SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12014

Karar No

2023/5406

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

T.C.

D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2023/12014

Karar No : 2023/5406

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1 …

12 …

VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı

VEKİLİ: Av. …

MÜDAHİL (Davalı yanında) : … Gübre Sanayi Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: **

Dava konusu istem: Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, …Mevkiinde, …Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen …tarihli ve …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu ÇED raporundaki bir takım eksikliklere ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verildiği; fakat, bu hususların büyük bölümünün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu; bunun yanında, bilirkişi raporunda, yer seçiminin uygun olduğu hususu başta olmak üzere, farklı başlıklar altında yapılan tespit ve değerlendirmelerde, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların ÇED raporunda belirtilen alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğuna vurgu yapıldığı; bu itibarla, bilirkişi raporuna yapılan taraf itirazlarının bilirkişi raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Zonguldak Bartın Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planının E 28 paftasındaki 'Filyos Endüstri Bölgesi Mevkiinde" bulunan ve daha önce sazlık (Filyos çayından dolayı) sonrasında toprakla doldurulmuş vaziyetteki hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı alanda müdahil ... Gübre Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesinin gerçekleştirilmesinin, kamu yararına olduğu ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: İnşaat aşamasında oluşan atık suların ne şekilde bertaraf edileceğine dair bir veriye ÇED raporunda yer verilmediği, arıtma prosesi hatalı olan fabrikanın, deniz ve ırmağın etki alanında kalan bölümünde canlı yaşamını bitireceği, yüksek konsantrasyonda amonyak içeren atık suların kimyasal ve biyolojik yöntemlerle arıtılmasının mümkün olmadığı, projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkilere dair alınacak önlemler yönü ile eksik olduğu, çevresel risklerin ÇED raporunda tartışılmadığı, inşaat faaliyetleri sırasında ortaya çıkacak hafriyatın ne şekilde bertaraf edileceğine dair herhangi bir öneri ya da çözüm geliştirilmiş olmadığı, ÇED raporunda güncel verilerden ayrık, olası risklere karşı da önlem geliştirilmediği, ÇED raporunun genel formata uygun hazırlanmadığı, denetime elverişli olmadığı, proje için daha uygun alternatif alanlar olduğu, nehirden çok miktarda su çekilmesinin suların tuzlanmasına neden olacağı, toprağın bağlı olduğu ekosistemlerde doğal dengenin geri dönüşümsüz bir şekilde bozulacağı, biyolojik çeşitlilik konusunda raporun genel, literatüre dayalı ama saha verilerine dayanmadığı, ÇED raporunun baştan aşağı eksikliklerle dolu olduğu, bilirkişilerden ek rapor alınması gerekirken Mahkemenin bu eksiklikleri görmezden geldiği, baca gazı özellikleriyle ölçümlerin hangi ekipmanlarla yapılacağının belirsiz olduğu, Tios Antik Kenti, tarım alanları ve kuş cenneti olarak ayrılan alanların baca yüksekliğine göre etki alanında kaldığı, etki alanı yarı çapının 4,3 km olduğu, baca gazı modellemesi yapılmadığı, proje kapsamında kurulacak 12 bacanın yayacağı emisyonun kümülatif etkilerinin hesap edilmediği, bilirkişi raporunda tehlikeli kimyasalların nasıl etkisiz hale getirileceği konusunda ÇED raporunda veri olup olmadığının değerlendirilmediği, endüstriyel atıkların karakterizasyonunun belirlenmediği, halkın katılımı toplantısı yapılmadığı, ÇED raporunun kopyala yapıştır yöntemiyle yapıldığı, pek çok özensizlik mevcut olduğu, toprağın korunmasının öncelikli hedef olması gerektiği, bölgenin gıda güvenliğinin yok edildiği, proje alanının kent ve sanayi planlamalarında kullanılamayacağı, bilirkişi raporunun Mahkemenin yorumladığı şekilde prosesin çevreye zarar vermeyeceği şekilde yorumlanmaya müsait olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: **

1 Davalı idare tarafından; tesisin doğalgazdan amonyak üreten en büyük tesis olacağı ve ülke ekonomisine faydalar sağlayacağı, toz emisyonu açısından olumsuz etki olması beklenmediği, imar planlarında endüstri bölgesi içerisinde kaldığı, tesis etki alanında hava kalitesi sınır değerlerinin sağlanacağı, sağlık koruma bandı mesafelerine uyulacağı, atık suların arıtıldıktan sonra mevzuata uygun değerlere getirilerek Filyos Nehri'ne deşarj edileceği, suyun nehrin denize yakın yerlerinden alınacağı, içme suyunun veya tarımsal sulamada kullanılacak suyun kalitesini olumsuz etkileyecek bir süreç söz konusu olmadığı, Zonguldak İli sınırları içerisinde RAMSAR alanı, Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan bulunmadığı, alanda koruma altına alınması gereken bir bitki türü bulunmadığı, tesiste meydana gelecek emisyonların kütlesel debilerinin sınır değerleri aşmadığı, proje alanı ve etki alanı içerisinde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na giren bir alan bulunmadığı, Zonguldak İlinde ilan edilmiş Danaağzı, Göldağı, Milli Egemenlik ve İncüvez Çamlığı Tabiat Parkları bulunduğu, proje alanının Danaağzı Tabiat Parkı'na 40km, Göldağı Tabiat parkı'na 17km, Milli Egemenlik Tabiat Parkı'na 25km ve Balamba Tabiat Parkı'na 25km uzaklıkta olduğu, ÇED sürecinin tabi olduğu mevzuat hükümlerinin tam olarak yerine getirildiği, temyiz dilekçesinde dile getirilen hususların gerçeği yansıtmadığı, Nihai ÇED Raporunda hukuki ve teknik olarak bir eksiklik ve herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığı belirtilerek, davacının temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

2 Davalı yanında müdahil tarafından; savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ:

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: **

MADDİ OLAY: **

Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, … Mevkiinde, … Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: **

2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.

25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.

Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.

Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **

ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi, Biyolog, Hidroloji ve Hidrojeoloji Mühendisi, Kimya Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 19.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; (...)Proje alanı T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 12.05.2009 tarihinde onaylanan “Zonguldak Bartın Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı' E 28 paftasında 'Endüstri Bölgesi'nde yer aldığı görülmüştür. Dolayısıyla, proje alanında tarım, Orman, kentsel yerleşik alan gibi statüdeki alanlar bulunmamaktadır. Ayrıca proje alanı daha önce sazlık (Filyos çayından dolayı) sonrasında toprakla doldurulmuş olduğu ve hiçbir tarımsal faaliyet yapılmadığı görülmüştür. (...) Flora Fauna açısından; Nihai ÇED Raporunda çalışma alanı; ilgili mevzuat ve yönetmelikler kapsamında flora fauna açısından yasa ve yönetmeliklere uygun olarak hazırlandığı görülmektedir. Yine çalışma alanında yapılacak her türlü inşaat, yıkım, toz vb. oluşumlarda flora ve fauna elemanlarını korumak ya da zarar görmelerini engellemek için alınması gereken önlemlerin çoğu uygulanabilir ve flora ve fauna türlerinin zarar görmesini engelleyebilecek bilimsel odaklı faaliyetlerdir. Ayrıca; keşif alanı ve çevresinde 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9'uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından "Özel Çevre Koruma Bölgeleri" (ÖÇK) olarak tespit ve ilan edilen hassas alanların bulunmadığı; yine alanda, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'na göre koruma altına alınan alanlar ile 17/05/2005 tarihli ve 25818 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nde belirtilen sulak alan bulunmadığı görülmüştür. Flora elemanlarını oluşturan türlerin çoğunluğunu kozmopolit türlerin oluşturması, BERN ve CITES listesinde yer alan türleri ve CR, EN, VU gibi kritik tehlike kategorilerini içermemesi; zeytinlik sahalarının bulunmaması, alanda özel bir habitat/ekosistem tipinin olmaması ve çayırlık alanların yoğun olması bitki türü çeşitliliğini ve dolaylı olarak da fauna (omurgasız/omurgalı) zenginliğini azaltmaktadır. Fauna elemanlarının çoğunluğunun ülkemizde yaygın olan türlerden oluşması ve endemik türleri içermemesi; BERN, CITES ve Merkez Av Komisyon Kararlarına (MAKK) göre fauna elemanlarının yer almasına rağmen bunların korunması için alınması gereken önlemlerin mevzuat çerçevesinde uygulanabilir olarak verilmiş olması, CR, ve EN tehdit kategorilerinde türlerin olmaması, Küresel Ölçekte VU (Hassas) kategorisinde sadece tosbağa (Testudo graeca) türünün yer almasına rağmen bu türün, ülkemizde Doğu Karadeniz dışında geniş bir yayılışa sahip olması ve ülkemizdeki popülasyon durumu dikkate alındığında daha düşük riskli bir kategoriye ilave edilmesi gibi maddeler göz önüne alındığında proje alanının flora ve fauna elemanları açısından ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. (...) Tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından; ÇED raporunda yeterli incelemenin yapılmadığı, ağırlıklı olarak proje alanı değerlendirildiği, proje alanının çevresindeki tarım arazilerinin bir kısmının Mutlak Tarım Arazisi, bir kısmının Dikili Tarım Arazisi ve bir kısmının Marjinal Tarım Arazisi olduğu, yörede tarla ve sebze tarımı haricinde ciddi manada tarımsal üretimin yapılmadığı, sulanabilir tarım arazisinin oldukça az olduğu, hayvansal üretimin çok gelişmediği (büyükbaş hayvan yetiştiriciliği hariç), gübre fabrikasının kurulmasıyla beraber çevresindeki tarımsal arazi miktarında azalmayla beraber üretim miktarında da azalmaların olacağı ve yöre insanının bundan olumsuz etkileneceği, Toprak Koruma Projesi'ne uyulmak şartıyla ve ek olarak proje sahiplerinin üretimle beraber oluşacak olan atıklarının tarımsal alanların toprak, su ve hava kalitesini etkilemeyecek şekilde bertaraf edilmesi durumunda çevre tarım arazilerine olan etkisinin asgariye indirilebileceği; ancak mevcut tecrübeler de dikkate alındığında tam bir korumanın sağlanmasının çok zor olduğu ve dolayısıyla çevre tarım arazisinin de belirli ölçekte olumsuz etkileneceği kanaatindeyiz. (...) Hava kalitesi açısından; Nihai ÇED Raporunda, proje kapsamında SKHKKY Madde 6 çerçevesinde amonyak, nitrik asit, sülfürik asit, fosforik asit, NPK gübreleri, üre gübreleri ve kalsiyum amonyum nitrat gübreleri üretimleri için mevcut en iyi tekniklere uyulacağı taahhüt edilerek enerji kayıplarını azaltarak çevresel performansı arttırmaya yönelik teknikler ortaya konmaktadır. Absorpsiyon kolonları, DeNOx sistemleri, siklon sistemler ve gaz yıkama kuleleri ile tesiste oluşması muhtemel partikül madde, NH5, NO, SOx, fosforik asidin konsantre edilmesi esnasında vakum aracılığı ile çekilen buhar ve diğer gaz akımların arıtılarak “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” hükümlerine uygun olarak bacadan atmosfere verileceği görülmektedir. Ayrıca hava kalitesi sınır değerleri sağlanacak olup Valilikçe bu konuda alınacak tedbirlere uyulacağı da net şekilde ifade edilmektedir. Bu bağlamda tesiste oluşacak emisyonlara yönelik gerekli önlemlerin uygun teknolojilerle alındığı görülmektedir. Ancak tesisten kaynaklanabilecek kirleticilerin kütlesel debileri ve bölgenin mevcut hava kalitesi gözönüne alındığında partikül madde, NO, ve NHs emisyonlarının kritik öneme sahip olduğu görülmektedir. Sonuç olarak tesisten etkilenmesi muhtemel halkın kaygılarının azaltılması adına partikül madde, NO, ve NH5s emisyonlarının otomatik örnekleyiciler ile sürekli takip edileceği ve verilerinde Çevre İl Müdürlüğü ile online paylaşılacağı taahhüt edilmesi kaydıyla tesisten kaynaklanacak emisyonların etkilerinin önlenmesi ya da çevreye verilecek zararın en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve hava kalitesine ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. (...) Su Kalitesi açısından; Nihai ÇED Raporunda tesiste oluşacak evsel nitelikli atıksuların fiziksel ve biyolojik arıtma ünitelerinden oluşan arıtma sistemiyle arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği görülmektedir. Biyolojik arıtma ünitelerinde anaerobik havuzların bulunması azot, fosfor gideriminin de olduğu ileri biyolojik arıtma tesisi kurulacağını göstermektedir. Endüstriyel atıksuların ise fiziko kimyasal ve biyolojik ünitelerinden oluşan arıtma tesisinde arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği ya da proseste yeniden kullanılacağı ifade edilmektedir. Mevcut önerilen arıtma sistemlerinin atıksu kirliliklerini önlemek açısından yeterli teknik donatıya sahip olduğu ancak Filyos Nehri'ne olan riskleri tamamen ortadan kaldırmak için yukarıda detaylı olarak verilen öneriler çerçevesinde arıtılmış atık suların proseste yeniden kullanılma seçeneğinin ön planına çıkarılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Filyos Nehri'nden alınacak soğutma suları kapalı devre proseste kullanılacağından yüzey sularına kirlilik olarak bir etkisi olmayacaktır. Ancak özellikle nehir debisinin düşük düzeyde olduğu dönemlerde çekilen su debisinin nehir ekosistemine etkisini minimize edecek önlemlerin sunulması gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Hidrojeolojik açıdan; tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağı taahhüt edilmelidir. Su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizleri de takip edilmelidir. Yapılan analizlerde sınır değerlerin üzerinde değerler elde edildiğinde duruma el konularak gerekli iyileştirme önlemleri alınacağı, yüzey suyu kaynaklarının dışında daha önce tespit edilen yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak tek bir kuyu yerine, sahayı karakterize edecek şekilde gözlem kuyuları yerleştirilerek faaliyetler sırasında ortaya çıkması muhtemel kirliliğin hızlı bir şekilde tespit edileceği ÇED Raporunda taahhüt edilmelidir. Bu sayede belirli periyotta yapılacak örnekleme ile kirleticiler tespit edilip, sahanın dışına ve eğimin olduğu alana doğru kontrolsüz kirletici akışının önüne geçilecektir. Faaliyetler ile ortaya çıkması muhtemel kirletici kaynakların nasıl ıslah edileceği ile ilgili yöntem geliştirilip, çözüm önerileri sunulmalıdır. Tesisin yapılacağı yerin alüvyon zemin olmasından ve yeraltı su seviyesinin sığ olmasından ötürü faaliyetler sırasında oluşabilecek sızıntıların titiz bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Bu durumdan rapor içerisinde titizlikle bahsedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Üretilecek katı atıklar açısından; Nihai ÇED Raporu'na göre tesiste oluşacak Belediye atıklarının, ambalaj atıklarının, tehlikeli atıkların, ömrünü tamamlamış lastiklerin, tıbbi atıkların, elektrik ve elektronik atıkların mevcut yönetmelikler çerçevesinde bertaraf edileceği taahhüt edilmektedir. Tesiste oluşacak arıtma çamurlarının da T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisans verilmiş geri kazanım/bertaraf tesislerine gönderileceği belirtilmektedir. Prosesten kaynaklanacak alçı atıklarının da çimento fabrikalarında değerlendirileceği ifade edilmektedir. Ayrıca atıkları tesis içerisinde geçici depolamanın özelliklerinin belirlenmesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan rehbere uyulacağı taahhüt edilmektedir. İlgili taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda katı atıklardan kaynaklanacak etkilerin kayda değer bir risk yaratmayacağı kanaatine varılmıştır. (...) Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Filyos Endüstri Bölgesi mevkiinde ... Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği gereğince hazırlanan ÇED Raporu, projesine 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği Ek I “ÇED Uygulanacak Projeler Listesi” kapsamında (Madde 6 Fonksiyonel olarak birbirine bağlı çeşitli birimleri kullanarak endüstriyel ölçekte üretim yapan kimya tesisleri: b) İnorganik kimyasalların üretimi ve c) Yıllık 20.000 ton ve üzeri fosfor, azot ve potasyum bazlı basit veya bileşik gübrelerin üretimi” ) değerlendirilmiştir. Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu çerçevesinde çevresel etkileri ortaya konularak oluşacak çevresel etkilere karşı alınacak tedbir ve önlemler detaylı olarak değerlendirilmiştir. ... Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun bilgi ve verileri ışığında ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatindeyiz şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.

Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; flora fauna açısından yapılan değerlendirmelerde, proje alanının flora ve fauna elemanları açısından ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varıldığı belirtilmekle birlikte, nihai ÇED raporundaki floristik ve faunistik tablolara göre faaliyet sahası kısmında ve literatüre dayalı olarak tespit edilen fauna ve flora türlerinin tehlike kategorileri, endemiklik durumları, nispi bolluk dereceleri, uluslararası anlaşmalarla (Bern Sözleşmesi vb.) koruma altına alınan türlerin olup olmadığının tekrar gözden geçirilmesi, nihai ÇED raporunda; endemik olduğu halde endemik olmadığı; tehlike kategorileri olduğu halde tehlike kategorileri olmadığı gösterilen türlere yer verildiğinin anlaşıldığı, nihai ÇED raporunun kaynakça kısmında IUCN için http://www.iucnredlist.org/ web sitesinden faydalanıldığı ifade edilmesine rağmen örneğin; Ulmus glabra (Karaağaç) gibi ülkemizde yaygın bulunan ancak IUCN'de Avrupa düzeyinde VU kategorisinde yer alan türün kategorisi gösterilmemiştir tespitinin yapıldığı; su kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerde, nihai ÇED raporunda, tesiste oluşacak evsel nitelikli atıksuların fiziksel ve biyolojik arıtma ünitelerinden oluşan arıtma sistemiyle arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği, biyolojik arıtma ünitelerinde anaerobik havuzların bulunması azot, fosfor gideriminin de olduğu ileri biyolojik arıtma tesisi kurulacağını gösterdiği, endüstriyel atıksuların ise fiziko kimyasal ve biyolojik ünitelerinden oluşan arıtma tesisinde arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği ya da proseste yeniden kullanılacağı, mevcut önerilen arıtma sistemlerinin atıksu kirliliklerini önlemek açısından yeterli teknik donatıya sahip olduğu ancak Filyos Nehri'ne olan riskleri tamamen ortadan kaldırmak için yukarıda detaylı olarak verilen öneriler çerçevesinde arıtılmış atık suların proseste yeniden kullanılma seçeneğinin ön plana çıkarılması gerektiği kanaatine varıldığı, Filyos Nehri'nden alınacak soğutma suları kapalı devre proseste kullanılacağından yüzey sularına kirlilik olarak bir etkisinin olmayacağı, ancak özellikle nehir debisinin düşük düzeyde olduğu dönemlerde çekilen su debisinin nehir ekosistemine etkisini minimize edecek önlemlerin sunulması gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği; hidrojeolojik açıdan yapılan değerlendirmelerde ise, tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağının taahhüt edilmesi gerektiği, su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizlerinin de takip edilmesi gerektiği, yapılan analizlerde sınır değerlerin üzerinde değerler elde edildiğinde duruma el konularak gerekli iyileştirme önlemleri alınacağının, yüzey suyu kaynaklarının dışında daha önce tespit edilen yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak tek bir kuyu yerine, sahayı karakterize edecek şekilde gözlem kuyuları yerleştirilerek faaliyetler sırasında ortaya çıkması muhtemel kirliliğin hızlı bir şekilde tespit edileceğinin ÇED raporunda taahhüt edilmesi gerektiği, bu sayede belirli periyotta yapılacak örnekleme ile kirleticiler tespit edilip, sahanın dışına ve eğimin olduğu alana doğru kontrolsüz kirletici akışının önüne geçilebileceği, faaliyetler ile ortaya çıkması muhtemel kirletici kaynakların nasıl ıslah edileceği ile ilgili yöntem geliştirilip, çözüm önerileri sunulması gerektiği, tesisin yapılacağı yerin alüvyon zemin olmasından ve yeraltı su seviyesinin sığ olmasından ötürü faaliyetler sırasında oluşabilecek sızıntıların titiz bir şekilde izlenmesi gerektiği, bu durumdan rapor içerisinde titizlikle bahsedilmesi gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine ÇED Raporunun teknik yeterliliği açısından yapılan değerlendirmede de, nihai ÇED raporu teknik ve bilimsel olarak detaylı bir şekilde incelendiğinde düzeltilmesi gereken önemli eksiklikler olduğunun görüldüğü, raporun ''Tespit Edilen Hususlar ve Teknik Değerlendirmesi'' kısmında detaylı bir şekilde verilen eksikliklerin düzeltilmesi gerektiği kanaatine varıldığı değerlendirmesinin yapıldığı görülmektedir.

Uyuşmazlıkta, temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunun flora fauna, su kalitesi, hidrojeoloji ve teknik değerlendirmeye ilişkin tespitlerinin yapıldığı kısımları incelendiğinde, yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere nihai ÇED raporuna ilişkin flora fauna yönünden bazı kısımlardaki eksikliklerden bahsedildiği, su kalitesi hidrojeoloji ve teknik birtakım hususlar yönünden ise bazı noktalarda projenin çevreye etkilerine ilişkin alınması gereken ancak nihai ÇED raporunda bulunmayan tedbirlerden bahsedildiği görülmekle birlikte, ÇED raporundaki söz konusu eksikliklerin giderilmemesi ve yine ÇED raporunda bulunmayan ancak alınması gerektiği bilirkişi raporunda belirtilen tedbirlerin alınmaması durumda, projenin çevreye olası olumsuz etkilerinin neler olabileceği hususunda yeterli bir değerlendirme yapılmadığı, buna karşılık, raporun sonuç kısmında ise projenin ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatine varıldığı değerlendirmesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, nihai ÇED raporu ekinde bulunan jeoloji raporundaki, alanda çok sayıda köy olduğu, içme ve kullanma sularını kuyulardan temin ettikleri, inceleme alanında yapılan 34 sondajda yeraltı suyuna 0.70 2.20m aralığında rastlandığı hususundaki tespitler ile yukarıda belirtilen hususlar da dikkate alındığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti ile özellikle temyize konu karara esas alınan bilirkişi raporundaki, flora fauna, su kalitesi, hidrojeoloji ve ''Tespit Edilen Hususlar ve Teknik Değerlendirme'' başlığı altında yapılan diğer teknik tespitler ile raporun sonuç bölümü arasındaki çelişkinin giderilmesi için mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alındıktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan; aynı işlemin iptali istemiyle farklı bir davacı tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, davanın reddine yönelik kararı, Dairemizin 28/09/2023 tarih ve E:2023/12024, K:2023/5144 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen aynı gerekçe ile bozulmuştur.

Davacılardan … ve … yönünden;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1 (a) maddesinde, idari işlemlerin iptaline ilişkin davaların menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği, 14/3 (c) maddesinde dava açma ehliyetinin ilk inceleme konularından olduğu, 15/1 (b)maddesinde ise; 14/3 c maddesine aykırılık görülürse başka bir ifadeyle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı tespit edilirse davanın reddine karar verileceği, aynı Kanunun 49/1. maddesinde ise; "usul hükümlerine uyulmamış olunması"nın bozma sebebi olduğu belirtilmiştir

Yukarıda belirtilen mevzuatta düzenlenen menfaat ihlali kavramının yargı kararlarındaki uygulamasında kişisel, güncel ve meşru olması gerektiği kabul edilmekte olduğundan, idari işlemle bu şekilde menfaat ilgisi kurabilenler tarafından işleme karşı iptal davası açılabileceği tabiidir.

Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; dava konusu işlemin konusunu oluşturan proje alanının Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Filyos Endüstri Bölgesi Mevkiinde olduğu, davacılardan ... 'nun Zonguldak İli, Merkez İlçesinde ikamet ettiği, ... 'ün ise Zonguldak İli, Kozlu İlçesinde ikamet ettiği, davacılar tarafından dava dilekçesinde Çaycuma İlçesi hemşehrileri oldukları ve projeden etkileneceklerinin belirtildiği, ancak proje alanı ile söz konusu davacıların ikameti/taşınmazı arasındaki mesafeye ve projenin etki alanı içerisinde bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin açık bir bilginin ise dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacılardan ...ve ...yönünden, bakılan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla Mahkeme tarafından söz konusu projenin etki alanının, söz konusu davacıların yerleşim yerleri/taşınmazları ile proje alanına mesafenin ve proje etki alanında kalıp kalmadığının, gelinen aşama itibarıyla davacıların halen aynı yerde taşınmazlarının/yerleşim yerlerinin bulunup bulunmadığının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yapılmak suretiyle verilen kararda usul hükümleri yönünden de isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, yukarıda belirtilen nedenlerle temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: **

Açıklanan nedenlerle;

  1. Temyiz isteminin kabulüne,

  2. Temyize konu ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının, istemleri halinde davacılara iadesine,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,

  4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak 12/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY: **

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12014 E. , 2023/5406 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    DÖRDÜNCÜ DAİRE
    Esas No : 2023/12014
    Karar No : 2023/5406

    TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1 …

    12 …
    VEKİLİ : Av. …

    KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
    VEKİLİ : Av. …
    MÜDAHİL (Davalı yanında) : … Gübre Sanayi Anonim Şirketi
    VEKİLİ : Av. …

    İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, …Mevkiinde, …Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen …tarihli ve …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmektedir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu ÇED raporundaki bir takım eksikliklere ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verildiği; fakat, bu hususların büyük bölümünün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu; bunun yanında, bilirkişi raporunda, yer seçiminin uygun olduğu hususu başta olmak üzere, farklı başlıklar altında yapılan tespit ve değerlendirmelerde, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların ÇED raporunda belirtilen alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğuna vurgu yapıldığı; bu itibarla, bilirkişi raporuna yapılan taraf itirazlarının bilirkişi raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Zonguldak Bartın Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planının E 28 paftasındaki 'Filyos Endüstri Bölgesi Mevkiinde" bulunan ve daha önce sazlık (Filyos çayından dolayı) sonrasında toprakla doldurulmuş vaziyetteki hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı alanda müdahil ... Gübre Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesinin gerçekleştirilmesinin, kamu yararına olduğu ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : İnşaat aşamasında oluşan atık suların ne şekilde bertaraf edileceğine dair bir veriye ÇED raporunda yer verilmediği, arıtma prosesi hatalı olan fabrikanın, deniz ve ırmağın etki alanında kalan bölümünde canlı yaşamını bitireceği, yüksek konsantrasyonda amonyak içeren atık suların kimyasal ve biyolojik yöntemlerle arıtılmasının mümkün olmadığı, projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkilere dair alınacak önlemler yönü ile eksik olduğu, çevresel risklerin ÇED raporunda tartışılmadığı, inşaat faaliyetleri sırasında ortaya çıkacak hafriyatın ne şekilde bertaraf edileceğine dair herhangi bir öneri ya da çözüm geliştirilmiş olmadığı, ÇED raporunda güncel verilerden ayrık, olası risklere karşı da önlem geliştirilmediği, ÇED raporunun genel formata uygun hazırlanmadığı, denetime elverişli olmadığı, proje için daha uygun alternatif alanlar olduğu, nehirden çok miktarda su çekilmesinin suların tuzlanmasına neden olacağı, toprağın bağlı olduğu ekosistemlerde doğal dengenin geri dönüşümsüz bir şekilde bozulacağı, biyolojik çeşitlilik konusunda raporun genel, literatüre dayalı ama saha verilerine dayanmadığı, ÇED raporunun baştan aşağı eksikliklerle dolu olduğu, bilirkişilerden ek rapor alınması gerekirken Mahkemenin bu eksiklikleri görmezden geldiği, baca gazı özellikleriyle ölçümlerin hangi ekipmanlarla yapılacağının belirsiz olduğu, Tios Antik Kenti, tarım alanları ve kuş cenneti olarak ayrılan alanların baca yüksekliğine göre etki alanında kaldığı, etki alanı yarı çapının 4,3 km olduğu, baca gazı modellemesi yapılmadığı, proje kapsamında kurulacak 12 bacanın yayacağı emisyonun kümülatif etkilerinin hesap edilmediği, bilirkişi raporunda tehlikeli kimyasalların nasıl etkisiz hale getirileceği konusunda ÇED raporunda veri olup olmadığının değerlendirilmediği, endüstriyel atıkların karakterizasyonunun belirlenmediği, halkın katılımı toplantısı yapılmadığı, ÇED raporunun kopyala yapıştır yöntemiyle yapıldığı, pek çok özensizlik mevcut olduğu, toprağın korunmasının öncelikli hedef olması gerektiği, bölgenin gıda güvenliğinin yok edildiği, proje alanının kent ve sanayi planlamalarında kullanılamayacağı, bilirkişi raporunun Mahkemenin yorumladığı şekilde prosesin çevreye zarar vermeyeceği şekilde yorumlanmaya müsait olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
    1 Davalı idare tarafından; tesisin doğalgazdan amonyak üreten en büyük tesis olacağı ve ülke ekonomisine faydalar sağlayacağı, toz emisyonu açısından olumsuz etki olması beklenmediği, imar planlarında endüstri bölgesi içerisinde kaldığı, tesis etki alanında hava kalitesi sınır değerlerinin sağlanacağı, sağlık koruma bandı mesafelerine uyulacağı, atık suların arıtıldıktan sonra mevzuata uygun değerlere getirilerek Filyos Nehri'ne deşarj edileceği, suyun nehrin denize yakın yerlerinden alınacağı, içme suyunun veya tarımsal sulamada kullanılacak suyun kalitesini olumsuz etkileyecek bir süreç söz konusu olmadığı, Zonguldak İli sınırları içerisinde RAMSAR alanı, Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan bulunmadığı, alanda koruma altına alınması gereken bir bitki türü bulunmadığı, tesiste meydana gelecek emisyonların kütlesel debilerinin sınır değerleri aşmadığı, proje alanı ve etki alanı içerisinde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na giren bir alan bulunmadığı, Zonguldak İlinde ilan edilmiş Danaağzı, Göldağı, Milli Egemenlik ve İncüvez Çamlığı Tabiat Parkları bulunduğu, proje alanının Danaağzı Tabiat Parkı'na 40km, Göldağı Tabiat parkı'na 17km, Milli Egemenlik Tabiat Parkı'na 25km ve Balamba Tabiat Parkı'na 25km uzaklıkta olduğu, ÇED sürecinin tabi olduğu mevzuat hükümlerinin tam olarak yerine getirildiği, temyiz dilekçesinde dile getirilen hususların gerçeği yansıtmadığı, Nihai ÇED Raporunda hukuki ve teknik olarak bir eksiklik ve herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığı belirtilerek, davacının temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
    2 Davalı yanında müdahil tarafından; savunma verilmemiştir.

    TETKİK HÂKİMİ : …
    DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

    İNCELEME VE GEREKÇE :
    MADDİ OLAY :
    Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, … Mevkiinde, … Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmektedir.
    İLGİLİ MEVZUAT:
    2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
    25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek 5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.

    Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
    Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
    Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
    Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi, Biyolog, Hidroloji ve Hidrojeoloji Mühendisi, Kimya Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 19.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; (...)Proje alanı T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 12.05.2009 tarihinde onaylanan “Zonguldak Bartın Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı' E 28 paftasında 'Endüstri Bölgesi'nde yer aldığı görülmüştür. Dolayısıyla, proje alanında tarım, Orman, kentsel yerleşik alan gibi statüdeki alanlar bulunmamaktadır. Ayrıca proje alanı daha önce sazlık (Filyos çayından dolayı) sonrasında toprakla doldurulmuş olduğu ve hiçbir tarımsal faaliyet yapılmadığı görülmüştür. (...) Flora Fauna açısından; Nihai ÇED Raporunda çalışma alanı; ilgili mevzuat ve yönetmelikler kapsamında flora fauna açısından yasa ve yönetmeliklere uygun olarak hazırlandığı görülmektedir. Yine çalışma alanında yapılacak her türlü inşaat, yıkım, toz vb. oluşumlarda flora ve fauna elemanlarını korumak ya da zarar görmelerini engellemek için alınması gereken önlemlerin çoğu uygulanabilir ve flora ve fauna türlerinin zarar görmesini engelleyebilecek bilimsel odaklı faaliyetlerdir. Ayrıca; keşif alanı ve çevresinde 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9'uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından "Özel Çevre Koruma Bölgeleri" (ÖÇK) olarak tespit ve ilan edilen hassas alanların bulunmadığı; yine alanda, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'na göre koruma altına alınan alanlar ile 17/05/2005 tarihli ve 25818 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nde belirtilen sulak alan bulunmadığı görülmüştür. Flora elemanlarını oluşturan türlerin çoğunluğunu kozmopolit türlerin oluşturması, BERN ve CITES listesinde yer alan türleri ve CR, EN, VU gibi kritik tehlike kategorilerini içermemesi; zeytinlik sahalarının bulunmaması, alanda özel bir habitat/ekosistem tipinin olmaması ve çayırlık alanların yoğun olması bitki türü çeşitliliğini ve dolaylı olarak da fauna (omurgasız/omurgalı) zenginliğini azaltmaktadır. Fauna elemanlarının çoğunluğunun ülkemizde yaygın olan türlerden oluşması ve endemik türleri içermemesi; BERN, CITES ve Merkez Av Komisyon Kararlarına (MAKK) göre fauna elemanlarının yer almasına rağmen bunların korunması için alınması gereken önlemlerin mevzuat çerçevesinde uygulanabilir olarak verilmiş olması, CR, ve EN tehdit kategorilerinde türlerin olmaması, Küresel Ölçekte VU (Hassas) kategorisinde sadece tosbağa (Testudo graeca) türünün yer almasına rağmen bu türün, ülkemizde Doğu Karadeniz dışında geniş bir yayılışa sahip olması ve ülkemizdeki popülasyon durumu dikkate alındığında daha düşük riskli bir kategoriye ilave edilmesi gibi maddeler göz önüne alındığında proje alanının flora ve fauna elemanları açısından ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. (...) Tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından; ÇED raporunda yeterli incelemenin yapılmadığı, ağırlıklı olarak proje alanı değerlendirildiği, proje alanının çevresindeki tarım arazilerinin bir kısmının Mutlak Tarım Arazisi, bir kısmının Dikili Tarım Arazisi ve bir kısmının Marjinal Tarım Arazisi olduğu, yörede tarla ve sebze tarımı haricinde ciddi manada tarımsal üretimin yapılmadığı, sulanabilir tarım arazisinin oldukça az olduğu, hayvansal üretimin çok gelişmediği (büyükbaş hayvan yetiştiriciliği hariç), gübre fabrikasının kurulmasıyla beraber çevresindeki tarımsal arazi miktarında azalmayla beraber üretim miktarında da azalmaların olacağı ve yöre insanının bundan olumsuz etkileneceği, Toprak Koruma Projesi'ne uyulmak şartıyla ve ek olarak proje sahiplerinin üretimle beraber oluşacak olan atıklarının tarımsal alanların toprak, su ve hava kalitesini etkilemeyecek şekilde bertaraf edilmesi durumunda çevre tarım arazilerine olan etkisinin asgariye indirilebileceği; ancak mevcut tecrübeler de dikkate alındığında tam bir korumanın sağlanmasının çok zor olduğu ve dolayısıyla çevre tarım arazisinin de belirli ölçekte olumsuz etkileneceği kanaatindeyiz. (...) Hava kalitesi açısından; Nihai ÇED Raporunda, proje kapsamında SKHKKY Madde 6 çerçevesinde amonyak, nitrik asit, sülfürik asit, fosforik asit, NPK gübreleri, üre gübreleri ve kalsiyum amonyum nitrat gübreleri üretimleri için mevcut en iyi tekniklere uyulacağı taahhüt edilerek enerji kayıplarını azaltarak çevresel performansı arttırmaya yönelik teknikler ortaya konmaktadır. Absorpsiyon kolonları, DeNOx sistemleri, siklon sistemler ve gaz yıkama kuleleri ile tesiste oluşması muhtemel partikül madde, NH5, NO, SOx, fosforik asidin konsantre edilmesi esnasında vakum aracılığı ile çekilen buhar ve diğer gaz akımların arıtılarak “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” hükümlerine uygun olarak bacadan atmosfere verileceği görülmektedir. Ayrıca hava kalitesi sınır değerleri sağlanacak olup Valilikçe bu konuda alınacak tedbirlere uyulacağı da net şekilde ifade edilmektedir. Bu bağlamda tesiste oluşacak emisyonlara yönelik gerekli önlemlerin uygun teknolojilerle alındığı görülmektedir. Ancak tesisten kaynaklanabilecek kirleticilerin kütlesel debileri ve bölgenin mevcut hava kalitesi gözönüne alındığında partikül madde, NO, ve NHs emisyonlarının kritik öneme sahip olduğu görülmektedir. Sonuç olarak tesisten etkilenmesi muhtemel halkın kaygılarının azaltılması adına partikül madde, NO, ve NH5s emisyonlarının otomatik örnekleyiciler ile sürekli takip edileceği ve verilerinde Çevre İl Müdürlüğü ile online paylaşılacağı taahhüt edilmesi kaydıyla tesisten kaynaklanacak emisyonların etkilerinin önlenmesi ya da çevreye verilecek zararın en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve hava kalitesine ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. (...) Su Kalitesi açısından; Nihai ÇED Raporunda tesiste oluşacak evsel nitelikli atıksuların fiziksel ve biyolojik arıtma ünitelerinden oluşan arıtma sistemiyle arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği görülmektedir. Biyolojik arıtma ünitelerinde anaerobik havuzların bulunması azot, fosfor gideriminin de olduğu ileri biyolojik arıtma tesisi kurulacağını göstermektedir. Endüstriyel atıksuların ise fiziko kimyasal ve biyolojik ünitelerinden oluşan arıtma tesisinde arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği ya da proseste yeniden kullanılacağı ifade edilmektedir. Mevcut önerilen arıtma sistemlerinin atıksu kirliliklerini önlemek açısından yeterli teknik donatıya sahip olduğu ancak Filyos Nehri'ne olan riskleri tamamen ortadan kaldırmak için yukarıda detaylı olarak verilen öneriler çerçevesinde arıtılmış atık suların proseste yeniden kullanılma seçeneğinin ön planına çıkarılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Filyos Nehri'nden alınacak soğutma suları kapalı devre proseste kullanılacağından yüzey sularına kirlilik olarak bir etkisi olmayacaktır. Ancak özellikle nehir debisinin düşük düzeyde olduğu dönemlerde çekilen su debisinin nehir ekosistemine etkisini minimize edecek önlemlerin sunulması gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Hidrojeolojik açıdan; tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağı taahhüt edilmelidir. Su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizleri de takip edilmelidir. Yapılan analizlerde sınır değerlerin üzerinde değerler elde edildiğinde duruma el konularak gerekli iyileştirme önlemleri alınacağı, yüzey suyu kaynaklarının dışında daha önce tespit edilen yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak tek bir kuyu yerine, sahayı karakterize edecek şekilde gözlem kuyuları yerleştirilerek faaliyetler sırasında ortaya çıkması muhtemel kirliliğin hızlı bir şekilde tespit edileceği ÇED Raporunda taahhüt edilmelidir. Bu sayede belirli periyotta yapılacak örnekleme ile kirleticiler tespit edilip, sahanın dışına ve eğimin olduğu alana doğru kontrolsüz kirletici akışının önüne geçilecektir. Faaliyetler ile ortaya çıkması muhtemel kirletici kaynakların nasıl ıslah edileceği ile ilgili yöntem geliştirilip, çözüm önerileri sunulmalıdır. Tesisin yapılacağı yerin alüvyon zemin olmasından ve yeraltı su seviyesinin sığ olmasından ötürü faaliyetler sırasında oluşabilecek sızıntıların titiz bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Bu durumdan rapor içerisinde titizlikle bahsedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Üretilecek katı atıklar açısından; Nihai ÇED Raporu'na göre tesiste oluşacak Belediye atıklarının, ambalaj atıklarının, tehlikeli atıkların, ömrünü tamamlamış lastiklerin, tıbbi atıkların, elektrik ve elektronik atıkların mevcut yönetmelikler çerçevesinde bertaraf edileceği taahhüt edilmektedir. Tesiste oluşacak arıtma çamurlarının da T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisans verilmiş geri kazanım/bertaraf tesislerine gönderileceği belirtilmektedir. Prosesten kaynaklanacak alçı atıklarının da çimento fabrikalarında değerlendirileceği ifade edilmektedir. Ayrıca atıkları tesis içerisinde geçici depolamanın özelliklerinin belirlenmesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan rehbere uyulacağı taahhüt edilmektedir. İlgili taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda katı atıklardan kaynaklanacak etkilerin kayda değer bir risk yaratmayacağı kanaatine varılmıştır. (...) Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Filyos Endüstri Bölgesi mevkiinde ... Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği gereğince hazırlanan ÇED Raporu, projesine 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği Ek I “ÇED Uygulanacak Projeler Listesi” kapsamında (Madde 6 Fonksiyonel olarak birbirine bağlı çeşitli birimleri kullanarak endüstriyel ölçekte üretim yapan kimya tesisleri: b) İnorganik kimyasalların üretimi ve c) Yıllık 20.000 ton ve üzeri fosfor, azot ve potasyum bazlı basit veya bileşik gübrelerin üretimi” ) değerlendirilmiştir. Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu çerçevesinde çevresel etkileri ortaya konularak oluşacak çevresel etkilere karşı alınacak tedbir ve önlemler detaylı olarak değerlendirilmiştir. ... Gübre Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun bilgi ve verileri ışığında ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatindeyiz şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
    Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; flora fauna açısından yapılan değerlendirmelerde, proje alanının flora ve fauna elemanları açısından ciddi bir risk teşkil etmediği kanaatine varıldığı belirtilmekle birlikte, nihai ÇED raporundaki floristik ve faunistik tablolara göre faaliyet sahası kısmında ve literatüre dayalı olarak tespit edilen fauna ve flora türlerinin tehlike kategorileri, endemiklik durumları, nispi bolluk dereceleri, uluslararası anlaşmalarla (Bern Sözleşmesi vb.) koruma altına alınan türlerin olup olmadığının tekrar gözden geçirilmesi, nihai ÇED raporunda; endemik olduğu halde endemik olmadığı; tehlike kategorileri olduğu halde tehlike kategorileri olmadığı gösterilen türlere yer verildiğinin anlaşıldığı, nihai ÇED raporunun kaynakça kısmında IUCN için http://www.iucnredlist.org/ web sitesinden faydalanıldığı ifade edilmesine rağmen örneğin; Ulmus glabra (Karaağaç) gibi ülkemizde yaygın bulunan ancak IUCN'de Avrupa düzeyinde VU kategorisinde yer alan türün kategorisi gösterilmemiştir tespitinin yapıldığı; su kalitesi açısından yapılan değerlendirmelerde, nihai ÇED raporunda, tesiste oluşacak evsel nitelikli atıksuların fiziksel ve biyolojik arıtma ünitelerinden oluşan arıtma sistemiyle arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği, biyolojik arıtma ünitelerinde anaerobik havuzların bulunması azot, fosfor gideriminin de olduğu ileri biyolojik arıtma tesisi kurulacağını gösterdiği, endüstriyel atıksuların ise fiziko kimyasal ve biyolojik ünitelerinden oluşan arıtma tesisinde arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği ya da proseste yeniden kullanılacağı, mevcut önerilen arıtma sistemlerinin atıksu kirliliklerini önlemek açısından yeterli teknik donatıya sahip olduğu ancak Filyos Nehri'ne olan riskleri tamamen ortadan kaldırmak için yukarıda detaylı olarak verilen öneriler çerçevesinde arıtılmış atık suların proseste yeniden kullanılma seçeneğinin ön plana çıkarılması gerektiği kanaatine varıldığı, Filyos Nehri'nden alınacak soğutma suları kapalı devre proseste kullanılacağından yüzey sularına kirlilik olarak bir etkisinin olmayacağı, ancak özellikle nehir debisinin düşük düzeyde olduğu dönemlerde çekilen su debisinin nehir ekosistemine etkisini minimize edecek önlemlerin sunulması gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği; hidrojeolojik açıdan yapılan değerlendirmelerde ise, tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağının taahhüt edilmesi gerektiği, su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizlerinin de takip edilmesi gerektiği, yapılan analizlerde sınır değerlerin üzerinde değerler elde edildiğinde duruma el konularak gerekli iyileştirme önlemleri alınacağının, yüzey suyu kaynaklarının dışında daha önce tespit edilen yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak tek bir kuyu yerine, sahayı karakterize edecek şekilde gözlem kuyuları yerleştirilerek faaliyetler sırasında ortaya çıkması muhtemel kirliliğin hızlı bir şekilde tespit edileceğinin ÇED raporunda taahhüt edilmesi gerektiği, bu sayede belirli periyotta yapılacak örnekleme ile kirleticiler tespit edilip, sahanın dışına ve eğimin olduğu alana doğru kontrolsüz kirletici akışının önüne geçilebileceği, faaliyetler ile ortaya çıkması muhtemel kirletici kaynakların nasıl ıslah edileceği ile ilgili yöntem geliştirilip, çözüm önerileri sunulması gerektiği, tesisin yapılacağı yerin alüvyon zemin olmasından ve yeraltı su seviyesinin sığ olmasından ötürü faaliyetler sırasında oluşabilecek sızıntıların titiz bir şekilde izlenmesi gerektiği, bu durumdan rapor içerisinde titizlikle bahsedilmesi gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine ÇED Raporunun teknik yeterliliği açısından yapılan değerlendirmede de, nihai ÇED raporu teknik ve bilimsel olarak detaylı bir şekilde incelendiğinde düzeltilmesi gereken önemli eksiklikler olduğunun görüldüğü, raporun ''Tespit Edilen Hususlar ve Teknik Değerlendirmesi'' kısmında detaylı bir şekilde verilen eksikliklerin düzeltilmesi gerektiği kanaatine varıldığı değerlendirmesinin yapıldığı görülmektedir.
    Uyuşmazlıkta, temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunun flora fauna, su kalitesi, hidrojeoloji ve teknik değerlendirmeye ilişkin tespitlerinin yapıldığı kısımları incelendiğinde, yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere nihai ÇED raporuna ilişkin flora fauna yönünden bazı kısımlardaki eksikliklerden bahsedildiği, su kalitesi hidrojeoloji ve teknik birtakım hususlar yönünden ise bazı noktalarda projenin çevreye etkilerine ilişkin alınması gereken ancak nihai ÇED raporunda bulunmayan tedbirlerden bahsedildiği görülmekle birlikte, ÇED raporundaki söz konusu eksikliklerin giderilmemesi ve yine ÇED raporunda bulunmayan ancak alınması gerektiği bilirkişi raporunda belirtilen tedbirlerin alınmaması durumda, projenin çevreye olası olumsuz etkilerinin neler olabileceği hususunda yeterli bir değerlendirme yapılmadığı, buna karşılık, raporun sonuç kısmında ise projenin ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatine varıldığı değerlendirmesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
    Bu durumda, nihai ÇED raporu ekinde bulunan jeoloji raporundaki, alanda çok sayıda köy olduğu, içme ve kullanma sularını kuyulardan temin ettikleri, inceleme alanında yapılan 34 sondajda yeraltı suyuna 0.70 2.20m aralığında rastlandığı hususundaki tespitler ile yukarıda belirtilen hususlar da dikkate alındığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti ile özellikle temyize konu karara esas alınan bilirkişi raporundaki, flora fauna, su kalitesi, hidrojeoloji ve ''Tespit Edilen Hususlar ve Teknik Değerlendirme'' başlığı altında yapılan diğer teknik tespitler ile raporun sonuç bölümü arasındaki çelişkinin giderilmesi için mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alındıktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
    Öte yandan; aynı işlemin iptali istemiyle farklı bir davacı tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, davanın reddine yönelik kararı, Dairemizin 28/09/2023 tarih ve E:2023/12024, K:2023/5144 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen aynı gerekçe ile bozulmuştur.
    Davacılardan … ve … yönünden;
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1 (a) maddesinde, idari işlemlerin iptaline ilişkin davaların menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği, 14/3 (c) maddesinde dava açma ehliyetinin ilk inceleme konularından olduğu, 15/1 (b)maddesinde ise; 14/3 c maddesine aykırılık görülürse başka bir ifadeyle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı tespit edilirse davanın reddine karar verileceği, aynı Kanunun 49/1. maddesinde ise; "usul hükümlerine uyulmamış olunması"nın bozma sebebi olduğu belirtilmiştir
    Yukarıda belirtilen mevzuatta düzenlenen menfaat ihlali kavramının yargı kararlarındaki uygulamasında kişisel, güncel ve meşru olması gerektiği kabul edilmekte olduğundan, idari işlemle bu şekilde menfaat ilgisi kurabilenler tarafından işleme karşı iptal davası açılabileceği tabiidir.
    Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; dava konusu işlemin konusunu oluşturan proje alanının Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Filyos Endüstri Bölgesi Mevkiinde olduğu, davacılardan ... 'nun Zonguldak İli, Merkez İlçesinde ikamet ettiği, ... 'ün ise Zonguldak İli, Kozlu İlçesinde ikamet ettiği, davacılar tarafından dava dilekçesinde Çaycuma İlçesi hemşehrileri oldukları ve projeden etkileneceklerinin belirtildiği, ancak proje alanı ile söz konusu davacıların ikameti/taşınmazı arasındaki mesafeye ve projenin etki alanı içerisinde bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin açık bir bilginin ise dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Bu durumda, davacılardan ...ve ...yönünden, bakılan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla Mahkeme tarafından söz konusu projenin etki alanının, söz konusu davacıların yerleşim yerleri/taşınmazları ile proje alanına mesafenin ve proje etki alanında kalıp kalmadığının, gelinen aşama itibarıyla davacıların halen aynı yerde taşınmazlarının/yerleşim yerlerinin bulunup bulunmadığının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yapılmak suretiyle verilen kararda usul hükümleri yönünden de isabet bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, yukarıda belirtilen nedenlerle temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

    KARAR SONUCU :
    Açıklanan nedenlerle;
    1. Temyiz isteminin kabulüne,
    2. Temyize konu ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının, istemleri halinde davacılara iadesine,
    3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
    4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak 12/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


    (X) KARŞI OY :

    Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

    2023/112114

    10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

    Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

    Ücretsiz Başla

    Anahtar Kelimeler

    ramsarmilletidördüncüadınadaire

    Kaynak: karar_yargitay

    Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42

    Ücretsiz Üyelik

    Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

    Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

    Gelişmiş Arama

    10M+ karar arasında akıllı arama

    AI Asistan

    Kaynak atıflı hukuki cevaplar

    İndirme

    DOCX ve PDF formatında kaydet

    Benzer Kararlar

    AI ile otomatik eşleşen kararlar

    Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim