Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/12517
2024/15001
21 Kasım 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
KARAR: Davanın kısmen kabulü
TEMYİZ EDENLER: Taraf vekilleri
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin yurt dışında bulunan şantiyelerinde makine süpervizörü olarak 1973 ile 2013 tarihleri arasında çalıştığını, son net ücretinin saat başı 19,00 Katar riyali (QAR) olmakla birlikte üç öğün yemek, barınma ve ısınma gibi gereksinimlerinin de işverence karşılandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebep olmaksızın feshedilerek Türkiye’ye gönderildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının ... Qatar/Al ... Şirketinde çalıştığını ve davalı Şirket açısından husumet yokluğu bulunduğunu, davacının aldığı son ücretin bordrolarda gösterilen ücret olduğunu, davacıya çalışma dönemleri sonunda ödemeler yapıldığını, davacının ibraname ve feragatname belgeleri imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 2. İş Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2018/249 Esas, 2020/216 Karar sayılı kararıyla; toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının hizmet döküm bilgisinde davalı Şirkete ait değişik işyerlerinde çalışmasının olduğunun görüldüğü, çalışma aralarının 10 yıldan fazla olmaması nedeniyle zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığı, 2006 tarihli ücret sözleşmesine göre aylık ücretinin 6.022,00 QAR olduğu (saatlik ücreti 26,76 QAR ) ancak dava dilekçesinde son olarak saat ücretinin 19,00 QAR olduğunun belirtilmesi nedeniyle taleple bağlı olunduğundan saat ücretinin net 19,00 QAR ve ilave menfaatlerin aylık 545,25 QAR olarak kabul edildiği, davacının çalışmasının iş bitimine bağlı olarak işverenin feshi ile gerçekleştiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmış olduğu, davacı ile yapılan iş sözleşmelerinin sonunda davacıya toplamda kıdem tazminatı olarak 51.877,72 QAR ve ihbar tazminatına karşılık 9.953,30 QAR ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu tutarların mahsubu sonucunda davacının ihbar tazminatının kalmadığı, bakiye 57.644,31 QAR kıdem tazminatının bulunduğu tespit edilerek ihbar tazminatı talebi reddedilmek suretiyle kıdem tazminatı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/79 Esas, 2021/483 Karar sayılı kararıyla; davacının 05.01.1983 12.11.2010 tarihleri arasında kesintili şekilde davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde makine süpervizörü olarak çalıştığı, 16.03.2006 tarihli yurt dışı iş sözleşmesinde belirtilen ücret dikkate alınmak ve davacının talebiyle bağlı kalınmak suretiyle tespit edilen aylık ücretin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, yemek ve barınma bedelinin yurt dışı çalışmasına ilişkin emsal nitelikteki dosyalardaki tespitler de dikkate alınarak 150,00 USD karşılığı QAR olarak belirlenmesinde bir hatanın bulunmadığı, davacının kesintili olarak çalıştığı, önceki dönemlerin tasfiye edilmediği, ibranamelerin miktar içermemesi sebebiyle geçerli kabul edilemeyeceği, kesintili çalışma süresi belirlenerek fesih tarihindeki kur üzerinden kıdem tazminatı tavanı da dikkate alınarak hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatından dosya içerisinde bulunan İngilizce ve Türkçe olarak düzenlenen imzalı tediye bordroları gereğince yapılan ödemeler mahsup edilerek alacak miktarının tespitinde ve brütleştirmede bir hatanın bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 03.06.2021 tarihli ve 2021/5562 Esas, 2021/9893 Karar sayılı ilâmı ile; davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmek suretiyle, davacının dava dilekçesinde yurt dışı şantiyelerinde geçen hizmeti yönünden talepte bulunduğu gözetilerek dosya kapsamına göre davacının, davalı Şirketin Antalya ve Manisa/... bulunan şantiyelerinde geçtiği anlaşılan 20.01.1988 08.10.1988 ile 08.10.1988 06.02.1991 tarihleri arasındaki çalışmalarının dışlanarak yurt dışı hizmet süresinin tereddüde mahal vermeyecek biçimde yeniden belirlenmesi, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği hükme bağlandığından, kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında işçinin daha önceki fasılalı çalışmalarının dikkate alınacağı, ancak her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleştiğinin ve bu dönemlerde kıdem tazminatı ödenip ödenmediğinin denetlenmesi gerektiği, işçinin iş sözleşmesinin feshinde işçilik alacaklarının ödenmediğinin belirlenmesi hâlinde en son tazminata hak kazanacak şekilde gerçekleşen feshe göre son ücret üzerinden hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği, ihbar tazminatı bakımından ise; mülga 1475 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde kıdem tazminatı yönünden getirilen düzenlemeye paralel bir düzenleme mevzuatta yer almadığından, aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan sürelerin birleştirilmesi suretiyle ihbar tazminatının hesaplanmasının mümkün bulunmadığı, her bir çalışma dönemi için ayrı ayrı değerlendirme yapılarak iş sözleşmesinin ihbar tazminatını gerektirir biçimde sona erip ermediği belirlenip ihbar tazminatına hak kazanıldığının tespiti hâlinde söz konusu döneme ilişkin hizmet süresi ve o dönemin son ücreti üzerinden hesaplamaya gidilmesi gerektiği, dosyaya işverence renkli fotokopi olarak sunulan ödeme ve ibraname gibi belgelerin asılları getirtilerek davacı asılın beyanları alındıktan sonra işçinin imzasını taşıyan, fesihten sonra düzenlenen ve savunma ile çelişmeyen, davaya konu hakların sayıldığı ibranameler yönünden değerlendirme yapılması, salt miktar içermemesinin ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, miktar içeren ibranamelerin ise makbuz olarak değerlendirilmesi gerektiği, yanı sıra davalı tarafça davacının 19.08.2005 tarihli ibranameye konu alacağının ödemesinin yapıldığı bildirilen banka hesap dökümlerinin getirtilmesi ve kararın yalnızca davalı tarafça temyiz edildiği dikkate alınarak eksiklikler tamamlandıktan sonra belirtilen esaslara göre yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada; dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, dosya kapsamında davacının 05.01.1983 01.02.1985, 01.02.1985 10.11.1987 ve 17.09.1991 17.12.1992 çalışma dönemlerine ilişkin ibranamelerin ve ücret tutarını belirlemeye yönelik belge ve bilgilerin olmaması nedeniyle bu çalışma dönemlerinin kıdem tazminatı hesaplamasına dâhil edildiği, davacının 01.03.1993 10.10.1994 dönemlerinde çalışmasına ilişkin dosya kapsamında yer alan ibranamenin 09.10.1994 tarihinde tanzim edildiği ve Yargıtayın bozma kararında geçen "İşçinin imzasını taşıyan, fesihten sonra düzenlenen ve savunma ile çelişmeyen, davaya konu hakların sayıldığı ibranamelere değer verilmelidir. Salt miktar içermemiş oluşu ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmamalıdır." şeklideki açıklamaya göre kıdem süresi hesabında bu dönem çalışmasının da dikkate alındığı, 24.11.1994 24.12.1996 dönemine ilişkin çalışmaları karşılığında dosya kapsamına göre davacıya 1996/Aralık ayı bordrosuna göre, 1.249,00 USD kıdem tazminatı, 403,00 USD iş arama tazminatı tahakkuk ettirildiğinin görülmesi ve 23.01.1997 06.10.1997 ve 18.11.1997 11.04.1998 dönemlerine ilişkin ibranamelerin mevcut olması sebebiyle bu dönemlerin kıdem tazminatı hesabından dışlandığı,14.12.1999 30.05.2001 dönemi için dosyaya sunulan "Final Settlement and Release" başlıklı davacı imzasına havi belgeye göre davacıya 3.554,69 Suudi Arabistan riyali (SAR) kıdem tazminatı olmak üzere toplam 9.892,19 SAR ödendiğinin anlaşıldığı, 01.03.2003 04.06.2004 dönemi çalışmasına ilişkin dosya kapsamında ibranameye rastlanmadığından bu dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alındığı, 12.02.2005 19.08.2005 dönemi çalışmasına ilişkin dosyada 19.08.2005 tarihli ibranamenin olduğu, ibranamenin miktar içermediği ancak davacı ıslak imzasına havi olduğu, 17.03.2006 11.11.2010 dönemi çalışması için dosyada tarih içermeyen ancak davacı imzasına havi "Final Settlement and Release" (Türkçe açıklaması olan) başlıklı belge ile davacıya 30.940,00 QAR kıdem tazminatı ödendiği görüldüğünden, bu ödemenin kıdem tazminatı hesabından mahsup edildiği, buna göre davacının 05.01.1983 01.02.1985, 01.02.1985 10.11.1987, 17.09.1991 17.12.1992, 01.03.1993 10.10.1994, 24.11.1994 24.12.1996, 23.01.1997 06.10.1997, 18.11.1997 11.04.1998, 14.12.1999 30.05.2001, 1.03.2003 04.06.2004, 12.02.2005 19.08.2005 ve 17.03.2006 11.11.2010 tarihleri arasında kıdeme esas hizmet süresinin 16 yıl 2 ay 19 gün olduğunun tespit edildiği, davacının kıdem tazminatına esas ücretinin fesih tarihi itibarıyla net 6.022,00 QAR, giydirilmiş brüt ücretinin 6.473,10 QAR olduğu, ücretin Türk lirası olarak 2.762,07 TL'ye karşılık geldiği, aynı tarihte kıdem tazminatı tavanının 2.517,00 TL olduğu ve hesaplamaların kıdem tazminatı tavan tutarından yapıldığı, 01.03.1993 08.10.1994 dönemine ilişkin davacı adına imzalı bordroda görülen 2.543,00 USD ile 17.03.2006 12.11.2010 dönemine ilişkin davacı adına imzalı ibranamede bulunan 30.940,00 QAR tutarlı kıdem tazminatı ödemesi mahsup edildiğinde 22.05.2024 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplama gibi davacının 54.747,65 QAR kıdem tazminatı bulunduğunun belirlenmiş olduğu, Yargıtay bozma kararı doğrultusunda her bir dönem için ayrı ihbar tazminatı hesaplaması yapıldığı, anılan dönemler için iş sözleşmesinin ihbar tazminatını gerektirmeyecek biçimde sonlandırıldığı noktasında dosyada yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından davacının bozma sonrası alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki hesaplama doğrultusunda kısa kararda ihbar tazminatına hak kazandığı yönünde hüküm verildiği ancak bozma öncesi Mahkeme kararında ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği ve davacı tarafça temyiz yoluna gidilmediği anlaşılmakla iş yoğunluğuna bağlı olarak sehven ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle dosyada el çekildiğinden bu duruma değinilmekle yetinilmiş olunduğu açıklanılarak kıdem ve ihbar tazminatları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili temyiz başvurusunda; davacının hizmet süresinin hatalı belgelere dayanılarak belirlendiğini, fesih tarihinden önce düzenlenen ibranamelere itibar edilmesinin mümkün olamayacağını, ihbar tazminatının eksik belirlendiğini, yabancı dilde düzenlenen ibraname belgelerinin hukuka uygun ve geçerli olmadıklarından tasfiyeye esas alınamayacaklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı vekili temyiz başvurusunda; ihbar tazminatının reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafça temyiz edilmeyerek kesinleşmesine karşın bozma sonrası usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bozma sonrası Mahkeme kararına dayanak gösterilen bilirkişi raporunda hesaplamaya esas ücret ve sosyal hakların ne şekilde tespit edildiğinin belirsiz olduğunu, raporda dosyaya sunulan ödeme ve ibra belgeleri ile ihbar önellerine ilişkin belgelerin dikkate alınmadığını, çalışma dönemlerinin layıkıyla tasfiye edilmediğini, hesaplamaların net ücret üzerinden yapılması gerektiğini, sosyal yardımların aylık 150,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini, kur dönüştürmelerinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının dava konusu kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yapılan hesaplamaların bozmaya uygun olup olmadığı, usuli kazanılmış haklara uygun karar verilip verilmediği noktalarında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
-
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 ve 32 nci maddeleri ile 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
-
818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesi.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2009 tarihli ve 2009/396 Esas, 2009/441 Karar sayılı kararı.
-
Dairemizin 15.02.2022 tarihli ve 2022/1029 Esas, 2022/1771 Karar sayılı ilâmının ilgili bölümü şöyledir:
"... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
...
f)Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.06.2008 tarihli ve 2007/23861 Esas, 2008/17735 Karar sayılı kararı). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2009 tarihli ve 2009/396 Esas, 2009/441 Karar sayılı kararı).
...
h) İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün, 2008/33597 E, 2010/20380 K).
Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir. ..."
- Dairemizin 15.06.2020 tarihli ve 2020/1451 Esas, 2020/5501 Karar sayılı kararında usuli kazanılmış hak kavramı şöyle açıklanmıştır:
"...
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
..."
- Değerlendirme
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ilk kararında ihbar tazminatı talebi reddedilmiş, 54.644,31QAR kıdem tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince 25.02.2021 tarihinde istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmemesi nedeniyle ihbar tazminatının reddi yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış haklar oluşmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası devam olunan yargılamada; davacı lehine ihbar tazminatına hükmedilmesi ve bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının son ücretinin davacı vekilinin dava dilekçesinde yer alan "saatlik ücretin 19 Katar Riyali" (aylık 4.275,00 QAR) olduğu yönündeki beyanı doğrultusunda (aylık 1.997,88TL'ye karşılık gelmektedir) hesaplama yapıldığı gözetilmeksizin, davacının son fesih tarihinde ücretinin brüt 6.473,10 QAR karşılığı 2.563,30 TL olduğu değerlendirilerek kıdem tazminatı tavanı olan 2.517,00 TL üzerinden hesaplama yapılarak ilk kararda hüküm altına alınan tutarı aşacak biçimde 54.747,65 QAR kıdem tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, Dairemiz bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen, bozma kararının kapsamı dışında kalmakla kesinleşen hususlar ile ilgili olarak lehine usuli kazanılmış hak oluşan taraf aleyhine hüküm kurulmuş olması, ilâmın İlgili Hukuk kısmının (6) numaralı paragrafında açıklanan ilkeye aykırıdır. Dairemiz bozma kararı ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:44