Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/13102
2023/7068
14 Aralık 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13102
Karar No : 2023/7068
TEMYİZ EDENLER: 1 (DAVALI) …Bakanlığı …
VEKİLİ: Av. …
2 (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Köyü Muhtarlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Kırklareli İli, Vize İlçesi, ..., …Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Airres 4 Rüzgar Enerji Santrali Kapasite Artışı (Mevcut 19 Türbin 55 MWe/60,8 MWm'den ilave 14 Türbin (Toplam 33 Türbin) 137,8 MWm/132 MWe'ye)" projesiyle ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, meteoroloji mühendisi, ornitolog ve şehir plancısı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, halkın katılımı toplantısının gerçekleşmediği, özel formatın halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda hazırlanmadığı, dolayısıyla Yönetmeliğin 10. maddesi hükümlerine uygun işlem yapılmadığının anlaşıldığı, ancak geri kalan sürecin sanki halkın katılımı ile gerçekleşip, halktan gelen görüş ile özel format belirlenmişçesine ilerlediği ve Bakanlıkça kabul gördüğünün anlaşıldığı, ÇED raporunun özel formatının Yönetmeliğe uygun belirlenmediği, ÇED sürecinin usul olarak hatalı işletildiği görüş ve kanaatinin oluştuğu, öte yandan Üsküp Belediye Başkanlığı’na kış aylarında rüzgar türbinlerinin 150 m mesafeye kadar buz atma riskinin olduğu ancak teknik olarak önlenmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, ÇED raporunun 481. sayfasında “Proje alanında yapılacak kazı kalker gibi sert formasyona sahip olması halinde patlatma ile gevşetilecektir.” bilgisinin verildiği, söz konusu alanın yeraltı suyu akiferi açısından önemli ve bir ağ şeklinde birbirine bağlı olduğu, patlatma sonucunda akifer ağının zarar görmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, yöre halkının temel ihtiyacı olan suyun olumsuz etkilenmesinin söz konusu olduğu, ÇED raporunun formatının Yönetmeliğin 10. maddesi hükümlerine aykırı olarak belirlendiği, ÇED sürecinin hatalı yürütüldüğü, rapor hazırlanırken meri mevzuat hükümlerinin takip edilmediği, raporun özensiz bir şekilde hazırlandığı, raporda yer verilen risklere karşı yeterli bilimsel önlemlerin yer almadığı, risklerden kaynaklı çevre ve toplum sağlığının olumsuz yönde etkileneceği ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacağı, orman mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, türbinlerin inşaatı ve pervane manevra alanı için inşa edilen düz montaj alanlarının, türbin bağlantı yolları ile toprak yollar olduğu ve sağanak yağışlarında yüzeysel akışın artmasına, erozyona ve sonuçta sellere neden olabildiği, bu geniş yollar ve manevra alanları ile ormanın bütünlüğünün bozulduğu, ormanın parçalandığı, parçalanan ormanın devamlılığının tehlikeye girdiği, ÇED raporunda birçok inşaat alanından çıkacak kazı miktarı tahmininin bulunmadığı, inşaat miktarları genel teamülün aksine hacim olarak değil yüzölçüm olarak verildiği, temel kazılarından ve yol inşaatından çıkacak kazının bir kısmının yol tesviyesinde kullanılacağı belirtilmişse de, kazı fazlası toprağın nereye döküleceğinin belirtilmediği, ÇED raporundaki verilere göre 14 türbin temel kazısından 500314=21.000 m³ kazı çıkacağı, ÇED raporunda 6 m genişliğinde 3,2 km uzunluğunda ilave yolun yapılacağının belirtildiği, her bir türbin için daha önce firmanın açmış olduğu manevra alanları örnek alındığında, türbin başına yaklaşık 5000 m² orman alanının tahrip edileceğinin tahmin edildiği, sadece türbin temel kazısından çıkacak malzemenin 21.000 m³ olduğunun dikkate alındığında, hesaplanan kazı (hafriyat) miktarının gerçekçi olmadığının anlaşıldığı, 500 yıl tekerrür aralıklı maksimum debinin (Q500) McMath yöntemi ile hesaplandığının, buna bağlı olarak kanalların (yatakların) boyutlandırılmasının hesaplandığının belirtildiği, sonuç olarak yataklar ile ilgili ne tür işlem düşünüldüğünün veya bir sel kontrol yapısı inşa edilip edilemeyeceğinin anlaşılamadığı, ancak önceki bilirkişi raporunda yüzeysel akıştan kaynaklanacak erozyondan bahsedildiği, verilen cevapta erozyonun nasıl önleneceği konusunda bilginin bulunmadığı, 16/03/2023 tarihli "Orman Ekosistemleri Açısından Teknik Rapor"da mevcut ve tasarlanan türbinlerin orman amenajman meşçere haritası üzerine işlendiği, montaj platformlarını ve tahrip edeceği orman alanlarının gösterildiği, raporda türbin altına rastlayan ağaçların kesilmeyeceğinin belirtildiği, ama AİRRES firmasının daha önce uyguladığı türbinlerde türbin altında bitki örtüsünün olmadığının görüldüğü, 14 türbinin 7’sinin ziraat alanında, 7 adedinin ise orman alanında kaldığının belirtildiği, türbin montaj platformu dikkate alındığında ise türbinlerin 7’sinin orman, 4’ünün orman+ziraat, 3’ünün ise ziraat alanında kaldığının görüldüğü gibi, her birinin yaklaşık 5000 m² olduğunu belirttiğimiz montaj platformlarının ağırlıklı olarak orman alanında kaldığı, raporda belirtilen ‘proje sahasında belirlenen orman fonksiyonlarının ve işletme amaçlarının projenin uygulanmasına engel oluşturacak bir koruma statü ve amacının olmadığının tespit edildiği' şeklindeki ifadenin, iklim değişikliği gündemine, ormanların azaltılmaması gerektiği yaklaşımına uymadığı, rapordaki projenin ‘orman ekosistemine en az zarar verecek şekilde tasarlandığı görüşüne ulaşılmıştır’ ifadesi ile ekosisteme az da olsa zarar verileceğinin kabul edildiği, ÇED raporunda ornitolojik çerçevede kümülatif bir değerlendirme bulunduğu, burada sadece RES’lerin dikkate alındığı, yörede AIRRES projesinin yanında AIRRES’e 13 km uzaklıkta Evrencik RES projesinin, 22 km uzaklıkta Kıyıköy RES projesinin, 13,2 km uzaklıkta Vize 2 RES projesinin sayıldığı, bu projeler arasındaki mesafe nedeniyle kuşların zarar görmeyeceğinin ifade edildiği, kümülatif değerlendirmenin, hem bu RES’lerin hem de Akpınar köyü civarındaki açık madenlerin yok ettiği orman alanları, bu orman alanlarından alınamayacak olan ekosistem hizmetleri hem de ormandaki habitat parçalanması açısından da gerçekleştirilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerden dolayı ÇED raporunda eksiklerin bulunduğu, projede üstün kamu yararının görülmediği, dolayısıyla "ÇED Olumlu" kararının olumlu bulunmadığı, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, bahsi geçen projenin tarımsal olarak etkisinin genel olarak hayvancılık üzerine olarak gözüktüğü, ÇED raporunda Vize İlçesinin genel tarım potansiyelinin ayrıntılı olarak verildiği, buna göre Vize İlçesi ve köylerinin birinci derece geçim kaynağının hayvancılık olarak gösterildiği, Vize İlçesinin 1.119.000 da alan ile Kırklareli Merkez ilçeden sonra en büyük yüzölçümüne sahip ilçe olarak göründüğü, bu alanın yaklaşık %18'i tarım alanı, %1,35’ini ise mera arazisi oluşturduğu, büyük bir kısmının orman ve fundalık alanlar olduğu, ÇED raporundaki verilere göre, hayvancılığın bölge için ana geçim kaynaklarından birisi olduğu, özellikle de büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapıldığı, keşif günü, orman alanı içinde açılmış bir merada manda sürüsünün de kayıt altına alındığı, ancak söz konusu projenin büyükbaş hayvanlara olası etkilerinin irdelenmediği, Vize İlçesinde işlenebilir tarım alanının ve mera alanının oransal olarak son derece az olduğu, geçimini tarımdan sağlayan bu ilçe için tarım alanlarının miktarının son derece önemli olduğu, aynı şekilde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan bu bölgede meraların oranının sadece %1,34 olduğu, bu bölgede yapılacak RES projesi ile bu alanların bir kısmının kamulaştırılacağı ve açılacak yollar, elektrik vb. hatlar nedeni ile tahribata uğrayacağı ve dolayısıyla bu arazilerin miktarının azalacağı, ÇED raporunda yer alan bilgilere göre “kapasite artışı ile proje sahasında 14 türbinin ilave edileceği, proje kapsamında her bir rüzgâr türbini için 158 m x 158 m'lik (24.964 m2) bir alan kamulaştırıldığı ya da izinlendirileceği ve bir türbinin montaj çalışmaları sırasında temel kazı faaliyetleri takribi 500 m2’lik alanda yapılacağı, projede 14 türbin sahası için kamulaştırılacak/izinlendirilecek alan toplamının 349.496 m2 olduğu, 7.000 m2'lik alanda temel kazısının yapılacağı, ilave rüzgâr türbinleri arasında ulaşımın sağlanması için de 3,2 km’lik servis yolu açılmasının planlandığı, söz konusu yol genişliğinin ortalama 6 m olacağı, toplam 19.200 m2 alan kullanımının söz konusu olduğu, ÇED raporunda yer alan bu ifadelere göre ilçede alan olarak çok az miktarda olan ve ilçenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığın temel ihtiyacı olan mera alanlarının daha da azalmasının hayvancılığı olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda, böyle bir projenin arıcılık üzerine nasıl bir olumsuz etkisinin (direkt ve indirekt) olacağının da maddeler halinde sıralandığı, buna göre; koloni kayıpları, arıcılık alanının kaybı, bal arılarının tarlacılık (nektar, polen ya da su topladığı) yaptığı alanların kaybolması, proje alanında meydana gelecek faaliyetler sonucunda meydana gelen tozun arıcılık faaliyetleri ile etkileşmesi, yapım aşamasında meydana gelecek trafik sonucu bal arısı kayıpları, proje faaliyetleri (Işık, gürültü vb.) ile kolonilerin rahatsız olması, bütün bu maddelerin, bu projenin arıcılık üzerine olumsuz etkisinin boyutunu gösterdiği, ÇED raporunda bölgenin arıcılık bakımından uygunluğunun da irdelendiği ve bölgenin arıcılık için son derece uygun olduğunun vurgulandığı, nitekim, ÇED raporunda AİRRES proje alanı ve çevresindeki izlenimlerde, bölgede tarımsal faaliyetlerin sınırlı, ancak hayvancılığın yapılan tarımsal faaliyetlerden biri olduğunun belirtildiği, ancak çevrede çok yaygın meşe ormanlarının olduğunun ve ülkemizde belki de yegane meşe balının üretildiği alanların buralarda bulunduğunun ifade edildiği, bu alanlar yanında proje alanında bulunan orman açıklıkları ve meralık alanlarda arıların faydalanacağı çiçeklerin de yer aldığı, dolayısıyla bölgedeki arıcılığın sürdürülebilir bir şekilde devamı son derece önemli olduğu, alanda bulunan polenli ve nektarlı bitki kaynakları da son derece önem arz ettiğinin ve arılar tarafından ziyaret edildiğinin belirtildiği, sonuç olarak, Vize İlçesinde ve özellikle proje alanına yakın köylerde nüfusun büyük bir kısmının geçimini çiftçilikle (özellikle de hayvancılıkla) sağladığı ve bu projenin bölgede çiftçilere ve tarımsal yapıya zarar vermesinin açıklanan nedenlerden dolayı olasılık dahilinde olduğu, özellikle arıcılık üzerine olabilecek olumsuz etkilerin ÇED raporunda da verildiği, ayrıca ÇED raporunda projenin ilçenin önemli geçim kaynağı olan büyükbaş hayvan yetiştiriciliği üzerine olası etkilerine yer verilmediği, ilçenin oransal olarak az miktarda sahip olduğu mera alanlarının da bu projeden olumsuz etkilenme olasılığının yüksek olduğu, "ÇED Olumlu” kararının uygun olmadığı, jeoloji hidrojeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, yeraltı suyunun akım yönünün tespitinin gerekli olduğu ve buna dosyada rastlanılamadığı, proje sahasından alınan kaya veya bozulmamış zemin örneği üzerinde yapılan herhangi bir laboratuvar ya da saha analiz çalışmasının dosyada bulunmadığı, dolayısıyla izafi olarak geçirimliliği konusunda dosyadaki ÇED çalışmasında yeterli varsayımın yapılmaması gerektiği, DSİ tarafınca da planlanmakta olan çevre düzeni planlarında Kömürköy Barajının da proje sahasının KKD yönünde bulunduğu, Kömürköy Barajının bu yapılaşmadan etkilenmeyeceği belirtilmiş ise de, topagrafik olarak da (yüzey suları için), yerltı suyu hidrolik eğiminin de Kömürköy Barajına doğru olduğu, dolayısıyla proje sahasının, Kömürköy Barajının beslenme sahasında yer aldığı, gerek kazıların, gerek patlatmaların, gerekse trübünlere ulaşım ağı yapılaşmalarının (sanat yapıları dahil) beslenme alanını tahrip etmesinin kaçınılmaz olduğu, dosyaya sunulan son raporlarda tamamen izafi olarak belirtilen su seviyelerinin (DSİ Havza Master Planı Raporundan alındığı belirtilen) 250 300 m'lerde olduğu belirtilmiş ise de, türbinler için açılan kuyularda keşif günü yapılan incelemelerde kuyuda yeraltı su seviyesinin 3 4 m civarında olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yerelde 21 km2'lik kapasite artırımı yapılan bir ek türbin alanına sahip olan yerde yeterli yeraltı suyu çalışmasının yapılmadığı, gerek ulaşım yollarında yapılacak sanat yapılarının (menfezler) ve gerekse RES'lerin temel kazılarındaki kırma patlatma çalışmalarının yeraltı suyu drenaj sistemini etkileyeceği, ÇED dosyasında da patlatmaların etki derinliğinin 40 m ve daha derine inebileceğinin belirtildiği, patlatmaların yeraltı drenaj sistemini etkileyeceğinin aşikar olduğu, sonuç olarak bilimsel esaslar çerçevesince yeterince çalışma yapılmadığı, jeolojik ve hidrojeolojik olarak yapılaşma aşamasında etki değerlendirilmesi konusunda yeterli önlemin sunulamadığı, plan notlarının karşılığı olan tedbir ve önlemlere bilimsel olarak yeterince eğilinmediği, yaşamsal olarak yeraltı ve kaynağını oluşturduğu yüzey sularının korunmasına azami önemin gösterilmesi gerektiği, mevcut ÇED raporunun yetersiz olduğu, meteoroloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, mevcut Airres 4 Rüzgâr Enerji Santrali Kapasite Artışı Projesi Nihai ÇED raporunda mevcut projede belirtilen bölgeye ait diğer meteorolojik parametrelerle birlikte, yağış ve aşırı yağış durumları, rüzgâr değerleri ve analizi, fırtınalı günlerin sayılarının ayrıntılı bir şekilde ele alındığı ÇED raporunun meteorolojik/iklimsel özellikleri ve hidrolojik değerlendirmelere ait çalışmaların meteoroloji mühendisi tarafından hazırlandığı, ÇED raporu bünyesinde elektronik imzalı raporun bilimsel verilere dayandığı, dava konusu ÇED projesinde Kırklareli Meteoroloji İstasyonu ile faaliyet alanının aynı enlemde olması ayrıca yükselti olarak da daha uygun olması sebebi ile bahse konu alan için Kırklareli Meteoroloji İstasyonu (17052) verilerinin kullanılmasının uygun görüldüğünün belirlendiği, yapılan incelemede dava konusu proje alanın, kapasite faktörü, rüzgâr hızları, verimlilik konusunda rüzgâr enerjisinden elektrik üretme bakımından uygun vaziyette olduğu ve kar edebilir özellikte olduğundan gelir vergisi bakımından, rüzgâr enerjisi, doğal süreçleri devam eden, sürekliliği olan, ikincil enerjiye dönüşümü ile bitmeyen, yenilenerek akışı devam eden enerji oluşu, insanlığın enerjiye ihtiyaç duyduğu dönemden günümüze enerji gereksinimleri büyük ölçüde kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar ve bunlardan elde edilen elektrik üretimi yoluyla karşılandığı, günümüzde enerji kaynağı olarak çoğunlukla kullanılan petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtların kısıtlı olması yanında sera etkisi başta olmak üzere olumsuz çevre etkileri göz önüne alındığında, temiz enerji yönünden, rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminin kuruluş maliyeti haricinde çok az bir maliyeti olduğu, kaynağının ücretsiz oluşu bakımından, kurulmasında ve işletilmesinde kamu yararının olduğu kanısına varıldığı, ornitolojik (kuşlar) yönünden yapılan değerlendirmede, proje sahasında gerçekleştirilen ornitolojik izleme çalışmalarının, alanında uzman araştırıcılar tarafından yapıldığı, ornitolojik açıdan sağlıklı değerlendirilmelerin yapılabilmesi için bahse konu sahanın, minimum 1 yıllık periyodda izlenmesi gerektiği, kısa süreli gözlemlerle proje sahasındaki kuş varlığını ve statülerini belirlemenin mümkün olmadığı, literatür bilgileri ile de bu eksiğin tamamlanamayacağı, yerel halkla yapılacak anketlerin de tam doğru bilimsel bilgileri yansıtmadığı, bu anlamda; sahanın uzun yıllardır uygun metodlarla ve alanında uzmanlar tarafından izlendiği görüldüğü, ornitolojik çalışmaların gözlem süresi ve gün sayısı yeterli, yerli/göçmen statülerine yönelik, göçmen türlerin birey sayılarına yönelik, göçmen türlerin uçuş karakteristiklerine göre, görülme sıklıklarına göre, türbinlere göre geçiş yükseklikleriyle ilgili ve göçmen ve yerli türlerin uçuş yönü tercihlerine yönelik detaylı değerlendirmelerin yapıldığı, yapılan izleme çalışmaları neticesinde, kuş göçünün çok düzenli ve yoğun olmadığının belirlendiği, yerli olup yıl boyu alanda görülen kuşların ise, hareket yeteneği yüksek oldukları için, faaliyetin olduğu dönemde yakınlardaki benzer habitatlara geçerek olumsuz etkilenmeyecekleri, alan çevresinde, göçmen kuşların konaklama yapıp besleneceği büyük sulak alanın olmadığı, Çavdar Deresi ve Kazan Çayı, bu özellikleri barındırmayan, nispeten küçük akarsular olduğu, halihazırda işletmede olan santralin aktif olduğu süreçte tedbirlerin alındığı, risklerin şekillendiği, işleyen ekosistemin kesintiye uğraması ya da tür kaybının söz konusu olmasının beklenmediği, RES sahasında türbinlerin inşası sürecinde çevrede canlı ve cansız varlıkların doğrudan ve dolaylı olarak etkilemesinin kaçınılmaz olduğu, ancak, tozuma, gürültü ve egzoz gazının sebep olduğu olumsuz etkilerin, çalışmanın yapılacağı alan ve yakın çevresinde etkili olacağı, ancak alınacak önlemler ile tolere edilebileceği, sahanın bulunduğu Istranca Dağları’nda Akkuyruklu Kartal (Haliaeetus albicilla) türünün ürediği, başta balık olmak üzere, hayvansal olarak beslenen bu türün, suya bakan ormanlarda yaptığı yuvalarda kuluçkaya yattığı, su kenarlarında, saatlerce avlarını bekledikleri uygun bir tüneğe kondukları, proje sahasında yapılan çalışmalarda Akkuyruklu Kartalın gözlenmediği, maksimum 130 km2 geniş bir alanda aktivitesini sürdüren bu türün avlanacağı en uygun orman kenarı ve orman içi göllerin, sahaya 13 km uzaklıkta bulunan Kazandere Barajının, 11 km uzaklıktaki Pabuçdere Barajının, 24 km uzaklıktaki Hamam Gölünün ve 28 km uzaklıktaki Erikli Gölünün olduğu, proje alanı, yeterli sulak alan içermediğinden ve sık ormanlarla kaplı olduğundan Akkuyruklu Kartal ve yaşamı için bir risk teşkil etmediği, yine, yaşamından endişe duyulan ve global ölçekte tehdit altında olan Şah Kartal (Aquila heliaca) ve Küçük Akbaba (Neophron percnopterus) türleri için proje sahasının uygun habitatlar içermediği, bahsi geçen iki türün de bu kadar sık bir orman habitatında üremediği ve beslenmediği, Şah Kartalın bir açık alan (bozkır) kuşu olduğu ve Küçük Akbabanın da kayalık vadilerde yaşadığı, bu bilgiler kapsamında ÇED raporunun ornitolojik açıdan uygun olduğu, şehir plancılığı yönünden yapılan değerlendirmede, 1/25.000 ölçekli Kırklareli İli çevre düzeni planı ve plan hükümlerinde hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve gel git gibi fosil olmayan yenilenebilir enerji kaynaklar olarak yer aldığı, ilgili kurumların uygun görüşleri alınması şartı ile çevre etkileşimleri göz önünde bulundurularak alt ölçekli imar planları marifeti ile yenilenebilir enerji kaynakları (rüzgar, güneş, su vb.) üretim tesisleri yapılabileceği belirtildiğinden, 1/25.000 ölçekli Kırklareli İli çevre düzeni planı açısından sakınca bulunmadığı, sonuç olarak, dava konusu alanda yapılacak RES faaliyeti için verilen "ÇED Olumlu" kararının; çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği ve jeoloji/hidrojeoloji mühendisliği bakımından uygun olmadığı, meteoroloji mühendisliği, kuş bilimi ve şehir planlaması yönünden ise uygun olduğu, yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Bu durumda, dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanılan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde; türbinlerin buz fırlatma riskinin teknik olarak önlenemediği, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği, türbin inşaat ve manevraları için geniş alan gerektiği, orman bütünlüğünün bozulabileceği, hafriyat sonucu kazı fazlasının nasıl tasfiye edileceği hususunun net olmadığı, orman ekosistemine zarar verileceği, projede bölge için önem arz eden orman içindeki meralara ilişkin büyükbaş hayvanlara ve arıcılığa etkisinin olumsuz olacağı, projenin Kömürköy Barajı'nın beslenme sahasında olduğu, kazılar ve patlatmaların bu sahaya zarar vereceği, patlatmaların etki derinliğinin 40 metreye kadar olabileceği, projede belirtilen muhtemel risklere karşı yeterli önlemlerden bahsedilmediği anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1 Davalı idare tarafından, halkın katılımı toplantısının 29/09/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği ve 18/09/2020 tarihinde ulusal düzeydeki ... Gazetesi ile yerel düzeydeki ...Gazetesinde ilan edildiği, 18/09/2020 tarihinde yöre halkının bilgilenmek istememeleri üzerine toplantının sonlandırıldığı, ayrıca proje ile ilgili inceleme ve değerlendirme sürecinin başladığı ve ÇED raporunun halkın görüşüne açıldığının halka duyurulduğu, bu süreçte halk tarafından projeyle ilgili yapılan itirazların ÇED raporunda değerlendirildiği, dolayısıyla ÇED sürecinin mevzuata uygun yürütüldüğü, esasa ilişkin olarak, proje alanı gibi etki alanı da belirlenirken, yapılması planlanan projenin işletme öncesi, işletme sırası ve işletme sonrasında çevre unsurları dahilinde olumlu veya olumsuz yönde etkilediği alanın dikkate alındığı, proje sahasında daha az ağaç kesiminin yapılacağı şekilde 14 adet türbin yerinin belirlendiği, aynı zamanda yer seçimi kapsamında yapılan incelemelerde alanın rüzgar verimliliğinin de araştırıldığı ve alanın rüzgar açısından oldukça verimli bir bölgede bulunduğunun belirlendiği, ÇED raporunda tarımsal faaliyete yönelik değerlendirmenin yapıldığı, proje nedeniyle çıkan hafriyatın tümünün türbin geri dolgu ve saha yollarında kullanılacağı ve bu hafriyatların proje alanı içerisinde ve yakın civarında bulunan dere yataklarına, orman alanlarına dökümünün yapılmayacağının ÇED raporunda taahhüt edildiği, patlatmaya ilişkin tüm hususların ÇED raporunda değerlendirildiği ve projenin yüzeysel ve yeraltı su kaynakları üzerindeki etkisi ile ilgili olarak hidrojeolojik etüt raporunun hazırlandığı, sonuç olarak dava konusu ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2 Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak, köy muhtarının tek başına dava açma yetkisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinde dava konusu işlemin 29/08/2022 tarihinde duyurulduğu belirtilmek suretiyle işlemin bu tarihte öğrenildiğinin ikrar edildiği, dolayısıyla, 30/09/2022 tarihinde açılan bu davada süre aşımı bulunduğu, davacının adli yardım talebinin Mahkemece uygun bulunmasının hukuka aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak, çevre mühendisi ile jeoloji mühendisi bilirkişilerin, daha önce verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davada da bilirkişi olarak seçildikleri ve olumsuz değerlendirmede bulundukları, ancak bu değerlendirmelerin subjektif nitelikte olduğu, zaten olumsuz görüş veren bu bilirkişilerin bakılmakta olan davada da bilirkişi olarak seçilmesinin uygun olmadığı, kaldı ki çevre mühendisi olan bilirkişinin RES üzerine herhangi bir uzmanlığının bulunmadığı, ayrıca çevre mühendisi tarafından keşif sırasında da uzmanlık alanı dışında subjektif değerlendirme yapıldığı ve bu hususun tutanağa bağlandığı, diğer taraftan keşif heyetinin davalı yanında müdahile haber vermeden ... Köyüne gidilerek yokluklarında keşif mahalli olmayan bir noktadan sürece başlanıldığı, yine yokluklarında keşif heyetinin uyuşmazlık konusu olmayan üretimdeki T10 nolu türbinin olduğu bölgeye gidildiğinin kameradan görülmesi üzerine, söz konusu alanda tesadüfen hazır bulundukları, ayrıca keşif aracına davacı tarafın yanında hareket ettiği düşünülen dava dışı kişinin de bindiğinin tespit edildiği, tüm bu hususların keşfin sıhhatine gölge düşürdüğü, çevre mühendisi bilirkişisi tarafından dava dilekçesinde yer alan görselin bilirkişi raporunda kullanıldığı, ancak dosyaya sunulan uzman raporlarının bilirkişiler tarafından değerlendirilmediği gibi, bilirkişi raporu ile uzman raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin Mahkemece karar verildiği, daha önce verilen iptal kararındaki eksikliklerin giderildiği halde, bu hususun dikkate alınmadığı, rüzgar türbinlerinin aktif çalışma sırasında buz fırlatmayacakları, bu hususla ilgili değerlendirmelerin ÇED raporunda da yer aldığı, buna rağmen çevre mühendisi tarafından herhangi bir bilimsel kanıt sunulmadan türbinlerin buz fırlatacağının kabul edildiği, ÇED raporunda yer alan orman değerlendirme raporunun orman mühendisi tarafından hazırlandığı, dava konusu proje için, kamulaştırma yapılmaması amacıyla ormanlık alanın seçildiği yönündeki orman mühendisi bilirkişisinin iddiasının aksine, rüzgar verimliliğinin söz konusu alanda RES yapılmasına uygun olması nedeniyle bu alanın seçildiği, orman mühendisinin değerlendirmelerinin soyut nitelikte olduğu, proje kapsamında yeni bir şalt merkezinin veya enerji nakil hattının yapılmayacağı, 10 yıl önceki verilere göre bazı türbin alanlarının kapalı meşcerelerde kalmasına karşın, yapılan analizler neticesinde seçilen bu türbin alanlarının anayola yakın alanlar olması nedeniyle en az ağaç kesilen alanlar olduğu, türbinler arası elektrik hat bağlantıları yapılan yolların altından geçirileceği, bu haliyle orman ekosistemini kabul edilebilir bir oranda etkileneceği, bilirkişi raporunda inşaat miktarlarının hacim olarak değil yüzölçümü olarak verildiği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda bu konuda hacim hesabının yapıldığı, ziraat mühendisinin değerlendirmesinin aksine, kapasite artışı kapsamında mera alanına müdahale edilmediği, ayrıca yapılan araştırmalar neticesinde türbin kanatlarının büyükbaş hayvancılık için bir risk oluşturmadığının tespit edildiği, RES sahası içerisinde bulunan kovanlarda arıcılık faaliyetinin sürdürülebildiği, dolayısıyla rüzgar türbinlerinin inşaat alanları dışında yörede yapılan tarımsal ve hayvansal faaliyetin devamlılığının sağlanacağı, patlatma dahil olmak üzere projenin yüzeysel ve yeraltı sularına yönelik etkileriyle ilgili olarak hidrojeolojik etüt raporu ile teknik raporun hazırlandığı ve projenin sular üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığının ortaya konulduğu, türbinlerin bir kısmı Kömürköy Barajının orta ve uzun mesafeli kısmında yer alsa da, bu durumun mevzuata aykırı olmadığı ve inşai faaliyetler sırasında toz oluşumunu önlemek için yeterli miktarda sulama yapılacağı, hafriyatın yol ve malzeme dolgusunda kullanılacağı, bölgede meydana gelecek yağışların drenaj sistemine dahil olmasının sağlanacağı, ayrıca flora, fauna ve ornitoloji raporlarında türbinler arasında 250 400 metreden fazla mesafe geçiş koridorunun bırakılması ile habitat parçalanmasına neden olmayacağının vurgulandığı, bu yönüyle kümülatif etki değerlendirmesinin de yapıldığı ve kümülatif olarak kuş göçünün engellenmediği, ÇED raporunda kullanılan meteorolojik verilerin bilirkişi tarafından da uygun bulunduğu, sonuç olarak dava konusu "ÇED Olumlu" kararının hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca köy tüzel kişiliği adına dava açma yetkisinin köy muhtarına ait olduğu, 29/08/2022 tarihinin, Bakanlığın internet sitesindeki ilan tarihi olup, öğrenme tarihi olmadığı ve öğrenme üzerine açılan davanın süresinde olduğu, keşfin usulüne uygun yapıldığı, Kırklareli istasyonuna ait meteoroloji verilerinin kullanılmasının uygun olmadığı, nitekim merkezle iklim farkının bulunduğu, kaldı ki yapılacak RES ile orman bütünlüğünün bozulacağı, mevcut plandaki şartların henüz uyuşmazlık bakımından gerçekleşmediği, ÇED raporunda yer alan kuş göç yollarıyla ilgili haritanın gerçeği yansıtmadığı ve türler bakımından Bern Sözleşmesi ve ulusal mevzuat dikkate alınarak değerlendirmenin yapılmadığı, tür kaybı ile ilgili değerlendirmelerin de çelişkili olduğu, dolayısıyla ornitolog tarafından yapılan çalışmaların yeterli olduğu değerlendirmesinin somut tespitlere dayanmadığı, çevre, orman, ziraat ve jeoloji mühendislerinin tespitleri dikkate alındığında, dava konusu ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olmadığı, ayrıca rüzgar türbinlerinin radar performanslarını etkilediğinin anlaşıldığı, nitekim radar kesit değerleri incelendiğinde, rüzgar çiftliklerinin kurulduğu bölgeye göre radar imgelerinin değiştiğinin gözlemlendiği, sonuç olarak, hukuka aykırı olan dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37. maddesinin 7. fıkrası gereği köy muhtarının tek başına davayı açabileceği; dava dilekçesinde 29/08/2022 tarihinin dava konusu işlemi öğrenme tarihi olarak değil, dava konusu işlemin ilana çıktığı tarih olarak belirtilmesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı sonucuna varıldığından, dayalı yanında müdahilin ehliyet ve süre itirazı yerinde gerülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Davalı yanında müdahil tarafından, Kırklareli İli, Vize İlçesi, … ve … Köyleri mevkiinde 19 türbinden oluşan "55 Mwe/60,8 Mwm" kurulum gücündeki mevcut projede kapasite artışının planlanması nedeniyle "Airres 4 Rüzgâr Enerji Santrali Kapasite Artışı (55 Mwe/60,8 Mwm'den 113,8 Mwe/119,6 Mwm'ye)" projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde, davalı idarece ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle …İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline; bu kararın temyiz edilmesi üzerine de, Danıştay Altıncı 22/12/2020 tarih ve E:2020/9074, K:2020/13376 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davalı yanında müdahil tarafından, Kırklareli İli, Vize İlçesi, … ve … Köyleri mevkiinde 19 türbinden oluşan 55 Mwe/60,8 Mwm kurulum gücündeki mevcut projenin, kurulum gücünün bu defa 137,8 MWm/132 MWe olacak şekilde kapasite artışının planlanması üzerine, söz konusu Mahkeme kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen hususların da değerlendirildiği ÇED raporu yeniden hazırlanarak davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından ilgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; çevre mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak, Mahkeme kararının iptal gerekçesinde, türbinlerin buz fırlatma riskinin teknik olarak önlenemediği, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği hususları yer almış ise de, bilirkişinin bu değerlendirmesinin, dava dilekçesinde yer alan ve bilirkişi raporunda da yer verilen Kırklareli İlinin, Üsküp İlçesi, Kale Mevkiinde ... Temiz Üretim A.Ş. tarafından yapılan "Zeliha RES" projesi kapsamında buz fırlatma olayının teknik olarak mümkün olmadığı yönündeki Derne Belediye Başkanlığına hitaben anılan şirketin beyanına göre yapıldığı, nitekim söz konusu yazıdaki "türbinlerden buz fırlamasının teknik olarak mümkün olmadığı" hususu ile dava konusu işlemin dayanağı ÇED raporunda yer alan türbinlerden buz fırlamasına yönelik önlemlerin kıyaslanarak iki proje kapsamında çelişki bulunduğunun belirtildiği, ancak (arada bir bağlantı bulunduğuna dair bir bilgi belge bulunmadığından) her iki projenin bu yönüyle karşılaştırılmasının sebebinin anlaşılmadığı gibi, diğer projenin emsal olarak dikkate alınması durumunda dahi, iki projenin ÇED raporunun kapsamının, başka bir deyişle, muhtemel etkilere karşı alınması taahhüt edilen önlemlerin farklı olması nedeniyle çelişki oluşturduğundan söz edilemeyeceğinden, türbinlerin buz fırlatma ihtimaline karşı ÇED raporunda alınması taahhüt edilen önlemlerin yeterli olup olmadığının dava konusu proje bakımından değerlendirilerek, buz fırlatma olayının engellenmesinin teknik olarak mümkün olup olmadığının somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Diğer taraftan, çevre mühendisi tarafından, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği hususunun kuvvetle muhtemel olacağı yönündeki bilirkişi raporunda yer alan kanaate nasıl ulaşıldığının da açıklanmadığı görülmüştür.
Mahkeme kararında; orman mühendisi bilirkişinin tespitleri dikkate alınarak yer alan, türbin inşaat ve manevraları için geniş alan gerektiği, orman bütünlüğünün bozulabileceği, hafriyat sonucu kazı fazlasının nasıl tasfiye edileceği hususunun net olmadığı, orman ekosistemine zarar verileceği yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporunda; projenin inşaat ve işletme aşaması sırasında mevcut yolların kullanılacağı, mevcut yollarla ulaşımın sağlanamaması durumunda yeni yolların açılmasının ve mevcut yollarda iyileştirme çalışması yapılmasının planlandığı, türbin noktalarına ulaşım için ise öncelikli olarak mevcut orman yollarının kullanılacağı, proje kapsamında 3,2 km'lik ilave yol açılmasının planlandığı ifadeleri ile topografik haritada ulaşım yollarının bulunduğu bilgisine yer verilmiş olup, ilave yol dışında projenin inşaat ve işletme aşaması sırasında zaten mevcut yolların kullanılmasının planlandığı dikkate alındığında, mevcut yolların genişletilmesinin ve/veya yeni yolların açılmasının planlanması durumunda söz konusu topografik harita ile ÇED raporunda yer alan diğer bilgi belgelerden yol güzergahları incelenerek, bu yollar nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacağı yönündeki değerlendirmenin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca ÇED raporunda; çalışmalar neticesinde, çıkarılan hafriyat malzemenin yol yapımı/açılması ve türbin temel kazı geri dolgu amaçlı kullanılacağı, bitkisel toprağın ise geri dolgu işlemi yapılan sahalara serilerek peyzaj ve rehabilitasyon çalışmalarında kullanılacağı, yine ilave olarak 14 türbin noktasında üretilen elektriğin mevcut trafo merkezine bağlantısının yapılması amacıyla 1,5 m derinliğinde, 1,0 m genişliğinde kablolama hattı için kazım faaliyeti gerçekleştirileceği, sonrasında kazı fazlası malzemenin alanda geri dolgu amaçlı kullanılacağı belirtildiğinden, kazı fazlası malzemenin kullanımıyla ilgili bu planlanmanın yeterli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkeme kararında; ziraat mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak yer alan orman içindeki meralara ilişkin büyükbaş hayvanlara ve arıcılığa etkisinin olumsuz olacağı yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporunda; işletmeye alınması ile birlikte kalıcı yapıların bulunduğu türbin noktaları dışında bölgesel faaliyetlere (tarım, hayvancılık vb.) devam edilebileceği, bölgede mera ulaşım yolları engellenmeden faaliyetin gerçekleştirileceği, proje kapsamında ilave açılacak yollar sayesinde bölgedeki hayvanların meralık arazilere ulaşımının kolaylaşacağı, türbin noktalarının etrafı tel çit ile çevrilecek olup kontrolsüz insan ve hayvan girişlerinin engelleneceği, bu sayede türbinlerin ve giriş yapacak canlıların korunmasının sağlanacağı, bu tel çit ile çevrili alan dışında otlatma ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüleceği, projenin inşaat aşaması sırasında oluşacak atıkların tarım mera alanlarına dökülmeyeceği yönünde taahhütlerin bulunduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda ziraat mühendisi tarafından, ÇED raporunda yer alan ifadelere göre ilçede çok az mera alanının bulunduğu ve ilçenin temel geçim kaynağının hayvancılık olduğu, mera alanlarının azaltılmasıyla hayvancılığın olumsuz etkileneceği şeklinde görüş beyan edildiği, ancak ÇED raporunda yer alan başta tel çit ile çevrili alan dışında otlatma ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüleceği taahhüdü olmak üzere, bu taahhütlerin yeterli olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca yine ziraat mühendisi tarafından böyle bir projenin arıcılık üzerindeki olumsuz etkilerine ÇED raporunda yer verildiği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda olumsuz etkilere yönelik taahhüt edilen alınması gerekli önlemlerin yeterli olup olmadığının irdelenmediği de anlaşılmıştır.
Mahkeme kararında; jeoloji hidrojeoloji mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak yer alan, projenin Kömürköy Barajı'nın beslenme sahasında olduğu, kazılar ve patlatmaların bu sahaya zarar vereceği, patlatmaların etki derinliğinin 40 metreye kadar olabileceği yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporundaki; patlatmaların yeraltı suyuna etkileri değerlendirilirken, rüzgar türbin temelleri için yapılan patlatmanın ve kazıların 3 m kadar derinlikte olup, maden ocaklarında yapılan patlatmalar kadar derin olmadığı, bu sebeple, türbin temel kazılarında yapılacak patlatmalardan oluşan sismik dalgaların maksimum M= 2 düzeyinde olacağı, kaynağı ne olursa olsun sismik dalgaların yeraltısuyu kaynakları ve üretim kuyuları üzerinde etkide bulunabilmesi için M > 4 düzeyinde enerji taşıması gerektiği, M=2 depremlerin 15 kg TNT karşılığı sismik enerjiye sahipken, M=4 depremlerde bu enerjinin 15 ton TNT düzeyinde olduğu, bu sebeple, türbin temel kazılarında uygulanacak patlatmaların yeraltısuyu sistemi üzerinde bir etkisinin bulunmadığı yönündeki tespitlerin, bilirkişi raporunda jeoloji hidrojeoloji mühendisi tarafından somut bir şekilde değerlendirilmediği, sadece bazı verilerin (yeraltı suyu tablası haritası, yeraltı suyunun akım yönü vs. gibi) ÇED raporunda bulunmadığı belirtilerek, proje alanının Kömürköy Barajı beslenme sahasında bulunduğu, dolayısıyla patlatmaların ve türbinlere ulaşım ağı yapılaşmalarının beslenme alanını tahrip etmesinin kaçınılmaz olduğu şeklinde değerlendirmenin yapıldığı görülmüş olup, projenin su kaynaklarına etkisinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde alınması gerekli tedbirlerin yeterli olup olmadığının ÇED raporunun ekinde yer alan "Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu" ile "Yüzey Suyu ve Yeraltı Suyu Sistemlerine Olası Etkileri Hakkında Teknik Rapor" dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiği, eksik olarak tespit edilen hususların bulunması durumunda dahi, bu hususların ÇED raporunun tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin kabulüne,
- Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 14/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
Dava; Kırklareli İli, Vize İlçesi, …, … Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Airres 4 Rüzgar Enerji Santrali Kapasite Artışı (Mevcut 19 Türbin 55 MWe/60,8 MWm'den ilave 14 Türbin (Toplam 33 Türbin) 137,8 MWm/132 MWe'ye)" projesiyle ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince bilirkişi raporunda yer alan olumsuz tespitler dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, türbinlerin buz fırlatma riskine ve alınması gerekli önlemlere ÇED raporunda yer verildiği, başta türbinlerin taşınması olmak üzere projenin inşai faaliyetleri sırasında çoğunlukla zaten mevcut yolların kullanılacak olması nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacağından söz edilemeyeceği, türbin alanları dışında meraların kullanımının mümkün olması nedeniyle büyükbaş hayvancılığının bu yönüyle projeden etkilenmeyeceği, projenin arıcılık faaliyetine etkileri ile bu etkilere yönelik tedbirlere ÇED raporunda yer verildiği, patlatmaların yüzey ve yeraltı sularına etkisinin de ÇED raporunda değerlendirilerek, yapılan çalışmalar neticesinde olumsuz bir etkisinin olmayacağının anlaşıldığı dikkate alındığında, bilirkişi raporundaki tespitler neticesinde meteoroloji mühendisliği ile kuş bilimi bakımından projenin yapılmasında sakınca bulunmadığı gibi, çevre, orman, ziraat ve jeoloji hidrojeoloji mühendislikleri açısında da projenin yapılmasında sakınca bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu ÇED Olumlu kararı hukuka uygun olduğundan, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13102 E. , 2023/7068 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13102
Karar No : 2023/7068
TEMYİZ EDENLER : 1 (DAVALI) …Bakanlığı …
VEKİLİ : Av. …
2 (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Köyü Muhtarlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kırklareli İli, Vize İlçesi, ..., …Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Airres 4 Rüzgar Enerji Santrali Kapasite Artışı (Mevcut 19 Türbin 55 MWe/60,8 MWm'den ilave 14 Türbin (Toplam 33 Türbin) 137,8 MWm/132 MWe'ye)" projesiyle ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, meteoroloji mühendisi, ornitolog ve şehir plancısı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, halkın katılımı toplantısının gerçekleşmediği, özel formatın halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda hazırlanmadığı, dolayısıyla Yönetmeliğin 10. maddesi hükümlerine uygun işlem yapılmadığının anlaşıldığı, ancak geri kalan sürecin sanki halkın katılımı ile gerçekleşip, halktan gelen görüş ile özel format belirlenmişçesine ilerlediği ve Bakanlıkça kabul gördüğünün anlaşıldığı, ÇED raporunun özel formatının Yönetmeliğe uygun belirlenmediği, ÇED sürecinin usul olarak hatalı işletildiği görüş ve kanaatinin oluştuğu, öte yandan Üsküp Belediye Başkanlığı’na kış aylarında rüzgar türbinlerinin 150 m mesafeye kadar buz atma riskinin olduğu ancak teknik olarak önlenmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, ÇED raporunun 481. sayfasında “Proje alanında yapılacak kazı kalker gibi sert formasyona sahip olması halinde patlatma ile gevşetilecektir.” bilgisinin verildiği, söz konusu alanın yeraltı suyu akiferi açısından önemli ve bir ağ şeklinde birbirine bağlı olduğu, patlatma sonucunda akifer ağının zarar görmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, yöre halkının temel ihtiyacı olan suyun olumsuz etkilenmesinin söz konusu olduğu, ÇED raporunun formatının Yönetmeliğin 10. maddesi hükümlerine aykırı olarak belirlendiği, ÇED sürecinin hatalı yürütüldüğü, rapor hazırlanırken meri mevzuat hükümlerinin takip edilmediği, raporun özensiz bir şekilde hazırlandığı, raporda yer verilen risklere karşı yeterli bilimsel önlemlerin yer almadığı, risklerden kaynaklı çevre ve toplum sağlığının olumsuz yönde etkileneceği ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacağı, orman mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, türbinlerin inşaatı ve pervane manevra alanı için inşa edilen düz montaj alanlarının, türbin bağlantı yolları ile toprak yollar olduğu ve sağanak yağışlarında yüzeysel akışın artmasına, erozyona ve sonuçta sellere neden olabildiği, bu geniş yollar ve manevra alanları ile ormanın bütünlüğünün bozulduğu, ormanın parçalandığı, parçalanan ormanın devamlılığının tehlikeye girdiği, ÇED raporunda birçok inşaat alanından çıkacak kazı miktarı tahmininin bulunmadığı, inşaat miktarları genel teamülün aksine hacim olarak değil yüzölçüm olarak verildiği, temel kazılarından ve yol inşaatından çıkacak kazının bir kısmının yol tesviyesinde kullanılacağı belirtilmişse de, kazı fazlası toprağın nereye döküleceğinin belirtilmediği, ÇED raporundaki verilere göre 14 türbin temel kazısından 500*3*14=21.000 m³ kazı çıkacağı, ÇED raporunda 6 m genişliğinde 3,2 km uzunluğunda ilave yolun yapılacağının belirtildiği, her bir türbin için daha önce firmanın açmış olduğu manevra alanları örnek alındığında, türbin başına yaklaşık 5000 m² orman alanının tahrip edileceğinin tahmin edildiği, sadece türbin temel kazısından çıkacak malzemenin 21.000 m³ olduğunun dikkate alındığında, hesaplanan kazı (hafriyat) miktarının gerçekçi olmadığının anlaşıldığı, 500 yıl tekerrür aralıklı maksimum debinin (Q500) McMath yöntemi ile hesaplandığının, buna bağlı olarak kanalların (yatakların) boyutlandırılmasının hesaplandığının belirtildiği, sonuç olarak yataklar ile ilgili ne tür işlem düşünüldüğünün veya bir sel kontrol yapısı inşa edilip edilemeyeceğinin anlaşılamadığı, ancak önceki bilirkişi raporunda yüzeysel akıştan kaynaklanacak erozyondan bahsedildiği, verilen cevapta erozyonun nasıl önleneceği konusunda bilginin bulunmadığı, 16/03/2023 tarihli "Orman Ekosistemleri Açısından Teknik Rapor"da mevcut ve tasarlanan türbinlerin orman amenajman meşçere haritası üzerine işlendiği, montaj platformlarını ve tahrip edeceği orman alanlarının gösterildiği, raporda türbin altına rastlayan ağaçların kesilmeyeceğinin belirtildiği, ama AİRRES firmasının daha önce uyguladığı türbinlerde türbin altında bitki örtüsünün olmadığının görüldüğü, 14 türbinin 7’sinin ziraat alanında, 7 adedinin ise orman alanında kaldığının belirtildiği, türbin montaj platformu dikkate alındığında ise türbinlerin 7’sinin orman, 4’ünün orman+ziraat, 3’ünün ise ziraat alanında kaldığının görüldüğü gibi, her birinin yaklaşık 5000 m² olduğunu belirttiğimiz montaj platformlarının ağırlıklı olarak orman alanında kaldığı, raporda belirtilen ‘proje sahasında belirlenen orman fonksiyonlarının ve işletme amaçlarının projenin uygulanmasına engel oluşturacak bir koruma statü ve amacının olmadığının tespit edildiği' şeklindeki ifadenin, iklim değişikliği gündemine, ormanların azaltılmaması gerektiği yaklaşımına uymadığı, rapordaki projenin ‘orman ekosistemine en az zarar verecek şekilde tasarlandığı görüşüne ulaşılmıştır’ ifadesi ile ekosisteme az da olsa zarar verileceğinin kabul edildiği, ÇED raporunda ornitolojik çerçevede kümülatif bir değerlendirme bulunduğu, burada sadece RES’lerin dikkate alındığı, yörede AIRRES projesinin yanında AIRRES’e 13 km uzaklıkta Evrencik RES projesinin, 22 km uzaklıkta Kıyıköy RES projesinin, 13,2 km uzaklıkta Vize 2 RES projesinin sayıldığı, bu projeler arasındaki mesafe nedeniyle kuşların zarar görmeyeceğinin ifade edildiği, kümülatif değerlendirmenin, hem bu RES’lerin hem de Akpınar köyü civarındaki açık madenlerin yok ettiği orman alanları, bu orman alanlarından alınamayacak olan ekosistem hizmetleri hem de ormandaki habitat parçalanması açısından da gerçekleştirilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerden dolayı ÇED raporunda eksiklerin bulunduğu, projede üstün kamu yararının görülmediği, dolayısıyla "ÇED Olumlu" kararının olumlu bulunmadığı, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, bahsi geçen projenin tarımsal olarak etkisinin genel olarak hayvancılık üzerine olarak gözüktüğü, ÇED raporunda Vize İlçesinin genel tarım potansiyelinin ayrıntılı olarak verildiği, buna göre Vize İlçesi ve köylerinin birinci derece geçim kaynağının hayvancılık olarak gösterildiği, Vize İlçesinin 1.119.000 da alan ile Kırklareli Merkez ilçeden sonra en büyük yüzölçümüne sahip ilçe olarak göründüğü, bu alanın yaklaşık %18'i tarım alanı, %1,35’ini ise mera arazisi oluşturduğu, büyük bir kısmının orman ve fundalık alanlar olduğu, ÇED raporundaki verilere göre, hayvancılığın bölge için ana geçim kaynaklarından birisi olduğu, özellikle de büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapıldığı, keşif günü, orman alanı içinde açılmış bir merada manda sürüsünün de kayıt altına alındığı, ancak söz konusu projenin büyükbaş hayvanlara olası etkilerinin irdelenmediği, Vize İlçesinde işlenebilir tarım alanının ve mera alanının oransal olarak son derece az olduğu, geçimini tarımdan sağlayan bu ilçe için tarım alanlarının miktarının son derece önemli olduğu, aynı şekilde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan bu bölgede meraların oranının sadece %1,34 olduğu, bu bölgede yapılacak RES projesi ile bu alanların bir kısmının kamulaştırılacağı ve açılacak yollar, elektrik vb. hatlar nedeni ile tahribata uğrayacağı ve dolayısıyla bu arazilerin miktarının azalacağı, ÇED raporunda yer alan bilgilere göre “kapasite artışı ile proje sahasında 14 türbinin ilave edileceği, proje kapsamında her bir rüzgâr türbini için 158 m x 158 m'lik (24.964 m2) bir alan kamulaştırıldığı ya da izinlendirileceği ve bir türbinin montaj çalışmaları sırasında temel kazı faaliyetleri takribi 500 m2’lik alanda yapılacağı, projede 14 türbin sahası için kamulaştırılacak/izinlendirilecek alan toplamının 349.496 m2 olduğu, 7.000 m2'lik alanda temel kazısının yapılacağı, ilave rüzgâr türbinleri arasında ulaşımın sağlanması için de 3,2 km’lik servis yolu açılmasının planlandığı, söz konusu yol genişliğinin ortalama 6 m olacağı, toplam 19.200 m2 alan kullanımının söz konusu olduğu, ÇED raporunda yer alan bu ifadelere göre ilçede alan olarak çok az miktarda olan ve ilçenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığın temel ihtiyacı olan mera alanlarının daha da azalmasının hayvancılığı olumsuz etkileyeceği, ÇED raporunda, böyle bir projenin arıcılık üzerine nasıl bir olumsuz etkisinin (direkt ve indirekt) olacağının da maddeler halinde sıralandığı, buna göre; koloni kayıpları, arıcılık alanının kaybı, bal arılarının tarlacılık (nektar, polen ya da su topladığı) yaptığı alanların kaybolması, proje alanında meydana gelecek faaliyetler sonucunda meydana gelen tozun arıcılık faaliyetleri ile etkileşmesi, yapım aşamasında meydana gelecek trafik sonucu bal arısı kayıpları, proje faaliyetleri (Işık, gürültü vb.) ile kolonilerin rahatsız olması, bütün bu maddelerin, bu projenin arıcılık üzerine olumsuz etkisinin boyutunu gösterdiği, ÇED raporunda bölgenin arıcılık bakımından uygunluğunun da irdelendiği ve bölgenin arıcılık için son derece uygun olduğunun vurgulandığı, nitekim, ÇED raporunda AİRRES proje alanı ve çevresindeki izlenimlerde, bölgede tarımsal faaliyetlerin sınırlı, ancak hayvancılığın yapılan tarımsal faaliyetlerden biri olduğunun belirtildiği, ancak çevrede çok yaygın meşe ormanlarının olduğunun ve ülkemizde belki de yegane meşe balının üretildiği alanların buralarda bulunduğunun ifade edildiği, bu alanlar yanında proje alanında bulunan orman açıklıkları ve meralık alanlarda arıların faydalanacağı çiçeklerin de yer aldığı, dolayısıyla bölgedeki arıcılığın sürdürülebilir bir şekilde devamı son derece önemli olduğu, alanda bulunan polenli ve nektarlı bitki kaynakları da son derece önem arz ettiğinin ve arılar tarafından ziyaret edildiğinin belirtildiği, sonuç olarak, Vize İlçesinde ve özellikle proje alanına yakın köylerde nüfusun büyük bir kısmının geçimini çiftçilikle (özellikle de hayvancılıkla) sağladığı ve bu projenin bölgede çiftçilere ve tarımsal yapıya zarar vermesinin açıklanan nedenlerden dolayı olasılık dahilinde olduğu, özellikle arıcılık üzerine olabilecek olumsuz etkilerin ÇED raporunda da verildiği, ayrıca ÇED raporunda projenin ilçenin önemli geçim kaynağı olan büyükbaş hayvan yetiştiriciliği üzerine olası etkilerine yer verilmediği, ilçenin oransal olarak az miktarda sahip olduğu mera alanlarının da bu projeden olumsuz etkilenme olasılığının yüksek olduğu, "ÇED Olumlu” kararının uygun olmadığı, jeoloji hidrojeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, yeraltı suyunun akım yönünün tespitinin gerekli olduğu ve buna dosyada rastlanılamadığı, proje sahasından alınan kaya veya bozulmamış zemin örneği üzerinde yapılan herhangi bir laboratuvar ya da saha analiz çalışmasının dosyada bulunmadığı, dolayısıyla izafi olarak geçirimliliği konusunda dosyadaki ÇED çalışmasında yeterli varsayımın yapılmaması gerektiği, DSİ tarafınca da planlanmakta olan çevre düzeni planlarında Kömürköy Barajının da proje sahasının KKD yönünde bulunduğu, Kömürköy Barajının bu yapılaşmadan etkilenmeyeceği belirtilmiş ise de, topagrafik olarak da (yüzey suları için), yerltı suyu hidrolik eğiminin de Kömürköy Barajına doğru olduğu, dolayısıyla proje sahasının, Kömürköy Barajının beslenme sahasında yer aldığı, gerek kazıların, gerek patlatmaların, gerekse trübünlere ulaşım ağı yapılaşmalarının (sanat yapıları dahil) beslenme alanını tahrip etmesinin kaçınılmaz olduğu, dosyaya sunulan son raporlarda tamamen izafi olarak belirtilen su seviyelerinin (DSİ Havza Master Planı Raporundan alındığı belirtilen) 250 300 m'lerde olduğu belirtilmiş ise de, türbinler için açılan kuyularda keşif günü yapılan incelemelerde kuyuda yeraltı su seviyesinin 3 4 m civarında olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yerelde 21 km2'lik kapasite artırımı yapılan bir ek türbin alanına sahip olan yerde yeterli yeraltı suyu çalışmasının yapılmadığı, gerek ulaşım yollarında yapılacak sanat yapılarının (menfezler) ve gerekse RES'lerin temel kazılarındaki kırma patlatma çalışmalarının yeraltı suyu drenaj sistemini etkileyeceği, ÇED dosyasında da patlatmaların etki derinliğinin 40 m ve daha derine inebileceğinin belirtildiği, patlatmaların yeraltı drenaj sistemini etkileyeceğinin aşikar olduğu, sonuç olarak bilimsel esaslar çerçevesince yeterince çalışma yapılmadığı, jeolojik ve hidrojeolojik olarak yapılaşma aşamasında etki değerlendirilmesi konusunda yeterli önlemin sunulamadığı, plan notlarının karşılığı olan tedbir ve önlemlere bilimsel olarak yeterince eğilinmediği, yaşamsal olarak yeraltı ve kaynağını oluşturduğu yüzey sularının korunmasına azami önemin gösterilmesi gerektiği, mevcut ÇED raporunun yetersiz olduğu, meteoroloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, mevcut Airres 4 Rüzgâr Enerji Santrali Kapasite Artışı Projesi Nihai ÇED raporunda mevcut projede belirtilen bölgeye ait diğer meteorolojik parametrelerle birlikte, yağış ve aşırı yağış durumları, rüzgâr değerleri ve analizi, fırtınalı günlerin sayılarının ayrıntılı bir şekilde ele alındığı ÇED raporunun meteorolojik/iklimsel özellikleri ve hidrolojik değerlendirmelere ait çalışmaların meteoroloji mühendisi tarafından hazırlandığı, ÇED raporu bünyesinde elektronik imzalı raporun bilimsel verilere dayandığı, dava konusu ÇED projesinde Kırklareli Meteoroloji İstasyonu ile faaliyet alanının aynı enlemde olması ayrıca yükselti olarak da daha uygun olması sebebi ile bahse konu alan için Kırklareli Meteoroloji İstasyonu (17052) verilerinin kullanılmasının uygun görüldüğünün belirlendiği, yapılan incelemede dava konusu proje alanın, kapasite faktörü, rüzgâr hızları, verimlilik konusunda rüzgâr enerjisinden elektrik üretme bakımından uygun vaziyette olduğu ve kar edebilir özellikte olduğundan gelir vergisi bakımından, rüzgâr enerjisi, doğal süreçleri devam eden, sürekliliği olan, ikincil enerjiye dönüşümü ile bitmeyen, yenilenerek akışı devam eden enerji oluşu, insanlığın enerjiye ihtiyaç duyduğu dönemden günümüze enerji gereksinimleri büyük ölçüde kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar ve bunlardan elde edilen elektrik üretimi yoluyla karşılandığı, günümüzde enerji kaynağı olarak çoğunlukla kullanılan petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtların kısıtlı olması yanında sera etkisi başta olmak üzere olumsuz çevre etkileri göz önüne alındığında, temiz enerji yönünden, rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminin kuruluş maliyeti haricinde çok az bir maliyeti olduğu, kaynağının ücretsiz oluşu bakımından, kurulmasında ve işletilmesinde kamu yararının olduğu kanısına varıldığı, ornitolojik (kuşlar) yönünden yapılan değerlendirmede, proje sahasında gerçekleştirilen ornitolojik izleme çalışmalarının, alanında uzman araştırıcılar tarafından yapıldığı, ornitolojik açıdan sağlıklı değerlendirilmelerin yapılabilmesi için bahse konu sahanın, minimum 1 yıllık periyodda izlenmesi gerektiği, kısa süreli gözlemlerle proje sahasındaki kuş varlığını ve statülerini belirlemenin mümkün olmadığı, literatür bilgileri ile de bu eksiğin tamamlanamayacağı, yerel halkla yapılacak anketlerin de tam doğru bilimsel bilgileri yansıtmadığı, bu anlamda; sahanın uzun yıllardır uygun metodlarla ve alanında uzmanlar tarafından izlendiği görüldüğü, ornitolojik çalışmaların gözlem süresi ve gün sayısı yeterli, yerli/göçmen statülerine yönelik, göçmen türlerin birey sayılarına yönelik, göçmen türlerin uçuş karakteristiklerine göre, görülme sıklıklarına göre, türbinlere göre geçiş yükseklikleriyle ilgili ve göçmen ve yerli türlerin uçuş yönü tercihlerine yönelik detaylı değerlendirmelerin yapıldığı, yapılan izleme çalışmaları neticesinde, kuş göçünün çok düzenli ve yoğun olmadığının belirlendiği, yerli olup yıl boyu alanda görülen kuşların ise, hareket yeteneği yüksek oldukları için, faaliyetin olduğu dönemde yakınlardaki benzer habitatlara geçerek olumsuz etkilenmeyecekleri, alan çevresinde, göçmen kuşların konaklama yapıp besleneceği büyük sulak alanın olmadığı, Çavdar Deresi ve Kazan Çayı, bu özellikleri barındırmayan, nispeten küçük akarsular olduğu, halihazırda işletmede olan santralin aktif olduğu süreçte tedbirlerin alındığı, risklerin şekillendiği, işleyen ekosistemin kesintiye uğraması ya da tür kaybının söz konusu olmasının beklenmediği, RES sahasında türbinlerin inşası sürecinde çevrede canlı ve cansız varlıkların doğrudan ve dolaylı olarak etkilemesinin kaçınılmaz olduğu, ancak, tozuma, gürültü ve egzoz gazının sebep olduğu olumsuz etkilerin, çalışmanın yapılacağı alan ve yakın çevresinde etkili olacağı, ancak alınacak önlemler ile tolere edilebileceği, sahanın bulunduğu Istranca Dağları’nda Akkuyruklu Kartal (Haliaeetus albicilla) türünün ürediği, başta balık olmak üzere, hayvansal olarak beslenen bu türün, suya bakan ormanlarda yaptığı yuvalarda kuluçkaya yattığı, su kenarlarında, saatlerce avlarını bekledikleri uygun bir tüneğe kondukları, proje sahasında yapılan çalışmalarda Akkuyruklu Kartalın gözlenmediği, maksimum 130 km2 geniş bir alanda aktivitesini sürdüren bu türün avlanacağı en uygun orman kenarı ve orman içi göllerin, sahaya 13 km uzaklıkta bulunan Kazandere Barajının, 11 km uzaklıktaki Pabuçdere Barajının, 24 km uzaklıktaki Hamam Gölünün ve 28 km uzaklıktaki Erikli Gölünün olduğu, proje alanı, yeterli sulak alan içermediğinden ve sık ormanlarla kaplı olduğundan Akkuyruklu Kartal ve yaşamı için bir risk teşkil etmediği, yine, yaşamından endişe duyulan ve global ölçekte tehdit altında olan Şah Kartal (Aquila heliaca) ve Küçük Akbaba (Neophron percnopterus) türleri için proje sahasının uygun habitatlar içermediği, bahsi geçen iki türün de bu kadar sık bir orman habitatında üremediği ve beslenmediği, Şah Kartalın bir açık alan (bozkır) kuşu olduğu ve Küçük Akbabanın da kayalık vadilerde yaşadığı, bu bilgiler kapsamında ÇED raporunun ornitolojik açıdan uygun olduğu, şehir plancılığı yönünden yapılan değerlendirmede, 1/25.000 ölçekli Kırklareli İli çevre düzeni planı ve plan hükümlerinde hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve gel git gibi fosil olmayan yenilenebilir enerji kaynaklar olarak yer aldığı, ilgili kurumların uygun görüşleri alınması şartı ile çevre etkileşimleri göz önünde bulundurularak alt ölçekli imar planları marifeti ile yenilenebilir enerji kaynakları (rüzgar, güneş, su vb.) üretim tesisleri yapılabileceği belirtildiğinden, 1/25.000 ölçekli Kırklareli İli çevre düzeni planı açısından sakınca bulunmadığı, sonuç olarak, dava konusu alanda yapılacak RES faaliyeti için verilen "ÇED Olumlu" kararının; çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği ve jeoloji/hidrojeoloji mühendisliği bakımından uygun olmadığı, meteoroloji mühendisliği, kuş bilimi ve şehir planlaması yönünden ise uygun olduğu, yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Bu durumda, dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanılan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde; türbinlerin buz fırlatma riskinin teknik olarak önlenemediği, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği, türbin inşaat ve manevraları için geniş alan gerektiği, orman bütünlüğünün bozulabileceği, hafriyat sonucu kazı fazlasının nasıl tasfiye edileceği hususunun net olmadığı, orman ekosistemine zarar verileceği, projede bölge için önem arz eden orman içindeki meralara ilişkin büyükbaş hayvanlara ve arıcılığa etkisinin olumsuz olacağı, projenin Kömürköy Barajı'nın beslenme sahasında olduğu, kazılar ve patlatmaların bu sahaya zarar vereceği, patlatmaların etki derinliğinin 40 metreye kadar olabileceği, projede belirtilen muhtemel risklere karşı yeterli önlemlerden bahsedilmediği anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1 Davalı idare tarafından, halkın katılımı toplantısının 29/09/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği ve 18/09/2020 tarihinde ulusal düzeydeki ... Gazetesi ile yerel düzeydeki ...Gazetesinde ilan edildiği, 18/09/2020 tarihinde yöre halkının bilgilenmek istememeleri üzerine toplantının sonlandırıldığı, ayrıca proje ile ilgili inceleme ve değerlendirme sürecinin başladığı ve ÇED raporunun halkın görüşüne açıldığının halka duyurulduğu, bu süreçte halk tarafından projeyle ilgili yapılan itirazların ÇED raporunda değerlendirildiği, dolayısıyla ÇED sürecinin mevzuata uygun yürütüldüğü, esasa ilişkin olarak, proje alanı gibi etki alanı da belirlenirken, yapılması planlanan projenin işletme öncesi, işletme sırası ve işletme sonrasında çevre unsurları dahilinde olumlu veya olumsuz yönde etkilediği alanın dikkate alındığı, proje sahasında daha az ağaç kesiminin yapılacağı şekilde 14 adet türbin yerinin belirlendiği, aynı zamanda yer seçimi kapsamında yapılan incelemelerde alanın rüzgar verimliliğinin de araştırıldığı ve alanın rüzgar açısından oldukça verimli bir bölgede bulunduğunun belirlendiği, ÇED raporunda tarımsal faaliyete yönelik değerlendirmenin yapıldığı, proje nedeniyle çıkan hafriyatın tümünün türbin geri dolgu ve saha yollarında kullanılacağı ve bu hafriyatların proje alanı içerisinde ve yakın civarında bulunan dere yataklarına, orman alanlarına dökümünün yapılmayacağının ÇED raporunda taahhüt edildiği, patlatmaya ilişkin tüm hususların ÇED raporunda değerlendirildiği ve projenin yüzeysel ve yeraltı su kaynakları üzerindeki etkisi ile ilgili olarak hidrojeolojik etüt raporunun hazırlandığı, sonuç olarak dava konusu ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2 Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak, köy muhtarının tek başına dava açma yetkisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinde dava konusu işlemin 29/08/2022 tarihinde duyurulduğu belirtilmek suretiyle işlemin bu tarihte öğrenildiğinin ikrar edildiği, dolayısıyla, 30/09/2022 tarihinde açılan bu davada süre aşımı bulunduğu, davacının adli yardım talebinin Mahkemece uygun bulunmasının hukuka aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak, çevre mühendisi ile jeoloji mühendisi bilirkişilerin, daha önce verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davada da bilirkişi olarak seçildikleri ve olumsuz değerlendirmede bulundukları, ancak bu değerlendirmelerin subjektif nitelikte olduğu, zaten olumsuz görüş veren bu bilirkişilerin bakılmakta olan davada da bilirkişi olarak seçilmesinin uygun olmadığı, kaldı ki çevre mühendisi olan bilirkişinin RES üzerine herhangi bir uzmanlığının bulunmadığı, ayrıca çevre mühendisi tarafından keşif sırasında da uzmanlık alanı dışında subjektif değerlendirme yapıldığı ve bu hususun tutanağa bağlandığı, diğer taraftan keşif heyetinin davalı yanında müdahile haber vermeden ... Köyüne gidilerek yokluklarında keşif mahalli olmayan bir noktadan sürece başlanıldığı, yine yokluklarında keşif heyetinin uyuşmazlık konusu olmayan üretimdeki T10 nolu türbinin olduğu bölgeye gidildiğinin kameradan görülmesi üzerine, söz konusu alanda tesadüfen hazır bulundukları, ayrıca keşif aracına davacı tarafın yanında hareket ettiği düşünülen dava dışı kişinin de bindiğinin tespit edildiği, tüm bu hususların keşfin sıhhatine gölge düşürdüğü, çevre mühendisi bilirkişisi tarafından dava dilekçesinde yer alan görselin bilirkişi raporunda kullanıldığı, ancak dosyaya sunulan uzman raporlarının bilirkişiler tarafından değerlendirilmediği gibi, bilirkişi raporu ile uzman raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin Mahkemece karar verildiği, daha önce verilen iptal kararındaki eksikliklerin giderildiği halde, bu hususun dikkate alınmadığı, rüzgar türbinlerinin aktif çalışma sırasında buz fırlatmayacakları, bu hususla ilgili değerlendirmelerin ÇED raporunda da yer aldığı, buna rağmen çevre mühendisi tarafından herhangi bir bilimsel kanıt sunulmadan türbinlerin buz fırlatacağının kabul edildiği, ÇED raporunda yer alan orman değerlendirme raporunun orman mühendisi tarafından hazırlandığı, dava konusu proje için, kamulaştırma yapılmaması amacıyla ormanlık alanın seçildiği yönündeki orman mühendisi bilirkişisinin iddiasının aksine, rüzgar verimliliğinin söz konusu alanda RES yapılmasına uygun olması nedeniyle bu alanın seçildiği, orman mühendisinin değerlendirmelerinin soyut nitelikte olduğu, proje kapsamında yeni bir şalt merkezinin veya enerji nakil hattının yapılmayacağı, 10 yıl önceki verilere göre bazı türbin alanlarının kapalı meşcerelerde kalmasına karşın, yapılan analizler neticesinde seçilen bu türbin alanlarının anayola yakın alanlar olması nedeniyle en az ağaç kesilen alanlar olduğu, türbinler arası elektrik hat bağlantıları yapılan yolların altından geçirileceği, bu haliyle orman ekosistemini kabul edilebilir bir oranda etkileneceği, bilirkişi raporunda inşaat miktarlarının hacim olarak değil yüzölçümü olarak verildiği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda bu konuda hacim hesabının yapıldığı, ziraat mühendisinin değerlendirmesinin aksine, kapasite artışı kapsamında mera alanına müdahale edilmediği, ayrıca yapılan araştırmalar neticesinde türbin kanatlarının büyükbaş hayvancılık için bir risk oluşturmadığının tespit edildiği, RES sahası içerisinde bulunan kovanlarda arıcılık faaliyetinin sürdürülebildiği, dolayısıyla rüzgar türbinlerinin inşaat alanları dışında yörede yapılan tarımsal ve hayvansal faaliyetin devamlılığının sağlanacağı, patlatma dahil olmak üzere projenin yüzeysel ve yeraltı sularına yönelik etkileriyle ilgili olarak hidrojeolojik etüt raporu ile teknik raporun hazırlandığı ve projenin sular üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığının ortaya konulduğu, türbinlerin bir kısmı Kömürköy Barajının orta ve uzun mesafeli kısmında yer alsa da, bu durumun mevzuata aykırı olmadığı ve inşai faaliyetler sırasında toz oluşumunu önlemek için yeterli miktarda sulama yapılacağı, hafriyatın yol ve malzeme dolgusunda kullanılacağı, bölgede meydana gelecek yağışların drenaj sistemine dahil olmasının sağlanacağı, ayrıca flora, fauna ve ornitoloji raporlarında türbinler arasında 250 400 metreden fazla mesafe geçiş koridorunun bırakılması ile habitat parçalanmasına neden olmayacağının vurgulandığı, bu yönüyle kümülatif etki değerlendirmesinin de yapıldığı ve kümülatif olarak kuş göçünün engellenmediği, ÇED raporunda kullanılan meteorolojik verilerin bilirkişi tarafından da uygun bulunduğu, sonuç olarak dava konusu "ÇED Olumlu" kararının hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca köy tüzel kişiliği adına dava açma yetkisinin köy muhtarına ait olduğu, 29/08/2022 tarihinin, Bakanlığın internet sitesindeki ilan tarihi olup, öğrenme tarihi olmadığı ve öğrenme üzerine açılan davanın süresinde olduğu, keşfin usulüne uygun yapıldığı, Kırklareli istasyonuna ait meteoroloji verilerinin kullanılmasının uygun olmadığı, nitekim merkezle iklim farkının bulunduğu, kaldı ki yapılacak RES ile orman bütünlüğünün bozulacağı, mevcut plandaki şartların henüz uyuşmazlık bakımından gerçekleşmediği, ÇED raporunda yer alan kuş göç yollarıyla ilgili haritanın gerçeği yansıtmadığı ve türler bakımından Bern Sözleşmesi ve ulusal mevzuat dikkate alınarak değerlendirmenin yapılmadığı, tür kaybı ile ilgili değerlendirmelerin de çelişkili olduğu, dolayısıyla ornitolog tarafından yapılan çalışmaların yeterli olduğu değerlendirmesinin somut tespitlere dayanmadığı, çevre, orman, ziraat ve jeoloji mühendislerinin tespitleri dikkate alındığında, dava konusu ÇED Olumlu kararının hukuka uygun olmadığı, ayrıca rüzgar türbinlerinin radar performanslarını etkilediğinin anlaşıldığı, nitekim radar kesit değerleri incelendiğinde, rüzgar çiftliklerinin kurulduğu bölgeye göre radar imgelerinin değiştiğinin gözlemlendiği, sonuç olarak, hukuka aykırı olan dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37. maddesinin 7. fıkrası gereği köy muhtarının tek başına davayı açabileceği; dava dilekçesinde 29/08/2022 tarihinin dava konusu işlemi öğrenme tarihi olarak değil, dava konusu işlemin ilana çıktığı tarih olarak belirtilmesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı sonucuna varıldığından, dayalı yanında müdahilin ehliyet ve süre itirazı yerinde gerülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davalı yanında müdahil tarafından, Kırklareli İli, Vize İlçesi, … ve … Köyleri mevkiinde 19 türbinden oluşan "55 Mwe/60,8 Mwm" kurulum gücündeki mevcut projede kapasite artışının planlanması nedeniyle "Airres 4 Rüzgâr Enerji Santrali Kapasite Artışı (55 Mwe/60,8 Mwm'den 113,8 Mwe/119,6 Mwm'ye)" projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde, davalı idarece ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle …İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline; bu kararın temyiz edilmesi üzerine de, Danıştay Altıncı 22/12/2020 tarih ve E:2020/9074, K:2020/13376 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davalı yanında müdahil tarafından, Kırklareli İli, Vize İlçesi, … ve … Köyleri mevkiinde 19 türbinden oluşan 55 Mwe/60,8 Mwm kurulum gücündeki mevcut projenin, kurulum gücünün bu defa 137,8 MWm/132 MWe olacak şekilde kapasite artışının planlanması üzerine, söz konusu Mahkeme kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen hususların da değerlendirildiği ÇED raporu yeniden hazırlanarak davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından ilgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; çevre mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak, Mahkeme kararının iptal gerekçesinde, türbinlerin buz fırlatma riskinin teknik olarak önlenemediği, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği hususları yer almış ise de, bilirkişinin bu değerlendirmesinin, dava dilekçesinde yer alan ve bilirkişi raporunda da yer verilen Kırklareli İlinin, Üsküp İlçesi, Kale Mevkiinde ... Temiz Üretim A.Ş. tarafından yapılan "Zeliha RES" projesi kapsamında buz fırlatma olayının teknik olarak mümkün olmadığı yönündeki Derne Belediye Başkanlığına hitaben anılan şirketin beyanına göre yapıldığı, nitekim söz konusu yazıdaki "türbinlerden buz fırlamasının teknik olarak mümkün olmadığı" hususu ile dava konusu işlemin dayanağı ÇED raporunda yer alan türbinlerden buz fırlamasına yönelik önlemlerin kıyaslanarak iki proje kapsamında çelişki bulunduğunun belirtildiği, ancak (arada bir bağlantı bulunduğuna dair bir bilgi belge bulunmadığından) her iki projenin bu yönüyle karşılaştırılmasının sebebinin anlaşılmadığı gibi, diğer projenin emsal olarak dikkate alınması durumunda dahi, iki projenin ÇED raporunun kapsamının, başka bir deyişle, muhtemel etkilere karşı alınması taahhüt edilen önlemlerin farklı olması nedeniyle çelişki oluşturduğundan söz edilemeyeceğinden, türbinlerin buz fırlatma ihtimaline karşı ÇED raporunda alınması taahhüt edilen önlemlerin yeterli olup olmadığının dava konusu proje bakımından değerlendirilerek, buz fırlatma olayının engellenmesinin teknik olarak mümkün olup olmadığının somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Diğer taraftan, çevre mühendisi tarafından, patlatma yapıldığında yer altı sularına zarar verileceği hususunun kuvvetle muhtemel olacağı yönündeki bilirkişi raporunda yer alan kanaate nasıl ulaşıldığının da açıklanmadığı görülmüştür.
Mahkeme kararında; orman mühendisi bilirkişinin tespitleri dikkate alınarak yer alan, türbin inşaat ve manevraları için geniş alan gerektiği, orman bütünlüğünün bozulabileceği, hafriyat sonucu kazı fazlasının nasıl tasfiye edileceği hususunun net olmadığı, orman ekosistemine zarar verileceği yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporunda; projenin inşaat ve işletme aşaması sırasında mevcut yolların kullanılacağı, mevcut yollarla ulaşımın sağlanamaması durumunda yeni yolların açılmasının ve mevcut yollarda iyileştirme çalışması yapılmasının planlandığı, türbin noktalarına ulaşım için ise öncelikli olarak mevcut orman yollarının kullanılacağı, proje kapsamında 3,2 km'lik ilave yol açılmasının planlandığı ifadeleri ile topografik haritada ulaşım yollarının bulunduğu bilgisine yer verilmiş olup, ilave yol dışında projenin inşaat ve işletme aşaması sırasında zaten mevcut yolların kullanılmasının planlandığı dikkate alındığında, mevcut yolların genişletilmesinin ve/veya yeni yolların açılmasının planlanması durumunda söz konusu topografik harita ile ÇED raporunda yer alan diğer bilgi belgelerden yol güzergahları incelenerek, bu yollar nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacağı yönündeki değerlendirmenin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca ÇED raporunda; çalışmalar neticesinde, çıkarılan hafriyat malzemenin yol yapımı/açılması ve türbin temel kazı geri dolgu amaçlı kullanılacağı, bitkisel toprağın ise geri dolgu işlemi yapılan sahalara serilerek peyzaj ve rehabilitasyon çalışmalarında kullanılacağı, yine ilave olarak 14 türbin noktasında üretilen elektriğin mevcut trafo merkezine bağlantısının yapılması amacıyla 1,5 m derinliğinde, 1,0 m genişliğinde kablolama hattı için kazım faaliyeti gerçekleştirileceği, sonrasında kazı fazlası malzemenin alanda geri dolgu amaçlı kullanılacağı belirtildiğinden, kazı fazlası malzemenin kullanımıyla ilgili bu planlanmanın yeterli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkeme kararında; ziraat mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak yer alan orman içindeki meralara ilişkin büyükbaş hayvanlara ve arıcılığa etkisinin olumsuz olacağı yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporunda; işletmeye alınması ile birlikte kalıcı yapıların bulunduğu türbin noktaları dışında bölgesel faaliyetlere (tarım, hayvancılık vb.) devam edilebileceği, bölgede mera ulaşım yolları engellenmeden faaliyetin gerçekleştirileceği, proje kapsamında ilave açılacak yollar sayesinde bölgedeki hayvanların meralık arazilere ulaşımının kolaylaşacağı, türbin noktalarının etrafı tel çit ile çevrilecek olup kontrolsüz insan ve hayvan girişlerinin engelleneceği, bu sayede türbinlerin ve giriş yapacak canlıların korunmasının sağlanacağı, bu tel çit ile çevrili alan dışında otlatma ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüleceği, projenin inşaat aşaması sırasında oluşacak atıkların tarım mera alanlarına dökülmeyeceği yönünde taahhütlerin bulunduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda ziraat mühendisi tarafından, ÇED raporunda yer alan ifadelere göre ilçede çok az mera alanının bulunduğu ve ilçenin temel geçim kaynağının hayvancılık olduğu, mera alanlarının azaltılmasıyla hayvancılığın olumsuz etkileneceği şeklinde görüş beyan edildiği, ancak ÇED raporunda yer alan başta tel çit ile çevrili alan dışında otlatma ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüleceği taahhüdü olmak üzere, bu taahhütlerin yeterli olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca yine ziraat mühendisi tarafından böyle bir projenin arıcılık üzerindeki olumsuz etkilerine ÇED raporunda yer verildiği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda olumsuz etkilere yönelik taahhüt edilen alınması gerekli önlemlerin yeterli olup olmadığının irdelenmediği de anlaşılmıştır.
Mahkeme kararında; jeoloji hidrojeoloji mühendisi bilirkişinin tespiti dikkate alınarak yer alan, projenin Kömürköy Barajı'nın beslenme sahasında olduğu, kazılar ve patlatmaların bu sahaya zarar vereceği, patlatmaların etki derinliğinin 40 metreye kadar olabileceği yönündeki diğer bir iptal gerekçesi ile ilgili olarak, ÇED raporundaki; patlatmaların yeraltı suyuna etkileri değerlendirilirken, rüzgar türbin temelleri için yapılan patlatmanın ve kazıların 3 m kadar derinlikte olup, maden ocaklarında yapılan patlatmalar kadar derin olmadığı, bu sebeple, türbin temel kazılarında yapılacak patlatmalardan oluşan sismik dalgaların maksimum M= 2 düzeyinde olacağı, kaynağı ne olursa olsun sismik dalgaların yeraltısuyu kaynakları ve üretim kuyuları üzerinde etkide bulunabilmesi için M > 4 düzeyinde enerji taşıması gerektiği, M=2 depremlerin 15 kg TNT karşılığı sismik enerjiye sahipken, M=4 depremlerde bu enerjinin 15 ton TNT düzeyinde olduğu, bu sebeple, türbin temel kazılarında uygulanacak patlatmaların yeraltısuyu sistemi üzerinde bir etkisinin bulunmadığı yönündeki tespitlerin, bilirkişi raporunda jeoloji hidrojeoloji mühendisi tarafından somut bir şekilde değerlendirilmediği, sadece bazı verilerin (yeraltı suyu tablası haritası, yeraltı suyunun akım yönü vs. gibi) ÇED raporunda bulunmadığı belirtilerek, proje alanının Kömürköy Barajı beslenme sahasında bulunduğu, dolayısıyla patlatmaların ve türbinlere ulaşım ağı yapılaşmalarının beslenme alanını tahrip etmesinin kaçınılmaz olduğu şeklinde değerlendirmenin yapıldığı görülmüş olup, projenin su kaynaklarına etkisinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde alınması gerekli tedbirlerin yeterli olup olmadığının ÇED raporunun ekinde yer alan "Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu" ile "Yüzey Suyu ve Yeraltı Suyu Sistemlerine Olası Etkileri Hakkında Teknik Rapor" dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiği, eksik olarak tespit edilen hususların bulunması durumunda dahi, bu hususların ÇED raporunun tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 14/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Kırklareli İli, Vize İlçesi, …, … Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Airres 4 Rüzgar Enerji Santrali Kapasite Artışı (Mevcut 19 Türbin 55 MWe/60,8 MWm'den ilave 14 Türbin (Toplam 33 Türbin) 137,8 MWm/132 MWe'ye)" projesiyle ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince bilirkişi raporunda yer alan olumsuz tespitler dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, türbinlerin buz fırlatma riskine ve alınması gerekli önlemlere ÇED raporunda yer verildiği, başta türbinlerin taşınması olmak üzere projenin inşai faaliyetleri sırasında çoğunlukla zaten mevcut yolların kullanılacak olması nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacağından söz edilemeyeceği, türbin alanları dışında meraların kullanımının mümkün olması nedeniyle büyükbaş hayvancılığının bu yönüyle projeden etkilenmeyeceği, projenin arıcılık faaliyetine etkileri ile bu etkilere yönelik tedbirlere ÇED raporunda yer verildiği, patlatmaların yüzey ve yeraltı sularına etkisinin de ÇED raporunda değerlendirilerek, yapılan çalışmalar neticesinde olumsuz bir etkisinin olmayacağının anlaşıldığı dikkate alındığında, bilirkişi raporundaki tespitler neticesinde meteoroloji mühendisliği ile kuş bilimi bakımından projenin yapılmasında sakınca bulunmadığı gibi, çevre, orman, ziraat ve jeoloji hidrojeoloji mühendislikleri açısında da projenin yapılmasında sakınca bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu ÇED Olumlu kararı hukuka uygun olduğundan, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
2023/113127
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:40:41