Yargıtay yargitay 2023/11039 E. 2023/5901 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/11039
2023/5901
2 Kasım 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11039
Karar No : 2023/5901
DAVACILAR: 1 ...
2 ...
3 ...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVALILAR: 1 ... ...
2 ... Yönetimi Başkanlığı ...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI: Davacılar tarafından; dava konusu işlemin dayanağı 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu esas alınarak hazırlandığı, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun güncel durumu yansıtmadığı, anılan raporda “yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığı belirlenmiştir” şeklinde yapılan soyut değerlendirme dışında mevzuat gereğince aranan herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, teknik çalışmaya, alınabilecek tedbirlerle ilgili herhangi bir ayrıntıya yer verilmediği, 1987 yılından bu yana kaya düşmesi olup olmadığı, hasara sebebiyet verip vermediği, kaya düşse bile değişen arazi yapısına göre düşen kayaların evlere gelip gelmeyeceği, kayalık alan ile en yakın alan arasında çapı 1 1,5 m genişliğinde yoğun kestanelik orman bulunduğu, bu orman yapısının doğal bir bariyer oluşturup oluşturmadığı konularında değerlendirme yapılmadığı, eski rapor güncellenirken yeni hasar durumu ile alakalı herhangi bir çalışma yapılmadığı, konutların hasar durumuna dair çalışma yapılmadığı, alanda tedbir alınıp alınamayacağı konusunda herhangi bir çalışma yapılmadığı, 34 yıl içerisinde kaya düşmediği, herhangi bir heyelan riskinin kalmadığı, 7269 sayılı Kanunda gösterilen usullere uyulmadan düzenlenen jeolojik etüt raporunun esas alınamayacağı ve denetime elverişli olmadığı ileri sürmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI: Davalılar tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrakani Çayı arasında heyelanların gözlemlendiği, ancak asıl problemin kaya düşmesi olduğu ve kayaların iri bloklar halinde koparak yerleşim yerine düştüğünün tespit edildiği, alınabilecek önlemlerle kaya düşmesinin önüne geçilemeyeceğinden konutların naklinin gerektiğinin belirtildiği, 09/06/1987 gün ve 16537 sayılı Genel Hayata Etkililik oluru ile davaya konu alan için ... gün ve ... sayılı Afete Maruz Bölge Kararının (yapı ve ikamete yasaklı alan) alındığı, afetzedeler tarafından süresi içerisinde talep ve taahhütname verilmediği için haklarından feragat edildiği, Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan Afete Maruz Bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırması işleminin 19/03/2021 tarihinde yapıldığı ve 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun hazırlandığı ve raporda bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, yerinde yapılan incelemeler dışında bölgenin bütünleşik afet tehlike haritalarında da aktif heyelan sahası içinde yer aldığı, yerleşim yerinin kuzeydoğu yamacında dik bir topografyada bulunan kayaların ciddi süreksizlikler içerdiği ve her an yerleşim yerine düşme tehlikesi barındırdığı, binaların yıkılmasının Kanun gereği olduğu, can ve mal güvenliğini korumak için dava konusu kararın alınmasının zorunlu olduğu, davaya konu alanın heyelan ve kaya düşmesi tehdidi altında olduğunun teknik elemanlarca yapılan çalışmalar ve jeoteknik etüt raporları ile sabit olduğu belirtilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ: Dava Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrekani Çayı arasındaki tarım arazilerinde heyelan görüldüğü, kayaların iri bloklar halinde koparak meskun saha içerisine düştüğü, 12 konuttan sadece 5'inde ikamet edildiği, diğer konutların bakımsızlıktan virane halde olduğu, ikamet edilen 5 konutun nakledilmesinin gerektiği, Gündoğdu Mahallesinde düşmeye müsait binlerce küplük kaya parçalarının mevcut olduğu, kaya düşmesinin tedbirlerle önlenmesinin ekonomik bulunmadığı hususlarının belirtildiği davaya konu alanın, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edildiği ,anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla Kastamonu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunda; 19/03/2021 tarihinde söz konusu alanın incelenerek güncel durum tespitinin yapıldığı ve paftasına aktarıldığı, yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu ekinde koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırının güncel durum tespitiyle sayısallaştırılmasının yapıldığı, alan için yeniden afete maruz bölge kararı alınması gerektiği hususlarının belirtildiği, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edildiği dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairesince uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan ve kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle, keşif tarihi itibarıyla, alanda paleo (eski) heyelan mevcut olmakla birlikte aktivitesini kaybetmiş olduğundan heyelanın yapılar için risk teşkil etmediğinin görüldüğü, kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafenin bulunduğu ve bu kesimde oldukça yoğun ağaçların olduğunun görüldüğü, bu ağaçların düşecek kaya bloklarının hareketini engelleyecek olması sebebiyle, keşif tarihi itibarıyla alanda kaya düşme riskinin bulunmadığı, paleo heyelanların, en ufak bir tetikleme (kontrolsüz derin kazı, ağaçların kesilmesi, oldukça ağır yapı yapılması, yüzey sularının heyelanlı kesime yöntendirilmesi vb.) ile tekrar hareket edebileceği, gelecekte afet riskinin yaşanmaması için, paleo heyelanın dengesini bozacak işlemlerden kaçınılması gerektiği, kaya düşmesi için de benzer bir durumun söz konusu olduğu, kaya düşmesinin yapılara zarar vermemesi için, yapılar ile riyodasitler arasındaki ağaçların muhafaza edilmesinin çok önemli olduğu, herhangi bir şekilde bu ağaçların kesilmesi veya yangın vb. afetler dolayısıyla ağaçların yok olması durumunda, gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olabileceği, özet olarak; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riskinin bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin beklenmediği, dava konusu işlem ve keşif tarihi itibarıyla, heyelan ve kaya düşme riski bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Her ne kadar bilirkişi raporunda, özetle; paleoheyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riski bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin olmasının beklenmediği belirtilmiş ise de, anılan raporda, heyelan ve kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönünde bir tespitten ziyade, bu riskin mevcut olduğu, ancak insani müdahaleler olmadığı takdirde her iki afet olayının tetiklenmeyeceğinin ifade edildiği, kaldı ki, keşif tarihinde küçük yüzeysel hareketlerin varlığına işaret eden ağaç eğilmelerinin alanda görüldüğü, heyelanın en ufak bir tetikleme ile harekete geçebileceğinin anlaşıldığı, öte yandan raporda, hem kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafe olduğu belirtilirken hem de aradaki ağaç dokunun yok olması halinde gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olduğu yönünde çelişkili ifadelere yer verildiği, oysa alanda kaya düşmesi riskinin mevcut olduğu, ayrıca kaya bloklarının bulunduğu yer ile yapılar arasında bulunan ağaçlık dokunun, kaya bloklarının yapılara ulaşmasını engelleyeceğinden bahisle, kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönündeki bir değerlendirmenin de kabulü mümkün görülmediğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrekani Çayı arasındaki tarım arazilerinde heyelan görüldüğü, kayaların iri bloklar halinde koparak meskun saha içerisine düştüğü, 12 konuttan sadece 5'inde ikamet edildiği, diğer konutların bakımsızlıktan virane halde olduğu, ikamet edilen 5 konutun nakledilmesinin gerektiği, Gündoğdu Mahallesinde düşmeye müsait binlerce küplük kaya parçalarının mevcut olduğu, kaya düşmesinin tedbirlerle önlenmesinin ekonomik bulunmadığı hususları belirtilmiştir.
Davaya konu alan, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla Kastamonu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunda; 19/03/2021 tarihinde söz konusu alanın incelenerek güncel durum tespitinin yapıldığı ve paftasına aktarıldığı, yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu ekinde koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırının güncel durum tespitiyle sayısallaştırılmasının yapıldığı, alan için yeniden afete maruz bölge kararı alınması gerektiği hususları belirtilmiştir.
31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan ve kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2021 tarihli, E:2021/9675 sayılı ara kararıyla keşif bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 17/06/2022 tarihli raporda özetle; keşif tarihi itibarıyla, alanda paleo (eski) heyelan mevcut olmakla birlikte aktivitesini kaybetmiş olduğundan heyelanın yapılar için risk teşkil etmediğinin görüldüğü, kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafenin bulunduğu ve bu kesimde oldukça yoğun ağaçların olduğunun görüldüğü, bu ağaçların düşecek kaya bloklarının hareketini engelleyecek olması sebebiyle, keşif tarihi itibarıyla alanda kaya düşme riskinin bulunmadığı, paleo heyelanların, en ufak bir tetikleme (kontrolsüz derin kazı, ağaçların kesilmesi, oldukça ağır yapı yapılması, yüzey sularının heyelanlı kesime yöntendirilmesi vb.) ile tekrar hareket edebileceği, gelecekte afet riskinin yaşanmaması için, paleo heyelanın dengesini bozacak işlemlerden kaçınılması gerektiği, kaya düşmesi için de benzer bir durumun söz konusu olduğu, kaya düşmesinin yapılara zarar vermemesi için, yapılar ile riyodasitler arasındaki ağaçların muhafaza edilmesinin çok önemli olduğu, herhangi bir şekilde bu ağaçların kesilmesi veya yangın vb. afetler dolayısıyla ağaçların yok olması durumunda, gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olabileceği, özet olarak; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riskinin bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin beklenmediği, dava konusu işlem ve keşif tarihi itibarıyla, heyelan ve kaya düşme riski bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalı idareler tarafından rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: **
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Usul Yönünden;
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılar tarafından Derebucağı Köyü Muhtarlığındaki ilan üzerine öğrenildiği ve altmış günlük dava açma süresi içinde bu davanın açıldığı anlaşıldığından ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile heyelan kaya düşmesi afeti nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı, dava konusu işlem ile 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak davaya konu alanın afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle her ne kadar; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riski bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin olmasının beklenmediği belirtilmiş ise de, anılan raporda, heyelan ve kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönünde bir tespitten ziyade, bu riskin mevcut olduğu, ancak insani müdahaleler olmadığı takdirde her iki afet olayının tetiklenmeyeceğinin ifade edildiği, kaldı ki, keşif tarihinde küçük yüzeysel hareketlerin varlığına işaret eden ağaç eğilmelerinin alanda görüldüğü, heyelanın en ufak bir tetikleme ile harekete geçebileceğinin anlaşıldığı, öte yandan raporda, hem kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafe olduğu belirtilirken hem de aradaki ağaç dokunun yok olması halinde gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olduğu yönünde çelişkili ifadelere yer verildiği, oysa alanda kaya düşmesi riskinin mevcut olduğu, ayrıca kaya bloklarının bulunduğu yer ile yapılar arasında bulunan ağaçlık dokunun, kaya bloklarının yapılara ulaşmasını engelleyeceğinden bahisle, kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönündeki bir değerlendirmenin de kabulü mümkün görülmediğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacıların maliki olduğu taşınmazların, afete maruz bölge olarak olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
DAVANIN REDDİNE,
-
Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
-
Davacılar tarafından yatırılan keşif avansından artan ... TL iadesine
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
-
Posta giderleri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11039
Karar No : 2023/5901
DAVACILAR : 1 ...
2 ...
3 ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALILAR : 1 ... ...
2 ... Yönetimi Başkanlığı ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından; dava konusu işlemin dayanağı 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu esas alınarak hazırlandığı, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun güncel durumu yansıtmadığı, anılan raporda “yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığı belirlenmiştir” şeklinde yapılan soyut değerlendirme dışında mevzuat gereğince aranan herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, teknik çalışmaya, alınabilecek tedbirlerle ilgili herhangi bir ayrıntıya yer verilmediği, 1987 yılından bu yana kaya düşmesi olup olmadığı, hasara sebebiyet verip vermediği, kaya düşse bile değişen arazi yapısına göre düşen kayaların evlere gelip gelmeyeceği, kayalık alan ile en yakın alan arasında çapı 1 1,5 m genişliğinde yoğun kestanelik orman bulunduğu, bu orman yapısının doğal bir bariyer oluşturup oluşturmadığı konularında değerlendirme yapılmadığı, eski rapor güncellenirken yeni hasar durumu ile alakalı herhangi bir çalışma yapılmadığı, konutların hasar durumuna dair çalışma yapılmadığı, alanda tedbir alınıp alınamayacağı konusunda herhangi bir çalışma yapılmadığı, 34 yıl içerisinde kaya düşmediği, herhangi bir heyelan riskinin kalmadığı, 7269 sayılı Kanunda gösterilen usullere uyulmadan düzenlenen jeolojik etüt raporunun esas alınamayacağı ve denetime elverişli olmadığı ileri sürmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrakani Çayı arasında heyelanların gözlemlendiği, ancak asıl problemin kaya düşmesi olduğu ve kayaların iri bloklar halinde koparak yerleşim yerine düştüğünün tespit edildiği, alınabilecek önlemlerle kaya düşmesinin önüne geçilemeyeceğinden konutların naklinin gerektiğinin belirtildiği, 09/06/1987 gün ve 16537 sayılı Genel Hayata Etkililik oluru ile davaya konu alan için ... gün ve ... sayılı Afete Maruz Bölge Kararının (yapı ve ikamete yasaklı alan) alındığı, afetzedeler tarafından süresi içerisinde talep ve taahhütname verilmediği için haklarından feragat edildiği, Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan Afete Maruz Bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırması işleminin 19/03/2021 tarihinde yapıldığı ve 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunun hazırlandığı ve raporda bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, yerinde yapılan incelemeler dışında bölgenin bütünleşik afet tehlike haritalarında da aktif heyelan sahası içinde yer aldığı, yerleşim yerinin kuzeydoğu yamacında dik bir topografyada bulunan kayaların ciddi süreksizlikler içerdiği ve her an yerleşim yerine düşme tehlikesi barındırdığı, binaların yıkılmasının Kanun gereği olduğu, can ve mal güvenliğini korumak için dava konusu kararın alınmasının zorunlu olduğu, davaya konu alanın heyelan ve kaya düşmesi tehdidi altında olduğunun teknik elemanlarca yapılan çalışmalar ve jeoteknik etüt raporları ile sabit olduğu belirtilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ :Dava Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıların taşınmazlarına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrekani Çayı arasındaki tarım arazilerinde heyelan görüldüğü, kayaların iri bloklar halinde koparak meskun saha içerisine düştüğü, 12 konuttan sadece 5'inde ikamet edildiği, diğer konutların bakımsızlıktan virane halde olduğu, ikamet edilen 5 konutun nakledilmesinin gerektiği, Gündoğdu Mahallesinde düşmeye müsait binlerce küplük kaya parçalarının mevcut olduğu, kaya düşmesinin tedbirlerle önlenmesinin ekonomik bulunmadığı hususlarının belirtildiği davaya konu alanın, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edildiği ,anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla Kastamonu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunda; 19/03/2021 tarihinde söz konusu alanın incelenerek güncel durum tespitinin yapıldığı ve paftasına aktarıldığı, yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu ekinde koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırının güncel durum tespitiyle sayısallaştırılmasının yapıldığı, alan için yeniden afete maruz bölge kararı alınması gerektiği hususlarının belirtildiği, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edildiği dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairesince uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan ve kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle, keşif tarihi itibarıyla, alanda paleo (eski) heyelan mevcut olmakla birlikte aktivitesini kaybetmiş olduğundan heyelanın yapılar için risk teşkil etmediğinin görüldüğü, kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafenin bulunduğu ve bu kesimde oldukça yoğun ağaçların olduğunun görüldüğü, bu ağaçların düşecek kaya bloklarının hareketini engelleyecek olması sebebiyle, keşif tarihi itibarıyla alanda kaya düşme riskinin bulunmadığı, paleo heyelanların, en ufak bir tetikleme (kontrolsüz derin kazı, ağaçların kesilmesi, oldukça ağır yapı yapılması, yüzey sularının heyelanlı kesime yöntendirilmesi vb.) ile tekrar hareket edebileceği, gelecekte afet riskinin yaşanmaması için, paleo heyelanın dengesini bozacak işlemlerden kaçınılması gerektiği, kaya düşmesi için de benzer bir durumun söz konusu olduğu, kaya düşmesinin yapılara zarar vermemesi için, yapılar ile riyodasitler arasındaki ağaçların muhafaza edilmesinin çok önemli olduğu, herhangi bir şekilde bu ağaçların kesilmesi veya yangın vb. afetler dolayısıyla ağaçların yok olması durumunda, gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olabileceği, özet olarak; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riskinin bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin beklenmediği, dava konusu işlem ve keşif tarihi itibarıyla, heyelan ve kaya düşme riski bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Her ne kadar bilirkişi raporunda, özetle; paleoheyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riski bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin olmasının beklenmediği belirtilmiş ise de, anılan raporda, heyelan ve kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönünde bir tespitten ziyade, bu riskin mevcut olduğu, ancak insani müdahaleler olmadığı takdirde her iki afet olayının tetiklenmeyeceğinin ifade edildiği, kaldı ki, keşif tarihinde küçük yüzeysel hareketlerin varlığına işaret eden ağaç eğilmelerinin alanda görüldüğü, heyelanın en ufak bir tetikleme ile harekete geçebileceğinin anlaşıldığı, öte yandan raporda, hem kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafe olduğu belirtilirken hem de aradaki ağaç dokunun yok olması halinde gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olduğu yönünde çelişkili ifadelere yer verildiği, oysa alanda kaya düşmesi riskinin mevcut olduğu, ayrıca kaya bloklarının bulunduğu yer ile yapılar arasında bulunan ağaçlık dokunun, kaya bloklarının yapılara ulaşmasını engelleyeceğinden bahisle, kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönündeki bir değerlendirmenin de kabulü mümkün görülmediğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporunda; meskun alan ile Devrekani Çayı arasındaki tarım arazilerinde heyelan görüldüğü, kayaların iri bloklar halinde koparak meskun saha içerisine düştüğü, 12 konuttan sadece 5'inde ikamet edildiği, diğer konutların bakımsızlıktan virane halde olduğu, ikamet edilen 5 konutun nakledilmesinin gerektiği, Gündoğdu Mahallesinde düşmeye müsait binlerce küplük kaya parçalarının mevcut olduğu, kaya düşmesinin tedbirlerle önlenmesinin ekonomik bulunmadığı hususları belirtilmiştir.
Davaya konu alan, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırı yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla Kastamonu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce hazırlanan 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporunda; 19/03/2021 tarihinde söz konusu alanın incelenerek güncel durum tespitinin yapıldığı ve paftasına aktarıldığı, yapılan incelemede bölgenin büyük bir bölümünün halen aktif bir heyelan ve kaya düşmesi etkisi içinde kaldığının belirlendiği, 25/04/1987 tarihli jeolojik etüt raporu ekinde koordinatsız kroki halinde olan afete maruz bölge sınırının güncel durum tespitiyle sayısallaştırılmasının yapıldığı, alan için yeniden afete maruz bölge kararı alınması gerektiği hususları belirtilmiştir.
31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; Kastamonu İli, Cide İlçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge olarak ilan edilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın 7269 sayılı Kanun uyarınca heyelan ve kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/12/2021 tarihli, E:2021/9675 sayılı ara kararıyla keşif bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 17/06/2022 tarihli raporda özetle; keşif tarihi itibarıyla, alanda paleo (eski) heyelan mevcut olmakla birlikte aktivitesini kaybetmiş olduğundan heyelanın yapılar için risk teşkil etmediğinin görüldüğü, kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafenin bulunduğu ve bu kesimde oldukça yoğun ağaçların olduğunun görüldüğü, bu ağaçların düşecek kaya bloklarının hareketini engelleyecek olması sebebiyle, keşif tarihi itibarıyla alanda kaya düşme riskinin bulunmadığı, paleo heyelanların, en ufak bir tetikleme (kontrolsüz derin kazı, ağaçların kesilmesi, oldukça ağır yapı yapılması, yüzey sularının heyelanlı kesime yöntendirilmesi vb.) ile tekrar hareket edebileceği, gelecekte afet riskinin yaşanmaması için, paleo heyelanın dengesini bozacak işlemlerden kaçınılması gerektiği, kaya düşmesi için de benzer bir durumun söz konusu olduğu, kaya düşmesinin yapılara zarar vermemesi için, yapılar ile riyodasitler arasındaki ağaçların muhafaza edilmesinin çok önemli olduğu, herhangi bir şekilde bu ağaçların kesilmesi veya yangın vb. afetler dolayısıyla ağaçların yok olması durumunda, gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olabileceği, özet olarak; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riskinin bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin beklenmediği, dava konusu işlem ve keşif tarihi itibarıyla, heyelan ve kaya düşme riski bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davalı idareler tarafından rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesinde, " ... Afete uğrayan meskün yerlerin büyüklüğü o yerin tamamında veya bir kesiminde yıkılan, oturulmaz hale gelen bina sayısı, zarar gören yapı ve tesislerin genel hayata etki derecesi, mahallin ekonomik ve sosyal özellikleri, zararın kamu oyundaki tepkisi, normal hayat düzenindeki aksamalar ve benzeri hususlar göz önünde tutulmak suretiyle afetlerin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının mütalaaları da alınarak İmar ve İskan Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Yukarıda yazılı afetlerin meydana gelmesinde veya muhtemel olması halinde zararın o yerin genel hayatına etkili olup olmadığına, yönetmelik esasları gereğince, İmar ve İskan Bakanlığı tarafından karar verilir." hükmüne, 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmüne, 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden;
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Afete maruz bölge ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, afete maruz bölge ilanına ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması karşısında, ilgililere tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir.
Bu çerçevede, ilgililerin taşınmazlarının bulunduğu alanın afete maruz bölge olarak ilanına ilişkin kararların, usulüne uygun tebliği üzerine altmış günlük dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılar tarafından Derebucağı Köyü Muhtarlığındaki ilan üzerine öğrenildiği ve altmış günlük dava açma süresi içinde bu davanın açıldığı anlaşıldığından ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden;
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu alanın, 05/01/1989 gün ve 89/13674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile heyelan kaya düşmesi afeti nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporu ile koordinatsız olan afete maruz bölgenin koordinat alınarak sayısallaştırıldığı, dava konusu işlem ile 31/03/2021 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak davaya konu alanın afete maruz bölge olarak ilan edildiği, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda özetle her ne kadar; paleo heyelanın insan tarafından tetiklenmesi veya kaya blokları ile yapılar arasındaki ağaçların yok olması durumunda, alanda heyelan ve kaya düşme riski bulunduğu, bu tür tetiklemeler ve insan etkisinin olmadığı durumda ise, keşif alanında böylesine bir heyelan ve kaya düşme riskinin olmasının beklenmediği belirtilmiş ise de, anılan raporda, heyelan ve kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönünde bir tespitten ziyade, bu riskin mevcut olduğu, ancak insani müdahaleler olmadığı takdirde her iki afet olayının tetiklenmeyeceğinin ifade edildiği, kaldı ki, keşif tarihinde küçük yüzeysel hareketlerin varlığına işaret eden ağaç eğilmelerinin alanda görüldüğü, heyelanın en ufak bir tetikleme ile harekete geçebileceğinin anlaşıldığı, öte yandan raporda, hem kaya düşme potansiyeli olan alan ile yapılar arasında yeterli mesafe olduğu belirtilirken hem de aradaki ağaç dokunun yok olması halinde gelecekte oluşabilecek kaya düşmesinin yapılara kadar ulaşmasının olası olduğu yönünde çelişkili ifadelere yer verildiği, oysa alanda kaya düşmesi riskinin mevcut olduğu, ayrıca kaya bloklarının bulunduğu yer ile yapılar arasında bulunan ağaçlık dokunun, kaya bloklarının yapılara ulaşmasını engelleyeceğinden bahisle, kaya düşmesi riskinin bulunmadığı yönündeki bir değerlendirmenin de kabulü mümkün görülmediğinden, dava konusu edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacıların maliki olduğu taşınmazların, afete maruz bölge olarak olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Davacılar tarafından yatırılan keşif avansından artan ... TL iadesine
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Posta giderleri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2023/111185
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:07:24