Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Hukuk Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/653

Karar No

2023/58

Karar Tarihi

8 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/2132 E., 2021/216 K.

HÜKÜM/KARAR: Davanın reddine

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı karşı davacı erkek vekilinin kusur tespitine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kadının tazminat istemleri yönünden kaldırılmasına ve bu yönden yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davacı karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; tarafların dört buçuk yıldır evli olduklarını, bu evlilikten ortak bir çocuklarının bulunduğunu, davalının evlendikten belli bir süre sonra müvekkilini istemediğini, müvekkiliyle ve ortak çocukla ilgilenmediğini, defalarca cebir ve şiddet uygulayıp ölümle tehdit ettiğini, müvekkilini aldattığını, ayrıca müvekkiline mal ayrılığı sözleşmesi imzalamaya mecbur bıraktığını, sözleşmeyi imzalattırdıktan yaklaşık bir hafta sonra müvekkilini ve çocuğunu evden kovduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, müvekkili için 2.000,00 TL tedbir yoksulluk ile ortak çocuk için 2.000,00 TL tedbir iştirak nafakasına hükmedilmesine, 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA

Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; karşı tarafın aynı sebeplere dayalı olarak 16.10.2015 tarihinde Antalya 7. Aile Mahkemesinin 2015/902 Esas, 2016/315 Karar sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, açılan davadan 28.03.2016 tarihinde feragat ettiğini, dolayısıyla karşı tarafın o davanın dava ve replik dilekçesinde belirtilen hususları affettiğini, işbu davada affettiği olgulara dayanamayacağından davasının reddinin gerektiğini, müvekkilinin çocuğuyla ve eşiyle her zaman ilgilendiğini, eşine şiddet uygulamadığını, eşini tehdit etmediğini, çocuğundan ayrılmak istemediğini, buna rağmen karşı tarafın ısrarı ile çocuğuyla birlikte memleketine gittiğini, karşı tarafın müvekkilinin aldattığı iddiası ile müvekkiline iftira attığını, kıskanç olduğunu, iyi bir eş olmadığını belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayeti hususunun mahkemenin takdirine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2019 tarihli ve 2017/1062 Esas, 2019/247 Karar sayılı kararıyla; dinlenen tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından, davalı erkek eşin, çocuğu ile birlikte davalı ...'yi dışarı attığı, eşi ve çocuğuna karşı ilgisiz davrandığı, eşini evden kovduktan sonra Rus uyruklu bir kadın ile birlikte yaşamaya başladığı, tartışmaları sırasında eşlerin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ve küfür ettikleri anlaşılmakla her iki tarafın da kusurlu bulunduğu, ancak davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu, tarafların davranışları sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve bir daha bir araya gelmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 200 TL tedbir iştirak, kadın eş yararına 600,00 TL tedbir yoksulluk nafakasının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 174/1 2 nci maddeleri gereğince 15.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı karşı davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2020 tarihli ve 2019/732 Esas, 2020/693 Karar sayılı kararıyla; yapılan inceleme ve toplanan delillerden mahkemece, davacının dilekçeler aşamasında erkeğe kusur olarak izafe edilen "Rus kadınla beraber yaşama" vakıasına dayanmadığı ve kadının evden kovulduğuna ilişkin vakıanın ise kanıtlanamadığı, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen vakıa ile dava dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen kanıtlanamayan vakıanın erkeğe kusur olarak izafe edilmesinin doğru olmadığı, ancak davalı erkeğin, eş ve ortak çocuğun giderleriyle ilgilenmeyerek birlik görevlerini yerine getirmediği, buna karşılık davacı kadının da müşterek konutta bulunan ortak eşyaları sattığı ve tartışma sırasında eşine hakaret ettiğinin tanık beyanları ile sabit olduğu, bu nedenlerle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşlerin eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı karşı davacı erkek vekilinin kusur tespitine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kadının tazminat istemleri yönünden kaldırılmasına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 353/1 b, 2 nci maddesi uyarınca bu yönden yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davacı karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2020/3812 Esas, 2020/4376 Karar sayılı kararı ile;

"...1 Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2 Bölge adliye mahkemesince taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davalı karşı davacı erkeğin başka kadınlarla yaşayarak sadakatsiz davrandığı, kadını ve çocuğu evden gönderdiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3 Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davalı karşı davacı erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında; davacı kadının zina sebebine dayalı boşanma davasından feragat ettikten sonra davalı kocanın yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kendisi ile müşterek çocuğu evden kovduğunu ileri sürdüğü, cevaba cevap dilekçesinde de açık bir şekilde "davaya konu maddi olgular, önceden açılıp feragat edilen davaya konu olguların dışında, feragat tarihinden sonra cereyan eden ve davalı karşı davacı tarafın davacı karşı davalı müvekkil ve müşterek çocuğa sahip çıkmayıp evlilik birliğinin kocaya yüklediği yükümlülükleri ifa etmemesinden kaynaklı sebeplerdir" diyerek davalı kocanın sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin bir vakıaya dayanmadığını açık bir şekilde kabul ettiği, bu durumda erkeğin sadakatsiz davrandığına ilişkin vakıanın erkeğe kusur olarak izafe edilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca kadın ile ortak çocuğun evden kovulması vakıasının da kanıtlanamadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında birlik görevlerini yerine getirmeyen koca ile tartışma sırasında eşine hakaret eden ve ortak konuttaki eşyaları satan kadının kusurlarının eşit olduğu, bu nedenle davacı kadın yararına TMK’nın 174 üncü maddesi gereğince maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı karşı davacı erkeğin sadakatsiz davrandığını, fiziksel şiddet uyguladığını, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediğini, bu nedenlerle erkeğin ağır kusurlu olduğunu, ayrıca hükmedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddinin doğru olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davacı karşı davalı eş yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 2 nci maddesi gereğince maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

  1. İlgili Hukuk

Türk Medeni Kanunu'nun “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166 ncı maddesinin bir ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174 üncü maddesi şöyledir:

"Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir."

  1. Değerlendirme

  2. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavramların irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

  3. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

  4. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’îleri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.

  5. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve malî olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili malî sonuçlarındandır.

  6. Yukarıda anılan madde hükmü gereği, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.

  7. Maddi tazminat, kişinin mal varlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara 2021 Baskı, Cilt I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.

  8. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 nci maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2 nci maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.

  9. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların 21.03.2013 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten ortak bir çocuklarının bulunduğu, davacı vekili dava dilekçesinde davalı erkek eşin facebook hesabında yaptığı paylaşımlarda "Moskova, Kiev ve Oddesa (Ukrayna) gittiğini bildirmiş olup, bir erkeğin bu ülkelere ne amaçla gitti herkesin malumunda olmakla birlikte, davalı taraf bunun yanı sıra ilişki durumunu da serbest ilişki olduğunu bildirmiştir" şeklindeki iddiasıyla aldatma olgusuna dayandığı, dosyada dinlenen kadın eşin tanığı ...'ın “…İlk sene zaten davalı... birkaç sefer dövdü, hatta ben kendisine bir rapor al dedim. Ama rapor almadı. 2 senenin sonunda bir çocukları oldu. Çocuk olduktan sonra... dövmeleri devam etti. Hatta çocukla birlikte... dışarı attı. Ailesi de alıp götürdüler. Taraflar 5 yıldan beri ayrıdırlar. ...... istememe sebebinin bir Rus kadınla birlikte olmasından kaynaklandığını biliyorum. Çünkü ben Rus kadınla ... birkaç sefer Remziye evden gittikten sonra evde gördüm...” şeklinde beyanda bulunduğu, yine tarafların komşusu olan tanık ...'ın da erkek eşin kadına fiziksel şiddet uyguladığını beyan ettiği, ayrıca kadının tanıkları olan Abuzer, Vesile ve Senem'in erkek eşin kadını çocuğu ile birlikte ailesinin evine gönderdiğini bildirdikleri, buna karşılık erkek eşin abisi olan ve dosyada tanık olarak dinlenen ...'ın beyanında ise; “…Remziye Rıfat ile ilgili uzaklaştırma kararı aldıktan hemen sonra evdeki tüm eşyaları sattı, bu şekilde evi kendisi dağıtmış oldu…” dediği anlaşılmaktadır.

  10. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin evi terk ederek evlilik birliğini devam ettirmek istemediği, başka kadınlarla yaşayarak sadakatsiz davrandığı, kadını ve çocuğu evden gönderdiği, buna karşılık kadın eşin ise; ortak eşyaları sattığı ve tartışma sırasında eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu hususu kabul edilmelidir. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak kadın eş tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun olmamıştır.

  11. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; kadın eş tarafından dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde aldatma olgusuna dayanılmadığı, ayrıca evden kovulma olgusunun ispat edilemediği, bu nedenle bu hususların erkeğe kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığı, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarını benimseyen direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

  12. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,08.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamadavanınkararımahkemesireddinederecebozulmasınasonrakikarşıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:35:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim