Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Kararı
2021/293
2023/129
8 Mart 2023
YARGITAY DAİRESİ: 1. Ceza Dairesi
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılaması sonucunda, eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın TCK’nın 87/4, 29, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.07.2014 tarihli ve 101 246 sayılı hükmün sanık müdafisi ve katılanlar ..., Erdal ... ve Alaattin ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.11.2016 tarih ve 4661 4097 sayı ile davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gerekçeli kararın tebliğinin sağlanması için tevdi kararı verilmiş, kararın tebliğ edildiği Bakanlık vekilinin de temyiz talebinde bulunması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 04.07.2017 tarih ve 532 2516 sayı ile;
"…Sanık ...’ın resmî nikâhlı eşi maktul ...’ı kasten yaralama sonucu ölümüne neden olma suçundan açılan kamu davasında 6248 sayılı Yasa’nın 2/1 d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma, CMK’nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince 20.09.2017 tarihli ve 269 288 sayı ile sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafisi ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.02.2019 tarih ve 104 1160 sayı ile;
"...Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık ...'ın maktul ... ile arasındaki tartışma sonucunda, kesici delici nitelikteki bıçakla maktulü sol meme başının 6,5 cm altında tariflenen yerden giren aletin midklavikular hatta 6. interkostal aralıktan sol göğüs boşluğuna etkili olacak ve sol akciğer, kalp apeksi ve aortta kesi oluşturacak şekilde ölümüne sebebiyet verdiği olayda, sanığın kastının doğrudan öldürmeye yönelik olduğu ve bu itibarla TCK'nın 81. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiğinin düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi 04.07.2019 tarih ve 153 297 sayı ile;
"...Sanığın sabit olan eşi ...'e yönelik eylemi davaya dayanak 12.03.2014 tarihli iddianamede TCK'nın 82/1 d maddesinde yaptırıma bağlanan suç olarak nitelendirilmiş ise de, sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektiren husumetin olmayışı, maktul ...'ın sanığa çıkan tartışma sonucu saldırması ve vurduğunun olaydan hemen sonra gözaltına alınan sanığın gözaltı sırasında çekilen dosyayada ibraz edilen resimler ile de sabit olması, sanığın bilerek ve isteyerek maktulü bıçaklayıp öldürdüğünün sabit olmaması, maktulde sadece 1 adet bıçak yarası olması eylemlerine devam etmemesi, maktulün saldırıp boğazını sıkması sırasında kurtulabilmek için elindeki bıçağı rastgele salladığı ve hareketli hedef durumunda olan maktulün sol meme başının 6,5 cm altında olan yere gelmiş olması nedeni ile sanığın komşularına haber vererek maktülün hastaneye kaldırılmasını ve tedavisini sağlamaya çalışmasıda dikkate alındığında,
Ani gelişen kavga ortamında sanığın maktulün kalbini hedef alarak bıçakladığına ilişkin aleyhinde kanıt olmaması, ciddi engel olmamasına rağmen eylemlerine devam etmemesi maktulün hastaneye kaldırılmasının sağlanması karşısında yaralama kastı ile hareket ettiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki karar gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2020 tarihli ve 103910 sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.06.2021 tarih ve 159 11415 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı eylemin kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
26.12.2013 tarihinde saat 12.10 sıralarında Haber Merkezi’nce İnönü Mahallesi, ... Sokak, 21/1 numaralı yerde bıçakla yaralama olayı olduğunun, maktülün...Bölge Hastanesine kaldırıldığının ve durumunun ağır olduğunun anons edilmesi üzerine ekiplerin öncelikle maktulün bulunduğu hastaneye gittikleri, maktulün kalbinin altından bir adet bıçakla yaralandığı, hayati tehlike kaydıyla ... Koşuyolu Hastanesine sevk edildiği, olay yerine geçildiği, giriş kattaki ikametin balkon ve daire kapısının açık olduğu, salondaki çekyatın üzerinde bir adet balta ve üzerinde kan lekeleri olan bir adet bıçak bulunduğu ve salonun dağınık olduğu, binadan ve çevreden sorulduğunda sanık ve maktulün ara sıra kendi aralarında münakaşa ettiklerini duyduklarını beyan ettikleri, aynı binada daire 3’te ikamet eden tanık...'in beyanında olayın meydana geldiği saatlerde sanığın bağırarak yardım istediğini duyması üzerine ikametlerine indiğinde maktulün salonda yaralı vaziyette yattığını ve yanında iki küçük çocuğun bulunduğunu, maktulün komşuları tarafından hastaneye kaldırıldığını belirttiği ... Koşuyolu Hastanesinde bulunan sanıkla yapılan görüşmede, maktul ile maddi sıkıntı yüzünden ara ara kavga ettiklerini, aynı tarihte saat 11.30 sıralarında maktulle münakaşa ettikleri sırada maktulün kendisini darbetmeye başladığını, bu esnada balkonda bulunan bıçağı eline aldığını, boğazını sıkmaya başlaması üzerine elindeki bıçakla maktule vurduğunu ve maktulü yaraladığını, daha sonra paniğe kapılınca balkona çıkıp bağırarak yardım istediğini beyan ettiğinin belirtildiği,
26.12.2013 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olay yerinin zemin kat dâhil dört katlı binanın zemin katında bulunan iki oda bir salondan ibaret daire olduğunun, göğsünden saat 11.30 sıralarında yaralanan maktulün önce...Özel Bölge Hastanesine, sonrasında... Kalp Damar Hastanesine sevk edildiği ve tedavisine devam edildiği bilgilerine ulaşıldığının, oturma odasında girişe göre sağ taraftaki duvara dayalı bulunan üçlü koltuk üzerinde kesici kısmında kan olduğu değerlendirilen kırmızı lekeler bulunan siyah saplı bir adet ekmek bıçağı ile bir adet balta bulunduğunun, halı üzerinde dağınık vaziyette giyim eşyaları ve bir adet kırlent bulunduğunun, bu eşyaların bir kısmının üzerinde kan lekesi olduğu değerlendirilen kırmızı lekelerin bulunduğunun, girişe göre sol taraftaki duvar üzerinde kan lekesi olduğu değerlendirilen kırmızı lekeler bulunduğunun, sol tarafta duvara dayalı vaziyette bulunan ikili koltuk kol kısmı üzerinde tabak içerisinde üç adet sigara izmariti bulunduğunun, balkondan odaya açılan balkon pvc kapı iç kolu üzerinde kan lekeleri olduğu değerlendirilen kırmızı lekeler olduğunun, balkon kapı kolunun kırılmış olduğu ve çalışmadığının, balkonda ... önünde bir adet kesici kısmı eğrilmiş ekmek bıçağı ile balkon duvarı mermeri üzerinde kan lekesi olduğu değerlendirilen kırmızı leke bulunduğunun, diğer odaların ise düzenli olduğunun tespit edildiği,
28.12.2013 tarihli tutanakta; olayın meydana geldiği binanın girişini ve çıkışını gösteren herhangi bir kamera kaydı olmadığının belirtildiği,
27.12.2013 tarihli maktule ait ölü muayene ve otopsi tutanağında; tahminen 30 35 yaşlarında, 170 cm boylarında, 70 75 kg ağırlığında siyah saçlı, buğday tenli, sünnetli erkek cesedi olduğunun, cesette ölü sertliğinin devam ettiğinin, ölü morluklarının sırtta ve mutat yerlerde oluştuğunun, haricen burun sol kanadında küçük yüzeysel sıyrık, boyun ön yüzden aşağıya dik olarak uzanan ve sol meme baş hizasından dik olarak kesen ameliyat kesisi, sternum üzerinde sol meme başının 5 6 cm kadar aşağısında ve göğüs sol tarafta suture yaralar olduğunun, sol inguinal suture, muhtemel müdahaleye bağlı kesi bulunduğunun, bunlar dışında lezyon saptanmadığının, Özel ... Hastanesince düzenlenmiş 26.12.2013 tarihli raporda; toraks ön yüzdeki toraksa nafiz 4 cm’lik kesiden toraks tüpünün konulduğunun tespit edildiğinin, tansiyon alınamadığının, nabızın zaman zaman değişmekte olup 50 60 dakika olduğunun, pupillerin dilate, hastanın entübe ve iv mayi takılı vaziyette olduğunun, tüm batın USG normal, kalp ekosunda patoloji olmadığının, ... Koşuyolu ...tarafından düzenlenmiş 26.12.2013 tarihli ve 335100 sayılı cerrahi yoğun bakım takip dosyasında saat 16.00’da full inotrop destekli, pompada VC notunda hipotansif seyrettiği masajla ameliyathaneye alındığının, kalbe nafiz bıçaklanma olduğunun, kalbin boş olduğunun, fibrilasyonda olduğunun, defalarca defibrile edildiğinin, saat 19.15’de eks olarak kabul edildiğinin, kesin ölüm sebebi tespit edilemediğinden otopsiye karar verildiğinin belirtildiği,
25.02.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen maktule ait otopsi raporunda; maktulün sağda 5. kot ve solda 4. kot midklavikuler hattan kırık bulunduğunun, haricen sol meme başının 6,5 cm altında tariflenen yerden giren kesici delici aletin midklavikuler hatta 6. İnterkostal aralıktan sol göğüs boşluğuna girdiğinin, sol akciğer, kalp apeksi ve aortta kesi oluşturduğunun görüldüğünün, maktulün Morg İhtisas Dairesi Acil Toksiloji Laboratuvarının raporuna göre, kanında alkol (etanol ve metanol) bulunmadığının, kanda ve safrada aranan maddelerin (uyutucu, uyuşturucu maddeler dâhil) bulunmadığının, maktulün vücudunda bir adet kesici delici alet yarası tarif ve tespit edildiğinin ve haricen sol meme başının 6,5 cm altında tarif edilen yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğunun, kesici delici alet yarası kenar ve açı özelliklerine göre, ika edilen aletinin bir kenarının keskin, diğer kenarının kesmez nitelikte olduğunun, otopside maktulün vücudunda tespit edilen kot kırıklarının lokalizasyon ve özellikleri dikkate alındığında yeniden canlandırma işlemleri sırasında oluşabilecek nitelikte olduklarının, maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar kesisinden gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği,
31.12.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporda; sanık hakkındaki 26.12.2013 tarihinde ... ... ... Hastanesince düzenlenen raporda belirtilen sağ omuzda eskiye ait 4x6 cm ekimoz, sağ kolda 6x8 cm ekimotik kızarıklık mevcut olduğu, sağ sırt bölgesinde eskiye ait 4x6 cm ekimotik lezyon, sağ yanak ve çenede 1 cm yüzeysel sıyrık, ğöğüs ön duvarında 1 cm iki ayrı yüzeysel sıyrık, sol bacak iç kısmında 6x8 cm’lik ekimotik kızarıklık mevcut olduğu şeklindeki bilgilere göre yaralanmanın etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtildiği,
... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.03.2014 tarih ve 175384 sayı ile; sanığın babası şüpheli Memet Cihanoğlu hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sistemi vasıtasıyla temin edilen nüfus kayıt tablosundan; 1981 ... doğumlu maktul ... ile 1986 ... Tekman doğumlu sanık ...’in 22.01.2007 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten 2007 doğumlu... ..., 2011 doğumlu ... ... ve 2013 doğumlu ... ... isimli üç çocuklarının olduğu,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; maktulün kardeşi olduğunu, eşi sanıkla herhangi bir sorunun olmadığını, maktulün kayınpederi ile sorunu olduğunu, kayınpederinin maktulün çalıştığı paraları aldığını, bu nedenle maktulün kayınpederini birkaç kez evden kovduğunu duyduğunu, kayınpederinin maktulün yan dairesinde komşu olarak ikamet ettiğini, maktulün yanında çalıştığı patronundan bir miktar alacağı olduğunu, kardeşinin bilerek bu parayı almadığını, kayınpederinin paraya el koyduğunu, kayınpederinin bu birikimden haberi olduğunu tartışmanın kaynağının da bu olduğunu ve kardeşinin ölümüne kayınpederinin sebep olduğunu düşündüğünü,
Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; kardeşi katılan ... ile aynı beyanda bulunduğu, sanığın savunmalarının hiçbirinin doğru olmadığını, tam tersine sanığın ve babasının, kardeşi olan maktulü dövdüklerini, maktulün kendileri ile görüşmesini engellediklerini, sanığın babasının olay günü kendisini arayarak maktulün intihar ettiğini söylediğini,
Katılan....Mahkemede; maktulün kardeşi olduğunu, sanığın savunmalarının hiçbirinin doğru olmadığını, ...’da kalmakta iken kendilerinden habersiz kaçarak ...’a geldiklerini, maktulle ne zaman görüşmek istese engellediklerini,
Bilgi alma tutanağında...; sanık ve maktulün yan binasında 3. katta oturduğunu, aralarında yaşanan tartışmaları duymadığını fakat sanık ve maktulle aynı binada oturan komşularının ara sıra tartıştıklarını söylediklerini, sanığın ikamet ettiği binanın 3. katındaki 5 numaralı dairenin kendisine ait olduğunu ve kiracının oturduğunu, bu daireye doğalgaz sobası takmak üzere işçilerin gittiğini, kiracıların evin anahtarını kendisine verdiğini, daireye çıkarken sanığın kapısının önünden geçtiğini, herhangi bir ses duymadığını, doğalgaz sobasının montajının yaklaşık 15 dakika sürdüğünü, montaj yapan işçilerin çıkmak için daire kapısını açtıklarında bina içerisinde sanığın sesinin yankılandığını, maktulün ikametine indiğini, içeride bina sakinlerinden...ve ...’nin olduğunu, sanığın telaşlı bir şekilde, "... öldü, ambulans" diye bağırdığını, sanığa, "Ne oldu?" diye sorduğunda kendisine üç yaşındaki kızının eşi maktulü bıçakladığını söylediğini, maktulün can çekiştiğini, tanık ...'in maktulün vücudundan, sanığın da ayaklarından tutarak doğalgaz için gelen işçilerin aracına bindirdiklerini, sanık ve 2 işçinin araca bindiğini, tanık ...’nin telefonla sanığın annesini ve babasını arayıp, durumu anlattığını ve çocukları gelip almalarını söylediğini, beş dakika sonra onların geldiğini,
Bilgi alma tutanağında...; olayın gerçekleştiği binada 8 yıldır oturduğunu, sanık ve maktulün komşuları olduğunu, yaklaşık iki yıldır binada oturduklarını, çok sıcak komşuluk ilişkileri olmadığını, zaman zaman aile içi tartışmaları olduğunu, sanığın vücudunda hiçbir zaman darp ve cebir izi görmediğini, saat 11.30 sıralarında eşi tanık...ile evlerinde otururken dışarıdan bağırma sesi duymaları üzerine balkonlarından baktıklarını, bağıranın alt komşuları sanık olduğunu fark ettiklerini, ne olduğunu anlamaya çalışırken sanığın, "Yetişin kimse yok mu? ... ölüyor. Ambulans çağırın." demesi üzerine eşiyle sanığın ve maktulün ikametine gittiklerini, maktulün salonun ortasında kalbinin hizasından yaralı olduğunu fark ettiklerini, sanığa, "Ne oldu?" diye sorduklarını, sanığın kendilerine, "Ne olduğunu bilmiyorum." dediğini, salonda bulunan kanepe üzerinde kanlı bir bıçak ve üzerinde kan lekesi bulunmayan orta boy bir balta gördüğünü, ikamete gittiklerinde evde maktul ile sanığın ve 2 çocuklarının olduğunu, sanığın babasını arayarak durumu haber verdiğini,
Bilgi alma tutanağında Ayten ...; sanık ve maktulün ikametinin penceresinin kendi salonunun 10 metre uzağında olduğunu, sanık ve maktulün yaklaşık bir ay önce tartışma seslerini ikametinden duyduğunu, genel itibarıyla ikametinde olmadığı için başka tartışmalarının olup olmadığını bilmediğini, öğle saatlerinde çamaşır asmak için camın kenarında bulunduğu sırada sanığın, "..., ..." diye bağırdığını, pencereden sanığa, "Ne oldu?" diye sorduğunu, sanığın kendisine, "... öldü." dediğini, soba zehirlenmesi olduğunu düşünerek sanığın ikametine gittiğini, sanığın telaşlı olduğunu ve yanında iki çocuğundan başka kimsenin olmadığını, daire kapısından girdiğinde sanığa tekrar, "Ne oldu?" diye sorduğunda kendisine, "... bıçağın üzerine düştü." dediğini, bulunduğu yerden baktığında içeride yerde yatar vaziyette bir şahsı gördüğünü, dışarıya çıkıp "Ambulans isteyin." diye bağırmaya başladığını,
Bilgi alma tutanağında ... Burçin Çakınlar ve ...; maktulü araçları ile hastaneye götürdüklerini, maktulün hiç konuşmadığını, sanığın sürekli "Çabuk yetiştirin." dediğini,
Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; evinde otururken 1 numaralı dairede ikamet eden sanığın, "Kocam ölüyor. Yardım edin." diye bağırması üzerine aşağıya indiğini, maktulü odada sırtüstü yatar vaziyette gördüğünü, maktulün yanında sanığın ve 2 çocuğunun olduğunu, çekyatın üzerinde bıçak ve balta olduğunu, sese gelen komşularının arabasına maktulü koyarak hastaneye gönderdiklerini, hatırladığı kadarıyla sanığın saat 11.30 sıralarında bağırdığını, apartmandaki 8 dairenin 7 dairesi doğalgazla ısınırken sanık ve maktulün evinde doğalgaz tesisatının olduğunu ancak kullanmadıklarını, kömürle ısınmaya çalıştıklarını, maktulün salonda sırtüstü yatar vaziyette zorlukla nefes almaya çalıştığını, üzerinde kan olan bıçağın çekyatın üzerinde olduğunu, aynı gün apartmanın başka dairelerine doğalgaz tesisatı veya bakımı için gelen kişilerin arabasına sanığın yardımı ile maktulü bindirdiklerini, hastaneye maktulün başında sanığın da gittiğini, eve gittiğinde sadece iki küçük çocuklarının olduğunu, sanık ve maktulle samimiyetlerinin bulunmadığını, tartışma seslerinin olduğunu, sanığa, “Ne oldu?” diye sorduğunda kendisine, "Çocuk yaptı." dediğini,
Hakkında takipsizlik kararı verilen ... Cihanoğlu şüpheli sıfatıyla Savcılıkta; sanığın kızı, maktulün ise damadı olduğunu, sanık ve maktul arasında bu zamana kadar herhangi bir sorun görmediğini, sanık evlendikten belli bir süre sonra ihtiyacı olduğu için sanık ve maktulden 2 tane 80 gram ve 7 tane Cumhuriyet altını aldığını, damadı maktul ev alacağı zaman altınların parasını vereceğini, ayrıca maktulün çalıştığı yerdeki birikmiş parasını da bildiğini, iddia edildiği gibi maktulü döverek ya da korkutarak parasını almadığını, olay günü sanığın ismini bilmediği ev sahibinin kendisini arayıp durumu anlattığını, eşiyle birlikte kendilerine yakın olan kızı sanığın ikametine gittiklerini, ev sahibinin maktulün bıçaklandığını söylemesi üzerine hastaneye gittiğini, sanık bayıldığı için olayı soramadığını, maktulün de...Bölge Hastanesinden... Hastanesine sevk olduğunu, maktulle ambulansla hastaneye gittiğini, maktulün ablasını aradığını, maktulün intihar ettiğini söylemediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... müdafisi huzurunda Kollukta; maktulle 2006 tarihinden beri resmî olarak evli olduğunu, eşi maktul ile zaman zaman maddi sıkıntılardan dolayı tartışmalar yaşadıklarını, oturdukları evin kirasını 4 5 aydır veremedikleri için ev sahibinin kira parasını sık sık istediğini, saat 11.00 11.30 sıralarında ikametlerinde maktulle kira konusunu tartışırken sobayı yakmak amacıyla balkonda bulunan kömür çuvalının ağzını bıçakla açtığını, bıçağı balkona bıraktığını, kömür torbasından kovaya kürek ile kömür koyarken 2 yaşındaki kızının yanına gelerek torbanın ağzını açmış olduğu bıçağı salona götürdüğünü, maktulle sözlü tartışmaya devam ettiğini, kovaya doldurmuş olduğu kömürü sobaya boşalttığını, çocuğunun elindeki bıçağı aldığını, tartışma devam ederken maktulün kendisine, "Sana mı soracağım. Senden mi emir alacağım." şeklinde sözler söylemesi üzerine maktule, "Tabiî ki bana soracaksın." dediği esnada maktulün "Sus kes sesini, çeneni kapat." diyerek saldırmaya ve darbetmeye başladığını, boğazından sıktığını, olayların yaşandığı sırada bıçağın elinde olduğunu, maktulle belli bir süre bu şekilde boğuşma yaşadıklarını, boğazını sıkmaya devam edince nefessiz kaldığını, maktulü itelemeye başladığını, maktulün yere düştüğünü ve göğsünden kan akmaya başladığını, önce maktule seslendiğini, cevap alamayınca balkona çıkıp yardım istediğini, komşularının aracı ile maktulü...Bölge Hastanesine getirdiklerini, hayati tehlikesi olması sebebiyle ... Koşuyolu Hastanesine sevk edildiğini, maktulün yaralandığını kendisinin boğazını sıkıp bırakıp yere düştükten sonra fark ettiğini, maktule kasıtlı olarak bıçak çekmediğini ve yaralamadığını, boğuşma sırasında üzerine doğru geldiği anda elinde bulunan bıçağın maktule saplanmış olabileceğini, olayın yaşandığı esnada ikametlerinde kendisi, maktul ve 2 küçük çocuğunun bulunduğunu, oda içerisinde bulunan baltayı ne kendisinin ne de maktulün kullandığını, balkon alçak olduğu için çalınmasın diye baltayı içeriye aldığını,
Savcılıkta; maktulle 2006 yılında ailelerin karar vermesi üzerine ...’da evlendiklerini, 2011 yılına kadar ...’da yaşadıklarını, 2011 yılında...ilçesi, İnönü Mahallesi'ne taşındıklarını, olayın gerçekleştiği ikametlerine geçen yıl taşındıklarını, maktulle evliliklerinden 3 tane çocuklarının olduğunu, maktulün düzenli işi olmadığını, 3 yıldır...isimli kişinin yanında işçi olarak çalıştığını, ...’dayken maktulün ailesinin sürekli kendilerine müdahale ettiklerini ve maktulü boşanmaya zorladıklarını, bunlardan kaçmak için ...’a geldiklerini, evliliğinin başlangıcından dünkü olaya kadar sürekli olarak maktulden şiddet gördüğünü, yaşadıkları çevrenin gelenekleri ve baskıları sebebiyle maktulden korktuğu için şiddet görmesine rağmen polise başvurmadığını, maktulün evle ilgilenmediğini, ihtiyaçlarını karşılamadığını, eve hiç para getirmediğini, ev sahiplerinin kendisine üzüldüğü için soba ve çamaşır makinesi aldığını, babasının da zaman zaman çocuklara bez ve mama alması için kendisine para verdiğini, maktulün üç gün önce de tartışmaları nedeniyle kendisine terlik vurarak şiddet uygulandığını, bu tartışmanın çocukların mama ve bezlerinin olmaması, evde yiyecek bulunmaması, beş aydır kiranın ve elektrik borcunun ödenmemesi gibi ekonomik sebeplerden kaynaklandığını, hatta "Baltayı kafana indirim." dediğini, bunun üzerine üç çocuğunu da alıp babasının evine gittiğini, babasının evinin kendi evlerine yürüme mesafesi 10 15 dakika olduğunu, ertesi günü tekrar eve döndüğünü, babasına dayak yediğini belirttiğini, maktulün mesaisi olduğu için geç geleceğini belirttiğini, 2007 doğumlu kızı...’in okula gittiğini, evde kendisi, maktul, çocukları ... ve ...’un olduğunu, olay gerçekleştiği sırada babasının ya da ailesinden birilerinin evde olduğu iddialarının doğru olmadığını, maktulle 5 6 aydır ödenmeyen kira parası sebebiyle aralarında tartışma başladığını, ev sahibinin sürekli kendisine, "Kirayı ödeyemiyorsunuz. Evimi boşalttın." dediğini, bu yüzden bunaldığını, ev kirası nedeniyle maktulle tartışmaya başladıklarını, bu sırada mutfaktan bıçak aldığını, salondan geçip balkona gittiğini, balkonda bulunan kömür çuvalının ağzını açtığını, sobaya kömür koyduğunu, saatin tahminen 11.00 11.30 sıraları olduğunu, sobaya kömür koymaya uğraşırken kızı ...’ın balkonda kalan bıçağı alıp sobanın yanına geldiğini, çocuğun elinden bıçağı aldığını, maktulün yüksek sesle, "Sana mı soracağım. Senden mi emir alacağım." dediğini, kendisinin de "Bana soracaksın." diye cevap verdiğini, bunun üzerine maktulün "Kes sesini. Kapa çeneni." diyerek tekme atmaya ve yumruk vurmaya başladığını, akabinde boğazını sıkmaya başladığını, nefessiz kaldığını, kızından aldığı bıçağın elinde olduğunu, maktulün kendisini yere düşürdüğünü, boğazını sıktığı sırada da dizi ile karnına bastırdığını, nefessiz kalınca can havliyle iki elini ve dizlerini kullanarak maktulü itmeye başladığını, maktulün yan tarafa düştüğünü, şaka yaptığını zannettiğini, daha sonra yerdeki kanı gördüğünü, maktulün renginin solduğunu ve göğsünün altındaki kanı görünce balkona koştuğunu, ev sahibini çağırdığını, merdiven boşluğuna çıkarak komşularına bağırdığını, aynı binada tüpçülük yapan şahsın arabasına maktulü koyarak...Bölge Hastanesine gittiklerini, hastanede kendi telefonu olmadığı için bir bayanın telefonundan durumu babasına haber verdiğini, maktulün kendisini yere yatırıp boğazını sıktığında ve üzerine abandığında kurtulmak için maktulü diziyle iteklemeye başladığını, gücü yetmeyince elleriyle iteklemeye başladığını, bıçağın bu sırada saplanmış olabileceğini, kasıtlı olarak maktule bıçak saplamadığını, nefesi kesildiği için korktuğunu ve kurtulmak istediğini, olayda balta kullanmadığını, maktulün sol göğüs altındaki kanamayı gördüğünü, bıçağın batma anını görmediğini, bıçağın battığından da haberinin olmadığını, maktul yere düşüp hareketsiz kaldığı anda sol göğsünün altındaki kanamayı gördüğünü,
Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; Cumhuriyet savcılığında ayrıntılı şekilde verdiği ifadesini aynen tekrar ettiğini, geçim sıkıntısı çektiklerini, maktulün günlük yevmiye ile çalıştığını, eve para getirmediğini, birikmiş kira borçlarının olduğunu, bu sebeple öğleye doğru tartıştıklarını, kömür çuvalını kesmek için mutfaktan bıçak aldığını, çuvalı kestiğini, sobaya kömür attığını, bıçağı yere bıraktığı için kızı ...’ın bıçağı eline aldığını, diğer çocuğa bıçakla bir şey yapar diye kızının elinden bıçağı aldığını, söylediği bir sözden dolayı kendisine maktülun, "Sana mı soracağım?" dediğini, "Bana soracaksın." diye cevap verince sinirlenen maktulün kendisinin boğazına yapıştığını, kendisini yere yıktığını, nefes alamadığını, eliyle ve diziyle maktulü itmeye başladığını, iterken maktulün yana yıkıldığını, neden yıkıldığını hemen anlayamadığını, şaka yaptığını zannettiğini, belinin yan tarafından kan geldiğini fark edince bıçağın göğsüne saplandığını fark ettiğini, maktule bıçağı sapladığını dahi fark etmediğini, itişip kakışma sırasında olduğunu, maktulü öldürme kastıyla hareket etmediğini, kazayla olduğunu,
Mahkemede; maktulle 2006 yılında ...’da tanışıp evlendiklerini, resmî nikâhlarının bir yıl sonra yapıldığını, yaklaşık 6 7 yıl ...’da kaldıktan sonra 2011 yılında ...’a geldiklerini, maktulün düzenli işinin olmadığını, olayın gerçekleştiği evin ...’daki üçüncü evleri olduğunu, bu evin de birkaç aydır kirasını ödeyemediklerini, aralarında daha önce de tartışmalar olduğunu, maktulün şiddet uyguladığını fakat bu konuda herhangi bir yere başvurusu olmadığını, 2013 yılının Aralık ayında gündüz saatlerinde 2 3 yaşındaki kızları ..., maktul ve kendisi evdeyken ev sahiplerinin gelip kirayı istediğini, ev sahibi gittikten sonra maktulle aralarında tartışma çıktığını, bu sırada kömür çuvalının ağzını kesmek için eline bıçak aldığını, bıçağı yere bıraktığını, bu bıçağı kızı ...’ın elinde görünce bıçağı aldığını, bir yandan da maktulle konuşup tartıştıklarını, maktulün kendisine kızıp saldırdığını, yere yatırıp boğazından sıkmaya başladığını, bıçağın elinde olduğunu, maktulden kurtulmak için elleriyle itmeye çalıştığını, maktulün yere yuvarlandığını gördüğünü, nefes alamadığını, kendisine gelir diye birkaç dakika beklediğini, hareketsiz kaldığını görünce komşularına haber verdiğini, yan komşuları tanık Ayten’in geldiğini, ambulansla maktulü hastaneye götürdüklerini, olay sırasında maktulün bir yandan kendisinin boğazını sıkarken diziyle de kurtulmaması için karnına bastırdığını, olaydan üç gün önce de kendisine şiddet uyguladığını ve tehdit ettiğini,
Bozmadan sonra Mahkemede; önceki savunmalarını aynen tekrar ettiğini,
Savunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
5237 sayılı TCK’nın "Kasten Öldürme" başlığı altında düzenlenen 81. maddesi;
"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır" hükmünü içermektedir.
"Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" başlıklı 87. maddesinin 4. fıkrası ise suç ve karar tarihindeki hâli ile;
"Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur", şeklinde iken 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle, bu fıkrada yer alan "onaltı" ibaresi "onsekiz" şeklinde değiştirilmiş, TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrası "Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Konuya ilişkin TCK'nın 87. maddesinin gerekçesinde ise; "Dördüncü fıkrada, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmiş olması hâline ilişkin hükme yer verilmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış bu kasten yaralama hâllerinde, failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, 'Genel Hükümler Kitabı'nda yer alan netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin hükümler, burada da geçerlidir" açıklamasına yer verilmiştir.
765 sayılı TCK’da objektif sorumluluk esasına dayanan düzenlemelere yer verilmiş iken, 5237 sayılı TCK’da objektif sorumluluk esası benimsenmemiştir. Suçu, "kanunda tanımlanmış bir haksızlık" olarak öngören yeni suç teorisinde, bir hareketi yapan kişi, bu hareketin tüm sonuçlarından her şartta sorumlu tutulmamakta, bir başka anlatımla "kusursuz sorumluluk" terk edilmiş olmaktadır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, s.161.).
765 sayılı TCK’daki objektif sorumluluk esasının yerine 5237 sayılı TCK’da haksızlığın bir gerçekleştirilme şekli olarak kast taksir kombinasyonuna, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için, 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde, suçun manevi unsurları arasında gösterilen kast taksir kombinasyonu, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suç üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın "Netice sebebiyle ağırlaşmış suç" başlıklı 23. maddesi;
"(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir" şeklindedir.
Buna göre; failin gerçekleştirdiği bir eylemde, kastettiğinden daha ağır veya başka bir sonucun meydana gelmesi hâlinde, sorumlu tutulabilmesi için netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olmasının kabulü gerekmektedir. Fail, bu sonucun meydana gelmesinden taksirle bile sorumlu tutulamıyorsa, objektif sorumluluğun kaldırılmasının doğal bir sonucu olarak, sadece nedensellik bağının bulunuyor olması, neticeden sorumlu tutulması için yeterli olmayacaktır.
Öğretide, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ve görünüşte ya da gerçek olmayan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç olarak iki farklı şeklinin bulunduğu kabul edilmektedir. Gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda, failin hareketi sonucunda kastettiğinden daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup, gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla bağımsız bir suç tipi ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yaralama suçunda mağdurun ölmesi, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir. Görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise, failin hareketi sonucunda suçun oluşması için aranan neticeden başka, niteliği de farklı olan daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup, gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla temel suç niteliği aynı kalmakla beraber yalnızca ceza ağırlaştırılmaktadır. Örneğin, cinsel saldırı suçunda mağdurun bitkisel hayata girmesi, görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 5. Bası, ... 2015, s. 286 vd; ... Emin Artuk, ... Gökcen, A.Caner Yenidünya, TCK Şerhi, Turhan Kitabevi, ... 2009, c 3, s. 2484 vd.).
5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir.
Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için;
a Failin yaralama kastı ile hareket etmesi,
b Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci fıkrası kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi,
c Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,
d Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.
Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır.
Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir.
Son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir.
Diğer yandan, 5237 sayılı TCK’nın “Kasten öldürme” başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Suçun vasıflandırılması için failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğu büyük önem taşımaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanık ... ile maktul ...’in 22.01.2007 tarihinde resmî nikâhla evlendikleri, bu evliliklerinden..., ... ve ... isimli üç çocuklarının olduğu, maktulün inşaatlarda yevmiye ile çalışarak geçimini sağladığı, tarafların ekonomik sıkıntılar yaşadıkları, 26.12.2013 tarihinde saat 11.30 sıralarında...ilçesi, İnönü Mahallesi, ... Sokak, 21/2 numarada bulunan ikametlerinde 6 yaşındaki kızları...’in olmadığı, sanık ve maktul arasında ev kirasının ödenmemesinden dolayı tartışma çıktığı, maktulün sanığa fiziksel şiddet uygulamaya başladığı, sanığın kömür çuvalının ağzını açmakta kullandığı ekmek bıçağı ile maktulü bir defa vurmak suretiyle sol meme başının 6,5 cm altından yaraladığı, komşularına haber vererek maktulün hastaneye kaldırılmasını sağladığı, maktulle birlikte hastaneye gittiği, maktulün ... Koşuyolu Hastanesinde aynı tarihte saat 19.15’te kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar kesisinden gelişen iç kanama sonucu öldüğü olayda;
Olayda görgü tanığının bulunmadığı, sanığın aşamalardaki savunmasının oluşa uygun düşmediği maktul ile aralarında ki geçimsizlik nedeniyle çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi ve maktulün sanığa yönelik saldırıda bulunarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmanın oluşturduğu kızgınlık nedeniyle, sanığın eylemde kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli olması, hedef alınan vücut bölgesi, darbenin şiddeti ve kalp ile akciğerde oluşan yaranın niteliği itibariyle eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastın haksız tahrik altında öldürmeye yönelik olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün sanığın eyleminin haksız tahrik altında nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle:
1 Yerel Mahkemenin sanığın maktulü kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan kurulan hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA,
2 ... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2019 tarih ve 153 297 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin haksız tahrik altında nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
3 Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğu ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:30