Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/11941
2023/5063
21 Eylül 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11941
Karar No : 2023/5063
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: …
KARŞI TARAF (DAVACI): 1 …
2 …
3 …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Anayasa Mahkemesinin 2019/14470 numaralı bireysel başvurunun kabulüne dair 20/12/2022 tarihli kararına istinaden 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri hakkında Kanun'un 50. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca yeniden yargılama yapılarak verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: **
Dava konusu istem: Davacıların murisi ... adına kayıtlı kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonunda bulunan, kayıtlı olan ve kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için alınamayan eserlerin 15 gün içinde müze müdürlüğüne teslimine ilişkin … günlü, … sayılı Balıkesir Valiliği Kuva yi Milliye Müze Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
Dosyanın Safahati: … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin; gerek envantere kayıtlı gerekse envantere kayıtlı olmayan eski eserlerin, envantere kayıtlı olanlar açısından müze ve ören yerlerinde bulunan eski eserlerle bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığı, kayıtlı olmayanlarla ilgili olarak da gerçekten eski eser niteliğine sahip olup olmadığı noktasında bir belirleme yapılmadan ve bu eserlerin yerinden sökülmesi halinde orijinal hallerini yitirip yitirmeyeceğini belirlemeden liste halinde sıralı olarak dökümü yapılan eserlerin yerlerinden sökülerek müdürlüklerine teslimine ilişkin işlemde mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptali yolunda verilen kararın; Danıştay Ondördüncü Dairesinin 10/04/2014 günlü, E:2011/13052, K:2014/4509 sayılı kararı ile dava konusu işlemde duvarda monteli olduğu için alınamayan dava konusu eserlerin taşınmaz niteliğinde olduğu ve taşınmaz eserlerin koleksiyonculuk faaliyetine konu olamayacağı, ayrıca 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesindeki hükmün de, ölmüş olan murislerine ait koleksiyonculuk faaliyetine devam edebilmeleri için yeniden koleksiyon izin belgesi almak ve yeni envanter kaydı yaptırmak zorunda olan davacılar yönünden herhangi bir hak teşkil etmeyeceği dolayısıyla davacıların yeni alacakları izin belgesi sonrasında envantere kaydettirecekleri eserlerin taşınmazlardan oluşmasına imkan bulunmadığı hususu da açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak verilen davanın reddine ilişkin karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/12/2017 tarihli, E:2015/11177, K:2017/7004 sayılı kararıyla onanmış, onama kararına karşı yapılan kararın düzeltilmesi istemi de Danıştay Ondördüncü Dairesinin 07/03/2019 tarihli, E:2018/498, K:2019/1699 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiştir.
Anılan karar üzerine davacı tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş, yapılan bireysel başvuru sonucunda ise; Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile; Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilerek kararın bir örneği mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir İdare Mahkemesine gönderilmiştir.
Balıkesir İdare Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak; uyuşmazlığın, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği kararda, müteveffa T.A.'nın mirasçıları davacılar tarafından, murislerine ait Balıkesir ili, Burhaniye ilçesi, Ören Mevkiinde bulunan "Altın Kamp" unvanlı işletmedeki kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonuna kayıtlı ve koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için teslim alınamayan eserlerin Balıkesir Valiliği Kuva yi Milliye Müze Müdürlüğünün 25/05/2010 tarih ve 1117 sayılı işlemi ile 15 gün içerisinde müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesinden kaynaklandığı, Anayasa Mahkemesinin, davaya konu işlemin sadece koleksiyona kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıkları yönünden değerlendirildiği, karar içeriği değerlendirildiğinde esasen davacıların mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, davaya konu işlemde davacıların koleksiyona kayıtlı olmayan ve işletmenin duvarında monteli halde bulunan eserler yönünden de yükümlendirildiği, yargılamanın yenilenmesine esas davaya konu işlemin bu hususlar yönünden ayrı ayrı incelenerek; dava konusu işlemin "Koleksiyona kayıtlı olan ve duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine" ilişkin kısmının incelenmesinden; Anayasa Mahkemesi kararı ile 2863 sayılı Kanun'un 26. maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları gözetildiğinde taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olamayacağının belirtildiği ancak 11/3/2005 tarihinden önce taşınır kültür varlığı gibi kabul edilerek özel koleksiyonlara kaydedilmiş bulunan taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyon sahipleri veya bunların mirasçıları yönünden mülk teşkil ettiği, 2863 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. madde hükmünün dahi 11/3/2005 tarihinden önce özel koleksiyonlara dâhil edilen taşınmaz kültür varlıkları üzerindeki özel mülkiyeti otomatik olarak ortadan kaldırmadığı, sadece devir ve satış yasağı getirdiği ve bunların bedelsiz olarak müzelere alma hususunda idareye takdir yetkisi tanıdığı, dosyadaki belgelere göre davacıların murisinin koleksiyona kayıtlı eserlerin de bu kapsamda 1989 yılında koleksiyona kaydedildiği, davacılar murisinin koleksiyonuna dahil olan dava konusu taşınmaz kültür varlıklarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi (müze uhdesine alınması) hukuken mümkün bulunmakla birlikte bu varlıkların bedelsiz ve tazminatsız olarak müzeye teslim edilmesinin istenilmesinin Anayasa'nın 35'inci maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmesine neden olduğundan, her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararında koleksiyona kayıtlı olan eserlerin 28 adedinin taşınmaz veya onlardan kopan parçalar olduğu yönünde ifadeye yer verilmiş ise de, davalı idarece mahallinde yaptırılan delil tespitine ilişkin yargı kararları ile uzman personel tarafından hazırlanan raporlar da dikkate alınarak, bu eserlerin taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları kapsamında kalıp kalmadıklarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadan, taşınmaz kültür varlıkları veya bunların parçasını oluşturan eserlerin tazminatsız ve bedelsiz olarak; aralarında taşınır kültür varlığı tespit edilenlerin ise, mirasçıları tarafından koleksiyonerliğe devama dair taleplerin sonuçlandırılmayarak tesis edilen dava konusu işlemin koleksiyona kayıtlı olan ve duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin doğrudan tesliminin istenilmesine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, öte yandan somut olayda, koleksiyona dahil olan eserlerin bir kısmının da sökülerek müzeye götürüldüğü, bunlar yönünden de aynı şekilde bedel ve tazmin ile taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları olup olmadıklarının tespiti gerektiğine ilişkin açıklamaların geçerli olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu işlemin "Koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine" ilişkin kısmının ise; kararda yer verilen mevzuat hükümleri ile anılan Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararı birlikte değerlendirilmesinden, 2863 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğunun hükme bağlandığı, ancak taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının devlet malı niteliğinde olmasının bunların özel mülkiyete konu olmasına engel teşkil etmediği, kanun koyucunun kültür varlıklarının daha iyi korunabilmesi için bunlara devlet malı statüsü vermiş ise de özel mülkiyeti yasaklamadığı, ancak taşınırların tespiti ile taşınmazların tespit ve tescilinin farklı prosedürlere tabi tutulduğu, bu sebeple öncelikle duvara monte edilen bu eserlerin kültür varlığı niteliğinde olup olmadığı ile taşınır ve taşınmaz vasfında olup olmadıklarının tespiti neticesine göre yukarıda aktarıldığı şekilde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 4,7.10.11,24,25 ve 26. maddelerinde düzenlenen hükümler uyarınca işlem tesis edilmesi gerekirken bu usul ve esaslar izlenmeden bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine ilişkin işlemin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıların vefat eden babalarından kendilerine intikal eserlerden daha önce envantere kaydedilmiş olanların taşınmaz kültür varlığı olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, koleksiyona kayıtlı eserler taşınır niteliğinde olsa dahi vefat eden koleksiyon izin belgesi sahibinin koleksiyonunun varislere intikal edebilmesi için varislerin de koleksiyonculuk izin belgesi almasının şart olduğu, Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür varlıklarının yediemin olarak müze müdürlüğünde muhafaza edileceğinin belirtildiği, ...'ın vefat ettiği dönemde davacıların veraset ihtilaflarının çözülmemiş olduğu, davacıların koleksiyoner belgesi için başvuru yapmadıkları, bu durumda ellerinde bulundurmuş olmalarının kanunla yasaklanmış taşınmaz kültür varlıkları üzerinde mülkiyet hakkını doğurmayacağı, dava konusu işlemin mevzuata ve Danıştay yerleşik içtihadına uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Vefat eden ... ve davacılardan eşi ...'ın Altınkamp Turistik tesisinin sahibi olduğu, tesiste onlarca yıl Müze Müdürlüğünün denetimi altında ...'ın koleksiyoner belgesi ile eserlerin burada kamuya açık bir şekilde teşhir edildiği, bazı eserlerin çalınma riskine karşı duvara montelendiği, koleksiyon sahibi vefat edince başvuruları üzerine koleksiyonun murisin kızları davacılar üzerine 20/10/2009 tarihinde zimmetlendiği, kısa bir süre sonra 25/11/2009 tarihinde yapılan denetimde eserlerin bulunduğu adreste uygun şartlarda muhafaza edilmesi yönünde rapor tutulduğu, 11/12/2009 tarihinde de tarihi eserlerin ve eser sayılmayan murise ait dekoratif elemanların yerlerinden sökülerek götürüldüğü, alınan eserler için teslim tutanağı düzenlenmediği, geri kalan eserlerin yapılardan sökülerek iadesinin istendiği, bu eserlerin tamamının kültür mirası olmadığının yargılama sonucunda ortaya çıktığı, eserlerin müze denetimi ve izni ile murise ait yapılara monte edildiği, bu eserlerin davacılara ait yapılara zarar vermeden sökülmesinin mümkün olmadığı, davacıların mülkiyet hakkının yasa değişikliği nedeniyle ellerinden alındığı, yargı kararlarında da bu haklarının ellerinden alındığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin, Anayasa Mahkemesi kararında konu edilmeyen, davacıların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olmayan taşınmaz kültür varlıkları yönünden, davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: **
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Temyiz isteminin reddine,
-
Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
-
Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
-
Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
-
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: **
Dava dosyasının incelenmesinden; eski eser koleksiyoneri olan davacılar murisinin koleksiyonunda bulunan 29 adet eserin 28/07/1989 tarihinde Balıkesir Müze Müdürlüğünde envanter defterine kaydedildiği, davacıların murisinin 2009 yılında ölümü üzerine Müze Müdürlüğünce varislere hitaplı 10/09/2009 tarih ve 1766 sayılı yazı gönderilerek yeniden başvurulması halinde koleksiyonerlik izin belgesinin alınabileceğinin bildirildiği, mirasçılardan Filiz Freifrau Von Thermann'ın 09/10/2009 tarihli dilekçesi ile koleksiyonerliğe devam etmek istediğini, ancak veraset ile ilgili işlemlerin henüz tamamlanmadığını bildirdiği, bu arada koleksiyona kayıtlı eserlerin veraset ve intikal vergisine esas olmak üzere tespiti yapılarak komisyonca belirlenen değerinin talep eden vekiline bildirildiği, ayrıca 20/10/2009 tarih ve 2007 sayılı Balıkesir Kuvayı Milliye Müze Müdürlüğünün yazısı ile Bakanlıktan görüş talep edildiği, alınan görüşte, veraset yoluyla da olsa bu eserlerin kaydının yapılamayacağının ve eserlerin müzeye alınmasının talep edildiği, bu süreçte mirasçıların anlaşmazlığı sonucunda mirasçılardan Tekin Altın tarafından eserlerin kaybolma tehlikesi bulunduğu ve kötü koşullarda muhafaza edildiğine dair şikayette bulunulduğu, bu şikayete istinaden hazırlatılan rapor doğrultusunda T.A.nın koleksiyonuna kayıtlı kültür varlıklarının on beşinin Müze Müdürlüğü tarafından 11/12/2009 tarihinde yerlerinden sökülerek müzeye götürüldüğü, tesisteki yapıların duvarlarına monte edilmiş hâldeki on üç eserin ise yerlerinde bırakıldığı, daha sonra dava konusu işlem ile; "Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları koleksiyonculuğu hakkında yeniden düzenlenerek 11/03/2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni yönetmelik gereği taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarının koleksiyonlara dahil edilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, bu nedenle koleksiyona kayıtlı olan ve koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenildiği" söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonucu yapılan yeniden yargılama uyarınca verilen karar ile dava konusu işlemin iptal edildiği görülmektedir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "Kararlar" başlıklı 50. maddesine; "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. (3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. (4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. (5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan "Mülkiyet Hakkı"; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 5.maddesinde; Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının Devlet malı niteliğinde olduğu, 26.maddenin 2.fıkrasında; Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzelkişilerle vakıfların, Kültür ve Turizm Bakanlığından izin almak şartıyla, kendi hizmet konularının veya amaçlarının gerçekleştirilmesi için her çeşit kültür varlığından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilecekleri ve müzeler kurabilecekleri, 6. fıkrasında; Gerçek ve tüzelkişilerin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesiyle korunması gerekli taşınır kültür varlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilecekleri, 7. fıkrasında; Koleksiyoncuların faaliyetlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültür varlıklarını envanter defterine kaydetmek zorunda oldukları, geçici 8. maddesinde ise; 11/3/2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının, koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağı, ancak bu taşınmaz kültür varlıklarından; müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkının saklı olduğu hükümlerine yer verildiği, Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının d bendinde; koleksiyonun; Bu Yönetmelikte belirtilen şartlarda sınıflandırılan, saklanan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarından oluşan grubu, e bendinde; koleksiyoncunun ise; Kültürel ve doğal mirasın taşınabilir özellikteki yapıtlarının mevzuat çerçevesinde toplanması, arşivlenmesi, korunması, bilimsel yayınlarla tanıtılarak yayınlanması ve sergilemesini gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya tüzel kişileri ifade ettiği kurala bağlanmış, 7. maddesinde; ''... Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunlara ait parçalar koleksiyona dahil edilemez ve envanter defterine kaydedilemez.'' hükmüne, 9. maddesinde; "Koleksiyoncular, koleksiyonlarındaki her türlü taşınır kültür ve tabiat varlığını on beş gün önce bağlı olduğu müze müdürlüğüne haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilir, Bakanlık denetimindeki özel müzelere ve koleksiyonculara devredebilir veya öncelik Bakanlığa ait olmak üzere satabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler satacakları eşya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan koleksiyonları, müzayedede satılacağını ilan etmeden otuz gün önce müze müdürlüklerine haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Bu koleksiyonlar hakkında, 20/4/2009 tarihli ve 27206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak işlem yapılır..." hükmüne, 10. maddesinde ise; ''Koleksiyonculuk yapan şahsın ölümü halinde koleksiyon mirasçılarına intikal eder. Koleksiyonun güvenliğinden mirasçılar sorumludur. Bu sorumluluk, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar devam eder. Mirasçılar, durumu veraset ilamı ile birlikte dört ay içerisinde ilgili müze müdürlüğüne bildirir. Mirasçılar koleksiyonculuğa devam etmek istedikleri takdirde bu Yönetmelik esaslarına göre yeniden izin almak zorundadır. Yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar, komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür ve tabiat varlıkları yediemin olarak müze müdürlüğünde muhafaza edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Koleksiyoncuların Envanterinde Bulunan Taşınmaz ve Taşınmaz Parçaları İle İlgili 01/11/2007 tarih ve 737 sayılı İlke Kararının son fıkrasında; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 11/03/2005 tarih ve 29917 sayılı genelgesinin yayımlandığı tarihe kadar Devlet Müzeleri denetimindeki koleksiyoncular tarafından envanter defterlerine kaydedildiği anlaşılan taşınmaz kültür ve tabiat varlığı veya bu nitelikteki bir bütünü tamamlayan unsurların ilgili Devlet Müzelerinin bilgisi dahilinde bulunmalarına rağmen mevcut halde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ilgili maddeleri ve gerekse bu Kanuna dayalı "Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince ayrıca Danıştay Altıncı Dairesinin 2005/5139 esasında kayıtlı 5193 no’lu ve 13/11/2006 tarihli kararı gereği birlikte değerlendirildiğinde bu tür varlıkların kayıt altında bulunsa bile Devlet Müzelerine devrinin zorunlu olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu olamayacağı, söz konusu kültür varlıklarının envantere kaydedilmemesi gerekmesine rağmen bir şekilde kaydedilmesi durumunda ilgilisine hak kazandırmayacağı, talep halinde Devlet müzelerine devrinin gerektiği, daha önce bir koleksiyona dahil olan eserlerin, koleksiyonerin vefatı durumunda doğrudan mirasçılarına geçemeyeceği, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara talepleriyle yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenmesi gerektiği, yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar da komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür ve tabiat varlıklarının yediemin olarak müze müdürlüğünce muhafaza edileceği anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde, iptali istenen işleme konu iki unsurun bulunduğu; bunlardan birincisinin davacıların murisinin koleksiyonuna, bir şekilde, 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinin yürürlüğünden önce kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıklarının akıbeti ile ikinci unsurun da; davacıların murisinin envanterine kayıtlı olmayan ve idare tarafından tespiti yapılmış olan taşınmaz kültür varlıklarının akıbetinin olduğu, İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlaline karar verilirken dava konusu işlemin belirtilen bu unsurlarından ikincisine hiç değinilmediğinden, davacıların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olmadığı belirtilen bu taşınmaz kültür varlıklarının, davacıların mülkiyet hakkını ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceği için bu eserler için ayrıca değerlendirme yapmak gerektiğinden, yapılan yeniden yargılamada, İdare Mahkemesince işlemin bu kısmı bakımından yapılan hukuki denetim neticesinde, davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekirken 2863 sayılı Kanunun 4,7.10.11,24,25 ve 26. maddelerinde yer alan usul ve esaslar izlenmeden bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine ilişkin işlemin iptali yolunda verilen kararın onanması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Bununla birlikte; dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesi kararında irdelenen, davacıların murisinin koleksiyonuna, bir şekilde, 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinin yürürlüğünden önce kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin kısmı yönünden de incelemek gerekirse; her ne kadar, koleksiyona kayıtlı eserler, koleksiyonerin ve vefatı durumunda koleksiyoner izin belgesine sahip mirasçılarının mülkiyet hakkına konu olması mümkün olmakla birlikte; yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşıldığı üzere, koleksiyonerin vefatı durumunda eserlerin doğrudan mirasçılarına geçmeyeceği, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara talepleri üzerine yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenmesi sonrasında, murisin koleksiyonuna kayıtlı eserler yönünden, mirasçıların mülkiyet hakkının varlığından söz edilebileceğinden, İdare Mahkemesince yapılan yeniden yargılamada; davacıların koleksiyoner izin belgesi almak için başvuru yapıp yapmadıkları, başvurunun mevzuatta belirtilen şartları taşıyıp taşımadıkları yönünden yapılacak inceleme neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, dosyada, davacıların henüz veraset işlemlerini sonuçlandıramadığı, eserlerin güvende olmadığı yönünde birbirlerini şikayet ettiklerine ilişkin bilgiler dosyada yer aldığı halde, işlemin; davacıların koleksiyonerliğe devama dair taleplerinin idare tarafından sonuçlandırılmayarak tesis edildiği gerekçesiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından temyize konu Mahkeme kararının, işlemin Anayasa Mahkemesi kararına konu olan kısmı açısından da bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11941 E. , 2023/5063 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11941
Karar No : 2023/5063
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
KARŞI TARAF (DAVACI) : 1 …
2 …
3 …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Anayasa Mahkemesinin 2019/14470 numaralı bireysel başvurunun kabulüne dair 20/12/2022 tarihli kararına istinaden 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri hakkında Kanun'un 50. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca yeniden yargılama yapılarak verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların murisi ... adına kayıtlı kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonunda bulunan, kayıtlı olan ve kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için alınamayan eserlerin 15 gün içinde müze müdürlüğüne teslimine ilişkin … günlü, … sayılı Balıkesir Valiliği Kuva yi Milliye Müze Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
Dosyanın Safahati: … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin; gerek envantere kayıtlı gerekse envantere kayıtlı olmayan eski eserlerin, envantere kayıtlı olanlar açısından müze ve ören yerlerinde bulunan eski eserlerle bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığı, kayıtlı olmayanlarla ilgili olarak da gerçekten eski eser niteliğine sahip olup olmadığı noktasında bir belirleme yapılmadan ve bu eserlerin yerinden sökülmesi halinde orijinal hallerini yitirip yitirmeyeceğini belirlemeden liste halinde sıralı olarak dökümü yapılan eserlerin yerlerinden sökülerek müdürlüklerine teslimine ilişkin işlemde mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptali yolunda verilen kararın; Danıştay Ondördüncü Dairesinin 10/04/2014 günlü, E:2011/13052, K:2014/4509 sayılı kararı ile dava konusu işlemde duvarda monteli olduğu için alınamayan dava konusu eserlerin taşınmaz niteliğinde olduğu ve taşınmaz eserlerin koleksiyonculuk faaliyetine konu olamayacağı, ayrıca 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesindeki hükmün de, ölmüş olan murislerine ait koleksiyonculuk faaliyetine devam edebilmeleri için yeniden koleksiyon izin belgesi almak ve yeni envanter kaydı yaptırmak zorunda olan davacılar yönünden herhangi bir hak teşkil etmeyeceği dolayısıyla davacıların yeni alacakları izin belgesi sonrasında envantere kaydettirecekleri eserlerin taşınmazlardan oluşmasına imkan bulunmadığı hususu da açık olduğundan dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, bozma kararına uyularak verilen davanın reddine ilişkin karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/12/2017 tarihli, E:2015/11177, K:2017/7004 sayılı kararıyla onanmış, onama kararına karşı yapılan kararın düzeltilmesi istemi de Danıştay Ondördüncü Dairesinin 07/03/2019 tarihli, E:2018/498, K:2019/1699 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiştir.
Anılan karar üzerine davacı tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş, yapılan bireysel başvuru sonucunda ise; Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile; Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilerek kararın bir örneği mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir İdare Mahkemesine gönderilmiştir.
Balıkesir İdare Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak; uyuşmazlığın, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği kararda, müteveffa T.A.'nın mirasçıları davacılar tarafından, murislerine ait Balıkesir ili, Burhaniye ilçesi, Ören Mevkiinde bulunan "Altın Kamp" unvanlı işletmedeki kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonuna kayıtlı ve koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için teslim alınamayan eserlerin Balıkesir Valiliği Kuva yi Milliye Müze Müdürlüğünün 25/05/2010 tarih ve 1117 sayılı işlemi ile 15 gün içerisinde müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesinden kaynaklandığı, Anayasa Mahkemesinin, davaya konu işlemin sadece koleksiyona kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıkları yönünden değerlendirildiği, karar içeriği değerlendirildiğinde esasen davacıların mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, davaya konu işlemde davacıların koleksiyona kayıtlı olmayan ve işletmenin duvarında monteli halde bulunan eserler yönünden de yükümlendirildiği, yargılamanın yenilenmesine esas davaya konu işlemin bu hususlar yönünden ayrı ayrı incelenerek; dava konusu işlemin "Koleksiyona kayıtlı olan ve duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine" ilişkin kısmının incelenmesinden; Anayasa Mahkemesi kararı ile 2863 sayılı Kanun'un 26. maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları gözetildiğinde taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olamayacağının belirtildiği ancak 11/3/2005 tarihinden önce taşınır kültür varlığı gibi kabul edilerek özel koleksiyonlara kaydedilmiş bulunan taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyon sahipleri veya bunların mirasçıları yönünden mülk teşkil ettiği, 2863 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. madde hükmünün dahi 11/3/2005 tarihinden önce özel koleksiyonlara dâhil edilen taşınmaz kültür varlıkları üzerindeki özel mülkiyeti otomatik olarak ortadan kaldırmadığı, sadece devir ve satış yasağı getirdiği ve bunların bedelsiz olarak müzelere alma hususunda idareye takdir yetkisi tanıdığı, dosyadaki belgelere göre davacıların murisinin koleksiyona kayıtlı eserlerin de bu kapsamda 1989 yılında koleksiyona kaydedildiği, davacılar murisinin koleksiyonuna dahil olan dava konusu taşınmaz kültür varlıklarının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi (müze uhdesine alınması) hukuken mümkün bulunmakla birlikte bu varlıkların bedelsiz ve tazminatsız olarak müzeye teslim edilmesinin istenilmesinin Anayasa'nın 35'inci maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmesine neden olduğundan, her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararında koleksiyona kayıtlı olan eserlerin 28 adedinin taşınmaz veya onlardan kopan parçalar olduğu yönünde ifadeye yer verilmiş ise de, davalı idarece mahallinde yaptırılan delil tespitine ilişkin yargı kararları ile uzman personel tarafından hazırlanan raporlar da dikkate alınarak, bu eserlerin taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları kapsamında kalıp kalmadıklarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadan, taşınmaz kültür varlıkları veya bunların parçasını oluşturan eserlerin tazminatsız ve bedelsiz olarak; aralarında taşınır kültür varlığı tespit edilenlerin ise, mirasçıları tarafından koleksiyonerliğe devama dair taleplerin sonuçlandırılmayarak tesis edilen dava konusu işlemin koleksiyona kayıtlı olan ve duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin doğrudan tesliminin istenilmesine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, öte yandan somut olayda, koleksiyona dahil olan eserlerin bir kısmının da sökülerek müzeye götürüldüğü, bunlar yönünden de aynı şekilde bedel ve tazmin ile taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları olup olmadıklarının tespiti gerektiğine ilişkin açıklamaların geçerli olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu işlemin "Koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine" ilişkin kısmının ise; kararda yer verilen mevzuat hükümleri ile anılan Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararı birlikte değerlendirilmesinden, 2863 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğunun hükme bağlandığı, ancak taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının devlet malı niteliğinde olmasının bunların özel mülkiyete konu olmasına engel teşkil etmediği, kanun koyucunun kültür varlıklarının daha iyi korunabilmesi için bunlara devlet malı statüsü vermiş ise de özel mülkiyeti yasaklamadığı, ancak taşınırların tespiti ile taşınmazların tespit ve tescilinin farklı prosedürlere tabi tutulduğu, bu sebeple öncelikle duvara monte edilen bu eserlerin kültür varlığı niteliğinde olup olmadığı ile taşınır ve taşınmaz vasfında olup olmadıklarının tespiti neticesine göre yukarıda aktarıldığı şekilde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 4,7.10.11,24,25 ve 26. maddelerinde düzenlenen hükümler uyarınca işlem tesis edilmesi gerekirken bu usul ve esaslar izlenmeden bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine ilişkin işlemin bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacıların vefat eden babalarından kendilerine intikal eserlerden daha önce envantere kaydedilmiş olanların taşınmaz kültür varlığı olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, koleksiyona kayıtlı eserler taşınır niteliğinde olsa dahi vefat eden koleksiyon izin belgesi sahibinin koleksiyonunun varislere intikal edebilmesi için varislerin de koleksiyonculuk izin belgesi almasının şart olduğu, Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür varlıklarının yediemin olarak müze müdürlüğünde muhafaza edileceğinin belirtildiği, ...'ın vefat ettiği dönemde davacıların veraset ihtilaflarının çözülmemiş olduğu, davacıların koleksiyoner belgesi için başvuru yapmadıkları, bu durumda ellerinde bulundurmuş olmalarının kanunla yasaklanmış taşınmaz kültür varlıkları üzerinde mülkiyet hakkını doğurmayacağı, dava konusu işlemin mevzuata ve Danıştay yerleşik içtihadına uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Vefat eden ... ve davacılardan eşi ...'ın Altınkamp Turistik tesisinin sahibi olduğu, tesiste onlarca yıl Müze Müdürlüğünün denetimi altında ...'ın koleksiyoner belgesi ile eserlerin burada kamuya açık bir şekilde teşhir edildiği, bazı eserlerin çalınma riskine karşı duvara montelendiği, koleksiyon sahibi vefat edince başvuruları üzerine koleksiyonun murisin kızları davacılar üzerine 20/10/2009 tarihinde zimmetlendiği, kısa bir süre sonra 25/11/2009 tarihinde yapılan denetimde eserlerin bulunduğu adreste uygun şartlarda muhafaza edilmesi yönünde rapor tutulduğu, 11/12/2009 tarihinde de tarihi eserlerin ve eser sayılmayan murise ait dekoratif elemanların yerlerinden sökülerek götürüldüğü, alınan eserler için teslim tutanağı düzenlenmediği, geri kalan eserlerin yapılardan sökülerek iadesinin istendiği, bu eserlerin tamamının kültür mirası olmadığının yargılama sonucunda ortaya çıktığı, eserlerin müze denetimi ve izni ile murise ait yapılara monte edildiği, bu eserlerin davacılara ait yapılara zarar vermeden sökülmesinin mümkün olmadığı, davacıların mülkiyet hakkının yasa değişikliği nedeniyle ellerinden alındığı, yargı kararlarında da bu haklarının ellerinden alındığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin, Anayasa Mahkemesi kararında konu edilmeyen, davacıların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olmayan taşınmaz kültür varlıkları yönünden, davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden; eski eser koleksiyoneri olan davacılar murisinin koleksiyonunda bulunan 29 adet eserin 28/07/1989 tarihinde Balıkesir Müze Müdürlüğünde envanter defterine kaydedildiği, davacıların murisinin 2009 yılında ölümü üzerine Müze Müdürlüğünce varislere hitaplı 10/09/2009 tarih ve 1766 sayılı yazı gönderilerek yeniden başvurulması halinde koleksiyonerlik izin belgesinin alınabileceğinin bildirildiği, mirasçılardan Filiz Freifrau Von Thermann'ın 09/10/2009 tarihli dilekçesi ile koleksiyonerliğe devam etmek istediğini, ancak veraset ile ilgili işlemlerin henüz tamamlanmadığını bildirdiği, bu arada koleksiyona kayıtlı eserlerin veraset ve intikal vergisine esas olmak üzere tespiti yapılarak komisyonca belirlenen değerinin talep eden vekiline bildirildiği, ayrıca 20/10/2009 tarih ve 2007 sayılı Balıkesir Kuvayı Milliye Müze Müdürlüğünün yazısı ile Bakanlıktan görüş talep edildiği, alınan görüşte, veraset yoluyla da olsa bu eserlerin kaydının yapılamayacağının ve eserlerin müzeye alınmasının talep edildiği, bu süreçte mirasçıların anlaşmazlığı sonucunda mirasçılardan Tekin Altın tarafından eserlerin kaybolma tehlikesi bulunduğu ve kötü koşullarda muhafaza edildiğine dair şikayette bulunulduğu, bu şikayete istinaden hazırlatılan rapor doğrultusunda T.A.nın koleksiyonuna kayıtlı kültür varlıklarının on beşinin Müze Müdürlüğü tarafından 11/12/2009 tarihinde yerlerinden sökülerek müzeye götürüldüğü, tesisteki yapıların duvarlarına monte edilmiş hâldeki on üç eserin ise yerlerinde bırakıldığı, daha sonra dava konusu işlem ile; "Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları koleksiyonculuğu hakkında yeniden düzenlenerek 11/03/2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni yönetmelik gereği taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarının koleksiyonlara dahil edilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, bu nedenle koleksiyona kayıtlı olan ve koleksiyona kayıtlı olmadığı halde tarihi eser niteliğinde olan ancak duvarda monteli olduğu için Müdürlükçe alınamayan eserlerin 15 gün içerisinde bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenildiği" söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonucu yapılan yeniden yargılama uyarınca verilen karar ile dava konusu işlemin iptal edildiği görülmektedir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "Kararlar" başlıklı 50. maddesine; "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. (3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. (4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. (5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan "Mülkiyet Hakkı"; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 5.maddesinde; Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının Devlet malı niteliğinde olduğu, 26.maddenin 2.fıkrasında; Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzelkişilerle vakıfların, Kültür ve Turizm Bakanlığından izin almak şartıyla, kendi hizmet konularının veya amaçlarının gerçekleştirilmesi için her çeşit kültür varlığından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilecekleri ve müzeler kurabilecekleri, 6. fıkrasında; Gerçek ve tüzelkişilerin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesiyle korunması gerekli taşınır kültür varlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilecekleri, 7. fıkrasında; Koleksiyoncuların faaliyetlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültür varlıklarını envanter defterine kaydetmek zorunda oldukları, geçici 8. maddesinde ise; 11/3/2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının, koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağı, ancak bu taşınmaz kültür varlıklarından; müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkının saklı olduğu hükümlerine yer verildiği, Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının d bendinde; koleksiyonun; Bu Yönetmelikte belirtilen şartlarda sınıflandırılan, saklanan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarından oluşan grubu, e bendinde; koleksiyoncunun ise; Kültürel ve doğal mirasın taşınabilir özellikteki yapıtlarının mevzuat çerçevesinde toplanması, arşivlenmesi, korunması, bilimsel yayınlarla tanıtılarak yayınlanması ve sergilemesini gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya tüzel kişileri ifade ettiği kurala bağlanmış, 7. maddesinde; ''... Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunlara ait parçalar koleksiyona dahil edilemez ve envanter defterine kaydedilemez.'' hükmüne, 9. maddesinde; "Koleksiyoncular, koleksiyonlarındaki her türlü taşınır kültür ve tabiat varlığını on beş gün önce bağlı olduğu müze müdürlüğüne haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilir, Bakanlık denetimindeki özel müzelere ve koleksiyonculara devredebilir veya öncelik Bakanlığa ait olmak üzere satabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler satacakları eşya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan koleksiyonları, müzayedede satılacağını ilan etmeden otuz gün önce müze müdürlüklerine haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Bu koleksiyonlar hakkında, 20/4/2009 tarihli ve 27206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak işlem yapılır..." hükmüne, 10. maddesinde ise; ''Koleksiyonculuk yapan şahsın ölümü halinde koleksiyon mirasçılarına intikal eder. Koleksiyonun güvenliğinden mirasçılar sorumludur. Bu sorumluluk, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar devam eder. Mirasçılar, durumu veraset ilamı ile birlikte dört ay içerisinde ilgili müze müdürlüğüne bildirir. Mirasçılar koleksiyonculuğa devam etmek istedikleri takdirde bu Yönetmelik esaslarına göre yeniden izin almak zorundadır. Yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar, komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür ve tabiat varlıkları yediemin olarak müze müdürlüğünde muhafaza edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Koleksiyoncuların Envanterinde Bulunan Taşınmaz ve Taşınmaz Parçaları İle İlgili 01/11/2007 tarih ve 737 sayılı İlke Kararının son fıkrasında; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 11/03/2005 tarih ve 29917 sayılı genelgesinin yayımlandığı tarihe kadar Devlet Müzeleri denetimindeki koleksiyoncular tarafından envanter defterlerine kaydedildiği anlaşılan taşınmaz kültür ve tabiat varlığı veya bu nitelikteki bir bütünü tamamlayan unsurların ilgili Devlet Müzelerinin bilgisi dahilinde bulunmalarına rağmen mevcut halde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ilgili maddeleri ve gerekse bu Kanuna dayalı "Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince ayrıca Danıştay Altıncı Dairesinin 2005/5139 esasında kayıtlı 5193 no’lu ve 13/11/2006 tarihli kararı gereği birlikte değerlendirildiğinde bu tür varlıkların kayıt altında bulunsa bile Devlet Müzelerine devrinin zorunlu olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu olamayacağı, söz konusu kültür varlıklarının envantere kaydedilmemesi gerekmesine rağmen bir şekilde kaydedilmesi durumunda ilgilisine hak kazandırmayacağı, talep halinde Devlet müzelerine devrinin gerektiği, daha önce bir koleksiyona dahil olan eserlerin, koleksiyonerin vefatı durumunda doğrudan mirasçılarına geçemeyeceği, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara talepleriyle yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenmesi gerektiği, yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenene kadar da komisyon tarafından gerekli görülmesi durumunda taşınır kültür ve tabiat varlıklarının yediemin olarak müze müdürlüğünce muhafaza edileceği anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde, iptali istenen işleme konu iki unsurun bulunduğu; bunlardan birincisinin davacıların murisinin koleksiyonuna, bir şekilde, 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinin yürürlüğünden önce kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıklarının akıbeti ile ikinci unsurun da; davacıların murisinin envanterine kayıtlı olmayan ve idare tarafından tespiti yapılmış olan taşınmaz kültür varlıklarının akıbetinin olduğu, İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlaline karar verilirken dava konusu işlemin belirtilen bu unsurlarından ikincisine hiç değinilmediğinden, davacıların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olmadığı belirtilen bu taşınmaz kültür varlıklarının, davacıların mülkiyet hakkını ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceği için bu eserler için ayrıca değerlendirme yapmak gerektiğinden, yapılan yeniden yargılamada, İdare Mahkemesince işlemin bu kısmı bakımından yapılan hukuki denetim neticesinde, davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekirken 2863 sayılı Kanunun 4,7.10.11,24,25 ve 26. maddelerinde yer alan usul ve esaslar izlenmeden bulundukları yerden sökülerek müze müdürlüğüne tesliminin istenilmesine ilişkin işlemin iptali yolunda verilen kararın onanması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Bununla birlikte; dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesi kararında irdelenen, davacıların murisinin koleksiyonuna, bir şekilde, 2863 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinin yürürlüğünden önce kayıtlı olan taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin kısmı yönünden de incelemek gerekirse; her ne kadar, koleksiyona kayıtlı eserler, koleksiyonerin ve vefatı durumunda koleksiyoner izin belgesine sahip mirasçılarının mülkiyet hakkına konu olması mümkün olmakla birlikte; yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşıldığı üzere, koleksiyonerin vefatı durumunda eserlerin doğrudan mirasçılarına geçmeyeceği, koleksiyonculuğa devam etmek isteyen mirasçılara talepleri üzerine yeni koleksiyon izin belgesi düzenlenmesi sonrasında, murisin koleksiyonuna kayıtlı eserler yönünden, mirasçıların mülkiyet hakkının varlığından söz edilebileceğinden, İdare Mahkemesince yapılan yeniden yargılamada; davacıların koleksiyoner izin belgesi almak için başvuru yapıp yapmadıkları, başvurunun mevzuatta belirtilen şartları taşıyıp taşımadıkları yönünden yapılacak inceleme neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, dosyada, davacıların henüz veraset işlemlerini sonuçlandıramadığı, eserlerin güvende olmadığı yönünde birbirlerini şikayet ettiklerine ilişkin bilgiler dosyada yer aldığı halde, işlemin; davacıların koleksiyonerliğe devama dair taleplerinin idare tarafından sonuçlandırılmayarak tesis edildiği gerekçesiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından temyize konu Mahkeme kararının, işlemin Anayasa Mahkemesi kararına konu olan kısmı açısından da bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
2023/111992
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19