Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/9425
2023/7238
22 Aralık 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9425
Karar No : 2023/7238
DAVACILAR: 1 … 2 …
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı …
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerin
de COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır." kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davalı idarece yasama organının yerine geçilerek fonksiyon gasbında bulunulduğu, Anayasal bir hak olan çalışma hak ve hürriyetinin hukuka aykırı bir düzenleme ile engellendiği, işten çıkarılma baskısına maruz kaldığı, vücuttan örnek alınmasının vücut bütünlüğünün ihlali olduğu, düzenlemenin Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına aykırı olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, Genel Yazının örtülü olarak zorunlu aşı yaptırmayı amaçladığı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, düzenlemenin, hukuki belirlilik, hukuki kesinlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gibi yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Çalışanların sağlığının korunmasına ilişkin hususların Bakanlıklarının görev ve yetkileri arasında sayıldığı, çalışanların ve halk sağlığının korunması açısından haftada bir PCR testi istenmesi zorunluluğunun hasıl olduğu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 06/11/1930 tarihinde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti eliyle yürütülen hizmetlerin günümüzde farklı Bakanlıklar eliyle yürütüldüğü, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 3. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri” arasında “iş sağlığı ve güvenliği”nin de yer aldığı, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yetkinin günümüzde Bakanlıklarına ait olduğu, düzenlemenin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırılık teşkil etmediği, çalışanların işyerindeki biyolojik etkenlere maruziyetinden kaynaklanan veya kaynaklanabilecek sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına dair hususların Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlendiği, Koronavirüs hastalığı, bütün toplumu maruziyet altına aldığından 6331 sayılı Kanun kapsamına giren bütün işyerlerinin anılan Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yönetmeliğin Ek VII kısmında Koronavirüslerin biyolojik etken sınıfında sayıldığı, çalışanın aşı olmasının işverenin yükümlülükleri arasında yer aldığı, işverenin gerekli tedbirleri alma, işçinin de bu tedbirlere uyma noktasında yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu Genelge, 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak 81 İl Valiliğine dağıtımı yapılan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgede yer verilen "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibarıyla zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacaktır." ibaresinin iptali istemleriyle açılmıştır.
Bilindiği gibi; Genelgeler, birer idari işlemdir ve idari davaya konu edilmeleri halinde, İdari Yargının, hukuka uygunluk denetimine tabidir. Bu itibarla, Genelgenin iptali istemiyle açılan davada, davalı idare tarafından ileri sürülen "ortada idari davaya konu olabilecek işlem bulunmadığı" iddiası yerinde görülmemiştir.
T.C. Anayasasının 17'nci maddesinde; Herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56'ncı maddesinde de, Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenleyeceği, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği, hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1'inci maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş; aynı kanunun 3'üncü maddesinin 9'uncu fıkrasında da, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder: .....9 Mesai ve san'at hıfzıssıhhası işleri." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı" başlıklı üçüncü bölümünün "Görev" başlıklı 86'ncı maddesinde, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Çalışma hayatını düzenleyici, işçi işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak,
b) Çalışma hayatındaki mevcut ve muhtemel meseleleri ve çözüm yollarını araştırmak, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri almak,
c) Ekonominin gerektirdiği insan gücünü sağlamak için gerekli tedbirleri araştırmak ve uygulanmasının sağlanmasına yardımcı olmak,
ç) İstihdamı ve tam çalışmayı sağlayacak, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek tedbirleri almak,
d) Uluslararası işgücüne ilişkin politikaların belirlenmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak ve belirlenen politikanın uygulanmasına ilişkin ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunmak,
e) Çalışanların meslekî eğitimlerini sağlayıcı tedbirler almak,
f) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
g) Çalışma hayatını denetlemek,
ğ) Sosyal adalet ve sosyal refahın gerçekleşmesi için gerekli tedbirleri almak,
h) Çeşitli fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı sosyal sigorta hizmetlerini uygulamak,
sosyal güvenlik imkânını sağlamak, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirleri almak,
ı) Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçilerinin çalışma hayatı ve sosyal güvenlikle ilgili meselelerine çözüm yolları aramak, hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek,
i) İş istatistiklerini derlemek ve yayınlamak,
j) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
k) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak."kuralına yer verilmiş olup; idare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. Görüldüğü üzere, idarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Koronavirüs kaynaklı Covid 19 hastalığı nedeniyle 11.3.2020 tarihinde pandemi ilan edildiği, Ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam etmesi üzerine, 13.4.2019 tarihli ve 2019/5 sayılı Küresel Grip Salgını konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandığı ve başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşları ile ülkece uygulanacak yol haritalarının belirlendiği, Sağlık Bakanlığınca, konunun güncel ve bilimsel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla Ocak 2020 tarihinde Bilimsel Danışma Kurulu oluşturulduğu ve salgının ülke gündemindeki boyutuna yönelik bilimsel tavsiyelerde bulunulduğu, hastalığın salgın niteliğinin engellenmesi amacıyla önleyici tedbirler alındığı, hastalığın yayılımının önlenmesi açısından hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin önem arz ettiği, ülkemizde bu tanının PCR testi ile konulduğu, davalı İdarenin çalışma hayatını düzenleyici, işçi işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak, alınan tedbirlerin uygulanmasını izlemek görevi kapsamında, işverenlerin bilgilendirilmesini sağlamak üzere, dava konusu 81 İl Valiliğine dağıtımı yapılan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgenin yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davalı idarece, küresel etkileri olan salgın hastalığın seyrine bağlı olarak tedbirler alma ve daha önce alınmış olan kararları güncelleme noktasında takdir yetkisi bulunduğundan, anılan takdir yetkisine istinaden solunum yoluyla çok kolaylıkla bulaşan virüsün yayılmasını önlemek, sosyal izolasyonu temin etmek, bu süreçte yaşanabilecek olumsuzlukları asgari seviyeye indirmek amacıyla, memleketin sağlık şartlarını düzenlemek ve kişilerin sağlığına zararlı bütün hastalıklarla mücadele etmek üzere, 1593 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve pandeminin seyrine göre tedbir alınmasına yönelik hükümlere uygun olarak yayımlanan genelgede hukuka ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Ancak, Danıştay Onuncu Dairesinin 2021/5631 esasına kayıtlı dosyada verilen 17.1.2022 tarihli ara kararına cevaben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, Sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı gereği, İçişleri Bakanlığının tüm kamu ve özel işyerlerinde çalışanlara PCR testi ile tarama yapılmasına gerek olmadığına ilişkin 15/01/2022 tarih ve 22954 sayılı Genel Yazısı ile 81 İl Valiliğinin talimatlandırılması suretiyle dava konusu düzenlemenin uygulamadan kaldırıldığı, bu haliyle 2.9.2021 tarihli Bakanlık işleminin, idarenin bütünlüğü ilkesiyle uyumlu olarak 15.1.2022 tarihi itibarıyla kaldırılmasına karar verildiği belirtildiğinden, bu aşamada dava konusuz kalmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgede yer verilen "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibarıyla zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacaktır." ibaresinin iptali istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/12/2023 tarihinde, hazır bulunan davacılar vekili Av. .. ve davalı idare vekili Av. ..'in usulüne uygun olarak ikişer defa söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır." kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra anılan Genelgenin davalı idare tarafından 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
-
Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9425 E. , 2023/7238 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9425
Karar No : 2023/7238
DAVACILAR : 1 … 2 …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerin
de COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır." kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davalı idarece yasama organının yerine geçilerek fonksiyon gasbında bulunulduğu, Anayasal bir hak olan çalışma hak ve hürriyetinin hukuka aykırı bir düzenleme ile engellendiği, işten çıkarılma baskısına maruz kaldığı, vücuttan örnek alınmasının vücut bütünlüğünün ihlali olduğu, düzenlemenin Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına aykırı olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, Genel Yazının örtülü olarak zorunlu aşı yaptırmayı amaçladığı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, düzenlemenin, hukuki belirlilik, hukuki kesinlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gibi yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Çalışanların sağlığının korunmasına ilişkin hususların Bakanlıklarının görev ve yetkileri arasında sayıldığı, çalışanların ve halk sağlığının korunması açısından haftada bir PCR testi istenmesi zorunluluğunun hasıl olduğu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 06/11/1930 tarihinde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti eliyle yürütülen hizmetlerin günümüzde farklı Bakanlıklar eliyle yürütüldüğü, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 3. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri” arasında “iş sağlığı ve güvenliği”nin de yer aldığı, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yetkinin günümüzde Bakanlıklarına ait olduğu, düzenlemenin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırılık teşkil etmediği, çalışanların işyerindeki biyolojik etkenlere maruziyetinden kaynaklanan veya kaynaklanabilecek sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına dair hususların Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlendiği, Koronavirüs hastalığı, bütün toplumu maruziyet altına aldığından 6331 sayılı Kanun kapsamına giren bütün işyerlerinin anılan Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yönetmeliğin Ek VII kısmında Koronavirüslerin biyolojik etken sınıfında sayıldığı, çalışanın aşı olmasının işverenin yükümlülükleri arasında yer aldığı, işverenin gerekli tedbirleri alma, işçinin de bu tedbirlere uyma noktasında yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genelge, 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak 81 İl Valiliğine dağıtımı yapılan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgede yer verilen "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibarıyla zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacaktır." ibaresinin iptali istemleriyle açılmıştır.
Bilindiği gibi; Genelgeler, birer idari işlemdir ve idari davaya konu edilmeleri halinde, İdari Yargının, hukuka uygunluk denetimine tabidir. Bu itibarla, Genelgenin iptali istemiyle açılan davada, davalı idare tarafından ileri sürülen "ortada idari davaya konu olabilecek işlem bulunmadığı" iddiası yerinde görülmemiştir.
T.C. Anayasasının 17'nci maddesinde; Herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56'ncı maddesinde de, Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenleyeceği, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği, hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1'inci maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş; aynı kanunun 3'üncü maddesinin 9'uncu fıkrasında da, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder: .....9 Mesai ve san'at hıfzıssıhhası işleri." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı" başlıklı üçüncü bölümünün "Görev" başlıklı 86'ncı maddesinde, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Çalışma hayatını düzenleyici, işçi işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak,
b) Çalışma hayatındaki mevcut ve muhtemel meseleleri ve çözüm yollarını araştırmak, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri almak,
c) Ekonominin gerektirdiği insan gücünü sağlamak için gerekli tedbirleri araştırmak ve uygulanmasının sağlanmasına yardımcı olmak,
ç) İstihdamı ve tam çalışmayı sağlayacak, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek tedbirleri almak,
d) Uluslararası işgücüne ilişkin politikaların belirlenmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak ve belirlenen politikanın uygulanmasına ilişkin ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunmak,
e) Çalışanların meslekî eğitimlerini sağlayıcı tedbirler almak,
f) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
g) Çalışma hayatını denetlemek,
ğ) Sosyal adalet ve sosyal refahın gerçekleşmesi için gerekli tedbirleri almak,
h) Çeşitli fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı sosyal sigorta hizmetlerini uygulamak,
sosyal güvenlik imkânını sağlamak, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirleri almak,
ı) Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçilerinin çalışma hayatı ve sosyal güvenlikle ilgili meselelerine çözüm yolları aramak, hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek,
i) İş istatistiklerini derlemek ve yayınlamak,
j) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
k) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak."kuralına yer verilmiş olup; idare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. Görüldüğü üzere, idarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Koronavirüs kaynaklı Covid 19 hastalığı nedeniyle 11.3.2020 tarihinde pandemi ilan edildiği, Ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam etmesi üzerine, 13.4.2019 tarihli ve 2019/5 sayılı Küresel Grip Salgını konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandığı ve başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşları ile ülkece uygulanacak yol haritalarının belirlendiği, Sağlık Bakanlığınca, konunun güncel ve bilimsel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla Ocak 2020 tarihinde Bilimsel Danışma Kurulu oluşturulduğu ve salgının ülke gündemindeki boyutuna yönelik bilimsel tavsiyelerde bulunulduğu, hastalığın salgın niteliğinin engellenmesi amacıyla önleyici tedbirler alındığı, hastalığın yayılımının önlenmesi açısından hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin önem arz ettiği, ülkemizde bu tanının PCR testi ile konulduğu, davalı İdarenin çalışma hayatını düzenleyici, işçi işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak, alınan tedbirlerin uygulanmasını izlemek görevi kapsamında, işverenlerin bilgilendirilmesini sağlamak üzere, dava konusu 81 İl Valiliğine dağıtımı yapılan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgenin yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davalı idarece, küresel etkileri olan salgın hastalığın seyrine bağlı olarak tedbirler alma ve daha önce alınmış olan kararları güncelleme noktasında takdir yetkisi bulunduğundan, anılan takdir yetkisine istinaden solunum yoluyla çok kolaylıkla bulaşan virüsün yayılmasını önlemek, sosyal izolasyonu temin etmek, bu süreçte yaşanabilecek olumsuzlukları asgari seviyeye indirmek amacıyla, memleketin sağlık şartlarını düzenlemek ve kişilerin sağlığına zararlı bütün hastalıklarla mücadele etmek üzere, 1593 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve pandeminin seyrine göre tedbir alınmasına yönelik hükümlere uygun olarak yayımlanan genelgede hukuka ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Ancak, Danıştay Onuncu Dairesinin 2021/5631 esasına kayıtlı dosyada verilen 17.1.2022 tarihli ara kararına cevaben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda, Sağlık Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı gereği, İçişleri Bakanlığının tüm kamu ve özel işyerlerinde çalışanlara PCR testi ile tarama yapılmasına gerek olmadığına ilişkin 15/01/2022 tarih ve 22954 sayılı Genel Yazısı ile 81 İl Valiliğinin talimatlandırılması suretiyle dava konusu düzenlemenin uygulamadan kaldırıldığı, bu haliyle 2.9.2021 tarihli Bakanlık işleminin, idarenin bütünlüğü ilkesiyle uyumlu olarak 15.1.2022 tarihi itibarıyla kaldırılmasına karar verildiği belirtildiğinden, bu aşamada dava konusuz kalmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 gün ve 41515602 000/99 sayılı Genelgede yer verilen "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibarıyla zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacaktır." ibaresinin iptali istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/12/2023 tarihinde, hazır bulunan davacılar vekili Av. .. ve davalı idare vekili Av. ..'in usulüne uygun olarak ikişer defa söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID 19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin "COVID 19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır." kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra anılan Genelgenin davalı idare tarafından 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.
2023/19443
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:35:26