SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/11432

Karar No

2023/5452

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

T.C.

D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2023/11432

Karar No : 2023/5452

DAVACI:

VEKİLİ: Av. …

DAVALI: …. Başkanlığı …

VEKİLİ: Av. …

DAVANIN KONUSU: Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde meydana gelen deprem afeti tetikli ikincil afetlerinin (olmuş ve olması muhtemel heyelan, kaya düşmesi, çığ, obruk, zemin çökmesi vb. afetleri), 7269 sayılı Kanunun 1. maddesine göre hazırlanan "Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin" 5. maddesi ve 7269 sayılı Kanunun Geçici 26. maddesine göre "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" sayılmasına ilişkin … tarihli ve … sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı işleminin iptali istenilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:

DÜŞÜNCESİ: Dairemiz kararında da belirtildiği üzere 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: **

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği; 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş; 15. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere, yahut 14. maddenin (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddedileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanun'un 3. maddesinde; 1. "İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

  1. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,

e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir." kuralı yer almaktadır.

Dava konusu işlemin; 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesine göre hazırlanan "Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin" 5. maddesi ve anılan Kanunun Geçici 26. maddesine göre tesis edildiği anlaşılmaktadır.

7269 sayılı Kanunun 1. maddesinde; deprem (yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanacağı, hükmü, 2. maddesinde; su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur, hükmü, 14. maddesinde ise; İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir, hükmü, yer almaktadır.

Aynı Kanunun "Afet bölgelerindeki bir topluluğun kaldırılarak başka yerlere taşınması" başlıklı 16. maddesinde; Genel hayata etkili afetlerden önce veya sonra kesin lüzum üzerine meskün bir topluluğun bir kısmının veya tamamının kaldırılarak başka mahallere toplu olarak veyahut dağıtılarak yerleştirilmesi İçişleri, Maliye, Bayındırlık, Sağlık ve Sosyal Yardım, Tarım, Milli Eğitim, Sanayi, İmar ve İskan ve köylerde Köy İşlerine bakan Bakanlıklar mütehassıs temsilcilerinden kurulacak bir komite incelendikten sonra Cumhurbaşkanı Kararı ile İmar ve İskan Bakanlığı tarafından yaptırılır, hükmü, 40. maddesinde ise; konut ve konut inşaası ve sair yardımlar için yapılacak borçlandırmaların faizsiz olacağı, borçlandırma bedellerinin, konut, konut inşası, arsa ve sair yardımlarda en az 20 ve en çok 30 yılda ve eşit taksitler halinde tahsil edilerek fon hesabına yatırılacağı, hükmü yer almaktadır.

Yine anılan Kanunun "Mülkiye amirlerine verilen olağanüstü yetkiler" başlıklı 6. maddesinin, afetlerin meydana gelmesinden sonra vali ve kaymakamlar (Askerler ve hakim sınıfından bulunanlar hariç olmak üzere) 18 65 yaş arasındaki bütün erkeklere görev vermeye, bedeli, ücreti veya kirası sonradan ödenmek üzere canlı, cansız, resmi ve özel her türlü taşıt araçlarına ve gerekli makina, alat ve edevatına el koymaya... vb. yetkili olduğuna dair hükümler içerdiği, 7. maddesinde; afet bölgelerinde veya civarında bulunan ordu, jandarma, kıta birlik ve müessese kumandanlarının kendilerinden vali veya kaymakamlar tarafından istenilecek yardımları üstlerinden emir beklemeksizin yapmaya mecbur oldukları, 10. maddesinde ise; gerek yukarıda yazılı afetlerin vukuunda, gerek her türlü kurtarma, barındırma, yardım, söndürme, sevk ve tevzi işlerinde çalışanlardan yaralanan veya engelli hâle gelen yahut hastalananlar en yakın hastaneye veya tedavi yerlerine sevk edileceği, mülki ve askeri hastane ve tedavi yerleriyle umumi, mülhak, hususi bütçeli idarelere, belediye, hakiki ve hükmi şahıslara ait bütün hastane ve tedavi yerleri bunları hemen kabul ve tedavi etmeye mecbur oldukları, resmi hastane ve tedavi evlerinde bulunanlara parasız bakılacağı, resmi hastane ve tedavi evlerinde yer olmaması veya tedavi imkanı bulunmaması gibi sebeplerle zaruri olarak hususi hastanelerde yapılan tedavi ücretleri sonradan bu kanun mucibince ödeneceği, hükümleri yer almaktadır.

Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; olmuş veya olması muhtemel afetlerin o yerin genel hayatına etkili olup olmadığı, 7269 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca hazırlanan bu Yönetmelik esaslarına göre tespit olunacağı, 2. maddesinde; meydana gelen bir afetten: a) 100 haneye kadar olan köylerde ve bucaklarda mevcut konutlardan en az 1/10' unun, b) l00 haneden fazla olan köylerde ve bucaklarda en az 10 konutun, c) Nüfusu 5 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 20 binanın, d) Nüfusu 5 binden 10 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 25 binanın, e) Nüfusu 10 binden 30 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 30 binanın, f) Nüfusu 30 binden 50 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 40 binanın, g) Nüfusu 50 binden fazla olan ilçe ve illerde en az 50 binanın yıkılması veya bir daha oturulamayacak veya kullanamayacak derecede ağır hasar görmesi halinde afet o yerin genel hayatına etkilidir, hükmü, 3. maddesinde; nüfusu 15 binden fazla olan il ve ilçelerin mahalle (Yani muhtarlık) teşkil eden kesimlerinde en az 10 binanın yıkılması veya onarımı mümkün olmayacak derecede ağır hasar görmesi halinde de afet o yerin genel hayatına etkili sayılabilir, hükmü, 4. maddesinde ise; muhtemel afetlerin genel hayata etkili olup olmadığının tayin ve tespitinde, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerinde olmuş afetler için verilen ölçü ve sayılar aynen esas alınır, hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; olmuş ya da olması muhtemel deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi vb. afetler sebebiyle Yönetmelikte belirtilen ölçü ve sayılar dikkate alınarak bir bölgenin genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilebileceği, genel hayata etkililik kararının öncelikle afetin ilk etkilerinin giderilmesine ve afetzedelerin hayatlarının normale dönmesine yönelik tedbirlerin ve iyileştirme faaliyetlerinin daha hızlı alınması için verildiği, afete maruz bölge kararının ise düzenlenecek jeolojik etüt raporundan sonra gerek duyulması halinde alınabileceği ve bununla birlikte ikamet ve yapılaşma yasağının getirilebileceği, davacının iddiasının aksine genel hayata etkililik kararının ikamet ve yapılaşma yasağı içermediği, yine olmuş ya da olması muhtemel bir afete ilişkin genel hayata etkililik kararı verilmesi durumunda yıkık veya ağır hasarlı konut vb. taşınmaz sahibi afetzedeler için hak sahibi olmak ve borçlandırmaları yapılmak kaydıyla faizsiz ve uzun süreli taksitlerle kredi desteği sağlanacağı da anlaşılmaktadır.

Dava dilekçesinin incelenmesinden ise; 06/02/2023 tarihinde on bir ili etkileyen ve Adıyaman İli ve ilçelerinde de ciddi yıkımlara yol açan deprem afetinin meydana geldiği, depremin etkilerinin telafisi için kamu idareleri tarafından muhtelif kararlar ve tedbirler alındığı, bu kapsamda dava konusu "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" kararı alındığı, davacının da Adıyaman İli, Çelikhan İlçesi, …, … ada, … parselde yer alan taşınmazı hakkında ağır hasar tespiti yapıldığı ve genel hayata etkili afet bölgesine dahil edildiği, ancak alınan kararın hukuka aykırı olduğu, şöyle ki; 6306 sayılı Kanunun afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme amacını taşıdığı, kent bazında riskli alan ve riskli yapıların dönüştürülmesini ve gerçekleştirilecek uygulamalara ilişkin olarak rezerv yapı alanlarını konu edindiği, bu kanun kapsamında zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan alanlara riskli alan denildiği ve riskli alan kararının Cumhurbaşkanı Kararıyla verildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin de Cumhurbaşkanı Kararı ile verilmesi gerektiği, olayda ise davacıya ait taşınmazın genel hayata etkili afet bölgesi kapsamında bırakılarak, ikamet etme ve yapılaşma yasağı getirildiği, yine 6306 sayılı Kanunun 5. maddesine göre de riskli yapıların yıkılması için öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi gerektiği, bu yönüyle de işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.

Olayda; dava konusu işlemin 7269 sayılı Kanun ile ilgili Yönetmelik hükümlerine dayanılarak tesis edildiği, dava dilekçesinde ise dava konusu işlemin 6306 sayılı Kanuna aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine yönelik iddialara yer verildiği görülmüştür.

Bu durumda; dava konusu işlemin dayandığı mevzuat hükümlerine niçin aykırı olduğunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi ve dava konusu işlemin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin açıklanması suretiyle düzenlenecek dava dilekçesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesine uygun olarak yeniden dava açılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU: **

Açıklanan nedenlerle;

  1. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu Kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) gün içerisinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenmek ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,

  2. Dava dilekçesinin bir örneğinin davacıya iadesine,

  3. Aynı Kanunun 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre, yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde, davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,

  4. Dava yenilenmediği takdirde artan yargılama giderinin davacıya iadesine, 12/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11432 E. , 2023/5452 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    DÖRDÜNCÜ DAİRE
    Esas No : 2023/11432
    Karar No : 2023/5452

    DAVACI : …
    VEKİLİ : Av. …

    DAVALI : …. Başkanlığı …
    VEKİLİ : Av. …

    DAVANIN KONUSU : Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde meydana gelen deprem afeti tetikli ikincil afetlerinin (olmuş ve olması muhtemel heyelan, kaya düşmesi, çığ, obruk, zemin çökmesi vb. afetleri), 7269 sayılı Kanunun 1. maddesine göre hazırlanan "Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin" 5. maddesi ve 7269 sayılı Kanunun Geçici 26. maddesine göre "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" sayılmasına ilişkin … tarihli ve … sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı işleminin iptali istenilmiştir.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
    DÜŞÜNCESİ : Dairemiz kararında da belirtildiği üzere 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    İNCELEME VE GEREKÇE :
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği; 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş; 15. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere, yahut 14. maddenin (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddedileceği hükme bağlanmıştır.
    Anılan Kanun'un 3. maddesinde; 1. "İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.
    2. Dilekçelerde;
    a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
    b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
    c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
    d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
    e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterilir." kuralı yer almaktadır.
    Dava konusu işlemin; 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1. maddesine göre hazırlanan "Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin" 5. maddesi ve anılan Kanunun Geçici 26. maddesine göre tesis edildiği anlaşılmaktadır.
    7269 sayılı Kanunun 1. maddesinde; deprem (yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanacağı, hükmü, 2. maddesinde; su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur, hükmü, 14. maddesinde ise; İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir, hükmü, yer almaktadır.
    Aynı Kanunun "Afet bölgelerindeki bir topluluğun kaldırılarak başka yerlere taşınması" başlıklı 16. maddesinde; Genel hayata etkili afetlerden önce veya sonra kesin lüzum üzerine meskün bir topluluğun bir kısmının veya tamamının kaldırılarak başka mahallere toplu olarak veyahut dağıtılarak yerleştirilmesi İçişleri, Maliye, Bayındırlık, Sağlık ve Sosyal Yardım, Tarım, Milli Eğitim, Sanayi, İmar ve İskan ve köylerde Köy İşlerine bakan Bakanlıklar mütehassıs temsilcilerinden kurulacak bir komite incelendikten sonra Cumhurbaşkanı Kararı ile İmar ve İskan Bakanlığı tarafından yaptırılır, hükmü, 40. maddesinde ise; konut ve konut inşaası ve sair yardımlar için yapılacak borçlandırmaların faizsiz olacağı, borçlandırma bedellerinin, konut, konut inşası, arsa ve sair yardımlarda en az 20 ve en çok 30 yılda ve eşit taksitler halinde tahsil edilerek fon hesabına yatırılacağı, hükmü yer almaktadır.
    Yine anılan Kanunun "Mülkiye amirlerine verilen olağanüstü yetkiler" başlıklı 6. maddesinin, afetlerin meydana gelmesinden sonra vali ve kaymakamlar (Askerler ve hakim sınıfından bulunanlar hariç olmak üzere) 18 65 yaş arasındaki bütün erkeklere görev vermeye, bedeli, ücreti veya kirası sonradan ödenmek üzere canlı, cansız, resmi ve özel her türlü taşıt araçlarına ve gerekli makina, alat ve edevatına el koymaya... vb. yetkili olduğuna dair hükümler içerdiği, 7. maddesinde; afet bölgelerinde veya civarında bulunan ordu, jandarma, kıta birlik ve müessese kumandanlarının kendilerinden vali veya kaymakamlar tarafından istenilecek yardımları üstlerinden emir beklemeksizin yapmaya mecbur oldukları, 10. maddesinde ise; gerek yukarıda yazılı afetlerin vukuunda, gerek her türlü kurtarma, barındırma, yardım, söndürme, sevk ve tevzi işlerinde çalışanlardan yaralanan veya engelli hâle gelen yahut hastalananlar en yakın hastaneye veya tedavi yerlerine sevk edileceği, mülki ve askeri hastane ve tedavi yerleriyle umumi, mülhak, hususi bütçeli idarelere, belediye, hakiki ve hükmi şahıslara ait bütün hastane ve tedavi yerleri bunları hemen kabul ve tedavi etmeye mecbur oldukları, resmi hastane ve tedavi evlerinde bulunanlara parasız bakılacağı, resmi hastane ve tedavi evlerinde yer olmaması veya tedavi imkanı bulunmaması gibi sebeplerle zaruri olarak hususi hastanelerde yapılan tedavi ücretleri sonradan bu kanun mucibince ödeneceği, hükümleri yer almaktadır.
    Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; olmuş veya olması muhtemel afetlerin o yerin genel hayatına etkili olup olmadığı, 7269 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca hazırlanan bu Yönetmelik esaslarına göre tespit olunacağı, 2. maddesinde; meydana gelen bir afetten: a) 100 haneye kadar olan köylerde ve bucaklarda mevcut konutlardan en az 1/10' unun, b) l00 haneden fazla olan köylerde ve bucaklarda en az 10 konutun, c) Nüfusu 5 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 20 binanın, d) Nüfusu 5 binden 10 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 25 binanın, e) Nüfusu 10 binden 30 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 30 binanın, f) Nüfusu 30 binden 50 bine kadar olan ilçe ve illerde en az 40 binanın, g) Nüfusu 50 binden fazla olan ilçe ve illerde en az 50 binanın yıkılması veya bir daha oturulamayacak veya kullanamayacak derecede ağır hasar görmesi halinde afet o yerin genel hayatına etkilidir, hükmü, 3. maddesinde; nüfusu 15 binden fazla olan il ve ilçelerin mahalle (Yani muhtarlık) teşkil eden kesimlerinde en az 10 binanın yıkılması veya onarımı mümkün olmayacak derecede ağır hasar görmesi halinde de afet o yerin genel hayatına etkili sayılabilir, hükmü, 4. maddesinde ise; muhtemel afetlerin genel hayata etkili olup olmadığının tayin ve tespitinde, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerinde olmuş afetler için verilen ölçü ve sayılar aynen esas alınır, hükmü yer almaktadır.
    Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; olmuş ya da olması muhtemel deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi vb. afetler sebebiyle Yönetmelikte belirtilen ölçü ve sayılar dikkate alınarak bir bölgenin genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilebileceği, genel hayata etkililik kararının öncelikle afetin ilk etkilerinin giderilmesine ve afetzedelerin hayatlarının normale dönmesine yönelik tedbirlerin ve iyileştirme faaliyetlerinin daha hızlı alınması için verildiği, afete maruz bölge kararının ise düzenlenecek jeolojik etüt raporundan sonra gerek duyulması halinde alınabileceği ve bununla birlikte ikamet ve yapılaşma yasağının getirilebileceği, davacının iddiasının aksine genel hayata etkililik kararının ikamet ve yapılaşma yasağı içermediği, yine olmuş ya da olması muhtemel bir afete ilişkin genel hayata etkililik kararı verilmesi durumunda yıkık veya ağır hasarlı konut vb. taşınmaz sahibi afetzedeler için hak sahibi olmak ve borçlandırmaları yapılmak kaydıyla faizsiz ve uzun süreli taksitlerle kredi desteği sağlanacağı da anlaşılmaktadır.
    Dava dilekçesinin incelenmesinden ise; 06/02/2023 tarihinde on bir ili etkileyen ve Adıyaman İli ve ilçelerinde de ciddi yıkımlara yol açan deprem afetinin meydana geldiği, depremin etkilerinin telafisi için kamu idareleri tarafından muhtelif kararlar ve tedbirler alındığı, bu kapsamda dava konusu "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" kararı alındığı, davacının da Adıyaman İli, Çelikhan İlçesi, …, … ada, … parselde yer alan taşınmazı hakkında ağır hasar tespiti yapıldığı ve genel hayata etkili afet bölgesine dahil edildiği, ancak alınan kararın hukuka aykırı olduğu, şöyle ki; 6306 sayılı Kanunun afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme amacını taşıdığı, kent bazında riskli alan ve riskli yapıların dönüştürülmesini ve gerçekleştirilecek uygulamalara ilişkin olarak rezerv yapı alanlarını konu edindiği, bu kanun kapsamında zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan alanlara riskli alan denildiği ve riskli alan kararının Cumhurbaşkanı Kararıyla verildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin de Cumhurbaşkanı Kararı ile verilmesi gerektiği, olayda ise davacıya ait taşınmazın genel hayata etkili afet bölgesi kapsamında bırakılarak, ikamet etme ve yapılaşma yasağı getirildiği, yine 6306 sayılı Kanunun 5. maddesine göre de riskli yapıların yıkılması için öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi gerektiği, bu yönüyle de işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
    Olayda; dava konusu işlemin 7269 sayılı Kanun ile ilgili Yönetmelik hükümlerine dayanılarak tesis edildiği, dava dilekçesinde ise dava konusu işlemin 6306 sayılı Kanuna aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine yönelik iddialara yer verildiği görülmüştür.
    Bu durumda; dava konusu işlemin dayandığı mevzuat hükümlerine niçin aykırı olduğunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi ve dava konusu işlemin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin açıklanması suretiyle düzenlenecek dava dilekçesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesine uygun olarak yeniden dava açılması gerekmektedir.

    KARAR SONUCU :
    Açıklanan nedenlerle;
    1. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu Kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) gün içerisinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenmek ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,
    2. Dava dilekçesinin bir örneğinin davacıya iadesine,
    3. Aynı Kanunun 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre, yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde, davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
    4. Dava yenilenmediği takdirde artan yargılama giderinin davacıya iadesine, 12/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    2023/111437

    10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

    Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

    Ücretsiz Başla

    Anahtar Kelimeler

    dilekçeninmilletidördüncüreddineadınadaire

    Kaynak: karar_yargitay

    Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42

    Ücretsiz Üyelik

    Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

    Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

    Gelişmiş Arama

    10M+ karar arasında akıllı arama

    AI Asistan

    Kaynak atıflı hukuki cevaplar

    İndirme

    DOCX ve PDF formatında kaydet

    Benzer Kararlar

    AI ile otomatik eşleşen kararlar

    Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim