Yargıtay CGK 2021/124 E. 2024/9 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2021/124
2024/9
17 Ocak 2024
DİRENME
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ağır Ceza
SAYISI: 312 350
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 e maddesi gereğince beraatine ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.05.2013 tarihli ve 427 159 sayılı hükmün, katılan mağdur ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 15.06.2016 tarih ve 3945 5959 sayı ile; "Mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, savunma ile tanık beyanları nazara alındığında; sanığın olay günü ailesi tarafından evine getirilip bakım ve gözetimine bırakılan yedi yaşındaki mağdurenin odasında bilgisayar oynadığı sırada elini kıyafetinin içerisine sokarak cinsel organını okşadığı tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından; mağdure ile ilgili olarak soruşturma evresinde aldırılan ruh sağlığı raporunun heyet oluşumu ile süre itibarıyla yetersiz olduğu nazara alınıp Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden birisine sevk edilerek yeni rapor aldırıldıktan sonra sanık hakkında 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda yapılan değişiklikte gözetilerek çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 14.11.2016 tarih ve 312 350 sayı ile;
"Mahkememizin temyiz incelemesinde bozulan 2012/427 Esas, 2013/159 Karar sayılı kararın gerekçesinde belirtildiği üzere davada tek kanıt 31.05.2012 tarihinde sanığın kendi evinde geçici olarak bakması için bırakılan 2006 doğumlu mağdurenin anlatımlarıdır.
Mağdurenin babası ... ile sanığın eşi ... ...'un dayı hala çocukları olduğu, bu olaydan bir ay kadar önce mağdure ...'ın annesi ve babası ile birlikte tekrar İstanbul'a dönüşleri nedeni ile sanığın evinde 6 7 gün kadar kaldıkları, mağdurenin annesi ... ile babası ...'in çalışıyor oluşları nedeni ile mağdurenin 31.05.2012 tarihinde bakılması için sanık ve ailesine bırakıldığı, ertesi gün tekrar babası tarafından sanığın evine götürüldüğünde mağdurenin durmak istemeyip sürekli ağladığı, bunun üzerine babası tarafından evde bırakılmaktan vazgeçilerek beraberinde götürüldüğü hususu da sanığın ikrarı, müdahillerin anlatımları ile sabittir.
Davada mağdurenin cinsel istismara uğradığına ilişkin maddi bir bulgu olmayıp sadece mağdurenin anlatımları esas alınarak açılmış olduğu için mağdure mahkememizin 08.02.2013 tarihli oturumunda psikolog hazır olduğu hâlde tekrar dinlenmiş, mağdure özetle 'Anneanne beni ve ismini hatırlamadığım benden birkaç yaş büyük oğlunu parka götürdü, orada oyun oynadık sonra eve geldik, ... abi yatakta yatıyordu, ben de yanına yattım, oğlu da diğer tarafa yanına yattı, ben bilgisayarda Ipad oynamaya başladım, ... abi de hatırladığım kadarı ile elini eşofmanımın ve külodumun içine sokarak buralarımı okşadı. Bana bir şey söylemedi, kendisine dokunmamı da istemedi, oğlu da diğer tarafta yatıyordu, görmedi.' şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Bilindiği ve uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere çoğu cinsel istismar olaylarında fiziksel bulguların ve başkaca kanıtların olmaması, mağdur veya sanıkların çelişkili ifadeler vermeleri, çoğu zaman görgü tanığınında bulunmaması nedeni ile cinsel istismara uğradığı iddia edilen mağdurun verdiği ifade soruşturma ve yargılama aşamasında önemli delil olabilmektedir.
Bu nedenle öğretide de ileri sürüldüğü üzere 'Çocuğun doğruyu söyleyip söylemediği veya aldatıcı ifadelerde bulunup bulunmadığı gerek soruşturmanın sonuçları açısından, gerekse de çocuğu asılsız iddiaya sevk eden unsurların tespiti bakımından önem arz etmektedir. Asılsız iddialar çocuk üzerinde ciddi travmatik etkiler oluşturduğu gibi bu iddiaya maruz kalanlar bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilmekte, aynı zamanda aile ve toplumda zarara uğramaktadır. Cinsel istismar suçu karşılığında kanunda öngörülen yüksek miktardaki hürriyeti bağlayıcı cezalar, gerekse de cinsel istismar suçu faillerine toplumun bakışı dikkate alındığında iddianın gerçekliği ve güvenirliliğinin araştırılmasının son derece önemli olduğu birkez daha ortaya çıkmakta olup ifadenin doğruluğunu tespite yönelik uzmanlar tarafından bazı ölçümlerin geliştirilmeye çalışıldığı da bilinmektedir.' (Yusuf Tunç Demircan, Çocuğun cinsel istismarı suçu ve asılsız cinsel saldırı iddiaları, Prof Dr.Köksal Bayraktar'a armağan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Cilt 2, Sayfa 1091 1100) Benzer görüşler doktrinde başka kişiler tarafından da dile getirilmiş, asılsız bildiri, kanıtlanmamış istismar iddiaları değerlendirilmiştir (G.Gülçelik, Ayşegül Yolga Tahiroğlu, A.Avcı, D.Meral, N. Çekin, İstismar Olgularında Asılsız Bildiri, Bir Olgu sunumu Anadolu Psikiyatri Dergisi, 2008, 9 49 53, R.Karanfil, R.Akçan, F.Özlem Orhan, Çocuğun Cinsel İstismarı ile İlgili Asılsız İddialar ve Paranoid Bozukluk, Türk Psikiyatri Dergisi, 2011).
Somut olayda belirtildiği üzere tek kanıt 2006 doğumlu olup suç tarihinde 6 yaşı içerisinde olan mağdurenin anlatımlarıdır. Sanığın iddia edilen eylemi gerçekleştirdiği sırada sanığın oğlu da sanık ve mağdurenin yanındadır. Aynı zamanda evde eşi ve annesi de bulunmaktadır. Mağdurenin babası tarafından eve bırakılınca durmak istemeyip ağlaması, parka götürülüp geldikten sonra tekrar ağlaması, evde kalmak istememesi, yaşı gibi hususlar dikkate alındığında masumiyet karinesinin sonuçlarından birisi olan şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesinin somut olaya, yasal düzenlemelere, adalete, hakkaniyete ve uygun düşeceği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de katılan mağdur ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2017 tarihli ve 400829 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 29.03.2021 tarih ve 586 2470 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Suç tarihi itibarıyla katılan mağdur ...'ın 6, sanık ...'in ise 49 yaşında oldukları, katılan ...'ın, sanığın eşi olan tanık ... ...'un dayısının oğlu olduğu,
Katılan ...'ın 17.07.2012 tarihinde savcılığa verdiği şikâyet dilekçesinde; sanığın çok yakın akrabaları olduğunu, olayın, katılan ... ile çalışmaları sebebiyle katılan mağduru sanığın evine bıraktıkları 31.05.2012 tarihinde yaşandığını, katılan ...'ün, sanığın evinden akşam saatlerinde almaya gittiği katılan mağdurun çok ağladığını fark ettiğini, bir gün sonra katılan mağduru sanığın evine götürmek istediğinde, katılan mağdurun sanığın evinde kalmak istemediğini söyleyerek yine ağladığını, bunun üzerine katılan mağduru sanığın evine bırakmayıp iş yerine götürdüğünü, katılan ...'ün, kendisine her zaman babasıyla gidemeyeceğini söyleyip baskı yapması üzerine katılan mağdurun yaşadıklarını anlattığını ifade ettiği,
Katılan mağdurun kolluktaki ifadesinde hazır bulunan sosyal çalışmacı tarafından düzenlenen 18.07.2012 tarihli sosyal inceleme raporuna göre; katılan mağdurun yapılan görüşme sırasında sanığın canını çok acıttığını söyleyerek cinsel organını gösterdiğini, "Kukuma elini soktu, kenarlarını iyice sıktı, acıdı." dediğini, evine gittikleri sanığın eşinin, şişman olan oğullarını okula götürdüğünü, evde sanık ve sanığın annesiyle kaldıklarını, yatakta oturarak dizüstü bilgisayarla oynadığı sırada yanında oturan sanığın söylediklerini yaptığını, sanığın; "Baban böyle yapıyor mu? Sana hiç kızıyor mu?" gibi sorular sorduğunu, katılan ...'in aslında kendisine kızmadığını ancak korktuğu için "Evet, kızıyor." dediğini, o esnada sanığın annesinin başka odada olduğunu, yaşadıklarını önce katılan ...'e daha sonra da katılan ...'e anlattığını beyan ettiği, katılan ... ile yapılan görüşmede ise; katılanın olaydan sonra hemen hemen her gece üç dört defa altını ıslattığını, evde bile sürekli yanında durduğunu, evden dışarı çıkmak istemediğini, katılan mağduru psikoloğa götürmek istediklerini ifade ettiği, katılan mağdurun görüşme sürecinde iletişime açık olduğu, kolaylıkla iletişim kurabildiği, kendisini ifade edebildiği, göz kontağı kurduğu, fiziksel ve zihinsel yaşının takvim yaşıyla orantılı olduğu, beyanlarının tutarlı göründüğü, öz bakımının iyi olduğu, katılan mağdurun yaşadığı cinsel istismarın psiko sosyal gelişimini sekteye uğratmaması amacıyla uzman bir psikolog tarafından desteklenmesinin yüksek yararına uygun olacağı,
(Kapatılan) Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.08.2012 tarih ve 16959 8779 sayı ile; soyut iddia dışında sanığın yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılanların itirazı üzerine (Kapatılan) Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince 28.09.2012 tarih ve 1580 sayı ile; katılan mağdurun beyanı ve sanığın kaçamaklı savunması nazara alındığında dava açmak için yeterli şüphe bulunduğu belirtilerek itirazın kabulüne ve sanık hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği,
İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli bir psikiyatri ve iki çocuk psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen 01.11.2012 tarihli sağlık kurulu raporuna göre; katılan mağdurun olaydan sonra gece korkularının başladığı, uykuda ağlamalarının olduğu, olayın gerçekleştiği evin önünden geçmek istemediği, hırçınlık yaptığı, erkeklere karşı çekingen davrandığı, babasından ayrılmak istemediği, kalabalık ortamlara girmeyip evde kalmayı tercih ettiği, bu duruma göre anksiyeteli uyum bozukluğu saptanan katılan mağdurun ruh sağlığının bozulduğu,
Toki Esenkent Ortaokulu Müdürlüğünce düzenlenen 18.12.2012 tarihli yazıya göre; sanığın oğlu olan...'un 31.05.2012 ve 01.06.2012 tarihlerinde okula devam etmediği,
Katılan mağdurun mahkemede alınan beyanı sırasında hazır bulunan psikolog; katılan mağdurda akıl hastalığı veya zekâ geriliği bulunmadığını, kendisi ile duruşma öncesi yaptığı görüşmede olayı aynı şekilde anlattığını, ek olarak sanığın kendi cinsel organını da ellediğini söylediğini, yaşı sebebiyle zaman kavramının gelişmemesi ve okuma yazmayı da bilmemesi sebebiyle ifadesinde aksaklıklar olabileceğini beyan ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan mağdur, kollukta; anne ve babasının işe gittikleri bir gün kendisini sanığın evine bıraktıklarını, bir süre sonra evde bulunan tanık ...'ın dışarı çıktığını, evde sanık ve sanığın annesiyle yalnız kaldıklarını, sanığın annesinin odasında bulunduğu sırada sanığın kendisini dizüstü bilgisayarla oynaması için yatak odasına götürdüğünü, kendisinin başka bir yerde oynamak istediğini söylediğini, ancak sanığın; "Bozarsın, burada oyna." dediğini, üstünde geceliği olan sanığın yatağa uzandığını, sonrasında yataktan kalkıp yanına gelerek elbisesinin altından iç çamaşırının içine elini soktuğunu, cinsel organını sıktığını ve elini cinsel organına batırdığını, canı çok acıyınca tuvalete gideceğini söyleyip sanığın yanından ayrıldığını, akşam vakti kendisini alıp eve götüren katılan ...'e sanığın yaptıklarını anlattığını, katılan ...'ün de olanları katılan ...'e anlattığını, sonrasında katılanların bir daha sanığın evine kendisini bırakmadıklarını, söz konusu eylemleri gerçekleştirerek canını acıtan sanığın cezalandırılmasını istediğini, mahkemede; sanığa "... abi" diye hitap ettiğini, olay günü yatakta yatan sanığın bir yanına kendisinin diğer yanına da sanığın oğlunun yattığını, ipadle oynarken sanığın, herhangi bir şey söylemeden, elini külodundan içeriye sokarak kasık bölgesini okşadığını, olayı sanığın oğlunun görmediğini, sanığın, kasık bölgesini ne kadar süre okşadığını bilmediğini, sonrasında yataktan kalktığını, bir gün sonra ise sanığın evine gitmek istemeyip ağladığını, sanığın eşi olan tanık ...'ın gün boyu evde olduğunu, sanığın, kendisini okşaması sebebiyle canının acıdığını,
Katılan ... savcılıkta; katılan mağdurun annesi olan katılan ...'ün çalışmaya başlaması üzerine bakıcı aradıklarını, halasının damadı olan sanığın katılan mağdura hatır için bakabileceklerini söylediğini, 31.05.2012 tarihinde sabah saatlerinde katılan mağduru sanığın evine bıraktığını, evde sanığın eşi ve annesinin de bulunduğunu, akşamleyin katılan ...'ün almaya gittiği katılan mağdurun uyuduğunu, uyandıktan sonra ise katılan ...'e sarılıp ağladığını, katılan mağdurun kendilerini özlediğini düşündükleri için bu durumu önemsemediklerini, ertesi gün katılan mağduru yeniden sanığın evine bırakmak istediğini, ancak katılan mağdurun yine ağlamaya başladığını, kendisini ikna etmeye çalışmalarına rağmen ağlamaya devam edip sarılarak kendisini bırakmak istemeyince katılan mağduru iş yerine götürdüğünü, o günün akşamı katılan ...'ün, katılan mağdura; "Anlat ne oldu? Her gün babanla işe gidemezsin, orası sıcak, orada rahat edemezsin, tekrar halanda kalacaksın." demesi üzerine katılan mağdurun katılan ...'ü bir odaya çekip; "... amca beni oyun oynatmak için odasına götürüyor, külotumu çıkarttı. Bana 'Baban sana böyle bir şey yapmıyor mu?' diye sordu ve kukumla oynadı." şeklinde olayı anlattığını, olayı öğrenince katılan mağduru bir daha sanığın evine bırakmadığını, sanık ve ailesiyle irtibatını kestiğini, sonrasında katılan ...'le konuşan sanığın; "Siz 6 yaşındaki çocuğa mı inanıyorsunuz, 50 yaşındaki adama mı inanıyorsunuz?" diye sorduğunu, sanıktan şikâyetçi olduğunu, mahkemede; sanığın çok yakın akrabaları olması sebebiyle ne yapacakları konusunda kararsız kaldıkları için temmuz ayında şikâyetçi olduklarını,
Katılan ... kollukta; çalıştıkları için kızı olan katılan mağdura bakabilecek birini ararken tanık ...'ın katılan mağdura bakabileceklerini söylediğini, katılan ...'in katılan mağduru sanığın evine bıraktığını, akşam saatlerinde almaya gittiği katılan mağdurun uyuduğunu, onu uyandırdığında ise ağlamaya başladığını ve altını ıslattığını fark ettiğini, uyanır uyanmaz kendisine sarılan katılan mağdurun çok korkmuş bir hâli olduğunu, neden ağladığını sorduğunda bir şey söylemediğini, katılan mağduru evden alırken sanık, tanık ..., sanığın annesi ve oğlu...'in evde olduklarını, ertesi gün katılan ...'in; sanığın evine götürmek istediği katılan mağdurun eve girmek istemeyerek ağlamaya başladığını, katılan ...'in de onu alarak iş yerine götürdüğünü, bu durumu bilmemesi nedeniyle katılan mağduru almak için sanığın evine gittiğinde katılan mağdurun oraya bırakılmadığını öğrendiğini, aynı gün akşam katılan ... ile birlikte sanığın evine neden gitmek istemediğini sordukları katılan mağdurun; tanık ...'ın çocuklarını okula götürmek üzere evden ayrıldığında sanığın iç çamaşırına elini sokarak cinsel organına dokunduğunu, bu nedenle sanığın evine gitmek istemediğini anlattığını, yaşadığı olaydan çok korkmuş olan katılan mağdura kesinlikle inandıklarını, olayı anlatırken korku ve panik içinde olduğunu, katılan mağdurun yaşadıklarını doğru bir şekilde ifade edebildiğini, bu olaydan sonra katılan ...'le birlikte ne yapacaklarını bilemediklerini, katılan mağdurla birkaç kez daha konuştuklarında olayın doğru olduğu kanaatine varınca sanığı şikâyet etmek zorunda kaldıklarını, katılan mağdurun cinsel organını kontrol ettiğinde kızarıklıkların bulunduğunu gördüğünü, mahkemede, 31.05.2012 tarihinde; ertesi gün sanığın evine gitmek istememesinin nedenini sorduğu katılan mağdurun; sanığın ipad oynama bahanesiyle cinsel bölgesini ve kasıklarını okşadığını, bu sırada; "Baban da sana böyle benim yaptığım gibi yapıyor mu?" diye sorduğunu, bu nedenle sanığın evine gitmek istemediğini söylediğini, katılan mağdurun cinsel organında kızarıklık gördüğünü,
Tanık ... ... aşamalarda; katılan ...'in dayısının oğlu olduğunu, katılanların olay tarihinden önce de katılan mağduru yarım günlüğüne evine bıraktıklarını, suç tarihinde katılan ...'in katılan mağduru evlerine bıraktığında evde kendisiyle birlikte eşi olan sanığın, eşinin annesi olan ...'un ve 8 yaşındaki down sendromlu oğulları...'un bulunduğunu, katılan mağdurun kahvaltı yaptıktan sonra salondaki koltuğun üzerine yatıp ağlamaya başladığını, ne olduğunu sorduğunda annesini özlediğini söylediğini, katılan mağduru teselli ederek; annesinin işte olduğunu, akşam gelip kendisini alacağını söylediğini, sonrasında katılan mağdurun oğluyla oyun oynadığını, ardından parka gitmek istediğini söylediğini, katılan mağdura havanın soğuk olduğunu söylediğini, öğleden sonra ise ...'un katılan mağdurla oğlunu parka götürüp geri getirdiğini, katılan mağdurun üşüdüğünü anladığını, sanıkla birlikte katılan mağduru elleriyle ovaladıklarını, sonrasında yatak odasında sanığın bir yanında katılan mağdurun diğer yanında ise oğlunun yatarak cep telefonu ve tabletle oyun oynadıklarını gördüğünü, katılan mağdurun, ...'un yatağında uyuduğunu, akşam olduğunda eve gelen katılan ...'e olanları anlattıklarını, havanın soğuk olduğunu ve kalın giysiler getirmesini söylediklerini, katılan mağdurun ağlayarak uyandığını ve altını ıslatmış olduğunu, bir süre sonra katılan ...'ün katılan mağdurla evden ayrıldığını, ertesi gün katılan ...'in evlerine getirdiği katılan mağdurun kalmak istemediğini, katılan mağdurun evde sıkılıp sürekli gezmek istemesinden dolayı evlerine gelmek istememiş olabileceğini, kendisinin sürekli evde bulunduğunu, oğlu...'i Toki İlköğretim Okuluna sağlığı müsait olduğu sürece götürdüğünü, katılan mağdurun katılan ...'le evlerine gelmeden önce oğlunu okula götürüp geri döndüğünü, katılan mağdurun saat 13.30 sıralarında katılan ...'le eve geldiklerini, ertesi gün yani 31.05.2012 tarihinde oğlu...'i okula götürmediğini, bütün gün evde olduğunu, bu durumun okul kayıtlarıyla da doğrulanabileceğini, iddiaların doğru olmadığını, katılan mağdurun neden böyle bir şey söylediğini anlamadığını, bu olaydan sonra katılanlarla görüşmediklerini, katılanları telefonla aradığında ise kendilerine cevap vermediklerini, yaklaşık bir buçuk ay sonra neden şikâyetçi olduklarını da bilmediğini, görgüye dayalı bilgisi olmadığını, katılan ... ile aralarında herhangi bir husumet veya anlaşmazlık bulunmadığını, evlerinde kapılarının sürekli açık olduğunu, mahkemede farklı olarak; parktan gelen katılan mağduru ısınması için kendisinin ovaladığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık kollukta; katılanların gündüz işe gitmeleri sebebiyle katılan mağduru evlerine bırakmak tekliflerini kabul ettiklerini, evlerine geldiği gün annesi ...'nin katılan mağduru sitenin bahçesindeki çocuk parkına götürdüğünü, eve döndüklerinde oğlu ve katılan mağdurun üşüdüklerini gördüğünü, tanık ...'ın, katılan mağdurun kıyafetlerini değiştirmek istediğini ancak katılan mağdurun kabul etmediğini, daha sonra katılan mağdurun odasına gelerek bilgisayarla oynamak istediğini söylediğini, oğlunun sağ tarafına, katılan mağdurun ise sol tarafına yattıklarını, katılan mağdurun üşüdüğünü hissetmesi üzerine vücudunun farklı yerlerini ısınması amacıyla ovduğunu, katılan mağdurun tuvalete gitmek istediğini söyleyip odadan çıktığını, sonrasında ise annesinin odasına gidip uyuduğunu, akşam saatlerinde katılan ...'ün evlerine geldiği vakit katılan mağdurun uyuduğunu, katılan ...'e katılan mağduru iyi giydirmesi için nasihatlerde bulunduğunu, ardından katılan ...'ün uyanan katılan mağduru alıp gittiğini, ertesi gün katılan ...'in yeniden evlerine getirmek istediği katılan mağdurun eve girmek istemediğini, yaklaşık iki hafta önce katılan mağdurun halası olan Yıldız Bel'in kendisini telefonla arayarak; "Sen görürsün. ... her şeyi anlattı. Sana çocuğumuzu emanet ediyoruz." şeklinde konuştuğunu, sonrasında ise katılan mağduru ve ailesini bir daha görmediğini, iddiaları polislerden öğrendiğinde çok şaşırdığını, ısınması için katılan mağdurun vücudunu iyi niyetle ovduğunu, kötü bir niyetinin olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, savcılıkta; katılanların suç tarihinden yaklaşık bir buçuk ay sonra şikâyetçi olmalarının manidar olduğunu, mahkemede; annesinin yatağında uyuyan katılan mağduru katılan ...'ün almaya geldiğini, uyanan katılan mağdurun ağladığını ve altını ıslattığını, fark ettiklerini, yaklaşık on gün boyunca kendilerini aramamaları üzerine merak edip katılanları aradığını, katılan ...'in telefona cevap vermediğini, katılan ...'ün ise müsait olmadığını söylediğini, katılan mağdurun halasının kendisini telefonla arayarak; "Abimi ve gelinimizi rahatsız etme. Sen ne olduğunu bilirsin. Bunun hesabını soracağız." şeklinde konuştuğunu, iddiaların doğru olmadığını, katılan mağdurun sadece karın bölgesine, üşüdüğü için eliyle dokunduğunu, cinsel hiçbir eylemde bulunmadığını, vicdanının rahat olduğunu, savunmuştur.
IV. GEREKÇE
Çalıştıkları için katılanların, kızları olan katılan mağduru 31.05.2012 tarihinde akrabaları olan sanığın evine bıraktıkları, sanığın, dizüstü bilgisayarla oynaması için yatak odasına götürdüğü katılan mağdurun, elbisesinin altından iç çamaşırının içine elini sokmak suretiyle cinsel organına dokunduğunu, canı acıyınca tuvalete gideceğini söyleyen katılan mağdurun sanığın yanından ayrıldığı, akşam olduğunda katılan ...'ün katılan mağduru alıp eve götürdüğü, ertesi gün katılan ...'in katılan mağduru sanığın evine bırakmak istediği, ancak katılan mağdurun ağlayarak sanığın evine gitmek istemediğini söylemesi üzerine, katılan ...'in mağduru iş yerine götürdüğü, akşam olduğunda katılan ...'ün mağdura sanığın evine neden gitmek istemediğini sorduğu, katılan mağdurun da sanığın, kendisine yönelik cinsel eylemlerini anlattığı katılan ...'in 17.07.2012 tarihinde sanık hakkında şikâyetçi olduğu, sanığın ise kollukta, parktan geldiğinde üşüdüğü anlaşılan katılan mağdurun ısınması için vücudunun değişik yerlerini ovuşturduğunu, mahkemede ise ısınması için sadece karın bölgesine dokunduğunu, cinsel amaçla hareket etmediğini, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu anlaşılan olayda;
Katılan mağdurun tüm aşamalarda sanığın kendisine yönelik cinsel davranışlarda bulunduğuna yönelik beyanlarının ana hatlarıyla birbiriyle uyumlu ve tutarlı olması, yaşanan olaydan sonra sanığın evinde uyuyakalan katılan mağdurun uyandığında altını ıslatması ve ağlayarak kendisini almaya gelen annesi katılan ...'e sarılması, ertesi gün ise sanığın evine gitmek istemediği için ağlayarak babası katılan ...'i bırakmak istememesi, aynı günün akşamında yaşananları ailesine anlatması, katılan ...'ün, katılan mağdurun cinsel organında kızarıklık gördüğünü ifade etmesi, katılan mağdurun kollukta ve mahkemede alınan beyanı sırasında hazır bulunan sosyal çalışmacı ve psikoloğa da yaşanan olayı aynı şekilde anlatması, sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan rapora göre katılan mağdurun beyanlarının tutarlı görünmesi, katılan mağdurun olaydan sonra geceleyin korkma, uykuda ağlama, erkeklere karşı çekingen olma, olayın gerçekleştiği evin önünden geçmek istememe ve evde kalmak isteme şeklinde davranışlar geliştirmesi, gerek sanığın gerekse tanık ...'ın; katılan mağdurun, yatak odasında sanığın yanında yatıp tabletle oynadığını, uyurken altını ıslattığını ve ağlayarak uyandığını doğrulamaları, katılanların, sanığın akrabaları olması sebebiyle ne yapacakları konusunda kararsız kaldıkları için olayı belli bir süre sonra adli makamlara intikal ettirmelerinin hayatın olağan akışına uygun olması, katılanlar ile sanık arasında herhangi bir husumetin bulunmaması, sanığın katılan mağdurun vücudunun farklı yerlerine ısınması amacıyla dokunduğunu kabul ettiği hâlde cinsel istismar iddiasının reddi şeklindeki savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Yüzyüzelik ilkesi doğrultusunda deliller ile doğrudan yüzleşmek suretiyle yargılama yapan İlk Derece Mahkemesi; 6 yaşındaki mağdurenin anlatımlarına itibar etmeyerek suçun sabit olmadığına karar vermiştir. Dosya üzerinden inceleme yapan Yargıtay Özel Dairesi soruşturmanın eksik yapılması, sunulan delillerin değerlendirme dışında bırakılması, akıl, mantık ve bilimsel kurallara aykırı ve genel hayat tecrübelerine uygun karar verilmemesi, kararın yeterli gerekçe içermemesi hâllerinde kararı maddi olay yönünden denetleyebilecektir. 6 yaşındaki mağdure beyanından başka delil bulunmayan Adli tıp Genel Kurul kararına göre; fiilin kötülüğünü idrak edebilecek yaşta olmayan, kendisine karşı eylemdeki cinsel saiki değerlendirebilecek olgunluğa erişmemiş mağdurenin anlatımı mahkûmiyet için kesin kanaat oluşturmaya yeterli delil niteliğinde olmadığına dair İlk Derece Mahkemesi kararının da isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." görüşüyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu üyesi de; sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığı düşüncesiyle,
Karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2016 tarihli ve 312 350 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 17.01.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:27