Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/12641
2023/5751
1 Ocak 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12641
Karar No : 2023/5751
TEMYİZ EDENLER: 1 (DAVACI)
… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
2 MÜDAHİL (DAVACI YANINDA)
… Derneği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Madencilik ve Turizm Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Balıkesir ili Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan IV. Grup Demir Ocağı (İR:…, Sicil: …) madeni için Demir Ocağı Patlatma Paterni eklenmesi projesine ilişkin olarak verilen … tarih E … …… … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığa konu maden ocağının 1954 yılından beri faal olduğu, ruhsat alanında 1993 yılından itibaren herhangi bir değişiklik mevcut olmadığı, ocağın kapasitesinin arttırılmasının söz konusu olmadığı, patlatma paterni ile daha kısa sürede daha fazla cevher elde edilmesinin amaçlandığı, maden sahasında mutlak tarım arazisinin bulunmadığı, faaliyet esnasında oluşabilecek toz salınımı için gerekli önlemler alındığı gibi yerleşim yerlerine de uzak olduğu, yönetmelikte belirlenen toz salınım değerlerini sağladığı, yapılması öngörülen patlatma paterninin tarımsal faaliyetler ile flora ve fauna için herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığı, maden sahasında gerekli set ve kuşaklama yapılarak kirli suyun Madra Barajı kaynaklarına ulaşımının engellendiği, maden sahasında çökeltme havuzunun mevcut olduğu, kimyasal analizinin yönetmelikte belirlenen eşik değerler altında olduğu, hava kirliliği için de yine yönetmelikçe aranan değerlerin sağlandığı, nihai olarak uyuşmazlığa konu proje tanıtım dosyasının mevzuat uyarınca aranan niteliklere haiz olduğu, dolayısıyla işbu davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: **
1 Davacı tarafından; bilirkişi raporunun birçok eksiklik barındırdığı, objektif hazırlanmadığı, madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği, madenin yer altı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğu, çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olduğu, sonuçta su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına vb. tesislere zarar verdiği, PTD'nin bilimsel bir yöntemle hazırlanmadığı, patlatma paterni değişikliği sebebi ile meydana gelebilecek çevresel etkilerin ortaya konulabilmesi için detaylı analizlerin yapılması gerektiği, PTD'de oluşacak maden atıklarından bahsedilmediği, ÇED inceleme alanının sadece proje sahasının içerisiyle sınırlı tutulması, tüm canlı ve cansız varlıkların çevresel etkileşim ve yaşama birliği bakımından ayrı tutulması düşünülemeyeceği, ekolojik denge, ortamdaki fauna ve flora, iklimsel etkiler, hidrolojik sistem, yer altı suyu dengesi, jeokimyasal süreçler sürekli değişmekte olduğu, ocak alanından süzülen ağır metalce zengin asidik suların doğrudan Madra Barajı'na aktığı, demir cevherinin tehlikesiz atık kategorisinde değerlendirilemeyeceği, kısa ve uzun vadede çevre ve insan sağlığına zararlı olma potansiyeli olabileceği, demir ocağının Madra Barajı su toplama havzasının tam ortasında olduğu, madenden süzülen kirli suların baraja aktığı, Türkiye geneli fauna ve florayı Karaayıt demir sahasına adapte etmenin hatalı olduğu, tıbbi jeolojik rapor hazırlanması gerektiği, PTD'de jeolojik, depremsellik, hidrolojik, hidrojeolojik, mineralojik, cevherleşmeye yönelik patlamalarla ilgili bilgiler bulunmadığı, patlatma paterninin değişmesi ve buna bağlı olarak üretimdeki değişiklikler için bilimsel yöntemlerle hazırlanacak çevresel etki değerlendirme süreçlerinin işletilmesi gerektiği, çevresel etkilerin ve madencilik faaliyetlerinin yöre üzerinde sebep olacağı kümülatif etkilerin değerlendirilmediği, raporun kamu yararı ile çeliştiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2 Davacı yanında müdahil tarafından; gerekli ve yeterli inceleme yapılmadığı, dava konusu proje ile 2010 yılı işletme projesi karşılaştırıldığında, pasa miktarının ciddi oranda arttığı ve yeni pasa alanları oluşturulduğu, bilirkişinin sadece patlatma paterni değişikliği yapılacağına ilişkin tespitinin gerçekçi olmadığı, proje eksiklik ve hataların hiçbirinin bilirkişiler tarafından tespit edilmediği, projede bitkisel toprak depolama alanı bulunmadığı, duyarlılık analizleri yapılmadığı, rehabilitasyon çalışmaları ve planı bulunmadığı, toz emisyonu hesaplarında hata ve eksiklikler bulunduğu, yeni kümülatif etkinin hiçbir yerde değerlendirilmediği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI: **
1 Davalı idare tarafından; temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; raporda eksiklik bulunmadığı, PTD'nin iptali talebi bulunmadığı, işletme ruhsatının koordinatlarında ve ruhsat alanında bir değişiklik olmadığı, Madra Barajı'nın 1998 tarihinde tamamlandığı, madencilik faaliyetine 1954 yılında başlandığı, günümüze kadar hiçbir sorun yaşanmadığı, altı adet gözlem kuyusundan alınan su numunelerin analizinde hiçbir olumsuz durumun bulunmadığı, ruhsat sahasında açık işletme yöntemi ile madencilik yapıldığı, madenden kaynaklı asit kaya drenajı söz konusu olmadığı, bugüne kadar zenginleştirme tesisinden ve atık depolama alanından hiçbir zarar doğmadığı, ruhsat sahasında kapasite artışı ile ilgili bir planlama bulunmadığı belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan IV. Grup Demir Ocağı (İR:…, Sicil: …) madeni için Demir Ocağı Patlatma Paterni eklenmesi projesine ilişkin olarak verilen … tarih E … … … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 27.maddesinde; "a) (Değişik:RG 19/4/2019 30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 49. maddesinde; "a) (Değişik:RG 14/6/2018 30451) Madenlerin çıkarılması (Ek 1 listesinde yer almayanlar)" sayılmıştır.
EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Biyologdan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 14.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Balıkesir ili, Ayvalık İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde ... Madencilik ve Turizm A.Ş tarafından ... Erişim Numaralı IV. Ruhsat Grubunda İR:…, Sicil:… Ruhsat Numaralı olarak 446.33 ha alanda Demir madeni alanında faaliyet gerçekleştirilmesinin planlandığı, Proje Tanıtım Dosyasında 23.08.1988 tarihinde işletme ruhsatı alındığı, 23.08.2003 ve 03.09.2010 tarihinde ruhsatın temdit edildiğinin belirtildiğinin görüldüğü, Proje Tanıtım Dosyası ekinde yer alan Ek 1’de verilen işletme ruhsatının 20 yıl süreyle 03.09.2030 tarihine kadar geçerli olduğunun anlaşıldığı, ... Madencilik ve Turizm A.Ş. tarafından “... ERİŞİM NUMARALI (İR:…, Sicil:…) IV. GRUP DEMİR OCAĞI PATLATMA PATERNİ EKLENMESİ” faaliyeti gerçekleştirilmesi projesi sunulduğu, ruhsat alanı içerisinde bulunan ocaktan patlatma yöntemi ile cevher çıkartıldığı için 07.02.1993 tarihinden sonra ocağın kapasitesinde bir artışı meydana gelmediği, ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğuna dair muafiyet kararının geçerliliğinin devam ettiği, maden sahasında yapılan üretim faaliyetinde kapasite artışı veya alan artışının değil de üretimin etkinliğini artırmak amacıyla patlatma dizaynının yapıldığının anlaşıldığı, maden ruhsat alanına en yakın yerleşim yerinin 1.350 m doğusunda yer alan Karaayıt Mahallesine bağlı hane yer almakta olduğu, proje içerisindeki hesaplama ve değerlendirmelerin en yakın yerleşim yeri dikkate alınarak yapıldığı, proje sahasının seçiminin uygun olduğu, flora/fauna elemanları açısından ciddi risk oluşturmayacağı, davaya konu olan Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Karaayıt mahallesinde bulunan 489 ruhsat numaralı, “... Demir Madeni Ocağı” için, “Demir ocağı Patlatma Paterni Eklenmesi” projesi, bir madencilik projesi olması ve maden çıkartılması ile ilgili bulunması nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 15 ve 17. maddeleri hükümleri gereğince, “ÇED Gerekli Değildir.” kararının alınabilmesi için Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığının 02.04.2018 tarihinde yayımlamış olduğu, “PATLATMA TASARIMLARI VE PATLATMA KAYNAKLI ÇEVRESEL ETKİLER KILAVUZU” kapsamında projenin hazırlandığı, projeyle patlatma ile ilgili taş savrulması, hava soku ve titreşim ile ilgili hesaplamalara yer verildiği, bu hesaplamalar sonucu patlatmanın etkilerinin proje alanı ile sınırlı kalıp kalmadığı, kılavuzdaki kriterlerin dikkate alınmış olup olmadığı ve belirlenmiş olan sınır değerlerinin aşılıp aşılmadığı hususlarının incelendiği, yapılan değerlendirme ile projenin etki alanının yalnızca proje alanı ile sınırlı olduğu ve belirtilen sınır değerlerinin de altında kalındığı, projenin en yakın yerleşim birimi olan … Köyü'ne olan mesafesinin 3,1 km olduğu ve yeterli uzaklıkta bulunduğu, projenin toplum sağlığı açısından riskler oluşturmadığı, patlatma paterninin faaliyete geçirilmesi ile planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, tesisin yerleşim alanları ile mevcut tarım, mera ve orman alanlarına olumsuz bir etkisi beklenmediği, dolayısıyla, uzun yıllardan beri işletilen ve önemli demir rezervinin olduğu proje alanının durumu ve etki çevresi dikkate alındığında yer seçiminin uygun olduğu, proje alanının, “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” kapsamındaki alanlar içerisinde yer almadığı, ruhsat alanı içinde göller ve akarsular bulunmadığı, söz konusu proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği, kesitleri daraltılmayacağı, dere yataklarının mevcut ve kadastrofal genişliğinin korunacağı, dere yataklarına ve kenarlarına üretim faaliyetlerinden kaynaklı atık, üretim firesi vb. malzeme konulmayacağı, ocak faaliyetleri esnasında söz konusu alanda açığa çıkacak ocak artığı malzeme ve erozyonla oluşacak rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği, rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği taahhüt edildiği, malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu, proje kapsamında hazırlanan kuşaklama kanallarının keşif günü yapılan gözlemlerde yerinde görüldüğü, faaliyet alanı ve çevresinde bulunan 6 adet gözlem kuyusunda Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde belirtilen parametrelere göre yapılan analizlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı, ayrıca Madra Barajı memba ve mansabından Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği Ek 5 Tablo 2 ye göre yapılan analiz sonuçlarına göre parametrelerde herhangi bir olumsuz sonuç söz konusu olmadığı, maden sahasında yapılacak patlatma işlemlerinin en önemli olumsuz etkilerinin flora ve fauna üzerinde etkili olacak toz ve gürültü etmenleri olduğu, PTD'de bitki yaprakları üzerindeki toz partiküllerinin oluşumunu engellemek için çeşitli önlemlerin verildiği ve uygulanabilir olduğu, PTD'de (Sayfa 37); proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği; ocakların faaliyetleri sırasında oluşacak malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu ve böylece dere yataklarına intikal etmesinin önlendiği ifade edildiği, oluşturulan bu setlerle çeşitli zararlı maddelerinde dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden olumsuz etkilerinin oldukça minimum düzeyde olacağı, proje alanının Balıkesir Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre orman alanı ile içme ve kullanma suyu Madra Barajının kısa ve orta mesafeli koruma alanının, maden ruhsat sahasının içerisinde kaldığı, uyuşmazlığa konu maden sahası için öngörülen patlatma paterninin uygulama alanı yakın çevresi göz önüne alındığında patlatma paterninin flora fauna akarsu ve yeraltı suları üzerinde (bilhassa Madra Barajı yönünden) olumsuz etkilerinin bulunmadığı, açık ocak maden işletmelerinin tarım, orman ve mera arazileri üzerine olumsuz etkileri genellikle işletmeden çıkan ve nakliye aşamasında oluşabilecek toz nedeniyle olduğu, PTD incelendiğinde ve keşif günü yapılan gözlemlere dayanarak, bu konuyla ilgili gerekli önlemlerin alındığı tespit edildiği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım, orman ve mera arazilerine olumsuz bir etkisi beklenmediği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanına ve ormanlık akarsu ve yeraltı sularına alanlara olası etkilerinin öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin ayrıntılı olarak belirlendiği, bu husustaki öngörü ve önlemlerin gerçekçi bulunduğu, olası etkilerin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, dava konusu patlatma paterninin faaliyeti esnasında herhangi bir toz kül salınımının olmayacağı, yine paternin faaliyeti esnasında çıkabilecek gürültü düzeyinin 85 dB altında (yasal sınırların altında) olduğu, tesisin depolama ve bertaraf sisteminin teknolojik açıdan yeterli, uluslararası standartlara uygun olduğu, bu unsurların yer altı ve içme sularına, hava kalitesine, toplum sağlığına ve çevreye olası etkilerinin öngörüldüğü, öngörü ve önlemler ile bu hususta kullanılan modellemelerin yeterli, gerçekçi, standartlara uygun ve uygulanabilir olduğu, davaya konu maden ocağı patlatma paterni projesi kapsamında atık bertaraf yöntemlerine yer verildiği, bunun teknik açıdan uygun olduğu, proje kapsamında yapılması planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, bölgenin jeolojik tektonik ve zemin özellikleri dikkate alınarak depremsellik ve doğal afet durumu, kitle hareketleri, heyelan, moloz akması vs. hususlarının değerlendirildiği, bu husustaki öngörülerin raporda neler olduğu ve öngörüler ile alınması planlanan önlemlerin bölgenin jeolojik yapısına uygun olduğu, bunların yeterliliği ile uygulanabilirliği, ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, gerçeği yansıttığı, sonuç olarak, davaya konu proje sahası kapsamında "maden ocağı patlatma paterni" ile ilgili … tarih E … … … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı ile yapısı ve konumu itibarıyla çevrede yaratacağı olası tüm etkilerin, özellikle hava, toprak, toplum sağlığı, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal alanlar konusunda oluşturacağı olumsuzlukların irdelendiği, alınması öngörülen önlemlerin neler olduğu, bu önlemlerin Çevre mevzuatına, uygun olduğu, raporun dengeli ve sağlıklı bir çevrenin sürekliliğine yönelik zararları öngörüp gerekli, yeterli, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiği yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; su kirliliği etüd raporunda, projenin, etki alanında bulunan yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına etkisine ilişkin yapılan değerlendirmelerde, yamaçların fazla sarp olmadığı, cevher ile temas etmemiş, temiz yüzey (yağış) sularının rezervuarı besleyen derelere akışına müsait eğimde olduğunun belirtildiği, mücavirinde bulunan Madra Barajı'nın inşaat işlemlerinin 1998 yılında tamamlandığı, ruhsat alanı içinde göller ve akarsular bulunmadığı, dere yataklarına hafriyat dökülmeyeceğinin taahhüt edildiği, malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu, oluşturulan setlerle çeşitli zararlı maddelerin dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden olumsuz etkilerin minimum düzeyde olacağının öngörüldüğü, projenin akarsu ve yeraltı suları üzerinde bilhassa Madra Barajı yönünden olumsuz etkilerinin olmadığının anlaşıldığı, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanına ve ormanlık akarsu ve yeraltı sularına olası etkileri PTD'de öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin ayrıntılı olarak belirlendiği, olası etkilerin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu sonucuna varıldığı tespitlerinde bulunulmuş olduğu görülmekle birlikte, söz konusu raporu düzenleyen heyet üyeleri arasında hidrojeoloji uzmanı bulunmadığı gibi, maden faaliyetlerine patlatma paterni eklenmesine ilişkin dava konusu projenin, etki alanında bulunan yeraltı ve yerüstü sularına ve Madra Barajını besleyen su kaynaklarına etkisi hususunda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı vekilinin, madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği, madenin yer altı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğu, çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olduğu, sonuçta su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına vb. tesislere zarar verdiği hususundaki iddiaları da dikkate alındığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti için, özellikle hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz isteminin kabulüne,
-
Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12641 E. , 2023/5751 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12641
Karar No : 2023/5751
TEMYİZ EDENLER : 1 (DAVACI)
… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2 MÜDAHİL (DAVACI YANINDA)
… Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Madencilik ve Turizm Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir ili Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan IV. Grup Demir Ocağı (İR:…, Sicil: …) madeni için Demir Ocağı Patlatma Paterni eklenmesi projesine ilişkin olarak verilen … tarih E … …… … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığa konu maden ocağının 1954 yılından beri faal olduğu, ruhsat alanında 1993 yılından itibaren herhangi bir değişiklik mevcut olmadığı, ocağın kapasitesinin arttırılmasının söz konusu olmadığı, patlatma paterni ile daha kısa sürede daha fazla cevher elde edilmesinin amaçlandığı, maden sahasında mutlak tarım arazisinin bulunmadığı, faaliyet esnasında oluşabilecek toz salınımı için gerekli önlemler alındığı gibi yerleşim yerlerine de uzak olduğu, yönetmelikte belirlenen toz salınım değerlerini sağladığı, yapılması öngörülen patlatma paterninin tarımsal faaliyetler ile flora ve fauna için herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığı, maden sahasında gerekli set ve kuşaklama yapılarak kirli suyun Madra Barajı kaynaklarına ulaşımının engellendiği, maden sahasında çökeltme havuzunun mevcut olduğu, kimyasal analizinin yönetmelikte belirlenen eşik değerler altında olduğu, hava kirliliği için de yine yönetmelikçe aranan değerlerin sağlandığı, nihai olarak uyuşmazlığa konu proje tanıtım dosyasının mevzuat uyarınca aranan niteliklere haiz olduğu, dolayısıyla işbu davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1 Davacı tarafından; bilirkişi raporunun birçok eksiklik barındırdığı, objektif hazırlanmadığı, madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği, madenin yer altı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğu, çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olduğu, sonuçta su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına vb. tesislere zarar verdiği, PTD'nin bilimsel bir yöntemle hazırlanmadığı, patlatma paterni değişikliği sebebi ile meydana gelebilecek çevresel etkilerin ortaya konulabilmesi için detaylı analizlerin yapılması gerektiği, PTD'de oluşacak maden atıklarından bahsedilmediği, ÇED inceleme alanının sadece proje sahasının içerisiyle sınırlı tutulması, tüm canlı ve cansız varlıkların çevresel etkileşim ve yaşama birliği bakımından ayrı tutulması düşünülemeyeceği, ekolojik denge, ortamdaki fauna ve flora, iklimsel etkiler, hidrolojik sistem, yer altı suyu dengesi, jeokimyasal süreçler sürekli değişmekte olduğu, ocak alanından süzülen ağır metalce zengin asidik suların doğrudan Madra Barajı'na aktığı, demir cevherinin tehlikesiz atık kategorisinde değerlendirilemeyeceği, kısa ve uzun vadede çevre ve insan sağlığına zararlı olma potansiyeli olabileceği, demir ocağının Madra Barajı su toplama havzasının tam ortasında olduğu, madenden süzülen kirli suların baraja aktığı, Türkiye geneli fauna ve florayı Karaayıt demir sahasına adapte etmenin hatalı olduğu, tıbbi jeolojik rapor hazırlanması gerektiği, PTD'de jeolojik, depremsellik, hidrolojik, hidrojeolojik, mineralojik, cevherleşmeye yönelik patlamalarla ilgili bilgiler bulunmadığı, patlatma paterninin değişmesi ve buna bağlı olarak üretimdeki değişiklikler için bilimsel yöntemlerle hazırlanacak çevresel etki değerlendirme süreçlerinin işletilmesi gerektiği, çevresel etkilerin ve madencilik faaliyetlerinin yöre üzerinde sebep olacağı kümülatif etkilerin değerlendirilmediği, raporun kamu yararı ile çeliştiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2 Davacı yanında müdahil tarafından; gerekli ve yeterli inceleme yapılmadığı, dava konusu proje ile 2010 yılı işletme projesi karşılaştırıldığında, pasa miktarının ciddi oranda arttığı ve yeni pasa alanları oluşturulduğu, bilirkişinin sadece patlatma paterni değişikliği yapılacağına ilişkin tespitinin gerçekçi olmadığı, proje eksiklik ve hataların hiçbirinin bilirkişiler tarafından tespit edilmediği, projede bitkisel toprak depolama alanı bulunmadığı, duyarlılık analizleri yapılmadığı, rehabilitasyon çalışmaları ve planı bulunmadığı, toz emisyonu hesaplarında hata ve eksiklikler bulunduğu, yeni kümülatif etkinin hiçbir yerde değerlendirilmediği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI:
1 Davalı idare tarafından; temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; raporda eksiklik bulunmadığı, PTD'nin iptali talebi bulunmadığı, işletme ruhsatının koordinatlarında ve ruhsat alanında bir değişiklik olmadığı, Madra Barajı'nın 1998 tarihinde tamamlandığı, madencilik faaliyetine 1954 yılında başlandığı, günümüze kadar hiçbir sorun yaşanmadığı, altı adet gözlem kuyusundan alınan su numunelerin analizinde hiçbir olumsuz durumun bulunmadığı, ruhsat sahasında açık işletme yöntemi ile madencilik yapıldığı, madenden kaynaklı asit kaya drenajı söz konusu olmadığı, bugüne kadar zenginleştirme tesisinden ve atık depolama alanından hiçbir zarar doğmadığı, ruhsat sahasında kapasite artışı ile ilgili bir planlama bulunmadığı belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan IV. Grup Demir Ocağı (İR:…, Sicil: …) madeni için Demir Ocağı Patlatma Paterni eklenmesi projesine ilişkin olarak verilen … tarih E … … … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 27.maddesinde; "a) (Değişik:RG 19/4/2019 30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 49. maddesinde; "a) (Değişik:RG 14/6/2018 30451) Madenlerin çıkarılması (Ek 1 listesinde yer almayanlar)" sayılmıştır.
EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Biyologdan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 14.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Balıkesir ili, Ayvalık İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde ... Madencilik ve Turizm A.Ş tarafından ... Erişim Numaralı IV. Ruhsat Grubunda İR:…, Sicil:… Ruhsat Numaralı olarak 446.33 ha alanda Demir madeni alanında faaliyet gerçekleştirilmesinin planlandığı, Proje Tanıtım Dosyasında 23.08.1988 tarihinde işletme ruhsatı alındığı, 23.08.2003 ve 03.09.2010 tarihinde ruhsatın temdit edildiğinin belirtildiğinin görüldüğü, Proje Tanıtım Dosyası ekinde yer alan Ek 1’de verilen işletme ruhsatının 20 yıl süreyle 03.09.2030 tarihine kadar geçerli olduğunun anlaşıldığı, ... Madencilik ve Turizm A.Ş. tarafından “... ERİŞİM NUMARALI (İR:…, Sicil:…) IV. GRUP DEMİR OCAĞI PATLATMA PATERNİ EKLENMESİ” faaliyeti gerçekleştirilmesi projesi sunulduğu, ruhsat alanı içerisinde bulunan ocaktan patlatma yöntemi ile cevher çıkartıldığı için 07.02.1993 tarihinden sonra ocağın kapasitesinde bir artışı meydana gelmediği, ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğuna dair muafiyet kararının geçerliliğinin devam ettiği, maden sahasında yapılan üretim faaliyetinde kapasite artışı veya alan artışının değil de üretimin etkinliğini artırmak amacıyla patlatma dizaynının yapıldığının anlaşıldığı, maden ruhsat alanına en yakın yerleşim yerinin 1.350 m doğusunda yer alan Karaayıt Mahallesine bağlı hane yer almakta olduğu, proje içerisindeki hesaplama ve değerlendirmelerin en yakın yerleşim yeri dikkate alınarak yapıldığı, proje sahasının seçiminin uygun olduğu, flora/fauna elemanları açısından ciddi risk oluşturmayacağı, davaya konu olan Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Karaayıt mahallesinde bulunan 489 ruhsat numaralı, “... Demir Madeni Ocağı” için, “Demir ocağı Patlatma Paterni Eklenmesi” projesi, bir madencilik projesi olması ve maden çıkartılması ile ilgili bulunması nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 15 ve 17. maddeleri hükümleri gereğince, “ÇED Gerekli Değildir.” kararının alınabilmesi için Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığının 02.04.2018 tarihinde yayımlamış olduğu, “PATLATMA TASARIMLARI VE PATLATMA KAYNAKLI ÇEVRESEL ETKİLER KILAVUZU” kapsamında projenin hazırlandığı, projeyle patlatma ile ilgili taş savrulması, hava soku ve titreşim ile ilgili hesaplamalara yer verildiği, bu hesaplamalar sonucu patlatmanın etkilerinin proje alanı ile sınırlı kalıp kalmadığı, kılavuzdaki kriterlerin dikkate alınmış olup olmadığı ve belirlenmiş olan sınır değerlerinin aşılıp aşılmadığı hususlarının incelendiği, yapılan değerlendirme ile projenin etki alanının yalnızca proje alanı ile sınırlı olduğu ve belirtilen sınır değerlerinin de altında kalındığı, projenin en yakın yerleşim birimi olan … Köyü'ne olan mesafesinin 3,1 km olduğu ve yeterli uzaklıkta bulunduğu, projenin toplum sağlığı açısından riskler oluşturmadığı, patlatma paterninin faaliyete geçirilmesi ile planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, tesisin yerleşim alanları ile mevcut tarım, mera ve orman alanlarına olumsuz bir etkisi beklenmediği, dolayısıyla, uzun yıllardan beri işletilen ve önemli demir rezervinin olduğu proje alanının durumu ve etki çevresi dikkate alındığında yer seçiminin uygun olduğu, proje alanının, “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” kapsamındaki alanlar içerisinde yer almadığı, ruhsat alanı içinde göller ve akarsular bulunmadığı, söz konusu proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği, kesitleri daraltılmayacağı, dere yataklarının mevcut ve kadastrofal genişliğinin korunacağı, dere yataklarına ve kenarlarına üretim faaliyetlerinden kaynaklı atık, üretim firesi vb. malzeme konulmayacağı, ocak faaliyetleri esnasında söz konusu alanda açığa çıkacak ocak artığı malzeme ve erozyonla oluşacak rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği, rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği taahhüt edildiği, malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu, proje kapsamında hazırlanan kuşaklama kanallarının keşif günü yapılan gözlemlerde yerinde görüldüğü, faaliyet alanı ve çevresinde bulunan 6 adet gözlem kuyusunda Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde belirtilen parametrelere göre yapılan analizlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı, ayrıca Madra Barajı memba ve mansabından Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği Ek 5 Tablo 2 ye göre yapılan analiz sonuçlarına göre parametrelerde herhangi bir olumsuz sonuç söz konusu olmadığı, maden sahasında yapılacak patlatma işlemlerinin en önemli olumsuz etkilerinin flora ve fauna üzerinde etkili olacak toz ve gürültü etmenleri olduğu, PTD'de bitki yaprakları üzerindeki toz partiküllerinin oluşumunu engellemek için çeşitli önlemlerin verildiği ve uygulanabilir olduğu, PTD'de (Sayfa 37); proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği; ocakların faaliyetleri sırasında oluşacak malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu ve böylece dere yataklarına intikal etmesinin önlendiği ifade edildiği, oluşturulan bu setlerle çeşitli zararlı maddelerinde dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden olumsuz etkilerinin oldukça minimum düzeyde olacağı, proje alanının Balıkesir Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre orman alanı ile içme ve kullanma suyu Madra Barajının kısa ve orta mesafeli koruma alanının, maden ruhsat sahasının içerisinde kaldığı, uyuşmazlığa konu maden sahası için öngörülen patlatma paterninin uygulama alanı yakın çevresi göz önüne alındığında patlatma paterninin flora fauna akarsu ve yeraltı suları üzerinde (bilhassa Madra Barajı yönünden) olumsuz etkilerinin bulunmadığı, açık ocak maden işletmelerinin tarım, orman ve mera arazileri üzerine olumsuz etkileri genellikle işletmeden çıkan ve nakliye aşamasında oluşabilecek toz nedeniyle olduğu, PTD incelendiğinde ve keşif günü yapılan gözlemlere dayanarak, bu konuyla ilgili gerekli önlemlerin alındığı tespit edildiği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım, orman ve mera arazilerine olumsuz bir etkisi beklenmediği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanına ve ormanlık akarsu ve yeraltı sularına alanlara olası etkilerinin öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin ayrıntılı olarak belirlendiği, bu husustaki öngörü ve önlemlerin gerçekçi bulunduğu, olası etkilerin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, dava konusu patlatma paterninin faaliyeti esnasında herhangi bir toz kül salınımının olmayacağı, yine paternin faaliyeti esnasında çıkabilecek gürültü düzeyinin 85 dB altında (yasal sınırların altında) olduğu, tesisin depolama ve bertaraf sisteminin teknolojik açıdan yeterli, uluslararası standartlara uygun olduğu, bu unsurların yer altı ve içme sularına, hava kalitesine, toplum sağlığına ve çevreye olası etkilerinin öngörüldüğü, öngörü ve önlemler ile bu hususta kullanılan modellemelerin yeterli, gerçekçi, standartlara uygun ve uygulanabilir olduğu, davaya konu maden ocağı patlatma paterni projesi kapsamında atık bertaraf yöntemlerine yer verildiği, bunun teknik açıdan uygun olduğu, proje kapsamında yapılması planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, bölgenin jeolojik tektonik ve zemin özellikleri dikkate alınarak depremsellik ve doğal afet durumu, kitle hareketleri, heyelan, moloz akması vs. hususlarının değerlendirildiği, bu husustaki öngörülerin raporda neler olduğu ve öngörüler ile alınması planlanan önlemlerin bölgenin jeolojik yapısına uygun olduğu, bunların yeterliliği ile uygulanabilirliği, ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, gerçeği yansıttığı, sonuç olarak, davaya konu proje sahası kapsamında "maden ocağı patlatma paterni" ile ilgili … tarih E … … … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı ile yapısı ve konumu itibarıyla çevrede yaratacağı olası tüm etkilerin, özellikle hava, toprak, toplum sağlığı, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal alanlar konusunda oluşturacağı olumsuzlukların irdelendiği, alınması öngörülen önlemlerin neler olduğu, bu önlemlerin Çevre mevzuatına, uygun olduğu, raporun dengeli ve sağlıklı bir çevrenin sürekliliğine yönelik zararları öngörüp gerekli, yeterli, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiği yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; su kirliliği etüd raporunda, projenin, etki alanında bulunan yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına etkisine ilişkin yapılan değerlendirmelerde, yamaçların fazla sarp olmadığı, cevher ile temas etmemiş, temiz yüzey (yağış) sularının rezervuarı besleyen derelere akışına müsait eğimde olduğunun belirtildiği, mücavirinde bulunan Madra Barajı'nın inşaat işlemlerinin 1998 yılında tamamlandığı, ruhsat alanı içinde göller ve akarsular bulunmadığı, dere yataklarına hafriyat dökülmeyeceğinin taahhüt edildiği, malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu, oluşturulan setlerle çeşitli zararlı maddelerin dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden olumsuz etkilerin minimum düzeyde olacağının öngörüldüğü, projenin akarsu ve yeraltı suları üzerinde bilhassa Madra Barajı yönünden olumsuz etkilerinin olmadığının anlaşıldığı, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanına ve ormanlık akarsu ve yeraltı sularına olası etkileri PTD'de öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin ayrıntılı olarak belirlendiği, olası etkilerin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu sonucuna varıldığı tespitlerinde bulunulmuş olduğu görülmekle birlikte, söz konusu raporu düzenleyen heyet üyeleri arasında hidrojeoloji uzmanı bulunmadığı gibi, maden faaliyetlerine patlatma paterni eklenmesine ilişkin dava konusu projenin, etki alanında bulunan yeraltı ve yerüstü sularına ve Madra Barajını besleyen su kaynaklarına etkisi hususunda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı vekilinin, madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği, madenin yer altı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğu, çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olduğu, sonuçta su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına vb. tesislere zarar verdiği hususundaki iddiaları da dikkate alındığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti için, özellikle hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
2023/112861
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:37