Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/12403
2023/5639
19 Ekim 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12403
Karar No : 2023/5639
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Derneği
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Aydın İli, Didim İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması (2 adet)" projesi ile ilgili olarak Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, makine mühendisi, jeofizik mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi ile şehir ve bölge plancısı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; şehir planlaması bakımından, dava konusu alanın, 1/25.000 ölçekli Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında “Tercihli Kullanım Alanı” plan kararı içerisinde kaldığı, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler arasında alana ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının bulunmadığı, dava konusu alana ilişkin olarak 13/01/2004 tarihli Didim Belediye Meclisi kararı ile uygun görülmüş olan 1/5000 Nazım İmar Planında dava konusu parselin büyük bölümünün “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” plan kararları içerisinde kaldığı, parselin göreceli olarak küçük bir bölümünün ise “Turizm ve Konut Yerleşme Alanı” plan kararı içerisinde kaldığı, bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, alana ilişkin plan kararlarının alanda “Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması”na engel nitelikte olmadığı, jeoloji mühendisliği bakımından, dava konusu proje ile ilgili hazırlanan proje tanıtım dosyasında (PTD) söz konusu etkinlik jeolojik ve hidrojeolojik açıdan yeterli düzeyde tanıtılmış olup saha gerçekleriyle uyuştuğu, daha önceki PTD'deki eksiklikler giderilerek soruların cevaplandığı, yörenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri, sondajlarda geçilecek formasyonlar, jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, kuyu teçhiz planı vb. konular ile söz konusu etkinlikle ilgili olabilecek çevresel etkiler ve alınabilecek önlemlerin yeterli düzeyde anlatıldığı, bu nedenlerden dolayı "ÇED Gerekli Değildir" kararının jeoloji mühendisliği bakımından uygun olduğu, tarımsal açıdan, bilirkişi heyetindeki jeofizik uzmanının yaptığı incelemeler ve açıklamaları sonunda “PTD'de alanda yapılan jeofizik çalışmalarının sonuçları, yorumları, jeolojik özelliklerle ilişkisi ve sondaj lokasyonunun belirlenmesine yönelik yararlı bir sonuç, yorum ve veri görmek olanaklı olmadığı, yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu kanısına varıldığından, jeofizik mühendisi ve çevre mühendisi bilirkişilerin teknik açıklamaları sonucunda belirtilen riskin bölge yer altı sulama suyu ve tarım toprakları açısından da risk oluşturacağı anlaşıldığından, “ÇED Gerekli Değildir" kararının tarımsal üretim bakımından uygun olmadığı, jeofizik açısından, dava konusu jeotermal etkinlik ile ilgili olarak yeniden hazırlanan PTD'de sunulan sahanın jeofizik özellikleri ve bunların sonucuna göre açılacak sondaj hakkında verilen bilgilerin eksik ve yetersiz olduğu, PTD'de alanda yapılan jeofizik çalışmalarının sonuçları, yorumları, jeolojik özelliklerle ilişkisi ve sondaj lokasyonunun belirlenmesine yönelik yararlı bir sonuç, yorum ve veri görmenin olanaklı olmadığı, yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu, ancak alanda yapılan gözlemde her iki sondajın da açılmış olduğundan, açılma sırasında ne tür olumsuzluklarla karşılaşıldığının bilinmediği, bu nedenlerden dolayı "ÇED Gerekli Değildir" kararının jeofizik mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varıldığı, makine mühendisliği bakımından, enjeksiyon kuyularının yerleri seçilirken özellikle basılan soğuk suyun üretilen sıcak rezervuar suyunu hemen etkilememesinin istenildiği, basılan suyun yüksek geçirgenlikli akış kanalları içinde akışı ve üretim kuyularına erken varışının önlenmesi gerektiği, genellikle çatlaklı kayaçlar içerisinde akışın enjeksiyon kuyusunun etrafında simetrik ilerlemesinin beklenemeyeceği, akışkanın bazı yönlerde daha hızlı ilerleyeceğinin göz önüne alınması gerektiği, dolayısıyla enjeksiyon ve üretim kuyuları arasında güvenilir bir aralığın olması gerektiği, bu aralıkların, ancak sağlıklı basınç girişim ve özellikle de izleyici testleri ile rezervuardaki akış yollarının tanımlanmasından sonra belirlenebildiği, arz ve izah edilen nedenlerle PTD'de özellikle reenjeksiyon konusunda yeterli teknik bilginin verilmediği, yapılan ve/veya yapılmakta olan işlemin ve davalı idare tarafından verilen kararın uygun olmadığı kanaatine varıldığı, çevre mühendisliği disiplini bakımından, davalı idarenin 20/12/2022 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararının 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusunun açılması için düzenlenmiş olduğu, ancak kuyuların halihazırda açık olduğu, arama kuyusu açılmayacağının idare yetkililerince beyan edildiği, müdahil tarafında da beyan dilekçesinde belirtildiği üzere jeotermal kuyu açılmayacağı, mevcut jeotermal kuyuların kullanılarak seracılık faaliyetinin gerçekleştirileceği, Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde belirtildiği üzere, ÇED sürecinin gerçekleştirilmesi planlanan faaliyete uygun olarak yürütülmesinin yasal zorunluluk olduğu, Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 20/12/2022 tarihli "ÇED Gerekli Değildir" kararının 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması için düzenlenmiş olduğu, ancak 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının söz konusu olmadığı, yürütülen ÇED sürecinin planlanan faaliyete ait olmaması durumunun 2872 sayılı Çevre Kanunu'na ve bağlı olarak düzenlenmiş olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne uygun olmadığı, maden mühendisliği disiplini bakımından, dosya ve keşif esnasında yapılan incelemeler neticesinde belirtilen sondaj lokasyonlarının ve ruhsat alanlarının doğru olduğunun belirlendiği, projenin "jeotermal kaynak arama ve reenjeksiyon kuyusu açılması (2 adet)” ile ilgili olmasına rağmen iki adet kuyunun, keşif alanında zaten mevcut olduğu, öncesinde bu iki kuyunun da üretim kuyusu olduğu veya ona göre planlandığı, açılan kuyularda uygulanan sondaj yöntemlerinin uygun olduğunun dosya içeriğinde yapılan incelemede görüldüğü, keşif esnasında da kuyularla ilgili olarak bir problemin gözlemlenmediği, açılan sondajların açılma yöntemi göz önünde bulundurulduğunda madencilik disiplini açısından uygun bulunduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak, yapılması planlanan 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması projesi ile ilgili olarak “ÇED Gerekli Değildir” kararının uygun olmadığı, yönünde tespit ve değerlendirme bulunulmuştur.
Bu durumda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, 13/01/2004 tarihli Didim Belediye Meclisi kararı ile uygun görülen 1/5000 Nazım İmar Planında dava konusu parselin büyük bölümünün “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” plan kararları içerisinde, göreceli olarak küçük bir bölümünün ise “Turizm ve Konut Yerleşme Alanı” plan kararı içerisinde kalması nedeniyle planlama açısından “jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasına engel nitelikte olmaması; yörenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri, sondajlarda geçilecek formasyonlar, jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, kuyu teçhiz planı vb. konular ile söz konusu etkinlikle ilgili olabilecek çevresel etkiler ve alınabilecek önlemler yeterli düzeyde anlatılması nedeniyle jeoloji mühendisliği açısından; açılan kuyularda uygulanan sondaj yöntemlerinin uygun olduğunun yapılan incelemede görülmesi nedeniyle maden mühendisliği açısından dava konusu işlem hukuka uygun görülmüş ise de; bölge yeraltı sulama suyu ve tarım toprakları açısından risk oluşturacağı anlaşıldığından tarımsal açıdan; yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yer altı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu kanısına varılmış olmasından, alanda yapılan gözlemde her iki sondajın da açılmış olduğundan, açılma sırasında ne tür olumsuzluklarla karşılaşıldığının bilinmemesi nedenleriyle jeofizik açısından; PTD'de özellikle reenjeksiyon konusunda yeterli teknik bilgi verilmemesi nedeniyle makine mühendisliği açısından; ÇED sürecinin ilgili Kanun'un 10. maddesine uygun olarak yürütülmesi gerekmesine karşın, 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının söz konusunun olmadığı, yürütülen ÇED sürecinin planlanan faaliyete ait olmaması nedeniyle çevre mühendisliği açısından; hukuka ve mevzuata uygun olmaması nedenleriyle, projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığına ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, ziraat mühendisince kendi uzmanlık alanı itibarıyla değil jeofizik mühendisinin bilimsel olmayan tespitlerine dayalı olarak değerlendirme yapıldığı, nitekim proje kapsamında reenjekte yapılacak olması nedeniyle yeraltı suyu ve sulama suyunda herhangi bir kirliliğin söz konusu olmayacağı, jeofizik mühendisince yapılan değerlendirmede; 100 m civarında jeotermal akışkan ile karışma olasılığı bulunan soğuk su akiferinin olabileceği ve açılacak olan sondaj hakkında bilgilerin eksik ve yetersiz olduğu, ayrıca yapılacak sondaj faaliyeti sırasındaki çalışmaların yüzey ve yeraltı suları ile tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletme potansiyelinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, bu ihtimalin gözetilerek kuyuların üst kesimlerine gelecek alüvyon ve tatlı su olabilecek seviyelerde kapalı muhafaza borularının kullanıldığı ve boru arkalarının çimentolandığı, PTD'de sunulan jeofizik raporlarının 2013 2014 yıllarında yapıldığı, şu anda mevcut olan LDA 1 ve LDA 2 kuyularının, 2013 2014 tarihli raporlardaki verilere dayanılarak açıldığı, bu aşamada yeni bir etüt yapılmasının söz konusu olmadığı, faaliyet kapsamında reenjeksiyon yapılacak olması nedeniyle su ve toprak kirliliğinin söz konusu olamayacağı, diğer taraftan, makine mühendisi ve çevre mühendisi tarafından yapılması planlanan proje ile fiili projenin uyuşmadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise de, bu durumun davalı yanında müdahilin ÇED süreci tamamlanmadan jeotermal kaynak arama kuyusunun açmasından kaynaklandığı, kaldı ki bu durumla ilgili de davalı yanında müdahile Çevre Kanununun ilgili maddesi uyarınca idari yaptırım kararının uygulandığı, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının, dayanağı PTD'de önceki Mahkeme kararında belirtilen eksikliklerin giderilmesi nedeniyle Çevre Kanununa ve dayanağı ÇED Yönetmeliğine uygun olarak verildiği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin dayanağı PTD'nin yetersiz olduğu yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Davalı yanında müdahil tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … Mahallesi, … parsel, … Mevkii'nde 4 MWe ısıl gücünde, 16,6 L/sn debide jeotermal kaynak kullanılarak "jetermal seracılık" projesi yapılmak istenilmesi üzerine, davalı idarece bu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı "ÇED kapsam dışı" kararı vermiştir.
Davalı yanında müdahil tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … ada, … parsel, … erişim ve … ruhsat numaralı ruhsat sahasında 1 adet jeotermal kuyudan "jeotermal kaynak kullanılarak seracılık faaliyetinin yapılmasının" planlanması nedeniyle hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından söz konusu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, anılan Mahkeme kararı temyiz edilmesi üzerine de Danıştay Altıncı Dairesinin 25/01/2022 tarih ve E:2022/121, K:2022/778 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonrasında davalı yanında müdahil tarafından Aydın İli, Didim İlçesi, … ada, … parsel, … erişim ve … ruhsat numaralı ruhsat sahasında 2 adet "jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının" planlanması nedeniyle hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından da söz konusu projeyle ilgili (dava konusu) … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin dayanağı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin 44. maddesinde; "Jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri)" projesi, seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin 43. maddesinde; jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl gücü 5 MWe ve üzeri) projesi ile 55. maddesinde; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) sayılmıştır. EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Yukarıda yer verilen Yönetmelikteki düzenlemelere göre jeotermal kaynak arama projeleri ile jeotermal kaynağın kullanımı ile ilgili projelere ayrı maddelerde yer verildiği, nitekim jeotermal kaynak arama projesinin sadece Yönetmeliğin Ek 2 listesi kapsamında düzenlendiği, jeotermal kaynağın kullanımı projesi bakımından ise "ısıl gücü" kriterinin getirilerek, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması projesinin ısıl gücü 5 MWe ve üzerinde ise Yönetmeliğin Ek 2 listesi kapsamında; 20 MWe ve üzerinde ise Yönetmeliğin Ek 1 listesi kapsamında düzenlendiği görülmüştür. Dolayısıyla yapılması planlanan proje, sadece jeotermal kaynak arama projesi ise veya ısıl gücü 5 MWe ile 20 MWe arasında olan kaynağın çıkartılması ve kullanılması projesi ise mevzuat gereği ancak bu durumda ÇED Gerekli Değildir kararının verilebileceği, bu kararın iptali istemiyle açılacak davalarda da Yönetmeliğin Ek IV'te yer alan seçme eleme kriterleri yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta her ne kadar İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, özellikle çevre mühendisi ile makine mühendisi tarafından, ÇED Gerekli Değildir kararının 2 adet "jeotermal kaynak arama kuyusu açılması" için verildiği halde, kuyuların halihazırda açık olması ve davalı idare tarafından da arama kuyusu açılmayacağının belirtilmesi nedeniyle mevcut jeotermal kuyuların kullanılarak seracılık faaliyetinin gerçekleştirileceği, dolayısıyla dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının dava konusu faaliyete uygun olmadığı belirtilmiş ise de, davalı idarenin temyiz dilekçesine göre, yeni kuyu açılmayacak olmasının nedeninin davalı yanında müdahil tarafından ÇED süreci tamamlanmaksızın kuyuların açılmasından kaynaklı olduğu, dolayısıyla gerek … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının, gerekse dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının zaten açılmış olan kuyuların mevzuata uygun hale getirilmesi amacıyla hazırlanan PTD'lere dayalı olarak verildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının konusu, "jeotermal kaynak kullanılarak seracılık faaliyetinin yapılması" olup, bu kararın iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince işlemin iptaline karar verilmiş iken, iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak hazırlanan ve dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'ye göre faaliyet konusunun ise "2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması" olup, yukarıda yer verilen mevzuat gereği jeotermal kaynak aranması başka, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması başka bir proje olduğundan, (ilk olarak verilen … tarih ve … sayılı ÇED kapsamı dışı kararı ile ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD de dikkate alınarak) dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'nin, "zaten açılmış olan kuyuların" (mevzuata uygun hale getirilmesi amacıyla) "jeotermal kaynak aranmasına" yönelik mi, yoksa "jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılmasına" yönelik mi hazırlandığının, davalı idare ile davalı yanında müdahile yönelik verilecek ara kararlarına gelecek cevabın bilirkişilerce de değerlendirmesi suretiyle öncelikli olarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Söz konusu hususta yapılacak inceleme ile "Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması" projesi için verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'nin de sadece arama faaliyetine yönelik hazırlandığının, başka bir ifadeyle, yapılması istenilen projenin konusu ile … tarih ve … sayılı ÇED Gerekli Değildir kararının konusunun örtüştüğünün anlaşılması halinde, projenin çevre mühendisliğinin uzmanlık alanı bakımından değerlendirilmesi gerekmekte olup, başta atık yönetimi olmak üzere, projenin çevre mühendisliği bakımından mevzuata uygun olduğunun kabul edilmesi halinde de, (atık yönetiminin mevzuata uygun olması nedeniyle) yüzey sularında ve toprakta kirlenme olmayacağı hususu ile jeoloji mühendisi tarafından PTD'de yer alan taahhütlerin yeterli olması nedeniyle yeraltı suyunun kirletilme tehlikesinin bulunmadığı yönündeki tespiti dikkate alınarak ziraat mühendisi tarafından kendi uzmanlık alanı itibarıyla projenin çevresel etkilerinin yeniden ele alınması gerekmektedir. Aynı şekilde makine mühendisi tarafından da kendi uzmanlık alanı itibarıyla (özellikle jeoloji mühendisi tarafından kuyu teçhiz planı uygun bulunmuşken reenjeksiyon işleminin neden uygun bulunmadığı yönünde) bir değerlendirme yapılarak PTD'de yer verilen taahhütlerin yeterli olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, jeofizik mühendisi tarafından 2010 2013 yılları arasında 9 noktada yapılan çalışmaların, PTD'de belirtilen amaçları karşılamadığı hususunun, yapılmak istenilen faaliyetin konusu açıklığa kavuşturulduktan sonra yeniden değerlendirilerek, bu değerlendirme sonucunda jeofizik bakımından (eksik bulunması durumunda) eksik bulunan veri/bilginin (ki jeoloji mühendisince, PTD'de yer alan taahhütlerin yeterli bulunması nedeniyle yeraltı suları bakımından bir kirlilik olmayacağı yönündeki görüşü de dikkate alınarak) PTD'nin tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının ortaya konulması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz isteminin kabulüne,
-
Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12403
Karar No : 2023/5639
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Derneği
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Aydın İli, Didim İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması (2 adet)" projesi ile ilgili olarak Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, makine mühendisi, jeofizik mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi ile şehir ve bölge plancısı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; şehir planlaması bakımından, dava konusu alanın, 1/25.000 ölçekli Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında “Tercihli Kullanım Alanı” plan kararı içerisinde kaldığı, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler arasında alana ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının bulunmadığı, dava konusu alana ilişkin olarak 13/01/2004 tarihli Didim Belediye Meclisi kararı ile uygun görülmüş olan 1/5000 Nazım İmar Planında dava konusu parselin büyük bölümünün “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” plan kararları içerisinde kaldığı, parselin göreceli olarak küçük bir bölümünün ise “Turizm ve Konut Yerleşme Alanı” plan kararı içerisinde kaldığı, bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, alana ilişkin plan kararlarının alanda “Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması”na engel nitelikte olmadığı, jeoloji mühendisliği bakımından, dava konusu proje ile ilgili hazırlanan proje tanıtım dosyasında (PTD) söz konusu etkinlik jeolojik ve hidrojeolojik açıdan yeterli düzeyde tanıtılmış olup saha gerçekleriyle uyuştuğu, daha önceki PTD'deki eksiklikler giderilerek soruların cevaplandığı, yörenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri, sondajlarda geçilecek formasyonlar, jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, kuyu teçhiz planı vb. konular ile söz konusu etkinlikle ilgili olabilecek çevresel etkiler ve alınabilecek önlemlerin yeterli düzeyde anlatıldığı, bu nedenlerden dolayı "ÇED Gerekli Değildir" kararının jeoloji mühendisliği bakımından uygun olduğu, tarımsal açıdan, bilirkişi heyetindeki jeofizik uzmanının yaptığı incelemeler ve açıklamaları sonunda “PTD'de alanda yapılan jeofizik çalışmalarının sonuçları, yorumları, jeolojik özelliklerle ilişkisi ve sondaj lokasyonunun belirlenmesine yönelik yararlı bir sonuç, yorum ve veri görmek olanaklı olmadığı, yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu kanısına varıldığından, jeofizik mühendisi ve çevre mühendisi bilirkişilerin teknik açıklamaları sonucunda belirtilen riskin bölge yer altı sulama suyu ve tarım toprakları açısından da risk oluşturacağı anlaşıldığından, “ÇED Gerekli Değildir" kararının tarımsal üretim bakımından uygun olmadığı, jeofizik açısından, dava konusu jeotermal etkinlik ile ilgili olarak yeniden hazırlanan PTD'de sunulan sahanın jeofizik özellikleri ve bunların sonucuna göre açılacak sondaj hakkında verilen bilgilerin eksik ve yetersiz olduğu, PTD'de alanda yapılan jeofizik çalışmalarının sonuçları, yorumları, jeolojik özelliklerle ilişkisi ve sondaj lokasyonunun belirlenmesine yönelik yararlı bir sonuç, yorum ve veri görmenin olanaklı olmadığı, yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu, ancak alanda yapılan gözlemde her iki sondajın da açılmış olduğundan, açılma sırasında ne tür olumsuzluklarla karşılaşıldığının bilinmediği, bu nedenlerden dolayı "ÇED Gerekli Değildir" kararının jeofizik mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varıldığı, makine mühendisliği bakımından, enjeksiyon kuyularının yerleri seçilirken özellikle basılan soğuk suyun üretilen sıcak rezervuar suyunu hemen etkilememesinin istenildiği, basılan suyun yüksek geçirgenlikli akış kanalları içinde akışı ve üretim kuyularına erken varışının önlenmesi gerektiği, genellikle çatlaklı kayaçlar içerisinde akışın enjeksiyon kuyusunun etrafında simetrik ilerlemesinin beklenemeyeceği, akışkanın bazı yönlerde daha hızlı ilerleyeceğinin göz önüne alınması gerektiği, dolayısıyla enjeksiyon ve üretim kuyuları arasında güvenilir bir aralığın olması gerektiği, bu aralıkların, ancak sağlıklı basınç girişim ve özellikle de izleyici testleri ile rezervuardaki akış yollarının tanımlanmasından sonra belirlenebildiği, arz ve izah edilen nedenlerle PTD'de özellikle reenjeksiyon konusunda yeterli teknik bilginin verilmediği, yapılan ve/veya yapılmakta olan işlemin ve davalı idare tarafından verilen kararın uygun olmadığı kanaatine varıldığı, çevre mühendisliği disiplini bakımından, davalı idarenin 20/12/2022 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararının 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusunun açılması için düzenlenmiş olduğu, ancak kuyuların halihazırda açık olduğu, arama kuyusu açılmayacağının idare yetkililerince beyan edildiği, müdahil tarafında da beyan dilekçesinde belirtildiği üzere jeotermal kuyu açılmayacağı, mevcut jeotermal kuyuların kullanılarak seracılık faaliyetinin gerçekleştirileceği, Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde belirtildiği üzere, ÇED sürecinin gerçekleştirilmesi planlanan faaliyete uygun olarak yürütülmesinin yasal zorunluluk olduğu, Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 20/12/2022 tarihli "ÇED Gerekli Değildir" kararının 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması için düzenlenmiş olduğu, ancak 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının söz konusu olmadığı, yürütülen ÇED sürecinin planlanan faaliyete ait olmaması durumunun 2872 sayılı Çevre Kanunu'na ve bağlı olarak düzenlenmiş olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne uygun olmadığı, maden mühendisliği disiplini bakımından, dosya ve keşif esnasında yapılan incelemeler neticesinde belirtilen sondaj lokasyonlarının ve ruhsat alanlarının doğru olduğunun belirlendiği, projenin "jeotermal kaynak arama ve reenjeksiyon kuyusu açılması (2 adet)” ile ilgili olmasına rağmen iki adet kuyunun, keşif alanında zaten mevcut olduğu, öncesinde bu iki kuyunun da üretim kuyusu olduğu veya ona göre planlandığı, açılan kuyularda uygulanan sondaj yöntemlerinin uygun olduğunun dosya içeriğinde yapılan incelemede görüldüğü, keşif esnasında da kuyularla ilgili olarak bir problemin gözlemlenmediği, açılan sondajların açılma yöntemi göz önünde bulundurulduğunda madencilik disiplini açısından uygun bulunduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak, yapılması planlanan 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması projesi ile ilgili olarak “ÇED Gerekli Değildir” kararının uygun olmadığı, yönünde tespit ve değerlendirme bulunulmuştur.
Bu durumda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, 13/01/2004 tarihli Didim Belediye Meclisi kararı ile uygun görülen 1/5000 Nazım İmar Planında dava konusu parselin büyük bölümünün “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” plan kararları içerisinde, göreceli olarak küçük bir bölümünün ise “Turizm ve Konut Yerleşme Alanı” plan kararı içerisinde kalması nedeniyle planlama açısından “jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasına engel nitelikte olmaması; yörenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri, sondajlarda geçilecek formasyonlar, jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, kuyu teçhiz planı vb. konular ile söz konusu etkinlikle ilgili olabilecek çevresel etkiler ve alınabilecek önlemler yeterli düzeyde anlatılması nedeniyle jeoloji mühendisliği açısından; açılan kuyularda uygulanan sondaj yöntemlerinin uygun olduğunun yapılan incelemede görülmesi nedeniyle maden mühendisliği açısından dava konusu işlem hukuka uygun görülmüş ise de; bölge yeraltı sulama suyu ve tarım toprakları açısından risk oluşturacağı anlaşıldığından tarımsal açıdan; yapılan bu çalışmalara bağlı olarak alan ve çevresinde yapılan jeofizik çalışmalar hakkında PTD'de yeterli veri ve bilginin olmamasından dolayı alanda yapılacak sondaj ve sonrasındaki çalışmalarda yüzey ve yer altı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu kanısına varılmış olmasından, alanda yapılan gözlemde her iki sondajın da açılmış olduğundan, açılma sırasında ne tür olumsuzluklarla karşılaşıldığının bilinmemesi nedenleriyle jeofizik açısından; PTD'de özellikle reenjeksiyon konusunda yeterli teknik bilgi verilmemesi nedeniyle makine mühendisliği açısından; ÇED sürecinin ilgili Kanun'un 10. maddesine uygun olarak yürütülmesi gerekmesine karşın, 2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının söz konusunun olmadığı, yürütülen ÇED sürecinin planlanan faaliyete ait olmaması nedeniyle çevre mühendisliği açısından; hukuka ve mevzuata uygun olmaması nedenleriyle, projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığına ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, ziraat mühendisince kendi uzmanlık alanı itibarıyla değil jeofizik mühendisinin bilimsel olmayan tespitlerine dayalı olarak değerlendirme yapıldığı, nitekim proje kapsamında reenjekte yapılacak olması nedeniyle yeraltı suyu ve sulama suyunda herhangi bir kirliliğin söz konusu olmayacağı, jeofizik mühendisince yapılan değerlendirmede; 100 m civarında jeotermal akışkan ile karışma olasılığı bulunan soğuk su akiferinin olabileceği ve açılacak olan sondaj hakkında bilgilerin eksik ve yetersiz olduğu, ayrıca yapılacak sondaj faaliyeti sırasındaki çalışmaların yüzey ve yeraltı suları ile tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletme potansiyelinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, bu ihtimalin gözetilerek kuyuların üst kesimlerine gelecek alüvyon ve tatlı su olabilecek seviyelerde kapalı muhafaza borularının kullanıldığı ve boru arkalarının çimentolandığı, PTD'de sunulan jeofizik raporlarının 2013 2014 yıllarında yapıldığı, şu anda mevcut olan LDA 1 ve LDA 2 kuyularının, 2013 2014 tarihli raporlardaki verilere dayanılarak açıldığı, bu aşamada yeni bir etüt yapılmasının söz konusu olmadığı, faaliyet kapsamında reenjeksiyon yapılacak olması nedeniyle su ve toprak kirliliğinin söz konusu olamayacağı, diğer taraftan, makine mühendisi ve çevre mühendisi tarafından yapılması planlanan proje ile fiili projenin uyuşmadığı yönünde değerlendirme yapılmış ise de, bu durumun davalı yanında müdahilin ÇED süreci tamamlanmadan jeotermal kaynak arama kuyusunun açmasından kaynaklandığı, kaldı ki bu durumla ilgili de davalı yanında müdahile Çevre Kanununun ilgili maddesi uyarınca idari yaptırım kararının uygulandığı, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının, dayanağı PTD'de önceki Mahkeme kararında belirtilen eksikliklerin giderilmesi nedeniyle Çevre Kanununa ve dayanağı ÇED Yönetmeliğine uygun olarak verildiği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin dayanağı PTD'nin yetersiz olduğu yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davalı yanında müdahil tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … Mahallesi, … parsel, … Mevkii'nde 4 MWe ısıl gücünde, 16,6 L/sn debide jeotermal kaynak kullanılarak "jetermal seracılık" projesi yapılmak istenilmesi üzerine, davalı idarece bu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı "ÇED kapsam dışı" kararı vermiştir.
Davalı yanında müdahil tarafından, Aydın İli, Didim İlçesi, … ada, … parsel, … erişim ve … ruhsat numaralı ruhsat sahasında 1 adet jeotermal kuyudan "jeotermal kaynak kullanılarak seracılık faaliyetinin yapılmasının" planlanması nedeniyle hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından söz konusu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, anılan Mahkeme kararı temyiz edilmesi üzerine de Danıştay Altıncı Dairesinin 25/01/2022 tarih ve E:2022/121, K:2022/778 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonrasında davalı yanında müdahil tarafından Aydın İli, Didim İlçesi, … ada, … parsel, … erişim ve … ruhsat numaralı ruhsat sahasında 2 adet "jeotermal kaynak arama kuyusu açılmasının" planlanması nedeniyle hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, davalı idare tarafından da söz konusu projeyle ilgili (dava konusu) … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin dayanağı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin 44. maddesinde; "Jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri)" projesi, seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin 43. maddesinde; jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl gücü 5 MWe ve üzeri) projesi ile 55. maddesinde; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) sayılmıştır. EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Yönetmelikteki düzenlemelere göre jeotermal kaynak arama projeleri ile jeotermal kaynağın kullanımı ile ilgili projelere ayrı maddelerde yer verildiği, nitekim jeotermal kaynak arama projesinin sadece Yönetmeliğin Ek 2 listesi kapsamında düzenlendiği, jeotermal kaynağın kullanımı projesi bakımından ise "ısıl gücü" kriterinin getirilerek, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması projesinin ısıl gücü 5 MWe ve üzerinde ise Yönetmeliğin Ek 2 listesi kapsamında; 20 MWe ve üzerinde ise Yönetmeliğin Ek 1 listesi kapsamında düzenlendiği görülmüştür. Dolayısıyla yapılması planlanan proje, sadece jeotermal kaynak arama projesi ise veya ısıl gücü 5 MWe ile 20 MWe arasında olan kaynağın çıkartılması ve kullanılması projesi ise mevzuat gereği ancak bu durumda ÇED Gerekli Değildir kararının verilebileceği, bu kararın iptali istemiyle açılacak davalarda da Yönetmeliğin Ek IV'te yer alan seçme eleme kriterleri yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta her ne kadar İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, özellikle çevre mühendisi ile makine mühendisi tarafından, ÇED Gerekli Değildir kararının 2 adet "jeotermal kaynak arama kuyusu açılması" için verildiği halde, kuyuların halihazırda açık olması ve davalı idare tarafından da arama kuyusu açılmayacağının belirtilmesi nedeniyle mevcut jeotermal kuyuların kullanılarak seracılık faaliyetinin gerçekleştirileceği, dolayısıyla dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının dava konusu faaliyete uygun olmadığı belirtilmiş ise de, davalı idarenin temyiz dilekçesine göre, yeni kuyu açılmayacak olmasının nedeninin davalı yanında müdahil tarafından ÇED süreci tamamlanmaksızın kuyuların açılmasından kaynaklı olduğu, dolayısıyla gerek … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının, gerekse dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının zaten açılmış olan kuyuların mevzuata uygun hale getirilmesi amacıyla hazırlanan PTD'lere dayalı olarak verildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının konusu, "jeotermal kaynak kullanılarak seracılık faaliyetinin yapılması" olup, bu kararın iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince işlemin iptaline karar verilmiş iken, iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak hazırlanan ve dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'ye göre faaliyet konusunun ise "2 adet jeotermal kaynak arama kuyusu açılması" olup, yukarıda yer verilen mevzuat gereği jeotermal kaynak aranması başka, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması başka bir proje olduğundan, (ilk olarak verilen … tarih ve … sayılı ÇED kapsamı dışı kararı ile ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD de dikkate alınarak) dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'nin, "zaten açılmış olan kuyuların" (mevzuata uygun hale getirilmesi amacıyla) "jeotermal kaynak aranmasına" yönelik mi, yoksa "jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılmasına" yönelik mi hazırlandığının, davalı idare ile davalı yanında müdahile yönelik verilecek ara kararlarına gelecek cevabın bilirkişilerce de değerlendirmesi suretiyle öncelikli olarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Söz konusu hususta yapılacak inceleme ile "Jeotermal Kaynak Arama Kuyusu Açılması" projesi için verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı PTD'nin de sadece arama faaliyetine yönelik hazırlandığının, başka bir ifadeyle, yapılması istenilen projenin konusu ile … tarih ve … sayılı ÇED Gerekli Değildir kararının konusunun örtüştüğünün anlaşılması halinde, projenin çevre mühendisliğinin uzmanlık alanı bakımından değerlendirilmesi gerekmekte olup, başta atık yönetimi olmak üzere, projenin çevre mühendisliği bakımından mevzuata uygun olduğunun kabul edilmesi halinde de, (atık yönetiminin mevzuata uygun olması nedeniyle) yüzey sularında ve toprakta kirlenme olmayacağı hususu ile jeoloji mühendisi tarafından PTD'de yer alan taahhütlerin yeterli olması nedeniyle yeraltı suyunun kirletilme tehlikesinin bulunmadığı yönündeki tespiti dikkate alınarak ziraat mühendisi tarafından kendi uzmanlık alanı itibarıyla projenin çevresel etkilerinin yeniden ele alınması gerekmektedir. Aynı şekilde makine mühendisi tarafından da kendi uzmanlık alanı itibarıyla (özellikle jeoloji mühendisi tarafından kuyu teçhiz planı uygun bulunmuşken reenjeksiyon işleminin neden uygun bulunmadığı yönünde) bir değerlendirme yapılarak PTD'de yer verilen taahhütlerin yeterli olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, jeofizik mühendisi tarafından 2010 2013 yılları arasında 9 noktada yapılan çalışmaların, PTD'de belirtilen amaçları karşılamadığı hususunun, yapılmak istenilen faaliyetin konusu açıklığa kavuşturulduktan sonra yeniden değerlendirilerek, bu değerlendirme sonucunda jeofizik bakımından (eksik bulunması durumunda) eksik bulunan veri/bilginin (ki jeoloji mühendisince, PTD'de yer alan taahhütlerin yeterli bulunması nedeniyle yeraltı suları bakımından bir kirlilik olmayacağı yönündeki görüşü de dikkate alınarak) PTD'nin tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının ortaya konulması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2023/112463
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:14:56