Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2020/223
2024/110
6 Mart 2024
İTİRAZ
İtirazname No : 2019/24302
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 12. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Asliye Ceza
SAYISI: 494 86
I. HUKUKİ SÜREÇ
Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.03.2017 tarihli ve 494 86 sayılı hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 04.04.2018 tarih ve 490 1118 sayı ile istinaf istemlerinin kanuni süresinden sonra yapılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu şekilde kesinleşen hükme yönelik Adalet Bakanlığının 01.03.2019 tarihli ve 14675 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.03.2019 tarihli ve 24302 sayılı ihbarnamede;
"1 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin 1. fıkrasına göre, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak hak yoksunluğu uygulanacak olması karşısında, taksirle işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasına hükmedilen sanık hakkında anılan Kanun'un 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/4. maddesinde 'kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükmü uygulanmaz' hükmüne yer verildiği, sanığın tekerrüre esas alınan Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2013 kesinleşme, 12.03.2013 tarihli ve 2011/563 esas, 2013/184 sayılı kararının ise güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olduğu, dolayısıyla kasıtlı suçun taksirli suçta tekerrüre esas alınamayacağı nazara alındığında, hükmolunan cezanın yazılı şekilde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 30.09.2019 tarih ve 3202 9598 sayı ile; TCK'nın 53. maddesine yönelik kanun yararına bozma talebi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapmaksızın;"Sanığın taksirle öldürme eyleminden dolayı TCK'nın 85/1, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyetine ve belirlenen cezanın aynı kanunun 58/6 7. maddesi uyarınca 1. kez mükerrer olanlara özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedilmiş ise de; Türk Ceza Kanunu'nun 58/4. maddesinde 'kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükmü uygulanmaz' hükmüne yer verildiği, sanığın tekerrüre esas alınan Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2013 kesinleşme, 12.03.2013 tarihli ve 2011/563 esas, 2013/184 sayılı kararının ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olduğu, dolayısıyla kasıtlı suçun taksirli suçta tekerrüre esas alınmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden, kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 tarihli ve 2016/494 esas, 2017/86 sayılı kararının CMK’nın 309/4 d maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına CMK'nın 309/4 d maddesindeki 'Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder' şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, hüküm fıkrasının sanık hakkında tekerrüre ilişkin cezanın 1. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ilişkin (7.) paragrafının hükümden çıkarılarak yerine diğer hususların aynen bırakılmasına" karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.12.2019 tarih ve 24302 sayı ile; "İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 tarihli ve 2016/494 esas, 2017/86 sayılı kararında yapılan kanuna aykırılığın, ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla giderilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bunun yanı sıra anılan hukuka aykırılığın giderilmemesi halinde hükümlünün infaz aşamasında temel hak ve özgürlüklerinden yoksun kalacağı hususunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenlerle TCK'nin 53/1. maddesinin uygulanması ilişkin hukuka aykırılığın giderilmesine ilişkin kanun yararına bozma isteminin kabul edilmesi gerekirken Yüksek Dairece TCK'nin 58. maddesindeki kanuna aykırılık giderildikten sonra yeni hüküm kurulurken TCK'nin 53. maddesinin uygulandığı bendin hükümden çıkartılmamasının kanuna aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 10.02.2020 tarih ve 14041 1300 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde sanık hakkında TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluğuna hükmedilmesine ilişkin hukuka aykırılığın kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
İlk Derece Mahkemesince taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın, TCK'nın 85/1, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince istinaf istemlerinin süresinden sonra yapıldığından bahisle reddedildiği,
Bu şekilde kesinleşen bu hükme yönelik Adalet Bakanlığınca, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde sanık hakkında koşulları bulunmadığı hâlde TCK'nın 53. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceği düşüncesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu,
Özel Dairece, kanun yararına bozma isteminin CMK'nın 309 ve 310. maddesinde düzenlenen amaca uygun hukuka aykırılık niteliğinde bulunmadığını gerekçesiyle reddine karar verdiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar
Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle kanun yararına bozma kanun yoluna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Öğretide olağanüstü temyiz denilen, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda ise yazılı emir olarak adlandırılan olağanüstü kanun yolu, CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde kanun yararına bozma olarak yeniden düzenlenmiştir.
CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
Uyuşmazlık konusuyla ilgili TCK'nın "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesi ise;
"(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
Yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklinde iken Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 140 85 sayılı kararı ile;
- fıkrada yer alan, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;…" bölümü, fıkranın (b) bendinde yer alan "…seçilme ehliyetinden…" ibaresi yönünden,
Yine 1. fıkrada yer alan "…hapis cezasına…" ibaresi, aynı fıkranın (b) bendinde öngörülen "Seçme ve…" ibaresi yönünden,
-
fıkranın (b) bendinde yer alan "…ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,…" ibaresi ile 2. fıkrası, 1. fıkranın (b) bendinde yer alan "Seçme ve seçilme ehliyetinden…" ibareleri yönünden,
-
fıkrada yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya…" ibaresi, 1. fıkranın (b) bendinde yer alan "…seçilme ehliyetinden…" ibaresi yönünden,
İptal edilmiştir.
Anılan madde hükümlerinden de açıkça anlaşıldığı üzere, hak yoksunluklarının taksirle işlenen suçlarda uygulama yeri bulunmamaktadır. Hak yoksunlukları kural olarak hapis cezasının infazı ile sınırlandırılmış, infaz tamamlanmakla herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın bu hak yoksunluklarının kendiliğinden ortadan kalkacağı öngörülmüş ancak, aynı maddenin 5. fıkrasındaki düzenleme uyarınca, 1. fıkrada sayılan hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, infazın sona ermesinden sonra da, kararda ayrıca hükmedilmesi koşuluyla, hak yoksunluğunun bir süre daha devam etmesi sağlanmıştır. Yine maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlü hakkında 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinin kullanılmasına ilişkin yasaklama hükmü uygulanamayacak, ayrıca cezası ertelenen hükümlü hakkında 1. fıkranın (e) bendindeki hak yoksunluğunun uygulanmamasına da karar verilebilecek, kısa süreli hapis cezası ertelenenler ile suçu işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında ise 1. fıkradaki hak yoksunluğuna karar verilemeyecektir.
Öte yandan, infaz aşamasında alınabilecek kararları düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" başlığını taşıyan 98. maddesinin 1. fıkrasındaki; "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir." şeklindeki düzenleme uyarınca, hükmün bünyesine dâhil bir husustaki hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak bir karar ile düzeltilmesine olanak bulunmadığından bu nitelikteki bir hukuka aykırılık, ancak olağan veya olağanüstü kanun yollarına başvurulmasıyla giderilebilecektir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
İlk Derece Mahkemesince taksirle işlenen suçlara ilişkin olarak kanunda hak yoksunluklarının uygulama yeri bulunmadığına dair açık kuralın ihlal edilmesi, hükmün bünyesine dâhil olan bu hukuka aykırılığın 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemesinden karar istenmesi yoluyla giderilememesi ve infazda tereddüte yol açacağı muhakkak olan söz konusu hukuka aykırılığın ancak kanun yararına bozma konusu yapılarak giderilmesinin olanaklı olması karşısında, Özel Dairece kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve kanun yararına bozma konusunda bir karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2 Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 3202 9598 sayılı kanun yararına bozma isteminin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
3 Kanun yararına bozma konusunda bir karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06