Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ceza Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/292

Karar No

2024/82

Karar Tarihi

21 Şubat 2024

İTİRAZ

İtirazname No : 2021/44388

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 9. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Asliye Ceza

SAYISI: 27 165

I. HUKUKİ SÜREÇ

Bir adet ruhsatsız ateşli silah bulundurma suçundan sanığın 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/3 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 50/1 a, 52/2, 52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 6.000 TL ve doğrudan verilen 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2015 tarihli ve 27 165 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.02.2021 tarih, 4737 912 sayı ve "Sanığa adli para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi hususu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 karar tarihli 2015/962 esas ve 2018/16 karar numaralı ilamında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesindeki düzenlemeye aykırı olması ve 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.04.2021 tarih ve 44388 sayı ile; "Sanığın alınan savunmasında gözlerinin iyi görmediğini, söz konusu tabancayı satış yaptığı bir arkadaşının borcuna karşılık verdiğini, söz konusu tabancanın niteliğini bilmediğini ve hiç kullanmadığını ifade ettiği, yapılan aramada tabanca ile birlikte özel imal edilmiş fişeklerin ele geçirilemediği, tabanca ile ilgili Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından düzenlenen raporlarda tabancanın mermi yatağının paslı olduğu, tabancada gaz ayrım parçasının bulunduğu, tahdit parçasının bulunmadığının ifade edildiği fakat anılan parçanın orjinal hâlinde mi bulunmadığı sonradan müdahale ile mi çıkarıldığı hususunda tespit yapılmamış olduğu nazara alındığında, suça konu tabancanın orijinal hâlini koruyup korumadığı, orijinal üretim tabanca var ise karşılaştırmalı inceleme de yapılarak orijinal hâlinde değişiklik meydana getirilip silah vasfı kazandırılıp kazandırılmadığı hususunda ek rapor alınıp sonucuna göre sanığın, hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması,

6136 sayılı Yasa'nın 13/3. maddesi gereğince hüküm kurulduğu sırada TCK'nın 52/2. maddesi gereğince 20 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL'den 400 TL'ye çevrilmesine karar verilmesi gerektiği hâlde 30 gün karşılığı 500 TL demek ve gün hapis cezasının hapisten çevrilen 6.000 TL adli para cezası ile toplamak suretiyle 6.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükümde çelişkiye ve infazda tereddüde neden olunması,

" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan ve eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkin itirazı yerinde bulmayan Yargıtay 9. Ceza Dairesince diğer itiraz nedenleri bakımından 10.06.2021 tarih ve 579 3034 sayı ile;

"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi kısmen yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca itirazın kısmen kabulüne,

Dairemizce verilen 24.02.2021 tarih ve 2020/4737 Esas, 2021/912 Karar sayılı ilamının (a) bendinin itiraz nedenleriyle kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir.

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Sanık hakkında 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan kurulan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1 5237 sayılı TCK'da para cezalarının içtimaının düzenlenmediği gözetilmeden, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezalarının toplanmasına karar verilmesi ve 6136 sayılı Yasa'nın 13/3. maddesi gereğince hüküm kurulduğu sırada TCK'nın 52/2. maddesi gereğince 20 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL'den 400 TL'ye çevrilmesine karar verilmesi gerektiği hâlde 30 gün karşılığı 500 TL demek ve gün hapis cezasının hapisten çevrilen 6.000 TL adli para cezası ile toplamak suretiyle 6.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve yine taksitlendirmenin içtima yapılan miktar üzerinden yapılmasına karar verilerek hükümde çelişkiye ve infazda tereddüde neden olunması,

Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince hâlen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden,

Hükmün (B) bendinin 4. maddesinin hükümden çıkarılması ile yerine;

' Sanığa verilen 20 gün birim sayısı kadar adli para cezasının, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereğince takdiren bir gün karşılığı 20,00 TL den hesap edilmek sureti ile sanığın 400,00 TL (20 gün birim sayısı x günlüğü takdiren 20,00 TL'den) adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli 10 ay hapis cezasının TCK 50/1 a maddesi gereği sanığın kişiliği ve sosyal ve ekonomik durumuna göre takdiren TCK 52 gereği günlüğü 20 TL'den paraya çevrilerek 300 tam gün karşılığı olmak üzere sanığın 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,' ibaresinin eklenmesi ile,

Hükmün (B) bendinin 5. maddesinin hükümden çıkarılması ile yerine; ' Sanık hakkında hükmedilen gün hapis cezasından çevrilme 6.000,00 TL adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezası olan 500,00 TL adli para cezasının ayrı ayrı TCK 52/son maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi hallerine göre birer ay ara ile 10 eşit taksitte ödenmesine' ibaresinin eklenmesi sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına," karar verilip Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında bir adet ruhsatsız ateşli silah bulundurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında bir adet ruhsatsız ateşli silah bulundurma suçu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin olup eksik araştırma ile hüküm kurulmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde ise anılan suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Kolluk tarafından düzenlenen ev arama tutanağına göre; inceleme dışı tefecilik suçundan başlatılan soruşturma sırasında 28.04.2010 tarihinde sanığın evinde yapılan aramada kanepenin alt kısmında "M661017" seri numaralı bir adet kuru sıkı tabanca ile boş vaziyette olan şarjörünün ele geçirildiği,

Jandarma Genel Komutanlığı Bursa Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen 07.05.2010 tarihli ve 24648 sayılı rapora göre; sürgüsünün sol yan yüzeyinde "SPORT&VOLTRAN Majör Mod 88 Cal. 9mm P.A." rakam ve ibareleri bulunan, "M661017" numaralı silahın 9 mm çapında ses ve gaz fişeği ile namlu çapına uygun saçma veya metal bilye tanesi ihtiva eden özel nitelikteki fişekleri de istimal edebilen, namlusunda yiv set bulunmayan, yarı otomatik bir tabanca olduğu, söz konusu tabancanın yapılan teknik kontrol ve muayenesinde emniyet mandalının sağlam ve işler durumda olduğu, namlu içerisinde gaz ayrım parçasının bulunduğu, tahdit parçasının bulunmadığı, bu nedenle saçma veya metal bilye tanesi ihtiva eden özel nitelikteki fişekleri de istimal edebileceği, ancak söz konusu tabancanın fişek yatağının paslı olması nedeniyle çap ve tipine uygun fişeklerin atım yatağına sürülemediği, mevcut durumu itibarıyla 6136 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilemeyecek ise de fişek yatağı basit bir müdahale ile temizlenmesi durumunda çalışır hâle geleceği ve bu hâli ile de özel nitelikli fişekleri atabileceğinden bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki fişek yatağının laboratuvarda basit bir müdahale ile temizlenmesi sonucunda yapılan deneme atışlarında özel nitelikli fişekleri hedefe doğru fırlattığı,

Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi tarafından düzenlenen 18.10.2012 tarihli ve 9994 sayı raporda; sürgüsünde "SPORT&VOLTRAN Majör" ibaresi bulunan, 9 mm çapında, "M661017" numaralı tabancanın, namlusunun iç kısmında, ortasında boşluk olan gaz ayırım parçasının bulunduğu, ses ya da gaz fişeği atmakla birlikte namlu içerisinde bulunan gaz ayırım parçasının iç çapına uygun saçma tanesi veya özel şekil ve nitelikteki benzeri maddelerin konulması suretiyle elde edilecek özel nitelikli fişekleri de atabileceği, yapılan deneme atışlarında kullanılmaya elverişli olduğunun tespit edildiği, Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkındaki Yönetmelik'in 4. maddesinin "c" fıkrasında yer alan "Ses ve gaz fişeği atabilen silah" ve "ç" fıkrasında yer alan "Ses ve gaz fişeği atabilen tabanca" tanımında yer alan; "Ses ve gaz fişeği atabilen, namlusu hiçbir şekilde katı cisim atamayacak şekilde imal edilmiş" hükmünü karşılamadığı, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinin "e" fıkrasında; "Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahlar" şeklinde tanımlanan ateşli silah ve "f" fıkrasında; "Tam otomatik olmamak şartıyla, namlu uzunluğu fişek yatağı hariç 30 santimetreyi ve tüm uzunluğu 50 santimetreyi geçmeyen, dumanlı veya dumansız barut veya bu neviden bir patlayıcı ve itici güç ile gülle, mermi, saçma veya füze ile gaz ya da diğer nesneleri atabilen, belli bir çapta namluya uygun imal edilmiş ateşli silahlar" biçiminde açıklanan tabanca tanımlarına uygunluk gösterdiği belirtilip 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği,

Anlaşılmıştır.

Sanık; kendisine ait araçla köylerde beyaz eşya satarak geçimini sağladığını, evinde yapılan aramada ele geçirilen marka, model ve özelliklerini bilmediği tabancayı 4 5 yıl önce satış yaptığı bir kişinin kalan borcuna karşılık olarak verdiğini, paranın geri kalanını getirdiğinde tabancayı geri alacağını ancak aradan geçen süre içinde kalan parayı geri getirmediğini, bu nedenle de tabancanın kendisinde kaldığını, bu tabancanın hangi köyde kim tarafından kendisine verildiğini hatırlamadığını, tabancayı aldıktan sonra evine bıraktığını ayrıca hiç kullanmadığını, tabancanın herhangi bir yerini sökerek parçasını değiştirmediğini, bu tabancanın namlusunun değiştirilip değiştirilmediğini bilmediği gibi tabancayı da bu süre zarfında hiç temizlemediğini, sağ gözünün hiç, sol gözünün ise tam olarak görmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur.

V. GEREKÇE

Uyuşmazlık konularının birlikte değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar

6136 sayılı Kanun'un 1. maddesinde; "Ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması bu kanun hükümlerine tabidir.",

  1. maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.",

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında; "Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz güne kadar adlî para cezasıdır.",

Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; "Kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.",

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde;

"Bu Yönetmelikte geçen;

...

b) Silah: Uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden, ruhsata tabi araç ve aletlerin tümünü,

...

e) Ateşli silah: Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahları,

f) Tabanca: Tam otomatik olmamak şartıyla, namlu uzunluğu fişek yatağı hariç otuz santimetreyi ve tüm uzunluğu elli santimetreyi geçmeyen, dumanlı veya dumansız barut veya bu neviden bir patlayıcı ve itici güç ile gülle, mermi, saçma veya füze ile gaz ya da diğer nesneleri atabilen, belli bir çapta namluya uygun imal edilmiş ateşli silahları,

...

ifade eder",

12.02.2008 tarihli ve 26785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun'un 1. maddesinde;

"(1) Bu Kanunun amacı, ses ve gaz fişeği atabilen silahların nitelikleri, imali, ithali, ihracı, satışı, edinilmesi, bulundurulması ve taşınması hakkındaki usul ve esaslar ile bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini düzenlemektir.

(2) Bu Kanunda geçen ses ve gaz fişeği atan silah; kurusıkı silah olarak da tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahları ifade eder.",

  1. maddesinin ikinci fıkrasında; "Bu Kanun kapsamındaki silahların 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülemeyecek ve üzerinde 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silahlardan rengi ve şekli belirtilerek açıkça ayırt edilmesini sağlayan bir işaret taşıyacak şekilde üretilmesi zorunludur. Bu zorunluluklar ithalatta da aranır...",

  2. maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Kanun kapsamındaki silahları yetkili mercilerden izin almadan veya 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.",

02.05.2008 tarihli ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Yönetmelik’in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (c) (c) bendinde;

"Bu Yönetmelikte yer alan;

...

Ses ve gaz fişeği atabilen silâh: Ses ve gaz fişeği atabilen, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümlerine tabi silâh vasfında olmayan, kurusıkı silah olarak da tabir edilen silâhları...

ifade eder",

"Üretim esasları" başlıklı 5. maddesinde ise;

"(1) İmal edilecek ses ve gaz fişeği atabilen silâhların çalışma sistemleri, mekanik yapıları ve görünümleri aşağıdaki şekilde olmalıdır:

a) Sadece ses ve gaz fişeği atabilen silâhlarda kullanılmak üzere imal edilmiş nitelikteki fişekleri kullanabilecek yapıda olmalıdır.

b) Birden fazla fişeği seri olarak atamayacak nitelikte; yarı otomatik, tek tek veya toplu tabanca çalışma sisteminde imal edilmiş olmalıdır.

c) Gaz çıkışı;

  1. Namlu ucundan olacak silahlarda namlu içerisinde; fişek yatağı hariç olmak üzere namlu uzunluğunun en az yarısı uzunlukta çelikten imal edilmiş 'namlu emniyet sacı' ve bu sac ile namlu ucu arasında kalan kısımda olacak şekilde sacın geniş yüzeyine dik olarak konumlandırılmış çelikten imal edilmiş 'namlu emniyet pimi' olmalıdır. Emniyet pimi yerine, namlu emniyet sacının olduğu kısım fişek yatağı ile aynı eksende olmayacak şekilde en az 1,5 mm eksen kaçıklığına sahip olarak da imal edilebilir. Emniyet sacı fişek yatağı tarafında olmalıdır. Belirtilen sac ve pim, namlu içerisine kolayca çıkartılamayacak şekilde yerleştirilmelidir.

  2. Fişek yatağı bitiminde olacak silahlarda namlu içerisine, namlu çapını tam kapatacak şekilde sertleştirilmiş çelikten imal edilmiş 'namlu emniyet çelikleri' yerleştirilmelidir. Bu çeliklerin fişek yatağı ve namlu ucuna dönük kısımları delinmeyi engellemeye yönelik geometrik şekillere sahip olmalıdır ve aynı zamanda bu çelikler sökülmeye elverişsiz şekilde namlu içerisine yerleştirilmelidir. Namlu emniyet çelikleri fişek yatağı bitimine olabilecek en yakın konumda olmalıdır.

ç) Namlu ile gövde, sökülmek sureti ile birbirinden ayrılamayacak yapıda imal edilmelidir.

d) Namlu ağzının çevresi karşıdan bakıldığında görülecek şekilde ve kolayca çıkmayacak turuncu renkli boya ile boyalı olmalıdır.

e) Namlu uzunluğu fişek yatağı hariç 300 milimetreyi ve tüm uzunluğu 500 milimetreyi geçmeyecek şekilde imal edilmiş olmalıdır.

f) Görünümü toplu veya yarı otomatik tabanca şeklinde olmalıdır. Güvenlik kuvvetlerince kullanılan tam otomatik silâh şeklinde veya görünümünde olmamalıdır.

g) İmal edilen silâhlar üzerine marka, model, çap, imal yılı ve seri numaraları silinmeyecek şekilde vurulmalı, üretimde seri numarası atlaması yapılmamalıdır.

ğ) Bu silâhların ambalaj ve kutularına Ek 1'de yer alan yasal uyarının ve silâhın kullanım kılavuzunun konulması zorunludur.

(2) Yalnızca film yapımı, tiyatro, şenlik, kutlama, tören gibi etkinliklerde kullanılmak üzere yapılacak imalatlarda; birinci fıkranın (b), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen üretim esasları aranmaz. Bu amaçla yapılacak üretimde, üretici firma ile etkinliği gerçekleştirecek gerçek veya tüzel kişiler arasında üretime ilişkin düzenlenecek bir sözleşme ibraz edilmek sureti ile İçişleri Bakanlığından alınacak uygun görüş yazısı ve sözleşmenin bir suretinin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunulmasını takiben Üretim İzin Belgesi için gereken işlemler başlatılır. İmalatçı firma; üretimi tamamladıktan sonra sözleşmeyi yaptığı gerçek veya tüzel kişiye silahları teslim ettiğine dair bir belge ile birlikte bu silahlara ilişkin Üretim İzin Belgesini Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teslim eder...",

Hükümleri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere ses ve gaz fişeği atabilen silahların, 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülemeyecek ve aynı Kanun hükümlerine tabi silahlardan açıkça ayırt edilmesini sağlayan rengi ve şekli belirtilen bir işaret taşıyacak şekilde üretilmeleri zorunludur. Bu tip silahları 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülecek şekilde imal edenler veya satanlar 5729 sayılı Kanun’un 4/1, ticaret kastı taşımadan teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah hâline dönüştürenler ise 6136 sayılı Kanun’un 13/5. maddesi delaletiyle 13/1. maddesi uyarınca cezalandırılacaktır. Usulüne uygun imal edilmemesi ya da sonradan teknik özelliklerinde değişiklik yapılması nedeniyle yalnızca ses ve gaz fişeği değil, ayrıca mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki cisimleri de atabilen silahlar yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olup memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması 6136 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olacaktır.

Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere, ses ve gaz fişeği atabilen bir silaha ilişkin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğu iddiasıyla bir kamu davası açılması durumunda öncelikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından silahın üretim tarihi, marka ve modeline göre mevcut şekilde üretilmesine ve ithaline izin verilip verilmediği sorulup doğrudan mevzuatta öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfında mı üretildiği yoksa anılan Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülebilecek şekilde üretilip bilahare de bu imkândan yararlanılarak teknik özelliklerinde değişiklik yapılması sonucunda bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına mı dönüştürüldüğü tereddüte yer bırakmayacak biçimde tespit edilmeli, daha sonra da suça konu silahın üretim tarihi, bu tarih itibarıyla üretim ve ithalinin tabi olduğu usul ve esaslar, mekanik yapısı, görünümü, silahla birlikte çapına uygun ateşli silah fişeği ele geçip geçmediği gibi hususlar üzerinde durularak, niteliğinin 6136 sayılı Kanun kapsamında olduğunun bilinip bilinmediği belirlenmeli, sonucuna göre de sanığın hukuki durumu takdir ve tayin edilmelidir.

Diğer taraftan Ceza Genel Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 954 566 sayılı kararında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının; "5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un 12.02.2008 tarihli ve 26785 sayılı Resmî Gazete’de, anılan Kanun’a ilişkin yönetmeliğin ise 02.05.2008 tarihli ve 26864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu doğrultuda ses ve gaz fişeği atabilen silahların üretimi için gereken yasal kriterlerin belirlendiği, bu dönem içinde Bakanlıklarından izin alınarak yapılan üretimlere ilişkin marka, model ve teknik çizim gibi genel bilgilerin kayıtlarında bulunduğu, ...mevzuat öncesi üretimler hakkında Bakanlıklarında bilgi bulunmadığı" şeklindeki 11.10.2013 tarihli ve 3937 sayılı müzekkere cevabına yer verilmiştir.

Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Yerel Mahkemece, sanığın bir adet ruhsatsız ateşli silah bulundurma suçunu işlediği kabul edilen olayda;

Ses ve gaz fişeği atabilen bir silaha ilişkin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğu iddiasıyla bir kamu davası açılması durumunda öncelikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından silahın üretim tarihi, marka ve modeline göre mevcut şekilde üretilmesine ve ithaline izin verilip verilmediği sorulup doğrudan mevzuatta öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfında mı üretildiği yoksa anılan Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülebilecek şekilde üretilip bilahare de bu imkândan yararlanılarak teknik özelliklerinde değişiklik yapılması sonucunda bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına mı dönüştürüldüğünün tereddüte yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi gerekmekte ise de; somut olayda sanığın söz konusu silahı 4 5 yıl önce beyaz eşya satışı yaptığı bir kişinin borcuna karşılık kendisine verdiğine yönelik savunmasına göre bu silahın ses ve gaz fişeği atabilen silahlara ilişkin yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihte üretilmiş olması, o dönemde üretilen silahlara ilişkin ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında herhangi bir bilgi bulunmaması, ayrıca suça konu silahın gerek Jandarma Genel Komutanlığı Bursa Kriminal Laboratuvar Amirliği gerekse Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi tarafından incelenip teknik özelliklerine ilişkin rapor düzenlenmesi hususları göz önüne alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı doğrultusunda bahse konu silaha ilişkin yeni bir rapor alınmasının sonuca etkili olmayacağı, usul ekonomisine aykırı bu durumun yargılamanın uzaması sonucunu da doğuracağı değerlendirilmekle sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmediği,

Dosya kapsamında yer alan 07.05.2010 ve 18.10.2012 tarihli bilirkişi raporlarında benzer şekilde suça konu silahın, ses ve gaz fişeğinin yanı sıra saçma veya metal tanesi ihtiva eden özel nitelikli fişekleri de istimal edebilecek nitelikte olması nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğini haiz ateşli silahlardan olduğu değerlendirilmiş ise de; anılan raporlarda bu silahın teknik özelliklerinde sonradan değişiklik yapıldığını gösteren herhangi bir bulgudan bahsedilmemesi, sanığın bu silahı hiç kullanmadığını, teknik özelliklerini bilmediğini ve tabancanın herhangi bir parçasını değiştirmediğini savunması, silahı hiç kullanmadığına yönelik savunmasını doğrular şekilde 07.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu silahın fişek yatağının paslı olması nedeniyle çap ve tipine uygun fişeklerin atım yatağına sürülemediğinin, ancak fişek yatağının laboratuvarda basit bir müdahale ile temizlenmesi sonucunda silahın çalışır hâle geldiğinin belirtilmesi ve sanıktan özel nitelikli fişek elde edilememiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, savunmasının aksine suça konu silahı, özel nitelikli fişekleri de atabilme özelliği nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğunu bilerek taşıdığına veya bulundurduğuna, diğer bir ifade ile suç işleme kastı ile hareket ettiğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu,

Kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.

Öte yandan, öncelikle Özel Dairece yerinde görülmeyen eksik araştırmaya yönelik itirazın incelenebilmesi için dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden 10.06.2021 tarihli kararla; diğer itiraz nedenleri yerinde görülüp eksik araştırmaya yönelik itirazı etkisiz kılacak şekilde 24.02.2011 tarihli onama kararı kaldırılıp düzeltilerek onama kararı verildiği anlaşılmış ise de 10.06.2021 tarihli düzeltilerek onama kararının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,

2 Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24.02.2021 tarihli ve 4737 912 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3 Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 27 165 sayılı hükmünün, savunmasının aksine suça konu silahı, özel nitelikli fişekleri de atabilme özelliği nedeniyle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah olduğunu bilerek taşıdığına veya bulundurduğuna, diğer bir ifade ile suç işleme kastı ile hareket ettiğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsüreçkararıuyuşmazlıkgerekçeylehukukivı.tevdiineitirazkonusukabulüne"sport&voltranolgularsebeplerideğişikgerekçekapsamıkaldırılmasınaverenbozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim