Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ceza Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/76

Karar No

2023/81

Karar Tarihi

15 Şubat 2023

YARGITAY DAİRESİ: 8. Ceza Dairesi

Sanık ...'ın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 13/1 ve TCK'nın 52/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para; hakaret suçundan TCK'nın 125/1, 125/4, 43 ve 61. maddeleri uyarınca 3 ay 19 gün hapis; katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 86/3 e ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis; katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3 e ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tüm suçlar bakımından TCK'nın 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu bakımından ise TCK'nın 54. maddesi uyarınca müsadereye ilişkin ... Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.06.2015 tarihli ve 212 435 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.09.2020 tarih, 2221 15961 sayı ve oy çokluğuyla;

"Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Adli sicil kaydında engel sabıkası bulunmayan sanığın, üzerine atılı suçların maddi zarar doğurmaya elverişli suçlar olmaması, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul etmesi karşısında, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelendikten sonra yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 'adli sicilindeki suç kayıtlarından kaynaklanan olumsuz kişiliğinden' bahisle yasal ve yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde sanık lehine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Daire Üyesi Nevzat Özsoy; "Mahkemenin, sanığın adli sicil kaydında görülen daha önce işlenmiş suçlarını da dikkate alarak kişiliğini olumsuz değerlendirmesi ve sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerini uygulamamasında bir isabetsizlik görülmediği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.11.2020 tarih ve 352810 sayı ile; "Mahkemenin, sanığın adli sicil kaydında görülen daha önce işlenmiş suçlarını da dikkate alarak kişiliğini olumsuz değerlendirmesi ve sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerini uygulamamasında bir isabetsizlik yoktur. Zira Yerel Mahkeme gerekçesinde 'sanığın olumsuz kişiliğini gözeterek takdiren' TCK'nın 50, 51, CMK'nın 231/5 14. maddelerin uygulanmamasına karar vermiştir. Yerel Mahkeme takdirinin dayanağını somutlaştırmıştır. Bu nedenle Yerel Mahkemenin mahkûmiyet kararının onanması gerekirken bozulması usul ve yasalara aykırıdır." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 03.02.2021 tarih ve 13504 1603 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olup ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazından sonra 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87 44 sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetilerek, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamı;

Kolluk tarafından düzenlenen 23.12.2014 tarihli CD inceleme tutanağına göre; bahse konu olay ile ilgili olarak şüphelinin tespiti amacıyla katılan ... ile birlikte ... yerine ait güvenlik kamerası görüntüleri incelendiğinde, bahse konu ... yerinde çırak olarak çalışan tanık ... 'ın aynı gün saat 18.30 sıralarında, saat 18.30.51'de tanık ... ile sanık ...'ın görüntüye girdiği, sanık ...'ın katılan ...'e vurduğu, katılanın ...'in yüzünde kan bulunduğu, saat 18.30.53'te sanık ...'ın katılan ...'a bel altı bölgesini hedef alarak elinde bulunan tabanca ile bir el ateş ettiği, ardından söz konusu silahı, katılanlar ... ve ... Akdulu'nun kısımlarını hedef alacak şekilde doğrulttuğu,

Kolluk tarafından düzenlenen 23.12.2014 tarihli ve 2257 sayılı olay yeri inceleme raporuna göre; ... Otomotiv isimli ... yerinin içerisinde 1 adet MKE 9P 14 ibareli kovan, deforme olmuş mermi çekirdek gömleği ile zeminin belli yerlerinde kan olduğu değerlendirilen kırmızı lekelerin bulunduğu, başkaca herhangi bir iz ve bulguya rastlanılmadığı,

Kolluk tarafından düzelenen 24.12.2014 tarihli tutanağa göre; 23.12.2014 tarihinde saat 19.00 sıralarında haber merkezinin ... ili, ... ilçesi, Ortamahalle, ... Sokak, No: 13/A sayılı adreste bulunun ... Otomotiv isimli ... yerinde meydana gelen silahla yaralama olayı ile ilgili olarak söz konusu ... yerine gidildiğinde katılan ...'in sol kaşından, katılan ...'ın ise silahla sağ ayağında sıyrık oluşacak şekilde yaralandığının tespit edildiği, katılan ... ile yapılan görüşmede olay günü saat 18.20 sıralarında çalışmış olduğu ... Otomotiv isimli tamirhaneye açık kimlik bilgilerini bilmediği ve bahse konu ... yerinde çırak olarak çalışan tanık ... 'ın babası olan sanık ...'ın gelerek kendilerinin oğlu ... 'ı dövdüklerini iddia ederek küfrettiğini, ardından silah kabzası ile başına vurmak sureti ile kendisini kaş bölgesinden yaraladığını, olay sırasında ... yerinde müşteri olarak bulunan katılan ...'ın olaya müdahale etmesi üzerine silah ile ateş ederek onu da bacağından yaraladığını, sanığın Kurfalı Merkez takside şoför olarak çalıştığını beyan ettiği, 24.12.2014 günü saat 19.00 sıralarında telefonla ulaşılan sanık ...'ın teslim olmak istediğini belirtmesi üzerine bulunduğu yerde beklemesinin söylendiği, ardından Abdi İpekçi Caddesinde sanığa rastlanılması üzerine sanığın belinde bulunan bir yüzünde "FABRIQUE NATIONALS D'ARMES DE GUERRE" diğer yüzünde ise 33334 rakamları bulunan bir adet tabanca ile bu silaha ait bir adet şarjör ile bu şarjör içindeki MKE yapımı 9 mm çapında olan 3 adet merminin muhafaza altına alındığı,

... ... Yavuz Selim Devlet Hastanesince tanık ... hakkında düzenlenen 24.12.2014 tarihli ve 808630 sayılı rapora göre; tanıkta darp cebir izinin bulunmadığı,

Katılan ... hakkında ... Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20.01.2015 tarihli ve 1310 sayılı raporda; Marmara Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.12.2014 tarihli ve 12674 sayılı raporunda, katılanın ateşli silah yaralanması nedeniyle getirildiğinin, sağ ayağında kurşun girişi ile uyumlu yara mevcut olduğunun, grafilerinde sağ ayak medialinde kurşun parçası olması muhtemel yabancı cisim tespit edildiği bildirildiğine göre mevcut yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığının, kişi üzerindeki etkisinin ise basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının belirtildiği,

Katılan ... hakkında ... Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20.01.2015 tarihli ve 1309 sayılı raporda; ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 23.12.2014 tarihli ve 15345 sayılı raporunda, katılanın sol kaş üstünde yaklaşık 3 4 cm'lik cilt kesisi mevcut olduğu bildirildiğine göre mevcut yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığının, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği,

... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürülüğünce düzenlenen 08.01.2015 tarihli ve 219 sayılı ekspertiz raporuna göre; tetkik için gönderilen "33334" numaralı silahın 9 mm çapında, Parabellum tipi fişek atan, yerli el yapısı, yarı otomatik bir tabanca olduğu, ateş etmesine engel mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, yapılan deneme atışlarında çap ve tipine uygun fişekleri patlattığı, tabanca ile birlikte gönderilen 3 adet fişeğin 9 mm çaplı Parabellum tipi olup çap ve tiplerine uygun silahlarda kullanılmak üzere imal edildikleri, bu fişeklerin birlikte gönderilen tabanca ile deneme ve mukavese atışlarında kullanılmaları sonucunda patladıkları, bu itibarla söz konusu tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve fişeklerden oldukları ancak inceleme konusu tabancanın aynı Kanun'un 12/4. maddesinde belirtilen vahim silahlardan olmadığı, deneme ve mukayese atışları sırasında kullanılan fişeklerden elde edilen mukayeseye elverişli kovan ve mermi çekirdekleri ile olay yerinden elde edilen 1 adet 9 mm çaplı Parabellum tipi MKE yapısı kovan ve aynı çaplı bir adet mermi çekirdeği gömleği parçasının mikroskopta yapılan karşılaştırılmalarında söz konusu bir adet kovan ve bir adet mermi çekirdeği gömleği parçasının suça konu tabancadan atılmış olduklarının tespit edildiği,

... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.03.2015 tarih ve 182286 sayı ile katılanlar ..., ... ve ... hakkında ... 'a yönelik kasten yaralama ve hakaret suçlarından "Müşteki ... 'ın ... Otomotiv isimli ... yerinin sahibi ve ustası olan ... ve ...'un yanlarında çırak olarak çalıştığı ... yerinde şüphelilerin kendisine daha önceden hakaret edip vurduklarını ancak bunları ailesine söylemediğini, olay günü de anahtarları kaybetmesi nedeniyle kendisine kasten yaralama ve hakarette bulunulduğunu iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Olayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda müştekinin soyut iddiası dışında kendisine karşı atılı suçların işlendiğine dair tanık beyanı veya doktor raporu gibi hiçbir somut delil bulunmadığı" gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği,

Yerel Mahkemece "Sanığın adli sicilindeki suç kayıtlarından kaynaklanan olumsuz kişiliği" gözetilerek TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231/5 14. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği,

Adli sicil kaydına göre; sanığın, 03.08.1999 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan ... (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 22.02.2000 tarih ve 2050 430 sayı ile 765 sayılı TCK'nın 456/4. maddesi uyarınca 1,52 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 28.07.2000 tarihinde kesinleşen bu hükmün 23.10.2000 tarihinde infaz edildiği; 09.04.2003 tarihinde işlediği silahla kasten yaralama suçundan ise Tuzla (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 20.10.2004 tarih ve 204 631 sayı ile 765 sayılı TCK'nın 456/4, 457/1, 463 ve 81/2 3 son maddeleri uyarınca 233,40 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 01.03.2006 tarihinde kesinleşen hükmün 21.08.2006 tarihinde infaz edildiği, her iki kaydın da silinme şartlarının oluştuğu,

Anlaşılmaktadır.

Katılan ... kollukta; yaklaşık bir yıldır ... Otomotiv isimli ... yerinde oto mekanik ustası olarak çalıştığını, 3 ay kadar önce de tanık ... 'ın söz konusu ... yerinde çalışmaya başladığını, olay günü saat 18.30 sıralarında tanık ... 'ı üzerini değişmiş şekilde ... yerinden çıkarken gördüğünü, moralinin bozuk olduğunu, işi bıraktığını düşünerek hâlini hatırını sormak amacıyla yanına gittiğini, birlikte tekrar dükkâna geldiklerini, kendisine çalışmak istemediğini söyleyerek dükkândan çıktığını, yaklaşık beş dakika sonra ... yerine tanığın babası olan sanık ... ile birlikte siyah renkli Renault Kangoo marka araçla geldiklerini, sanığın aracından indiğini, elinde siyah renkli silah bulunduğunu, sanığın hiç duraksamadan ve bir şey söylemeden ... yerinde çalışan katılan ...'in yanına gittiğini, elindeki silahın kabzası ile katılan ...'in sol kaşının üzerine vurduğunu, sanığın elinde silah olduğu için müdahale edemediklerini, sanığın sürekli "A...., karınızı s...., siz adam mısınız lan." şeklinde sinkaflı kelimeler kullandığını, o sırada dükkânda müşteri olarak bulunan katılan ...'ın sanığa müdahale etmek için yanına doğru hamle yaptığını, bir iki adım attıktan sonra sanığın silahını katılan ...'ın bacağına doğrultup bir el ateş ettiğini, bunun sonucunda katılanın bacağından vurulduğunu, ardından sanığın silahını üzerine doğrulttuğunu, bu nedenle dükkânın kolonunun arkasına saklandığını, daha sonra da bir firsatını bulup dışarı kaçtığını, yaklaşık 150 metre uzaklaştığını, bu sırada da peşinden tanık ... 'ın geldiğini, ardından sanığın ... yerinden çıkarak aracına bindiğini, oğlunu da alarak olay yerinden uzaklaştığını, kendisine silah doğrultan ve hakaret eden sanıktan şikâyetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini,

Mahkemede ise hazırlık beyanına ek olarak; tanığın ... yerinde dövüldüğünü görmediğini, sanıktan davacı olduğunu, davaya katılmak istediğini,

Katılan ... kollukta; ... Otomotiv isimli ... yerinin işletmeciliğini yaptığını, yaklaşık bir ay önce tanık ... 'ın yanlarında işe başladığını, olay günü sanayide bulunduğu sırada ortağı olan tanık ...'nun kendisini arayarak sanığın kendisini aradığını ve ... yerine geleceğini söyleyip küfürlü konuştuğunu, sesinden alkollü olduğunu düşündüğünü söylediğini, bunun üzerine aracına binerek ... yerine gittiğini, ... yerinin önünde Renault Kangoo marka ... içerisinde tanık ... ile sanık ...'ı gördüğünü, yanlarında durduğunu, aracından inerek sanığın aracının kapısını açtığını, ne olduğunu soracağı sırada sanığın elinde bulunan silahı doğrultup "Hepinizin a.... koyacağım." şeklinde küfür etmeye başladığını, bunun üzerine silaha doğru hamle yaparak sanığın üzerine atladığını, sanığın gaza basıp aracı hareket ettirdiğini, yaklaşık 30 metre aracın kapısında sürüklendiğini, sendeleyerek araçtan düştüğünü, ayağa kalktığı sırada sanığın aracını durdurduğunu, aracın açık olan kapısından kendisine silah doğrulttuğunu, bunun üzerine ters istikamete doğru kaçtığını, sanığın ise aracı ile olay yerinden uzaklaştığını, daha sonra ... yerine girdiğinde kardeşi olan katılan ...'in kaşından yaralandığını gördüğünü, kardeşinin sanık tarafından silahın kabzası ile yaralandığını, katılan ...'ın ise bacağından vurulmuş olduğunu daha sonra öğrendiğini, 155'i aradığını, ... yerine gelerek kendisine silah doğrultan ve hakaret eden sanıktan şikâyetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini,

Mahkemede ise hazırlık beyanına ek olarak; ... yerinde tanığa kötü muamelede bulunulmadığını, işe alınırken sanığın oğlunu kastederek "Her işe koyuyorum, kaçıyor, eti sizin kemiği benim..." dediğini, tanığın herhangi bir şekilde kendisine dövüldüğüne dair şikâyette bulunmadığını, işten memnun olmadığına yönelik bir görüntüsü olduğunu, sanığın oğluna küfür edilmediğini, kendisini görünce sanığın silahını eline aldığını ancak doğrultmadığını, sanıktan davacı olduğunu ve davaya katılmak istediğini,

Katılan ... kollukta; ... Otomotiv isimli ... yerinde kalfa olarak çalıştığını, yaklaşık 1 1,5 ay önce ... yerine tanık ... 'ı çırak olarak aldığını, olay günü saat 17.00 sıralarında araba tamiri yaptığı esnada tanık ... 'tan tamir takımını istediğini, tanığın bulamadığını söylemesi üzerine tamire devam ettiğini, saat 18.00 sıralarında tanığa tekrar takımı sorduğunu, yine bulamadığını söylediğini, tamir işini bırakıp yazıhaneye fatura kesmeye gittiğini, döndüğünde katılan ...'un kendisine tanık ... 'ın gittiğini söylediğini, bunun üzerine "...'i çağır konuşalım." dediğini, daha sonra yanına gelmesi üzerine tanık ... ile konuştuklarını, kendisine "Bu işi yapamıyorum, çıkacağım." dediğini, kendisinin de kabul ettiğini, yaklaşık 10 15 dakika sonra tanığın tekrar ... yerine geldiğini, yaklaşık bir dakika sonra da babası olan sanık ...'ın geldiğini, sanığın yolu kapatması üzerine o sırada yoldan geçmeye çalışan diğer bir aracı tanık ... 'ın tekmelemeye başladığını, sanığın aracını dükkânın önüne park ettikten sonra aracından inerek dükkana girdiğini, kendileri ile konuşmaya geldiğini düşünerek sanığın yanına doğru gittiğini, bu sırada sanığın elinde silah olduğunu gördüğünü, ancak sanığın kendilerini korkutmak istediğini düşündüğünü, yanına yaklaşınca sanığın kendisine küfür ederek elinde bulunan silahın kabzasıyla sol gözüne doğru vurduğunu, bunun üzerine kaşının yarılıp kanamaya başladığını, kendisinin geri çekildiğini, ardından sanığın "Benim çocuğuma kızacak adamın ben anasını s...., karısını s...., ecdadını s...., a.... koyduğumun çocukları. p.. kuruları." diyerek ateş ettiğini, o sırada aracının tamiri için ... yerinde bulunan katılan ...'ın sağ ayağından yaralandığını, ardından katılan ...'ın oradan uzaklaştığını, sanığın küfür etmeye devam ederek dükkân içerisindc biraz dolaştığını, bu esnada ... yeri çalışanı olan katılan ...'un kaçtığını, sanığı sakinleştirmeye çalışsa da başaramadığını, sanığın küfür ederek geldiği aracına binip olay yerinden ayrıldığını, ardından olay yerine ağabeyi olan katılan ...'in geldiğini, daha sonra 155 Polis İmdat hattını aradıklarını, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini,

Mahkemede ise hazırlık beyanına ek olarak; tanık ... 'a kötü muamelede bulunmadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,

Katılan ... kollukta; olay günü aracını tamir ettirmek için ... Otomotiv isimli ... yerine gittiğini, bahse konu ... yerinde yanında katılanlar ... ile ... bulunduğu hâlde sobanın başında ısındıkları sırada ismini olay nedeniyle öğrenmiş olduğu tanık ... 'ın yanlarına gelerek çalıştığı takımlardan birisini kaybettiğini söylediğini, katılan ...'in ise ona "Takımı bul." dediğini, bir süre sonra tekrar takımı bulamadığını söyleyen tanığa katılan ...'in "Git bul o takımı." dediğini, ardından tanığın üzerini değiştirip ... yerinden çıkıp gittiğini, katılan ...'un çağırması üzerine tanığın tekrar ... yerine geldiğini, katılan ...'in tanığa "Gel oğlum çalış, takım kaybolduysa kayboldu, mal mısın, bir takım için ... bırakılır mı?" dediğini, tanığın ise çalışmayacağını söyleyip ... yerinden çıkıp gittiğini, yaklaşık 10 dakika sonra Renault Kangoo marka bir aracın ... yerinin içine girdiğini, tanığın babası olduğunu daha sonra öğrendiği sanık ...'ın elinde siyah renkli bir silah ile ... yerinin içine doğru yürüdüğünü, bu sırada da "Hangi a.... koyduğum benim oğlumu dövüyor." şeklinde küfür ettiğini, bunun üzerine katılan ... ile birlikte sanığın yanına doğru gitmeye başladıklarını, kendisinin katılan ...'in arka tarafında bulunduğunu, bu esnada da tanık ... 'ın ... yerindeki varillere vurmaya başladığını, sanığın birden katılan ...'in üzerine yürüdüğünü, ardından elinde bulunan silahın kabza kısmı ile katılan ...'in sol kaşına vurduğunu, sanığa "Ne yapıyorsun ağabey, dur konuşalım." dediği sırada sanığın elinde bulunan silahı sağ ayak bölgesine doğrultarak bir el ateş ettiğini, bunun üzerine sağ ayağından yaralandığını, bunun üzerine kaçarak ... yerinde eski yağların konulduğu bölüme saklandığını, katılan ...'un da ... yerinden çıkarak kaçtığını, çünkü sanığın ona doğru yöneldiğini, sanığın bu esnada da katılan ...'e "A.... koyduklarım, sizin yataktaki karınızı alırım." dediğini, ardından sanığın aracına binip uzaklaştığını, dışarı çıktığında katılan ...'i uzakta gördüğünü, katılan ... ile sanık arasında neler yaşandığını görmediğini, daha sonra yapılan muayenesinde ayağında mermi parçası olduğunu öğrendiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini,

Mahkemede ise hazırlık ifadesine ek olarak; mermi parçasının hâlen ayağında olduğunu, bahse konu ... yerinde çırak olan tanığın dövüldüğünü görmediğini, tanığın ... yerinden ayrıldığını görünce ustaya haber verdiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,

Mağdur olarak beyanı alınan tanık ... kollukta; yaklaşık üç ay ... Otomotiv isimli ... yerinde çırak olarak çalıştığını, işe başladıktan bir hafta sonra ... yerinin sahibinin kardeşi olan ve aynı ... yerinde usta olarak çalışan katılan ... ile yine usta olarak çalışan katılan ... tarafından gerek ... yerinin içerisinde gerekse tuvaletinde ... ve yumruk vurulmak suretiyle dövüldüğünü, ara sırada ... yeri sahibi olan katılan ... tarafından da dövüldüğünü, katılanlar ... ve ...'un kendisine "Biz zamanında sanayide çok dayak yedik, sen de dayak yiye yiye mesleği öğreneceksin." dediklerini, ilk başlarda meslek öğrendiği düşüncesi ile dövüldüğünü ailesinden kimseye söylemediğini ancak 15 gün kadar önce katılanlar ... ve ... tarafından sürekli dövüldüğünü babası olan sanık ...'a söylediğini, sanığın "Böyle şeyler olur." diyerek bir şey yapmadığını, olay günü ... yerinde çalışırken katılan ...'in kendisinden tamir aleti olan 8'lik lokmayı istediğini, bulamayınca durumu katılana söylediğini, bunun üzerine katılan ...'in kendisine "A... düdüğü." diyerek yüzüne ... attığını, "Beynini s..." dediğini, olaydan sonra sürekli dayak yediği ve küfür edildiği için üzerini değiştirip ... yerinden çıkarken katılan ...'in kendisini görerek "Nereye gidiyorsun lan." dediğini, işi bıraktığını söylemesi üzerine katılan ...'in yakasından tutarak ... yerinin içerisine çektiğini, ... yerinden kendisini göndermedikleri için babasını cep telefonundan arayıp ağlayarak "Baba beni dövdüler, işi bıraktım, beni göndermiyorlar." dediğini, babasının da ... yerine geleceğini söylerek telefonu kapattığını, yaklaşık 5 10 dakika sonra babasının arabası ile ... yerine geldiğini, bunun üzerine katılan ...'in kendisine "Baban nerde lan." dediğini, kendisinin de o sırada ... yerine giren babasını gösterdiğini, babasının ... yerine girdiği sırada katılan ...'in babasına hitaben "Gel lan gel." dediğini, babasının da elindeki tabanca ile katılan ...'in kafasına vurduğunu, bunun üzerine katılanlar ... ve ...'ın babasının üzerine yürümeleri nedeniyle sanığın yere doğru bir el ateş ettiğini, ardından sanık ile birlikte çıktıklarını, kendisini darbedip hakaret eden katılanlar ..., ... ve ...'dan davacı ve şikâyetçi olduğunu,

Mahkemede ise hazırlık beyanından farklı olarak; tartışma sırasında sanığın katılan ...'e yumruk attığını,

Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... Otomotiv isimli ... yerindc çalıştığını, 23.12.2014 tarihinde saat 18.11 sıralarında, yaklaşık bir aydır ... yerinde çalışan tanık ... 'ın babası olan sanık ...'ın kendisini telefonla aradığını, "... yerinde ...'i dövmüşler ben de şimdi geçiyorum oraya, ...'i nasıl dövüyorlar bir bakayım." dediğini, sanığa "Gitme." dediğini, bunun üzerine katılan ...'i aradığını, durumu anlatıp dükkâna geçmesini istediğini, daha sonra kendisinin de ... yerine gittiğinde katılan ...'in kaşından yaralandığını, yüzünün kan içerisindc olduğunu, katılan ...'ın da ayağından yaralı olduğunu gördüğünü, olayın nasıl gerçekleştiğini daha sonradan öğrendiğini, görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını,

Sanık müdafiinin talebi üzerine dinlenen tanık ... Mahkemede; ... Otomotiv isimli ... yerinde önceki yıl kış aylarında 2 3 gün kadar çalıştığını, tanık ... 'ın arkadaşı olduğunu, inceleme konusu olayı görmediğini, ancak çalıştığı süre içinde tanık ... 'ın da aynı ... yerinde çalıştığını, bu dönem içerisinde ustaların gerek kendisine gerekse tanık ... 'a müşterilerin yanında küfür ettiklerini, aşağıladıklarını, sürekli alay ettiklerini ve vurduklarını, o nedenle de işten ayrıldığını,

Beyan etmişlerdir.

Sanık ... kollukta; olay tarihinde saat 18.30 sıralarında telefonla araması üzerine oğlu olan tanık ... 'ın çalışmakta olduğu ... Otomotiv isimli ... yerinde diğer çalışanlar tarafından dövüldüğünü öğrendiğini, telefonda ağlayan oğlunu ... yerinden almaya gittiğini, ... yerinde çalışan üç kişiyi gördüğünü, konuşmak için ... yerine girdiğini, karşısındakiler ukala bir şekilde "İyi hazır sen de gel." demeleri üzerine öfkesine hâkim olamadığını, katılan ...'in kafasına silahının kabzasıyla vurduğunu, ismini bilmediği iki kişinin de üzerine gelmeleri üzerine yere ateş ettiğini, içlerinden birinin yaralandığını sonradan öğrendiğini, amacının birini vurmak olmadığını, ... yerinden uzaklaşırken katılan ...'in arabasının kapısına asıldığını, elinde silah olmasına rağmen ona ateş etmediğini, çocuğunun katılanlar tarafından dövüldüğünü öğrendiği için sinir krizi geçirdiğini, suça konu tabancanın dedesinden kaldığını, silahı kendi isteği ile kolluk görevlilerine teslim ettiğini,

Sorgusunda kolluk ifadesinden farklı olarak; oğlunun ... yerinde ustaları tarafından dövülüğünü daha önceden söylediğini ancak usta çıkar ilişkisi diye üzerinde durmadığını, olay günü oğlunun kendisini arayarak "Baba beni öldürecekler rehin aldılar." demesi üzerine ... yerine gittiğini, olay sırasında katılan ...'in yüzüne yumrukla vurduğunu,

Mahkemede; katılanların daha önce bir vesileyle tanıştığı arkadaşları olduğunu, çalışması için oğlunu bu kişilerin dükkânına gönderdiğini, öğrendiği kadarıyla burada oğlunun ustası tarafından bir iki kez dövüldüğünü, olay günü de oğlunun kendisini arayarak "Yetiş öldürüyorlar." demesi üzerine durumu öğrenmek için tanık ...'nu aradığını, olay yerine gittiğini, ruhsatsız silahının yanında bulunduğunu, çocuğunun kapıda ağladığını görmesi üzerine hırsla içeriye girdiğini, katılanlar ..., ..., ... ve ...'ın üzerine geldiklerini, tabancasını çekip bir el yere doğru ateş ettiğini, dışarıya çıktığını, o sırada katılan ...'in gelerek arabasını tuttuğunu, ardından uzaklaşıp gittiğini, olay sırasında karşılıklı küfürleşme olduğunu,

Savunmuştur.

V. GEREKÇE

  1. Sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı;

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler

Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi ile uygulanma şartlarının üzerinde durulması gerekmektedir.

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 346–25 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça belirtildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bahse konu kurumun yargılama yasasında düzenlenmiş olması da onun bu karma niteliğini değiştirmeyecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun’un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.

Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa’nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." cümlesi, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." cümlesi eklenmiştir.

5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;

  1. Suça ilişkin olarak;

a Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,

b Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,

  1. Sanığa ilişkin olarak;

a Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,

b Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,

c Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

d Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,

e Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,

Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Tüm bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından biri, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan cezalandırılmamış olmasıdır. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmakla birlikte adli sicilden silinme şartları oluşmuş mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanuni engel oluşturmayacak, ancak bu durum, sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir.

Öte yandan 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." cümlesi eklenmiştir. Objektif şartlardan biri olarak getirilen bu düzenleme ile de sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması gerekmektedir.

Bu aşamada denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçun bahse konu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra işlenmiş olmasının önemi üzerinde durmalıdır. Yargıtayın istikrar kazanan içtihatlarında da açıklandığı gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğurduğundan karma yapıya sahip olan bir kurumdur. Bu anlamda sanık aleyhine sonuçlar doğuran bu düzenlemenin yürürlük tarihi olan 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar hakkında uygulanmaması gerekmektedir. Ancak ikinci kez uygulama yasağının yürürlük tarihinden önce işlenen suçlar bakımından, kasıtlı suçtan verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar failin suç işleme hususundaki eğilimini belirlemek yönünden yargı makamlarınca değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 28.02.2017 tarihli ve 896 111 sayılı, 23.01.2018 tarihli ve 962 16 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan objektif şartlardan bir diğeri ise suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesidir. Burada kastedilen maddi zarar olup manevi zarar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından giderilmesi gerekmeyip sanık adına ancak onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından tazmin, aynen iade veya eski hâle getirme suretiyle karşılanması da mümkündür. Suçun işlenmesiyle herhangi bir zararın doğmadığı ya da zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlar yönünden ise bu şart aranmayacaktır.

Diğer taraftan 5271 sayılı CMK’nın 231/6 b maddesindeki "Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması" şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır. Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişmemesi gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir süjesinin talepte bulunması şart değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının varlığı hâlinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce resen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması hâlinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Yerel Mahkemece; "Sanığın adli sicilindeki suç kayıtlarından kaynaklanan olumsuz kişiliği" gerekçesiyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmadığı anlaşılmaktadır.

Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve silinme koşulları oluşan ilamların sanık hakkında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yasal engel oluşturmayacağı açıktır. Ancak bu husus, sanığın suç işleme eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirmeye tabi tutulabilecektir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 346 25 sayılı kararında da, adli sicilden silinme koşulları oluşmuş mahkûmiyetin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal engel oluşturmayacağı ancak bu hususun, sanığın suç işleme hususundaki eğilimini belirlemek yönünden yargı makamlarınca değerlendirmeye tabi tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Mahkemece, sanığın adli sicil kaydında bulunan ilamlar dikkate alınarak kişilik özelliklerinin değerlendirmeye tabi tutulduğu ve bu bağlamda tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması nedeniyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmadığı anlaşıldığından, bu konuda gösterilen gerekçenin dosya muhtevasına uygun, denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

2 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazından sonra 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87 44 sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetilerek, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığı;

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler

24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile CMK'nın mülga 250. maddesi başlığı ile birlikte;

"Seri muhakeme usulü

(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),

  2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),

  3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),

  4. Gürültüye neden olma (madde 183),

  5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),

  6. Mühür bozma (madde 203),

  7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

  8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),

  9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),

suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.

(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,

gösterilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.

(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.

(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde uygulanmaz.

(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(14) Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.

(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ... Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir." şeklinde yeniden düzenlenmiş, 31. maddesiyle de CMK'ya;

"(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;

...

c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.

..." şeklinde geçici 5. madde eklenerek 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanmaması öngörülmüştür.

14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin dördüncü fıkrasına "temel cezadan" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan" ibaresi, sekizinci fıkrasına "Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.", onbirinci fıkrasına ise "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." cümleleri eklenmiş, dokuzuncu fıkrasında yer alan "şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda" ibaresi "şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda" şeklinde, ondördüncü fıkrası ise "Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler." biçiminde değiştirilmiş ve madde son şeklini almıştır.

Seri muhakeme usulü, CMK'nın 250. maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlarla sınırlı olmak üzere belirli şartlarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yoludur. Bahse konu suçlarla ilgili yürütülen soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemesi ve anılan maddede yer alan şartların gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri seri muhakeme usulü hakkında şüpheliyi bilgilendirecek, bu usulün uygulanması için Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan teklifin müdafi huzurunda şüpheli tarafından kabul edilmesi hâlinde ise bu usul uygulanacaktır. Dolayısıyla seri muhakeme usulü, belirli uyuşmazlıklarda uygulama girişiminde bulunulması zorunlu olan ve bu nedenle aynı zamanda muhakeme şartı oluşturan, özel bir ceza muhakemesi türüdür (Hakan Karakehya Asuman İnce Tunçer, Seri Muhakeme Usulünün Adil Yargılanma Hakkı ve Diğer Bazı Anayasal İlkeler Açısından Değerlendirilmesi, Hakemli Makale.).

Bu usulün uygulanması durumunda Cumhuriyet savcısı, TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirledikten sonra seri muhakeme usulünün uygulanmasını görevli mahkemeden talep edecektir. Mahkemece şüpheli müdafi huzurunda dinledikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği, şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul ettiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere CMK'nın 250. maddesinin dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurulacak aksi hâlde talep reddedilip soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir.

Bu bağlamda seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.

Bu aşamada "Suçta ve cezada kanunîlik" ilkesinin üzerinde durulması gerekmektedir.

Latince "Nullum crimen sine lege" ve "Nulla poena sine lege" olarak ifade edilen kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi hukukun egemen olduğu tüm demokratik ülkelerce kabul edilmiş ve yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesinde de, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan Anayasa Mahkemesince 21.04.2022 tarih ve 87 44 sayı ile;

"30. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında itiraz konusu kuralın bulunduğu bentte yer alan '...kovuşturma evresine geçilmiş...', '...hükme bağlanmış...' ibarelerinin 'basit yargılama usulü yönünden' iptaline karar vermiştir (AYM; E.2020/16, K.2020/33, 25.06.2020, §§ 23 27; E.2020/81, K.2021/4, 14/1/2021, §§ 27 28.). Anılan kararlarda, kesinleşmiş yargı kararıyla sonuçlanmamış yargılamalarda yeni muhakeme usulünün uygulanabilir olduğunun tespiti yapılmıştır. Bununla birlikte basit yargılama usulünün uygulanması durumunda sonuç cezanın sanık lehine indirilmesinin zorunlu olması nedeniyle kural için suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında lehe kanunun geçmişe yürütülmesi ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda söz konusu kararlarda belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma aşamasında olan veya hükme bağlanmış dosyalarda lehe hükümler içeren basit yargılama usulünün uygulanmasını önleyen kuralın Anayasa’nın 38. maddesiyle bağdaşmadığı tespit edilmiştir.

  1. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında 'Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.' denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır (AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28.02.2013.).

  2. İtiraz konusu kural, belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş ya da hükme bağlanmış dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanamayacağını öngörmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere Kanun’un 250. maddesinin (4) numaralı fıkrası seri muhakeme usulünün uygulanması sonucunda yaptırımın yarı oranında indirilerek belirlenmesini öngörmektedir. Buna göre itiraz konusu kural yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış, dolayısıyla yeni yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalarda ceza miktarı üzerinde fail lehine etkisi olan seri yargılama usulünün belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmamasını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmektedir. Kuralın bu niteliği ve yargılama üzerindeki etkisi dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve E.2020/16, K.2020/33 ile 14/1/2021 tarihli ve E.2020/81, K.2021/4 sayılı kararlarında ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum söz konusu değildir.

  3. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 38. maddesine aykırıdır..." gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Sanık ... hakkında ruhsatsız tabanca taşıyarak 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;

02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87 44 sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin onbirinci fıkrasına eklenen ve seri muhakeme usulünün maddi ceza hukuku yönünü ilgilendiren "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki düzenlemenin sanık aleyhine sonuç doğurması, bu bağlamda anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar hakkında uygulanabilecek nitelikte bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;

a Sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından KABULÜNE,

b 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,

2 Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.09.2020 tarihli ve 2221 15961 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3 ... Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesince 05.06.2015 tarih ve 212 435 sayı ile;

a Hakaret ve kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA,

b 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeninden BOZULMASINA,

4 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.02.2023 tarihinde yapılan müzakerede (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla, (2) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkaldırılmasınakabulünegerekçeylevı.edilmesineolgularitirazgerekçesebeplerideğişikonanmasınauyuşmazlıkbozulmasınatevdikonusu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim