Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2023/21201
2023/17890
29 Kasım 2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/21201
Karar No : 2023/17890
DAVACI: …
DAVALI: … / …
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararın, uluslararası sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'na, yasalara ve idare hukukunun genel ilke ve kurallarına aykırı olarak usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, isnadın açık, net ve ayrıntılı şekilde bildirilmediği, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın disiplin cezası niteliğinde olduğu, meslek hayatı boyunca herhangi bir idari ya da adli soruşturma geçirmediği, telefonuna ByLock haberleşme programını yüklemediği, ByLock programını kullanmadığı, unvanlı ya da idari görev almadığı, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılmadığı, sosyal medya paylaşımı bulunmadığı, örgüte maddi ya da manevi yardımda bulunmadığı, örgüt lehine seçim çalışması yapmadığı, dava konusu karar ile adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının, yaşam hakkının, mülkiyet hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatının, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, eşitlik ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ile şahsiliği ilkelerinin, hak arama hürriyetinin, din ve vicdan ile düşünce ve kanaat hürriyetinin, ifade özgürlüğünün, ikamet ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının feragat nedeniyle bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararına uyularak, temyiz dilekçesinde manevi tazminata hükmedilmesi isteminden feragat edilmiş olması nedeniyle davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlar dolayısıyla 500.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından usule ilişkin olarak ileri sürülen itirazlar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
T.C. Anayasasının 138'inci maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139'uncu maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, .... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 159'uncu maddesinin 8'inci fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10'uncu fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 53'üncü maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, .... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanununun 4'üncü maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6'ncı bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7'nci bendinde, disiplin cezası verme, 8'inci bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, 7'nci maddesinin 2'nci fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, 33'üncü maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği, hükme bağlanmıştır.
15/7/2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasanın 120'nci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/7/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulunca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4'üncü maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen .... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca .... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11'inci maddesinin 2'nci fıkrası ile, "22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Davaya konu edilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı KHK’nin 3'üncü maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunma alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte olup, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3'üncü ve 4'üncü maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Dosyanın ve davalı idarece sunulan CD'lerin incelenmesinden, tanık/şüpheli beyanları ve davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan bylock programına ilişkin yapılan tespitlere göre davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki; davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ...Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek "7 yıl 6 ay mahkumiyetine" hükmedilmiştir.
Sonuç itibarıyla; dosyada bulunan tespitler karşısında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının dava konusu edilen kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, söz konusu HSYK Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığından, bu kararlar nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarından yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden, ortada tazmini gerektiren bir hak da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, davanın reddi yolundaki … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, davacı tarafından temyiz aşamasında verilen manevi tazminattan feragat dilekçesi dikkate alınmadan verildiğinden bahisle, manevi tazminata ilişkin kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: **
...tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararına yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının iadesi ve 500.000,00 TL maddi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemleri yönünden Dairemiz kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata ilişkin kısmının feragat nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: **
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde de feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 310. maddesinde, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından dosyaya sunulan ve 20/12/2021 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren temyiz dilekçesi ile 1.000.000,00 TL manevi tazminat talebinden feragat edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi tazminata hükmedilmesi isteminden feragat edilmiş olması nedeniyle, davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın, bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: **
Açıklanan nedenlerle;
-
Davanın, … TL manevi tazmınatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden feragat nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
-
Davacının manevi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinin uyarınca … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
-
Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/21201
Karar No : 2023/17890
DAVACI : …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, uluslararası sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'na, yasalara ve idare hukukunun genel ilke ve kurallarına aykırı olarak usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, isnadın açık, net ve ayrıntılı şekilde bildirilmediği, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın disiplin cezası niteliğinde olduğu, meslek hayatı boyunca herhangi bir idari ya da adli soruşturma geçirmediği, telefonuna ByLock haberleşme programını yüklemediği, ByLock programını kullanmadığı, unvanlı ya da idari görev almadığı, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılmadığı, sosyal medya paylaşımı bulunmadığı, örgüte maddi ya da manevi yardımda bulunmadığı, örgüt lehine seçim çalışması yapmadığı, dava konusu karar ile adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının, yaşam hakkının, mülkiyet hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatının, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, eşitlik ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ile şahsiliği ilkelerinin, hak arama hürriyetinin, din ve vicdan ile düşünce ve kanaat hürriyetinin, ifade özgürlüğünün, ikamet ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının feragat nedeniyle bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararına uyularak, temyiz dilekçesinde manevi tazminata hükmedilmesi isteminden feragat edilmiş olması nedeniyle davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlar dolayısıyla 500.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından usule ilişkin olarak ileri sürülen itirazlar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
T.C. Anayasasının 138'inci maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139'uncu maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, .... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 159'uncu maddesinin 8'inci fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10'uncu fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 53'üncü maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, .... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanununun 4'üncü maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6'ncı bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7'nci bendinde, disiplin cezası verme, 8'inci bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, 7'nci maddesinin 2'nci fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, 33'üncü maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği, hükme bağlanmıştır.
15/7/2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasanın 120'nci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/7/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulunca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4'üncü maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen .... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca .... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11'inci maddesinin 2'nci fıkrası ile, "22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Davaya konu edilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı KHK’nin 3'üncü maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunma alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte olup, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3'üncü ve 4'üncü maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Dosyanın ve davalı idarece sunulan CD'lerin incelenmesinden, tanık/şüpheli beyanları ve davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan bylock programına ilişkin yapılan tespitlere göre davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki; davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ...Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek "7 yıl 6 ay mahkumiyetine" hükmedilmiştir.
Sonuç itibarıyla; dosyada bulunan tespitler karşısında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının dava konusu edilen kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, söz konusu HSYK Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığından, bu kararlar nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarından yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden, ortada tazmini gerektiren bir hak da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, davanın reddi yolundaki … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, davacı tarafından temyiz aşamasında verilen manevi tazminattan feragat dilekçesi dikkate alınmadan verildiğinden bahisle, manevi tazminata ilişkin kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
...tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesi ile uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak 500.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 31/05/2022 tarih ve E:2016/46064, K:2022/4032 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararına yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/06/2023 tarih ve E:2023/435, K:2023/1309 sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının iadesi ve 500.000,00 TL maddi tazminatın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemleri yönünden Dairemiz kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata ilişkin kısmının feragat nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde de feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 310. maddesinde, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından dosyaya sunulan ve 20/12/2021 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren temyiz dilekçesi ile 1.000.000,00 TL manevi tazminat talebinden feragat edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi tazminata hükmedilmesi isteminden feragat edilmiş olması nedeniyle, davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın, bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın, … TL manevi tazmınatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden feragat nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Davacının manevi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinin uyarınca … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2023/121448
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:51:19