Yargıtay 9. HD 2024/12859 E. 2024/15689 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/12859
2024/15689
4 Aralık 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
KARAR: Davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi
TEMYİZ EDENLER: Taraf vekilleri
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 15. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009 2019 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde demirci olarak en son saat başı net 5,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, davacının Türkiye’de çalışmasının bulunmadığı dikkate alındığında somut olayda Rusya mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde mutad işyerinin Rusya olması sebebiyle uyuşmazlığa Rusya Federasyonu iş mevzuatının uygulandığı, Rusya iş hukukuna ilişkin mevzuat çevirilerinin dosya arasına alındığı, bu doğrultuda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacının hizmet süresinin 2 yıl 8 ay 16 gün olarak tespit edildiği, davacının çalışma vizesinde işveren olarak davalı Şirket isminin yazılı olduğu, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, davacının iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, davalı tarafın zamanaşımı def'inde bulunduğu, zamanaşımına uğrayan bir alacak tutarının bulunmadığı, Rusya Federasyonu iş mevzuatında zamanaşımı müessesesinin düzenlenmediği, işten çıkarma noktasındaki dava açma süresinin 1 yıl olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesinde "… Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle
kaçırılması durumunda bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir. ..." düzenlemesine yer verildiği, ancak işçinin böyle bir kanuni düzenlemeyi bilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki yurt dışında çalışan işçiler yönünden uzun yıllar Türk mevzuatının uygulandığı, güncel Yargıtay kararları doğrultusunda çalışılan ülke mevzuatının uygulanmasının söz konusu olduğu, bu hususta Rusya Federasyonu mevzuatında hâkime takdir yetkisi tanındığı, bu sürenin kesin olmadığı, tüm bu durumların işçi yönünden geçerli neden olduğu, hukuk güvenliği, işçi lehine yorum ve hakkaniyet ilkeleri gereğince 1 yıllık dava açma süresinin somut olaya uygulanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili; kıdem ve ihbar tazminatının kamu düzeninden olması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı açısından Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğini, tarafların hukuk seçiminin Türk hukukunun uygulanması yönünde olduğunu, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gereğince hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtihatlara tamamen aykırı ve sürprız sayılacak şekilde karar verilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
-
Davalı vekili; yargılama konusu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının alacaklarının Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacının hizmet süresi ve ücretinin hatalı belirlendiğini, davacı işçinin çalışmasının istifa ile sona erdiğini, davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının hafta tatili ücretlerinin ödendiğini, ücret bordrolarının dikkate alınmadığını, genel tatil ücreti hesabı yapılmasının kabul edilemez olduğunu, davacının müvekkili Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının Rusya ülkesinde çalıştığı, bu bağlamda yabancılık unsurunun tarafların kabulünde olduğu gibi taraflar arasında çalışılan ülke hukukunun uygulanacağına dair iş sözleşmesi hükümleri bulunduğu, cevap dilekçesinde olayda Türk hukukunun uygulanamayacağının davalı tarafça savunulduğu, Yargıtay kararlarına göre somut olayda Rusya hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, davacının en son 18.06.2019 24.08.2019 tarihleri arasında çalıştığı ve davanın 29.12.2020 tarihinde açıldığı, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesindeki değişiklik ile hak düşürücü sürenin 1 yıl olarak düzenlendiği, Yargıtayın söz konusu düzenlemenin maddi hukuka ilişkin olduğunu kabul ettiği, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili; Rusya iş mevzuatına göre işten çıkış emrinin düzenlenmemiş olması nedeniyle dava açma süresinin başlamadığını, sürenin yeniden başlatılması gerektiğini, Rusya iş mevzuatında Türk hukukundaki gibi zamanaşımı ve hak düşürücü süre düzenlemesi bulunmadığını, işçinin hakkının ihlal edildiğini öğrendiği tarihin ispatına ilişkin yükümlülüğün işverene ait olduğunu, sürelerin yenilenmesi için geçerli şartların bulunduğunu, yerleşik içtihatlara güvenilerek Türk hukuku kapsamında açılan davalara Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, Rusya iş mevzuatındaki sürelerin nazara alınmasının hak arama hürriyetini kısıtlayıcı mahiyette olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
-
Davalı vekili; müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin müvekkili üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27 nci maddesi şöyledir :
" (1) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.
(2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.
(3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
(4) Ancak hâlin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir."
-
5718 sayılı Kanun'un 2, 5, 8, 24, 40 ve 44 üncü maddeleri.
-
İş sözleşmesinin son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesi şu şekildedir:
"Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir."
-
Dairemizin 29.04.2024 tarihli ve 2024/2867 Esas, 2024/7449 Karar sayılı ilâmı.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Bölge Adliye Mahkemesince, hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8 inci maddelerinin bir gereğidir.
-
İlâmın İlgili Hukuk kısmının (4) numaralı paragrafında yer verilen Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392 nci maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafından da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
-
Diğer taraftan, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
-
Somut uyuşmazlıkta Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca bireysel iş uyuşmazlığının çözümü açısından dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de dava tarihinin 29.12.2020 olması ve davanın yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilmesi karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine bir kısım yargılama giderine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
-
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (C) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.028,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.028,00 TL yargılama masrafının kendi üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:09