Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/11437
2023/5428
12 Ekim 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11437
Karar No : 2023/5428
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR: 1 …
2 … Bakanlığı
VEKİLLERİ: Av. …
3 … Belediye Başkanlığ
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Adana ili, Yüreğir ilçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarih ve …. sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI: 6306 sayılı Kanunun mülkiyet hakkına sınırlamalar getirebilecek nitelikte olması nedeniyle kanun koyucu tarafından sıkı kurallara bağlandığı, kamu yararını ilgilendiren bir durum olduğunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulması gerektiği, dava konusu işlemde 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğinde öngörülen koşulların fiili durumun da incelenmesi suretiyle detaylı teknik rapor ve analizlerle ortaya konulmadığı, bölgenin riskli alan niteliğinde olmadığı, yasada düzenlenen koşulları taşımadığı, kararın mülkiyet hakkının kısıtlanmasına yol açacağı ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı ve davacının ehliyetli olmadığı, esasa ilişkin ise dava konusu Bakanlar Kurulu kararının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesine uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava; 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Adana İli, Yüreğir İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen ve içerisinde davacıya ait … ada, … parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarihli, … sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 4709 sayılı Yasa ile değişik 13. maddesinde: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."hükmü, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35.maddesinde de "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" hükmüne yer verilmiştir.
20/03/1952 günü kabul edilen ve Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanan İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. Maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilmiş; Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında da "Riskli alan;
a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri,
c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını,
ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu,
f) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur..." hükümlerine yer verilmiştir.
Mülkiyet hakkı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olup, anılan düzenlemeler uyarınca bu hak, sadece kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabilir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içermekle birlikte, sınırlama yetkisinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamış ve kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini öngörmüştür.
6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir alanın Kanun'un 2. maddesi gereğince riskli alan olarak ilan edilebilmesi için alanın, ya zemin yapısı bakımından risk teşkil etmesi ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıması gerekmektedir.
6306 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince, bir alanın zemin yapısı ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığının, 6306 sayılı Kanunun uygulama Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunun hazırlanması, anılan fıkra uyarınca belirlenecek riskli alanlar için Yönetmeliğin Ek 2’sinde yer alan "Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esasların" Ek A bölümüne göre analiz ve raporun hazırlanarak, binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağıtımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrûktif uygulamalar, vb.) dikkate alınarak yapıların bulunduğu yerdeki deprem tehlikesi ve yapının deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi ve yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp buna göre genel yapı stokunun riskinin belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda,6306 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan belgelerin incelenmesinden; Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından riskli alan teklifine ilişkin dosya hazırlanarak … tarihli, … sayılı yazı ekinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletildiği, Afet ve Acil Durum Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile Adana İli, Yüreğir İlçesi, Koza ve Yeşilbağlar Mahallelerinde riskli alan teklif edilen alana yönelik alınmış herhangi bir afete maruz bölge kararının bulunmadığının belirtildiği, riskli alan tespit raporunda ise, bölgenin Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesinde (…) yer alan yaklaşık 76 hektar yüz ölçümüne sahip olan alan olduğu, bölgenin birbirini dik kesen, ızgara doku özellikleri gösteren 1 2 katlı konut ve küçük parsellerden oluştuğu, konut dışında kentsel kullanımın yer almadığı, proje alanının büyük bir bölümünde yerleşim olmadığı, Adana İli ve çevresinin 2. derece deprem kuşağında olduğu, 1998 yılında 6,3 şiddetindeki deprem yaşanmasının proje alanının deprem tehdidi altında olduğunun göstergesi olduğu, deprem sonrası yenileme güçlendirme işleminin yapılmamasının önemli bir risk faktörü oluşturduğu, yapılaşmanın %80 oranında ruhsatsız olduğu, 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan ilanı ile kentsel dönüşümün hedeflendiği, proje kapsamındaki alanların yenilenerek, afet riskinin ortadan kaldırılması ve kent merkezi ile bütünleşik yeni mekanların oluşturulmasının amaçlandığı bilgilerine dayanılarak dava konusu bölgenin riskli alan olarak tespit edildiği, ayrıca savunma ekinde dava konusu işlem tarihinden sonra düzenlenen 2016 tarihli imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporunun sunulduğu, raporun sonuç kısmında, çalışmada arazi çalışmaları, zeminin tetkiki, sondaj çalışmaları, laboratuvar çalışmaları ve jeolojik jeoteknik incelemeyi içerdiğinin belirtilerek, Yüreğir Belediyesi sınırlarında bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan belirlenen inceleme alanı içerisinde %95 oranındayapılaşma olduğu ve imar durumu ve yapılaşma açısından herhangi bir sorun bulunmadığının, yerleşime uygunluk açısından Önlemli Alan 5.1.(Ö.A.5.1.) önlem alınabilecek nitelikte şişme oturma açısından sorunlu alanlar kategorisinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alandaki yapıların ve zemin yapısının can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin dayanağı raporun zemin yapısı ve üzerindeki yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı hususları dikkate alındığında, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunun 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana ili, Yüreğir ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali yolunda verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2022/346, K:2022/9368 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/04/2023 tarih ve E:2023/190, K:2023/715 sayılı kararıyla usul yönünden bozulması üzerine, bozma kararına uyularak Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra üye Mehmet Ali CERAN'ın usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … sayılı yazısı üzerine, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile riskli alan olarak ilan edilerek 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Davacının maliki olduğu Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alan 6306 sayılı Kanun kapsamında 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edildiğinden, işlemlerin bu kapsamda yürütüldüğü yolundaki … tarihli, … sayılı Yüreğir Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü yazısı üzerine riskli alan ilanına ilişkin 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının İkinci Kısmında Temel Hak ve Ödevlerin düzenlendiği, Birinci Bölümünde ise Genel Hükümlerin belirlendiği, bu bölümde yer alan "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 4709 sayılı Yasa ile değişik 13. maddesinde: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.", İkinci Bölümde Kişinin Hakları ve Ödevleri arasında yer verilen "mülkiyet hakkı" 35. maddesinde sayılmış ve bu hak "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" şeklinde düzenlemeye konu edilmiştir.
20/03/1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında da "Riskli alan; a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu, b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri, c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını, ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini, d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını, e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu, f) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri, ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur..." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi düzenlemeleriyle kişilerin mülkiyet hakları güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkının yalnızca kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabileceği de yine bu düzenlemelerde öngörülmüştür. Kanun koyucu tarafından olağan dışı kanun olarak düzenlenen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında da kanunda sayılan idarelerce mülkiyet hakkına sınırlama getirilebilecektir. Ancak, yine burada kanun koyucu bu yetkinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamış ve ortada kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut bir şekilde ortaya konulmasını şarta bağlamıştır.
Dairemizce daha önce riskli alan konusunda bakılan davalarda uzman bilirkişilerce yapılan bilimsel incelemelerden; bir alanın üzerinde bulunduğu yapı stokunun can ve mal kaybına yol açma riski taşıması nedeniyle riskli alan olarak ilan edilebilmesi için, söz konusu alandaki binaların deprem riski belirlenirken binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağılımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrüktif uygulamalar, vb.) dikkate alınması gerektiği, niceliksel bir yaklaşımla teknik açıdan anlamlı tanımlar çerçevesinde binaların risk seviyeleri açısından sınıflandırılabileceği, bu tip bir sınıflandırmayı gerçekleştirmek için bütün binaların ilgili Yönetmeliğinin ekinde yer alan hızlı değerlendirme formları ile değerlendirilmesi ve bina bazında elde edilen performans skorlarının sınıflandırma amacıyla kullanılması gerektiği, örnekleme yoluyla tipik binaların seçilmesi ve seçilen binaların ayrıntılı olarak incelenmesi geçerli bir yaklaşım ise de, detaylı risk çalışmasında binalar seçilirken hangi örnekleme yönteminin (tesadüfi/tesadüfi olmayan yöntemler) kullanıldığı ve örnek büyüklüğünün nasıl seçildiğinin açık olarak belirtilmesi gerektiği, anakütle (toplam bina stoğu) içerisinde hem yığma hem betonarme binalar varsa örneklerin sadece yığma binalardan seçilemeyeceği, yığma ve betonarme yapıların istatistiksel olarak orantılı bir şekilde seçilmesi gerektiği, alanda yer alan yapıların deprem riskinin belirlenebilmesi için, bu yapıların teknik olarak incelenmesi gerektiği, bunun için, yapıların bulunduğu yerlerdeki deprem tehlikesi ve yapıların deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerinin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi gerektiği, yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp buna göre genel yapı stokunun riskinin belirlenmesi gerektiği, bölgenin deprem riskini belirlemek için öncelikle deprem tehlikesinin hesaplanması gerektiği, deprem tehlike hesaplamasının ise bölgeyi etkileyebilecek depremlerin oluşma potansiyeli olan sismik kaynaklara bağlı olarak yapılabileceği, bu şekilde ayrıntılı bir hesaplamanın istatistiksel olarak bölgenin deprem tehlikesi hakkında bir veri olabileceği, aksi takdirde yukarıda belirtilen çalışmalar yapılmadan, alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski konusunda değerlendirme yapmanın bilimsel kurallara ve dolayısıyla 6306 sayılı Kanunun amacına aykırı olacağı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Uyuşmazlıkta; 6306 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan belgelerin incelenmesinden; Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından riskli alan teklifine ilişkin dosya hazırlanarak 01/08/2013 tarihli, 8848 sayılı yazı ekinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletildiği, Afet ve Acil Durum Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile Adana İli, Yüreğir İlçesi, … ve … Mahallelerinde riskli alan teklif edilen alana yönelik alınmış herhangi bir afete maruz bölge kararının bulunmadığının belirtildiği, riskli alan tespit raporunda ise, bölgenin Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesinde (… ve …) yer alan yaklaşık 76 hektar yüz ölçümüne sahip olan alan olduğu, bölgenin birbirini dik kesen, ızgara doku özellikleri gösteren 1 2 katlı konut ve küçük parsellerden oluştuğu, konut dışında kentsel kullanımın yer almadığı, proje alanının büyük bir bölümünde yerleşim olmadığı, Adana İli ve çevresinin 2. derece deprem kuşağında olduğu, 1998 yılında 6,3 şiddetindeki deprem yaşanmasının proje alanının deprem tehdidi altında olduğunun göstergesi olduğu, deprem sonrası yenileme güçlendirme işleminin yapılmamasının önemli bir risk faktörü oluşturduğu, yapılaşmanın %80 oranında ruhsatsız olduğu, 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan ilanı ile kentsel dönüşümün hedeflendiği, proje kapsamındaki alanların yenilenerek, afet riskinin ortadan kaldırılması ve kent merkezi ile bütünleşik yeni mekanların oluşturulmasının amaçlandığı bilgilerine dayanılarak dava konusu bölgenin riskli alan olarak tespit edildiği, ayrıca savunma ekinde dava konusu işlem tarihinden sonra düzenlenen 2016 tarihli imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporunun sunulduğu, raporun sonuç kısmında, çalışmada arazi çalışmaları, zeminin tetkiki, sondaj çalışmaları, laboratuvar çalışmaları ve jeolojik jeoteknik incelemeyi içerdiğinin belirtilerek, Yüreğir Belediyesi sınırlarında bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan belirlenen inceleme alanı içerisinde %95 oranında yapılaşma olduğu ve imar durumu ve yapılaşma açısından herhangi bir sorun bulunmadığının, yerleşime uygunluk açısından Önlemli Alan 5.1.(Ö.A.5.1.) önlem alınabilecek nitelikte şişme oturma açısından sorunlu alanlar kategorisinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alandaki yapıların ve zemin yapısının can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin dayanağı raporun zemin yapısı ve üzerindeki yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı hususları dikkate alındığında, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunun 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE,
-
Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
-
Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (g) maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 12/10/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, 20/A maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, 2. fıkrasının (a) bendinde ise; ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hükme bağlanmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 9. bendinde, bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabileceği düzenlemesine; 26/04/2016 günlü, 29695 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 14/04/2016 günlü, 6704 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 6306 sayılı Kanuna eklenen Ek 1. maddenin 2. fıkrasında ise; "Riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabilir. Uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan hükümler uyarınca; idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayım veya ilân tarihidir. 26/04/2016 tarihinden sonra Resmi Gazete'de yayımlanan riskli alan kararlarına karşı yayım tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekmektedir.
Öte yandan; Anayasanın 2.maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmiş olup, hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden; Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 18/12/2013 tarihli, 28855 Resmi Gazetede yayımlandığı, dava dilekçesinde ise, dava konusu işlemin 10/01/2022 tarihli Yüreğir Belediye Başkanlığı yazısı ile öğrenildiğinin belirtilerek, 11/01/2022 tarihli dilekçe ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 14/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 6306 sayılı Kanunda yapılan değişiklik uyarınca, 6306 sayılı Kanunun 2. maddesi ile Ek 1. maddesine göre yapılan işlemler yönünden ayrım yapılmadan, riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabileceği, uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamayacağı düzenlemesi karşısında, söz konusu değişiklikten sonra alınan riskli alan kararlarına karşı Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde; dava konusu olayda olduğu gibi bu tarihten önceki riskli alan kararlarına karşı ise en geç anılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği 14/04/2016 tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde dava açılması gerekirken, belirtilen süreler içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı görüşü ile usule ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11437 E. , 2023/5428 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11437
Karar No : 2023/5428
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1 …
2 … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
3 … Belediye Başkanlığ
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Adana ili, Yüreğir ilçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarih ve …. sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : 6306 sayılı Kanunun mülkiyet hakkına sınırlamalar getirebilecek nitelikte olması nedeniyle kanun koyucu tarafından sıkı kurallara bağlandığı, kamu yararını ilgilendiren bir durum olduğunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulması gerektiği, dava konusu işlemde 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğinde öngörülen koşulların fiili durumun da incelenmesi suretiyle detaylı teknik rapor ve analizlerle ortaya konulmadığı, bölgenin riskli alan niteliğinde olmadığı, yasada düzenlenen koşulları taşımadığı, kararın mülkiyet hakkının kısıtlanmasına yol açacağı ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı ve davacının ehliyetli olmadığı, esasa ilişkin ise dava konusu Bakanlar Kurulu kararının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesine uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Adana İli, Yüreğir İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen ve içerisinde davacıya ait … ada, … parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarihli, … sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 4709 sayılı Yasa ile değişik 13. maddesinde: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."hükmü, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35.maddesinde de "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" hükmüne yer verilmiştir.
20/03/1952 günü kabul edilen ve Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanan İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. Maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilmiş; Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında da "Riskli alan;
a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri,
c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını,
ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu,
f) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur..." hükümlerine yer verilmiştir.
Mülkiyet hakkı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olup, anılan düzenlemeler uyarınca bu hak, sadece kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabilir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içermekle birlikte, sınırlama yetkisinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamış ve kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini öngörmüştür.
6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir alanın Kanun'un 2. maddesi gereğince riskli alan olarak ilan edilebilmesi için alanın, ya zemin yapısı bakımından risk teşkil etmesi ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıması gerekmektedir.
6306 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince, bir alanın zemin yapısı ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığının, 6306 sayılı Kanunun uygulama Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunun hazırlanması, anılan fıkra uyarınca belirlenecek riskli alanlar için Yönetmeliğin Ek 2’sinde yer alan "Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esasların" Ek A bölümüne göre analiz ve raporun hazırlanarak, binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağıtımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrûktif uygulamalar, vb.) dikkate alınarak yapıların bulunduğu yerdeki deprem tehlikesi ve yapının deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi ve yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp buna göre genel yapı stokunun riskinin belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda,6306 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan belgelerin incelenmesinden; Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından riskli alan teklifine ilişkin dosya hazırlanarak … tarihli, … sayılı yazı ekinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletildiği, Afet ve Acil Durum Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile Adana İli, Yüreğir İlçesi, Koza ve Yeşilbağlar Mahallelerinde riskli alan teklif edilen alana yönelik alınmış herhangi bir afete maruz bölge kararının bulunmadığının belirtildiği, riskli alan tespit raporunda ise, bölgenin Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesinde (…) yer alan yaklaşık 76 hektar yüz ölçümüne sahip olan alan olduğu, bölgenin birbirini dik kesen, ızgara doku özellikleri gösteren 1 2 katlı konut ve küçük parsellerden oluştuğu, konut dışında kentsel kullanımın yer almadığı, proje alanının büyük bir bölümünde yerleşim olmadığı, Adana İli ve çevresinin 2. derece deprem kuşağında olduğu, 1998 yılında 6,3 şiddetindeki deprem yaşanmasının proje alanının deprem tehdidi altında olduğunun göstergesi olduğu, deprem sonrası yenileme güçlendirme işleminin yapılmamasının önemli bir risk faktörü oluşturduğu, yapılaşmanın %80 oranında ruhsatsız olduğu, 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan ilanı ile kentsel dönüşümün hedeflendiği, proje kapsamındaki alanların yenilenerek, afet riskinin ortadan kaldırılması ve kent merkezi ile bütünleşik yeni mekanların oluşturulmasının amaçlandığı bilgilerine dayanılarak dava konusu bölgenin riskli alan olarak tespit edildiği, ayrıca savunma ekinde dava konusu işlem tarihinden sonra düzenlenen 2016 tarihli imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporunun sunulduğu, raporun sonuç kısmında, çalışmada arazi çalışmaları, zeminin tetkiki, sondaj çalışmaları, laboratuvar çalışmaları ve jeolojik jeoteknik incelemeyi içerdiğinin belirtilerek, Yüreğir Belediyesi sınırlarında bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan belirlenen inceleme alanı içerisinde %95 oranındayapılaşma olduğu ve imar durumu ve yapılaşma açısından herhangi bir sorun bulunmadığının, yerleşime uygunluk açısından Önlemli Alan 5.1.(Ö.A.5.1.) önlem alınabilecek nitelikte şişme oturma açısından sorunlu alanlar kategorisinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alandaki yapıların ve zemin yapısının can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin dayanağı raporun zemin yapısı ve üzerindeki yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı hususları dikkate alındığında, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunun 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana ili, Yüreğir ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali yolunda verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2022/346, K:2022/9368 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/04/2023 tarih ve E:2023/190, K:2023/715 sayılı kararıyla usul yönünden bozulması üzerine, bozma kararına uyularak Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra üye Mehmet Ali CERAN'ın usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … sayılı yazısı üzerine, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile riskli alan olarak ilan edilerek 18/12/2013 tarihli, 28855 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Davacının maliki olduğu Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alan 6306 sayılı Kanun kapsamında 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edildiğinden, işlemlerin bu kapsamda yürütüldüğü yolundaki … tarihli, … sayılı Yüreğir Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü yazısı üzerine riskli alan ilanına ilişkin 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının İkinci Kısmında Temel Hak ve Ödevlerin düzenlendiği, Birinci Bölümünde ise Genel Hükümlerin belirlendiği, bu bölümde yer alan "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 4709 sayılı Yasa ile değişik 13. maddesinde: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.", İkinci Bölümde Kişinin Hakları ve Ödevleri arasında yer verilen "mülkiyet hakkı" 35. maddesinde sayılmış ve bu hak "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" şeklinde düzenlemeye konu edilmiştir.
20/03/1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında da "Riskli alan; a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu, b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri, c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını, ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini, d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını, e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu, f) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri, ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur..." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi düzenlemeleriyle kişilerin mülkiyet hakları güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkının yalnızca kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabileceği de yine bu düzenlemelerde öngörülmüştür. Kanun koyucu tarafından olağan dışı kanun olarak düzenlenen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında da kanunda sayılan idarelerce mülkiyet hakkına sınırlama getirilebilecektir. Ancak, yine burada kanun koyucu bu yetkinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamış ve ortada kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut bir şekilde ortaya konulmasını şarta bağlamıştır.
Dairemizce daha önce riskli alan konusunda bakılan davalarda uzman bilirkişilerce yapılan bilimsel incelemelerden; bir alanın üzerinde bulunduğu yapı stokunun can ve mal kaybına yol açma riski taşıması nedeniyle riskli alan olarak ilan edilebilmesi için, söz konusu alandaki binaların deprem riski belirlenirken binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağılımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrüktif uygulamalar, vb.) dikkate alınması gerektiği, niceliksel bir yaklaşımla teknik açıdan anlamlı tanımlar çerçevesinde binaların risk seviyeleri açısından sınıflandırılabileceği, bu tip bir sınıflandırmayı gerçekleştirmek için bütün binaların ilgili Yönetmeliğinin ekinde yer alan hızlı değerlendirme formları ile değerlendirilmesi ve bina bazında elde edilen performans skorlarının sınıflandırma amacıyla kullanılması gerektiği, örnekleme yoluyla tipik binaların seçilmesi ve seçilen binaların ayrıntılı olarak incelenmesi geçerli bir yaklaşım ise de, detaylı risk çalışmasında binalar seçilirken hangi örnekleme yönteminin (tesadüfi/tesadüfi olmayan yöntemler) kullanıldığı ve örnek büyüklüğünün nasıl seçildiğinin açık olarak belirtilmesi gerektiği, anakütle (toplam bina stoğu) içerisinde hem yığma hem betonarme binalar varsa örneklerin sadece yığma binalardan seçilemeyeceği, yığma ve betonarme yapıların istatistiksel olarak orantılı bir şekilde seçilmesi gerektiği, alanda yer alan yapıların deprem riskinin belirlenebilmesi için, bu yapıların teknik olarak incelenmesi gerektiği, bunun için, yapıların bulunduğu yerlerdeki deprem tehlikesi ve yapıların deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerinin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi gerektiği, yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp buna göre genel yapı stokunun riskinin belirlenmesi gerektiği, bölgenin deprem riskini belirlemek için öncelikle deprem tehlikesinin hesaplanması gerektiği, deprem tehlike hesaplamasının ise bölgeyi etkileyebilecek depremlerin oluşma potansiyeli olan sismik kaynaklara bağlı olarak yapılabileceği, bu şekilde ayrıntılı bir hesaplamanın istatistiksel olarak bölgenin deprem tehlikesi hakkında bir veri olabileceği, aksi takdirde yukarıda belirtilen çalışmalar yapılmadan, alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski konusunda değerlendirme yapmanın bilimsel kurallara ve dolayısıyla 6306 sayılı Kanunun amacına aykırı olacağı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta; 6306 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan belgelerin incelenmesinden; Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından riskli alan teklifine ilişkin dosya hazırlanarak 01/08/2013 tarihli, 8848 sayılı yazı ekinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletildiği, Afet ve Acil Durum Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile Adana İli, Yüreğir İlçesi, … ve … Mahallelerinde riskli alan teklif edilen alana yönelik alınmış herhangi bir afete maruz bölge kararının bulunmadığının belirtildiği, riskli alan tespit raporunda ise, bölgenin Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesinde (… ve …) yer alan yaklaşık 76 hektar yüz ölçümüne sahip olan alan olduğu, bölgenin birbirini dik kesen, ızgara doku özellikleri gösteren 1 2 katlı konut ve küçük parsellerden oluştuğu, konut dışında kentsel kullanımın yer almadığı, proje alanının büyük bir bölümünde yerleşim olmadığı, Adana İli ve çevresinin 2. derece deprem kuşağında olduğu, 1998 yılında 6,3 şiddetindeki deprem yaşanmasının proje alanının deprem tehdidi altında olduğunun göstergesi olduğu, deprem sonrası yenileme güçlendirme işleminin yapılmamasının önemli bir risk faktörü oluşturduğu, yapılaşmanın %80 oranında ruhsatsız olduğu, 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan ilanı ile kentsel dönüşümün hedeflendiği, proje kapsamındaki alanların yenilenerek, afet riskinin ortadan kaldırılması ve kent merkezi ile bütünleşik yeni mekanların oluşturulmasının amaçlandığı bilgilerine dayanılarak dava konusu bölgenin riskli alan olarak tespit edildiği, ayrıca savunma ekinde dava konusu işlem tarihinden sonra düzenlenen 2016 tarihli imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt raporunun sunulduğu, raporun sonuç kısmında, çalışmada arazi çalışmaları, zeminin tetkiki, sondaj çalışmaları, laboratuvar çalışmaları ve jeolojik jeoteknik incelemeyi içerdiğinin belirtilerek, Yüreğir Belediyesi sınırlarında bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan belirlenen inceleme alanı içerisinde %95 oranında yapılaşma olduğu ve imar durumu ve yapılaşma açısından herhangi bir sorun bulunmadığının, yerleşime uygunluk açısından Önlemli Alan 5.1.(Ö.A.5.1.) önlem alınabilecek nitelikte şişme oturma açısından sorunlu alanlar kategorisinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alandaki yapıların ve zemin yapısının can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin dayanağı raporun zemin yapısı ve üzerindeki yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı hususları dikkate alındığında, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunun 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı Yüreğir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A 2 (g) maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 12/10/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, 20/A maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, 2. fıkrasının (a) bendinde ise; ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hükme bağlanmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 9. bendinde, bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabileceği düzenlemesine; 26/04/2016 günlü, 29695 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 14/04/2016 günlü, 6704 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 6306 sayılı Kanuna eklenen Ek 1. maddenin 2. fıkrasında ise; "Riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabilir. Uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan hükümler uyarınca; idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayım veya ilân tarihidir. 26/04/2016 tarihinden sonra Resmi Gazete'de yayımlanan riskli alan kararlarına karşı yayım tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekmektedir.
Öte yandan; Anayasanın 2.maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmiş olup, hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden; Adana İli, Yüreğir İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/11/2013 tarihli, 2013/5679 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 18/12/2013 tarihli, 28855 Resmi Gazetede yayımlandığı, dava dilekçesinde ise, dava konusu işlemin 10/01/2022 tarihli Yüreğir Belediye Başkanlığı yazısı ile öğrenildiğinin belirtilerek, 11/01/2022 tarihli dilekçe ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 14/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 6306 sayılı Kanunda yapılan değişiklik uyarınca, 6306 sayılı Kanunun 2. maddesi ile Ek 1. maddesine göre yapılan işlemler yönünden ayrım yapılmadan, riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabileceği, uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamayacağı düzenlemesi karşısında, söz konusu değişiklikten sonra alınan riskli alan kararlarına karşı Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde; dava konusu olayda olduğu gibi bu tarihten önceki riskli alan kararlarına karşı ise en geç anılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği 14/04/2016 tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde dava açılması gerekirken, belirtilen süreler içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı görüşü ile usule ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.
2023/111437
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42