Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2021/385
2023/639
6 Aralık 2023
İTİRAZ
İtirazname No : KD 2016/386078
İNCELENEN KARARIN
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ağır Ceza
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ...'nün nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1. maddesi delaletiyle 82/1 a, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık ...'in ise nitelikli kasten öldürme suçundan aynı Kanun'un 82/1 a, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.10.2015 tarihli ve 130 232 sayılı, karar tarihi itibarıyla hükmedilen ceza miktarları yönünden resen de temyize tabi olan hükümlerin, sanık müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyası inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.03.2021 tarih, 5164 2926 sayı ve oy çokluğu ve onanmasına karar verilmiştir.
Daire Üyeleri ..... ve ....; "...Dosya kapsamına göre; maktul ...’ın amcasının oğlu ve yakın komşusu olan sanık ...’ın eşi ... ile duygusal ilişki yaşadığı, ilişkinin şüpheli ... ve bazı vatandaşların dedikodusu üzerine köyde duyulduğu, ...’nin şüpheli ...’nu bu nedenle darp ettiği, ilişkilerinin ortaya çıkması üzerine ...’nın maktul ... ile önce köyden kaçtığı, boşanma sonrasında ise ... ile evlenerek yeniden köye yerleştiği, yaşananlar nedeniyle ...’nin köyde yaşayanlar tarafından dışlandığı, sanık ... ve arkadaşları tarafından maktulün tehditlere maruz kaldığı, olay gecesi köyde düğün merasimi olması nedeniyle aşırı bir kalabalık olduğu, sanık ...’un yemekli yapılan düğün eğlencesine katıldığı ve yemek servisinde düğün sahiplerine yardımcı olduğu, maktul ...’ın ise düğüne katılmayıp ailesi ile birlikte kendi evinde de bulunduğu, akşam yemeğinden sonra düğüne katılmak için köye gelen tanık ...’ı evinde misafir ettiği, bir süre sonra misafirini yolcu edeceğini ve ekmek alacağını söyleyerek kendi aracı ile tesadüfen dışarı çıktığı, kısa bir süre kahvede oturup saat 23.15 sıralarında evine doğru ..... plakalı aracı ile hareket ettiği, saat: 23.30 sıralarında evinin önünde aracından indiği sırada olay yerine bir veya iki adet motorsikletle gelen ve kimliği tespit edilemeyen şahıs/şahıslar tarafından öldürüldüğü anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama neticesinde sanık ...’in, beraat eden sanık ... ile birlikte 08.05.2011 tarihinde maktule karşı silahla tehdit eylemini gerçekleştirmesi, olay günü maktulün babasının evinin önündeki sokak lambasına müdahale etmesi, avuç içinde atış artığının bulunması, olay günü yapılan düğün sırasında ...’i görenlerin olmasına rağmen onu görmeyenlerin de olması, tutuklama kararından sonra kendisini ziyaret etmeyen ...’ye sinirlenen ...’in bir arkadaşı ile yaptığı görüşme gerekçe yapılarak sanık ...’un tasarlayarak öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş, dosyaya yansıyan tüm şüphe hüküm kurulurken aleyhe yorumlanmış ancak tutuklama tedbiri uygulanırken lehe yorumlanmış ve müebbet hapis cezası verilen sanık ... tutuklanmamıştır.
Yerel Mahkemece hükme esas alınan sanıklar ... ve ...’in 08.05.2011 tarihinde gerçekleştirdikleri eylem ve sanıklar ... ve ...’in bazı görüşmeleri iddianamede delil olarak gösterilmiş, yargılama neticesinde olay sırasında düğün yerinde olduğunu kesin olarak ispat edemeyen ... mahkûm olmuş, olay sırasında kahvede olduğunu ispatlayan ... ise beraat etmiştir. Beraat eden ...’de 08.05.2011 tarihli eyleme katılmış ve bazı telefon görüşmelerinde bu olayı kastederek tehditte bulunmuş olmasına rağmen beraat etmiştir. Sanık ... olay sırasında kahvede olduğundan beraat etmiş, sanık ... ise 'düğün sırasında ...’i görenlerin olmasına rağmen onu görmeyenlerin de olması' dolayısıyla mahkûm olmuştur. Sanık ...’in dosya arasında dökümleri bulunan tüm görüşme kayıtları okunduğunda, ...’nün kendisini ziyaret etmemesinden dolayı serzenişte bulunduğu, öldürme olayı ile bir ilgisinin olmadığını vurguladığı görülmektedir. Gerekçede anılan sokak lambası ise ...’in kayınvalidesi ile maktulün babasının evlerinin arasında olup tanık beyanlarına göre bazen yanıp bazen sönmektedir, olay günü kayınvalidesinin ısrarı üzerine akşama doğru ... tarafından direğe çıkılarak değiştirilmiş ancak bir süre sonra yine yanmamıştır, Sanık ...’in avuç içinde bulunan atış artığı da kesin bir delil değildir. Şöyleki, olay günü düğün yemeğinin servisinde ve kaldırılmasında yardım eden ...’in avuç içine atış artığı ellediği herhangi bir eşyadan veya tokalaşacağı herhangi bir insandan bulaşabileceği gibi dosya arasındaki rapordan da anlaşılabileceği üzere olay günü elektrik işiyle uğraşması nedeniyle de bulaşabilir. Kaldı ki ateşli silah kullanılması halinde atış artığının avuç içinde değil el üstünde olması gerektiği bilinen bir gerçektir.
Hayatın olağan akışına, sanık ... ile maktul ... arasındaki husumetin boyutuna göre, öldürme olayını kuvvetle muhtemel sanık ...’nün azmettirdiği şahıs veya şahıslar (tanıklar ..., ... ve ... beyanları önemlidir) gerçekleştirmiştir. Ancak zayıf bir ihtimal hakkında takipsizlik kararı verilen maktul ile arasında husumet bulunan şüpheli ...’da gerçekleştirmiş olabilir. Ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; 'suçsuzluk' ya da 'masumiyet karinesi' şeklinde, Latincede ise 'in dubio pro reo' olarak ifade edilen 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Yukarıda delilleri özetlenen olayın ne zaman/nasıl planlandığına ve fiilin kim/kimler tarafından gerçekleştirildiği belli değildir. Dosya içeriğine göre; maktul ...’ı sanık ...’un öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeter, kesin bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle sanık ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiği görüşü," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 08.06.2011 tarih ve 354 sayı ile; "...Dosya kapsamına göre somut olayda; sanık ...’ın amcasının oğlu ve yakın komşusu olan maktul ...’ın sanık ...’nün eşi ... ile duygusal ilişki yaşadığı, ilişkinin şüpheli ... ve bazı köy sakinlerinin dedikodusu üzerine köyde duyulduğu, maktul ...’nin tanık ...’nu bu nedenle darp ettiği, ilişkilerinin ortaya çıkması üzerine ...’nın maktul ... ile önce köyden kaçtığı, eşi sanık ... ile anlaşmalı olarak boşanmaları sonrasında ise ... ile evlenerek yeniden köye yerleştiği, ... ve sanık ...’nün evlilik birliği içinde doğan küçük kızları ...’in biyolojik babasının maktul ... olduğunun yasal yollarla tespit edildiği, sanık ...’nün bu olaylar nedeniyle maktule husumet beslediği, yaşananlar nedeniyle ...’nin köyde yaşayanlar tarafından dışlandığı, sanık ... ve arkadaşlarının tehditlerine maruz kaldığı, sanık ...’nün akrabaları olan sanıklar ... ve ...’in de kaçma olayından dolayı maktül ve katılan ...’ya husumet duydukları, bu duygularla kaçma olayından yaklaşık üç ay önce maktul ile katılan ...'ya yönelik pompalı tüfekle silahlı saldırıda bulundukları, her iki sanığın silahla tehdit suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, olay gecesi köyde düğün merasimi olması nedeniyle yoğun bir kalabalık olduğu, sanık ...’un düğün eğlencesine katıldığı ve yemek servisinde düğün sahiplerine yardımcı olduğu, maktul ...’ın ise düğüne katılmayıp ailesi ile birlikte evinde bulunduğu, akşam düğüne katılmak için köye gelen tanık ...’ı evinde misafir ettiği, bir süre sonra misafirini yolcu edeceğini ve ekmek alacağını söyleyerek kendi aracı ile dışarı çıktığı, kısa bir süre kahvede oturup saat 23.15 sıralarında evine doğru ..... plakalı aracı ile hareket ettiği, saat: 23.30 sıralarında evinin önünde aracından indiği sırada olay yerine bir veya iki adet motorsikletle gelen ve kimliği tespit edilemeyen şahıs veya şahıslar tarafından ele geçirilemeyen av tüfeği ile uzak mesafeden (muhtemel atış noktasına mesafenin 11,5 metre) ateş edilmesi sonucunda, maktul ...'ın vücuduna hepsinin tek atışla da husulünün mümkün olduğu, 5 adet iri saçma tanesi isabet etmiş olmasına bağlı kafatası kırığıyla birlikte beyin kanaması ve beyin dokusu harabiyeti sonucu öldüğü ve görgü tanığının da olmadığı, olay yerinden elde edilen 3 adet av tüfeği kartuşu üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde mukayeseye elverişli parmak izi tespit edilemediği, 12.08.2011 tarihli ekspertiz raporu kapsamında sanık ...’un sağ el içi svabında atış artığı bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanık ...’in, beraat eden sanık ... ile birlikte 08.05.2011 tarihinde maktule karşı silahla tehdit eylemini gerçekleştirmesi, olay günü maktulün babasının evinin önündeki sokak lambasına müdahale etmesi, avuç içinde atış artığının bulunması, olay günü yapılan düğün sırasında ...’i görenlerin olmasına rağmen onu görmeyenlerin de olması, tutuklama kararından sonra kendisini ziyaret etmeyen ...’ye sinirlenen ...’in bir arkadaşı ile yaptığı görüşme gerekçe yapılarak sanık ...’un tasarlayarak öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş, dosyaya yansıyan tüm şüphe hüküm kurulurken aleyhe yorumlanmış ancak tutuklama tedbiri uygulanırken lehe yorumlanmış ve müebbet hapis cezası verilen sanık ... tutuklanmamıştır.
Yerel Mahkemece hükme esas alınan sanıklar ... ve ...’in 08.05.2011 tarihinde gerçekleştirdikleri eylem ve sanıklar ... ve ...’in bazı görüşmeleri iddianamede delil olarak gösterilmiş, yargılama neticesinde olay sırasında düğün yerinde olduğunu kesin olarak ispat edemeyen ... mahkûm olmuş, olay sırasında kahvede olduğunu ispatlayan ... ise beraat etmiştir. Beraat eden ...’de 08.05.2011 tarihli eyleme katılmış ve bazı telefon görüşmelerinde bu olayı kastederek tehditte bulunmuş olmasına rağmen beraat etmiştir. Sanık ... olay sırasında kahvede olduğundan beraat etmiş, sanık ... ise düğün sırasında ...’i görenlerin olmasına rağmen onu görmeyenlerin de olması dolayısıyla mahkûm olmuştur. Sanık ...’in dosya arasında dökümleri bulunan tüm görüşme kayıtları okunduğunda, ...’nün kendisini ziyaret etmemesinden dolayı serzenişte bulunduğu, öldürme olayı ile bir ilgisinin olmadığını vurguladığı görülmektedir. Gerekçede anılan sokak lambası ise ...’in kayınvalidesi ile maktulün babasının evlerinin arasında olup tanık beyanlarına göre bazen yanıp bazen sönmektedir, olay günü kayınvalidesinin ısrarı üzerine akşama doğru ... tarafından direğe çıkılarak değiştirilmiş ancak bir süre sonra yine yanmamıştır, Sanık ...’in avuç içinde bulunan atış artığı da kesin bir delil değildir. Şöyle ki, olay günü düğün yemeğinin servisinde ve kaldırılmasında yardım eden ...’in avuç içine atış artığı ellediği herhangi bir eşyadan veya tokalaşacağı herhangi bir insandan bulaşabileceği gibi dosya arasındaki rapordan da anlaşılabileceği üzere olay günü elektrik işiyle uğraşması nedeniyle de bulaşabilir. Kaldı ki ateşli silah kullanılması halinde atış artığının avuç içinde değil el üstünde olması gerektiği bilinen bir gerçektir.
Hayatın olağan akışına, sanık ... ile maktul ... arasındaki husumetin boyutuna göre, öldürme olayını kuvvetle muhtemel sanık ...’nün azmettirdiği şahıs veya şahıslar (tanıklar ..., ... ve ... beyanları önemlidir) gerçekleştirmiştir. Ancak zayıf bir ihtimal hakkında takipsizlik kararı verilen maktul ile arasında husumet bulunan şüpheli ...’da gerçekleştirmiş olabilir. Ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; 'suçsuzluk' ya da 'masumiyet karinesi' şeklinde, Latincede ise 'in dubio pro reo' olarak ifade edilen 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Yukarıda delilleri özetlenen olayın ne zaman ve nasıl planlandığına ve fiilin kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiği belli değildir. Dosya içeriğine göre; maktul ...’ı sanık ...’un öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeter, kesin bir delil de bulunmamaktadır.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yüklenen eylemlerin sanıklar ... ve ... tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile yerel mahkemece sanık ... hakkında maktul ...'a karşı 'Tasarlayarak Kasten Öldürme' ve sanık ... hakkında maktul ...'a karşı 'Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Azmettirme' suçlarından CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.10.2021 tarih, 10228 13267 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İnceleme dışı sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan verilen beraat kararı Özel Dairenin onama kararı ile kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1 Sanık ...'a yüklenen nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmesinin sabit olup olmadığının,
2 Sanık ...'a atılı nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının,
Belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 07.09.2011 tarihli rapora göre; 1 maktulün saçlı deri içinde başın tepe kısmında sağ parictal bölgede 1 cm çaplı kontüzyon halkası bulunan iri saçma tanesi giriş deliği, 2 (1) numaralı lezyonun 1,5 2 cm sağında aynı özellikte iri saçma tanesi giriş yarası, 3 saçlı deri içinde sağ parietal bölgenin ön kısmında aynı özelliklerde iri saçma tanesi giriş yarası olduğu, 4 sağ kulak kepçesi üst arka bölümünde saçlı deri içinde 4 cm’lik mekik şeklinde çevresinde kontüzyon bulunan iri saçma tanesi giriş yarası olduğu, 5 (4) numaralı lezyonun 2 cm altında 2 cm’lik mekik şeklinde iri saçma tanesi çıkış yarası olduğu, 5 sağ kaş üstünde 0,9 cm çaplı üst kenarında kontüzyon bulunan, alt kısmında parçalı laserasyona neden olmuş yumuşak doku seyirli iri saçma tanesi geçiş yarası olduğu, maktulün kanında alkol bulunmadığı, kanında ve idrarında uyutucu uyuşturucu maddelerin bulunmadığı, maktulün vücuduna 5 adet iri saçma tanesi isabet etmiş olup hepsinin tek atışla da husulünün mümkün olduğu, harici muayenedeki (1), (2) ve (3) numaralı lezyonların tek başlarına ayrı ayrı öldürücü nitelikte olduğu, (4) ve (6) numaralı lezyonların cilt, cilt altı yumuşak doku seyirli olduğu, öldürücü nitelikte olmadığı, iri saçma taneleri giriş deliği cilt, cilt altı bulgularına göre atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, cesetten deforme 3 adet iri saçma tanesinin ilgili birime teslim edildiği, maktulün ölümünün av tüfeği iri saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası kırığıyla birlikte beyin kanaması ve beyin dokusu harabiyeti sonucu meydana geldiği,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Labaratuvarları Daire Başkanlığınca düzenlenen 12.08.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre; sanık ..., tanık ..., inceleme dışı sanık ..., sanık ..., tanıklar ... ve ... isimli şahısların sağ ve sol el avuç içi ve el üstü, sağ ve sol yüz svapları ile gönderilen flaster ban numunesinin analizlerinde; sanık ...'in sağ el avuç içi svabında atış artıklarının tespit edildiği, tanık ..., inceleme dışı sanık ..., sanık ..., tanıklar ... ve ... isimli şahısların el ve yüz svaplarında atış artıklarının rastlanmadığı,
Dosya arasında bulunan Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2010 tarih ve 241 243 sayılı kararına göre; sanık ... ile maktulün eşi ...'nın anlaşmalı olarak boşandıkları, kararın 06.01.2011 tarihinde kesinleştiği,
Dosya arasında bulunan Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 26 85 sayılı dosyasına göre; katılan ...'nın ayrıldığı eşi sanık ...’ye evlilik birliği içerisinde doğan ... isimli çocuğun maktulden olduğunu söylemesi üzerine sanık ...’nün 08.02.2011 tarihinde nesebin reddi davası açtığı, dosya içerisinde bulunan ATK İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin raporuna göre; çocuk ... Yatağan’a ait DNA profili ile baba olduğu iddia edilen ...’a ait DNA profilinin karşılaştırılmasının yapıldığı, elde edilen sonuçlara göre baba olduğu iddia edilen ...’ın çocuk ... için biyolojik babalığının reddedildiği, küçük ... Yatağan’ın davacı ...’ın çocuğunun olmadığının tespiti ile soy bağının reddine karar verildiği,
Dosya arasında bulunan Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2012 tarih ve 93 176 sayılı kararına göre; 08.05.2011 tarihinde inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’un maktul ... ve eşi katılan ...’nın gece saat 03.00 sıralarında evlerinin dışında bulunan tuvalete çıktıkları sırada sanıkların motosiklet ile evin önündeki yola doğru geldikleri, motosikleti inceleme dışı sanık ...’in kullandığı, sanık ...’in ise elindeki tüfekle tehdit amaçlı maktul ve katılan ...’ya ateş ettikleri gerekçesiyle sanık ...’in silahlı tehdit suçundan TCK’nın 106/2 a, 43/1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, inceleme dışı sanık ...’in yardım eden olarak TCK’nın 106/2 a, 39/1, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği,
TİB Başkanlığından gönderilen HTS kayıtlarına göre; olaydan sonra sanık ...'nün kullanmış olduğu 0536 408 ... 22 numaralı telefon ile sanık ...'in kullandığı 0538 288 ... 69 numaralı telefonu 24.07.2012 tarihinde saat 00.28.38’de 35 saniye; saat 01.23.02’de 12 saniye süreyle aradığı, yine aynı gece sanık ...'in üzerine kayıtlı sanık ...’nün ablası ve sanık ...’in eşi olan tanık ... tarafından kullanılan 0531 626...29 numaralı telefonu saat 00.40.18’de 21 saniye süreyle aradığı, sanık ...’nün ise sanık ...’i saat 01.20.02’de 12 saniye aradığı,
TEDAŞ’ın cevabı yazısına göre; soruşturmada görevli kolluk kuvvetinin belirtmiş olduğu, 23.07.2011 ile 26.07.2011 tarihleri arasında Tumbullar köyü Dutlarderesi mevkiinde TEDAŞ’a ait trafoda sokak aydınlatma arızasına gelinip gelinmediğinin veya dışarıdan müdahale edilip edilmeyeceğinin sorulması üzerine; bilgisayar ortamında kullanılan arıza kayıt sisteminde ve arşivlenen dosyalarda bahse konu tarihler arasında arıza kaydı bulunmadığı veya bu konuda planlı çalışma yapılmadığının tespit edildiği, TEDAŞ trafo panosu kilit altında olup panoya dışarıdan müdahale edilemeyeceği fakat elektrik şebekesinin açık iletkenlerle çekili oluşundan dolayı şebekenin müdahale edilmeye açık olduğu hususlarına yer verildiği,
Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.02.2012 tarih ve 729 sayı ile; şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... hakkında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Mahkemenin talebi üzerine 08.06.2012 tarihinde Jandarma tarafından düzenlenen bilgi notuna göre; sanık ...’nün kendi köyünde ve çevre köylerde nüfuzu olduğu, sanık ...’in sanık ...’nün ablası ile evli olduğu, kendisine ait evi olmayıp, köy muhtarlığına ait binada kira vermeden oturduğu aynı zamanda sabit bir işi ve geliri olmadığı, yevmiyecilik yaparak geçimini sağladığı, olay günü sanık ...’in sokak lambasının bulunduğu direğe çıktığı, aynı günün akşamında lambanın yanmadığı, ateş edilirken lambanın yanmaması sebebiyle karanlıkta kaldığı, olay gecesi düğünü olan ...’in düğün videosunun izlenmesinden o gece köyde maktulün öldürülmesi olayı haricinde herhangi bir ateşli silah kullanılmadığının tespit edildiği, olay gecesi 6 şüpheliden alınan avuç içi ve el üstü svaplarında sanık ...’in sağ el avuç içi svabında atış artıklarının tespit edildiği, sanık ...’ye ait bakkal ve kahvedeki üç adet kemara görüntüsünün izlenmesinde olay günü saat 20.00 ile 00.00 saatleri arasında sanık ...’nün iş yerinde olduğu bilgilerine yer verildiği,
Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 05.06.2013 tarihli uzman değerlendirilmesine göre; ateşli silahlar kullanıldığında ateş eden kişinin eline ve ateş edilen yüzeye, kullanılan fişek kapsülü içerisindeki patlayıcı maddelerin artıkları ile kapsül, kovan ve mermi çekirdeğine ait metal parçacıklarının bulaştığı, bulaşan bu maddelerin tümüne atış artıkları denildiğini, yaygın atış artığı elementleri ise kurşun, baryum ve antimon olduğu, ateşli silah kullanmamış ancak meslek olarak oto tamirciliği, elektrik, lehim işi ile uğraşan kişiler ile inşaat işçilerinin ellerine de atış artığı elementlerinin bulaşma olasılığının söz konusu olduğu, çünkü bazı boyalar, alev geciktiriciler, bataryalar, aküler, alaşımlı kaplar ve lehimler de bu atış artığı elementlerini içerebildiği, antimon buharı, alüminyum veya diğer hurda metalleri üzerinde kaynak yapılırken oluşabileceği, ateşli silah kullanımı sonucu oluşan atış artıkları (antimon) ile yukarıda bahsi geçen meslek grupları ile uğraşan kişilerin ellerine ve giysilerine bulaşan antimonun birbirinden ayırt edilmesinin laboratuvar imkanlarında mümkün olmadığı,
Kovuşturma aşamasında içeriklerinde sanık ...'in tutuklu bulunduğu cezaevine ziyarete gelen şahıslar ile gerçekleştirdiği kapalı görüş konuşma kayıtlarının, yine ...'in GSM hattı üzerinden gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinin ve ...’ın güvenlik güçleri tarafından dinlemeye alınan GSM hattı ile gerçekleştirdiği görüşme kayıtlarının bulunduğu 14 adet CD’nin inceletildiği ve ayrıntılı bilirkişi raporunun aldırıldığı, raporun sonuç bölümünde konuşma içeriklerinde teknik takibe alınan şahısların telefonlarının dinlendiğinden haberdar olduklarını tespit edildiğinin belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... (Yatağan) kollukta; maktulün eşi olduğunu, akşam saat 22.30 sıralarında ekmek almak için arabasıyla kahveye gittiğini, saat 23.00 sıralarında geri geldiğini, maktulün arabasını evin önüne park ettiğini, maktulün arabasından inmeden önce iki motosiklet sesinin alt taraftan yukarıya doğru geldiğini, maktulün araçtan inmeden motosikletliler tarafından vurulduğunu, oturdukları yerden inerek sesin geldiği yere doğru koştuklarını, hiçbir şey görmeden motosikletlilerin uzaklaştığını, maktulün aracın içerisinde kafasından yaralanmış şekilde oturduğunu, hemen amcası tanık ...'u, ardından 155’i aradığını, maktulü kendi arabasıyla Alaşehir Devlet Hastanesine götürdüklerini, maktul hastaneye giderken yolda öldüğünü, maktul ile sanık ..., inceleme dışı sanık ..., tanık ... ve sanık ... arasında husumet bulunduğunu, ayrıca tanıklar ... ve ...'un da sanık ...’yü desteklediklerini,
04.08.2011 tarihinde savcılıkta; sanık ... ile 20.12.2004 tarihinde evlendiğini ve sürekli şiddet gördüğünü, evliliğinin son iki senesinde sanık ... ile dedeleri kardeş olan maktulü tanıdığını, eşinden çok şiddet gördüğü için maktule âşık olduğunu, bu iki yıllık süreçte maktulle gizli gizli buluştuklarını, telefonla konuştuklarını, ayrıca bu süre içerisinde müteaddit defalar maktul ile cinsel ilişkiye girdiklerini, küçük çocuğu ...’in maktulün çocuğu olduğunu, 2010 yılının Kasım ya da Aralık ayında maktule kaçtığını, bunun üzerine sanık ...’nün kendisine boşanma davası açtığını, 06.01.2011 tarihinde sanık ... ile boşandıklarını, 12.02.2011 tarihinde maktulle evlendiklerini, o günden sonra sanık ...’nün kendilerine husumet beslediğini, kayınvalidesi katılan ...’den duyduğu kadarıyla maktulle kaçtıktan sonra sanık ...’nün kayınvalidesine; "... ve ...’yı öldüreceğim." şeklinde sözler söylediğini, bu sözleri kulakları ile duymadığını, sanık ...’nün arkadaşları olan inceleme dışı sanık ..., tanık ..., sanık ..., tanıklar ... ve ...’in maktule karşı cephe aldıklarını, köy içinde sanık ...’nün akrabasına kaçmış olmasının yadırgandığını, kaçtıktan sonra köydeki tepki sebebiyle maktulün fazla dışarıya çıkmadığını,
10.02.2012 tarihinde kollukta; sokak lambanın kendi evleri ile kayınbabası katılan ... ...’nın evinin önünü aydınlattığını, 23.07.2011 tarihinde gündüz vakti sanık ...’in elektrik direğine merdiven dayayıp çıktığını ve lambayla uğraştığını gördüğünü, aynı gün akşam bu lambanın yanmadığını fark ettiğini, olay günü akşam ve olaydan 3 4 gün sonraya kadar lambanın yanmadığını, olaydan 4 5 gün sonra sanık ...’in bu elektrik direğiyle uğraştığını gördüğünü, aynı gün lambanın yandığını, sanığın olay günü elektrik direğine çıktığında tanık Sevim ile de elektrik konusunda konuştuğunu,
Mahkemede; inceleme dışı sanık ...’in evine gitmek için kendi evlerinin oradan geçmek zorunda olduğunu, iki motor olduğunu, motorlardan birinin durduğunu, haricen duyduğuna göre sanık ...’in yanında birisinin daha olduğunu, kim olduğunu bilmediğini, maktule yakın mesafeden ateş edildiğini, haricen duyduğuna göre olay yerine iki motorun geldiğini, öndeki motorun gözcülük yaptığını, maktulün peşinden geldiklerini, maktul arabayı park edip arabadan indikten sonra arkadaki motorda bulunan sanık ...’in ateş ettiğini duyduğunu, motorların yukarıya doğru gittiğini, iki farklı motor sesi duyduğunu, sanık ...’nün kendisinin yapmayacağını, başkasına yaptıracağını,
Katılan ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; maktulün sadece kız alıp verme davasından dolayı evlerinin karşılarındaki sanık ... ile aralarının açık olduğunu, sanık ...’nün amcasının oğlu olduğunu, sanık ...’nün eşi katılan ...’yı babasının evine gönderdiğini, maktulün ...’yı babasının evinden kaçırdığını, sanık ..., inceleme dışı sanık ..., sanık ..., tanıklar ..., ... ve ...'tan şikâyetçi olduğunu, bu şahısların hep birlikte hareket ettiklerini, maktulün ölümü hakkında bu şahısların bilgisinin olduğunu düşündüğünü,
Savcılıkta; sanık ...'nün maktulle arasındaki husumetle ilgili kendisine; "Bu iş burada kalmayacak. İleride oğlunla görüşeceğiz, onun alacağı olsun." dediğini, o günden sonra köyde maktule bir tepki olduğunu, özellikle sanık ...’nün arkadaşları inceleme dışı sanık ..., tanıklar ..., ... ve ... ile sanık ...'in maktulü rahatsız ettiklerini, Uluderbent kasabasındaki pazara gittiğinde ve araba ile evden çıktığında maktulü birkaç kez takip ettiklerini gördüğünü, hatta maktulü arayıp bu konuda kendisini uyardığını,
10.02.2012 tarihinde kollukta; 23.07.2011 tarihinde tanık Ümmü’nün evinin önünde bulunan yolu gösteren elektrik direğindeki lambanın yanmadığını, lambanın yanmadığı günden 2 3 gün sonra sanık ...’in akşamüstü saatlerine doğru direğe tırmanarak lambayı düzelttiğini gördüğünü, o günden sonra da lambanın yandığını,
Mahkemede; maktul ve katılan ... kaçtıktan sonra sanık ...’nün evine giderek; "Şikâyetçi olmayın olan olmuş," dediğini, ancak sanık ...'nün; "Oğlunu bir katil bulup vurduracağım." dediğini, sanığa; "Başkasına vurdurma, sen vur." dediğini, olayı sanık ... ile tanık ...'un gerçekleştirdiğini düşündüğünü, inceleme dışı sanık ...’i sonradan izlediği kamera görüntüsünde kahvenin önünde gördüğünü, sanık ... ve tanık ...’un da yanlarında olduğunu, maktulü huzurda bulunan üç sanık ile tanık ... ....’in öldürdüğü yönünde şüphe ve kanaatlerinin olduğunu, 08.05.2011 tarihli olaydan sonra evine gittiği sanık ...'in, kendisine; "Senin oğlunun ölümü benim elimden olacak." dediğini,
Katılan ... ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; maktulün herhangi biriyle husumetinin bulunmadığını, sadece kız alıp vermesi yüzünden evlerinin karşısında oturan amcasının oğlu olan sanık ... ile aralarının açık olduğunu, olayın şüphelisinin sanık ... olduğunu düşündüğünü, sanık ..., inceleme dışı sanık ..., sanık ... ve tanık ...'dan şüphelendiğini,
Savcılıkta; Mayıs ayı içerisinde inceleme dışı sanık ... ve sanık ...’in maktulün evine pompalı tüfekle ateş ettiklerini, maktulün ...’yı kaçırması sebebiyle köyde kendilerine karşı tepki olduğunu, özellikle sanıklar ... ve ..., inceleme dışı sanık ... ve tanıklar ..., ... ve ... tarafından maktulün rahatsız edildiğini,
10.02.2012 tarihinde kollukta; 23.07.2011 tarihinde akşamüzeri evinden köy kahvesine doğru çıktığını, sokak lambanın evinin önüne doğru baktığını, o gün akşam evden çıktığında lambanın yanmadığını fark ettiğini, direkte bir arızanın olabileceğini düşünerek, kahveye gittiğini, olay olduktan sonra tekrar evine doğru geldiğinde lambanın yanmadığını gördüğünü, lambanın olaydan 2 3 gün sonra da yanmadığını, olaydan 3 4 sonra köylüleri sanık ...’in bu lambanın takılı olduğu elektrik direğine merdiven dayamış olduğunu ve lambayla uğraştığını gördüğünü, aynı gün akşam lambanın yandığını fark ettiğini,
Mahkemede; olay anında kahvede olduğunu, maktulün, oğlu olduğunu, olayı gören olmadığını, maktulün ...’yı kaçırdıktan sonra sanıklar ile tanık ...'un maktulü sürekli takip ettiklerini,
Tanık ... 29.07.2011 tarihinde kollukta; bildiği kadarıyla maktul ile amcasının oğlu sanık ... arasında katılan ...’nın kaçırılmasından dolayı husumet bulunduğunu,
10.02.2012 tarihinde kollukta; maktulün öldürüldüğü gün akşamüzeri katılan ... ...’nın evine gittiğini, katılanlar ... ve.... ile evin önünde kapıda oturduklarını, sokak lambanın katılan ... ...’nın evinin hemen karşısındaki tanık Ümmü'nün evinin önünde olduğunu,
Mahkemede; saat 22.00 22.30 arasında yemek servisinin yapıldığını, o zamana kadar sanık ...’i düğün yerinde sürekli gördüğünü, mahkemede; düğüne gider gitmez yemek verildiğini, yemek dağıtan kişiler arasında sanık ...’in de olduğunu, düğün günü sanık ...’i bir defa yemek dağıtırken gördüğünü, düğün olduğu gün tanık ....’nün evinin önündeki lambanın yanmadığını, öncesinde yandığını, bu lamba yanmadığında etrafın karanlık olduğunu,
Tanık ... 22.11.2011 tarihinde savcılıkta; sanık ...’i köylüsü olması sebebiyle tanıdığını, maktulün öldürüldüğü gün akrabası olan tanık ...’un düğününe katıldığını, düğün sahibine yardım ettiğini, sanık ...’i düğün yerinde düğüne katılan misafirlere yemek dağıtırken gördüğünü, ancak düğünün tamamında sanığın bulunup bulunmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, düğünün saat 20.00 24.00 arasında kalabalıklaştığını, bu sebeple sanık ...’in düğün yerinden ayrılıp ayrılmadığını bilmediğini,
Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; köylüsü olan sanık ...’i tanık ...’un düğününün yapıldığı yerde saat 20.00 sıralarında gördüğünü, daha sonra oyun yerine indiğini, saat 22.00 24.00 saatleri arasında sanık ...’i düğün yerinde görmediğini,
Tanık ... soruşturma aşamasında; tanık ...’a ait düğünde bir saat kaldıktan sonra sanık ...’ye ait kahveye geldiğini, bu süre zarfı içerisinde sanık ...’nün kahveden ayrılmadığını, takriben saat 23.00 sıralarında tanık .... ile birlikte kahveden ayrıldıklarını,
Tanık ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; saat 23.00 sıralarında maktulün vurulduğu haberi geldiği sırada sanık ...’nün kendisine ait bakkalda olduğunu,
Tanık ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; inceleme dışı sanık ...’in saat 22.50 sıralarında kahveye geldiğini,
Tanık ... 04.08.2011 tarihinde savcılıkta; maktulün, sanık ...’nün eşini kaçırması sebebiyle aralarında husumet olduğunu, ayrıca sanık ...’nün arkadaşları olan tanıklar ..., ... ve ... ile sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in maktule karşı tepkilerinin olduğunu, ayrıca Mayıs ayı içerisinde sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’in pompalı tüfekle maktulün evine ateş ettiklerini, olay günü sanık ...’yü kahvede gördüğünü,
Tanık ... 04.08.2011 tarihinde savcılıkta; yeğeni olan maktulün, sanık ...’nün eşi ...’yı kaçırdığı için ikisinin arasında husumet bulunduğunu, sanık ...’nün arkadaşları inceleme dışı sanık ..., sanık ..., tanıklar ..., ... ve ...’ın da yeğeni maktule karşı tepkili olduklarını, ayrıca Mayıs ayı içerisinde sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’in av tüfeği ile maktulün evine ateş ettiklerini, katılan ...’den duyduğu kadarıyla sanıklar ... ve ...’nün maktulü yaşatmayacaklarını söylediklerini,
Tanık ... benzer şekilde aşamalarda; olay günü tanık ...’un düğününde aşçı olduğunu, sanık ...’i akşamüzeri sofra kurarken ve servis yaparken gördüğünü, ancak düğünün tamamında sanık ...'in düğün yerinde olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını,
Tanık ...; olay günü kardeşi tanık ...’un düğününde olduğunu, sanık ...’in jandarmalar çağırana kadar düğün yerinden hiç ayrılmadığını,
Tanık ... 18.08.2011 tarihinde savcılıkta; olay günü sanık ...'i düğün yerinde misafirlere servis yaparken gördüğünü,
Tanık ... 18.08.2011 tarihinde savcılıkta; sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’i düğün yerinde gördüğünü, sanık ...’nün düğün yerine geldiğini, daha sonra bakkalına döndüğünü, jandarma çağırdığında sanık ...’in yanında olduğunu, Mayıs içerisinde sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in maktul ve eşinin evine doğru ateş ettiklerini duyduklarını,
Tanık ....10.02.2012 tarihinde kollukta; 23.07.2011 tarihinde evinin önünde bulunan yolu gösteren sokak lambanın söndüğünü, bunun üzerine damadı olan sanık ...’i aynı gün çağırdığını, lambayı taktırdığını, lambanın aynı gün yandığını, sanık elektrik işlerinden anladığı için ve damadı olduğu için gündüz saat 10.00 11.00 sıralarında gelip tamir ettiğini,
Mahkemede; lambayı taktıktan sonra sanık ...’in eve gelerek iki bardak çay içip gittiğini, olay günü akşamı lambanın yandığını,
Tanık ....; 23.07.2011 tarihinde tanık .....’nün evinin önündeki elektrik direğindeki lambanın yanmadığını, sanık ...’in tamir için elektrik direğine çıktığını gördüğünü, sanığa, "Benim elektrik saatine elektrik gelmiyor bir bakıverir misin?" dediğini, olaydan kaç gün sonra lambanın yandığını gördüğünü,
Tanık ...; sanık ...'nün yemeğini yedikten sonra bakkal dükkânına gittiğini, düğün yerinde sanık ... ile tanık ...’u gördüğünü, sofraların kurulmasına yardım ettiklerini, ancak düğünün tamamında orada olup olmadıklarını görmediğini çünkü düğünün çok kalabalık olduğunu,
Tanık ... 23.02.2012 tarihinde savcılıkta; düğün yerinden ayrılırken sanık ...’in bir arkadaşı ile birlikte bira içtiğini gördüğünü,
Tanık ... 23.02.2012 tarihinde savcılıkta; düğün yerinden ayrılırken sanık ...’i yaşlı bir kişiyle konuşurken gördüğünü,
Tanık ... mahkemede; sanık ...’i düğün yerinde misafirlere yemek dağıtıldığı sırada yardım ettiğini gördüğünü, düğünün çok kalabalık olduğunu, o nedenle sanık ...’in düğün süresince düğün yerinde olup olmayacağını bilmesinin mümkün olmadığını, maktulün öldürüldüğü haberi geldikten sonra sanık ...’i düğün yerinde gördüğünü,
Mahkemede savunma tanığı .... olay günü düğün yerinde olduğunu, düğünden saat 23.00 sıralarında ayrıldığını, sanık ...’in düğün yerinde bir arkadaşı ile bira içtiğini,
Savunma tanığı .... mahkemede; olay günü kendisi, tanık... ve ... ile birlikte saat 22.30 23.00 sıralarında düğün yerinden ayrıldıklarını, düğün yerinden ayrıldıktan 5 dakika sonra silah sesi duyduğunu, düğün yerinden ayrılırken sanık ...’in düğün yerinde olduğunu,
Tanık ...; düğünde vakit geçirdikten sonra saat 23.00 23:30 sıralarında düğün yerinden ana yola doğru yürürken Tumbullar köyünden tanıdığı sanık ... dere içerisinde yanında bulunan daha önce görmediğim iki kişiyle bira içerken gördüğünü,
Tanık ....; sanık ...’i daha önceden simaen tanıdığı ancak ismini bilmediği bir şahısla düğün evi yanında içki içtiğini gördüğünü,
İnceleme dışı sanık ...; maktulü köylüsü olması sebebiyle tanıdığını, maktulün dayısının torunu olduğunu, maktulle ölümünden bir yıl önce yol meselesi yüzünden tartıştıklarını, maktulün evinin yanında mezarlığa giden bir yol olduğunu, bu yolu kapatmak istediğini, kapatmak istediği için maktulle arasında münakaşa yaşandığını, bu sebeple maktulle konuşmadığını, sanık ...’nün de dayısının torunu olduğunu, maktul ve sanık ... arasında husumet olduğunu bildiğini, sanık ... ile maktul arasında yaşanan olaydan dolayı maktule husumet beslemediğini, köyde maktule bir tepki olduğunu, 8.10.2011 tarihinde sanık ... ile yaptığı telefon görüşmesinde "Gece yaptığımız bir iş var ya" diye kast ettiği olayın 2011/471 soruşturma 2011/71 iddianame sayılı olayla ilgili olduğunu, o konuşmada sanık ...’e o günden beri başlarının beladan kurtulmadığını kast ettiğini, kızı kaçtığı için çok sinirlendiğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; maktulün nasıl ne şekilde öldürüldüğünü bilmediğini, aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını,
01.02.2012 tarihinde savcılıkta; maktulle dedelerinin kardeş olduğunu, eşi ...’nın maktulle kaçtığını, ... ile anlaşmalı boşandığını, maktulle evlerinin karşılıklı olduğunu, maktulün eşini kaçırdıktan bir ay sonra kendi evinin karşısında bulunan evinde oturmaya başladığını, bakkal dükkânına bitişik kahvenin kendisine ait olduğunu, olay günü bakkal dükkânını açtıktan sonra hiçbir yere ayrılmadığını, kamera görüntüleri ile durumun sabit olduğunu, sanık ... ablasının eşi olduğunu, bu nedenle adı geçenle telefonla sık sık görüştüğünü, olay günü saat 23.00 sıralarında ... ile görüştüğünü, sanık ... ile de sigara ile ilgili konuştuğunu, gece saat 01.23’te de sanık ...’in, kendisini jandarmanın çağırdığını söylediğini, katılan ...’nin evine geldiğinin doğru olduğunu, kendisine oğlu ve ...’nın hata yaptığını söylediğini, katılan ...’ye; “Allah’a yakın bana uzak olsun. Benim evime ve yanıma gelmesin başka bir şey istemiyorum.” dediğini, gerçeğin ortaya çıkması için nesebin reddi davasını açtığını, maktulün öldürüldüğü saatlerde bakkalda olduğunu, sanık ...’e maktulü öldürmesi için teşvik etmediğini,
Sorguda; maktulün uzaktan akrabası olduğunu, maktulün eşi ... ile kaçtığını, bunun üzerine ... ila anlaşmalı olarak boşandığını, bu olay sebebiyle maktulle kavga etmediğini, maktulün kendisini olaydan bir gün sonra arayıp, “Ben pişmanım.” dediğini, 08.05.2011 tarihli olayda inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’in alkollü oldukları için rastgale ateş ettiklerini duyduğunu, ablası ... Cevizdibi ile görüştüğünü, telefonda ablasının “O şeylerden bir şey çıktı mı? Öteki şey mevzuu meydana çıktı mı?” derken tahmimine göre maktulün öldürülmesi olayını sorduğunu,
Sanık ... 24.07.2011 tarihinde kollukta; maktulü köylüsü olması sebebiyle tanıdığını, maktulün vurulduğunu düğün yerinde konuşmalardan saat 00.00 sıralarında öğrendiğini, maktul ile daha öncesinde arkadaş olduklarını, 6 7 aydır konuşmadığını, konuşmamasının sebebinin kaynı sanık ... ile maktul arasındaki husumet olduğunu, olay günü akşam saat 20.00 den itibaren düğünde olduğunu, gece boyunca düğün yerinden hiç ayrılmadığını, gece saat 00.30 01.00 sıralarında sanık ...’nün kendisini jandarmanın çağırdığını söylemek için kendisini aradığını,
03.11.2011 tarihinde savcılıkta; av tüfeği ile en son 2011 yılı Haziran ayı içerisinde Tumbullar köyünde bulunan kayınpederinin evinde yılana ateş ettiğini, tüfekle ateş ederken ve tetiği çekerken sağ elini kullandığını, düğün yerinde ateş edilmediğini, ateş edilen bir silahın yanında bulunmadığını, elinde atış artığı çıktığına ilişkin raporu kabul etmediğini, olay günü ateş etmediğini,
Mahkemede; elektrik direğine saat 16.00 sıralarında çıktığını, ampulü değiştirmesi için sanık ...’nün annesinin çağırdığını, tanık Sevim'in elektrik hususunda kendisinden yardım istediğini,
Savunmuşlardır.
V. GEREKÇE
A.İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanık ... ile maktul ...'nin, Tumbullar köyünde ikamet ettikleri, sanık ...'in ise sanık ...’nün ablasının eşi olup yevmiyeye giderek geçimini sağladığı, sanık ...’nün köy içerisinde evine 400 500 metre mesafede bulunan bir bakkal dükkânı ile bu dükkâna bitişik bir kahvehane işlettiği, maktulün eşi olan katılan ...’nın daha önce sanık ... ile evli olduğu, ancak bu dönemde maktul ile gönül ilişkisi yaşamaya başladığı, bu olayın başkaları tarafından fark edilmesi ve sanık ...'nün de şüphelenmeye başlaması üzerine katılan ...'nın maktul ile kaçtığı, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra katılan ...'nın maktulle birlikte köye geri dönerek sanık ...'nün evinin karşısında bulunan maktule ait evde yaşamaya başladığı, sanık ...'den 06.01.2011 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıktan sonra maktulle 12.02.2011 tarihinde evlendiği, halk arasında katılan ...'nın ... isimli çocuğunun maktulden olduğunun konuşulmaya başlaması üzerine sanık ...’nün, Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinde nesebin reddi davası açtığı, bu davada alınan DNA raporuna göre; sanık ...’nün, evlilik birliği içerisinde doğan katılan ... ile müşterek çocukları ...’in biyolojik babası olmadığının tespit edildiği, bu durum sebebiyle köy ahalisi tarafından maktule karşı toplumsal bir tepkinin meydana geldiği, sanık ve arkadaşları tarafından takip edilen maktulün istediği gibi dışarıya çıkamadığı, sanık ...’nün aşamalarda maktulün eşini kaçırıp evlenmesinden sonra aralarında husumet oluştuğunu kabul ettiği, sanık ...’in de katılan ...’yı kaçırmasından sonra maktulle konuşmadığını beyan ettiği, 23.07.2011 tarihinde köyde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanık ...’un düğün töreninin yapıldığı, düğün sebebiyle köy içerisinde normal günlerin aksine aşırı insan ve motorlu taşıt trafiğinin olduğu, akşam vakti maktulün düğün için Alaşehir ilçesinden gelen amcasının oğlu tanık ... ile birlikte kendisine ait araçla evden çıktığı, tanık ...’in düğün yerine gittiği, maktulün ise bir kahvehanede babası olan katılan ... ... ve ... ...'la bir süre birlikte oturduktan sonra 23.00 sıralarında almış olduğu ekmeklerle birlikte aracına binerek evine doğru gittiği, asfalt yoldan ayrılan maktulün toprak yoldan hemen yolun kenarında bulunan evinin yanına aracını park ettiği esnada kendisine av tüfeğiyle üç el ateş edildiği, bu atışlar neticesinde aracının içerisinde bulunan maktulün kafasından yaralandığı, sonradan olay yerine gelenler tarafından kendisine ait araçla, Alaşehir Devlet Hastanesine götürülmek istenen ve yolda 112 ekiplerine teslim edilen, maktulün hastaneye varmadan yaşamını yitirdiği, otopsi raporuna göre; kafasına uzak atış mesafesinden beş adet saçma tanesinin isabet eden maktulün ölümünün, av tüfeği iri saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası kırığıyla birlikte beyin kanaması ve beyin dokusu harabiyetinden ileri geldiği anlaşılmıştır.
- Sanık ...'ye Yüklenen Nitelikli Kasten Öldürme Suçuna Azmettirmenin Sabit Olup Olmadığı
Akraba olan sanık ... ve maktul arasında, maktulün katılan ...'yı kaçırmasından dolayı husumet bulunduğu anlaşılmakla birlikte, kaçırılma olayı ve maktulün öldürülmesi olayı arasındaki zaman dilimi, olayın sanık ...'nün azmettirmesiyle meydana geldiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmaması ve gerçekleşme şekli şüpheli olup, tam manasıyla aydınlanmamış olaylarda, sanık aleyhine yorum yapılarak hüküm kurulamayacak olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; şüpheden sanık yararlanır kuralı uyarınca maktulün öldürülmesinin sanık ... tarafından azmettirilmesi eyleminin sabit olmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanık ...'ye yüklenen nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmenin sabit olduğu ve bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
- Sanık ...'e Atılı Nitelikli Kasten Öldürme Suçunun Sabit Olup Olmadığı
Sanık ...'nün ablasının eşi olan sanık ...'in katılanı kaçırmasından dolayı maktulle konuşmayı bıraktığını ifade ettiği ve sanık ...'in bazı tanıklarca düğün töreninde görüldüğü, olay yerinde bulunan sokak lambasının akşama doğru sanık ... tarafından değiştirildiği Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığınca düzenlenen 12.08.2011 tarihli ekspertiz raporunda; sanık ...'in sağ el avuç içi svabında atış artıkları bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakla birlikte sanık ...'in aşamalarda yüklenen suçu kabul etmemesi, katılanlar ve tanıkların aşamalarda olayı gerçekleştiren kişi veya kişileri görmediklerini belirtmeleri, yine katılanların, haklarında takipsizlik kararı verilen kişilerden de maktulü öldürmüş olabilecekleri hususunda şüphelendiklerini ileri sürmeleri, tanık ...'in düğünü sebebiyle sanık ...'in tören yerinde görülmesinde sıra dışı bir durumun bulunmaması, Yerel Mahkemenin, gerekçesinde yer alan sokak lambasının, kayın validesi tanık Ümmü'nün ısrarı üzerine sanık ... tarafından direğe çıkarak değiştirildiğinin tanıklardan bir kısmının anlatımlarıyla doğrulanması, olay günü düğün yemeğinin servisine ve kaldırılmasına yardımcı olan sanık ...'in avucu içerisindeki atış artığının dokunduğu herhangi bir şeyden veya tokalaştığı bir insandan bulaşma ihtimalinin bulunması, yine Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 05.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda; atış artıklarının olay günü elektrik işiyle uğraşması sebebiyle de sanığın eline bulaşmış olabileceğinin değerlendirilmesi ve sanık ...'in dosya arasında dökümleri bulunan görüşme kayıtlarında kaynı olan sanık ...'nün kendisini cezaevinde ziyaret etmemesinden dolayı serzenişte bulunması ve adı geçenler arasındaki görüşme kayıtları ile öldürme olayı ile doğrudan bir ilgisinin kurulamaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ...'in maktulün öldürülmesi eylemini gerekleştirdiği hususunun şüphe boyutunda kaldığı ve bu şüphenin sanık ... lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, sanık ...'in yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı suçun sabit olduğu düşüncesiyle, karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2 Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.03.2011 tarihli ve 5164 2926 sayılı onama kararının sanıklar ... ve ... yönünden KALDIRILMASINA,
3 Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.10.2015 tarihli ve 130 232 sayılı kararın, sanık ...'nün nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirme ve sanık ...'in nitelikli kasten öldürme suçunu işlediğine ilişkin her türlü kuşkudan uzak kesin delil bulunmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır kuralı gereğince beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilip Özel Dairenin sanıklar hakkındaki onama kararı kaldırılarak Ödeme 1. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle sanıkların cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA ve yüklenen suçtan sanıkların cezaevine alınmış olması hâlinde TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde derhal salıverilmeleri için YAZI YAZILMASINA, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmamaları hâlinde derhal TAHLİYELERİNE,
5 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sanık ... yönünden 22.11.2023 tarihinde; sanık ... yönünden ise 22.11.2023 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 06.12.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede, her iki uyuşmazlık bakımından oy çokluğuyla karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:46:47