yılı aşkın bir süredir sportif dalış alanında faaliyetlerini yürütmekte iken 09/06/2023 tarihinde faaliyet kapsamında meydana gelen bir olay nedeniyle Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından haklarında 11/06/2023 tarihinde faaliyetten men kararının verildiği, 15/06/2023 tarihinde kendilerine tebliğ edilen faaliyetten men kararının 20/07/2023 tarihinde kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın da 21/07/2023 tarihinde kendilerine tebliğ edildiği, faaliyetten men kararının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine karar verildiği, Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, dava konusu Yönetmelik hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten bu yana sürekli hak ihlallerine neden olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun iptali istenilen Yönetmelik hükmünün verdiği yetkiye dayanarak haklarında faaliyetten men kararı tesis ettiği, faaliyetten men kararının 11/06/2023 tarihinde fiilen uygulandığı ve bu tarih itibarıyla hak ihlali oluştuğu, dolayısıyla davanın süresi içinde açılmış olduğu, iptali istenilen düzenlemenin dalış merkezi işletmeleri nezdinde yıllardır çözüm bulunamayan sorunlara neden olduğu bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan ve kar amaçlı ticari faaliyet yürüten dalış merkezi işletmelerine, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun oluşturduğu CMAS (Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu) dalış ekolü tekelciliği nedeniyle dünya çapında yaygın olan diğer dalış ekollerinden eğitmen olmuş ve tüm dünyada genel geçerliliğe sahip ISO standartlarını sağlamış Türk vatandaşı eğitmenleri üzerinden yetki belgesi verilmediği, bu nedenle, iptali istenilen düzenlemenin ve anılan düzenlemenin yetki verdiği Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun aynı koşullardaki bireyler arasında eşitsizliğe neden olduğu, sportif dalışın Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından bir spor branşı gibi değerlendirilerek spor yönetmelikleri içerisine dahil edilmesinin hem bu faaliyeti gerçekleştiren kar amaçlı dalış merkezleri hem de Türk karasularında dalış yapmak isteyen Türk vatandaşları açısından mağduriyet ve hak ihlali yarattığı, dalış işletmelerinin rekreasyonel (sportif) dalış eğitimi vermek, gelen dalıcılara da ücreti karşılığında dalış yaptırmak üzere Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunları gereklerini yerine getirerek kurulan ve kâr amacı güden ticari kuruluşlar olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsünün spor federasyonu faaliyetlerini düzenlediğinden, dalış merkezi işletmelerinin spor kulübü olmamalarına rağmen kulüpler başlığı altında düzenlendiği, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunca antrenörlere verilmekte olan lisans kartlarının ticari faaliyette bulunan dalış eğitmenlerine verildiği, dünyanın hiçbir yerinde sportif dalışın bir spor branşı olarak, dalış eğitmenlerinin antrenör olarak ve dalış merkezlerinin spor kulübü olarak nitelendirilmediği, bu uygulamanın dava konusu düzenlemeden kaynaklandığı, iptali istenilen düzenlemenin yetki verdiği günden bu yana, dalış merkezi işletmelerinin Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Disiplin Talimatları ile değerlendirildiği ve ticari faaliyetlerinin durdurulduğu, dalış işletmelerinin ticari faaliyet gösteren işletmeler olmalarına rağmen spor federasyonunun disiplin kurulu kararlarına bağlanmış durumda oldukları, dalış merkezi işletmelerinin, dava konusu Yönetmelikle spor kulübü muamelesine maruz bırakılmaları nedeniyle meydana gelen sorunlar karşısında yalnızca Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Disiplin Kurulu veya Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kuruluna yapacakları başvuru ile çözüm arayışından başka bir yollarının bulunmadığı, dalış merkezi işletmelerine Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Genel Kurulu seçimlerinde sadece 10 oy hakkı verildiği, iptali istenilen düzenlemeye rağmen mevcut Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliğinin 3.maddesinin CMAS harici dalış sistemlerinden eğitim almış ve sertifikalandırılmış dalıcılara Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu belgesi alma zorunluluğu getirdiği, bu usul ile Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun, Türk dalıcıların ülkemizde de ticari işletme niteliğinde faaliyet gösteren SSI, PADI, NASDS, RAID ve PSS gibi dalış sistemlerinden eğitim alabilmelerinin önünü keserek tüm dalış işletmelerinin ticaretlerinde haksız rekabete yol açtığı, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından dalış işletmelerinde CMAS 2 Yıldız Eğitmen bulundurmayı zorunlu kıldığı böylece dalış eğitmenlerine dalış antrenörü gibi davrandığı, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun dalış merkezi işletmeleri ile dalış merkezleri derneğinden gelen her türlü başvuruya duyarsız kaldığı, uygulamada sorun, hak kaybı ve iki başlılığa neden olan dava konusu düzenlemenin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: İptali istenilen düzenlemede sportif amaçlı aletli dalış yapacakların Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonu) tarafından verilmiş yeterlilik belgesine (Dalış Kartı) sahip olmak zorunda olduklarının hükme bağlandığı, 21/05/1986 tarihli ve 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 uncu maddesi ile 19/07/2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan Türkiye Sualtı Sporları Ana Statüsünde Federasyonun yetki ve görevlerinin belirlendiği, amacı Ülkemiz karasularını kapsayan denizler, iç sular ile havuzlarda yapılacak tüm sportif amaçlı donanımlı dalışlarda ve dalışta uzmanlık eğitimlerinde uyulacak kuralların düzenlenmesini, dalış etkinlikleri ve eğitimleri düzenleyen dalış merkezleri ve sualtı spor kulüplerinin uyacakları standartları ve dalıcılıkla ilgili tüm usul ve esasları düzenlemek olan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmeliğin sualtı faaliyetleri ile ilgili olarak dalış merkezlerinin, sualtı sporları kulüplerinin ve dalıcıların güvenli donanımlı dalış yapabilmeleri için uyacakları kurallar ve standartları ile dalış kuruluşları ve dalıcıların denetlenme ve yetkilendirilmelerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı" hükmüne yer verildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Sporun geliştirilmesi ve tahkim" başlıklı 59. maddesinin 3. fıkrasında; "Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Ek 9. maddesinin 8. fıkrasında; "Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır." hükmüne yer verilmiştir.
3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun (Kanunun adı 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemenin 12.maddesiyle "Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu" olarak değiştirilmiştir) 2. ve Ek 9. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Ana Statü", bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar ile Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlara dair federasyonların genel kurulları tarafından onaylanan ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeler olarak tanımlanmış, aynı Yönetmeliğin 9. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde ise Ana statüyü yapmak, değiştirmek genel kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Ek 9. maddesi ile Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan ve 03/04/2014 tarih ve 28961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsünün "Teşkilat" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında;" Federasyon, özel hukuk hükümlerine tabi, bağımsız statüye ve tüzel kişiliğe tabidir..."hükmüne yer verilmiştir.
03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin "Belge" başlıklı 8. maddesinde; "Sportif amaçlı aletli dalış yapacaklar Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonu’nca verilmiş yeterlilik belgesine (Dalış Kartı) sahip olmak zorundadırlar. Ancak Enternasyonal Standartlarda eğitim veren kuruluşlardan alınan sertifikalar da geçerlidir. Bu belgeler Federasyona müracaat edilerek yeterlik belgesine (Dalış Kartı) dönüştürülebilir.
Türk vatandaşlarının sportif dalışları, dalış disiplinleri yetkileri, teknik şartları yetki belgeleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sualtı Sporları Can Kurtarma ve Su Kayağı Federasyonunca tespit ve kabul edilen esaslara uygun olarak düzenlenir.
Yabancı uyrukluların sportif amaçla dalış yapabilmeleri için Uluslar arası Sualtı Sporları Federasyonu üyesi olmaları ya da ulusal teşkilatla ülkelerinin yetkili kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen bir belgeye sahip olmaları gereklidir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2.maddesinde; (a) idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak sayılmıştır.
Aynı Kanunun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı, "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/e fıkrasında, dilekçelerin süre aşımı yönünden inceleneceği ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, 14. maddenin 3/e bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği hükümleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın … İdare Mahkemesinin E:… dosyasıyla birlikte (UYAP üzerinden incelenmiştir) incelenmesinden; davacı tarafından işletilen dalış merkezinin faaliyetinin 10/06/2023 tarihinde meydana gelen dalış kazası nedeniyle … tarih ve … sayılı Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanlığı kararı ile tedbiren durdurulduğu, buna ilişkin yazının 15/06/2023 tarihinde dalış merkezi sorumlusuna tebliğ edildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 3289 sayılı Kanunun Ek 9.maddesi uyarınca 22/04/2006 tarih ve 26147 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan özerklik kararı ile özel hukuk tüzel kişiliğine dönüşen Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından verilecek kararlara karşı tahkim yolunun öngörüldüğü gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın 24/07/2024 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği, faaliyetin tedbiren durdurulmasına dair anılan karar uygulama işlemi olarak kabul edilmek suretiyle, bakılan davanın 07/09/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin ilanı üzerine altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de, uygulama işleminin tebliğ tarihinden itibaren yine altmış gün içinde düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabilecektir. Bu şekilde, düzenleyici işlemin ilanı üzerine düzenleyici işleme karşı dava açmamış bulunan ilgililere, dava konusu edebilecekleri bir uygulama işleminin varlığına bağlı olarak, düzenleyici işleme karşı da dava açma imkanının sağlanması amaçlanmıştır.
Anılan Kanun hükmü uyarınca, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, uygulama işleminin ise, birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulaması niteliğinde bulunması ile kesin ve yürütülebilir nitelik taşıması ve uygulama işleminin tebliğ tarihine göre dava açma süresinin geçmemiş olması halinde mümkündür.
İdari işlemler, idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin "idari makamlarca tesis edilmiş olma", "tek yanlı olma" ve "icrailik niteliğini taşıma" unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, iptali istenilen düzenleyici işlemle sportif amaçlı dalış yapacakların sahip olması gereken belgelerin düzenlendiği, davacı tarafından uygulama işlemi olarak kabul edilen ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında dava konusu edilen Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun kararının ise dalış merkezinin faaliyetinin tedbiren durdurulmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla faaliyetin tedbiren durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun anılan kararının dayanağını iptali istenilen Yönetmelik hükmünün oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava dilekçesi içeriğinde Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından davacı hakkında verilen tedbiren faaliyetten men kararından ve bu kararın verilmesine neden olan süreçten bahsedildikten sonra iptali istenilen düzenlemenin dalış merkezi işletmeleri nezdinde yarattığı öne sürülen sorunlara ve mağduriyetlere yer verilerek dava konusu düzenlemenin iptalinin istenildiği, ancak söz konusu tedbiren men kararının iptali istenilen düzenlemeye dayanılarak tesis edildiğinin ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, dalış merkezi faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu kararının dava konusu düzenleyici işlemin uygulama işlemi niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleyici işlemin iptali istemiyle 07/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dalış merkezi faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair kararın, özel hukuk hükümlerine tabi, bağımsız statüye ve tüzel kişiliğe tabi Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından verildiği, bu karardan kaynaklanacak uyuşmazlıklara ilişkin olarak da tahkim yolunun öngörüldüğü dikkate alındığında, idari makamlarca tesis edilmeyen, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde olmayan söz konusu kararın dava konusu düzenlemenin uygulama işlemi olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından, 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleyici işlemin iptali istemiyle 07/09/2023 tarihinde açılan işbu davanın bu nedenle de süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi mümkün değildir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen (yürütmenin durdurulması harcı hariç) toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Fazla yatırılan başvuru harcı, yürütmenin durdurulması harcı ve vekalet harcından oluşan toplam … TL'nin davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının ve varsa posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca bir işlemin uygulama işlemi olarak kabul edilebilmesi için idari işlem niteliğinde olma zorunluluğunun bulunmadığı, düzenleyici işleme dayanılarak kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren ancak idari işlem niteliğinde olmayan işlemlerin de düzenleyici işlemin uygulanması olarak kabul edilerek bu uygulamanın dayanağı olan düzenleyici işlemin, uygulamadan itibaren altmış gün içinde idari davaya konu edilebileceği, uyuşmazlıkta da dalış merkezi sorumlusuna 15/06/2023 tarihinde tebliğ edilen, davacının faaliyetinin tedbiren durdurulmasına dair … tarih ve … sayılı Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanlığı işleminin, davacının hukuksal durumunda değişiklik meydana getirdiği göz önünde bulundurularak uygulama işlemi olarak kabulü ile buna göre süresinde olan davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4'üncü fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine, ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının "d" bendinde, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden de inceleneceği; aynı Kanunun 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının "b" bendinde ise, böyle bir işlemin bulunmaması halinde, davanın sonraki yargılama işlemlerine girişilmeksizin reddedileceği düzenlenmiş olup aynı Kanunun 7/4 maddesinin, yukarıda belirtilen 14/3 d maddesi ile birlikte incelenmesi gerekmektedir. Zira, düzenleyici işlemin incelenmesinin ön şartı, öncelikle ortada idari davaya konu olabilecek icrai nitelikte bir işlemin mevcut olmasıdır.
Buna göre, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmesi, ilgililer hakkında bu düzenleyici işleme dayanılarak idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir "idari işlem" niteliğinde uygulama işlemi tesis edilmiş olmasına bağlıdır.
Uyuşmazlıkta, davacıya ait dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasına dair Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu kararının, gerek idari bir makam tarafından değil özel hukuk tüzel kişisi niteliğindeki Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından tesis edilmiş olması gerekse de ilgili mevzuat uyarınca bu karardan kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümünün idari yargının görevinde olmayıp tahkim usulüyle çözümlenmesinin öngörülmüş olması nedenleriyle idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde olmadığı açıktır.
Diğer taraftan, davacıya ait dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasına dair kararın, dava konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmediği, başka bir deyişle, dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulmasının, dava konusu düzenleyici işlemin uygulama işlemi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanunun 7/4 maddesi uyarınca, uygulama işleminin, idari davaya konu olabilecek "kesin ve yürütülebilecek idari işlem" niteliği taşıması gerektiği gibi aynı madde hükmüne dayanılarak düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için de uygulama işleminin, düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunmasının zorunlu olduğu, bakılan davada ise, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli nitelikte bir idari işlem (uygulama işlemi) bulunmadığı gibi dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulması işlemi ile dava konusu edilen düzenleyici işlem arasında herhangi bir irtibatının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın, 2577 sayılı Kanunun 15/1 b maddesi uyarınca (incelenmeksizin) reddine karar verilmesi gerektiği, aksi halde, dalış merkezinin tedbiren faaliyetinin durdurulması işleminin icrai kabul edilmesi ve süre aşımının da bulunmaması halinde, düzenleyici işlem yönünden işin esasının incelenmesi zorunluluğunun doğacağı görüşüyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Dairemiz kararına "karar sonucu" yönünden katılmıyorum.
2023/113775
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:13:58