Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/11953
2023/5743
26 Ekim 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11953
Karar No : 2023/5743
TEMYİZ EDENLER: 1 (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
2 MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Madencilik Seramik İnşaat Nakliyat Dış Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Odası … Şubesi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: … ili, … ilçesi, … Mahallesinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "RN:… Ruhsat Numaralı Sahaya Ait Gümüş Kurşun Çinko Maden Ocağı" projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca … Valiliği tarafından verilen … tarih ve E … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; bozma kararına uyularak, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonuncunda düzenlenen kök ve ek raporların hükme esas alınabilecek mahiyette değerlendirilerek, dava konusu maden ocağı projesinin toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterip çevreyi kirletebileceği, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasının bu konuda çevreyi korumak için yeterli önlemleri içermediği, bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı, diğer taraftan mevcut proje alanının orman alanı olması, topografyanın eğimli ve arazi jeolojik çalışmalarının yetersiz olması, mevcut proje ruhsatına yakın tarım alanlarının bulunması, bölgenin kayaç yapısının kırıklı ve çatlaklı yapıya sahip olduğundan yer üstü ve yer altı su kaynaklarının etkilenmesinin söz konusu olması, bölge halkının geçim kaynağı olarak tarım hayvancılık ve orman envanter ürünlerinin olması hususları birlikte dikkate alındığında; davaya konu projenin çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu" hazırlanmasının çevre ve insan sağlığı, doğanın korunması ve yaşam döngüsünün sürdürülebilirliği ile kamu yararı açısından gerekli olduğu, dolayısıyla dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1 Davalı tarafından; uyuşmazlık konusu maden ocağı projesinin, 1805,93 hektarlık ruhsat alanının 24 hektarlık kısmında planlandığı, bu nedenle ÇED Yönetmeliği Ek 2 listesi kapsamında değerlendirildiği; dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce orman, mera tarım alanları, doğal sit, arkeoloji, flora ve fauna, vb. konularda çevresel etkilerine ilişkin ilgili kurum görüşlerinin alındığı, anılan kurumlarca projenin gerçekleştirilmesinde sakınca bulunmadığının bildirilmesi üzerine ÇED sürecinin devam ettiği, toz emisyonuna ilişkin proje tanıtım dosyasında yer verilen bilgi ve önlemlerin yeterli olduğu, bölgede yaşayan köylülerin geçim kaynağı olan hayvancılığın, flora ve faunanın, mera alanları ile diğer tarım alanlarının organik toz ve egzoz dumanından olumsuz olarak etkileneceği kanaatinin kabul edilir olmadığı; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu gereği faaliyet alanından maden alımı sırasında çevrede bulunan su kaynaklarına zarar verilmeyeceği, katı atık deşarjı olmayacağı, 2006/27 sayılı "Dere Yatakları ve Taşkınlar" konulu Başbakanlık Genelgesi'nde belirtilen hükümlere uyulacağının taahhüt edildiği ileri sürülmektedir.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; proje alanının 25 hektarın altında olması nedeniyle ÇED raporu alınmasına yönelik bir zorunluluğun bulunmadığı, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından projenin yapılmasında sakınca bulunmadığının bildirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin yerinde olmadığı, proje tanıtım dosyasında yeterli ve gerekli önlem ve taahhütlere yer verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK 1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK 2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK 2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2022/310, K:2022/1180 sayılı kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması üzerine düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında, "mevcut proje alanının orman alanı olması, topografyanın eğimli ve arazi jeolojik çalışmalarının yetersiz olması, mevcut proje ruhsatına yakın tarım alanlarının bulunması, bölgenin kayaç yapısının kırıklı ve çatlaklı yapıya sahip olduğundan yer üstü ve yer altı su kaynaklarının etkilenmesinin söz konusu olması, bölge halkının geçim kaynağı olarak tarım hayvancılık ve orman envanter ürünlerinin olması hususları birlikte dikkate alındığında; davaya konu projenin çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu" hazırlanmasının çevre ve insan sağlığı, doğanın korunması ve yaşam döngüsünün sürdürülebilirliği ile kamu yararı açısından gerekli olduğu" yolunda görüş bildirilmiş ise de; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 25. Bölge Müdürlüğünün 26/07/2021 tarih ve 1415101 sayılı yazısında belirtildiği üzere, proje alanının, plan ve projesi mevcut olan baraj veya gölet gövdelerinin inşa edileceği alanlarda, mevcut baraj ve gölet yapılarının güvenliğinin tehlikeye atacak mesafedeki alanlarda, işletmeye alınmış mevcut baraj ve göletlerin işletme rezervuar alanlarında, koruma alanları ilan edilen içme suyu temin maksatlı kuyu, pınar, kaynak, kaptaj, tünel, galeri, vb. yapıların mutlak koruma alanlarında (50 100m) ve birinci derece koruma alanlarında, içme ve kullanma suyu mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında ve yer altı suyu işletme sahalarında kalmadığının bildirildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2022/310, K:2022/1180 sayılı kararının bozulmasından önce İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporunda da, ruhsat sahasında yapılacak açık ve kapalı işletmenin oluşabilecek olumsuz etkilerinin ilgili mevzuatta belirtilen önlemeye yönelik tedbirlerin alınması halinde ruhsat alanında işletme faaliyetleri yapılmasında sakınca oluşturmayacağı yolunda görüş bildirildiği, anılan bilirkişi raporunda (ek raporda) hayvancılık, tarım, ve su kaynakları üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu yolunda görüş bildirildiği; söz konusu raporda yer verilen görüşler ile dava dosyasında yer verilen bilgilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki proje tanıtım dosyasında, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin değerlendirildiği ve alınması taahhüt edilen önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna varıldığından; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11953 E. , 2023/5743 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11953
Karar No : 2023/5743
TEMYİZ EDENLER : 1 (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2 MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Madencilik Seramik İnşaat Nakliyat Dış Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Odası … Şubesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: … ili, … ilçesi, … Mahallesinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "RN:… Ruhsat Numaralı Sahaya Ait Gümüş Kurşun Çinko Maden Ocağı" projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca … Valiliği tarafından verilen … tarih ve E … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; bozma kararına uyularak, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonuncunda düzenlenen kök ve ek raporların hükme esas alınabilecek mahiyette değerlendirilerek, dava konusu maden ocağı projesinin toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterip çevreyi kirletebileceği, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasının bu konuda çevreyi korumak için yeterli önlemleri içermediği, bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı, diğer taraftan mevcut proje alanının orman alanı olması, topografyanın eğimli ve arazi jeolojik çalışmalarının yetersiz olması, mevcut proje ruhsatına yakın tarım alanlarının bulunması, bölgenin kayaç yapısının kırıklı ve çatlaklı yapıya sahip olduğundan yer üstü ve yer altı su kaynaklarının etkilenmesinin söz konusu olması, bölge halkının geçim kaynağı olarak tarım hayvancılık ve orman envanter ürünlerinin olması hususları birlikte dikkate alındığında; davaya konu projenin çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu" hazırlanmasının çevre ve insan sağlığı, doğanın korunması ve yaşam döngüsünün sürdürülebilirliği ile kamu yararı açısından gerekli olduğu, dolayısıyla dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1 Davalı tarafından; uyuşmazlık konusu maden ocağı projesinin, 1805,93 hektarlık ruhsat alanının 24 hektarlık kısmında planlandığı, bu nedenle ÇED Yönetmeliği Ek 2 listesi kapsamında değerlendirildiği; dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce orman, mera tarım alanları, doğal sit, arkeoloji, flora ve fauna, vb. konularda çevresel etkilerine ilişkin ilgili kurum görüşlerinin alındığı, anılan kurumlarca projenin gerçekleştirilmesinde sakınca bulunmadığının bildirilmesi üzerine ÇED sürecinin devam ettiği, toz emisyonuna ilişkin proje tanıtım dosyasında yer verilen bilgi ve önlemlerin yeterli olduğu, bölgede yaşayan köylülerin geçim kaynağı olan hayvancılığın, flora ve faunanın, mera alanları ile diğer tarım alanlarının organik toz ve egzoz dumanından olumsuz olarak etkileneceği kanaatinin kabul edilir olmadığı; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu gereği faaliyet alanından maden alımı sırasında çevrede bulunan su kaynaklarına zarar verilmeyeceği, katı atık deşarjı olmayacağı, 2006/27 sayılı "Dere Yatakları ve Taşkınlar" konulu Başbakanlık Genelgesi'nde belirtilen hükümlere uyulacağının taahhüt edildiği ileri sürülmektedir.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; proje alanının 25 hektarın altında olması nedeniyle ÇED raporu alınmasına yönelik bir zorunluluğun bulunmadığı, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından projenin yapılmasında sakınca bulunmadığının bildirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin yerinde olmadığı, proje tanıtım dosyasında yeterli ve gerekli önlem ve taahhütlere yer verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK 1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK 2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK 2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2022/310, K:2022/1180 sayılı kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması üzerine düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında, "mevcut proje alanının orman alanı olması, topografyanın eğimli ve arazi jeolojik çalışmalarının yetersiz olması, mevcut proje ruhsatına yakın tarım alanlarının bulunması, bölgenin kayaç yapısının kırıklı ve çatlaklı yapıya sahip olduğundan yer üstü ve yer altı su kaynaklarının etkilenmesinin söz konusu olması, bölge halkının geçim kaynağı olarak tarım hayvancılık ve orman envanter ürünlerinin olması hususları birlikte dikkate alındığında; davaya konu projenin çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu" hazırlanmasının çevre ve insan sağlığı, doğanın korunması ve yaşam döngüsünün sürdürülebilirliği ile kamu yararı açısından gerekli olduğu" yolunda görüş bildirilmiş ise de; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 25. Bölge Müdürlüğünün 26/07/2021 tarih ve 1415101 sayılı yazısında belirtildiği üzere, proje alanının, plan ve projesi mevcut olan baraj veya gölet gövdelerinin inşa edileceği alanlarda, mevcut baraj ve gölet yapılarının güvenliğinin tehlikeye atacak mesafedeki alanlarda, işletmeye alınmış mevcut baraj ve göletlerin işletme rezervuar alanlarında, koruma alanları ilan edilen içme suyu temin maksatlı kuyu, pınar, kaynak, kaptaj, tünel, galeri, vb. yapıların mutlak koruma alanlarında (50 100m) ve birinci derece koruma alanlarında, içme ve kullanma suyu mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında ve yer altı suyu işletme sahalarında kalmadığının bildirildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2022/310, K:2022/1180 sayılı kararının bozulmasından önce İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporunda da, ruhsat sahasında yapılacak açık ve kapalı işletmenin oluşabilecek olumsuz etkilerinin ilgili mevzuatta belirtilen önlemeye yönelik tedbirlerin alınması halinde ruhsat alanında işletme faaliyetleri yapılmasında sakınca oluşturmayacağı yolunda görüş bildirildiği, anılan bilirkişi raporunda (ek raporda) hayvancılık, tarım, ve su kaynakları üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu yolunda görüş bildirildiği; söz konusu raporda yer verilen görüşler ile dava dosyasında yer verilen bilgilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki proje tanıtım dosyasında, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin değerlendirildiği ve alınması taahhüt edilen önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna varıldığından; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
2023/111992
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:11:26