Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2020/406
2023/331
7 Haziran 2023
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. Ağır Ceza
TARİHİ: 07.07.2015
SAYISI: 199 210
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanık H.. V.. hakkında nitelikli yağma suçuna teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kül hâlinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 109/2, 109/3 a b, 62, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.07.2015 tarihli ve 199 210 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.01.2020 tarih, 12337 171 sayı ve "...yağmaya teşebbüs suçundan açılan dava olması ve yağma suçunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olmadığı hâlde, yalnızca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması, yağma suçuna ilişkin aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.04.2020 tarih ve 39708 sayı ile;
"Hükümlü H.. V..'ın olaya dahil olma süreci itibarı ile olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçuna azmettirmenin yasal koşulları bulunmamaktadır. Hükümlü H.. V.. ile hükümlü F.. B.. arasında olay öncesinde gerçekleşmiş bir yardım talebi, görüşme, anlaşma, vaad yoktur. Bilgisi dışında eşi M.. V..'ın yaptığı görüşmeden sorumlu tutulması mümkün değildir.
Kabul ve uygulamaya göre, hükümlü H.. V.. ile katılan H.. K.. arasında geçmişe dayalı alacak borç ihtilafının varlığı sabittir. Bu durum hükümlü lehine TCK'nın 29. maddesinin de değerlendirilmesini de zorunlu kılmaktadır. Bu yönde bir inceleme ve araştırma, değerlendirme yapılmamıştır." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 20.10.2020 tarih ve 2559 17270 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık H.. V.. hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1 Sanık H.. V..’a atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı,
2 Atılı suçun unsurları itibarıyla oluştuğu sonucuna ulaşılması hâlinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı,
Hususlarının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Kolluk tarafından düzenlenen yakalama tutanaklarında; katılan H.. K..'nın 06.05.2009 tarihinde saat 04.30 sıralarında Şehit Şeker Aktaş Polis Merkezi Amirliğine müracaat ettiğinin, olayın gerçekleştiği yeri göstermesinin istenmesi üzerine katılanın refakate alınarak Kazımkarabekir Mahallesi, ......adresine gidildiğinin, katılanın ikametin önünde bulunan iki şahsı göstererek kendisini darbeden şahıslardan ikisinin söz konusu şahıslar olduğunu söylemesi üzerine inceleme dışı sanıklar H.. H.. ve M.. S..'in yakalandıklarının, bu şahısların alınan ifadelerinde olay yerine inceleme dışı sanık M.. V.. ile sanık H.. V..'ın da geldiğini beyan etmeleri üzerine aynı gün saat 16.30 sıralarında her iki şahsın ikamet adresleri olan Ferahevler Mahallesi, Mecidiye Caddesi, .....sayılı yerde bulunan ..... Apartmanı'na gidilerek bu şahısların da yakaladıklarının, olaya karışan diğer şahsın ise inceleme dışı sanık F.. B.. olduğunun tespit edilmesi üzerine telefonla irtibata geçilen şahısla aynı gün saat 21.40 sıralarında Tarabya Meydanı'nda buluşulması üzerine bu şahsın da yakalandığının belirtildiği,
Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen müzekkere cevabı ekinde yer alan 11.03.2009 tarihli ve 168 suç numaralı fezleke ile ekinde yer alan tutanaklara göre; 07.03.2009 tarihinde saat 23.30 sıralarında karakola gelen katılan ...'ın sağ elinden yaralanmış olduğu ve yara yerinin kanadığının görülmesi üzerine şahsın İstinye Devlet Hastanesine götürülüp tedavisinin yaptırıldığı, katılanın alınan beyanında Tarabya Otel önündeki sahil kısmında inceleme dışı sanık ... ile tartıştığını ve tartışmanın büyüdüğünü, bu sırada inceleme dışı sanık ...'nın kendisini sağ elinden ısırdığını, bu şekilde yaralandığını ifade etmesi üzerine söz konusu yere giden ekip tarafından inceleme dışı sanık ...'nın yakalandığı, yanında bulunan olayın tanığı... isimli şahıs ile birlikte karakola getirildiği, katılanın yazılı ifadesinde geçici doktor raporunu aldığını, kati doktor raporunu ise almak istemediğini ve olaydan dolayı inceleme dışı sanık ...'dan şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, inceleme dışı sanık ...'nın yazılı beyanında katılan ile arkadaş olduklarını, alacak verecek meselesi yüzünden tartıştıklarını, tartışmanın karşılıklı kavgaya dönüştüğünü, bu sırada ...'ın elinin ağzına geldiğini, bunun üzerine katılanın elini ısırdığını, kendisinde kavgadan mütevellit bir yaralanma olmadığı için doktor raporu almak istemediğini, katılandan davacı ve şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, ... isimli şahsın alınan ifadesinde 07.03.2009 tarihinde akşam saat 23.00 sıralarında arkadaşları olan inceleme dışı sanık ... ve katılan ... ile bu kişilerin arasındaki alacak verecek konusunu konuşmak üzere Tarabya Otel'in önünde buluştuklarını, her iki arkadaşının kendi aralarında konuştukları sırada birden tartışmaya başladıklarını, kendisinin ise tarafları ayırmak istediğini ancak başaramadığını ifade ettiği,
Sarıyer İcra Müdürlüğünün 14.12.2010 tarihli ve 2010/2910 esas sayılı dosyasından alınan onaylı belge suretlerine göre; 13.09.2006 tarihinde borç olarak verildiği iddia edilen 2.350 TL'nin takip tarihinden itibaren yasal faizi ve icra masrafları ile birlikte ödenmesi için sanığın talebi üzerine Sarıyer İcra Müdürlüğünce katılana ilamsız takiplere ilişkin 13.06.2007 tarihli ödeme emri gönderildiği, 22.06.2007 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri üzerine katılanın aynı tarihli dilekçesi ile hakkında yapılan takibe itiraz ettiği, bu dilekçesinde sanığa borcu bulunmadığını, sanığın kredi kartı borçlarını elden ödediğini, bu olay nedeniyle kendisini tehdit ettiği için sanık hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirttiği, bu itiraz üzerine de anılan İcra Müdürlüğünce aynı gün takibin durdurulmasına karar verildiği,
İstinye Devlet Hastanesince inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ... ile sanık hakkında düzenlenen 06.05.2009 ve 07.05.2009 tarihli raporlara göre; anılan şahıslarda darp ve cebir izinin bulunmadığı,
İstinye Devlet Hastanesince inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen 06.05.2009 tarihli rapora göre; inceleme dışı sanığın sol avuç içi ve sol ön bacağında düşme sonucu oluşmuş ekimoz (ortalama bir iki günlük) bulunduğu, bunun dışında darp ve cebir izinin bulunmadığı,
İstinye Devlet Hastanesince katılan hakkında düzenlenen 06.05.2009 tarihli raporda; sol orbita (göz) altında ödem ve morluk, boynun ön yüzünde 2 cm kızarıklık, sağ lomber (bel) bölgede 2x1 cm morluk, sağ uyluk (diz üstü bacak bölgesi) ön yüzünde 4 cm sıyrık, kızarıklık, sağ tibia (diz altı bacak bölgesi) ön yüzünde muhtelif kızarıklık ve sıyrıklar, sol tibia medialinde 2 cm boyunda kızarıklık bulunduğunun belirtildiği,
Beyoğlu Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 18.06.2009 tarihli ve 2090 sayılı rapora göre; katılanın, İstinye Devlet Hastanesince düzenlenen 06.05.2009 tarihli raporda belirtilen yaralanmasının hayatını tehlikeye sokmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,
Kolluk tarafından düzenlenen 06.05.2009 tarihli olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanağına göre; aynı gün 06.15 sıralarında İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, Çayırbaşı Mahallesi, ....sayılı ikamet ile bu ikametin önünde bulunan 34 VZ **** plaka sayılı araç üzerinde yapılan incelemede; aracın sağ ön çamurluğunun çökmüş, sağ ön tamponunun hem çökmüş hem de çizik, sağ dikiz aynasının cam kısmının ise düşmüş olduğu, bahse konu ikametin ön tarafında bulunan dut ağacının altında dolanmış vaziyette bant, aynı yerde başka bir ağaca bağlı vaziyette yere sarkık olarak duran kuşak şeklinde yaklaşık 2,5 m uzunluğunda ip, zeminde ise bir adet yaklaşık 80 cm uzunluğunda ağaç testeresi ile 15 20 adet boş bira şişesinin bulunduğu,
Anlaşılmıştır.
Katılan H.. K.. kollukta; inceleme dışı sanık ... ile bu kişinin eşi olan sanığı yaklaşık olarak 3 yıldan beri tanıdığını, 2,5 3 yıl kadar önce sanıktan 2 ayda ödenmek koşuluyla 2.000 TL borç para aldığını, bu parayı alırken sanığın yanında inceleme dışı sanık ...'nın da bulunduğunu, bu borcuna karşılık olarak sanığa 570 TL'ye cep telefonu, 330 TL'ye Nextstar uydu alıcı ile 330 TL'ye sinema sistemi ve televizyon sehpası satın aldığını, yine inceleme dışı sanık ...'nın 1.850'TL'lik kredi kart borcunu yatırdığını yani almış olduğu 2.000 TL'ye karşılık 3.080 TL harcama yaptığını, borcunu bu şekilde ödemesine karşılık sanığın kendisinden devamlı olarak para istemeye başladığını hatta çalışmış olduğu apartmanda 2 3 kez inceleme dışı sanık ... ile sanık tarafından darbedildiğini, bu kişileri Sarıyer Cumhuriyet Başavcılığına şikâyet ettiğini, mahkemenin inceleme dışı sanık ... ile sanıktan 280 TL alacaklı olduğuna karar verdiğini, buna rağmen bu kişiler tarafından önünün kesilip darbedilmeye devam edildiğini, kendisinden başka eşinin ve çocuğunun da darbedildiğini, tekrar şikâyetçi olduğunu, 05.05.2009 tarihinde ise ilki saat 16.30'da olmak üzere saat 21.00'e kadar daha önceden tanıdığı inceleme dışı sanık ...'in kendisini arayarak "...'in evine gel burada parti yapıyoruz." dediğini, bunun üzerine saat 21.30 sıralarında kendisine ait araçla Çayırbaşı Mahallesine gittiğini, burada inceleme dışı sanık ... ile ismini orada öğrendiği inceleme dışı sanık ... ile buluştuğunu, inceleme dışı sanık ...'in kendisinden aldığı 4 TL ile tekel bayisinden bira aldıktan sonra üçü birlikte aracı ile inceleme dışı sanık ...'in evine gittiklerini, evde inceleme dışı sanık ...'in de bulunduğunu, evin bahçesinde mangal yandığını gördüğünü, dördü birlikte yemek yiyip içmeye başladıklarını, saat 22.30 sıralarında inceleme dışı sanık ...'in kendisine "Odaya geç seninle bir şey görüşeceğim." dediğini, kendisinin odaya geçtiğini, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın da peşinden odaya girdiklerini, odada inceleme dışı sanık ...'in kendisinden ellerini uzatmasını istediğini, ne olacağını sorduğunda inceleme dışı sanık ...'in bir şey olmayacağını söylediğini, bunun üzerine ellerini uzattığını, inceleme dışı sanık ...'ın kendisini tuttuğunu, inceleme dışı sanık ...'in de koli bandı ile önce ellerini ve ayaklarını bağladıklarını ardından da bandı vücuduna sardığını, daha sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın kendisine vurmaya başladıklarını, bir süre bu şekilde darbedildikten sonra inceleme dışı sanık ...'in odaya girip inceleme dışı sanık ...'e "Bu sorun böyle çözülmez sen ...'yı ara buraya gelsin, burada sorunu çözelim ve emanetimizi alalım." dediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'yı cep telefonundan aradığını, ardından inceleme dışı sanıklar ... ile ...'in odadan çıkıp gittiklerini, yanında inceleme dışı sanık ...'ın kaldığını, ikna etmesi üzerine inceleme dışı sanık ...'ın ellerini ve ayaklarını çözdüğünü, ardından "Ben varken sana bir şey yaptırmam korkma rahat ol." dediğini, bir süre sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in yanlarına geldiklerini, ellerinin ve ayaklarının çözülmesi nedeniyle inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in inceleme dışı sanık ...'a "Biz paramızın peşindeyiz adam bunu bağlı görmek istiyor. Sen neden bu adamı çözdün." dediklerini ve aralarında tartıştıklarını, inceleme dışı sanık ...'in tekrar kendisini dövmeye başladığını, daha sonra da ayaklarını elektrik kablosu ile bağladıktan sonra üçünün dışarı çıktıklarını, bir süre sonra inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın içeri girdiklerini, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'a "M.. V.. gelene kadar sen bunu bu şekilde beklet ellerini çözme." diyerek yanlarından ayrıldığını, yaklaşık yarım saat sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in geri geldiklerini, ellerini ve ayaklarını çözdüklerini, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'e "Siz araba kullanmasını bilmiyorsunuz hep beraber gidelim aşağıdan bira alıp gelelim." dediğini, ardından kendisini araca bindirdiklerini, kendisinin direksiyona geçtiğini, yanına inceleme dışı sanık ...'ın oturduğunu, inceleme dışı sanıklar ... ile ...'in de arka koltuğa oturduklarını, inceleme dışı sanık ...'in elinde falçata bulunduğunu, kendisine "Kaçmaya çalışırsan seni keserim." dediğini, birlikte Çayırbaşı Mahallesine gittiklerini, orada bulunan tekel bayisinden inceleme dışı sanık ...'ın bira alıp araca geri geldiğini, tekrar birlikte eve geldiklerini, eve geldikten sonra inceleme dışı sanık ...'nın inceleme dışı sanık ...'i cep telefonundan arayıp kendisini almasını istediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in kendisini bahçede bulunan bir ağaca gövdesinden bantla, boğazından ise çamaşır ipiyle bağladıklarını, ardından inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in arabasına binerek gittiklerini, inceleme dışı sanık ...'ın ise yanında kaldığını, saat 02.30 sıralarında inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ... ile sanığın yine kendi aracı ile yanlarına geldiklerini, bu kişiler geldiğinde kendisinin ağaca bağlı vaziyette olduğunu, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in yanına gelerek tekrar kendisine vurmaya başladıklarını, ardından yanına gelen sanığın boğazını sıkarak "Benim paramı vermedin." dediğini, borcunu ödediği konusunda kendisinin yalan söylediğini yanındaki kişilere 3.000 TL vereceğini ve inceleme dışı sanık ...'in bu parayı aralarında taksim edeceğini belirttiğini, daha sonra inceleme dışı sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'e kendisi ile konuşması sonucunda paranın ödendiğini öğrendiğini belirtip daha neyin peşinde olduklarını sorduğunu, ardından aralarında tartışmaya başladıklarını, buna müteakip inceleme dışı sanık ...'in orada bulunan bir testereyi alıp boynuna dayadığını, kendisine "Seni bu testereyle keserim." dediğini, inceleme dışı sanık ...'nın inceleme dışı sanık ...'e "Bunu burada keseceksin, buraya gömeceksin, bu yaşamayacak arabayı da parçalayacaksın." dediğini, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'i çağırıp "Hadi gidiyoruz." dediğini, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ile sanığın tekrar kendi aracına binip hareket ettiklerini, 5 metre gittikten sonra aracı durdurup aralarında konuşmaya başladıklarını, bu sırada yanında bulunan inceleme dışı sanık ...'ın ateşi kendisine yaklaştırması nedeniyle bantları gevşeyince bantlardan ve ipten kurtulup kaçmaya başladığını, kaçtığını gören inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ...'nın peşinden koştuklarını, karanlıkta izini kaybettirdiğini, ardından bir gece kondunun kapısını çaldığını, ev sahibinin "Kim o?" demesi üzerine ağlayarak durumu anlattığını, ardından ev sahibinin "Sen sesini çıkartma ben polisi arıyorum." dediğini, daha sonra beklemeye başladığını, ardından polislerin gelerek kendisini alıp karakola götürdüklerini, kendisini zorla bağlayan, darbeden, öldürmekle tehdit eden inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ve ... ile sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; kolluk ifadesinin doğru olduğunu, sanıktan 2.000 TL borç para aldığına ilişkin herhangi bir senet veya yazılı belge düzenlenmediğini, kendisi tarafından yapılan ödemelere ilişkin olarak da bir belgesi olmadığını, alınan eşyaların belgelerinin sanık ile inceleme dışı sanık ...'da bulunduğunu, şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,
İnceleme dışı sanık M.. V.. aşamalarda benzer şekilde; eşi olan sanığın, komşuları olan katılana ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine huzurunda ve rızası ile 2.350 TL borç para verdiğini, katılanın bu parayı 11 gün sonra ödeyeceğini söylediğini ancak ödemediğini, katılana iki defa bu borca ilişkin olarak dava açtığını ancak ellerinde belge olmadığı için bu davaların düştüğünü, ifade tarihinden iki gün önce saat 20.00 sıralarında çalışmış olduğu binanın çöplerini atarak evine geldiğini, bir müddet televizyon seyrettiğini, saat 00.00 sıralarında istirahate ayrıldığını, ertesi gün saat 05.00 sıralarında ise polislerin evlerine geldiğini, evde bulunduğu sırada eşi ve çocuğunun da kendisi ile birlikte evde bulunduklarını, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'i tanımadığını, katılan ile inceleme dışı sanık ...'ın iddialarını kabul etmediğini, o saatlerde ailesi ile birlikte evinde bulunduğunu, inceleme dışı sanık ... ile 04 05 06.05.2009 tarihlerinde yüz yüze ya da telefonla görüşmediğini, eşinin, inceleme dışı sanık ... ile görüştüklerine ilişkin beyanlarını kabul etmediğini, ifade tarihinden yaklaşık 3 ay kadar önce katılanın kendisini araması üzerine aralarındaki borç meselesini çözmek için ...isimli arkadaşı ile birlikte Tarabya'da katılan ile buluştuğunu, katılanın yanında ... isminde başka bir kişi ile inceleme dışı sanık ...'in de bulunduğunu, aralarında tartışma çıktığını, inceleme dışı sanık ...'in ...isimli şahsa birkaç tokat attığını, sonra polislerin geldiğini, bu olaydan bir hafta sonra inceleme dışı sanık ...'in yanına gelip katılanı kastederek "Dürüst adam değilmiş, ben yanlışlıkla arkadaşını dövdüm." dediğini, inceleme dışı sanık ...'ten alacağını tahsil etmesini istemediğini,
İnceleme dışı sanık F.. B.. aşamalarda benzer şekilde; daha önceden yağma suçundan kaydı bulunduğunu, inceleme dışı sanık ...'ı 10 gün kadar önce katılan vasıtası ile, inceleme dışı sanık ...'i ise daha önceden aynı iş yerinde birlikte çalışması nedeniyle tanıdığını, sanığı tanımadığını, 05.05.2009 tarihinde katılanın kendisini telefonla aradığını, birlikte görüşmeye karar verdiklerini, Kireçburnu sahilinde katılan ile buluştuklarını, ardından inceleme dışı sanık ...'in gece kondusuna gitmeye karar verdiklerini, Çayırbaşı Mahallesinde daha önceden tanımadığı inceleme dışı sanık ... ile karşılaştıklarını, katılanı tanıdığı olduğu için bu kişiyi de yanlarına aldıklarını, ardından 31 adet bira, 1 adet votka ve 1 adet viski alıp inceleme dışı sanık ...'in ikametine gittiklerini, burada mangal yakıp geç saatlere kadar içki içtiklerini, bu sırada inceleme dışı sanık ... ile katılan arasında kavga çıktığını, inceleme dışı sanık ...'ın yumruk vurması üzerine katılanın kaçtığını, bunun üzerine kendisinin de kaçtığını, katılanın aracının orada kaldığını, olaydan bir gün sonra polis tarafından aranması üzerine karakola katılan ile birlikte geldiğini, katılanın kendisine "Ben alkollü iken senden şikâyetçi olmuşum. Gidip şikâyetimi geri alacağım." dediğini, inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın kolluk beyanlarını kabul etmediğini, 05.05.2009 tarihinde inceleme dışı sanık ...'yı telefonla aramadığı gibi bu kişi tarafından da aranmadığını, sanığı da aynı gün görmediğini, yaklaşık 3 ay kadar önce çıkan tartışma sırasında katılanı inceleme dışı sanık ...'nın elinden aldığını, inceleme dışı sanık ...'ya asla "Kaç para alacağınız var?" diye sormadığını, yine katılanı kast ederek "Bunun yüzünden başkasını dövdük." şeklinde bir cümle kullanmadığını, katılana inceleme dışı sanık ...'ın huzurunda "Senin 3.000 TL borcunu ben devraldım." şeklinde bir şey söylemediğini, yine katılanı ağaca bağlamadıklarını, "Neden bunun ipini açtınız." şeklinde kimseye bağırmadığını, katılanı darbetmediği gibi bağlı olarak da görmediğini, inceleme dışı sanık ...'yı daha öncesinde Ordulular Derneğinde gördüğünü, bu nedenle tanıdığını, yine katılanın da Ordulular Derneğine geldiğini, bu nedenle de aralarında husumet olduğunu bildiğini, bu durumu arkadaşı olması nedeniyle katılanın kendisine anlattığını, husumetin sebebinin alacak borç ilişkisinden kaynaklandığını bildiğini ancak kimin alacaklı, kimin borçlu olduğu konusunda bilgisi olmadığını, sadece bu konu nedeniyle karakolluk olduklarını bildiğini, katılanın neden kendisini şikâyet etttiğini anlayamadığını, inceleme dışı sanık ...'in bahçesinin etrafının çalılık olduğunu, katılanın yaralanmasının çalılıklardan da kaynaklanmış olabileceğini, çünkü ertesi gün kendisinde de bazı sıyrıklar, çizikler olduğunu gördüğünü ancak muayenesi sırasında doktora çizikleri göstermediğini,
İnceleme dışı sanık H.. H.. kollukta; 05.05.2009 tarihinde arkadaşı olan inceleme dışı sanık ... ile birlikte Kozdere'de dayısının iş yerinde bulunduğu sırada daha önceden beraber çalıştığı inceleme dışı sanık ...'in kendisini aradığını, "Senin evin orada mangal yakalım, ben her şeyi alacağım." dediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ... ile birlikte evine gittiğinde inceleme dışı sanık ...'in kendinden önce gelip bahçede mangal yaktığını gördüğünü, inceleme dışı sanık ...'in "...'ı da çağıracağım, ...'la ...'nın arasında alacak verecek meselesi var. Her ikisini çağırıp yüzleştireceğim." dediğini, daha sonra da inceleme dışı sanık ...'in katılanı telefonla aradığını, mangal yaktıklarını söyleyip bulundukları yere gelmesini istediğini, katılanın daha öncesinde birkaç kez evine gelmesi nedeniyle adresini bildiğini, katılanın zamanında gelmemesi üzerine inceleme dışı sanık ...'in tekrar katılanı aradığını, nerede kaldığını sorduğunu, yaklaşık iki saat sonra katılanın kendilerini arayıp geleceğini söylediğini, inceleme dışı sanık ...'in katılana "Çayırbaşı'na gel biz seni oradan alırız." dediğini, ardından inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in yürüyerek Çayırbaşı Mahallesine gittiklerini, daha sonra üçü birlikte katılanın aracı ile geldiklerini, birlikte yiyip içmeye başladıklarını, daha sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın özel bir konu konuşacaklarını belirterek katılan ... ile birlikte ikametinden içeriye girdiklerini, kendisinin de bu sırada dışarıda bahçede beklediğini, bir süre sonra inceleme dışı sanık ...'in dışarı çıktığını, kendisine "Ferahevler'e kadar gidelim, buradan M.. V..'ı alıp geleceğiz, bunları yüzleştireceğim." dediğini, birlikte katılana ait araca bindiklerini, aracı kendisinin kullandığını, Ferahevler Mahallesinde inceleme dışı sanık ...'nın yanlarına geldiğini fakat araca binmekten vazgeçerek geri döndüğünü, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...'le birlikte geri döndüklerini, eve geldiklerinde katılan ile inceleme dışı sanık ...'ın evin içinde olduklarını, daha sonra inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'yı telefonla birkaç defa aradığını, inceleme dışı sanık ...'nın yanlarına geleceğini söylemesi üzerine tekrar inceleme dışı sanık ... ile birlikte katılanın aracı ile Ferahevler Mahallesine gittiklerini, burada inceleme dışı sanık ... ile bu kişinin eşini aldıklarını, tekrar eve geldiklerinde katılanı bahçede ağaca yaslanmış vaziyette gördüğünü, inceleme dışı sanık ...'ın da bu kişinin yanında olduğunu, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'a bağırıp küfür ettiğini, "Neden ulan bunu açtın." dediğini, daha sonra hep birlikte masada oturduklarını, inceleme dışı sanık ... ve eşi ile katılan ve inceleme dışı sanık ...'in aralarında bir şeyler konuşmaya başladıklarını, bu arada inceleme dışı sanık ...'le katılanın birbirlerine bağırmaya başladıklarını, aralarında boğuşma olduğunu, katılanın inceleme dışı sanık ...'ten kurtulup bahçelerin olduğu tarafa doğru kaçmaya başladığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın ise katılanın peşinden koştuklarını fakat yakalayamadan geri geldiklerini, ardından inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile sanığı katılanın aracı ile Çayırbaşı Mahallesine bırakıp tekrar eve döndüğünü, eve geldikten sonra katılanı telefonla arasa da katılanın cevap vermediğini, bunun üzerine katılanın aracını kendi evinin önüne park edip kontak anahtarını da üzerine bıraktığını, olay esnasında çok alkollü olduğunu,
Savcılıkta; kolluk ifadesini aynen tekrar ettiğini ancak katılanın aracı ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile sanığı Çayırbaşı Mahallesine bıraktığı hususunun doğru olmadığını, kendisinin araç kullanmadığını,
Sulh Ceza Mahkemesinde; 05.05.2009 tarihinde arkadaşı olan inceleme dışı sanık ... ile birlikte Kozdere mevkisinde dayısının iş yerinde bulundukları sırada daha önceden tanıdığı inceleme dışı sanık F.. B..'nın kendisini aradığını, "Senin evin orada mangal yakalım ben her şeyi alacağım." dediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ... ile birlikte evine gittiğinde inceleme dışı sanık ...'in daha öncesinde gelip mangalı yaktığını gördüklerini, inceleme dışı sanık ...'in kendisine "...'ı çağıracağım, ...'la ... arasında alacak verecek meselesi var, yüzleştireceğim." dediğini, ardından katılanı telefonla aradığını, mangal yaktıklarını belirterek çağırdığını, katılanın daha önce birkaç kez geldiğinden evinin nerede olduğunu bildiğini, katılanın yanlarına gelmemesi üzerine inceleme dışı sanık ...'in tekrar katılanı aradığını, katılana "Çayırbaşı'na gel, biz seni oradan alırız." dediğini, o sırada biraları bittiği için inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın hem katılanı almak hem de bira almak için Çayırbaşı Mahallesine gittiklerini, ardından katılana ait araçla üçünün birlikte döndüklerini, birlikte yemek yiyip içki içtiklerini, halay çektiklerini, daha sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile katılan arasında alacak verecek meselesinden tartışma çıktığını, tartışma sırasında kimsenin kimseye vurmadığını, katılanın birden ayağa kalkıp bahçeye atladığını ve olay yerinden kaçtığını, katılana baktıklarını ancak bulamadıklarını, katılanın arabasını da olay yerinde bıraktığını, bir süre daha alkol almaya devam ettiklerini, daha sonra sızıp kaldıklarını, saat 09.00 10.00 sıralarında evlerine geldiklerini, aynı gün saat 13.00 sıralarında polisin hakkında şikâyet olduğu belirterek kendisini evden aldığını, inceleme dışı sanık ...'ın da bu sırada yanında bulunduğunu, kolluk ifadesinin bir kısmının doğru olduğunu bir kısımının ise baskı altında alındığını bu nedenle de kabul etmediğini, Savcılık ifadesinin doğru olduğunu,
Mahkemede; kolluk ifadesinin doğru olmadığını, polislerin kendisini darbettiklerini, ifade tutanağını imzalarken alkollü olduğunu, Savcılık ifadesini de kabul etmediğini, Sulh Ceza Mahkemesince alınan ifadesinin ise doğru olduğunu aynen tekrar ettiğini, ayrıca alkol alıp yiyip içtikten ve tartışma olduktan sonra birbirlerinden özür dilediklerini, katılanın daha sonra gidip şikâyet etmesine anlam veremediğini, bu kişinin arkadaşı olduğunu, alkolün etkisi ile şikâyet etmiş olabileceğini, olay yeri tutanağında belirtilen Çayırbaşı Mahallesi, .... sayılı yerin ikamet ettiği evin adresi, olay yerinin de evinin arka bahçesi olduğunu, tekstil işi ile uğraştığı için koli bantlarını işi gereği bulundurduğunu, ele geçirilen testerenin evinin bitişiğinde oturan babasına ait olduğunu, yine kuşak şeklindeki ipin salıncak ipi olduğunu ve etraftaki çalı çırpıyı temizlemek için kullandığını, arabası ile evine gelen katılanın evinden ayrılırken arabasını bırakıp gittiğini, bu kişinin ehliyeti bulunmadığını, bildiği kadarı ile aracın dikiz aynasının bira almaya giderken kırıldığını, arabada meydana gelen diğer hasarlardan ise haberi olmadığını, kendisinde bulunan yaralanmaların mangal yaparken sarhoş olmasının etkisi ile düşmesi sonucu oluştuğunu, katılanı darbetmediklerini, yanlarından giderken katılanın düşüp yuvarlandığını, bu nedenle yaralanmış olabileceğini,
İnceleme dışı sanık M.. S.. kollukta; olay tarihinde inceleme dışı sanık ...'in yanında bulunduğu sırada inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'i cep telefonundan arayıp "Yanınıza geleceğim, sizin orada mangal yakalım ve başka da bir işimiz var." dediğini, aradan 45 dakika geçtikten sonra inceleme dışı sanık ...'in yanlarına geldiğini, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'e "Sen yukarı eve çık, ateşi yak, biz geliyoruz." demesi üzerine inceleme dışı sanık ...'in yanlarından ayrıldığını, kendisi ile birlikte inceleme dışı sanık ...'in de işleri bittikten sonra inceleme dışı sanık ...'in yanına gittiklerini, inceleme dışı sanık ...'in mangal yakıp hazırlık yaptığını gördüklerini, hep birlikte yiyip içmeye başladıklarını, sohbet esnasında inceleme dışı sanık ...'in, kendisinin katılandan alacağı olduğunu, onu da çağıracağını söyleyip bu konuda yardımcı olmalarını istediğini, ardından inceleme dışı sanık ...'in katılanı telefonla aradığını, katılana "Kardeş biz ...'in evindeyiz, bir şeyler aldık, alem yapacağız, sen de buraya gel." dediğini, katılanın zamanında gelmemesi üzerine inceleme dışı sanık ...'in tekrar katılanı arayıp nerede kaldığını sorduğunu, katılanın da az bir işi olduğunu ve geleceğini söylediğini, yaklaşık iki saat sonra katılanın arayarak geleceğini söylemesi üzerine inceleme dışı sanık ...'in katılana "Çayırbaşı'na gel, biz seni oradan alırız." dediğini, inceleme dışı sanık ... ile birlikte yürüyerek Çayırbaşı Mahallesine gittiklerini, orada kendisine ait araçla gelen katılanla karşılaştıklarını, hep birlikte alışveriş yaptıklarını, ardından tekrar araca binerek inceleme dışı sanık ...'in evine gittiklerini, burada tekrar içmeye başladıklarını, yaklaşık bir saat sonra inceleme dışı sanık ...'in konuyu açıp katılana "H.. V.. ve M.. V..'dan 3.000 TL para almışsın ve bu parayı ödememişsin, bunlar bu işi bana devretti, bu parayı bana ödeyeceksin." dediğini, katılanın ise böyle bir şey olmadığını, inceleme dışı sanık ... ve sanık ile mahkemelik olduklarını anlattığını, çıkan tartışma sırasında kendisinin evin içine girdiğini, katılanın da peşinden geldiğini, daha sonra inceleme dışı sanık ...'in yanlarına gelip kendisine "Tut ulan şu a.... koyduğumun çocuğunu bağlayalım." diyerek katılana yumruğu ile vurduğunu, kendisinin de katılana tokat attığını, inceleme dışı sanık ...'in katılanı yere yatırdığını, kendisinin de inceleme dışı sanık ...'e yardım ettiğini, ardından inceleme dışı sanık ...'in koli bandıyla katılanın ellerini bağladığını ve katılanı içeride bırakıp dışarı çıktığını, kendisinin ise katılanın yanında kaldığını, daha sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in birlikte asıl alacaklı olan sanık ile inceleme dışı sanık ...'yı almaya gittiklerini, aradan bir süre geçtikten sonra inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in geri geldiklerini, inceleme dışı sanık ...'in içeri girip kendisinden katılanı tutmasını istediğini, bu sırada katılanın ellerinin bantlı olduğunu, ardından inceleme dışı sanık ...'in katılanı kastederek "Bunu dışarıda ağaca bağlayalım adamlar geldiğinde bunun ağaca bağlı olduğunu görsünler." dediğini, ardından katılanı kaldırıp dışarı çıkardıklarını, dışarıda inceleme dışı sanık ...'in katılanı iple ağaca bağladığını, ardından inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in sanık ile inceleme dışı sanık ...'yı almaya gittiklerini, katılanın bu sırada ağaca bağlı bir şekilde beklediğini, inceleme dışı sanıklar ... ve ... gittikten sonra katılanın iplerini çözdüğünü ve beklemeye başladıklarını, bir süre sonra inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ile sanığın birlikte geldiklerini, inceleme dışı sanık ...'nın elinde siyah bir çanta bulunduğunu, katılanın iplerinin çözüldüğünü gören inceleme dışı sanık ...'in kendisine küfür ettiğini ve neden ipleri çözdüğünü sorduğunu, kendisinin ise katılanın kaçmadığını söylediğini, daha sonra diğer şahısların hep birlikte masaya oturup aralarında alacak verecek meselesini konuşmaya başladıklarını, konuşma esnasında inceleme dışı sanık ... ile sanığın inceleme dışı sanık ...'e "Biz sana 3.750 TL verelim, bunu öldür ağacın dibine göm." dediğini, bunun üzerine katılanın korkusundan parayı ertesi gün ödeyeceğini söylediğini, ardından masadan kalktıklarını, bu esnada yine aralarında tartışma çıktığını, katılanın masadan kalkmaması nedeniyle inceleme dışı sanık ...'in katılana "Kalksana ulan adamlar gidiyor." diyerek yumruk vurduğunu, ardından katılanın yere düştüğünü, daha sonra yerden kalkarak bahçeye doğru kaçmaya başladığını, inceleme dışı sanık ...'in katılanın peşinde koştuğunu ancak yakalayamadığını, ardından tekrar yanlarına geldiğini, daha sonra inceleme dışı sanık ...'in üzerinde kontak anahtarı bulunan katılanın aracı ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile sanığı alıp götürdüğünü, kendisinin tek başına kaldığını, bir süre sonra inceleme dışı sanık ...'in tekrar gelip aracı park ettiğini, daha sonra yattıklarını, sabah kalktıklarında aracın yerinde olmadığını gördüklerini, inceleme dışı sanık ...'in katılanın bağlanmasına karışmadığını, sadece seyrettiğini, inceleme dışı sanık ...'in kendisine bağırıp küfür etmesi nedeniyle, çekindiği için inceleme dışı sanık ...'in katılanı bağlamasına yardım ettiğini, alacak verecek meselesiyle uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını,
Savcılıkta; kolluk ifadesinin kısmen doğru olduğunu, ifadesinde inceleme dışı sanık ... ile katılanın aralarında tartıştıklarını, birbirlerine vurduklarını ve kendisinin de katılan ...'a tokat attığını söylemiş ise de alkolü olmasının etkisiyle böyle bir beyanda bulunduğunu aslında katılanın bağlanması ve katılana tokat atması gibi bir olay olmadığını,
Sulh Ceza Mahkemesinde; olay tarihinde inceleme dışı sanık ...'in yanında bulunduğu sırada inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'i cep telefonundan arayıp "Sizin oraya geleceğim, mangal yakalım, başka da bir işimiz var." dediğini, yaklaşık 45 dakika sonra inceleme dışı sanık ...'in yanlarına geldiğini, inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'e "Sen eve git, ateşi yak, biz geliyoruz." dediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...'in yanlarından ayrıldığını, kendilerinin de işleri bitirdikten sonra yanına gittiklerinde inceleme dışı sanık ...'in mangal yaktığını gördüklerini, yiyip içmeye başladıklarını, inceleme dışı sanık ...'in telefonla katılanı aradığını, "İçiyoruz, gel sen de iç." demesi üzerine katılanın "Benim işim var, bitsin geliyorum, beni aşağıdan alın." dediğini, hemen ardından inceleme dışı sanık ... ile Çayırbaşı Mahallesine gittiklerini, benzinlikte katılan ile buluştuklarını, içecek bir şeyler aldıklarını, hep birlikte mangalın bulunduğu bahçeye geldiklerini, içki içtiklerini, oyun oynadıklarını, halay çektiklerini, alkollü olması nedeniyle saatin kaç olduğunu hatırlamadığını, o sırada inceleme dışı sanık ... ile katılanın tartışmaya başladıklarını, neden tartıştıklarını bilmediğini, daha sonra katılanın olay yerinden kaçtığını, arabasının ise orada kaldığını, bir süre daha oturduklarını, sabah olduğunu, aynı gün polislerin inceleme dışı sanık ...'in evine geldiklerini, kolluk ifadesinin doğru olmadığını, polisin baskısı altında ifade verdiğini, hatta ifade verirken kendisini darbettiklerini, Savcılık ifadesinin doğru olduğunu,
Mahkemede; atılı suçu kabul etmediğini, inceleme dışı sanık ...'in arkadaşı olduğunu, bu kişinin dayısının inşaatında çalışmasını istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, ara sıra bu kişi ile oturup alkol alıp eğlendiklerini, olay tarihinde inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'i çağırdığını, daha sonra yanlarına inceleme dışı sanık ... ile sanığın da geldiğini, inceleme dışı sanık ...'in evinin önünde et pişirip alkol aldıklarını, inceleme dışı sanık ...'in gece vakti telefon ile bir kişiyi çağırdığını, bir süre sonra da bu kişinin geldiğini belirtip alıp getirmesini istediğini, kendisinin de gidip katılan ...'ı Çayırbaşı Mahallesinden aldığını, dönüş yolunda katılanın markete uğrayıp et ve bira aldığını, birlikte diğer inceleme dışı sanıklar ile sanığın olduğu yere geldiklerini, daha sonra evin içine müzik CD'sini değiştirmeye girdiğinde dışarda bulunan kişilerin hep birlikte katılan ile tartıştığını gördüğünü, ne konuştuklarını anlayamadığını, ortamın karanlık olduğunu, gördüğü kadarıyla inceleme dışı sanık ...'in katılana yumruk vurduğunu, bunun üzerine de katılanın oradan kaçıp gittiğini, katılandan para istemelerinin, katılanın elini kolunu bağlamalarının söz konusu olmadığını, Sulh Ceza Mahkemesinde alınan ifadesinin doğru olduğunu, tekrar ettiğini, karakolda alınan beyanını kabul etmediğini, polislerin kendisini darbetmeleri nedeniyle okumadan imzalamış olabileceğini, olay yerinde bulunan testerenin kendisinin bahçe düzenlemesinde çalışırken kullandığı alet olduğunu, katılana hiç vurmadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık H.. V.. kollukta; daha önceden tanıdığı katılan H.. K..'nın 2005 yılında yanına gelerek acil ihtiyacı olduğunu ve 10 gün sonra geri ödeyeceğini belirtip kendisinden 2.500 TL borç para istediğini, kendisinin de verdiğini, katılana borç verdiği sırada yanında eşi olan inceleme dışı sanık ...'nın da bulunduğunu ancak 10 gün geçmesine karşın katılanın borcunu ödemediğini, devamlı kendilerini oyaladığını, bir gün evine parasını istemeye gittiğinde borcunu ödemeyeceğini söyleyip "Üzerine bir tas su iç." dediğini, bu nedenle karakola gidip şikâyette bulunduğunu, katılanın en son 2008 yılı Kurban Bayramı'nda kendileri ile görüşeceğini söyleyerek sahile davet ettiğini, eşi olan inceleme dışı sanık ...'nın da katılanın yanına gitmesi üzerine katılan ve yanında bulunan arkadaşları tarafından darbedildiğini, bu şahıslarla karakolluk olduklarını, inceleme dışı sanık ...'nın ifade tarihinden yaklaşık 1 2 hafta kadar önce Ordulular Derneğinde inceleme dışı sanık ... ile konuştuğunu, bu kişiye katılandan alacağı olduğunu ve bu parayı alamadığını söyleyip alması hâlinde parayı yarı yarıya paylaşmayı teklif ettiğini, inceleme dışı sanık ...'in de bu teklifi kabul ettiğini ve parayı katılandan alacağını söylediğini eşinin daha sonra kendisine anlatması üzerine öğrendiğini, 05.05.2009 tarihinde eşi ile birlikte akşam evde oturdukları sırada inceleme dışı sanık ...'in telefonla eşini aradığını, katılanın kendilerine olan borcunu vereceğini belirtip "Sizi gelip alacağım." dediğini, birlikte otururken inceleme dışı sanık ...'in tekrar arayarak kaza yaptığını ve geç kalacağını söylediğini, kendilerinin önce gitmek istemediklerini, bunun üzerine inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in geri döndüklerini, yaklaşık olarak bir saat sonra inceleme dışı sanık ...'in eşini tekrar aradığını ve kendilerini almaya geleceğini söylediğini, eşi ile birlikte hazırlanıp dışarı çıktıklarını, inceleme dışı sanık ...'in bir araçla geldiğini, yanında inceleme dışı sanık ...'in bulunduğunu, eşi ile birlikte bu araca bindiklerini, inceleme dışı sanık ...'in kendilerini katılanın bulunduğu yere götürdüğünü, söz konusu yerde katılan ile inceleme dışı sanık ...'ın birlikte oturup bira içtiklerini gördüğünü, hep beraber oturup alacak meselesini konuşmaya başladıklarını, katılanın kendisinden para aldığını ve geri ödediğini söylediğini, bunun üzerine ne zaman ve nasıl ödediğini sorduğunu, katılanın da kendilerine telefon ve telefon sehpası aldığını, kredi kartı borçlarını ödediğini belirtip kendilerini mahkemeye vereceğini söylediğini, daha sonra konuşmanın sona erdiğini, ardından inceleme dışı sanık ...'in kendisini ve eşini araçla aşağı caddeye bıraktığını, oradan da evlerine gittiklerini, sadece çağrılması üzerine ve alacağı hakkında konuşmak için olay yerine gittiğini,
Savcılıkta; kolluk ifadesinin kısmen doğru olduğunu, şokta olması nedeniyle ifadesi sırasında ne dediğini tam olarak hatırlamadığını, olayla ilgisi bulunmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, kendisine iftira atıldığını,
Sulh Ceza Mahkemesinde; 2005 yılında yanına gelerek acil ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine katılana 2.350 TL borç para verdiğini, katılanın 10 gün sonra ödeyeceğini söylediğini, borç verirken yanında eşi olan inceleme dışı sanık ...'nın da bulunduğunu, katılanın borcunu ödemeyip kendilerini oyaladığını, daha sonra katılan ile hiç görüşmediğini, bunun dışında kolluk ifadesinin doğru olmadığını, polisin psikolojik baskısı altında o şekilde ifade verdiğini, ifadesi alınacağı sırada konuşmayacağını belirtmesi üzerine polis memurlarının "Biz seni konuşturmasını biliriz." dediklerini, savcılık ifadesinin doğru olduğunu,
Mahkemede 10.12.2009 tarihinde; kolluk ifadesinin kısmen doğru olduğunu, eşi ile inceleme dışı sanık ...'in dernekte konuşmaları ile ilgili olan kısımdan sonra yazılan ifadesini kabul etmediğini, bu şekilde beyanda bulunmadığını, polislerin kendisine psikolojik baskı yaptıklarını, ayrıca olayın şokunda olduğunu, Savcılık ve Sulh Ceza Mahkemesince alınan ifadelerinin doğru olduğunu, aynen tekrar ettiğini, 04.11.2010 tarihinde; kolluk ifadesinin ilk bölümünü kabul ettiğini, bu ifadesinin, eşinin inceleme dışı sanık ... ile Ordulular Derneğinde buluşup konuştuklarına dair kısım dahil diğer kısımlarını kabul etmediğini, bu kısımların katılanın beyanına göre polis tarafından yazıldığını, kendisine de imzalaması konusunda ısrar ettiklerini, ayrıca kendilerinin içeri atılmaları karşılığında katılanın polislere arabasını satıp 10.000 TL vermeyi teklif ettiğini polislerin kendisine söylemesi üzerine öğrendiğini, bu nedenlerle bu ifadesini kabul etmediğini, ayrıca polise olay saatlerinde olay yerinde olmadığını kanıtlayabileceğini, şahitlerinin olabileceğini söylemesine karşın "Mahkemeye de vermişsin, paranı alamamışsın." dediklerini ayrıca "Kafana silah dayarım, bütün polisleri üstünden geçiririm." şeklinde polis tarafından tehdit edildiğini, keza "Hücreye atarım, bütün farelerle hücrede yatarsın, söylediğim şekilde ifade vereceksin." diyerek kendisini zorladıklarını, çok kısa zaman içinde Savcılıkta ifadesi alındığı için Savcıya bu olanlardan bahsedemediğini, 19.01.2012 tarihinde ise; daha önce Mahkemede yaptığı savunmayı aynen tekrar ettiğini,
Savunmuştur.
V. GEREKÇE
1 Sanık H.. V..’a atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı,
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesi;
“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle anılan maddenin 3. fıkrasının (e) bendine "eşe" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da boşandığı eşe" ibaresi eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır.
Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi hâlinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu suç tipi ile bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanması eylemleri cezalandırılmak istenmiştir. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir." şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir.
Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Maddede sadece "bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak"tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama yapılmamıştır. Bu nedenle suç mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla, her zaman her yerde işlenebilir. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmeyip aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme hâlinde dahi diğer unsurlar da var ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Kesintisiz bir suç olması sebebiyle suçun tamamlanma ve bitme zamanları farklı olabilmektedir. Mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suç tamamlanır, ancak sona ermez. Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu an suçun sona erme zamanıdır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede sona erdirilebileceği gibi günlerce de sürdürülebilir. Öte yandan özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, suçun tamamlanması için fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliği taşıyıp taşımadığı, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilip belirlenecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Suçun manevi unsuru; failin, mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi bilmesi ve istemesi, yani genel kasttır. Kanun'un metni ve ruhundan anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Nitekim bu görüş öğretide (Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Çetin Özek Sahir Erman, İstanbul 1994, s. 130; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ayhan Önder, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 31; Teorik Pratik Ceza Hukuku, Durmuş Tezcan ... Ruhan Erdem Murat Önok, Ankara 2008, s. 363; Ceza Hukuku Özel Hükümler, Mehmet Emin Artuk Ahmet Gökcen, Ankara 2018, Adalet Yayınevi, 17. Baskı, s. 368.) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 110 161, 23.01.2007 tarihli ve 275 9, 03.12.2002 tarihli ve 288 419 sayılı ile bu güne kadar süreklilik arz eden çok sayıdaki kararları) benimsenmiştir. Suçun oluşabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönündeki ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması, diğer bir deyişle eylemde hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması zorunludur. Hukuka aykırılık, öğretide genel olarak hukuk düzeninin izin vermediği hâlleri ifade etmektedir.
Bu aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından anılan maddenin ikinci fıkrasında nitelikli hâl olarak sayılan cebir, tehdit ve hile kavramlarına değinilmesinde yarar bulunmaktadır.
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, gözdağı verme anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı veya herhangi bir işaretle işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk A. Gökcen M. Emin Alşahin Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Kitabevi, Ankara 2019, 18. Bası, s. 405).
Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için de mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya mağdurun bundan korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili "korkutmak amacıyla" yapmış olmasıdır (MAJNO, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873).
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, "zor, zorlayış" anlamlarına gelen cebir ise; suç olarak düzenlendiği TCK'nın 108. maddesinin gerekçesinde "kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır.
Öte yandan hile, söz, hareket veya diğer davranışlarla bir kişinin bilerek aldatılması ve yanıltılmasıdır. Hile ile kendisinde yanlış düşünce uyandırılan kişi belli bir davranışa sürüklenmekte ve buna zorlanmaktadır. Hilenin alıkoyma veya kaçırmaya yönelik olması gerekir. Ayrıca hile aldatıcı nitelikte de olmalıdır. Vaad ile hile birbirine karıştırılmamalıdır. Ancak mağdurun yaşı, tecrübesizliği, içinde bulunduğu korku ve endişe hâli gibi nedenlerle esasen hür iradesi ile kabul etmeyeceği bir hususun vaad edilerek iradesinin kırılması durumunda hilenin varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle bir şeyin hile olup olmadığı her somut olaydaki koşullara göre değerlendirilmeli ve mağdurun kandırılarak direncinin kırılıp kırılmadığı belirlenip sonuca ulaşılmalıdır.
Öğretide "Hile, kişiyi kandırmak için kullanılan bir yöntemdir. Hile, gerçek olmayanı gerçekmiş gibi göstererek failin kandırılmasını sağlar. Kandırılmış olan kişi de, gerçeği bilseydi yapmayacağı bir davranışı yapar. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kullanılan hileyle kandırılan kişi, bir yerden diğer bir yere kendi iradesiyle gider veya gitmez. Ancak, bu irade, kandırılmış olduğundan özgür irade değildir." şeklinde görüşlere yer verilmiştir (Serap Keskin Kiziroğlu, Özel Ceza Hukuku, 3. Cilt, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2018, s. 86 87).
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Yerel Mahkemece "Katılan H.. K..'nın sanık H.. V..'dan borç para aldığı, katılanın borcunu kısmi ödemelerle kapattığını söylemesine rağmen taraflar arasında bu konuda ihtilaf olduğu, sanık H.. V..'ın Sarıyer İcra Müdürlüğünün 2007/2910 esas sayılı dosyası ile yaptığı icra takibine sanığın borcunu ödediği gerekçesi ile itiraz ettiği, bu alacak verecek meselesi nedeniyle suç tarihinden önce M.. V..'ın katılanla kavga ettiği, karı koca olan H.. V.. ve M.. V..'ın alacaklarını tahsil etmek için sanık F.. B.. ile anlaştıkları, F.. B..'nın M.. S.. ve H.. H.. ile anlaşarak katılanı mangal yapıp içki içmek bahanesi ile H.. H..'nun gecekondusuna davet ettikleri, bir müddet alkol aldıktan sonra sanıklar ..., ... ve ...'in katılanı eve sokarak ellerini koli bandı ile bağladıktan sonra birlikte darp edip sanıklar ... ve ...'ya olan borcunu ödemesini istedikleri, daha sonra bahçede bulunan ağaca bağladıkları, diğer sanıkların çağırması ile sanıklar ... ve M.. V..'ın da bahçeye geldikleri, katılanı öldürmesine yönelik tehdit içerikli sözler sarf ettikleri, süreç içinde bağları gevşeyen katılanın sanıkların alkollü olmasından da yararlanarak olay yerinden kaçarak kurtulduğu," şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda;
Suça konu paranın sanık tarafından katılana verilmesi, herhangi bir belgeye bağlanmayan bu borcun ödenmediğinden bahisle yapılan ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emrinin de sanığın talebi üzerine katılana gönderilmesi, bu anlamda alacağa ilişkin takip işlemlerinin bizzat sanık tarafından yürütülmesi, inceleme dışı sanık ...'ın 06.05.2009 tarihinde müdafinin katılımı ile alınan kolluk ifadesinde, inceleme dışı sanık ...'in katılana "H.. V.. ve M.. V..'dan 3.000 TL para almışsın ve bu parayı ödememişsin, bunlar bu işi bana devretti, bu parayı bana ödeyeceksin." dediğini beyan etmesi, yine sanığın 06.05.2009 tarihli kolluk ifadesinde, inceleme dışı sanık ...'nın ifade tarihinden yaklaşık 1 2 hafta kadar önce Ordulular Derneğinde inceleme dışı sanık ... ile konuştuğunu, bu kişiye katılandan alacağı olduğunu ve bu parayı alamadığını söyleyip alması hâlinde parayı yarı yarıya paylaşmayı teklif ettiğini, inceleme dışı sanık ...'in de bu teklifi kabul ederek parayı katılandan alacağını söylediğini eşinin daha sonra kendisine anlatması üzerine öğrendiğini savunmuş ise de bu beyanından daha sonra dönmesi ve sanığın bu ifadesinin inceleme dışı sanık ... tarafından doğrulanmaması, inceleme dışı sanık ...'in ise bu yönde bir beyanının bulunmaması, kaldı ki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinin işlendiği sırada olay yerine getirilen sanığın ağaca bağlı vaziyette bulunan katılanın boğazını sıkarak ve ona tehdit içerikli sözler söyleyerek suça ilişkin tipik eylemi gerçekleştirmek suretiyle azmettirdiği suça asli fail olarak da iştirak ettiğinin anlaşılması karşısında Yerel Mahkeme uygulamasının aleyhe temyiz talebinin de bulunmadığı hususu göz önüne alındığında sonuç itibarıyla doğru olduğu ve bu bağlamda sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından reddine karar verilmelidir.
2 Haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı,
A. İlgili Mevzuat
TCK'nın 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından makul bir indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun yek diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik sonralık durumları ile birbirlerine etki tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
(1) numaralı uyuşmazlık konusunda anlatıldığı şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda; sanık tarafından söz konusu borcun 13.09.2006 tarihinde verilmesi, sanığın talebi üzerine 13.06.2007 tarihinde ödeme emri gönderilmesi, katılanın itirazı üzerine 22.06.2007 tarihinde takibin durdurulmasına karar verilmesi, bu olaydan yaklaşık iki yıl sonra suça konu olayın gerçekleşmesi, inceleme konusu olay öncesinde de katılandan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız fiil oluşturabilecek herhangi bir davranışın bulunduğuna ilişkin delil olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın bu eylemini haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlediğinden, diğer bir ifade ile haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinden söz edilemeyeceği, bu anlamda sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından reddine karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:53:03