Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Hukuk Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/412

Karar No

2023/271

Karar Tarihi

29 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki gecikmiş itiraz isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Borçlu vekili; müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile ilâmsız takip başlatılmış ise de müvekkilinin alacaklı ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, hakkında başlatılan icra takibini 19.11.2019 tarihinde e Devlet üzerinden dosyalarına baktığı sırada tesadüfen öğrendiğini, Adana’da bulunan avukatına haber vermesi üzerine avukatının dosyaya vekâletname sunduğunu, İsveç’te bulunan müvekkilinin de hemen Türkiye’ye geldiğini, icra takip dosyasına itirazda bulunduklarını, olmayan bir borçtan dolayı taşınır ve taşınmaz mallarına haciz konularak mağdur edildiğini, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, tebligatın 11.10.2019 tarihinde yapılmış göründüğünü, ekte sunulan yurda giriş çıkış belgelerine göre müvekkilinin 14.08.2019 tarihinde Türkiye’den çıktığını ve 21.11.2019 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığını, tebligat tarihinde müvekkili yurt dışında bulunduğundan yapılan tebligatın geçerli olmadığını, icra takip dosyasında bulunan ve daha önce gönderilen ödeme emirlerinin bila tebliğ iade edildiğini, ödeme emrinin tebliğine ilişkin 18.09.2019 tarihli mazbatada komşusu ...’ın müvekkilinin taşındığını beyan ettiğinin belirtildiğini ancak imzasının alınmadığını, yeni adresi ile ilgili araştırma yapılmadığını, ...’ın müvekkilinin komşusu olmayıp daha önce aynı işyerinde beraber çalıştığı bir bayan olduğunu, 10.10.2019 tarihli bila tebliğ iade edilen tebligat mazbatasında ise komşu olarak belirtilen ve önceden aynı işyerinde birlikte çalıştığı ...’nin ise müvekkilinin yurt dışında olduğunu beyan ettiğini, buna rağmen adres araştırması yapılmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapıldığını, komşu olarak gösterilen kişilerin tebligatlarda imzalarının olmamasının tebliğ işlemlerini geçersiz kıldığını, adresten ayrılmanın geçici mi sürekli mi olduğunun da tebligatlara şerh edilmediğini, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan son tebligatta mavi renkli zarf kullanılmadığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ işleminin iptali ile öğrenme tarihinin 19.11.2019 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Alacaklı vekili; ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğunu, borçlunun icra takip dosyasından haberi olduğu hâlde takibi durdurmak için kötüniyetli olarak hareket ettiğini, borçlunun anlaşma yoluna gitmek istediğini, buna dair sözleşmeyi imzalamak için geleceği sırada anlaşmaktan vazgeçtiğini, icra takip dosyasında çıkarılan ilk tebligatın 19.09.2019 tarihinde bila tebliğ iade edilmesi üzerine ikinci tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre çıkarıldığını, 10.10.2019 tarihinde bu tebligatın da bila tebliğ iade edilmesi üzerine bu defa 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre mernis adresine tebligat yapıldığını, son tebligatın açık mavi renkteki tebligat ile yapıldığını, herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararı ile; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, somut olayda muhataba 18.09.2019 tarihinde yapılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ zarfına yazılarak muhtar imzasıyla iade edildiği, 02.10.2019 tarihinde borçlunun yine aynı adresine tebligat çıkarıldığı ve yine muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ zarfına yazılarak muhtar imzasıyla bila tebliğ iade edildiği, tebligatların Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 uncu maddesinde öngörülen usule uygun şekilde yapıldığı, borçluya 11.10.2019 tarihinde yapılan tebligatın ise 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ve Yönetmeliğin 31 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapıldığı, 11.10.2019 tarihinde yapılan tebligatın Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre renkli kağıda ve adresin mernis adresi olduğu belirtilerek imza ile muhtara teslim edildiği, tebligatların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2020/237 Esas, 2020/301 Karar sayılı kararı ile; şikâyete konu olayda, muhatabın bilinen adresi olan “... Mahallesi ... Sokak No:32/1 ...” adresine çıkartılan tebligatın komşusu ...'ın beyanına göre taşındığından bahisle bila tebliğ iade edildiği, ikinci olarak borçlunun adres kayıt sistemindeki adresi olan “... Mahallesi ... Sokak No:32/1 ...” adresine tebligat çıkartıldığı, muhatabın yurt dışında olduğundan bahisle bu tebligatın da bila tebliğ iade edildiği ancak tebligat zarfında hangi ülkede olduğu ve adresinin belirtilmediği, borçlunun adres kayıt sisteminde yurt dışı adresinin mevcut olmadığı, üçüncü kez açık mavi zarf ile muhatabın adres kayıt sistemindeki güncel mernis adresine "mernis adresidir, TK'nın 21/2. maddesi gereği tebliği rica olunur" şerhi ile tebligat çıkartıldığı, bu tebligatın 11.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu hâliyle ödeme emri tebligatının usulüne uygun olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 65 inci maddesinde yer alan hükmün uygulanabilmesi için borçluya tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması ancak muhatabın kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tespitinin hâkimin görevine girdiği, borçlunun iddiasının söz konusu tebligatın yurt dışında olması nedeni ile zamanında öğrenemediği, e Devletten öğrenir öğrenmez yurda dönerek itirazda bulunduğu yönünde olduğu, borçlunun başvurusunun gecikmiş itiraz olmasına göre yasada belirtilen mazeretinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde mahkemeye başvurmak zorunda olduğu, şikâyetçi borçlu vekili müvekkilinin hakkındaki icra takibini 19.11.2019 tarihinde tesadüfen e Devlet üzerinden öğrendiğini belirttiğine göre borçlunun maninin kalktığı tarihten itibaren yasal 3 günlük sürenin bitimi olan 23.11.2019 tarihine kadar gecikmiş itirazda bulunması gerektiği, her ne kadar borçlu 21.11.2019 tarihinde yurda giriş yapmış ise de maninin kalktığı tarih olarak yurda giriş tarihinin kabulünün mümkün olmadığı, zira yurt dışında yaşayan birisinin ne zaman yurda döneceği belli olmadığından hak düşürücü sürelerin hakim olduğu takip hukukunda borçluya gecikmiş itiraz hakkını kullanması için belirsiz ve ucu açık bir zaman dilimi verilmesinin mümkün olmadığı, borçlu yurt dışında yaşıyorsa da telefonla bir avukata talimat vererek gecikmiş itiraz hakkını kullanmasının mümkün olduğu, kaldı ki, acil hallerde vekaletname olmaksızın sonradan ibraz edilmek şartıyla gerekli başvuruların adli mercilerce kabul edildiği, bu nedenle borçlu yönünden maninin kalktığı tarihin şikâyet dilekçesinde belirttiği tebligatı öğrenme tarihi olarak kabulünün hakkaniyete uygun düşeceği, tebligatı öğrenme tarihine göre de 25.11.2019 tarihindeki itirazının yasal süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından tebligatın usulsüz olduğundan bahisle şikâyetin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"...İİK'nun 65. maddesinde (Değişik: 18/2/1965 538/35 md.); "Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.

Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye... mecburdur" hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükmün uygulanabilmesi için, borçluya, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak muhatabın kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması gerekir. Bir başka anlatımla gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın varlığıdır.

Somut olayda, muhatabın bilinen adresi olan ... Mahallesi ... Sokak No:32/1 ... adresine çıkartılan tebligatın komşu ...'ın beyanına göre taşındığından bahisle bila tebliğ iade edildiği, ikinci olarak borçlunun AKS'deki adresi olan ... Mahallesi ... Sokak No:32/1 ... adresine tebligat çıkartıldığı, muhatabın yurt dışında olduğundan bahisle bu tebligatın da bila tebliğ iade edildiği ve adres kayıt sistemindeki adresine gerekli şerh verilerek T.K.’nun 21/2’ye göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

İİK'nun 65/2. maddesine göre ise; “Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.”

Bu durumda, borçlunun gecikmiş itirazlarını, maninin kalktığı ve yurtdışından döndüğü 21.11.2019 tarihinden itibaren 25.11.2019 tarihinde üç gün içerisinde icra mahkemesine bildirdiğinden Bölge Adliye Mahkemesince, gecikmiş itirazın esasının incelenmesi gerekirken süreden red kararı verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak borçlu adına takip dosyasına itiraz dilekçesini vekili Avukat ...’ün Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden 25.11.2019 tarihinde verdiği, borçlu vekilinin vekâletnamesinin de takip tarihinden önce 18.06.2019 tarihli olduğu, itiraz dilekçesi ekinde herhangi bir belge sunulmadığı, itiraz hakkının kullanılmasında borçlunun yurda giriş yapmış olmasının herhangi bir etkisi olmadığı, borçlunun e Devlet sisteminden tebligatı öğrenir öğrenmez önceden vekâleti olan vekile telefonla durumu bildirdiği takdirde de rahatlıkla itiraz hakkını kullanabileceği, her ne kadar vatandaşlara her daim e Devlet sistemine bakarak hakkında adli bir işlem olup olmadığını takip etme yükümlülüğü yüklenemese de, bir şekilde e Devlet sistemine girerek hakkındaki takibi öğrenen kişi yönünden, yurt dışında bulunması sebebiyle icra takibini öğrenememesine ve bu şekilde itiraz hakkını kullanamamasına yönelik maninin kalktığının kabulünün gerektiği, somut olayda borçlunun yurda girişi üzerine avukat bulması, vekâletname çıkartması, bilgi ve belge toplaması gibi bir hususun da söz konusu olmadığı, bu nedenle borçlu yönünden maninin kalktığı tarihin borçlunun şikâyet dilekçesinde belirttiği ve takibi e Devlet sisteminden öğrendiği tarihin kabul edilmesinin hakkaniyete daha uygun düşeceği, öğrenme tarihine göre de 25.11.2019 tarihindeki itirazının yasal süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Borçlu vekili; müvekkili ile alacaklının hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin hakkında başlatılan icra takibinden 19.11.2019 tarihinde e Devlet sisteminde dosyalarına bakarken tesadüfen haberdar olduğunu, Adana’daki avukatının dosyaya vekalet sunarak müvekkilini bilgilendirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin yurt dışından döndüğünü, olmayan borcu nedeniyle taşınır ve taşınmaz tüm mallarına haciz konulması nedeniyle mağdur olduğunu, ödeme emrine ilişkin tebligatın usul ve yasaya uygun olmadığını, yurt dışındayken yapılan tebligatın geçerli olmadığını, 18.09.2019 ve 10.10.2019 tarihinde yapılan tebligatlarda komşu olarak gösterilen kişilerin imzalarının alınmadığını, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket edildiğini, adresten ayrılmanın geçici mi sürekli mi olduğunun belirtilmediğini, mavi renkli zarf kullanılmadığını ileri sürerek ve resen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında ihtilafın bulunmadığı somut olayda, 2004 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen gecikmiş itirazın süresinde yapılıp yapılmadığı, buradan varılacak sonuca göre gecikmiş itirazın esasının incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

  1. İlgili Hukuk

1.7201 sayılı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

(Ek fıkra: 11/1/2011 6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."

  1. 2004 sayılı Kanun'un "Gecikmiş itiraz" kenar başlıklı 65 inci maddesi şöyledir:

"Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.

Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde,mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.

İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur.

Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da istiyebilir.Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir.

Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar."

  1. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) "Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste bulunamama halinde yapılacak işlem" kenar başlıklı 31 inci maddesi şöyledir:

"(1) Tebliğ memuru;

a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut

olmamaları,

b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,

c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki

yerleşim yeriadresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,

hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir

veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek 1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen

adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de

mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.

(2) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz".

  1. Değerlendirme

  2. Genel haciz yolu ile ilâmsız takipte 2004 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesi uyarınca kendisine ödeme emri gönderilen borçlu, borca ve imzaya itirazlarını 2004 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine, şikâyetlerini ise 2004 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi kapsamında icra mahkemesine bildirebilir.

  3. Şikâyet icra ve iflas hukukunda düzenlenmiş, kendisine özgü hukuki bir çaredir. Şikâyet icra hukukuna özgü bir yol olup bir dava ve gerçek anlamda bir kanun yolu değildir. Şikâyet, icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış ve bu yolla icra ve iflas dairelerinin (veya diğer icra organlarının) kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptalini veya düzeltilmesini ya da yapmadıkları veya geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını sağlayan hukuki bir çaredir (Hakan Pekcanıtez vd., İcra ve İflâs Hukuku, ..., Dokuzuncu Baskı, 2022, s.62).

  4. Gecikmiş itiraz ise ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde ödeme emrine itirazlarını, kusura dayanmaksızın iradesi dışında bir engel sebebiyle sunamayan borçluya icra takiplerinde paraya çevirme işlemi bitinceye kadar, iflas takiplerinde iflasa karar verilinceye kadar engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç gün içinde ilgili mahkemeye başvurup itirazda bulunma imkanı veren, 2004 sayılı Kanun'da hükme bağlanan bir takip hukuku kurumudur (L. Şanal Görgün, Levent Börü, ... Kodakoğlu, İcra ve İflâs Hukuku, Ankara, Üçüncü Bası, 2022, s.85).

  5. Medeni usul hukukunda daha genel ve kapsamlı bir düzenleme olan ve yargısal sürelerin elde olmayan sebeplerle kaçırılması durumunda tanınan "eski hâle getirme"nin icra hukukundaki karşılığı olan gecikmiş itiraz, 2004 sayılı Kanun'da yalnızca ödeme emrine itiraz süresinin kaçırılması hâline özgü olarak borçluya tanınmış bir hukuki çaredir (Ramazan Arslan vd., İcra ve İflâs Hukuku, Sekizinci Baskı, Ankara, 2022, s.206).

  6. İtiraz süresini kaçırmış olan borçluya gecikmiş itirazda bulunmak yetkisinin tanınabilmesi için borçlunun kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edememiş olması gerekir. Yani borçlunun süresinde itiraz etmesine engel olan husus, borçlunun kusuruna dayanmamalı, onun iradesi dışında bir sebep olmalıdır. Borçlunun ağır hastalığı veya yangın, deprem gibi bir doğal afet borçlunun iradesi dışında gelişen itiraza engel sebeplere örnek verilebilir.

  7. Bunlardan başka gecikmiş itirazın söz konusu olabileceği bir başka durum ise usulüne uygun yapılmış tebligata rağmen, borçlunun bir engel nedeniyle süresinde ödeme emrine itiraz edememesinde ortaya çıkar. Borçlu adresinde bulunamadığı için ödeme emri onun adına tebligatı kabule yetkili bir kimseye (örneğin, borçlunun eşine) tebliğ edilmiş ve borçlu bir seyahatte olduğu için eşi yedi gün içinde ödeme emrini borçluya verememişse borçlu, seyahatten döndükten sonra ödeme emrini öğrenince (üç gün içinde) gecikmiş itirazda bulunabilir. Buna karşılık, ödeme emri tebliği usulsüz ise örneğin ödeme emri borçlunun komşusuna tebliğ edilmiş ise, bu hâlde borçlunun gecikmiş itiraz yoluna gitmesine gerek yoktur. Borçlunun gideceği yol normal itiraz yoludur. Çünkü usulsüz tebliğde ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih, borçlunun usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarihtir ve borçlu için yedi günlük normal itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara, İkinci Baskı, 2013, s.241 242, Arslan vd., s.206 207).

  8. Gecikmiş itiraz yazılı veya sözlü olarak icra mahkemesine yapılır. Borçlu süresi içinde itiraz etmesine engel olan mazeretini ve buna dair delillerini itiraz sebepleri ile birlikte engelin ortadan kalkmasından itibaren üç gün içinde bildirmelidir.

  9. Somut uyuşmazlıkta alacaklı tarafından 27.08.2019 tarihinde borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun “... Mah. ... Sokak No:32/1 42850 .../...” adresine çıkarılan ödeme emrine ilişkin tebligatın 19.09.2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, alacaklı vekilinin 25.09.2019 havale tarihli dilekçesi ile borçlunun mernis adresine tebligat yapılmasını talep etmesi üzerine adres kayıt sistemindeki “... Mah. ... Sokak No:32/1 .../...” adresine çıkarılan ödeme emrine ilişkin tebligatın “Muhatabın gösterilen adresten ayrıldığı, yurtdışında olduğu komşusu ...’nin beyanından öğrenilmiş olup mahalle muhtarının tasdikli beyanı ile çıkış merciine iade” şerhi ile 10.10.2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği anlaşılmıştır.

  10. Alacaklı vekilinin 10.10.2019 tarihli dilekçesi ile borçlunun mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligatın yapılmasını talep etmesi üzerine anılan hükme ve Yönetmeliğin 31 inci maddesinde belirtilen usule göre mahalle muhtarına bırakılmak ve (2) numaralı ihbarname kapıya yapıştırılmak suretiyle 11.10.2019 tarihinde ödeme emri borçluya tebliğ edilmiştir.

  11. Borçlu vekili tarafından İcra Müdürlüğüne verilen 25.11.2019 tarihli dilekçede müvekkilinin alacaklı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, alacaklıya herhangi bir borcu olmadığı belirtilerek borca itiraz edilmiş, aynı tarihte ... İcra (Hukuk) Mahkemesine sunulan dilekçede ise müvekkilinin hakkında başlatılan icra takibini 19.11.2019 tarihinde e Devlet üzerinden dosyalarına baktığı sırada tesadüfen öğrendiği, tebligatın 11.10.2019 tarihinde yapılmış göründüğü, müvekkilinin 14.08.2019 tarihinde Türkiye’den çıktığı ve 21.11.2019 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, ödeme emrinin tebliğ tarihinde müvekkilinin yurt dışında bulunduğu, alacaklı ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığı, olmayan borçtan dolayı taşınır ve taşınmaz mallarına haciz konularak mağdur edildiği ileri sürülerek ödeme emri tebliğ işleminin iptali ile öğrenme tarihinin 19.11.2019 olarak düzeltilmesi talep edilmiş ve dilekçe ekinde borçluya ait yurda giriş çıkış kayıtları sunulmuştur.

  12. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.

  13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı Kanun md. 33). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, C. 1. Ankara, 2016, s.480 483).

  14. Bu itibarla her ne kadar borçlu vekilince İcra Mahkemesine yapılan başvuruda usulsüz tebliğ şikâyetinde bulunularak ödeme emrinin tebliği işleminin iptali ile öğrenme tarihinin düzeltilmesi talep edilmiş ise de hukuki niteleme hâkime ait olduğundan borçlu vekilinin yurda giriş çıkış kayıtlarını da ibraz ederek ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte müvekkilinin yurt dışında bulunması sebebiyle tebliğ işleminin geçerli olmadığını ileri sürdüğü ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ödeme emrinin tebliği işleminin 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelikte öngörülen usule uygun olarak yapıldığı dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta borçlunun 2004 sayılı Kanun'un 65 inci maddesi anlamında gecikmiş itiraz başvurusunda bulunduğu kabul edilmiştir.

  15. Gelinen noktada değerlendirilmesi gereken husus borçlunun süresi içinde gecikmiş itirazda bulunup bulunmadığıdır.

  16. Yukarıda açıklandığı üzere borçlu engelin ortadan kalktığı günden itibaren üç gün içinde gecikmiş itiraz başvurusunda bulunmalıdır. Aksi hâlde gecikmiş itiraz geçerli değildir ve icra mahkemesince süre aşımından reddedilir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yurda giriş çıkış kayıtlarından ödeme emrinin 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği 11.10.2019 tarihinde borçlunun yurt dışında olduğu, 21.11.2019 tarihinde (Perşembe günü) yurda giriş yaptığı ve 25.11.2019 tarihinde de (Pazartesi günü) İcra Mahkemesinde itirazını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.

  17. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre ödeme emrinin tebliği tarihinde yurt dışında bulunduğu anlaşılan borçlunun kusuru olmaksızın yedi günlük hak düşürücü süre içinde ödeme emrine itiraz edemediği açıktır. Borçlu yurda giriş yaptığı ve engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç günlük süre içinde gecikmiş itirazını İcra Mahkemesine bildirdiğinden, itirazın esasının incelenmesi gerektiğine ilişkin Özel Daire bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

  18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu vekilince İcra Mahkemesine sunulan dilekçedeki talebin usulsüz tebliğ nedeniyle tebligatın iptali ve öğrenme tarihinin düzeltilmesine ilişkin olup gecikmiş itiraza ilişkin bir başvurunun bulunmadığı, talep doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği hâlde gecikmiş itirazın esasının incelenmesi gerektiğine dair Özel Daire bozma kararının uyuşmazlığı çözmeye yönelik olmadığı, direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

  19. Hâl böyle olunca önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

29.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamaincelenenkararıkararınmahkemesitalepderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim