Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2022/559
2023/563
1 Kasım 2023
DİRENME
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2031 2401
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Maktullere yönelik kasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı TCK'nın 81/1, 29/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca iki kez 16 yıl hapis cezasıyla, maktul ...'a yönelik gerçekleştirdiği nitelikli hırsızlık suçundan ise aynı Kanun'un 142/2 a, 143/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.11.2017 tarihli ve 249 364 sayılı ile hükümlerin sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 26.11.2018 tarih ve 1067 2634 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılmasıyla, sanığın maktullere yönelik gerçekleştirdiği kasten öldürme suçundan TCK'nın 81/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca iki kez 25 yıl hapis cezasıyla, maktul ...'a yönelik gerçekleştirdiği nitelikli hırsızlık suçundan ise aynı Kanun'un 142/2 a, 143/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, bu hükümlerin de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.11.2020 tarih ve 398 2957 sayı ile; "(...) Dosya kapsamına göre; sanığın maktullerle oto kiralama işi yapan tanık ...'ın yanında tanıştığı, maktullerden uyuşturucu madde satın alıp kullanmaya başladığı, maktul ...'ın, maktul ...'ın asker arkadaşı olduğu, Bursa’ya geldiğinde onun adamı olarak hareket edip yanında çalışmaya başladığı, sanığın ...'a toplam 24.000 TL borç para verdiği, aksi kanıtlanamayan savunmaya göre, bu borcun bir kısmına karşılık olarak ...’ın 7,65 mm çapındaki tabancasını sanığa verdiği, ancak, borcunun tamamının ödemesini geciktirdiği, 08.03.2016 günü ...'ın çağrısı üzerine ...'nın kullandığı araçla, yanında arkadaşı tanık ... da bulunduğu halde, ...'ın işlettiği kahvehaneye geldiği, ..., ..., ... ve ...'ın oturup aralarındaki borç ilişkisini konuştukları, ...'ın, borcunu bu gece ödeyeceğini söylediği, tarafların buluşma yeri konusunda anlaşmalarının ardından, sanığın ...'la birlikte mekandan ayrıldığı, gece saat 01.50 sıralarında maktullerin sanığı telefonla arayıp, kendisini beklediklerini söyledikleri, yaklaşık yarım saat sonra maktullerin kiraladıkları otomobille sanığın bulunduğu aracın arkasına yaklaştıkları, maktul ...'ın kullandığı aracın ani bir manevrayla sanığın aracının önüne geçtiği, akabinde maktul ...'ın elinde silah olduğu halde inerek sanıktan araca binmesini istediği, bunun sanığın aniden aracında bulunan av tüfeğini alarak ateş etmesi suretiyle maktulleri öldürdüğü, ardından panikle cesetlerin ve maktullerin kullanımındaki otomobilin yerlerini değiştirdiği, ...'ın silahını alarak rastgele ateş ettiği olayda;
a) Maktuller ... ve ...'ı kasten öldürme suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanığın, maktul ...'ın kendisine silahla ateş ettiğine dair savunmasının, maddi delillerle desteklenmediği, ancak savunmanın diğer bölümlerinin dosya içeriğinde bulunan delillerle desteklendiği, böylelikle ilk haksız hareketin maktullerden kaynaklandığının kabulünde zorunluluk bulunduğu ve sanık hakkında her iki öldürme suçundan verilen cezalarda TCK'nin 29. maddesi uyarınca asgari oranda indirim yapılarak haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla cezalar tayin edilmesi,
b) İki maktulden birisine karşı hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın maktul ...'ın tabancasını çalmaktan ibaret eyleminde, yerel mahkemece isabetli olarak verilen mahkumiyet hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak, yeniden kurulan beraate ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, inceleme konusu suç yönünden ise CMK'nın 170. ve 225/1. maddeleri uyarınca usulüne uygun bir dava açılmadığı gibi, yerel mahkemece de CMK'nın 223. maddesi uyarınca herhangi bir hüküm de kurulmadığı halde, yazılı biçimde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından doğrudan mahkumiyet kararı verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.11.2021 tarih ve 2031 2401 sayı ile;
"I Maktuller ... ve ...'ın Kasten öldürülmesi suçu bakımından verilen direnme kararının açıklanması;
...Sanığın savunmasının baştan beri çelişkiler içerdiği, savunmanın aşamalarda değiştirildiği, genişletildiği, bu savunmalara yukarıda belirtildiği üzere itibar edilemeyeceği, kasten öldürme gibi insanın en temel yaşam hakkını hedef alan suçlarda sanığın bu şekilde çelişkili, dayanaksız, dosyadaki somut verilerle uyuşmayan beyanı nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmasının ve 25 yıl hapis olarak belirlenen cezanın 15 yıl hapis olarak belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, adalet duygularını inciteceği kanaatine varıldığından, bu konudaki bozma ilamına karşı direnilmiştir.
Yargıtay bozma ilamında, 'Sanığın, maktul ...'ın kendisine silahla ateş ettiğine dair savunmasının, maddi delillerle desteklenmediği, ancak savunmanın diğer bölümlerinin dosya içeriğinde bulunan delillerle desteklendiği, böylelikle ilk haksız hareketin maktullerden kaynaklandığının kabulünde zorunluluk bulunduğu ve sanık hakkında her iki öldürme suçundan verilen cezalarda TCK'nin 29. maddesi uyarınca asgari oranda indirim yapılarak haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması' bozma sebebi yapılmış ise de yüksek Yargıtay Ceza Dairesi tarafından da sanığın savunmasının özellikle maktul ...'ın sanığa silah çektiği silah ateş ettiği iddiasının kabul edilmemesine rağmen sanık savunmasının diğer bölümlerinin dosyada bulunan delillerle desteklendiği bildirilmesine karşılık sanığın yukarıda belirtildiği gibi savunmalarının sürekli çelişkili olduğu, olayın sebebiyle ilgili kesin, açık, doyurucu bir açıklamada bulunmadığı, ilk önce maktul ...'daki alacağı nedeniyle konuşurken kendi aracını satma konusunda görüşüp söz konusu aracı almak üzere peşinden geldiklerini söylediği halde daha sonraki aşamalarda maktullerin kendisinde para bulunduğunu düşünerek bu parayı almak amacıyla peşinden gelmiş olabileceklerini söylediği, bazı ifadelerinde maktullerin aracının kendisini arkadan takip ettiği ve arkasında durduğunu söylediği, Dairemiz duruşmasında maktullerin aracının kendisine sellektör yapması üzerine olay yerinde durduklarını söylediği, ancak bazı ifadelerde ise maktullerin aracının kendisini geçerek, önüne kırarak kendisini durdurduğunu söylediği, bu nedenle sanığın ifadelerinin hiç bir şekilde güvenilir bulunmadığı, kendisinin az ceza almasını sağlamak için kafasında şekillendirdiği bir oluş biçimini aşamalarda çelişkili biçimde aktardığı, sadece sanığın maktul ...'dan alacaklı olmasının haksız tahrikin uygulanması bakımından yeterli olmadığı, bunların dışında maktullerden kaynaklanan bozma ilamında ilk haksız hareketin ne olduğunun belirtilmediği, bu nedenle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği konusunda Dairemizde tam bir vicdani kanaat oluştuğundan...
II Sanığın olay yerinden tabanca çalma suçu bakımından verilen direnme kararının açıklanması;
...Yüksek Yargıtay Ceza Dairesi tarafından da sanığın savunmasının özellikle maktul ...'ın sanığa silah çektiği silah ateş ettiği iddiasının kabul edilmemesine rağmen sanık savunmasının diğer bölümlerinin dosyada bulunan delillerle desteklendiği bildirilmesine karşılık sanığın yukarıda belirtildiği gibi savunmalarının sürekli çelişkili olduğu, olayın sebebiyle ilgili kesin, açık, doyurucu bir açıklamada bulunmadığı, ilk önce maktul ...'daki alacağı nedeniyle konuşurken kendi aracını satma konusunda görüşüp söz konusu aracı almak üzere peşinden geldiklerini söylediği halde daha sonraki aşamalarda maktullerin kendisinde para bulunduğunu düşünerek bu parayı almak amacıyla peşinden gelmiş olabileceklerini söylediği, bazı ifadelerinde maktullerin aracının kendisini arkadan takip ettiği ve arkasında durduğunu söylediği, Dairemiz duruşmasında maktullerin aracının kendisine sellektör yapması üzerine olay yerinde durduklarını söylediği, ancak bazı ifadelerde ise maktullerin aracının kendisini geçerek, önüne kırarak kendisini durdurduğunu söylediği, bu nedenle sanığın ifadelerinin hiç bir şekilde güvenilir bulunmadığı, kendisinin az ceza almasını sağlamak için kafasında şekillendirdiği bir oluş biçimini aşamalarda çelişkili biçimde aktardığı, sadece sanığın maktul ...'dan alacaklı olmasının haksız tahrikin uygulanması bakımından yeterli olmadığı, bunların dışında maktullerden kaynaklanan bozma ilamında ilk haksız hareketin ne olduğunun belirtilmediği, bu nedenle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği konusunda Dairemizde tam bir vicdani kanaat oluştuğundan..." şeklindeki gerekçelerle bozma kararına direnecek sanığın önceki hükümler gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerinde sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2022 tarihli ve 12574 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.11.2022 tarih ve 2716 8958 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümleri istinaf edilmeksizin; Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda; ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasıyla, sanığın maktullere yönelik gerçekleştirdiği iki ayrı hırsızlık suçundan kurulan beraat hükümleri ile inceleme dışı mağdur ...’a yönelik gerçekleştirdiği hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeksizin, 6136 sayılı kanuna aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ise Özel Dairece temyiz isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme; sanığın maktullere yönelik kasten öldürme ve maktul ...'a karşı hırsızlık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1 Sanık ...’ın maktuller ... ve ...’ya yönelik gerçekleştirdiği kasten öldürme eylemi nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümlerinde haksız tahrik hükmünün uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının,
2 Sanığın, maktul ...’e yönelik hırsızlık suçuna konu eylemi nedeniyle usulüne uygun bir dava açılıp açılmadığı ile sanığın üzerine atılı suçun sabit olup olmadığının,
Belirlenmesine ilişkin ise de;
Bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesi tarafından, 04.10.2023 tarihli birinci müzakerede, sanığın maktullere yönelik gerçekleştirdiği kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin eksik araştırma sonucu kurulup kurulmadığının da değerlendirilmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine, bu husus da ön sorun olarak ayrıca değerlendirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
09.03.2016 tarihli olay yeri inceleme raporunda; aynı gün saat 10.05’de olay yerine gelindiğinin, olayın ... – Gökçeören tali yolunun 3. kilometresi olduğunun, ... istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan beton menfezin ağzında iki erkek cesedi bulunduğunun, (1) numara ile belirtilen cesedin maktul ...'a, (2) numaralı cesedin ise maktul ...’a ait olduğunun, cesetlerin ellerinden atış artığı tespit amacıyla svaplar alındığının, olay yerinde yolun tam ortasında bir miktar kan birikintisi ile araba camı kırıkları, üç adet plastik tapa, bir adet 9P ibareli paslanmış boş kovan, üç adet MKE 9P 15 ibareli boş kovan, üç adet ezik kurşun (deforme mermi çekirdeği) bulunduğunun, cesetlerin bulunduğu yere yaklaşık 90 metre uzaklıktaki ... plakalı aracın, değişik yerlerinden biyolojik svaplar alındığının, öldürme olayının gerçekleştiği bölgeden 700 metre güney batı istikametinde ormanlık alanda 7 adet bir yerde kümelenmiş, 15 adet farklı bir yerde kümelenmiş hâlde av tüfeği boş kartuşunun ele geçirildiğinin yazılı olduğu,
09.03.2016 tarihli kamera görüntüleri inceleme tutanağında; Gökçeören Mahallesi girişindeki kamera kaydında, saat 02.18 sıralarında beyaz Ford Transit marka açık kasa kamyonetin Bursa istikametinden gelerek ... Mahallesi istikametine doğru giriş yaptığı, aynı istikamette arkasından seyirle gelen ... plakalı Woklsvagen Jetta marka aracın da yine aynı Mahalleye dönüş yaparak peş peşe gittiklerinin, saat 03.08 civarında beyaz pikabın Gökçeören Mahallesi'nden Bursa istikametine doğru hızlı bir şekilde tek başına döndüğünün; Hanedan Restaurant isimli iş yerine ait kamera kayıtlarında, aynı gün saat 03.07 sıralarında beyaz pikabın Orhaneli istikametinden Bursa istikametine hızlı bir şekilde seyrettiğinin; Çubuk Et Restaurant isimli iş yeri kayıtlarında, saat 03.17 sıralarında beyaz pikabın hızlı bir şekilde Dikkaldırım Mahallesine doğru seyrettiğinin; ... Mahallesi Kavaalanı mevkiinde ikamet eden ...’nın evine ait kamera kayıtlarında, aynı aracın 07.03.2016 tarihinde (olaydan iki gün önce akşam saatlerinde) saat 17.47'de Bursa istikametinden gelerek ... Mahallesine seyrettiğinin ve kasasında 2 3 torba eşyanın görüldüğünün belirtildiği,
10.03.2016 tarihli muhafaza altına alma tutanağında; olay yerinde bulunan ... plakalı Jetta marka aracın kapı ve tavan söküm çalışmasından sonra; aracın sol ön kapı iç kısmından çıkan 1 adet tabanca mermi çekirdeği ile 3 adet tüfek saçmasının, aracın sağ orta direk alt eşiğinden çıkan 1 adet tabanca mermi çekirdeğinin muhafaza altına alındığının belirtildiği,
18.03.2016 tarihli tutanakta; sanığın suç tarihinde kullanmakta olduğu ... plakalı beyaz renkli Ford Transit marka açık kasa kamyonetin, Siteler Mahallesi Özdilek AVM otoparkında park edilmiş hâlde bulunduğunun, tüm aksamı sağlam olan, araçta mermi isabet izi olmadığının, aracın vites topuzu arkasında 5 adet Zuber 12 cal. av tüfeği dolu fişeği, göğüs kısmında küllük içinde ve üzerinde plastik ağızlık takılı 11 adet sigara izmaritinin bulunduğunun, araçta bulunan eşya üzerinden biyolojik svaplar ile toprak numunesi alındığının belirtildiği,
31.03.2016 tarihli uzmanlık raporunda; incelemeye konu olan ve tanık ...’ya ait evde elde edilen 24415 seri nolu Üzümlü marka 12 numara fişek atan sabit dipçikli üsttün kırma yan yana çift namlulu gizli horozlu tüfeğin, sağ namlusunun horoz kurma tertibatının arızalı olduğu, ateşleme iğnesine darbe yapamadığı, sol namlusunun ise mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, olay yerinde ele geçen 12 numara toplam 25 adet av fişeği kartuşunun çapına uygun tek bir (aynı) namlu ile atılmış olduklarının, bu 25 adet av fişeği kartuşunun tetkik konusu 12 numara av fişeği atan 24415 seri numaralı av tüfeğinden atılmamış olduklarının, sanığın ikametinden elde edilen sürgüsünün üzerinde 1295 Beretta Vzor yazılı 9 mm çaplı tabancanın yarı otomatik olduğu, olay yerinde ele geçen 9 mm çapında 3 adet kovanın ise; çap ve tipine uygun tek bir (aynı) silahla atılmış olduklarının, yine ... plakalı aracın sağ direk alt kısmından çıkartılan 1 adet mermi çekirdeği parçasının çapına uygun 9 mm ateşli silahla atılmış olduğunun, bu sözü geçen 3 adet kovan ile 1 adet mermi çekirdeği parçasının, incelemeye konu Beretta Vzor marka 9 mm çaplı tabanca ile atılmamış olduklarının, yine sanığın ikametinde ele geçirilen ve üzerinde 230 ibaresi bulunan 7.65 mm çaplı İspanyol yapımı Ruby tipi yarı otomatik tabancanın yapılan incelemesinde çap ve tipine uygun fişekleri patlatamadığının görüldüğünün yazılı olduğu,
07.04.2016 tarihli uzmanlık raporunda; ... plakalı beyaz Ford Transit marka kamyonetin çamurluğundan alındığı belirtilen toprak örneklerinin, Kovaçlar Mevkiinde meydana gelen olay mahallinden alındığı belirtilen toprak örnekleri ile benzer ve uyumlu bulgular içerdiğinin, kamyonetin paspasları üzerinden alından toprak örneklerinin ise olay yerinden alınan örneklerle benzer bulgular içermediğinin belirtildiği,
07.04.2016 tarihli uzmanlık raporunda; maktullere ait cesetlerin ellerinden alınan tüm svaplar üzerinde atış artıklarının tespit edildiği,
19.04.2016 tarihli uzmanlık raporunda; maktul ...’ın üzerindeki mavi renkli gömlekte atış artığına rastlanılmadığının, maktul ...’ın üzerinden çıkartılan polardaki deliklerin yakın atış sonucu meydana gelen giriş delikleri olduğu, maktullerin diğer kıyafetlerinde mevcut atış artıkları üzerinden atış mesafesi tayini ve tespiti yapılamadığının bildirildiği,
04.05.2016 tarihli uzmanlık raporunda; inceleme dışı mağdur ...’ın evinde ele geçen CORCIL marka 12 numara av fişeği atan gizli horozlu tek namlulu pompalı doldurmalı av tüfeğinin incelenmesinde, daha önceki raporda aynı namlu ile atıldığı belirtilen ve olay yerinden ele geçirilen 25 adet 12 numara av fişeği kartuşunun yapılan tetkikte CORCIL marka av tüfeğinden yapılmamış olduğunun tespit edildiği,
22.06.2016 tarihli uzmanlık raporunda; ... isimli şahsın kapısının önünde bulunduğu belirtilen PBeretta marka 9 mm çaplı yarı otomatik tabancanın çapına uygun fişekleri patlattığının, olay yerinde ele geçen 3 adet 9 mm çaplı kovanın PBeretta ibareli incelemeye konu numarasız yerli el yapısı tabancadan atılmış olduklarının, incelemeye konu Jetta marka aracın direğinden çıkarılan 1 adet mermi çekirdeği parçasının da yine PBeretta marka numarasız yerli el yapımı tabancadan atılmış olduğu tespit edildiğinin, yine aynı kapı önünde bulunduğu belirtilen SIG SAUER P250 marka 7,65 mm tabancanın yarı otomatik bir tabanca olduğunun, çap ve tipine uygun mermileri patlatabildiğinin, kayıtlı olaylar arşivinde bu tabancaya uygun bir olayın tespit edilemediğinin, her iki tabancanın da 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında yasak niteliği haiz silahlardan olduğunun belirtildiği,
24.06.2016 tarihli otopsi tutanağında; maktul ...’ın ölümü sırasında alkollü olmadığı, vücudunda toksik madde veya uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, kişinin ölümünün av tüfeği saçma tanesi yaralanmasına bağlı kalp, akciğer, karaciğer, ince ve kalın bağırsak, mesane yaralanması sonucunda meydana geldiğinin, kişiye 3 adet av tüfeği atışı isabet ettiğinin, sağ üst kol ve sağ göğüs kafesi dış yanda tarif edilen yaraların tıbben tek atış ile oluşmasının mümkün olduğunun belirtildiği,
24.06.2016 tarihli otopsi tutanağında; maktul ...’ın cesedinde yapılan incelemede, sırtta sol taraf torakal 11. omur hizasında cilt altında ele gelen kitlede deforme tekli saçma tanesi, yine 10. omur hisasında cilt altında ele gelen kitlede 3 adet saçma tanesi ve sol böbrek loju arka yüzde cilt altında ele gelen kitlede bir adet tekli saçma ve arkasında 2 parçaya ayrılmış plastik tapa ile 1 adet bilye şeklinde bakır görünümlü şevrotin elde edildiğinin, kişinin ölümü sırasında alkollü olmadığı, vücudunda toksik madde veya uyuşturucuya rastlanmadığının, kişinin ölümünün av tüfeği, saçma tanesi yaralanmasına bağlı, kalp, akciğer,karaciğer, dalak ve pankreas yaralanması sonucu meydana geldiğinin, kişiye 3 adet av tüfeği atışı isabet ettiğinin, sağ üst kol ve sağ göğüs kafesi dış yanda tarif edilen yaraların tıbben tek atış ile oluşmasının mümkün olduğunun, otopsi esasında cenazeden elde edilen plastik tapa ve saçma tanelerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin bildirildiği,
Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/83 esas sayılı dosyasında sanık konumunda bulunan maktul ... hakkında alınan dinleme kararına istinaden elde edilen teknik takip ve telefon dinleme kayıtlarında;
08.03.2016 tarihinde; sanığın kullandığı cep telefonu ile maktul ...'ın kullandığı cep telefonu arasında saat 19.30’da;
Maktul ...’ın sanığa "gel çay söyliyim abi" dediği, sanığın; "he yok yok şu işi halletmedin mi ne oldu benim iş" ...’ın; "geley diyom işte sana abi", sanığın; "abi işim var, şeye gitcem, ...’ın yanına" dediği, ...’ın; "he sen geç oraya işini hallet, sonra gel benim yanıma abi ben de işini halledeyim" dediği,
Tanık ...'ın kullandığı cep telefonu ile maktul ...'ın telefonu arasında saat 19.30’da;
Maktul ...’ın; "Şimdi ... aradı, ne yaptın dedi, bizim işi dedim, çık gel buraya, ...’ın yanına gidiyom dedi, ondan sonra geliyim dedi, gel çay söyliyim, işini de halletcem senin dedim, nasıl yapalım abi şimdi?" dediği, ...’ın; "nasıl olması gerekiyorsa, ben yüklencem ona", ...’ın; "tamam, o gelsin benim kucağıma, tatlı pres yapayım, ona yapışayım abi", ...’ın; "aynen o şekil yapalım", ...’ın; "böyle böyle gelmişler, hemen acil dicem, iki ayağını bir pabuca sokayım, sen onun psikolojisini boz ordan”, ...’ın; "aynen", ...’ın; "o benim kucağıma gelsin, ben de tatlı tatlı değdireyim abi göndereyim onu", ...’ın; "iyi tamam", ...’ın; "dönerim abi ben sana geldiğinde iş koyarsın, çıktığı zaman ona göre şey yapayım", ...’ın; "ben de onu bekliyom, kaçıcam ondan sonra onu bekliyom bir gelsin" dediği,
Sanığın maktul ...’ın kullandığı cep telefonuna saat 20.24’te gönderdiği SMS’de; "para ayarladın mı?" yazdığı,
Maktul ...'ın cep telefonu ile sanığın telefonu arasında saat 21.40’ta;
Maktul ...’ın; "Rodop’un ordaki kahvedeyim oyun oynuyorum", sanığın; "tamam tamam ben de geliyorum, garajın ordayım", ...’ın; "tamam tamam abi görüşürüz" şeklinde konuşmaların geçtiği,
Tanık ...'ın kullandığı cep telefonu ile maktul ...'ın telefonu arasında saat 22.20’de;
Tanık ...’ın; "ee?", maktul ...’ın; "şimdi yolculadım abi ya yolculadım, tek değildi, az sonra gitcem tekden onu alcam, bir yere bırakmak için, orada konuşacağım, orda konuşurum", ...’ın; "daha konuşmadın mı", ...’ın; "yarım saat sonra alıcam abi, ... falan yanındaydı, ben hiç... onun yanında ...", ...’ın; "ee", ...’ın; "dedim git işini halleti seni alayım ben, sonra tamam dedi, bir iki yere uğrayacaz dedi, ondan sonra beni ordan al, dedim tamam alırım", ...’ın; "nasıl olumlu olacak gibi mi?", ...’ın; "s..ke s..ke olacak abi ya" dediği,
Sanığın kullandığı cep telefonundan maktul ...’ın telefonuna saat 23.11’de gönderdiği SMS’de; "ben az içiyorum, senden haber bekliyorum bilgin olsun" yazdığı, yine saat 23.22’de gönderdiği SMS’de; "cevap yazmadın" şeklinde mesaj gönderdiği,
Maktul ...’ın sanığa saat 23.22’de gönderdiği SMS’de; "Bekliyorum abim" yazdığı,
09.03.2016 tarihinde; sanığın cep telefonu ile maktul ...'ın telefonu arasında saat 01.20’de;
Telefonda konuşan maktul ...’ın; "abi napıyon", sanığın; "İyi sen ne yapıyon", ...’ın; "iyi abi bekliyoz", sanığın; "he", ...’ın; "adamlar daha gelmedi", sanığın; "he", ...’ın; "bekliyoz adamı", sanığın; "ne zaman gelir?", ...’ın; "vallahi abi", sanığın; "beni köye atın", ...’ın; "ne zaman gelir, biz de gelmesini bekliyoz, bilmiyoz ki", sanığın; "atın beni", ...’ın; "tamam abi tamam" şeklinde konuşmaların geçtiği,
Sanığın cep telefonu ile maktul ...'ın telefonunu açan maktul ... arasında saat 01.24’te; sanığın; "aynı yerde misiniz?", ...’ın; "he aynı yerdeyiz abi, çıkacaz, çıkacaz zaten son parti kalmış ... abi oyun oynuyor" şeklinde konuşmaların geçtiği,
Sanığın cep telefonundan maktul ...’a saat 01.49’da gönderdiği SMS’de; "geldim" yazdığı,
Sanığın cep telefonu ile maktul ...’ın telefonu arasında saat 01.50’deki görüşmede;
Sanığın; "geldim, yoksunuz", telefonu alan ...’ın; "sen oraya mı geldin?", sanığın; "Ordayız dedin ya", ...’ın; "abi biz çıktık sana dedim Hacı abiyi bırakıyoruz", sanığın; "nerede buluşalım", ...’ın; "evin oraya gel abi evin oraya", sanığın; "tamam köye bırakacaksınız ya beni", ...’ın; "evin orada denk geliriz", sanığın; "köye bırakacaktınız ya", sonra telefonu alan ...’ın; "araba yok mu?", sanığın; "köye bırakıcaz geri dönecez", ...’ın; "tamam gel abim", sanığın; "ben şimdi kahvenin ordayım, o Missi'nin üstündeki park alanında buluşalım", ...’ın; "ben orayı bulamam da şey tam yol üstünde Orhaneli yolunda beklersin abi dörtlülerini yak", sanığın; "tamam", ...’ın; "ben de basıp geliyorum, çekirgeden aşağı iniyorum, beş dakikaya ordayım" şeklinde konuşmaların geçtiği,
Sanığın cep telefonu ile maktul ...’ın telefonu arasında saat 02.01’de;
Maktul ...’ın; "efendim abi?", sanığın; "nerdesin abim?", ...’ın; "abi yolun üstünde durmuşum ya", sanığın; "ben girdim hı", ...’ın; "gel Görürsün abi, Orhaneli’ye doğru gir abi, gir görürsün, zaten baya ilerdeyim ya", sanığın; "BP’yi felan geçtin mi?", ...’ın; "yok abi geçmedim en son", sanığın; "e ben Shellin önündeyim", ...’ın; "abi ben oraları geçtim, Orhaneli yolundayım ben içerdeyim", sanığın; "Shellin Shellin", ...’ın; "baya ilerdeyim, Orhaneli yolunda" şeklinde konuşmaların geçtiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ...; kardeşi olan maktul ...'ın iki yıldır Bursa'da diğer maktul ... ile birlikte yaşadığını, maktul ...'ın asker arkadaşı olan maktul ...’ın düşmanlarının olduğunu ve kardeşi maktul ...’ın da olay günü yanında olması nedeniyle öldürüldüğünü düşündüğünü, maktul ...’ın kötü bir alışkanlığı olmadığını, bir düşmanı olduğunu da bilmediğini,
Tanık ....; Gemlik Demirsubaşı Mahallesindeki "... Restaurant" isimli iş yerini yaklaşık bir yıldır işlettiğini, sanığı tanımadığını ve ondan tabanca satın almadığını,
Tanık .....; kalıp işçisi olduğunu, maktulleri tanımadığını, 2010 yılından itibaren tanıdığını sanığın uyuşturucu kullandığını, cezaevine girip çıktığını, bir ay kadar önce ... ,,,’den 95.000 TL parayı yaptığı işe karşılık almasına rağmen, elemanlarına parayı vermeden ortadan kaybolduğunu, sanıkla ortaklığı olduğunu, ancak prim usulü çalıştığını, parayı alamayan işçilerin işi bıraktıklarını, kendisinin de sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, bu fesihten sonra kalan 36.000 TL bakiye alacağının da sanık adına yattığını, ancak bu kez bu parayı kendisinin çekerek işçilere dağıttığını, sanıkla 4 yıl boyunca hiçbir sıkıntı yaşamadan çalışıp para kazandıklarını, şirketin mail adresine gönderilen faturalardan sanığın internet sitesinden alışveriş yaptığını ve 05.03.2016 günü şaka oyunları sitesinden sakal ve bıyık siparişi verdiğini gördüğünü, sonra yine padişah sakalı, Batman maskesi, Michael Jackson peruğu, siyah sakallı bıyık, siyah beyaz sakal, korsan maskesi siparişlerini arkadaşı tanık ... ... adına verdiğini öğrendiğini, sanığın 16 JPJ 58 plakalı beyaz Ford Transit pikabı olduğunu başka bir aracı olmadığını, bildiği kadarıyla maddi bir sıkıntısı da olmadığını, sanığın kız arkadaşı tanık ...’un akşam saatlerinde kendisini arayarak sanığın 2 kişiyi vurduğunu söylediğini,
Tanık ... ... kollukta; maktul ... ile yabancılar şubesinde tombala oynamaya giderken bir yıl önce tanıştığını, sanığı ise 5 yıldır tanıdığını, 07.03.2016 günü saat 08.00 civarı sanığın evine gelerek, kendisine; “Senin adına sipariş verdim senin adrese gelecek onu almaya geldim.” dediğini, saat 10.00’da kargodan gelen, paketin içinden saç, sakal, bıyık, maske gibi malzemeler çıktığını, sanığın bununla kılık değiştirerek ... ...’ün müdürünü kaçıracağını söylediğini, sanıkla her konuştuğunda ormanda gizli bir yer yaptığını, bir aylık erzak depoladığını, bahsettiği ... ...isimli şahıstan sonra ..., ... ve 6 kişinin daha bulunduğu bir liste yaptığı ve bunları vuracağını söylediğini, 07.03.2016 tarihinde saat 14.00 civarı sanığın kendi adına habersizce av tüfeği siparişi verdiğini, sanıkla buluşarak birlikte kargoya gittiklerini, kendi adına gelen kargoya sanığın 550 TL verdiğini, paketi aldıklarını, içinde av tüfeği olduğunu sanığın kendisine söylediğini, bu siparişi sanığın kendi adına vermesine daha önce faturalarını ve kirasını ödediğinden bir şey diyemediğini, aynı gün saat 15.00 sıralarında sanığın kendisini eve bırakıp av tüfeği fişeği alacağını ve Gökçeören köyüne gideceğini söylediğini ve ayrıldıklarını, 08.03.2016 tarihi saat 20.00 sıralarında ise sanığın evine geldiğini, evde o sırada akrabası ... ve kızı ... ismindeki iki kişi olduğunu, saat 21.00 sıralarında Salı ve Perşembe günleri polis merkezine imza için gittiğinden birlikte dışarı çıktıklarını, sanığın kullandığı aracın beyaz renkli arkası açık bir pikap olduğunu, polis karakoluna gitmeyi beklerken sanığın aracı doğrudan Beşyol tarafına sürmeye başladığını, sorduğunda kendisine; “...’ın kahvesine gidiyoruz ... ile görüşmem gerekiyor.” dediğini, "Rodos Restorant" isimli iş yerinin yanında bulunan kahveye vardıklarında maktullerin yanlarına geldiğini, aynı masada 4 kişi oturduklarını, bu sırada sanığın aracını 10.000 TL karşılığında bir başkasına sattığını ve ... ...’den 30.000 TL alacağı olduğunu maktul ...’a söylediğini duyduğunu hatta bu alacağı için ... ...’ün müdürünü dağa kaldıracağını söylediğini, bu sırada maktul ...’ın da aracın satışından gelen para ile sanığa olan 2.000TL’den oluşan toplam 12.000 TL’yi aynı akşam verip arabayı da sanıktan alacağını söylediğini, sanığın maktullere önce pikapla köye çıkacağını, kendilerini takip etmelerini, sonra parasını alıp arabayı onlara vereceğini söyleyerek anlaştıklarını, yaklaşık yarım saat civarı süren bu konuşmalardan sonra sanıkla birlikte kahveden çıktıklarını sanığın kendisini saat 23.00 sıralarında eve bıraktığını, sonra da pikabına binip gittiğini, sanığın uyuşturucu kullandığını bazen kendisinin yanında da içtiğini, ... isimli cep telefonu dükkânı olan bir dostu olduğunu, son zamanlarda sanığın işlerinin iyice bozulup maddi sıkıntı çekmeye başladığını ve uyuşturucu almakta zorlandığını, 08.03.2016 günü buluştuklarında cebinde sadece 40 TL parası olduğunu, bildiği kadarıyla sanığa uyuşturucuyu maktul ...’ın temin ettiğini, zaten uyuşturucuya sanığı maktul ... ve arkadaşlarının alıştırdığını,
Bölge Adliye Mahkemesinde; önceki ifadesini tekrarla, maktul ...’ın gece saat 01.00’den sonra tombala oynattığını bildiğini ancak sanığın bu suçu nasıl işlediğini anlayamadığını, sanığın olay akşamı da uyuşturucu kullandığını, hatta yanındaki kızın bu kişi ile gitmemesini, başının belaya girebileceğini söylediğini, maktuller ile kahvede otururken sanığın arabasını maktul ...’a sattığını söylediğini, ancak ... ...’ün müdürünü kaçıracağını söylemediğini bu hususla ilgili planlarını 1 2 aydır sadece kendisine söylediğini,
Tanık ...; maktul ...’ı tanıdığını, 4 ay önce amcası ....ile gezerken tanıştıklarını, 08.03.2016 tarihi sabah 10.00 sıralarında Beşyol Rodos Restorant isimli iş yerinin altındaki kahveye geldiğini, maktul ...’ın da akşam saatlerinde kahveye geldiğini, amcası ... ve ... ile birlikte 09.03.2016 saat 01.20’ye kadar orada oturduklarını, buradan ...’ın kullandığı Jetta marka araçla amcası .... ve kendisini evlerine bırakarak eve gideceğini söyleyip ayrıldıklarını, birlikte kahvede iken ...’ın kimseyle telefonla görüştüğünü görmediğini, bildiği kadarıyla ...’ın kardeşi ...’in cinayetten içeride olduğunu, isimlerini bilmedikleri kişiler ile kan davalı olduklarını hatırladığını,
Tanık ....; 08.03.2016 günü saat 22.00 sıralarında, "Mazi" isimli kıraathaneye geldiğini, içeride maktuller ile sanık ve ismini bilmediği bir şahsın bir masada oturduklarını gördüğünü, yaklaşık yarım saat sonra da sanık ve yanındaki şahsın kalkıp gittiğini, maktullerin ise gece saat 01.00 civarı birlikte çıkıp gittiklerini, maktul ...’ı 3 4 yıldır tanıdığını ancak maktul ...’ı tanımadığını, ne iş yaptıklarını bilmediğini, maktullerin bahsettiği kıraathaneye 2 3 günde bir geldiklerini,
Tanık ...; oto kiralama işi ile uğraştığını, maktul ...’ı iki üç yıldır tanıdığını, bildiği kadarıyla tombala üzerine bir iş yeri işlettiğini, uyuşturucu işi yaptığını duyduğunu, adı geçen maktulün kardeşi ...'in Eylül ayında iki kişiyi öldürdüğünü, ...’ın kendi kiraladığı araçları kullandığını, bu nedenle kendisine 7.000 8.000 TL civarında borcu olduğunu, maktul ...’ın bir bilardo salonu ve kendi iş yerinin yanındaki telefon dükkanını da işletiğini, bu dükkânın işletilmesinde kendisinin aracı olduğunu, daha sonra bu dükkanı yine kendi aracılığı ile sanığın kız arkadaşı olan tanık .... için aldığını ve yaklaşık 4 aydır adı geçen tanığın bu dükkanı işlettiğini, maktul ...'ı ise 2 3 yıldır tanıdığını, maktullerin birlikte gezdiklerini, sanığı da tanıdığını, sanığın kendi kiraladığı araçları kullandığını, araçları ismini bilmediği ortağı ile kullandığını, son zamanlarda işleri bozuk olduğu için ve kumar oynadığı için sanığın maddi durumunun sıkıntılı olduğunu, kendisine telefon dükkânı ve araç kiralarından dolayı yaklaşık 15.000 20.000 TL borcu olduğunu, bu sözleşmeler nedeniyle sanığın 3 adet açık senedinin kendisinde olduğunu, bu senetleri ibraz edebileceğini, yine maktul ...’ın da kendisine borçlu olduğunu, bunları da ibraz edebileceğini, kendisinin uyuşturucu yakalattığı için cezaevine girdiğini ve 03.03.2016 günü cezaevinden çıktığını, maktul ...’a da sanığa da kendisine olan borçlarını ödemeleri için haber gönderdiğini ancak sanığın abisi Recep’e kendisine borcu olmadığını, hatta alacağı olduğunu söylediğini duyduğunu, 05.03.2016 günü sanıkla görüştüğünde borcunu kabul ettiğini ve en kısa zamanda ödeyeceğini söylediğini, 08.03.2016 Salı günü ısrarla aramaları sonucunda sanığa ulaştığını, sanığın aynı gün saat 20.00 ‘da kendi iş yerine Ford Transit marka pikap ile tek başına geldiğini, konuştuktan sonra saat 22.00 sıralarından kendisine olan borcunu ne zaman vereceği konusunu netleştireceğini söylediğini, sonra maktul ... ile buluşacağını söyleyince kendisinin maktul ...’ı aradığını, dükkan alışverişinden dolayı ...’dan dükkanı sanıktan alıp kendisine vermesini söylediğinde ...’ın da kendisine; "Abi ....bana 20.000 TL para verdi ben dükkanı ...’dan alamam." dediğini, kendisinin de bunun üzerine; "Madem böyle neden zamanında söylemiyorsun" dediğini, amacının alacaklarını tahsil etmek olduğunu söylediğini, kendi aralarında ne konuştuklarını bilmediğini, akşam buluşup görüştükten sonra sanığa mesaj attığını parayı verip vermeyeceğini sorduğunu, sanığın da kendisine ileriki tarihlerde vereceğini söylediğini, maktul ...’ın ise kendisine sanığı sıkıştıracaklarını ima eden bazı şeyler söylediğini ancak aralarındaki meseleyi bilmediğini, cezaevinde iken duyduğu kadarıyla bir ay kadar önce maktuller ve sanığın İstanbul’dan gelirken araçta bir silah yakalattıklarını, silahı ...’ın üzerine aldığını, birlikte bir şeyler yaptıklarını ancak detayını bilmediğini, sonra kendileri ile ayrı ayrı konuştuklarında maktul ...’ın sanığa 20.000 TL borcu olduğunu söylediğini, şimdi düşündüğünde her ikisinin de kendisine borçlarını ödememek için yanlış bir şeyler söylediklerini, 09.03.2016 tarihinde saat 13.00 civarında maktullerin öldürüldüğünü öğrendiğini, son zamanlarda sanığın fazla miktarda uyuşturucu (metanfetamin) kullandığını öğrendiğini, ayrıca tefecilerden para aldığını ve borcu olduğunu kendisine söylediğini, sanığın bir aydır kız arkadaşından ayrı olduğunu, ...’ın dükkanı sanığa devri için kendisinin aracılık ettiğini, bu olayın neden olduğunu bilmediğini ancak alacak verecek meselesinden kaynaklandığını tahmin ettiğini, maktullerin silah taşıdıklarını bildiğini ancak sanıkta önceden bir silah görmediğini,
Tanık ... kollukta; sanık ile 3 yıl önce tanıştıklarını sonra sevgili olduklarını, işlettiği ...İletişim adlı dükkanı açarken sanığın kendisine yardımcı olduğunu, sonra annesi ile birlikte dükkanı tamamen devraldığını, sanığın bir bağının kalmadığını, bu dükkanı daha önce maktul ...'ın işlettiğini duyduğunu, sanığın kendisine ...’dan yaklaşık 20.000 TL alacağı olduğunu söylediğini, sanıkla tanıştığı günden beri devamlı alacak verecek konularını konuştuğunu, birilerini vuracağını ve 10 kişilik isim listesi çıkardığını, kiralık olarak kullandığı aracın içinde bir keresinde siyah parlak uzun bir av tüfeği gördüğünü, bu tüfeği aracın arkasında devamlı bulundurduğunu, birlikte oldukları sırada uyuşturucu kullandığını görmediğini, olaydan yaklaşık 20 gün önce sanıkla kavga edip ayrıldıklarını, sürekli kendisine mesaj attığını, öldürme olayı olduktan 2 3 gün sonra başka bir telefondan arayarak; "Neredesin çok vaktim yok seni görmek istiyorum aşağı in" dediğini, evde olmadığını söylemesi üzerine bir daha aramadığını,
Tanık ...; sanığın teyzesinin torunu olduğunu, 09.03.2016 günü sabah saatlerinde evine gelen sanığa; "Hayırdır sen buraları bilir miydin?" dediğini, sonra sanığın kendisine; "Abi sana araba lazımmış Kangoo’yu getirdim." dediğini, sanığa; "Araba alacak durumum yok." diye cevap verince kendisine bir pikap getirdiğini söylediğini, birlikte kahvaltı yaptıktan sonra evden çıktıklarını, eve geri döndüğünde sanığın annesi Meryem’in de eve geldiğini gördüğünü, sanığın ise evde uyuduğunu, eşinin kendisine; "Sen evde yokken ... arabadan poşetler indirdi" dediğini ve poşetlerin içine baktığında bir tane siyah renkli otomatik av tüfeği ve bir tabanca olduğunu, ayrıca açıkta bir çifte kırma av tüfeği olduğunu gördüğünü, sanığı uyandırdığında, belinde bir küçük tabanca daha olduğunu fark ettiğini, poşetlerin içinde maske de bulunduğunu, sanığın daha önce arıcılık yaptığı için lazım olduğunu söyleyerek; "Bu çifte kırma av tüfeğini sana getirdim" dediğini, annesi Meryem’in de daha önceki bu konuşmadan haberdar olduğunu, evde sanık, kendisi ve eşinin kaldığı bir anda, sanığın mutfakta sigara içerken kafasının bozuk olduğunu ve biraz kafa dinlemek için dağa gideceğini, bu silahları da onun için aldığını söylemesi üzerine ona babasından kalma Süleymaniye köyü merasında iki katlı ahşap bir bina olduğunu, ancak kalınacak durumda olmadığını da söylediğini sanığın sonra; "Ben gideyim" diyerek evdeki av tüfeği ve tabancanın bulunduğu poşet ile ekmeklerin olduğu poşeti alıp kendisi ile birlikte dışarı çıktığını, yaklaşık 100 metre ileride bulunan çeşmenin başında sanığın sigara yakarak kuzeni Deniz Demir’den bahsettiğini, cezaevinden çıktığını söylediğini sonra sanığın kendisine eve geldiği arabayı gösterdiğini, arabanın beyaz renkli açık kasa bir Ford Transit olduğunu, sonra sanığın elindeki poşetlerle dedesinin eski evinin bulunduğu mevkiye doğru gittiğini kendisinin ise köpekler için aldığı artık ve sanığın verdiği çifte kırma av tüfeği ile yanında sayısını bilmediği fişeklerle Uluyol Mevkiindeki çadıra gittiğini, burada köpekleri ve arıları olduğunu, av tüfeğini yastıkların yanına doğru koyduğunu, fişekleri de naylonun altına sakladığını, köpekleri besleyip eve geri döndüğünü, öldürme olayını ne şekilde gerçekleştirdiği hususunda bilgisi olmadığını,
Tanık ...; sanığın 09.03.2016 tarihi saat 06.15 sıralarında evlerine geldiğinde, elinde herhangi bir şey olmadığını, sanığın eşi tanık ...’e; "Dayı komyonet arıyormuşsun sana kamyonet getirdim." dediğini, eşinin de kamyonete ihtiyacı olmadığını söylediğini, ...’ya hayırdır diye sorduğunda sanığın eşine; "Başım belada, evde sorunlarım var, kahve işlettiğim şahıslardan 22.000 TL alacağım var onu alamıyorum." dediğini, akabinde eşinin komşularının vefat ettiğini öğrenerek, cenazeye gitmek için evden ayrıldığını, sanığın bu sırada evde kaldığını, kendisinin de cenaze evine doğru eşinin arkasından dışarı çıktığını, evin yaklaşık 100 metre ilerisindeki çeşmenin yanında açık kasa beyaz bir kamyonet durduğunu, aracın kasasında 2 3 torba kum olduğunu, plakasının sökülmüş olduğunu, cenazeden sonra sanığın annesi Meryem’i evlerine çağırdığını, Meryem’in de oğluna kızarak; "Bıktım bunlardan ne güzel işi vardı böyle insanlara bulaşıp kahve açtı başını belaya soktu. Gitsin yatsın çeksin cezasını dediğini, her tarafa borç yaptı." dediğini, eve geldiğinde sanığın hala kanepenin üzerinde uyuduğunu, kendisinin de evden çıkıp kızının evine gittiğini, sonra sanığın annesi Meryem’i tekrar aradığını, yaklaşık 10 15 dk sonra Meryem’in evlerine geldiğini, elinde 2 poşet olduğunu, bunlardan birinde 4 5 ekmek diğerinde 2 tane meyve suyu olduğunu, Meryem ile mutfakta otururlarken eve gelen eşi ...’in Meryem’e; "Senin oğlun ... sabahın köründe evime geldi geldi al götür bunu ne yapacaksan yap." dediğini Meryem’in ise; "Gitsin teslim olsun ne yaparsa yapsın." dediğini, sonra Meryem’in oğluna bağırarak; "Ne yaptın sen ne işin vardı senin köyde!" dediğini, sanığın ise annesine; "Babamın çift kırma av tüfeğini almaya gittim, adamlar beni aradılar köye çağırdılar ben de yanımda bulunsun diye aldım, tüfekle bir şey yapmadım. Adamlar beni Gökçeören ile ismini bilmediğim bir köy arasına çağırdılar sonra diğer şahısların silahla oynadığını fark edince onlara ateş ettim, ölüp ölmediklerini bilmiyorum." dediğini duyduğunu, bu konuşmaları mutfağa çay almak için girdiğinde duyduğunu, kendisinin de sanığın yanına gidip; "Üstüne biri gelse onu ne yapacaktın" diye sorduğunu sanığın da kendisine; "Onu da vururdum" dediğini, hatta öldürdüğü kişinin kardeşinin cezaevinde olduğunu, bugün de mahkemesinin bulunduğunu, bu şahısların hasımları olduğu için kendisinden şüphelenmeyeceklerini söylediğini, sanığa; "arkanda 3 çocuk var onlara babanız katil diyecekler hiç mi düşünmedin" dediğini, sanığın; "Ben vurmasam onlar beni öldürecekti" dediğini,
Tanık ...; sanığın oğlu olduğunu, demir kalıp işi yaptığını ancak son zamanlarda uyuşturucu kullandığı için işlerinin bozulduğunu, tefecilerden para aldığını, bunları geri ödediğini, kimseye borcu olmadığını söylediğini, beyaz renkli arkası açık bir pikap sahibi olduğunu, durumu kötü olduğu için yaklaşık bir hafta önce oğlunun kendisi ile aynı apartmana taşındığını, bu apartmanın kendisine ait olduğunu, Çarşamba sabahı Jandarmanın eve gelerek oğlunun arandığını söylediğini; bu şekilde sanığın cinayete karıştığını öğrendiğini, aynı gün öğle saatlerinde akrabası tanık ...’nın eşi tanık Hayriye’nin kendisini arayarak cenaze olduğunu ve gelmesini istediğini, Hayriye’nin evine gittiğinde kendisine; "...’nın başında bir olay var, ... burada." dediğini, kendisinin de ...’e; "Bunu niye eve aldın zaten senin hapis cezan var yine hapse girersin." dediğini, ...’in de kendisine; "Ne yapayım gecenin bir yarısı kapımı çaldı gece yatar sabah gider diye aldım." dediğini, sonra evde oğlu sanık ile konuştuklarını, sanığın kendisine; "Anne beni iki arkadaşım konuşacağız diye bizim köyün oraya götürdüler, Uludağ yoluna çıkarttılar, burada bir anda tavırları değişti, ellerindeki silahla bana ateş ettiler, ben de ellerindeki silahı alarak onların ikisini de vurdum, ölüp ölmediklerini bilmiyorum." dediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık soruşturma aşamasında; Bursa’da kılıfçılık yapmakta olduğunu, Zafer Mahallesinden tanık ...’dan devamlı araç kiraladığını, bu esnada oraya gelip giden maktuller ile tanıştıklarını, bunların ne iş yaptığını bilmediğini, 2016 yılı Şubat ayında maktul ...'ın kardeşi Deniz cezaevinde olduğu için kendisinden borç para istediğini, kendisinin de önce 1.500 TL, sonra 2.500 TL ve en son da 20.000 TL olmak üzere borç parayı Beşyol’da bulunan kahvehanede teslim ettiğini, bu parayı verirken maktul ...’ın arkadaşı Cavit Demir ve Cavit’in amcası Hacı Demir’in de şahit olduğunu, ... ile ara sıra telefonla görüştüklerini, bir gün borcuna istinaden bir adet 7.65 mm çapında bir tabancayı kendisine verdiğini, bu tabancayı alarak kullandığı ... plaka aracın torpido gözüne koyduğunu, sonra bir keresinde ... ile çay içip sohbet ederken ikisinin de av merakı olduğunu öğrendiğini, internetten bir av tüfeği bakarken hoşuna gittiğini ve sipariş verdiklerini ancak bu tüfeğin tanık ...’ın ismiyle onun evine gönderilmesini istediğini, daha sonra tanık ... ile birlikte bu av tüfeğini kargodan teslim aldıklarını, bu tüfeğin Üzümlü marka 10+1, 12 kalibre bir tüfek olduğunu, bu tüfeği transit marka aracın koltuğunun altında durduğunu, daha sonra bir av bayiinden 40 adet fişek satın aldığını, 08.03.2016 günü saat 21.00 sıralarında maktul ... ile telefon görüşmelerinde ...'ın kendisinden borç aldığı paranın hazır olduğunu ve saat 22.00 sıralarında Beşyol'da bulunan Rodop Restorant isimli iş yerinin altındaki kahveye gelmesini söylediğini, bu sırada yanında bulunan tanık ... ...’un kendisini ile gelmek istediğini söylediğini, ... ile birlikte ...’ın söylediği kahveye gittiklerini, burada maktullerin olduğunu, 4 kişi oturup konuştuklarını, ...’a parayı verip vermeyeceğini sorduğunu, ...’ın da kendisine; "Saat 00.30 gibi bir yerden para gelecek ben seni arar haber veririm" dediğini, sonra tanık ... ile ayrılıp onu eve bıraktıktan sonra arabasının bagajında bulunan tüfeği Gökçeören Mahallesindeki babasından kalma eve bırakmak için gittiği sırada maktul ... ile telefonda görüştüklerini, ...’ın kendisine nerede olduğunu sorduğunu kendisinin de Gökçeören Mahallesine gideceğini söylediğini, sonra kendisine; "Hacı’yı bırakınca işim bitecek" dediğini, sonra tekrar aradığında köy yolunda olduğunu söylediğini ve kapattığını, ... plakalı araçla 19.03.2016 tarihi saat 01.30 civarında Gökçeören Mahallesi Kovaçlar Mevkiine giderken yol kenarındaki yazlık evlerin bulunduğu yerde arkasından bir aracın geldiğini fark ettiğini, aynadan baktığında aracın maktullerin kullandığı Jetta marka araç olduğunu anladığını, aracın hızını artırdığını, bu esnada silah sesi duyar gibi olduğunu, Kovaçlar mevkiinde bulunan keskin viraja geldiğinde maktullerin aracının sol taraftan hızlı bir şekilde geçerek aracı önüne kırdığını, kendisinin de yavaşlayıp durmak zorunda kaldığını, aracın açık camından; "Ne yapıyorsunuz?" dediğini, bu sırada ...’ın sağ yolcu tarafından inerek sağ arka kapıyı açtığını ve elinde bir tabanca olduğunu, kendisine doğru doğrultarak; "Arabadan in bizim aracın ön koltuğuna otur" dediğini, ...’ın ise şoför koltuğunda bulunduğunu, kendisine; "... gel yanıma otur." dediğini, kendisinin aracın kapısını açarak kapıyı kendisine siper edip eğilerek indiği ve ...’a; "... ne yapıyorsunuz indirin silahı!" dediğini, ...’ın ise bu esnada; "Bursa’ya bedeller ödendi, alacaz ama artık vermeyeceğiz." dediğini, kendisinin aracının koltuğunun altında bulunan üzerinde şarjör takılı üzümlü marka 12 kalibre av tüfeğini kurma kolunu çekerek doldurduğunu, aracın sol tarafındaki boşluğa doğru bir el ateş ettiğini, sonra ...’ın bulunduğu yerden ...’ın olduğu tarafa aracın arkasına geçtiğini ve silahını kendisine doğrulttuğunu, kendisinin aracından inip bir iki metre sola doğru açığa çıktığını, ...’ın kendisine; "Silahını indir!" diye seslendiğini, kendisinin ise; "...’a söyle o silahını indirsin ben ateş etmeyeceğim." dediğini, bu sırada ...’ın kendisine doğru tabancası ile bir el ateş ettiğini, o sırada yaşadığı korku ve panikle hedef gözetmeksizin maktullere doğru ateş ettiğini, kaç el ateş ettiğini bilmediğini, ...’ın bir veya 2 el ateş ettiğini, ancak ...’ın elinde silah görmediğini, olayın şoku ile nasıl vurulduklarını hatırlamadığını, ikisinin de hareketsiz şekilde yerde yattıklarını gördüğünü, ...’ın kullandığı araç kendi önünü kapattığı için bu aracı ileri doğru götürdüğünü, ancak ne kadar ileri götürdüğünü hatırlamadığını, bu sırada ...’ın kendisine doğrulttuğu tabancayı da aldığını ve araca koyduğunu fark ettiğini, önce gidip teslim olmayı düşündüğünü, sonra maktullerin doğu kökenli ve aşiret olmaları, uyuşturucu işiyle uğraşmaları nedeniyle aracı ile Bursa’ya gitmek için hareket ettiğini, saat 04.00 sıralarında akrabası ...'nın arılarının bulunduğu çadıra gitmek için aracı çeşmenin başına bırakarak barakaya çıktığını, bu sırada araç içerisinde bir adet 7.65 mm çapında maktul ...’ın daha önceden kendisine bıraktığı tabanca, bir adet 9 mm çapında ve maktul ...’ın olay sırasında kullandığı tabanca ile olayda kendisinin kullandığı 1 adet Üzümlü marka 12 kalibre tüfeğin yanında bulunduğunu, ...’in evine gittiğini, olayı anlattığını, bir gece ...’in arılarının olduğu barakada kaldığını, 10.03.2016 tarihinde saat 19.00 20.00 sıralarında transit pikapa binerek aracı Özdilek AVM’nin garajına bıraktığını, aracın içinden 9 mm ve 7.65 mm çabındaki 2 tabancayı aldığını, av tüfeğini ise araçta bıraktığını, sonra Vatan mahallesinde ikamet eden arkadaşı ...’ın evine gittiğini, bir veya iki gün burada kaldığını, sonra AVM’ye park ettiği transit pikabın içinden av tüfeğini alıp arkadaşı Yusuf’un evine gelerek haberi olmadan evin bahçesindeki köpeklerin barınağı olan kapalı yerin içindeki minderin altına bıraktığını, daha sonra Gemlik ilçesine gittiğini, ... Restorantta yemek yiyerek oranın sahibi ile tanıştığını, paraya ihtiyacı olduğu için yanında götürdüğü 7.65 mm ve 9 mm Baretta marka tabancaları 750 TL’ye sattığını, Armutlu beldesinde de 3 4 gün pansiyonda kaldıktan sonra asker arkadaşı ... ile Kahramanmaraş’da buluştuğunu ve sevgilisi ...ile buluşacağı gün jandarmalar tarafından yakalandığını, maktullerle kavga ettiklerini, bu kavga sırasında her ikisinin de kendisine ateş ettiğini, olay yerinde bu kişilere ait iki adet tabanca olduğunu, bunları alarak jandarmaya teslim edeceğini fakat maktuller aşiret mensubu olduğu için kaçtığını ve teslim edemediğini, annesinin bazı şeyleri karıştırabildiğini, evin önüne bırakılan silahların aslında ölen kişilere ait ve Gemlik’de ... isimli kişiye sattığı tabancalar olduğunu, ancak birilerinin kendisi yakalanıp cezaevine girince bunları evlerinin önüne bıraktıklarını tahmin ettiğini, kaldı ki bu silahların daha önce yapılan ev aramasında evlerinde bulunamadığını,
Mahkemede; önceki savunmalarından farklı olarak, arkadaşı tanık ...’ı evine bıraktıktan sonra maktul ...’ın kendisini gece 01.00’da aradığı ve paranın geleceğini söylediği için ...’ın bulunduğu kahveye tek başına geri döndüğünü, kahvede kimsenin olmadığını, sonra ...’ı telefonla aradığını, Orhaneli yolunda buluşmayı kararlaştırdıklarını, kendisinin Orhaneli yolunda olan Gökçeören köyüne doğru yola çıktığını ...’ın aracının da Orhaneli Yolu üzerinde olduğunu, ...’ın kendisini arkadan takip etmeye başladığını, daha doğrusu kendisi biraz yavaşlayınca ...’ın arkasından kendisini takibe başladığını, Gökçealan köyüne yaklaştığında köye girmeden ...’ın kendisine selektör yapması üzerine yol kenarında durduğunu, araçtan indiğini, ...’a ne olduğunu sorduğunu, ...’ın kendisine köye girmeden sote bir yerde bir şeyler içmeyi teklif ettiğini, bunun üzerine tekrar araca binip 1 km gitmeden ...’ın hızlanarak arkadan kendisini geçmeye çalıştığını, virajlı bir yere geldiklerinde yol bozuk olduğu için arabayı yolun sol tarafına park ettiğini, arkasında duran ...’ın 1 2 metre uzaklıkta aracını park ettiğini, ...’ın aracın sağ ön kapısından aşağı elinde silahla inerek silahı kendisine doğrulttuğunu, maktul ...’a; "Ne yapıyorsun" diye bağırarak hemen kendi aracına yöneldiğini, bu sırada ...’ın bir el ateş ettiğini ve kendisine hitaben; "Bursa’ya bedeller ödendi, alacağız ama vermeyeceğiz." diye bağırdığını, bunun üzerine ...’a bağırarak; "Şunun elinden silahı al ne yapmaya çalışıyor?" dediğini ve aracının altında bulunan pompalı tüfeği alıp doldurduğunu, ...’ın aracına doğru bir el ateş ettiğini, bu sırada ...’ın aracın arkasını dolanarak ...’ın bulunduğu sol tarafa geldiğini, kendisinin tekrar; "... siz ne yapıyorsunuz?" diye bağırdığını, ...’ın elindeki silahı almasını ve ateş etmeyeceğini söylediğini, bu sırada ...’ın silahla bir el daha kendisine ateş ettiğini, kurşunun sağ tarafından geçtiğini, bu nedenle ...’ın bulunduğu yere doğru tüfekle ateş etmeye başladığını, ...’ın aracının camlarının kırıldığını ancak ...’a zarar verme kastının olmadığını, sonra ikisinin de yere düştüğünü gördüğünü, ifadesinde ...’ın aracının aracının arkasında durduğunu söylemişse de aslında kendi aracının önünde durduklarını, beyanını bu şekilde düzeltmek istediğini, ...’ın aracı kendi aracının önünde olduğu için bu araca binerek birazcık uzaklaştırdığını, sonra da kendi aracına binerek olay yerinden ayrıldığını ancak ayrılmadan önce ...’ın kendisine ateş ettiği tabancayı oradan yanına aldığını ve buradan da tanık ...'in evine gittiğini, maktul ...’ın kendisine ateş etme nedenini bilmediğini, ancak ...’ın Şubat ayında kendisini arayarak görüşmek istediğini, bunun üzerine ... ve ... ile buluştuklarını, ikisinin arabasına bindiğini, yanında bankadan çektiği 85.000 TL’nin olduğunu, ...’ın o sırada bir haftalığına 20.000 TL borç istediğini, ancak bu paranın yeri olduğunu, bir kaç gün sonra belki bu parayı ...’a verebileceğini söylediğini, olayda kullandığı av tüfeğini, ...’ın evinde ...’ın isteği üzerine sipariş ettiklerini, ava meraklı olduğu için aldığını,
Bölge Adliye Mahkemesinde; köy yolunda maktullerin kullandığı arabayı geçmek için mecburen biraz ileri götürmek zorunda olduğunu, aradaki mesafenin 91 metre olduğunu sonradan öğrendiğini, maktullerin kendi aracının önünü kestiklerini, bir iki metre önünde durduklarını, ...’ın tabancasını çıkartıp kendisine doğrulttuğunu, kendi şoför kapısı açık olduğundan orayı siper alıp tüfeği çıkarttığını, ...’dan tabancasını indirmesini istediğini, ancak ...'ın; "Biz Bursa’ya bedeller ödedik alacağız ama vermeyeceğiz." dediğini, ...’ın kendisine doğru ateş ettiğini ve buna karşılık kendisinin de hatırladığı kadarıyla 3 el ateş ettiğini, önceki beyanında maktullerin parası olduğunu bildiklerini ancak hangi amaçla böyle bir şey yaptıklarını bilmediğini, kendi aracının satılması ile ilgili olay tarihinde kahvehanede herhangi bir konuşma olmadığını, daha doğrusu maktullerin yanına parasını istemeye gittiğinde; "Para henüz gelmedi." dediklerini o sırada kendi aracını satmaya çalıştığından bu konunun açıldığını, 12.000 TL’ye aracı alırız satarız diye bir şey geçmediğini, normalde Bursa şehir merkezinde oturduğunu, ara sıra köyde kaldığını, o gece sadece kendisine para getirmek için geldiklerini, ...’ın arabanın sağ tarafından, ...’ın ise sol tarafından indiğini, ...’ın sağdan indiğinin yanlış yazıldığını, olay yerinde 3 kovan bulunduğunu, kendisinin ...’ın silahını aldığını, ...’ın üzerinde silah olmadığını, borcuna karşılık verdiği 7.65 mm çapındaki tabancanın da o sırada yanında arabada olduğunu, kolluk ifadesinde iki araba arasında kovalama olduğunu söylemişse de bunun doğru olmadığını, olay yerinde önce ...’ın ateş ettiğini, ikinci kez ateş edince kendisinin de karşılık verdiğini, ... aracılığıyla sevgilisi ...’e devredilen dükkân sebebiyle ...’ın herhangi bir alacağının olmadığı, devir parasını kendisinin ödediğini, bu tarihin ...’a verdiği toplam 24.000 TL’lik borçtan önce olduğunu,
Savunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Eksik Araştırmayla Hüküm Kurulup Kurulmadığı
- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gerekse CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilmiştir. Ancak maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli veya sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır.
- Ön Soruna Dair Hukuki Değerlendirme
Suç tarihinde maktullerin cesetlerinin bulunmasıyla birlikte başlayan soruşturma sürecinde; olay yeri inceleme raporunun, ölü muayene ve otopsi raporlarının, maktullerin cep telefonlarına ait mesajlaşma ve hatta başka bir dosyadan elde edilen dinleme kayıtları ile telefon görüşme tutanaklarının, maktullerin kıyafetlerinde yapılan araştırmada atış mesafesinin, sanığın ve yakınlarının evlerinde yapılan aramalarda elde edilen tüm silahların balistik incelemesinin, olay yerinde ve başka adreslerde ele geçen olay sırasında kullanılan araçların, maktullerin el svaplarının toplanarak ayrıntılı bir şekilde incelendiği, olayın meydana geldiği bölgeye yakın tüm kamera kayıtlarının taraması yapılarak sanığın ve maktullerin kullandıkları araçların dakika dakika nereden ve nasıl geçtiklerinin tespit edildiği, ulaşılabilen tanıkların ifadelerinin alındığı, duruşmanın kasten öldürme suçunun nasıl işlendiğinin ortaya çıkarılması amacıyla kovuşturma aşamasında elde edilen tüm deliller ışığında ve tanıklar ile sanığın müdafii huzurunda yapıldığı, sanıkla maktuller arasındaki husumetin tüm boyutlarıyla ortaya konulduğu, dolayısıyla gelinen aşamada, sanığın maktullere yönelik kasten öldürme suçunu ne zaman, nerede ve nasıl işlediği hususunda geçmişe dönük olarak araştırılması ve toplanması gereken başkaca delil bulunmadığı, olay yerinde yapılacak yeni bir keşfin ise maddi gerçeğe ulaşılmasına herhangi bir katkı sağlamayacağı, anlaşılmakla, mahkûmiyet hükümlerinin eksik araştırma sonucu kurulmadığı kabul edilmelidir.
B. Sanık Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Hükümlerde Haksız Tahrikin Uygulanma Şartlarının Bulunup Bulunmadığı
- İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler
Tahrik kelimesi, sözlüklerde hareket hâlinde olmayan bir şeyi harekete geçirme, kımıldatma, kışkırtma olarak tanımlanmıştır. (Türk Dil Kurumu Güncel Sözlüğü, Kubbealtı Lugati).
İnsanın dış dünyaya yansıyan davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu'nda Haksız Tahrik, AÜHFD, 2004, C. 54, s.225).
Haksız hareketin kişi üzerinde ve onun psikolojik aleminde bir tepki doğuracağını kabul eden modern ceza hukuku, failin bu durumunu değerlendirmekte, cezai sorumluluğunu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Failin bu subjektif durumuna önem veren çeşitli ülkelerin ceza kanunlarında, failin cezasında belli oranlarda indirim yapılması esası kabul edilmiştir (M. Muhtar Çağlayan, Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Tahrik üzerine Bir İzah Denemesi, Adalet Dergisi, Ocak –Şubat, 1982, S.1, s.14).
Bu düşünceden hareketle 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinde de haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail, gerekse mağdurun karşılıklı haksız davranışlarda bulunması hâlinde, tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hâl almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.
Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun yek diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik sonralık durumları ile birbirlerine etki tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
Evrensel bir ceza hukuku temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı açık ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
- Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Suç tarihinden önce sanıkla maktul ... arasında yaklaşık 24.000 TL alacak verecek meselesi bulunmakla birlikte olay saatine kadar telefonla görüştükleri anlaşılan sanık ve maktul ... arasında öldürmeye varacak bir husumet olduğunun ispatlanamadığı, sırf alacaktan kaynaklı bu hususun, Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihadı uyarınca sanığın maktulleri öldürmesini gerektirecek bir husumet veya haksız bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, suçun işlendiği sırada ise, sanığın, maktullerin araçlarıyla kendi aracının önünü keserek durdurdukları şeklindeki savunmasının, olayın meydana geldiği menfezin üzerindeki 12 metre genişliğindeki yolun iki aracın yan yana geçebilmesine elverişli olması, kamera kayıtlarına göre sanığın, maktullerin önünden tali yola girdiğinin görülmesi, telefon görüşmelerine göre; sanığın, maktullerin kendisini takip etmelerini istediğinin, maktullerin o gün gece vakti sürekli kendilerini arayan sanıkla buluşarak sanığın peşinden gittiklerinin ve sanığın maktullere; "Beni sonrasında eve bırakın" dediğinin anlaşılması nedeniyle inandırıcı olmadığı, dolayısıyla sanığın gidilecek yeri bildiği ve aracını bırakıp maktullerle birlikte dönmeyi düşündüğünün kuvvetle muhtemel olduğu, başka bir köye satmak amacıyla bırakacağı aracın içinde bir tabanca ve bir adet av tüfeğini neden bulundurduğuna bir açıklık getirmeyen sanığın aşamalarda farklılık gösteren savunmalarında olayın başlangıcı ve devamına dair çelişkiye düştüğü, bu anlamda maktul ...'ın sanığa doğru henüz pikabından inmeden ateş ettiğine dair savunmanın olaydan sonra bulunan pikapta hiçbir isabet bulunmamasıyla; sanığın pikaptan boşluğa atlayarak yerde yuvarlanıp aracın arkasına geçen maktul ...'a doğru av tüfeği ile ateş ettiği sırada ...'ın da sanığa doğru ateş ettiği yönündeki savunmanın ise maktul ...'ın kullandığı ileri sürülen tabancadan çıkan tek merminin Jetta marka aracın tavanından girip orta direkte saplanıp kalmasıyla çürütüldüğü, maktullerin her ikisinin de ellerinden alınan tüm svaplarda atış artığına rastlanmasının, sanığın maktulleri yoldan menfezin altına doğru taşımasından kaynaklanmış olabilmesi sebebiyle bu hususun, maktullerin sanığa doğru ve hatta sanıktan önce ateş ettiklerini tek başına doğrulayan bir delil olarak kabul edilemeyeceği, olayın akışı sırasında sanığın kendisine ateş eden maktul ...'ın atışlarından bir yandan kaçarken bir yandan da maktullerin kaçarak hem maktul ...'a hem de maktul ...'a ikisini de en az üçer atış isabet alacakları şekilde öldürmesinin dosya kapsamıyla uyuşmadığı, ve yine olaydan sonra terk edilmiş vaziyette bulunan Jetta marka aracın şoför koltuğunda ve kapısında kan ve doku örnekleri elde edilmesinin, uzmanlık raporuna göre yakın atış mesafesinden vurulduğu anlaşılan maktul ...'ın aracın şoför koltuğunda iken vurulduğunu gösterdiği, aracın sol ön ve sağ arka camının parçalanmış olması nedeniyle de sanığın, aracının önüne kıran maktullere ait aracın arkasından veya araçların arasından ateş ettiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın olayın akışına dair anlatımlarının dosya kapsamıyla uygun olmadığının, bu nedenle sanığın eylemini haksız tahrik altında işlemediğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve temyiz isteminin esastan reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın maktullere yönelik eyleminde haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunduğu yönünde karşı oy kullanmışlardır.
C. Sanık Hakkında Maktul ...'a Yönelik Hırsızlık Suçundan Usulüne Uygun Kamu Davası Açılıp Açılmadığı ve Hırsızlık Suçunu Sabit Olup Olmadığı
İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. CMK’nın 170. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır.
Anılan maddenin 4. fıkrası; "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" şeklinde düzenlenmiştir.
CMK’nın 225. maddesinde;
"(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun duraksamaya yer vermeyen kararlarına göre, bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığını göstermez. İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. Öğretide davasız yargılama olmaz ve yargılamanın sınırlılığı olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Hukuki Değerlendirme
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2016 tarihli iddianamesinde; sanığın, maktul ...'ın olay sırasında yanında bulunan 9 mm çapındaki tabancayı da yanına alarak olay yerinden uzaklaştığı anlatımına yer verilerek sevk maddesinde TCK'nın 142/2 a ve 143/1 maddeleri gösterilmek suretiyle nitelikli hırsızlık suçundan CMK'nın 225. maddesinde belirtilen usule uygun kamu davasının açıldığı, sanığın suça konu tabancayı, maktul ...'ın tabancasıyla birlikte suçu işledikten hemen sonra, maktullerin akrabalarının kendisine karşı kullanmalarını önlemek ve satmak amacıyla aldığını tüm aşamalarda ikrar etmesi ve suça konu tabancanın soruşturma aşamasında sanığın annesi tanık Meryem tarafından evin önüne bir torba içinde bırakılması üzerine bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığa atılı kişinin ölmesinden yararlanılarak ve gece vakti hırsızlık suçunun işlediğinin sabit olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve temyiz isteminin esastan reddine karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve 2031 2401 sayılı direnme kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, sanık hakkında maktullere yönelik kasten öldürme suçlarından ve maktul ...'a yönelik nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin, CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2 Dosyanın, CMK'nın 304/1 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde yapılan birinci müzakerede nitelikli hırsızlık suçuna ilişkin uyuşmazlık konusu yönünden oybirliğiyle, 01.11.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede eksik araştırma hususundaki ön sorun yönünden oy birliğiyle, haksız tahrike yönelik uyuşmazlık konusu yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:07