Yargıtay CGK 2021/199 E. 2023/625 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ceza Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/199

Karar No

2023/625

Karar Tarihi

29 Kasım 2023

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 76 216

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık ...'in çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1 1. cümlesi, 103/3 c, 43, 62, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2017 tarihli ve 239 2 sayılı hükmün, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ... sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 09.05.2017 tarih ve 1256 1068 sayı ile tehdit suçundan hüküm kurulmaması, çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsuru olarak kabul edilmesi hâlinde ise TCK'nın 103/4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, yürütülen yargılama sonucunda sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1 1. cümlesi, 103/3 c, 43, 62, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.01.2018 tarihli ve 268 8 sayılı hükmün, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ... sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 24.04.2018 tarih ve 1231 713 sayı ile tehdit eyleminin ayrı bir suç teşkil edip etmediğinin, sanık hakkında TCK'nın 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından tehdit suçundan tefrik edilen dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına hükmedilmiş, bozma üzerine sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1 1. cümlesi, 103/3 c, 43, 62, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarihli ve 210 353 sayılı hükmün, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 16.01.2019 tarih ve 3551 51 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bu kararın da katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.01.2020 tarih ve 5216 384 sayı ile; ''...Suç tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük olan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi karşısında, mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi ise 22.09.2020 tarih ve 76 216 sayı ile; "...Mahkememiz ile yüksek Yargıtay 14. Ceza Dairesi arasındaki ihtilaf suçun sübutu noktasında toplanmaktadır. Mahkememiz sanığın atılı suçu işlediği yönünde yeterli delil bulunduğunu, yüksek Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise yeterli delil bulunmadığını belirtmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi bozma kararında iki noktayı öne çıkarmaktadır. Birincisi mağdurenin çelişkili anlatımı, ikincisi ise sanık savunmasıdır.

İlk önce Yargıtay 14. Ceza Dairesinin mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanıyla ilgili bozmasının değerlendirilmesi;

Bilindiği gibi beyanlar arasında çelişki varsa çelişkinin giderilmesi, bu mümkün değilse, o zaman hangi anlatıma hangi nedenle itibar edildiğinin irdelenmesi gerekmektedir.

Mağdur ... 28.07.2016 tarihli soruşturma aşamasında alınan beyanında: Babası cezaevinde olduğu için annesi ve kardeşleriyle birlikte ananelerinin yanında yaşadıklarını, annesinin işe gittiğini, birinci olayda; dayısının eve geldiğini, yıkanacağını söylediğini, sonra yıkanmayacağını söyleyerek gel seni öpeyim dediğini, üzerinde giysi olmadığını, altında eşofman olduğunu, kendisine sarıldığını, yanaklarından öptüğünü, göğsüne dokunduğunu, annene söyleme bıçaklarım dediğini, bu nedenle annesine söylemediğini, evde kardeşi Sıraç'ın da olduğunu, kardeşinin o sırada uyuduğunu, dayısının arka camdan içeri girdiğini, ikinci olayda; evde yalnız olduğunu, dayısının pencereden girdiğini, kendisine arkadan sarıldığını, öptüğünü, 'dayı git bu evden' dediğini, dayısının da 'sakın kimseye söyleme' dediğini, göğüslerine ve omuzuna dokunarak boğazından öptüğünü, sırtına ve popo kısmına dokunduğunu, üçüncü olayda; yine evde yalnızken geldiğini, kendisini ananesinin yatağına yatırdığını, öpmeye başlayarak göğüslerini okşadığını, tokat attığını, sonra olanları annesine anlattığını, annesinin de dayısına kızdığını, olaydan sonra annesinin teyzesinin kızında kaldıklarını belirtmiştir.

Mağdur ... 28.07.2016 tarihli soruşturma aşamasında alınan beyanıyla ilgili psikolog Ayşe Arslanca 'yaşına ve sosyo ekonomik düzeyine uyumlu bir görünüme sahip bulunduğu, gelişim düzeyine uygun mental kapasitesi olduğunu, sözel beceriye ve muhakeme yeteneğine sahip bulunduğunu, amaca yönelik ve detaylı bir biçimde aktarımda bulunduğunu gözlediğini, yine yapmış olduğu görüşmede mağdurun kaygı düzeyinin yüksek olduğunu, kendisi ve ailesi adına endişe içerisinde bulunduğunu gözlemlediğiniyaşına ve sosyo ekonomik düzeyine uyumlu bir görünüme sahip bulunduğu, gelişim düzeyine uygun mental kapasitesi olduğunu, sözel beceriye ve muhakeme yeteneğine sahip bulunduğunu, amaca yönelik ve detaylı bir biçimde aktarımda bulunduğunu gözlediğini, yine yapmış olduğu görüşmede mağdurun kaygı düzeyinin yüksek olduğunu, kendisi ve ailesi adına endişe içerisinde bulunduğu' şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.

Mağdur ... 01.11.2016 tarihli kovuşturma aşamasında alınan beyanında: Olay günü annesinin vişne suyu hazırladığını, dayısı olan sanığın evin penceresini kırarak içeri girdiğini, dolaptan vişne suyu aldığını, pencerenin kırıldığını, dolaptan vişne suyunun alındığını görünce bunu dayısının yapmış olabileceğini düşündüğünü, yanına gittiğini, konuyu gündeme getirdiğini, annesine söyleyeceğini belirttiğini, bunun üzerine dayısının kendisine kızdığını, bu davranışı içine sindiremediğini, bu yüzden dayısının kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunduğunu söylediğini, olayın bundan ibaret olduğunu, esasen dayısı olan sanığın kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunmadığını, sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmiştir.

Mağdur ... 01.11.2016 tarihli kovuşturma aşamasında alınan beyanı değerlendiren pedagog Koray Aydın, mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanından rücu etmesini aile bireylerinin kendisine yapmış olduğu telkinden kaynaklandığına bağlamıştır.

Babası hapiste bulunduğu için annesi ve kardeşleriyle beraber anneanesinin dairesine sığınan mağdurenin, aynı apartmanın alt katındaki dairede kalan dayısı olan sanıkla ilgili olmamış bir iddiayı annesine anlatmasının, anneninde bunu adli makamlar önüne getirmesinin hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağı aşikardır. Nitekim bu iddiadan sonra mağdur ... ailesi apartmanı terk etmek zorunda kalmışlardır. Mahkememiz hem mağdurun içinde bulunduğu bu şartları gözeterek, hem de mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarının doğruluğuna değinen uzmanların görüşlerini baz alarak mağdurenin soruşturma aşamasındaki anlatımına itibar etmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin sanık savunmasına vurgu yapan görüşünün irdelenmesi;

Sanık soruşturma sırasında mağdurenin annesi ... ile vişne suyu sebebiyle tartıştığını, ona tokat attığını, bu yüzden annenin kızlarını yönlendirerek hakkında bu şekilde bir suçlama gündeme getirdiğini belirttiği, kovuşturma aşamasında ise vişne suyu sebebiyle mağdure Münevver ile tartıştığını, ona tokat attığını, bu yüzden Münevver'in söz konusu suçlamayı gündeme getirdiğini belirterek çelişkili anlatımlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Savunma içeriği dikkate alındığında, sanığın iddiayı gündeme getirenle aralarında husumet bulunduğu, dolayısı ile iddia sahibinin beyanına itibar edilmemesini amaçladığı görülmektedir. Muhtemelen iddianın başlangıçta anneden, sonrasında mağdureden sudur ettiği kanaatiyle tokatlama eyleminin muhatabında değişikliğe gitmiştir. Esasen sanığın savunmasında gündeme getirdiği ihtilaf sebebiyle çok yakın bir akraba için çocuğa yönelik cinsel istismar iddiasında bulunulmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacağı aşikardır. Dolayısı ile mahkememiz bu savunmaya itibar etmemiştir.

Yine mağdurenin sanığın bir defasında dairelerine pencereden girdiği yönünde anlatımda bulunduğu, sanığın daireye pencereden girdiğini kabullendiği görülmektedir. Normal bir ailevi ilişki çerçevesinde yapılacak ziyaretin pencereden girilmek suretiyle gerçekleştirilmesinin hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacağı, sanığın mağdurelerin evine pencereden girmesiyle ilgili dosyaya yansıyan olgu Mahkememizce sanığın davranışlarını gizleme amacıyla hareket ettiğini gösterdiği şeklinde kabul edilmiştir.

Tüm bu veriler altında sanığın mağdureye yönelik atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varıldığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükmün de katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2020 tarihli ve 97315 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 01.06.2021 tarih ve 11045 3950 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

Direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR: **

İncelenen dosya kapsamından;

Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre 20.01.2003 doğumlu olan mağdurenin suç tarihlerinde 13 yaş 6 aylık olduğu, mağdurenin dayısı olan 41 yaşındaki sanığın ise üç çocuğunun bulunduğu,

Mağdurenin babasının 08.03.2016 tarihinde cezaevine girmesi üzerine mağdure, annesi ve iki kardeşinin anneanne ve dedesiyle birlikte yaşamaya başladıkları, iki katlı olan müstakil evin giriş katında ise sanığın çocuklarıyla birlikte ikamet ettiği,

26.07.2016 tarihinde işten eve dönen mağdurenin annesi şikâyetçi ...'in, ağlamakta olan mağdureye ne olduğunu sorması üzerine mağdurenin, sanık tarafından kendisine yönelik olarak gerçekleştirildiğini iddia ettiği cinsel eylemleri şikâyetçiyle paylaştığı ve hemen akabinde intikalin gerçekleştiği,

Mağdurenin çocuk izlem merkezinde beyanının alınması sırasında hazır bulunan adli görüşmecinin; yaşına ve sosyoekonomik düzeyine uygun bir görünüme, gelişim düzeyine uygun bir mental kapasiteye , sözel beceriye ve muhakeme yeteneğine sahip olan mağdurenin amaca yönelik ve detaylı bir aktarımda bulunduğunu, kaygı düzeyinin yüksek olduğunu, yaşamış olduğu olaydan sonra kendisi ve ailesi adına endişelerinin bulunduğunu, psikolojik destek almasının ve hakkında sosyal inceleme yapılmasının uygun olduğunu belirttiği,

Mağdurenin mahkemede beyanının alınması sırasında hazır bulunan pedagog bilirkişinin; mağdureyle duruşma öncesinde görüştüğünü, kendisine de aynı yönde anlatımlarda bulunduğunu, içinde bulunduğu sosyoekonomik koşullar ve olayın aile içinde cereyan etmesi nedeniyle ailenin etkisi altında ifade verdiğini düşündüğünü bildirdiği,

Sanığın yargılama aşamasında cezaevinde bulunduğu sırada mağdurenin babasının, hesabına 100 TL para yatırdığına ilişkin makbuz sunduğu,

Sanık hakkında inceleme dışı mağdure ...'ya yönelik olarak çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılan davada Yerel Mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, anılan kararın katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, bu kararın da katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2021 tarih ve 39966 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle gönderildiği Özel Dairede inceleme sırası beklediği,

Anlaşılmaktadır.

Mağdure çocuk izlem merkezinde; yaklaşık üç aydır anneannesine ait müstakil evde kaldıklarını, annesinin apartmanlarda merdiven silmek suretiyle ailenin geçimine katkıda bulunduğunu, bu nedenle gündüz saatlerinde evde olmadığını, anneannesiyle dedesinin de yaşlı ve hasta oldukları için daha rahat ettiklerini söyleyerek sıklıkla teyzesinin evine gittiklerini, temmuz ayının ortalarında bir tarihte evde 2013 doğumlu kardeşi Sıraç'la yalnız oldukları bir günde alkol ve madde kullandığını bildiği, hırsızlık yapmaktan döndüğünü tahmin ettiği sanığın kıyafetleri kirli ve terli bir hâlde eve gelerek banyoya gireceğini söylediğini, arada bir anneannesinin evinde banyo yapan sanığa "Tamam dayı." dediğini, banyoya girip hemen çıkan sanığın üst tarafı çıplak, alt tarafında eşofman olduğu hâlde yanına geldiğini, yanağından ve boynundan öpüp koklamaya başladığını, kollarını okşadığını, engel olmaya çalıştıkça daha çok zorladığını, "Sus sesini çıkarma yoksa anneni bıçaklarım." şeklinde sözler söylediğini, çok direnince de evden ayrıldığını, yaklaşık iki gün sonra evde kardeşi Sıraç'la yalnız oldukları bir vakitte sanığın arka taraftaki kırık camdan eve girdiğini, "Dayı senin ne işin var burada? Neden kapıdan girmedin?" diye sorması üzerine sanığın arkasından gelerek sarıldığını, kıyafetlerinin üzerinden kollarını ve göğsünü okşamaya, boynunu öpmeye başladığını, "Dayı yapma. Git buradan." demesi üzerine "Kes sesini yoksa seni ve buradaki herkesi öldürürüm." şeklinde tehdit içeren sözler söylediğini, ısrarla karşı koyması üzerine de söylene söylene evden gittiğini, ertesi gün kardeşi Sıraç'la evde yalnızken sanığın yine eve gelerek duş alacağını söylediğini ancak duşa girmeden yanına geldiğini, anneannesinin yatağına yatırıp üzerine çıktıktan sonra yanaklarından ve boynundan öptüğünü, kollarına, sırtına, kalçasına, göğüslerine ve baldırına sıkmak suretiyle dokunduğunu, çığlık atınca sol gözüne vurduğunu, sonra suratına vurarak birkaç defa "Öldüreceğim sizi." dediğini, o esnada sesler duyulduğunu ve 2007 doğumlu kardeşi ...'in eve geldiğini tahmin ettiğini, sanığın da evden çıktığını, yaklaşık yarım saat sonra işten dönen annesinin kendisini ağlarken görmesi üzerine annesine olanları anlattığını, zaten gözünün de aldığı darbe nedeniyle şiştiğini, morardığını ve küçüldüğünü, annesinin hemen alt kata inerek sanığa saldırdığını, sanığın da annesine vuracağı sırada mahallelinin araya girdiğini, olaydan sonra teyzesinin evinde kalmaya başladıklarını, şikâyetten sonra sanıkla bir defa karşılaştıklarını ve konuşmadıklarını, sanığın dört çocuğunu da sürekli dövdüğünü, yeğenlerini üst kata kaçırarak sanığın elinden kurtardığını, karısının da dayak yediği için evden kaçtığını bildiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu, iki ya da üç yıl değil, daha fazla ceza almasını istediğini, öz çocuklarına ve kendisine bunları yapan bir insanın daha fazla ceza alması gerektiğini düşündüğünü,

Mahkemede ise önceki beyanlarından farklı olarak; olay günü annesinin vişne suyu hazırlayarak buzdolabına yerleştirdiğini, camın kırılmış ve vişne suyunun alınmış olduğunu görerek bunu sanığın yaptığını düşündüğünü ve yanına gittiğini, konuyu gündeme getirdiğini, sanığın da kendisine kızdığını, sanığın bu davranışını sindiremediğini ve böyle bir suçlamada bulunduğunu, esasen sanığın kendisine cinsel istismarda bulunmadığını, şikâyetçi olmadığını,

Şikâyetçi ... Meydan kollukta; 26.07.2016 tarihinde eve döndüğünde mağdurenin ağlamakta olduğunu görerek ne olduğunu sorduğunu, anlatmak istememesi üzerine sıkıştırdığını, mağdurenin de sanığın birkaç gündür kendisini kalçasını, göğüslerini ve vücudunu ellediğini, "Birine söylersen anneni bıçaklarım." dediğini, karşı koydukça tokat attığını anlattığını, o esnada diğer kızı tanık ...'in de ağlamaya başladığını, "Bana da yaptı. Çıplak yatarken yanına çağırdı. Ben de hemen koştum." dediğini, duydukları karşısında şok geçirip hemen polisi aradığını, sanığın mağdureye nitelikli bir eylemde bulunmadığını, bu nedenle beden muayenesi yapılmasını istemediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu,

Mahkemede ise; olay tarihinde eve geldiğinde mağdurenin sanığın cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını, o esnada tanık ...'in de benzer iddiaları dile getirdiğini, bunun üzerine polisi arayarak sanığı ihbar ettiğini, devam eden günlerde evde sürekli ağladığını gören mağdurenin kendisine esasen böyle bir olayın yaşanmadığını, olay günü dolaptaki vişne suyunu almak için pencereden giren sanığa müdahale ettiğini, sanığın da kendisine tokat attığını, bu duruma sinirlenerek böyle bir iddiayı ortaya attığını söylediğini, duydukları üzerine kızarak mağdureye birkaç tokat attığını, duruşma günü de işte olması sebebiyle ve sanığın mağdureye yönelik cinsel bir eylemde bulunmadığına inandığı için mağdureyi sanıkla beraber duruşmaya gönderdiğini, şikâyetçi olmadığını,

Tanık ... çocuk izlem merkezinde; öz ablası olan mağdure çığlık attığı sırada kendisinin de kapıda olduğunu, eve geldiğinde sanığın mağdureyi dövdüğünü gördüğünü, yüzü gözü şişen mağdurenin olayı annesine anlatmak zorunda kaldığını,

Beyan etmişlerdir.

Sanık kollukta; birkaç gün önce oğlu Onur Can'ın vişne suyu içmek istediğini ve vişne suyunu dolaptan aldırdığını, şikâyetçi ...'in "Neden bizim vişne suyumuzu içiyorsunuz?" diyerek tartışma çıkardığını ve küfür ettiğini, kendisinin de şikâyetçi ...'e tokat attığını, ...'in "Kızlarıma cinsel istismarda bulunduğunu söyleyip seni içeri attıracağım." diyerek yanından ayrıldığını, daha sonra karakola gittiğini öğrendiğini, çingenelerin kavga ettiklerinde birbirlerine böyle iftiralar atabildiklerini, mağdurenin de şikâyetçinin yönlendirmesiyle ifade verdiğini, suçlamayı kabul etmediğini,

Savcılıkta ve sorguda; oğlunun mağdure ve kardeşlerine ait vişne suyunu içmesi nedeniyle yaşanan tartışma esnasında mağdurenin "Sen yalaksın." şeklinde sözlerle hakaret ettiğini, sinirlenerek mağdureye tokat attığını, bunun üzerine böyle bir suçlamayla karşılaştığını, suçlamaları kabul etmediğini,

Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, sadece mağdureye kızıp tokat attığını, mağdurenin de hakkında böyle bir suçlamada bulunduğunu, şikâyetçi ...'in işe gitmesi nedeniyle onun ricası üzerine mağdureyi duruşmaya kendisinin getirdiğini, olay tarihinde evinde yiyecek olmadığını ve çocuklarının da acıktıklarını söylediklerini, bunun üzerine pencereden tırmanarak mağdure ve ailesinin yaşadığı eve girdiğini, dolaptan vişne suyu, peynir ve zeytin alarak evine döndüğünü, ertesi gün mağdurenin, yanına gelerek yiyecekleri sorduğunu, kendisinin de olayı anlattığını, mağdurenin çocuklarını kastederek "Amma da yalakmışlar." demesi üzerine ona tokat attığını, mağdurenin kızgınlıkla böyle bir suç uydurmuş olduğunu,

Savunmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler

Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Çocuk izlem merkezinde alınan beyanında dayısı olan sanığın farklı zamanlarda tehdit ve cebirle yanaklarından ve boynundan öpmek, kalçası, göğüsleri gibi vücudunun çeşitli yerlerini sıkıp okşamak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu bildiren mağdurenin mahkemede kendisine haber vermeksizin buzdolabından vişne suyunu alan sanığa tepki gösterdiğini, sanığın da kendisine sinirlendiğini, bu durumu sindiremeyerek sanığa iftira attığını iddia ettiği, sanığın ise aşamalarda suçlamayı kabul etmediğini savunduğu anlaşılan olayda;

Çocuk izlem merkezinde sanığın üç farklı tarihte kendisine yönelik olarak gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemlerini anlatan mağdurenin mahkemede olay tarihinde aralarında yaşanan tartışma nedeniyle sanığa böyle bir suç isnadında bulunduğunu bildirmek suretiyle aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunması, yine çocuk izlem merkezinde sanığın, öz çocuklarına sürekli olarak fiziksel şiddet uyguladığını, bu nedenle ağır bir ceza ile cezalandırılmasını istediğini açıkça ifade etmesinin de mağdurenin gerçekleştiğini iddia ettiği cinsel eylemlerden bağımsız olarak sanığa duyduğu öfkeyi ortaya koyması, olay tarihinde dokuz yaşında olan tanık ...'in iddia edilen cinsel eylemlere ilişkin doğrudan bilgi ve görgü sahibi olmayıp mağdurenin olayı şikâyetçi ...'le paylaştığı sırada yanlarında bulunması ve sanığın kendisine yönelik olarak da cinsel eylemde bulunduğunu aktarması, mağdurenin anlatımları üzerine olayı öğrenip sıcağı sıcağına adli makamlara müracaatta bulunan şikâyetçi ...'in mahkemede sanığın atılı suçu işlemediğini soruşturma devam ederken bizzat mağdureden öğrendiğini, bu nedenle şikâyetinden vazgeçtiğini ifade etmesi, mağdurenin duruşma gününde adliyeye iş yerinde çalıştığı için meşgul olan şikâyetçinin de bilgisi ve rızası dahilinde bizzat sanık tarafından getirilmesi, dosyada mağdurenin babasının, sanığın bu suçtan tutuklu sıfatıyla cezaevinde bulunduğu esnada hesabına 100 TL para yatırdığına ilişkin makbuzun bulunması ve sanığın tüm aşamalarda atılı suçu inkar etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin somut delillerle desteklenmeyen ve aşamalarda değişen, soyut ve çelişkili beyanları dışında sanık tarafından cinsel istismara uğradığını gösterir kesin ve inandırıcı kanıt bulunmayıp mağdurenin iddialarının şüphede kalması ve bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerektiğinden, sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmün isabetli olmadığına ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olduğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1 İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2020 tarihli ve 76 216 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığın mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararhukukîverensüreçkararıtevdiinev.gerekçekapsamıuyuşmazlıkbozulmasınakonusu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:51:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim