Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/12405
2023/5405
12 Ekim 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12405
Karar No : 2023/5405
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF / DAVALI: … Bakanlığı (E Tebligat)
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): …Endüstri Mineralleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985.31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün …tarih ve E …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Harita, Maden, Jeoloji, Çevre, Orman, Ziraat Mühendislikleri ve planlama alanlarında yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde, proje tanıtım dosyasında belirtilen tedbirler alınmak suretiyle alanda faaliyette bulunulması halinde, meydana gelebilecek toz çıkışının minimize edilebileceği, faaliyetin ormana ve tarım alanlarına zarar verebilecek potansiyelinin olmadığı, faaliyet nedeniyle ortaya çıkabilecek toz ve gürültünün yerleşim yerlerine ve su kaynaklarına olumsuz bir etkisinin olmayacağı kanaatine ulaşıldığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985,31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararına esas teşkil eden proje tanıtım dosyasının yeterli olduğu ve proje ile ilgili ÇED raporu hazırlanmasına gerek olmadığının anlaşıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmaksızın karar verildiği, projede delme patlatma yöntemiyle açık ocak işletmeciliği yapılacak olmasına rağmen karara esas alınan bilirkişi raporunda bu faaliyetler göz ardı edilerek kanaat belirtildiği, PTD'de tam 322 yerde delme patlatma faaliyeti ile ilgili bilgiler verilmekte olduğu, oysa bilirkişi raporunun 25. ve devamı sayfasında jeoloji mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, bölgenin jeolojik formasyonları hakkında bilgi verilirken, proje sahasında delme patlatma yapılmamasının belirtildiği, yapılan bu değerlendirmeden sonra bilirkişi raporunda, dava konusu alanda yapılacak olan feldispat üretim faaliyetinin jeolojik ve hidrojeolojik özellikler açısından mevzuata uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması koşulu ile olumlu görüş bildirilmesinin, potansiyel tehlikelerin göz ardı edilmesi anlamına geldiği, raporda delme patlatma esnasında ortaya çıkacak olan yoğun tozun tarımsal arazilere vereceği zarardan hiçbir şekilde bahsedilmediği, proje sahasındaki ormanlık alanlara yönelik değerlendirmelerin hatalı olduğu, köylünün kalkınmasının maden ocağında çalışma olgusuna indirgenmesinin kabulünün mümkün olmadığı, PTD'de ruhsat sahası içerisinde yer alan ve bozuk ormanlık diye adlandırılan alanların, ekosistem bütünlüğü anlamında orman vasfını korumaya devam ettiği, orman ekosistemi varlığının, her durumda korunma önceliği bulunan alanlar olduğu, ÇED sahasının %60 kısmının orman olduğu, söz konusu proje kapsamında ortada bir kamu yararı veya zaruret hali bulunmadığı, alanın sonradan rehabilite edileceği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğu, dava konusu projeye onay verilmesinin, Türkiye'nin iklim değişikliği ile mücadele ve ormanların korunması taahhütlerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI: **
1 Davalı idare tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, davacının varsayımsal ve bilimsel herhangi bir temele oturtamadığı iddia ve itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, proje değerlendirme raporunda, faaliyet patlatma emisyonunun kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz parametresi için sınır değerleri sağladığı, faaliyetin tesis etki alanındaki diğer emisyon kaynaklarıyla birlikte kümülatif olarak kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz parametresi için sınır değerleri sağladığı, davaya konu sahanın yalnız orman ve tarım alanlarından oluştuğuna ilişkin yaratılmak istenen algının gerçeği yansıtmadığı, madencilikte jeolojik formasyon oluşum koşullarına bağlı olunması sebebiyle alternatif çalışma alanı söz konusu olmadığı, sahanın dava konusu proje amacında kullanılmasının Orman Genel Müdürlüğünün ekonomik anlamda kamu yararı görev tanımı ile uyumlu olduğu, verilen taahhütler kapsamında çevre duyarlılığı ön planda olarak ve mevzuat kapsamında hareket edileceği, kurumlardan görüş alındığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985,31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün …tarih ve E …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 27.maddesinde; "a) (Değişik:RG 19/4/2019 30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 49. maddesinde; "a) (Değişik:RG 14/6/2018 30451) Madenlerin çıkarılması (Ek 1 listesinde yer almayanlar)'' sayılmıştır.
EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, seçme eleme kriterlerine tabi bir proje nedeniyle hazırlanacak PTD'de projenin amacı, çevresel özellikleri, projenin muhtemel çevresel etkileri dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması amacıyla en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Şehir ve Bölge Plancısı, Çevre Mühendisi, Orman Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi ve Harita Y. Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... Denizli ili, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985.31 ha' lık ruhsat sahasının toplam 18.63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün …tarih ve E …sayılı " Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" konulu işlemin iptali istemi; Dosyadaki bilgi, belge ve tarafların iddiaları, yerinde yapılan inceleme ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan değerlendirmeler doğrultusunda, ilgili Kanun ve Yönetmelikler çerçevesinde detaylı olarak teknik açıdan değerlendirilmiştir...
Harita ve Planlama Açısından;
Projenin kapladığı davaya konu olan 1965,85 hektarlık ruhsat alanında, 18,63 hektarlık alanın ÇED alanı olarak kullanılacağı, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile Ruhsat Alanı içerisinde belirlenen ÇED alanları, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde; Dava konusu alanın bu aşamada “IV. Grup (a) Feldispat Ocağı İşletmeciliği” projesinin planlanmasında Harita ve Planlama yönünden sakınca bulunmadığı,
Jeoloji Mühendisliği açısından;
Feldispat üretimi için yapılacak faaliyetin çevreye, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yapılması bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri açısından değerlendirildiğinde; planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığı,
Orman Mühendisliği değerlendirme;
Dava konusu proje faaliyetinin, ormancılık mevzuat ve bilimi, ekosistem, ekolojik, doğal dengesi, sürdürülebilirliği ve kamu yararı ile uyum gösterdiği; bu faaliyetin olumsuz etkisinin sınırlı ve kabul edilebilir seviyede olacağı,
Ziraat Mühendisliği açısından;
Davaya konu proje sahasının tarım arazilerine yakın mesafede olduğu, ortaya çıkacak tozun tarım arazilerini olumsuz etkileme potansiyelinin olduğu, ancak PTD’de yer alan önlemlere ve taahhütlere uyulması durumunda proje sahasında ve nakliye güzergâhında oluşacak toz çıkışının minimize edilebileceği, toz emisyonlarının yönetmelikte belirtilen sınır değerleri aşmaması için yetkililerce sık sık denetimlerin yapılması gerektiği, dolayısıyla söz konusu projenin gerçekleştirilmesinde ziraat mühendisliği açısından mahzur olmayacağı,
Maden Mühendisliği açısından;
Dava konusu proje kapsamında yapılacak feldispat cevheri üretim faaliyeti esnasında toz, titreşim, gürültü vb. olumsuz etkilerin oluşabileceği, PTD’ de faaliyet sürecinde çevreye olabilecek bu tür olumsuz etkilerin en aza indirilmesi veya önlenmesine yönelik alınacak tedbirlerin belirtildiği ve bunlarla ilgili hesaplamaların yapıldığı, faaliyet süresince ilgili mevzuatlara uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması ve gerekli tedbirlerin alınması koşuluyla çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerin önemsiz düzeyde olacağı kanaatine varıldığı,
Çevre Mühendisliği açısından;
Dava konusu Feldispat Ocağı Arama ve İşletme projesi ile ilgili olarak Nihai Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) hazırlandığı, proje hakkında ilgili kurum görüşlerinin alındığı, yapılan değerlendirmeler sonucunda Denizli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce "ÇED Gerekli Değildir" kararının verildiği, Nihai PTD’de projenin çevrede oluşturabileceği olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeler içerdiği, bu kapsamda evsel nitelikli atıklar ve diğer atıkların yönetimi, atıksu, gürültü, toz ve partikül madde emisyonlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, proje kapsamında alınan önlemlerin yeterli olduğu, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve teknik olarak uygulanabilir olduğu kanaatine varıldığı,
Sonuç olarak; Yukarıda verilen açıklamalar ışığında, Denizli İli, Güney İlçesi, Koparan Mahallesi Mevkiinde yer alan ruhsat sahasının 1.985.31 ha' lık ruhsat sahasının toplam 18.63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün … tarih ve E …sayılı " Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına esas teşkil eden Nihai Proje Tanıtım Dosyasının yeterli olduğu, Hususlarında Bilirkişi heyetince ortak görüş ve kanaate varılmıştır." şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; flora fauna açısından yapılan değerlendirmelerde, proje sahasına özgü endemik flora veya fauna türüne ait bir bulguya rastlanmadığı, proje sahası içerisinde, gerek flora ve fauna sayısı/çeşitliliği, bunların yoğunluk oranı ve gerekse davaya konu proje alanının büyüklüğü, bu türlerin dünyadaki varlığını sürdürebilirliği ve biyolojik çeşitliliği ile doğal/ekolojik yapısını tehlike altına atacak derece de olmadığı, ÇED sahalarının, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin kırmızı listesi kapsamında değerlendirilecek sıkılık ve yoğunluk ile değerlendirme potansiyeline sahip olmadığı, dava konusu proje faaliyetinin, ormancılık mevzuat ve bilimi, ekosistem, ekolojik, doğal dengesi, sürdürülebilirliği ve kamu yararı ile uyum gösterdiği; bu faaliyetin olumsuz etkisinin sınırlı ve kabul edilebilir seviyede olacağı tespitinin yapıldığı; jeoloji mühendisliği açısından yapılan değerlendirmelerde, mevsimsel akan derelerin ve kaynakların etkilenme olasılığı bulunduğu, faaliyet alanında mevcutta ve planlanan dönemlerinde yer altı ve yer üstü su kaynaklarının su kalitesi ve miktarlarına olumsuz etkisinin olmaması amacıyla gerekli tüm önlemlerin faaliyet sahibi tarafından alınarak çevresel altyapı ve kirlenme kontrolü tedbirlerinin yerine getirilmesi gerektiği, proje kapsamında feldispat üretimi açık işletme yöntemiyle yapılmış olup delme ve patlayıcı madde kullanımı söz konusu olmaması ve delme patlatma yapılmaması gerektiği, su rezervinin havzadaki drenaj ağları vasıtasıyla yağış ile yüzeysel akıştan sağlandığı, dava konusu feldspat ocağında kazı yapılabilmesi için basamaklarda delme patlatma işlemi yapılmaması gerektiği, madencilik faaliyetlerinde yapılan delme patlatma yeraltı yapılarını olumsuz etkilediği, yapılacak patlatmalarla oluşacak sismisitenin kayaçlardaki kırık ve çatlakların açılmasına yol açacağı, açılma miktarının patlatma sayısıyla orantılı olarak değişeceği, bölgedeki tektonik depremleri tetikleyerek doğal yer altı suyu dengesini değiştirebileceği, feldspat üretimi için yapılacak faaliyetin çevreye, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yapılması bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri açısından değerlendirildiğinde; planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığı tespitinin yapıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunun flora fauna ve jeoloji/hidrojeolojiye ilişkin tespitlerinin yapıldığı kısımları incelendiğinde; rapordaki flora ve faunaya ilişkin tespitlerin flora/fauna uzmanlığı olan bilirkişiler tarafından değil, Orman Mühendisi tarafından yapıldığı, ayrıca jeoloji mühendisliğine ilişkin yapılan değerlendirmelerde proje alanında patlama yapılmaması gerektiği, patlatma yapılmasının su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olacağının açık biçimde ifade edildiği, PTD'de ise faaliyetin patlatmalı olarak yapılacağının, patlatmaya ilişkin sayısal veriler de belirtilmek suretiyle ayrıntılı şekilde açıklandığı, ancak tüm bu tespitlere rağmen raporun sonuç kısmında belirtilen tespitler ile çelişir biçimde, planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmakla birlikte, bilirkişi heyeti içerisinde hidrolog bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir.
Bu durumda, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, gerek PTD ekindeki Ekolojik ve Çevresel Durum Raporunda bulunan proje alanında fauna yönünden ulusal ve uluslararası koruma statülerinde tehlike veya tehdit altında bazı türler bulunduğu yönündeki tespitler ve gerekse de yine PTD'de faaliyetin patlatmalı olarak yapılacağı yönündeki açıklamalar da dikkate alınarak, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tüm konu başlıklarıyla, proje tanıtım dosyasının ve dava konusu projenin detaylı bir şekilde incelenmesi ve davacının itirazlarının değerlendirilmesi, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar (projenin patlatmalı olarak yapılacak olması sebebiyle PTD'de verilen kapsamda yapılacak patlatmaların projenin etki alanında bulunan yer altı ve yer üstü su kaynakları üzerindeki olası olumsuz etkileri ayrıntılı olarak incelenmek suretiyle) ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti ile özellikle flora fauna, jeoloji ve hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrolog ve flora fauna uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz isteminin kabulüne,
-
Temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak 12/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12405
Karar No : 2023/5405
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF / DAVALI : … Bakanlığı (E Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …Endüstri Mineralleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985.31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün …tarih ve E …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Harita, Maden, Jeoloji, Çevre, Orman, Ziraat Mühendislikleri ve planlama alanlarında yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde, proje tanıtım dosyasında belirtilen tedbirler alınmak suretiyle alanda faaliyette bulunulması halinde, meydana gelebilecek toz çıkışının minimize edilebileceği, faaliyetin ormana ve tarım alanlarına zarar verebilecek potansiyelinin olmadığı, faaliyet nedeniyle ortaya çıkabilecek toz ve gürültünün yerleşim yerlerine ve su kaynaklarına olumsuz bir etkisinin olmayacağı kanaatine ulaşıldığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985,31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararına esas teşkil eden proje tanıtım dosyasının yeterli olduğu ve proje ile ilgili ÇED raporu hazırlanmasına gerek olmadığının anlaşıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmaksızın karar verildiği, projede delme patlatma yöntemiyle açık ocak işletmeciliği yapılacak olmasına rağmen karara esas alınan bilirkişi raporunda bu faaliyetler göz ardı edilerek kanaat belirtildiği, PTD'de tam 322 yerde delme patlatma faaliyeti ile ilgili bilgiler verilmekte olduğu, oysa bilirkişi raporunun 25. ve devamı sayfasında jeoloji mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, bölgenin jeolojik formasyonları hakkında bilgi verilirken, proje sahasında delme patlatma yapılmamasının belirtildiği, yapılan bu değerlendirmeden sonra bilirkişi raporunda, dava konusu alanda yapılacak olan feldispat üretim faaliyetinin jeolojik ve hidrojeolojik özellikler açısından mevzuata uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması koşulu ile olumlu görüş bildirilmesinin, potansiyel tehlikelerin göz ardı edilmesi anlamına geldiği, raporda delme patlatma esnasında ortaya çıkacak olan yoğun tozun tarımsal arazilere vereceği zarardan hiçbir şekilde bahsedilmediği, proje sahasındaki ormanlık alanlara yönelik değerlendirmelerin hatalı olduğu, köylünün kalkınmasının maden ocağında çalışma olgusuna indirgenmesinin kabulünün mümkün olmadığı, PTD'de ruhsat sahası içerisinde yer alan ve bozuk ormanlık diye adlandırılan alanların, ekosistem bütünlüğü anlamında orman vasfını korumaya devam ettiği, orman ekosistemi varlığının, her durumda korunma önceliği bulunan alanlar olduğu, ÇED sahasının %60 kısmının orman olduğu, söz konusu proje kapsamında ortada bir kamu yararı veya zaruret hali bulunmadığı, alanın sonradan rehabilite edileceği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğu, dava konusu projeye onay verilmesinin, Türkiye'nin iklim değişikliği ile mücadele ve ormanların korunması taahhütlerine açıkça aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI:
1 Davalı idare tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2 Davalı yanında müdahil tarafından; dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, davacının varsayımsal ve bilimsel herhangi bir temele oturtamadığı iddia ve itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, proje değerlendirme raporunda, faaliyet patlatma emisyonunun kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz parametresi için sınır değerleri sağladığı, faaliyetin tesis etki alanındaki diğer emisyon kaynaklarıyla birlikte kümülatif olarak kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz parametresi için sınır değerleri sağladığı, davaya konu sahanın yalnız orman ve tarım alanlarından oluştuğuna ilişkin yaratılmak istenen algının gerçeği yansıtmadığı, madencilikte jeolojik formasyon oluşum koşullarına bağlı olunması sebebiyle alternatif çalışma alanı söz konusu olmadığı, sahanın dava konusu proje amacında kullanılmasının Orman Genel Müdürlüğünün ekonomik anlamda kamu yararı görev tanımı ile uyumlu olduğu, verilen taahhütler kapsamında çevre duyarlılığı ön planda olarak ve mevzuat kapsamında hareket edileceği, kurumlardan görüş alındığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Denizli İli, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985,31 hektarlık ruhsat sahasının toplam 18,63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün …tarih ve E …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG 26/5/2017 30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek 2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek 2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek 1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 27.maddesinde; "a) (Değişik:RG 19/4/2019 30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", seçme eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK 2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 49. maddesinde; "a) (Değişik:RG 14/6/2018 30451) Madenlerin çıkarılması (Ek 1 listesinde yer almayanlar)'' sayılmıştır.
EK IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1 Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2 Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek 5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, seçme eleme kriterlerine tabi bir proje nedeniyle hazırlanacak PTD'de projenin amacı, çevresel özellikleri, projenin muhtemel çevresel etkileri dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması amacıyla en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Şehir ve Bölge Plancısı, Çevre Mühendisi, Orman Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi ve Harita Y. Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... Denizli ili, Güney İlçesi, …Mahallesi Mevkiinde yer alan 1.985.31 ha' lık ruhsat sahasının toplam 18.63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün …tarih ve E …sayılı " Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" konulu işlemin iptali istemi; Dosyadaki bilgi, belge ve tarafların iddiaları, yerinde yapılan inceleme ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan değerlendirmeler doğrultusunda, ilgili Kanun ve Yönetmelikler çerçevesinde detaylı olarak teknik açıdan değerlendirilmiştir...
Harita ve Planlama Açısından;
Projenin kapladığı davaya konu olan 1965,85 hektarlık ruhsat alanında, 18,63 hektarlık alanın ÇED alanı olarak kullanılacağı, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile Ruhsat Alanı içerisinde belirlenen ÇED alanları, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde; Dava konusu alanın bu aşamada “IV. Grup (a) Feldispat Ocağı İşletmeciliği” projesinin planlanmasında Harita ve Planlama yönünden sakınca bulunmadığı,
Jeoloji Mühendisliği açısından;
Feldispat üretimi için yapılacak faaliyetin çevreye, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yapılması bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri açısından değerlendirildiğinde; planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığı,
Orman Mühendisliği değerlendirme;
Dava konusu proje faaliyetinin, ormancılık mevzuat ve bilimi, ekosistem, ekolojik, doğal dengesi, sürdürülebilirliği ve kamu yararı ile uyum gösterdiği; bu faaliyetin olumsuz etkisinin sınırlı ve kabul edilebilir seviyede olacağı,
Ziraat Mühendisliği açısından;
Davaya konu proje sahasının tarım arazilerine yakın mesafede olduğu, ortaya çıkacak tozun tarım arazilerini olumsuz etkileme potansiyelinin olduğu, ancak PTD’de yer alan önlemlere ve taahhütlere uyulması durumunda proje sahasında ve nakliye güzergâhında oluşacak toz çıkışının minimize edilebileceği, toz emisyonlarının yönetmelikte belirtilen sınır değerleri aşmaması için yetkililerce sık sık denetimlerin yapılması gerektiği, dolayısıyla söz konusu projenin gerçekleştirilmesinde ziraat mühendisliği açısından mahzur olmayacağı,
Maden Mühendisliği açısından;
Dava konusu proje kapsamında yapılacak feldispat cevheri üretim faaliyeti esnasında toz, titreşim, gürültü vb. olumsuz etkilerin oluşabileceği, PTD’ de faaliyet sürecinde çevreye olabilecek bu tür olumsuz etkilerin en aza indirilmesi veya önlenmesine yönelik alınacak tedbirlerin belirtildiği ve bunlarla ilgili hesaplamaların yapıldığı, faaliyet süresince ilgili mevzuatlara uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması ve gerekli tedbirlerin alınması koşuluyla çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerin önemsiz düzeyde olacağı kanaatine varıldığı,
Çevre Mühendisliği açısından;
Dava konusu Feldispat Ocağı Arama ve İşletme projesi ile ilgili olarak Nihai Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) hazırlandığı, proje hakkında ilgili kurum görüşlerinin alındığı, yapılan değerlendirmeler sonucunda Denizli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce "ÇED Gerekli Değildir" kararının verildiği, Nihai PTD’de projenin çevrede oluşturabileceği olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeler içerdiği, bu kapsamda evsel nitelikli atıklar ve diğer atıkların yönetimi, atıksu, gürültü, toz ve partikül madde emisyonlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, proje kapsamında alınan önlemlerin yeterli olduğu, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve teknik olarak uygulanabilir olduğu kanaatine varıldığı,
Sonuç olarak; Yukarıda verilen açıklamalar ışığında, Denizli İli, Güney İlçesi, Koparan Mahallesi Mevkiinde yer alan ruhsat sahasının 1.985.31 ha' lık ruhsat sahasının toplam 18.63 hektarlık kısmında gerçekleştirilmesi planlanan "IV. Grup Feldispat Ocağı" ile ilgili olarak Denizli Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün … tarih ve E …sayılı " Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına esas teşkil eden Nihai Proje Tanıtım Dosyasının yeterli olduğu, Hususlarında Bilirkişi heyetince ortak görüş ve kanaate varılmıştır." şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; flora fauna açısından yapılan değerlendirmelerde, proje sahasına özgü endemik flora veya fauna türüne ait bir bulguya rastlanmadığı, proje sahası içerisinde, gerek flora ve fauna sayısı/çeşitliliği, bunların yoğunluk oranı ve gerekse davaya konu proje alanının büyüklüğü, bu türlerin dünyadaki varlığını sürdürebilirliği ve biyolojik çeşitliliği ile doğal/ekolojik yapısını tehlike altına atacak derece de olmadığı, ÇED sahalarının, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin kırmızı listesi kapsamında değerlendirilecek sıkılık ve yoğunluk ile değerlendirme potansiyeline sahip olmadığı, dava konusu proje faaliyetinin, ormancılık mevzuat ve bilimi, ekosistem, ekolojik, doğal dengesi, sürdürülebilirliği ve kamu yararı ile uyum gösterdiği; bu faaliyetin olumsuz etkisinin sınırlı ve kabul edilebilir seviyede olacağı tespitinin yapıldığı; jeoloji mühendisliği açısından yapılan değerlendirmelerde, mevsimsel akan derelerin ve kaynakların etkilenme olasılığı bulunduğu, faaliyet alanında mevcutta ve planlanan dönemlerinde yer altı ve yer üstü su kaynaklarının su kalitesi ve miktarlarına olumsuz etkisinin olmaması amacıyla gerekli tüm önlemlerin faaliyet sahibi tarafından alınarak çevresel altyapı ve kirlenme kontrolü tedbirlerinin yerine getirilmesi gerektiği, proje kapsamında feldispat üretimi açık işletme yöntemiyle yapılmış olup delme ve patlayıcı madde kullanımı söz konusu olmaması ve delme patlatma yapılmaması gerektiği, su rezervinin havzadaki drenaj ağları vasıtasıyla yağış ile yüzeysel akıştan sağlandığı, dava konusu feldspat ocağında kazı yapılabilmesi için basamaklarda delme patlatma işlemi yapılmaması gerektiği, madencilik faaliyetlerinde yapılan delme patlatma yeraltı yapılarını olumsuz etkilediği, yapılacak patlatmalarla oluşacak sismisitenin kayaçlardaki kırık ve çatlakların açılmasına yol açacağı, açılma miktarının patlatma sayısıyla orantılı olarak değişeceği, bölgedeki tektonik depremleri tetikleyerek doğal yer altı suyu dengesini değiştirebileceği, feldspat üretimi için yapılacak faaliyetin çevreye, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yapılması bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri açısından değerlendirildiğinde; planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığı tespitinin yapıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunun flora fauna ve jeoloji/hidrojeolojiye ilişkin tespitlerinin yapıldığı kısımları incelendiğinde; rapordaki flora ve faunaya ilişkin tespitlerin flora/fauna uzmanlığı olan bilirkişiler tarafından değil, Orman Mühendisi tarafından yapıldığı, ayrıca jeoloji mühendisliğine ilişkin yapılan değerlendirmelerde proje alanında patlama yapılmaması gerektiği, patlatma yapılmasının su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olacağının açık biçimde ifade edildiği, PTD'de ise faaliyetin patlatmalı olarak yapılacağının, patlatmaya ilişkin sayısal veriler de belirtilmek suretiyle ayrıntılı şekilde açıklandığı, ancak tüm bu tespitlere rağmen raporun sonuç kısmında belirtilen tespitler ile çelişir biçimde, planlanan faaliyetin jeolojik ve hidrojeolojik ortam için olumsuz riskler taşımadığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmakla birlikte, bilirkişi heyeti içerisinde hidrolog bulunup bulunmadığı tespit edilememektedir.
Bu durumda, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, gerek PTD ekindeki Ekolojik ve Çevresel Durum Raporunda bulunan proje alanında fauna yönünden ulusal ve uluslararası koruma statülerinde tehlike veya tehdit altında bazı türler bulunduğu yönündeki tespitler ve gerekse de yine PTD'de faaliyetin patlatmalı olarak yapılacağı yönündeki açıklamalar da dikkate alınarak, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tüm konu başlıklarıyla, proje tanıtım dosyasının ve dava konusu projenin detaylı bir şekilde incelenmesi ve davacının itirazlarının değerlendirilmesi, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar (projenin patlatmalı olarak yapılacak olması sebebiyle PTD'de verilen kapsamda yapılacak patlatmaların projenin etki alanında bulunan yer altı ve yer üstü su kaynakları üzerindeki olası olumsuz etkileri ayrıntılı olarak incelenmek suretiyle) ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti ile özellikle flora fauna, jeoloji ve hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrolog ve flora fauna uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, kesin olarak 12/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2023/112463
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42