SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12105

Karar No

2023/5750

Karar Tarihi

26 Ekim 2023

T.C.

D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2023/12105

Karar No : 2023/5750

TEMYİZ EDEN TARAFLAR: I. (DAVACI) …

VEKİLİ: Av. …

II. (DAVALILAR)

1 … Bakanlığı

VEKİLİ: Av. …

2 … Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. …

3 … Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: **

Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki … Apartmanı, … numaralı dairenin, … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ''Afete Maruz Bölge'' ilan edilen (YUOA) alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 120.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın binanın yıkım tarihi olan 13/07/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü ile 24.000,03 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesi, maddi tazminatın 95.997,00 TL'ye ilişkin kısmı ile 5.000,00 TL manevi tazminata ilişkin kısmının reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararıyla; davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulması, diğer kısımlarının ise onanması üzerine, İdare Mahkemesince, arsa değer kaybı yönünden önceki kararda ısrar edilerek davanın reddine, manevi tazminat yönünden bozmaya uyularak 5.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, İdare Mahkemesince (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı hasım mevkiine alınarak) verilen kararın ısrara ilişkin arsa değer kaybına isabet eden maddi tazminata yönelik kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2019 tarih ve E:2017/418, K:2019/766 sayılı kararıyla bozulmasına, bu hususta İdare Mahkemesince yeniden karara verilmesi gerektiğine, kararın bozmaya uyularak verilen manevi tazminata yönelik kısmı hakkında ise karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine karar verilmiş olup, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2020 tarih ve E:2020/4241, K:2020/5492 sayılı kararıyla (davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Avcılar Belediye Başkanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği gerekçesiyle) İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine bozma kararına uyularak, (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hasım mevkiine alınarak, dosyanın önceki aşamaları dikkate alınarak sadece arsa değer kaybı ve manevi tazminat yönünden yapılan inceleme sonucunda) davacının maddi tazminat isteminin 15.000,00 TL'lik kısmının kabulü, bu tutarı aşan kısmının ise reddi, hükmedilen 15.000,00 TL maddi tazminatın, idarelerin kusurları oranında 4.500,00 TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 4.500,00 TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 4.500,00 TL'sinin ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, yıkım tarihinden (13/07/2007) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi, davacının 5.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü, hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın; idarelerin kusurları oranında, 1.500,00 TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 1.500,00 TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 1.500,00 TL'sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, dava tarihinden (28/02/2008) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki … İdare Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: **

1 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı, taşınmazın Afete Maruz Bölge içinde kalması sebebiyle yıkıldığı, tazmini gerektirir bir husus bulunmadığı, hukuka uygun iş ve işlemlerin tazmin sebebi olamayacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin kusuru bulunmadığı, arsa değer kaybının tazmininin idareye yüklenemeyeceği, davacı açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

3 Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; yıkım tarihinden değil, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, kusur oranlamasının diğer kararlar ile çeliştiği, idarelerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

4 Davacı tarafından; kararda maddi tazminat yönünden davalılar aleyhine ayrı ayrı belirtilen bedelin toplam 4.500,00x3=13,500,00 TL olduğu, oysa davanın 15.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, kararın bu haliyle usul ve yasalara aykırı olduğu, yine kararda manevi tazminat yönünden davalılar aleyhine ayrı ayrı belirtilen bedelin toplam 1.500,00x3=4.500,00 TL olduğu, oysa davanın 5.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, kararın bu haliyle usul ve yasalara aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ:

DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: **

MADDİ OLAY: **

Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, Avcılar İlçesi, Ambarlı Tesisler Mevkii, 41 pafta, 16685 parsel sayılı taşınmazın 28.06.2005 gün ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 120.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi zararın, binanın yıkım tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: **

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **

İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem ya da eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerektiği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden; yargılamanın önceki aşamalarında, ilk olarak … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile (yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapordaki tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde) maddi tazminat isteminin 24.000,03 TL'lik kısmı ile fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine ve hükmedilen bedelin kusur oranlamasına bakılmaksızın davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararıyla; davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulmasına, diğer kısımlarının ise onanmasına karar verildiği, söz konusu karar incelendiğinde, hükmedilen maddi tazminatın davalı idarelerce (kusur oranı belirlenmeksizin) ödenmesine ilişkin kısmının onanan diğer kısımlar içerisinde değerlendirildiği, sonraki aşamalarda verilen bozma kararlarında da, kararın maddi tazminatın kabul edilen kısmının davalı idarelerce davacıya ödenmesine ilişkin bölümünün Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararına karşı davalı idareler tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 11/02/2016 tarih ve E:2014/6795, K:2016/563 sayılı kararın düzeltilmesi isteminin reddi kararı ile daha önce kesinleşmiş olması sebebiyle davalı idarelerin sorumluluklarının kusur oranlaması çerçevesinde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle verilmiş bir bozma kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, temyize konu İdare Mahkemesi kararı incelendiğinde, yargılamanın yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen bu dosyaya özgü aşamaları dikkate alınmaksızın bozma gerekçelerinde belirtilen hususlara ek olarak, kusur oranlaması yönünden bu dosya için uygulanması mümkün olmayan, benzer uyuşmazlığa ilişkin başka davacılar tarafından açılan dosyalardaki içtihatlar esas alınarak, kusur oranlaması yapılmasına dair ek bilirkişi raporu alındığı ve ortaya çıkan kusur oranları üzerinden, maddi tazminatın kesinleşmeyen arsa değer kaybına ilişkin kısmı ve manevi tazminat yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda; iş bu dosyada yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşen kısımlar dikkate alınarak, dosya kapsamında karar bütünlüğünün temini bakımından dosyaya özgü yukarıda belirtilen sebeplerle davanın geldiği aşama itibarıyla aynı durumda olmayan benzer dosyalardaki içtihattan farklı olarak, davalı idarelerin kusur durumları yönünden herhangi bir oranlama yapılmaksızın "hükmedilen tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsiline" şeklinde karar verilmesi gerekirken, kusur oranlaması yapılmak suretiyle verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Nitekim, yargılamanın aşamaları bakımından benzer durumda olan, aynı binada bulunan 1/A numaralı daireye ilişkin başka bir davacı tarafından açılan davada yapılan yargılama neticesinde hükmedilen tazminat bedelinin davalı idareler tarafından (kusur oranlaması yapılmaksızın) davacıya ödenmesine ilişkin Mahkeme kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2023 tarih ve E:2023/717, K:2023/4105 sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan; bozmaya uyulması durumunda, manevi tazminat istemi yönünden de yeniden karar verilmesi; yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise, yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU: **

Açıklanan nedenlerle tarafların;

  1. Temyiz istemlerinin kabulüne,

  2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,

  4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 26/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12105 E. , 2023/5750 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    DÖRDÜNCÜ DAİRE
    Esas No : 2023/12105
    Karar No : 2023/5750

    TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I. (DAVACI) …
    VEKİLİ : Av. …
    II. (DAVALILAR)
    1 … Bakanlığı
    VEKİLİ : Av. …
    2 … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
    VEKİLİ : Av. …
    3 … Belediye Başkanlığı
    VEKİLİ : Av. …

    İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki … Apartmanı, … numaralı dairenin, … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ''Afete Maruz Bölge'' ilan edilen (YUOA) alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 120.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın binanın yıkım tarihi olan 13/07/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü ile 24.000,03 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesi, maddi tazminatın 95.997,00 TL'ye ilişkin kısmı ile 5.000,00 TL manevi tazminata ilişkin kısmının reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararıyla; davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulması, diğer kısımlarının ise onanması üzerine, İdare Mahkemesince, arsa değer kaybı yönünden önceki kararda ısrar edilerek davanın reddine, manevi tazminat yönünden bozmaya uyularak 5.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, İdare Mahkemesince (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı hasım mevkiine alınarak) verilen kararın ısrara ilişkin arsa değer kaybına isabet eden maddi tazminata yönelik kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2019 tarih ve E:2017/418, K:2019/766 sayılı kararıyla bozulmasına, bu hususta İdare Mahkemesince yeniden karara verilmesi gerektiğine, kararın bozmaya uyularak verilen manevi tazminata yönelik kısmı hakkında ise karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine karar verilmiş olup, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2020 tarih ve E:2020/4241, K:2020/5492 sayılı kararıyla (davanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Avcılar Belediye Başkanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği gerekçesiyle) İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine bozma kararına uyularak, (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hasım mevkiine alınarak, dosyanın önceki aşamaları dikkate alınarak sadece arsa değer kaybı ve manevi tazminat yönünden yapılan inceleme sonucunda) davacının maddi tazminat isteminin 15.000,00 TL'lik kısmının kabulü, bu tutarı aşan kısmının ise reddi, hükmedilen 15.000,00 TL maddi tazminatın, idarelerin kusurları oranında 4.500,00 TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 4.500,00 TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 4.500,00 TL'sinin ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, yıkım tarihinden (13/07/2007) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi, davacının 5.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü, hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın; idarelerin kusurları oranında, 1.500,00 TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 1.500,00 TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 1.500,00 TL'sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, dava tarihinden (28/02/2008) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki … İdare Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

    TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
    1 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı, taşınmazın Afete Maruz Bölge içinde kalması sebebiyle yıkıldığı, tazmini gerektirir bir husus bulunmadığı, hukuka uygun iş ve işlemlerin tazmin sebebi olamayacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
    2 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin kusuru bulunmadığı, arsa değer kaybının tazmininin idareye yüklenemeyeceği, davacı açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
    3 Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; yıkım tarihinden değil, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, kusur oranlamasının diğer kararlar ile çeliştiği, idarelerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
    4 Davacı tarafından; kararda maddi tazminat yönünden davalılar aleyhine ayrı ayrı belirtilen bedelin toplam 4.500,00x3=13,500,00 TL olduğu, oysa davanın 15.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, kararın bu haliyle usul ve yasalara aykırı olduğu, yine kararda manevi tazminat yönünden davalılar aleyhine ayrı ayrı belirtilen bedelin toplam 1.500,00x3=4.500,00 TL olduğu, oysa davanın 5.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, kararın bu haliyle usul ve yasalara aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

    TETKİK HÂKİMİ : …
    DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

    İNCELEME VE GEREKÇE :
    MADDİ OLAY :
    Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, Avcılar İlçesi, Ambarlı Tesisler Mevkii, 41 pafta, 16685 parsel sayılı taşınmazın 28.06.2005 gün ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 120.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi zararın, binanın yıkım tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    İLGİLİ MEVZUAT:
    2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem ya da eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerektiği açıktır.
    Dosyanın incelenmesinden; yargılamanın önceki aşamalarında, ilk olarak … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile (yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapordaki tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde) maddi tazminat isteminin 24.000,03 TL'lik kısmı ile fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine ve hükmedilen bedelin kusur oranlamasına bakılmaksızın davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararıyla; davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulmasına, diğer kısımlarının ise onanmasına karar verildiği, söz konusu karar incelendiğinde, hükmedilen maddi tazminatın davalı idarelerce (kusur oranı belirlenmeksizin) ödenmesine ilişkin kısmının onanan diğer kısımlar içerisinde değerlendirildiği, sonraki aşamalarda verilen bozma kararlarında da, kararın maddi tazminatın kabul edilen kısmının davalı idarelerce davacıya ödenmesine ilişkin bölümünün Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2014 tarihli, E:2012/2263, K:2014/74 sayılı kararına karşı davalı idareler tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 11/02/2016 tarih ve E:2014/6795, K:2016/563 sayılı kararın düzeltilmesi isteminin reddi kararı ile daha önce kesinleşmiş olması sebebiyle davalı idarelerin sorumluluklarının kusur oranlaması çerçevesinde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle verilmiş bir bozma kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlıkta, temyize konu İdare Mahkemesi kararı incelendiğinde, yargılamanın yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen bu dosyaya özgü aşamaları dikkate alınmaksızın bozma gerekçelerinde belirtilen hususlara ek olarak, kusur oranlaması yönünden bu dosya için uygulanması mümkün olmayan, benzer uyuşmazlığa ilişkin başka davacılar tarafından açılan dosyalardaki içtihatlar esas alınarak, kusur oranlaması yapılmasına dair ek bilirkişi raporu alındığı ve ortaya çıkan kusur oranları üzerinden, maddi tazminatın kesinleşmeyen arsa değer kaybına ilişkin kısmı ve manevi tazminat yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
    Bu durumda; iş bu dosyada yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşen kısımlar dikkate alınarak, dosya kapsamında karar bütünlüğünün temini bakımından dosyaya özgü yukarıda belirtilen sebeplerle davanın geldiği aşama itibarıyla aynı durumda olmayan benzer dosyalardaki içtihattan farklı olarak, davalı idarelerin kusur durumları yönünden herhangi bir oranlama yapılmaksızın "hükmedilen tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsiline" şeklinde karar verilmesi gerekirken, kusur oranlaması yapılmak suretiyle verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
    Nitekim, yargılamanın aşamaları bakımından benzer durumda olan, aynı binada bulunan 1/A numaralı daireye ilişkin başka bir davacı tarafından açılan davada yapılan yargılama neticesinde hükmedilen tazminat bedelinin davalı idareler tarafından (kusur oranlaması yapılmaksızın) davacıya ödenmesine ilişkin Mahkeme kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2023 tarih ve E:2023/717, K:2023/4105 sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.
    Öte yandan; bozmaya uyulması durumunda, manevi tazminat istemi yönünden de yeniden karar verilmesi; yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise, yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde yeniden karar verilmesi gerekmektedir.


    KARAR SONUCU :
    Açıklanan nedenlerle tarafların;
    1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
    2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
    3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
    4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 26/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    2023/112114

    10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

    Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

    Ücretsiz Başla

    Anahtar Kelimeler

    milletidavalılardördüncüadınadaire

    Kaynak: karar_yargitay

    Taranan Tarih: 25.01.2026 16:11:26

    Ücretsiz Üyelik

    Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

    Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

    Gelişmiş Arama

    10M+ karar arasında akıllı arama

    AI Asistan

    Kaynak atıflı hukuki cevaplar

    İndirme

    DOCX ve PDF formatında kaydet

    Benzer Kararlar

    AI ile otomatik eşleşen kararlar

    Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim