Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2022/309
2023/705
26 Aralık 2023
İtirazname No : 2014/295723
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 8. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: ÇORLU 3. Asliye
SAYISI: 672 392
I. HUKUKİ SÜREÇ
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/5, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2014 tarihli ve 672 392 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih, 5122 22630 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir.
Daire Üyesi E. Aydın; "Sanığın mağdurun evine girip cinsel saldırıda bulunması eyleminin cinsel saldırı suçu ile sınırlı olması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmayacağı" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.02.2022 tarih ve 295723 sayı ile; karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.05.2022 tarih ve 746 7212 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Kolluk tarafından düzenlenen tutanağa göre; haber merkezince 11.06.2012 tarihinde saat 03.15 sıralarında müracaatçı bir kadın olduğunun bildirilmesi üzerine kolluk görevlilerince olay mahalline gidildiği, mağdurla yapılan görüşme sonrasında mağdur ile aynı apartmanda ikamet eden sanığın yakalandığı, sanığın beyanında mağdurun telefon numarasını kendi telefonuna önce "Aşkım" şeklinde kaydettiğini ancak daha sonra sildiğini beyan etmesi üzerine kendi rızası ile teslim ettiği cep telefonu kontrol edildiğinde mağdurun cep telefonu numarasının sanığın telefonunda kayıtlı olmadığının tespit edildiği,
Çorlu Devlet Hastenesince mağdur hakkında düzenlenen 11.06.2012 tarihli ve 5802 sayılı rapora göre; sağ omzu ile sağ göğsünde morarma ve sıyrıklar bulunan mağdurun söz konusu yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu,
Çorlu Devlet Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 11.06.2012 tarihli ve 5804 sayılı rapora göre; üzerinde darp ve cebir izi bulunmayan sanığın alkolsüz olduğu,
Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen 26.07.2012 tarihli ve 3663595 protokol numaralı sağlık kurulu raporunda; yapılan psikiyatrik muayenesi ile dava dosyası fotokopisinin ve psikometrik testlerin incelenmesi sonucunda mağdurun 11.06.2012 tarihinde maruz kaldığı "Basit cinsel saldırı" eylemine ilişkin olarak ruh sağlığının bozulmadığının belirtildiği,
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.09.2012 tarih ve 5318 sayı ile; kendisine yönelik gerçekleşen cinsel saldırı eylemi nedeniyle ruh sağlığı bozulmayan mağdurun 26.06.2012 tarihinde şikâyetinden vazgeçtiği gerekçesiyle sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan kovuşturmaya yapılmasına yer olmadığına dair ek karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Mağdur kollukta; komşusu olan sanık ile daha önce hiç konuşmadığını, 11.06.2012 tarihinde saat 00.30 sıralarında işten geldiğini, ertesi gün tekrar işe gideceği için telefonunun şarjı olmadığından saat 00.45 sıralarında evden çıkıp karşı komşusundan şarj aleti istediğini, olmadığını söylemeleri üzerine aynı apartmanın 3. katında bulunan 20 numaralı daireye gittiğinde merdiven önünde ismini bilmediği, 15 16 yaşlarında üç kız çocuğu gördüğünü, bu çocuklara Samsung marka şarj aleti olup olmadığını sorduğunda kızlardan birisinin daireden içeri girdiğini, bir müddet sonra içeriden sanığın şarj aleti ile çıktığını, şarj aletini denediklerini ancak olmadığını, sanığın tekrar içeri girip başka bir şarj aleti getirdiğini, bu şarj aletinin telefonu ile uyumlu olması üzerine sanıktan teslim aldığını, ardından sanığa "Sabah babanın dükkânına bırakırım." dediğini, daha sonra evine gidip telefonunu şarja takıp yattığını, bir müddet sonra evinin kapısının çaldığını, kapının dürbününden baktığında sanığı görüp üzerine hırkasını giydikten sonra kapıyı açtığını, sanığın kendisinden şarj aletini geri istediğini, "Kocan evde mi?" diye sorması üzerine evde olduğunu söylediğini, ardından "Ben sabah şarj aletini bırakacaktım, bu saatte neden geldin?" dediğini, sanığın "Olsun bir şey olmaz." şeklinde cevap verdiğini, bunun üzerine odaya gidip şarj aletini alıp geldiğinde sanığın evin giriş kapısını kapatıp evin içine girdiğini, akabinde kollarını sıkı sıkı tutan sanığın kendisine sarılarak evin yatak odasına doğru götürdüğünü, daha sonra yatağa zorla yatırdığını ve basit cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiğini, sanığa direndiğini, bu esnada sanığa "Git buradan bağıracağım." dediğini, sanığın da "Bağırırsan seni öldürürüm." diyerek tehditte bulunduğunu, korktuğu için sesini çıkaramadığını, daha sonra sanığın üzerinde bulunduğu sırada telefon numarasını istediğini, sanığa telefon numarasını vermesi hâlinde kendisini bırakıp bırakmayacağını sorduğunu, sanığın "Telefonunu versen de senin peşini bırakmayacağım, bir aydır seni takip ediyorum, daha sonra yine görüşeceğiz." dediğini, bu sözlerin sonrasında sanığın telefonunu çaldırdığını, verdiği telefon numarasının kendisine ait olduğundan emin olduktan sonra sanığın üzerinden kalktığını, ardından sanığı itekleyerek ikametinden dışarı çıkardığını, bir müddet evde bekleyip sakinleşmeye çalıştığını, daha sonra mutfağına giderek bir bıçak aldığını, sanığın ikametine giderken apartmanın merdiven kısmında sanık ile karşılaştığını, sanığı görünce bıçakla üzerine saldırdığını, sanığın elinden tutarak kendisine müdahale ettiğini, ardından "Bana bela olma git buradan, bu meseleyi unut gitsin." dediğini, bu arada sanığın amcası olduğunu söyleyen bir şahsın yanlarına geldiğini, kendisine yeğeni olan sanığın bir hata yaptığını belirtip "Ben onun dersini veririm, sen bu olayı fazla uzatma." demesi üzerine "Yeğenin gelsin her şeyi itiraf etsin." dediğini, bu esnada sanığın tekrar yanlarına gelip "Ben böyle bir şey yapmadım zaten hiçbir şey ispatlayamazsın." demesi üzerine göğüs kısmındaki yarayı açarak "Bunu kim yaptı." diyerek gösterdiğini, sanığın yine inkâr ettiğini, bir müddet daha merdivende elinde bıçakla beklediğini, kendisini ikna etmeye çalıştıklarını, ancak sanığın yaptıklarını itiraf etmesi hâlinde elindeki bıçağı bırakacağını söylediğini, bu sözünün üzerine sanığın yanına gelip elini öperek özür dilediğini, "Bundan sonra sen benim bacımsın bir daha senin karşına çıkmayacağım." dediğini, bu esnada elindeki bıçağı da o anda tanımadığı bir şahsın elinden aldığını, bu kişilerin yanından ayrılarak tekrar ikametine gittiğini, ikametinde sakinleşmek için beklediğini ancak yapılanları hazmedemediği için o sırada işte bulunan eşini telefonla arayarak olayı anlattığını, sonrasında ise 155 Polis İmdat Hattını arayarak yardım istediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu, savcılıkta; olay gecesi eşinin evde olmadığını, sanığın içeri girmesini engellemek için eşinin evde olduğunu söylediğini, beş yaşında bir kızı ile on bir yaşında bir oğlu olduğunu, ancak olay gecesi evde olmadıklarını, çocuklarının annesinin evinde bulunduklarını, sanıkla aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını, sanık ve ailesinin ifade tarihinden yaklaşık 3 4 gün kadar önce ikamet ettikleri daireyi boşaltıp başka bir yere taşınmaları nedeniyle sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini, mahkemede; sanıktan şarj aletini alırken sabah bırakacağını söylemesine karşın sanığın ısrarla "Ben gelip alırım." dediğini, yaklaşık 25 dakika sonra da sanığın kapısını çaldığını, sanık ve ailesinin apartmandan taşınması şartıyla şikâyetinden vazgeçtiğini, sanıktan şikâyetçi olmadığını,
Tanık ... kollukta; amcasının oğlu olan sanığın ağabeyinin düğünü için iki gün önce Gebze'den Çorlu'ya geldiğini, 11.06.2012 tarihinde saat 00.45 sıralarında akrabasının ikametinin kapısının önünde yanında diğer akrabaları bulunduğu hâlde oturduğu sırada daha öncesinde tanımadığı mağdurun yanlarına geldiğini, Samsung marka bir şarj cihazı istediğini, kendisine olmadığını söylediğini, bu esnada amcasının oğlu olan sanığın yanlarından geçtiğini, mağdurun sanığı görünce ondan da şarj cihazı istediğini, sanığın şarj cihazını verip mağdura "Şarj cihazı bize de lazım, işin bitince geri getir." dediğini, mağdurun işinin yarım saate biteceğini söylemesi üzerine sanığın tekrardan mağdurdan işi bitince şarj cihazını getirmesini istediğini, katılanın ise "Sen gel al." dediğini, istinabe olunan mahkemede kolluk ifadesinden farklı olarak; mağdurun sanıktan şarj aletini aldıktan sonra sanığın mağdura "Ben bir iki saat sonra gelip şarj makinesini senden alırım." dediğini, mağdurun ise "Sen gelme, kocam evde, ben sana şarj makinesini getiririm." dediğini, sanığın gece 04.00 sıralarında işe gideceğini belirtip kendisini göstererek "...'ı gönderirim. Şarj makinesini ona teslim edersin." dediğini, mağdurun ise başkasına şarj makinesini teslim etmeyeceğini, daha sonra sanığa teslim edeceğini söylediğini, ardından mağdurun şarj makinesini alarak üst kata çıktığını, yaklaşık yarım saat kadar sonra mağdurun sanığı evine çağırdığını, "Gel şarj makinesini al." dediğini, kendisinin o sırada uyuduğunu, sanığın mağdurun evine gidip gitmediğini bilmediğini,
Tanık ... istinabe olunan mahkemede; olay tarihinde sanığın ağabeyinin düğününe katılmak için Tekirdağ'a gittiğini, saat 00.00 sıralarında düğünün sona erdiğini, o gece misafir olarak düğün evinde kaldığını, düğünden sonra sanık ile birlikte çarşıya gittiğini, sanığın kendisinden önce eve döndüğünü, kendisi eve gittiğinde mağdurun sanığın evinin kapısının önünde durduğunu ve sanıkla tartıştığını gördüğünü, mağdurun elinde bıçak olduğunu, neden tartıştıklarını bilmediğini, iddianamede anlatılan olayları görmediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık aşamalarda benzer şekilde; mağduru daha öncesinden tanıdığını, kendisi ile aynı apartmanda oturduğunu, 11.06.2012 tarihinde saat 01.00 sıralarında ikametine gelen mağdurun kendisinden Samsung marka şarj cihazı istediğini, mağdura şarj cihazının lazım olduğunu söylediğini, mağdurun "Sen bana şimdi ver, sen sonra gelir benden alırsın." dediğini, ardından şarj cihazını verdiğini, mağdurun daha sonra yanından ayrıldığını, yaklaşık yarım saat kadar sonra şarj cihazını almak için mağdurun dairesine gittiğini, kapı ziline bastığını, kapıyı mağdurun açtığını, mağdurdan şarj cihazını geri istediğini, mağdurun da şarj makinesini getirdiğini, şarj makinesini kendisine verdiği esnada mağdurun oflamaya başladığını, kendisine "Ben Pazar günü bile çalışıyorum, sizin düğününüze bile gelemedim." dediğini, mağdura fabrikada çalışıp çalışmadığını sorduğunu, mağdurun çalıştığını söylemesi üzerine eşinin evde olup olmadığını sorduğunu, mağdurun olmadığını söylediğini, mağdura konuşmak isterse kendisini dinleyebileceğini belirttiğini, ardından mağdurun kimse görmemesi için kendisini içeri aldığını, içeride de bir müddet konuştuklarını, daha sonra mağdurun telefonunu verdiğini, ama "Şu an arama, ben seni daha sonra arayacağım ve seninle görüşeceğiz." dediğini, yanından ayrılacağı esnada mağdurun da isteği ile onu dudağından ve omzundan bir kere öptüğünü, daha sonra ikametinden ayrılıp evine gittiğini, bir müddet sonra mağdur ile merdivenlerde karşılaştıklarını, mağdurun elinde bıçak bulunduğunu gördüğünü, ardından mağdurun elindeki bıçakla kendisine saldırdığını, apartman sakinlerinin araya girip mağdurun elindeki bıçağı aldıklarını savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesi;
"(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle anılan maddenin 3. fıkrasının (e) bendine "eşe" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da boşandığı eşe" ibaresi eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır.
Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir." şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebileceği gibi serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Maddede sadece "bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak"tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama getirilmemiştir. Bu nedenle suç, mağdurun bir yere gitme veya kalma özgürlüğünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla, her zaman her yerde işlenebilir. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmemekte, aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme durumunda dahi diğer unsurların da varlığı hâlinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Kesintisiz bir suç olması sebebiyle suçun tamamlanma ve bitme zamanları farklı olabilmektedir. Mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suç tamamlanır ancak sona ermez. Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu an ise suçun sona erme zamanıdır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede sona erdirilebileceği gibi, günlerce de sürdürülebilir. Öte yandan özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, suçun tamamlanması için fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir süre devam etmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliği taşıyıp taşımadığı, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilip belirlenecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanun metninden de anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul 1994, s. 130; Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 31; Durmuş Tezcan M. Ruhan Erdem ... Önok, Teorik Pratik Ceza Hukuku, Ankara 2008, s. 363 vd.; Recep Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara, 2002, s. 87) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 110 161 sayılı, 23.01.2007 tarihli ve 275 9 sayılı, 03.12.2002 tarihli ve 288 419 sayılı kararları) benimsenmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (Mahmut Koca İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk Ahmet Gökçen M. Emin Alşahin Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375).
Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
11.06.2012 tarihinde saat 00.45 sıralarında aynı apartmanda oturan sanıktan cep telefonu şarj aletini, sabah sanığın babasının dükkânına bırakacağını söyleyerek teslim alan mağdurun evine gidip istirahate çekildikten kısa bir süre sonra sanığın mağdurun evine giderek kapı zilini çaldığı, ardından kapıyı açan mağdurdan şarj aletini geri isteyen sanığın, mağdurun şarj aletini alıp sanığa iade etmek üzere odaya gittiğinde mağdurun rızası olmaksızın evin içine girdiği, daha sonra mağdurun kollarını tutup kendisine sarılarak onu zorla yatak odasına doğru götürdüğü, ardından mağduru yatağa yatırıp basit cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği, ardından sanığın mağdurun üzerinde bulunduğu sırada mağdurdan cep telefonu numarasını istediği ve mağdurdan aldığı numarayı çaldırdığı, bu şekilde söz konusu numaranın mağdura ait olduğundan emin olan sanığın mağdurun üzerinden kalktığı, mağdurun da sanığı itekleyerek ikametinden dışarı çıkardığı anlaşılan somut olayda;
Sanığın, mağdurun evine girdikten sonra basit cinsel saldırıda bulunmak amacıyla mağduru kollarından tutarak zorla yatak odasına götürüp hemen akabinde basit cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmesi, yine bu eyleminin hemen sonrasında, hâlen mağdurun üzerinde bulunduğu bir sırada mağdurdan cep telefonu numarasını alıp numarayı teyit etmek için onu çaldırdıktan sonra üzerinden kalkması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bahse konu tutma ve alıkoyma eylemlerini basit cinsel saldırı suçunun işlenme süresi ile sınırlı olarak gerçekleştirdiği, bu bağlamda da sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2 Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.12.2021 tarihli ve 5122 22630 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3 Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 672 392 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:32:48