Yargıtay CGK 2021/219 E. 2023/388 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ceza Genel Kurulu

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/219

Karar No

2023/388

Karar Tarihi

5 Temmuz 2023

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 6. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ: Ağır Ceza

SAYISI: 583 172

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanık ...'ın, teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 148/1, 35/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.02.2015 tarihli ve 339 55 sayılı hükmün, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.07.2018 tarih ve 8211 4986 sayı ile;

"1 Tanık ...'ın kollukta alınan 02.07.2014 tarihli beyanında; sanık ...'ın mağdur ...'e hitaben 'Burak'a git söyle ya paramı verecek, ya da Elazığ'ı terk edecek, BNA Turizmdeki hisselerinden de vazgeçsin veya bana 100,00 TL haraç versin.' dediğini beyan ettiği, Mahkeme aşamasındaki ifadesinde ise farklı beyanlarda bulunduğu anlaşılan tanık ...'ın beyanları arasındaki aykırılığın giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2 Sanığın adli sicil kaydındaki mahkûmiyetlerine ilişkin ilamların kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir şekilde onaylı suretlerinin getirtilerek tekerrüre esas olup olmayacaklarının kararda tartışılmaması..." isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma kararına uyan Yerel Mahkemece 07.03.2019 tarih ve 583 172 sayı ile; sanığın teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan TCK’nın 148/1, 35/2, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.02.2021 tarih, 20 2697 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.

S. Çevik ve U. Sürmeli ise "...Kanaatimizce sanığın sarf ettiği sözlerden saldırı veya kötülük yapacağı anlaşılamadığından hiçbir şekilde tehdit suçu oluşmaz. Tehdit oluşmaz ise de yağmanın oluşmayacağı açıktır. İkinci aşamaya geçersek; aksi kanaatte olsak bile eylemin tehdit içerdiği kabul edilecek olursa niteliğinin tartışılması gerekecektir. Sarf edilen sözle TCK'nın 106/1. maddesi 1. fıkrasının birinci cümlesinde düzenlemesini bulan ve TCK'nın 148. maddesine de taşınmış olan '...Hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği' mahiyetinde olmadığı çok açıktır. Çünkü sanık ifadesinde herhangi bir saldırıdan bahsetmemektedir. Yine söz konusu ibarenin 106/1. fıkra 2. cümlesinin ilk kısmını oluşturan ve TCK'nın 148. maddesinde aynen taşınan 'malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağına' yönelik olmadığı da açıktır. Tehdit sayılabilmesi için geriye sadece 106/1 f 2. cümle son kısmında düzenlemesini bulan '..sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit...' kapsamında yorumla değerlendirilebilir. Her ne kadar sarf edilen söz herhangi bir kötülük içermese de sonuç farklı farklı doldurulabilecek olsa da (mesela Elazığı terk etmese ne yapacak belki de o terketmez ise ben terkederim diyecek, terketmez ise canı sağolsun diyecek vs vs.) söylenen söz en ağır olarak sadece ve sadece 'sair tehdit' kapsamında değerlendirilecektir. Giriş kısmında da açıklandığı üzere yağmayı düzenleyen temel madde olan TCK 148/1 'Tehdit' diyerek atıfla yetinmek yerine TCK 106 kapsamında tehdit sayılan hangi unsurların eylemi yağmaya dönüştüreceğini tek tek saymış ve sayarken diğer tüm kısımları aynen aktarırken 106/1, 1. fıkra 2. cümle son kısmını açıkça kapsam dışında bırakmıştır. Yani TCK'nın 148/1. 'sair tehdit...' kısmını yağmayı oluşturan tehdit seçenekleri arasında saymamıştır. Dolayısıyla sanığın tehdit bile içermeyen beyanı sair tehdit kabul edilerek yağmanın bir unsuruna dönüştürülüp ceza verilmesi görüşüne katılmıyoruz. Üçüncü ve son olarak; diğer iki engel bertaraf edilse bile tartışılması gereken 3. bir husus daha vardır. Cezada taraflar arasındaki yağmaya teşebbüs iddiasının var olduğu kabul edilecek olsa bile TCK 150. maddesi kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmalıdır. Taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu açıktır. Bunun ispatı hukuk kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, huzurdaki sanığı tanıyan akraba ve tanıklarının bu uyuşmazlığı gidermek için bir çok kez bir araya geldikleri sabittir. O halde sanığın alacak iddiası kuru bir iddianın ötesindedir. O halde sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde TCK'nın 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla yağma hükmünün uygulanması ve sanığa 106/1. maddesi 2. cümlenin son kısmı yani 'sair tehdit' suçundan uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.03.2021 tarih ve 36457 sayı ile; "...Sanık ile müştekinin arkadaş oldukları, sanığın müştekiyi baldızı ile görmesi nedeniyle arkadaşlıklarının bozulduğu, müşteki kabul etmese de sanığın tüm aşamalarda müşteki ile gayri resmî ortak olduklarını beyan ettiği, tanık ...'ın beyanları ile de bu hususun doğrulandığı, sanığın tanık Muhammed vasıtasıyla müştekiye haber gönderip, 'Burak'a git söyle ya paramı verecek, ya da Elazığ'ı terk edecek, BNA Turizmdeki hisselerinden de vazgeçsin veya bana 100,00 TL haraç versin.' şeklindeki sözlerinin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturmayıp, TCK'nın 106/1. fıkra 2. cümledeki sair tehdit suçunu oluşturacağı, kabule göre de; TCK'nın 150 maddesi uyarınca tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulması gerekeceği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.06.2021 tarih, 12963 10640 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesi çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1 Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalmış yağma suçunu mu yoksa TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki sair tehdit suçunu mu oluşturduğunun,

2 Teşebbüs aşamasında kalmış yağma suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde ise sanık hakkında TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının,

Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; "Elazığ'ı terk etsin, BNA Turizm'deki hisselerinden vazgeçsin veya bana 100.000 TL para versin." şeklindeki sözlerin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

İz Grups ve BNA Turizm isimli şirketleri işleten katılan ile sanığın arkadaş oldukları, 26.05.2015 tarihinde katılanın amcasının vefat etmesi nedeniyle sanık ile katılanın birlikte Elazığ'dan Adana'ya gittikleri, Adana'da bulundukları sırada sanığın, katılanın baldızının evine gittiği, Elazığ'a döndüklerinde de bu nedenle sanık ile katılan arasında tartışma yaşandığı, bu tartışma sırasında sanığın katılanı vücudunda kemik kırığına neden olacak şekilde dövdüğü, aradan 4 5 gün kadar bir süre geçtikten sonra da sanığın tanık Muhammed aracılığıyla katılana "Elazığ'ı terk etsin, BNA Turizm'deki hisselerinden vazgeçsin veya bana 100.000 TL para versin." şeklinde sözler ilettirerek katılanı tehdit ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.

Katılan ...; Elazığ’da faaliyet gösteren... Grups ve BNA Turizm isimli şirketleri işlettiğini, arkadaşı olan Burhan’ın kendisini yaklaşık üç yıl önce kardeşi sanık ... ile tanıştırdığını, 26.05.2014 tarihinde de sanık ile birlikte amcasının vefatı nedeniyle Adana’ya gittiklerini, Adana’da bulundukları sırada sanığın işlerinin olduğunu söyleyerek yanından ayrıldığını, sanık yanından ayrıldıktan sonra baldızı İlknur’un sürekli kendisini arayarak eve gelmesini istediğini, eve gittiğinde de sanığın evine gelerek yattığını söylediğini, kendisinin de bu duruma kızarak sanığı evine kabul etmemesi gerektiğini bildirdiğini, 28.05.2014 tarihinde de İlknur ve sanık ile birlikte Elazığ’a döndüklerini ve onları evlerine bıraktığını, daha sonra aynı gün saat 18.00 sıralarında sanığı arayarak buluşmak istediğini söylediğini ve sanığı arabasıyla aldığını, kendisinin arabayı kullandığını, sanığın da ön yolcu koltuğunda oturduğunu, bu sırada sanığa neden baldızının evine gittiğini sorup bu durumun hoş olmadığını söylediğini, onun da baldızı ile ilişkisi olduğunu bildirmesi üzerine böyle bir durumun uygun olmadığını, baldızının evli olduğunu, bundan sonra onunla arkadaş olmak istemediğini söylediğini, bunun üzerine sanığın birden yumruk vurarak kendisini darbetmeye başladığını, neye uğradığını şaşırdığını ve araba kullandığı için de kendisini savunup karşılık veremediğini, sanığın silahını çıkartıp kendisine doğrultarak "Seni öldüreceğim." deyip tehdit ettiğini, bunun üzerine arabayı durdurup sanığa inmesini söylediğini, onun da arabadan indiğini ancak bu sırada dahi "Seni öldüreceğim." diyerek kendisini tehdit etmeye devam ettiğini, sinkaflı sözler ile hakaret ettiğini, bu olayı gören kimsenin olmadığını, bu olayın üzerine iş yerine geçtiğini, sanığın abisinin de iş yerine geldiğini, bu sırada durumunun kötüleşmesi üzerine ortağı olan tanık Ahmet’in kendisini Devlet Hastanesine götürdüğünü, burada açılan kaşına beş dikiş atıldığını, elmacık kemiğinde üç tane kırık olduğu tespit edilince de Üniversite Hastanesine sevk ettiklerini, burada beş gün süre ile yatarak tedavi gördüğünü, tanıdıklar araya girip arkadaş olmaları sebebiyle bu işi tatlıya bağlayacaklarını söyledikleri için de olayın adli vaka olduğunu söylemediğini ve olayın bu şekilde kapandığını, hastaneden çıktıktan sonra sanığın tanık Muhammed ile görüşüp kendisine hitaben "Elazığ'ı terk etsin, BNA Turizmdeki hisselerinden vazgeçsin veya bana 100.000 TL haraç versin." diyerek tehditte bulunduğunu, tanık Muhammed’in araya girmesi üzerine de "O zaman 50.000 TL para versin." diyerek kendisinden haraç istediğini, bunun üzerine bu durumu konuşmak için 13.06.2014 tarihinde tanıklar Burhan ve Muhammed ile bir araya geldiklerini, tanık Burhan’a sanığa herhangi bir borcunun olmadığını, bu parayı ödemeyeceğini söylediğini, tanık Burhan’ın da kendisine "O zaman sen de Mesut'un sesini kesmek için 2 3 yıllığına senet ver, biz sonra bu işi tatlıya bağlarız." dediğini, kendisinin bunu da kabul etmediğini, şikâyetçi olduğunu,

Tanık ...; sanık ile katılanın samimi arkadaş olduklarını bildiğini ancak aralarında ne tür bir ticari ilişki olduğunu bilmediğini, katılanın yaralanmasından 3 4 gün kadar sonra sanığın kendisine BNA Turizm adlı iş yerinin % 33 ortağının katılan olduğunu, kendisinin de katılanın hissesine ortak olduğunu söylediğini, kendisinin de böyle bir şeyden haberinin olmadığını bildirdiğini, bu durumu katılanla görüştüğünde onun da böyle bir şey olmadığını söylediğini, sanık ile katılan arasında herhangi bir sözleşme olup olmadığını sormadığını ancak olsaydı sanık veya katılanın bu sözleşmeyi verecek olduğunu, katılanın sanık ile herhangi bir ortaklığının ya da ona borcunun olmadığını söylediğini, bunu sanığa ilettiğinde sanığın katılana hitaben "Git söyle ona, ya paramı verecek ya da Elazığ’ı terkedecek!" dediğini, kendisinin de bunu katılana ilettiğini,

İfade etmişlerdir.

Sanık ...; üç dört yıldır tanıdığı katılan ... ile samimi arkadaş olduklarını ve ailecek görüştüklerini, İz Grups isimli iş yerinin tek sahibinin katılan olduğunu, turizm alanında faaliyet gösteren BNA isimli iş yerini ise resmî ortakları olan tanıklar ... ve ... ile birlikte çalıştırdığını, kendisinin de bu iş yerine katılanın payına düşen kısmında ortak olduğunu, ancak bu ortaklığının tamamen arkadaşlıklarına dayalı ve sözlü kurulmuş bir ortaklık olduğunu, herhangi bir resmî ortaklığının bulunmadığını, bu durumu çevredeki insanların da bildiğini, katılanın Adana ilinde ikamet eden amcasının vefat ettiğini bildirmesi üzerine Adana’ya yalnız gitmemesi için katılana yol arkadaşlığı teklif ettiğini ve birlikte Adana’ya gittiklerini, taziye evinde çok yorulduğu için tek başına oturduğu sırada kendisini katılanın nişanlısı olan İlkay’ın aradığını, ona yorgun olduğunu bildirdiğinde kız kardeşi olan İlknur’un evine gidip istirahat edebileceğini söylediğini, bu sırada katılanı göremediğini ve taziye evinden ayrılıp buraya yakın olan İlknur’un evine gittiğini, eve girer girmez oturma odasında uyuya kaldığını, uyandığında katılanın da evde olduğunu ve aynı odada uyuduğunu gördüğünü, evde bulundukları sırada katılan ile herhangi bir tartışma yaşamadıklarını, ertesi gün katılan ve İlknur ile birlikte Elazığ’a dönüp evlerine dağıldıklarını, ardından katılanın kendisini arayarak arabayla aldığını ve birlikte gezdiklerini, bu sırada katılanın İlknur ile görüşmemesini söylediğini, kendisinin daha öncesinden katılandan hakkı olan ve ortaklık için kullandığı 100.000 TL civarındaki parasını istediğini, katılanın bahane uydurmak ve ortalığı karıştırmak için bunu söylediğini anlayarak bu sözüne cevap vermediğini, yine parasını istediğinde ise katılanla aralarında tartışma çıktığını, bu sırada katılana vurmadığını ve onu darbetmediğini, bulundukları caddenin çok işlek olduğunu ve böyle bir şeyin mümkün olmadığını, tartışmalarının üzerine arabadan inerek işlettiği çay ocağına gittiğini, bu olaydan sonra da katılan ile yüz yüze gelmediklerini, ancak katılan ile ortaklıklarını bilen kişilere katılanın alacağını ödemediğini bildirerek yardım istediğini, bu sırada katılanın merdivenden düştüğünü duyduğunu, kimseye gidip de araya girmeleri yönünde telkinde bulunmadığını, sadece tanık ...’e katılanın borcunu ödememesi nedeniyle mağdur olduğunu, ortaklıklarını bildiğini ve katılana bu durumu söylemesini istediğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini, kendisine iftira atıldığını savunmuştur.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler

Tehdit suçu TCK’nın 106. maddesinde;

"(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü'ne göre, "Gözdağı verme" anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100.).

Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili "Korkutmak amacıyla" yapmış olmasıdır (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873.).

Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; "Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir." şeklinde açıklanmıştır.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Sanığın, tanık Muhammed aracılığıyla katılana "Elazığ'ı terk etsin, BNA Turizm'deki hisselerinden vazgeçsin veya bana 100.000 TL para versin." şeklinde sözler ilettirerek katılanı tehdit ettiği iddia ve kabul olunan olayda; sanığın, katılanın veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğine ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratacağına veyahut sair bir kötülük yapacağına dair herhangi bir söz sarf etmemesi karşısında; sanığın söylediği sözlerin tehdit niteliğinde olmadığının, dolayısıyla yağma ve tehdit suçlarının unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin teşebbüs aşamasında kalan yağma suçuna ilişkin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünün, sanığın söylediği sözlerin tehdit niteliğinde olmadığı ve sanığa atılı yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın sözlerinin tehdit niteliğinde olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,

2 Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 20 2697 sayılı onama kararının, sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,

3 Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli ve 583 172 sayılı sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın söylediği "Elazığ'ı terk etsin, BNA Turizm'deki hisselerinden vazgeçsin veya bana 100.000 TL para versin." şeklindeki sözlerin tehdit niteliğinde olmadığı ve sanığa atılı yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4 Dosyanın, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsüreçkararıuyuşmazlıkgerekçeyletevdiinevı.itirazkabulünekonusuhukukîolgularsebeplerideğişikgerekçekapsamıkaldırılmasınaverenbozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:42:43

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim