Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Hukuk Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/365

Karar No

2023/74

Karar Tarihi

15 Şubat 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/343 E., 2020/754 K.

KARAR: Davanın reddine

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili 20.12.2016 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 18.02.1992 tarihinde evlendiklerini, ortak üç çocuklarının olduğunu, eşlerin maddi ve manevi hiç bir konuda anlaşamadıklarını, davalının sürekli huzursuzluk çıkararak tartışma ortamı yarattığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini ve eşini aşağılayıp hakaret ettiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı asıl 09.01.2017 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, asıl kusurlu tarafın davacı olduğunu, kadınlara aşırı düşkün davranışlar sergilediğini, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, kendisine hakaret içerikli sözler söylediğini, çıkan bir tartışmada bıçakla saldırdığını belirterek yararına 1.000,00 TL tedbir yoksulluk nafakası ile 40.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarihli ve 2016/1100 Esas, 2017/734

Karar sayılı kararı ile tarafların 18.02.1992 tarihinde evlendikleri, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, buna karşılık kadının da aile sorumluluğunu yerine getirmediği, gerçekleşen olaylara göre erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, kadın eş yararına 15.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, yoksulluk nafaka talebinin ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2019 tarihli ve 2018/375 Esas, 2019/16 Karar sayılı kararı ile; davacı tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, hâl böyle olunca görgüye dayalı olmayan beyanlara itibar edilerek davalıya kusur yüklenmesinin doğru olmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayıp, güven sarsıcı davranışlarda bulunan erkeğin tam kusurlu olduğu, tam kusurlu erkeğin davasının ise reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.01.2020 tarihli ve 2019/6929 Esas, 2020/594 Karar sayılı kararı ile "...Davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiş olup bu karara karşı davalı kadın tarafından, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, davasını usulüne uygun şekilde ispat edemeyen ve tam kusurlu olan davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının boşanma davasının reddine karar verilmiştir. İstinaf incelemesinin kapsamına ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesinde incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. O halde, davalı kadın tarafından hüküm boşanma yönünden istinafa konu edilmeyip, boşanma bölümü kesinleştiği halde bölge adliye mahkemesince davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..."

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının yargılama süresince haklarının verilmesi hâlinde boşanacağını aksi hâlde davanın reddini talep ettiğini beyan ettiği, davalının 05.01.2018 tarihli istinaf dilekçesinin hüküm bölümünde ilk derece mahkemesince verilen boşanma karar numarasını yazdığı, istinaf sebeplerinin 1 numaralı bendinde mahkemenin kararının kanun ve yasalara aykırı olduğundan ademi kanaatle temyiz yoluna başvuruyoruz dendiği, dilekçe içeriğinde davacının boşanabilmek için yalan beyanda bulunduğunu, somut deliller ortaya koyamadığını, kusur tespitinin doğru olmadığını, yoksulluk nafakası, maddi manevi tazminat yönünden de haksız davanın bozulması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususlar araştırılmadan hukuki dayanağı olmayan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttiği, istinaf dilekçesinin bütünü ve özellikle ikinci sayfasında sonuç ve istek bölümünün üstünde yer alan yoksulluk nafakası, maddi manevi tazminat yönünden de şeklindeki ifadesinden hükmün tamamının istinaf incelemesine konu edildiğinin anlaşıldığı ve ayrıca son duruşma zaptında dahi boşanmayı istemediğini beyan etmesi karşısında istinaf iradesinin hükmün bütününe yönelik olmadığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafından sunulan 05.01.2018 tarihli istinaf dilekçesi dikkate alındığında bölge adliye mahkemesince yapılacak olan incelemenin hükmün tamamını kapsayıp kapsamayacağı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

  1. İlgili Hukuk

1.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 342 nci maddesi şöyledir:

" (1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.

(2) İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.

b) Varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.

c) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı.

ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih.

d) Kararın özeti.

e) Başvuru sebepleri ve gerekçesi.

f) Talep sonucu.

g) Başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

(3) İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır."

  1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesi şöyledir:

"(1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir."

  1. Değerlendirme

  2. Uyuşmazlığın çözümü için ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.

  3. Bilindiği üzere ülkemizde iki dereceli yargı sistemi uygulanmakta iken, 2004 yılında kabul edilen 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi ve 6100 sayılı Kanun ile istinaf kanun yolu hükümlerinin düzenlenmesi, bu düzenlemeye uygun olarak 20.07.2016 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması ile üç dereceli yargı sistemine geçilmiş bulunmaktadır.

  4. Bir davanın, talepler ve belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, bir üst derece yargı yerince, yeniden görülmesini, gerekiyorsa yeniden hükme bağlanmasını amaçlayan kanun yoluna istinaf denir. Hemen belirtilmelidir ki istinafta, davanın bir üst derece yargı yerince, tüm boyutları itibari ile değil; sadece tarafların talepleri ve ileri sürmüş oldukları sebeplerle sınırlı bir biçimde ikinci kez ele alınıp görülür.

  5. Gerek Türk hukukunda gerekse mukayeseli hukukta, istinaf kanun yolu incelemesi somut olay adaletinin sağlanması ihtiyacı üzerine doğmuş ve uygulanmaya başlanmıştır. Hukuk yargılamasında istinaf; ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş kararlarının, hem maddi vakıa incelemesi yapan hem de hukukilik denetimi yapma yetkisi bulunan daha üst dereceli mahkemece tekrar incelenmesini, taleplerle belirlenen sınırlar içerisinde ikinci kez görülerek, hatalı hâllerin düzeltilmesi suretiyle karara bağlanmasını istemek olarak tanımlanabilir. İstinaf kavramı, incelemenin içeriği itibari ile dar ve geniş anlamda istinaf olarak ikiye ayrılır. Türk hukuk sisteminde kanun koyucu tercihini dar anlamda istinaf sisteminden yana kullanmıştır. Buna göre; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın denetlenmesi anlamında sadece gerekli ve itiraz konusu edilen hususlarda inceleme yapılarak bir karar verilir.

  6. Kanun yolları düzeltici ve bozucu kanun yolları olmak üzere ikiye ayrılır. Düzeltici kanun yolunda, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda hukuka aykırılık tespit edildikten sonra dosya yeniden karar verilmesi için yerel mahkemeye gönderilmez, aksine üst mahkeme kendisi karar verir. Bozucu kanun yolunda ise, hukuka aykırılık tespit edilirse karar bozulur ve fakat yüksek mahkeme kendisi bir karar veremez, yeni bir karar verilmesi için dosyayı genellikle bölge adliye mahkemesine istisnai hâllerde de ilk derece mahkemesine geri gönderir. Buradan hareketle; temyiz kanun yolu bozucu kanun yolu olup, buna karşılık istinaf kanun yolu ise hüküm mahkemesi sıfatı nedeniyle düzeltici kanun yoludur. Diğer bir söylemle Yargıtay; hukuka aykırı alt derece mahkemesinin hükmünü sadece bozar, yeniden yargılama yapıp bir karar veremez. Bölge adliye mahkemesi ise; ilk derece mahkemesi kararı üzerinde yaptığı denetleme sonucunda hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde veya Yargıtayın bozma kararı sonucunda dosyanın kendisine gönderilmesi hâlinde yeniden yargılama yaparak karar vermek zorundadır.

  7. İstinaf kanun yolu, 6100 sayılı Kanun'un sekizinci kısmının birinci bölümünün 341 ilâ 360 ıncı maddeleri arasında, temyiz kanun yolu da ikici bölümünün 361 ilâ 373 üncü maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır.

  8. Kanun koyucu temyiz sebeplerinin tek tek gösterilmesinin (HMK md. 371, HUMK md. 428) aksine, istinaf sebeplerini tek tek saymamış, istinaf sebepleri şunlardır şeklinde bir düzenlemede bulunmamıştır. Bunun yerine istinaf kanun yolunun niteliğine uygun olarak genel bir sebep göstermiştir (HMK md. 342 2/e, md. 353/6). İstinaf başvurusunda bulunan, istinaf dilekçesinde, dayanmış olduğu istinaf sebebiyle birlikte bölge adliye mahkemesinden nasıl bir karar verilmesi gerektiğine ilişkin iradesini açık ve kesin bir dille ortaya koymalıdır. Zira başvurucuyu haklı bulan bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını, istinaf talebinde çizilen çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla değiştirebilir; talepten daha fazlasına karar veremez. Bu kuralın istisnasını kamu düzenine aykırılık hâlleri oluşturur (HMK md. 357).

  9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun özellikle 353 üncü maddesine bakıldığında istinaf sebebinin ilk derece mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olmaması şeklinde düzenlenmiş olduğu söylenebilir. Dolayısıyla istinaf sebepleri, temyiz sebeplerinden çok daha geniş bir çerçeve çizmektedir. Buradan hareketle istinaf dilekçesinde yer alan istinaf sebepleri bölge adliye mahkemesince yapılacak olan incelemenin sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Nitekim istinaf sebebinin gösterilmemesi hâlinde, hükümde kamu düzenine aykırı bir husus da bulunmuyorsa, istinaf talebinin ön inceleme aşamasında reddedileceği hususu tartışmasızdır.

  10. İstinaf başvurusu üzerine, dosya kendisine gelen bölge adliye mahkemesi dairesinin yapacağı ilk iş, ön incelemeyi gerçekleştirmektir (HMK md. 352). Ön inceleme evresinde, istinaf başvurusunun dinlenebilir olduğu sonucuna ulaşan bölge adliye mahkemesinin gerçekleştireceği ikinci inceleme asıl inceleme olarak adlandırılır (HMK md. 354). Burada inceleme sözcüğü ile kastedilen esasen 6100 sayılı Kanun anlamında tahkikattır.

  11. İstinaf incelemesinin kapsamı ise 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi ile düzenlenmiş olup buna göre inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu kendiliğinden gözetir. Buna göre; bölge adliye mahkemesi, incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapmak zorundadır. Temyiz incelemesinden farklı olarak, bölge adliye mahkemesinde yapılacak incelemede tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı kalınmasının nedeni, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararının kanuna aykırılığını tespit etmesi hâlinde, çoğu zaman yeniden yargılama yaparak yeni bir karar verebilmesidir. Tercih edilen istinaf sisteminde, ilk derecedeki yargılama tümüyle tekrarlanmamaktadır. Bu sebeple, istinaf sebepleri ile sınırlı tutulmuştur. Zira, istinaf incelemesi ilk derece mahkemesi kararını denetleyerek ondan sonra yapılan yargılama özelliği taşımaktadır. Bununla beraber, kamu düzenini ilgilendiren hususlarda bölge adliye mahkemesi istemle bağlı olmaksızın re’sen inceleme yapar. Örnek vermek gerekirse kamu düzenini ilgilendiren görev kuralına aykırılık veya dava şartlarının var olup olmadığı bölge adliye mahkemesince re’sen araştırılır. Dolayısıyla re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda bölge adliye mahkemesi tarafların istemiyle bağlı olmaksızın ilk derece mahkemesinin kararını inceleme yetkisine sahiptir.

  12. Özetle; 6100 sayılı Kanun ile düzenlenen istinaf sebeplerinin kamu düzenine aykırılık ve taraflarca ileri sürülen nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Ne var ki kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

  13. Eldeki davada; ilk derece mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ve kadın eş yararına maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı kadın eş tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince boşanmaya neden olan olaylara davacı erkeğin tam kusurlu davranışları ile neden olduğu, hâl böyle olunca tam kusurlu davacının açtığı davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  14. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere 6100 sayılı Kanun’un 342 nci maddesinin 2 nci fıkrasının e bendine göre istinaf dilekçesinde; istinaf sebeplerinin, somut bir şekilde temellendirilmek suretiyle gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerektiği hususuna açıkça işaret edilmiştir. Yine aynı Kanun'un 355 inci maddesinin 1 inci cümlesinde, istinaf incelemesinin, ilke olarak, istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş bulunan istinaf sebeplerine hasren gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Özellikle işaret edilen bu son nokta bağlamında, istinaf dilekçesinde, istinaf sebeplerinin belirtilmesi özel bir anlam ve önem taşımakta, üzerinde hassasiyetle durulması gereken hususlardan birisini teşkil etmektedir. İstinaf başvurusunda bulunanın, bu başvurudan tatmin edici bir sonuç elde edebilmesi, özellikle davanın ikinci kez görülmesini ve yeni bir hüküm verilmesini temin edebilmesi için, istinaf dilekçesinde dayanmış olduğu istinaf sebeplerini somut bir biçimde gerekçelendirmek suretiyle belirtmesi şarttır. Kanun'da temyiz sebeplerinden farklı olarak, dayanılabilecek istinaf sebeplerinin neler olduğuna dair herhangi bir belirlemede bulunulmadığı için, dayanılacak istinaf sebeplerinin somutlaştırılması bağlamında 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan düzenlemeden yararlanılmalıdır.

  15. Genel olarak istinaf sebebinden maksat, ilk derece mahkemesi kararının ve buna dayanak oluşturan yargılamanın neden hatalı veya eksik olduğunu gösteren, somut bir biçimde temellendirilmiş bulunan iddialardır. İstinaf yargılaması, hem hukuka uygunluk hem de vakıalara uygunluk denetimi yapılmasını konu almaktadır. Bu bağlamda, hukuka uygunluk denetimiyle ilişkili bir istinaf sebebi ileri sürülmek isteniyor, yani hangi hukuk kuralının hiç uygulanmadığı ya da yanlış uygulandığı iddia ediliyorsa, dayanakları ile birlikte buna, istinaf sebebi olarak, istinaf dilekçesinde açıkça işaret edilmesi gerekir. Burada sözü edilen hukuk kuralı, usul hukukuna ilişkin olabileceği gibi maddi hukuku da ilişkin olabilir. İstinaf dilekçesinde, vakıalara uygunluk denetimiyle ilişkili bir husus, istinaf sebebi olarak ileri sürülmek isteniyorsa, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan vakıaların tespitindeki hataların ve eksikliklerin neler olduğunun yahut hangi delilin ya da delillerin değerlendirilmesinde yanlışlıklar yapıldığının olabildiğince somut ve kristalize biçimde belirtilmesi bir zorunluluk arz eder.

  16. İstinaf başvurusunda bulunan, istinaf dilekçesinde, dayanmış olduğu istinaf sebebiyle uyum içerisinde olacak şekilde bölge adliye mahkemesinden nasıl bir karar verilmesi gerektiğine ilişkin iradesini açık ve kesin bir dille ortaya koymalı ve belirtmelidir. Dayanılan istinaf sebepleri, bölge adliye mahkemesinin yapacağı inceleme sonucu vereceği karar içeriğinin belirlenmesinde belirleyici bir işlev görecektir. İstinaf talebi olarak yapılan bu tespit çerçevesinde, istinaf başvurusunda bulunan, dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını mı, yoksa değiştirilmesini mi istediğini; değiştirilmesini istiyorsa, hangi kapsamda ve nasıl değiştirilmesi gerektiğine ilişkin iradesini, açıkça ortaya koymalıdır. Buna karşılık, istinaf başvurusunda bulunan, ilk derece mahkemesinin hükmüne dayanak yaptığı maddi vakıaların tespitinde yahut delillerin değerlendirilmesinde hatalı davrandığını ileri sürüyorsa, bölge adliye mahkemesinden bu kapsamda yeni bir yargılama yapmasını ve uyuşmazlığın esası hakkında yeni bir hüküm vermesini, ilk derece mahkemesi hükmünün değiştirilmesini istemelidir. Başvurucuyu haklı bulan bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını, istinaf talebinde çizilen çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla değiştirebilir; talepten daha fazlasına karar veremez.

  17. Tüm bu anlatılanların ışığı altında somut olaya gelindiğinde; resen araştırma ilkesine tâbi olmadığı gibi kamu düzeni ile de ilgisinin bulunmadığı hususunda tereddüt bulunmayan boşanma ve fer'ilerine yönelik ilk derece mahkemesi kararı üzerinde bölge adliye mahkemesince yapılacak olan incelemenin; taraflarca ileri sürülen nedenlerle sınırlı olarak yapılacağı açıktır. Davalı kadın tarafından sunulan 05.01.2018 tarihli istinaf dilekçesi incelendiğinde; konu bölümünde "adı geçen hükmün bozulmasını gerektiren sebepleri ihtiva eden temyiz layihamdır" şeklinde açıklama yapıldığı, istinaf sebepleri bölümünde "Muhterem mahkemenin kararı kanun ve yasalara aykırı olduğundan Ademi Kanaatle temyiz yoluna başvuruyoruz." denildiği, sonuç ve istek kısmında ise "Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerden ötürü yüksek mahkemenizin resen tespit buyuracağı sair sebepler karşısında, adı geçen mahkeme kararının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat yönünden bozulmasına karar verilmesini" talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı kadın tarafından uyuşmazlığa konu 05.01.2018 tarihli istinaf dilekçesinin; konu, sebep ve sonuç bölümlerinin hiçbir yerinde ilk derece mahkemesince verilen boşanma kararına yönelik bir itirazda bulunulmadığı gibi dilekçe içeriğinde de davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilmemiştir. Davalı istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince tespit edilen kusur belirlemesine açıkça karşı çıkmış, boşamaya sebep olan olaylarda davacının kusurlu olduğunu ileri sürmüş, davacının kendisine ekonomik şiddet uyguladığını belirtmiş ve davacının bir başka kadınla birlikte olduğu için evliliğin bu hâle geldiğini ifade etmiştir. Bunların sonucunda ise ilk derece mahkemesince yararına hükmedilen 15.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, yoksulluk nafaka talebinin reddine karar verilmesinin ise hatalı olduğunu ileri sürerek cevap daha yüksek miktarda tazminat ile yararına yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  18. Hâl böyle olunca bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden incelenmesi sonucunda bir karar verilmesi gerekirken; davalı tarafın istinaf talebine konu ettiği hususların dışına çıkılarak, talep dışında inceleme yapılması doğru bulunmamıştır.

  19. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davalı tarafından sunulan istinaf dilekçesinin geniş yorumlanması gerektiği, istinaf dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalının dilekçesindeki iradesinin ilk derece mahkemesince verilen boşanma kararına yönelik olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının tümüyle kaldırılarak davanın tümü hakkında yeniden karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda açıklanan nedenlerle benimsenmemiştir.

  20. Öyle ise Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

  21. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine,15.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamadavanınkararımahkemesireddinederecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim