Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/12352
2023/5139
28 Eylül 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12352
Karar No : 2023/5139
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Antalya ili, Demre ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün olumsuz görüşü nedeniyle ''ÇED Süreci Sonlandırılarak'' reddedilmesine ilişkin Antalya Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'nün … ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Antalya ili, Demre ilçesi, Gürses Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin olarak, planlanan alanda, çevre, doğa, bitki örtüsü ve sahanın çevresinde yer alan yabani zeytinlikler açısından 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı hususunun özetlenen bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bu itibarla, davacı tarafından yapılan başvurunun, ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iade edilmek suretiyle reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun maden ve çevre mühendisine ait değerlendirmelerinin yanlış ve eksik tespitler içerdiği, çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; söz konusu proje kapsamında “Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen … tarih ve … belge numaralı Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının uygun olduğu ve yürütmesinin devamı kanaatindeyim” şeklinde değerlendirmenin bulunduğu, ancak davacı tarafından yapılması planlanan "II B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Kapasite Artışı” projesi için taraflarınca herhangi bir ÇED Gerekli Değildir kararının verilmediği, İl Müdürlüğüne sunular proje tanıtım dosyasının Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün olumsuz görüşü nedeniyle iade edilerek ÇED sürecinin sonlandırıldığı, İl Müdürlüğü arşiv kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde bilirkişi raporunda bahsedilen … tarih ve … nolu belgenin tamamen farklı bir firma sahibi ve farklı bir proje için verilen bir karar olduğunun tespit edildiği ve dava konusu proje ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin bulunmadığı yönündeki itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından dava konusu alan için üçüncü defa olumsuz görüş verildiği, görüşü istenen kurumlardan herhangi birinin olumsuz kurum görüşlerine rağmen İdarelerince ÇED Gerekli Değildir Kararının verilmesinin ÇED Yönetmeliği'nin 5.maddesinde yer alan hükme aykırı olacağı, bu nedenlerle dava konusu proje dosyasının iadesine ilişkin işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporuna göre, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görüşünün gerçek duruma uygun olmadığının yerinde tespit edildiği, idarenin geçekdışı savına itibar edilmesine olanak bulunmadığı belirtilerek, davaya konu taşınmaz ile birebir aynı yerde bulunan taşınmazlar için başka şirketlere izin verilirken davacıya izin verilmediği, bu durumun ise, açıkça bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, davalı idarece, yapılan başvurularda şirketlere eşit yaklaşımların sergilenmediği ileri sürülerek, temyize konu ilk derece Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilmektedir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
MADDİ OLAY: **
Antalya ili, Demre ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmesi istemiyle başvuru yapılmış, Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından projeyle ilgili Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden görüş istenilmesi neticesinde, anılan Müdürlüğün … tarih ve … sayılı görüşünde; yapılan harita ve google earth incelemeleri neticesinde; ekteki uydu görüntüsünde mavi renk ile sınırları belirtilen ve Kurum görüşümüz istenen 4,48 hektarlık sahanın, … tarih ve … sayılı yazımızda Kurum görüşümüzü verdiğimiz (Söz konusu sahada 05.05.2020 tarihinde arazı etüt çalışması yapılmış olup, konu ile ilgili hazırlanan raporda; "..planlanan sahanın çok yakın mesafesinden başlayarak güney ve doğu istikametinde 3573 sayılı Kanun kapsamında şahıslara verilmiş olan zeytinliklerin bulunduğu anlaşıldığından, saha ile ilgilli izin talebi uygun bulunmamıştır...” denilmektedir. Dolayısı ile 3573 sayılı Zeytinciliğin Islabı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve mevzuat hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme netiçesinde bahse konu faaliyetin yapılması uygun bulunmamıştır.) ve ekteki uydu görüntüsünde kırmızı renk İle sınırları belirtilen 5,12 hektarlık sahanın içinde kaldığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile, Antalya İli, Demre İlçesi, … Maballesi mevkiinde bulunan … Ruhsat ve … Erişim Numaralı 4,48 hektarlık kısmında Mustafa Kesten tarafından yapılması planlanan ''II B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak, … tarih ve … sayılı yazılarındaki olumsuz görüşün geçerliliğini koruduğunun belirtilmesi üzerine, davalı idare tarafından … ve … sayılı işlemle projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığı gerekçesiyle PTD'nin iadesine karar verimiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: **
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi:Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' tanımlamalarına, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29/7/2022 günlü, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK 1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu, 15. maddesinde ise; Bu Yönetmeliğin EK 2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK 2 listesinde belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 17. maddesinde; (1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (2) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (3) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir.(4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak, “ÇED Gereklidir” kararına esas şartların değişmesi halinde, 15 inci madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Diğer taraftan, 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde; ''Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan'' olarak tanımlanmış, (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 23. maddesinde ise; Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Ancak; alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından belirlenmesi durumunda;
a) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
b) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar,
c) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri,
ç) İlgili Bakanlıkça kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
d) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
için, yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak isteyenler, ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Müracaat sahibi, çevrede oluşabilecek ÇED raporu ile belirlenmiş zararları önleyecek tedbirleri almak koşulu ve dikim normlarına uygun, eşdeğer büyüklükte il/ilçe müdürlüğünce uygun görülecek alanda zeytin bahçesi tesis eder.
Olumsuz cevap başvuru sahibine yazı ile tebliğ edilir. İzin alınmaksızın yapılan faaliyetlerin yürütülmesi yetkililerce men edilerek, umumi hükümlere göre kanuni takibat yapılır.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. '' hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu "Zeytinlik Saha" tanımının ve aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararıyla: "...Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 4. maddesindeki "zeytinlik saha" tanımı ile, bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenebilmesi için asgari 25 dekarlık bir büyüklüğe sahip olma şartı getirilmiştir. Oysa, Yönetmeliğe temel olan 3573 sayılı Kanun'da, zeytinlik saha tanımı açık olarak yapılmamakla birlikte, bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenebilmesi için asgari bir büyüklük koşulu bulunmamaktadır. Her ne kadar 3573 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, "...tespit edilen alanlar yerel koşullar dikkate alınmak suretiyle Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre en az 25 dönümlük parseller halinde parsellenir " ifadesi yer almakta ise de, bu ifade, zeytin yetiştirmeye elverişli olduğu tespit edilmiş alanlardan ilgililere tahsis edilecek parsellere ilişkin olarak getirilmiş olup, zeytinlik alanlar hakkında asgari büyüklük şartı getiren bir hüküm içermemektedir. Bu durumda; Kanun'un zeytinlik alanları korumaya, iyileştirmeye ve yeni zeytinlik alanlar kurmaya yönelik hükümleri gereği zeytinlik alanların daraltılması, küçültülmesi mümkün olmadığından ve Kanun'da bir alanın zeytinlik saha olarak saptanabilmesi için asgari bir büyüklük şartı getirilmediğinden, Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olarak, Kanun metninde olmayan bir sınırlama getirdiği görülen Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 4. maddesindeki "zeytinlik saha" tanımında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 23. maddesi hükmüne bakıldığında; maddenin 1. fıkrasının ilk iki cümlesinde yer verilen düzenlemelerin Yönetmeliğin dayanağı Kanun'un yukarıda bahsedilen 20. maddesinde de yer aldığı görülmekte olup dolayısıyla maddenin bu kısmı itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan maddenin kalan kısmında getirilen düzenleme ile, alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması koşuluyla, zeytinlik sahalarda, jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımlarının yürütülebilmesi, enerji üretim tesislerin kurulabilmesi, madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetlerinin yapılabilmesi mümkün hale gelmekte; ayrıca, çerçevesi ve sınırları belirtilmeksizin, Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar ile savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçların gerçekleştirilmesi imkanı getirilmektedir. Yönetmeliğe temel olan 3573 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan 20. maddesine bakıldığında, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesisin yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmelerinin kurulmasının ise Bakanlığın iznine tabi olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle, 3573 sayılı Kanun'un geneline yaygın koruyucu hükümler de dikkate alındığında, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran bir tesisin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, 3573 sayılı Kanun'da Yönetmeliğin 23. maddesinde sayılan tesislere belli şartlar altında dahi izin verilebileceği yönünde hiçbir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte, zeytinlik alanların daraltılamayacağı yönündeki hükme istisna olarak gösterilen belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği hükmü de dikkate alındığında; elektrik üretim tesisi, petrol ve doğal gaz arama işletmeleri gibi büyük ölçekli tesislerin anılan yapılaşma oranını ne şekilde sağlayacağı da açıklanabilir olmaktan uzaktır. Sonuç olarak, Yönetmeliğin 23. maddesinin yukarıda belirtilen kısmı, Yönetmeliğin temel aldığı Kanun hükümlerini aşan ve Kanun'un gözettiği koruma amacına aykırı hükümler içermektedir..." gerekçeleriyle 23. maddenin ilk fıkrasının ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.'' cümleleri bakımından davanın reddine; 4. maddede yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddenin diğer kısımlarının iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: **
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; proje tanıtım dosyasının sunulmasından sonra inceleme değerlendirme sürecinde davalı idare tarafından gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş istenebileceği ve yapılan değerlendirmeler sonucu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir/Gereklidir" kararları verilebileceği gibi, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılması suretiyle proje tanıtım dosyanın iadesine de karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanun'un 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerekmektedir. Zira söz konusu proje, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan veya toz ve duman çıkaran bir tesis kapsamında değerlendirilirse, bu çerçevede zeytinlik alanlara 3 km mesafe içinde projenin gerçekleştirilmesine olanak bulunmayacak, aksi halde ise projenin gerçekleştirilmesi durumunda diğer çevresel etkiler yönünden taahhütlerin yeterli olup olmadığının incelenmesi gerekecektir.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda harita mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; davaya konu işletmenin Antalya ili, Demre liçesi, … Mahaliesi sınırları içerisinde olduğu, yapılan keşif sonucu işletmeye yakın bulunan parseller ve mesafeleri incelendiğinde, işletmenin ocak alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 889,56 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 1311,32 m; işletmenin stok alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 991,78 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 1360,44 m; işletmenin pasa alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 913,72 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla ise aralarında 1293,19 m mesafe bulunduğu tespit edilmiş; ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, 3,00 km'lik saha içerisinde bulunan değişik yaşlardaki zeytin ağaçları üzerinde ve zeytin yetiştiriciliği yapılabilecek tarım arazileri üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı; çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede ise proje tanıtım dosyasında toz dağılımında kontrollü çalışma şartıyla yasal mevzuatta yer alan sınır değerlerin sağlandığı, maden ocağının ocak sahasının hazırlanması, işletilmesi ve blok mermerin nakliyesi esnasında toz ve gürültü oluşumunun olacağı ve bununla ilgili gerekli önlemlerin alınacağına dair taahhütlerin verildiği ve projenin bu önlem ve taahhütlerein alınması şartıyla uygulanabilir olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerin incelenip değerlendirilmesinden; bilirkişi raporuna eklenen zeytinlik alanları gösteren fotoğraflarda, proje alanının etrafında sık ve yoğun zeytin ağaçlarının olduğu görülmüş olup, dava dosyasında bulunan Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün de planlanan proje kapsamında faaliyet yapılmaması yönünde olumsuz görüşlerini içeren … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazılarının da bulunduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda, zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişimi yönünden yaşanabilecek olumsuzlukların nasıl giderileceğine dair tutarlı açıklamaların sunulamadığı, sadece alınan önlemlerin yeterli olduğu hususunun ifade edildiği, ancak proje kapsamındaki faaliyetin tozumaya neden olacağı anlaşılmış olup, uyuşmazlık konusu projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km'lik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağı sonucuna varıldığından, mevzuat bakımından yapılması uygun olmayan dava konusu projeye ilişkin proje tanıtım dosyasının, aşamasına bakılmaksızın iadesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama gideri ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Artan posta avansının ise istekleri halinde taraflara iadesine,
5.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, kesin olarak 28/09/2023 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12352 E. , 2023/5139 K.(X) KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12352
Karar No : 2023/5139
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Antalya ili, Demre ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün olumsuz görüşü nedeniyle ''ÇED Süreci Sonlandırılarak'' reddedilmesine ilişkin Antalya Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'nün … ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Antalya ili, Demre ilçesi, Gürses Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin olarak, planlanan alanda, çevre, doğa, bitki örtüsü ve sahanın çevresinde yer alan yabani zeytinlikler açısından 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı hususunun özetlenen bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bu itibarla, davacı tarafından yapılan başvurunun, ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iade edilmek suretiyle reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun maden ve çevre mühendisine ait değerlendirmelerinin yanlış ve eksik tespitler içerdiği, çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; söz konusu proje kapsamında “Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen … tarih ve … belge numaralı Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının uygun olduğu ve yürütmesinin devamı kanaatindeyim” şeklinde değerlendirmenin bulunduğu, ancak davacı tarafından yapılması planlanan "II B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Kapasite Artışı” projesi için taraflarınca herhangi bir ÇED Gerekli Değildir kararının verilmediği, İl Müdürlüğüne sunular proje tanıtım dosyasının Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün olumsuz görüşü nedeniyle iade edilerek ÇED sürecinin sonlandırıldığı, İl Müdürlüğü arşiv kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde bilirkişi raporunda bahsedilen … tarih ve … nolu belgenin tamamen farklı bir firma sahibi ve farklı bir proje için verilen bir karar olduğunun tespit edildiği ve dava konusu proje ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin bulunmadığı yönündeki itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından dava konusu alan için üçüncü defa olumsuz görüş verildiği, görüşü istenen kurumlardan herhangi birinin olumsuz kurum görüşlerine rağmen İdarelerince ÇED Gerekli Değildir Kararının verilmesinin ÇED Yönetmeliği'nin 5.maddesinde yer alan hükme aykırı olacağı, bu nedenlerle dava konusu proje dosyasının iadesine ilişkin işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, dosyada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporuna göre, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görüşünün gerçek duruma uygun olmadığının yerinde tespit edildiği, idarenin geçekdışı savına itibar edilmesine olanak bulunmadığı belirtilerek, davaya konu taşınmaz ile birebir aynı yerde bulunan taşınmazlar için başka şirketlere izin verilirken davacıya izin verilmediği, bu durumun ise, açıkça bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, davalı idarece, yapılan başvurularda şirketlere eşit yaklaşımların sergilenmediği ileri sürülerek, temyize konu ilk derece Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilmektedir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Antalya ili, Demre ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde yapılması planlanan ''II B Grubu Maden Ocağı Kapasite Artışı Projesine'' ilişkin ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmesi istemiyle başvuru yapılmış, Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından projeyle ilgili Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden görüş istenilmesi neticesinde, anılan Müdürlüğün … tarih ve … sayılı görüşünde; yapılan harita ve google earth incelemeleri neticesinde; ekteki uydu görüntüsünde mavi renk ile sınırları belirtilen ve Kurum görüşümüz istenen 4,48 hektarlık sahanın, … tarih ve … sayılı yazımızda Kurum görüşümüzü verdiğimiz (Söz konusu sahada 05.05.2020 tarihinde arazı etüt çalışması yapılmış olup, konu ile ilgili hazırlanan raporda; "..planlanan sahanın çok yakın mesafesinden başlayarak güney ve doğu istikametinde 3573 sayılı Kanun kapsamında şahıslara verilmiş olan zeytinliklerin bulunduğu anlaşıldığından, saha ile ilgilli izin talebi uygun bulunmamıştır...” denilmektedir. Dolayısı ile 3573 sayılı Zeytinciliğin Islabı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve mevzuat hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme netiçesinde bahse konu faaliyetin yapılması uygun bulunmamıştır.) ve ekteki uydu görüntüsünde kırmızı renk İle sınırları belirtilen 5,12 hektarlık sahanın içinde kaldığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile, Antalya İli, Demre İlçesi, … Maballesi mevkiinde bulunan … Ruhsat ve … Erişim Numaralı 4,48 hektarlık kısmında Mustafa Kesten tarafından yapılması planlanan ''II B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak, … tarih ve … sayılı yazılarındaki olumsuz görüşün geçerliliğini koruduğunun belirtilmesi üzerine, davalı idare tarafından … ve … sayılı işlemle projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığı gerekçesiyle PTD'nin iadesine karar verimiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi:Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' tanımlamalarına, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29/7/2022 günlü, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK 1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu, 15. maddesinde ise; Bu Yönetmeliğin EK 2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK 2 listesinde belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 17. maddesinde; (1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (2) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (3) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir.(4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak, “ÇED Gereklidir” kararına esas şartların değişmesi halinde, 15 inci madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Diğer taraftan, 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde; ''Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan'' olarak tanımlanmış, (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 23. maddesinde ise; Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Ancak; alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından belirlenmesi durumunda;
a) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
b) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar,
c) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri,
ç) İlgili Bakanlıkça kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
d) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
için, yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak isteyenler, ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Müracaat sahibi, çevrede oluşabilecek ÇED raporu ile belirlenmiş zararları önleyecek tedbirleri almak koşulu ve dikim normlarına uygun, eşdeğer büyüklükte il/ilçe müdürlüğünce uygun görülecek alanda zeytin bahçesi tesis eder.
Olumsuz cevap başvuru sahibine yazı ile tebliğ edilir. İzin alınmaksızın yapılan faaliyetlerin yürütülmesi yetkililerce men edilerek, umumi hükümlere göre kanuni takibat yapılır.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. '' hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu "Zeytinlik Saha" tanımının ve aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararıyla: "...Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 4. maddesindeki "zeytinlik saha" tanımı ile, bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenebilmesi için asgari 25 dekarlık bir büyüklüğe sahip olma şartı getirilmiştir. Oysa, Yönetmeliğe temel olan 3573 sayılı Kanun'da, zeytinlik saha tanımı açık olarak yapılmamakla birlikte, bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenebilmesi için asgari bir büyüklük koşulu bulunmamaktadır. Her ne kadar 3573 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, "...tespit edilen alanlar yerel koşullar dikkate alınmak suretiyle Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre en az 25 dönümlük parseller halinde parsellenir " ifadesi yer almakta ise de, bu ifade, zeytin yetiştirmeye elverişli olduğu tespit edilmiş alanlardan ilgililere tahsis edilecek parsellere ilişkin olarak getirilmiş olup, zeytinlik alanlar hakkında asgari büyüklük şartı getiren bir hüküm içermemektedir. Bu durumda; Kanun'un zeytinlik alanları korumaya, iyileştirmeye ve yeni zeytinlik alanlar kurmaya yönelik hükümleri gereği zeytinlik alanların daraltılması, küçültülmesi mümkün olmadığından ve Kanun'da bir alanın zeytinlik saha olarak saptanabilmesi için asgari bir büyüklük şartı getirilmediğinden, Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olarak, Kanun metninde olmayan bir sınırlama getirdiği görülen Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen 4. maddesindeki "zeytinlik saha" tanımında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 23. maddesi hükmüne bakıldığında; maddenin 1. fıkrasının ilk iki cümlesinde yer verilen düzenlemelerin Yönetmeliğin dayanağı Kanun'un yukarıda bahsedilen 20. maddesinde de yer aldığı görülmekte olup dolayısıyla maddenin bu kısmı itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan maddenin kalan kısmında getirilen düzenleme ile, alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması koşuluyla, zeytinlik sahalarda, jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımlarının yürütülebilmesi, enerji üretim tesislerin kurulabilmesi, madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetlerinin yapılabilmesi mümkün hale gelmekte; ayrıca, çerçevesi ve sınırları belirtilmeksizin, Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar ile savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçların gerçekleştirilmesi imkanı getirilmektedir. Yönetmeliğe temel olan 3573 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan 20. maddesine bakıldığında, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesisin yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmelerinin kurulmasının ise Bakanlığın iznine tabi olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle, 3573 sayılı Kanun'un geneline yaygın koruyucu hükümler de dikkate alındığında, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran bir tesisin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, 3573 sayılı Kanun'da Yönetmeliğin 23. maddesinde sayılan tesislere belli şartlar altında dahi izin verilebileceği yönünde hiçbir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte, zeytinlik alanların daraltılamayacağı yönündeki hükme istisna olarak gösterilen belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği hükmü de dikkate alındığında; elektrik üretim tesisi, petrol ve doğal gaz arama işletmeleri gibi büyük ölçekli tesislerin anılan yapılaşma oranını ne şekilde sağlayacağı da açıklanabilir olmaktan uzaktır. Sonuç olarak, Yönetmeliğin 23. maddesinin yukarıda belirtilen kısmı, Yönetmeliğin temel aldığı Kanun hükümlerini aşan ve Kanun'un gözettiği koruma amacına aykırı hükümler içermektedir..." gerekçeleriyle 23. maddenin ilk fıkrasının ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.'' cümleleri bakımından davanın reddine; 4. maddede yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddenin diğer kısımlarının iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; proje tanıtım dosyasının sunulmasından sonra inceleme değerlendirme sürecinde davalı idare tarafından gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş istenebileceği ve yapılan değerlendirmeler sonucu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir/Gereklidir" kararları verilebileceği gibi, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılması suretiyle proje tanıtım dosyanın iadesine de karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanun'un 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerekmektedir. Zira söz konusu proje, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan veya toz ve duman çıkaran bir tesis kapsamında değerlendirilirse, bu çerçevede zeytinlik alanlara 3 km mesafe içinde projenin gerçekleştirilmesine olanak bulunmayacak, aksi halde ise projenin gerçekleştirilmesi durumunda diğer çevresel etkiler yönünden taahhütlerin yeterli olup olmadığının incelenmesi gerekecektir.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda harita mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; davaya konu işletmenin Antalya ili, Demre liçesi, … Mahaliesi sınırları içerisinde olduğu, yapılan keşif sonucu işletmeye yakın bulunan parseller ve mesafeleri incelendiğinde, işletmenin ocak alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 889,56 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 1311,32 m; işletmenin stok alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 991,78 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 1360,44 m; işletmenin pasa alanına en yakın olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla aralarında 913,72 m, en uzak olan … ada, … parsel sayılı taşınmazla ise aralarında 1293,19 m mesafe bulunduğu tespit edilmiş; ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, 3,00 km'lik saha içerisinde bulunan değişik yaşlardaki zeytin ağaçları üzerinde ve zeytin yetiştiriciliği yapılabilecek tarım arazileri üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı; çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede ise proje tanıtım dosyasında toz dağılımında kontrollü çalışma şartıyla yasal mevzuatta yer alan sınır değerlerin sağlandığı, maden ocağının ocak sahasının hazırlanması, işletilmesi ve blok mermerin nakliyesi esnasında toz ve gürültü oluşumunun olacağı ve bununla ilgili gerekli önlemlerin alınacağına dair taahhütlerin verildiği ve projenin bu önlem ve taahhütlerein alınması şartıyla uygulanabilir olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerin incelenip değerlendirilmesinden; bilirkişi raporuna eklenen zeytinlik alanları gösteren fotoğraflarda, proje alanının etrafında sık ve yoğun zeytin ağaçlarının olduğu görülmüş olup, dava dosyasında bulunan Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün de planlanan proje kapsamında faaliyet yapılmaması yönünde olumsuz görüşlerini içeren … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazılarının da bulunduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda, zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişimi yönünden yaşanabilecek olumsuzlukların nasıl giderileceğine dair tutarlı açıklamaların sunulamadığı, sadece alınan önlemlerin yeterli olduğu hususunun ifade edildiği, ancak proje kapsamındaki faaliyetin tozumaya neden olacağı anlaşılmış olup, uyuşmazlık konusu projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km'lik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağı sonucuna varıldığından, mevzuat bakımından yapılması uygun olmayan dava konusu projeye ilişkin proje tanıtım dosyasının, aşamasına bakılmaksızın iadesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama gideri ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Artan posta avansının ise istekleri halinde taraflara iadesine,
5.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A 2 (i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, kesin olarak 28/09/2023 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
2023/112463
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:05