Yargıtay 9. HD 2023/14752 E. 2023/16296 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/14752

Karar No

2023/16296

Karar Tarihi

30 Ekim 2023

MAHKEMESİ: ... Mahkemesi

SAYISI: 2019/522 E., 2021/397 K.

KARAR: Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra Mahkemece verilen kararda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 2.149,33 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 4.270,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde güvenlik elemanı olarak 23.01.2006 31.01.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağını davalı işverenden 25.02.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile talep ettiğini; ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının fazla çalışma ücretlerinin ücret bordrolarında gösterilerek kendisine ödendiğini, davacının bordroları imzaladığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili işyerinde haftanın 5 günü çalışma olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 11.09.2015 tarihli ve 2014/733 Esas, 2015/258 Karar sayılı kararı ile; tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının bir ayda 69 saat fazla çalışma yaptığı, fazla çalışma ücretleri ile ilgili imzalı ücret bordrolarında tahakkukların yapıldığı ancak davacının yaptığı işin niteliği göz önüne alındığında bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının gerçek durumu yansıtmadığı, davacının tespit edilen fiili çalışma saatlerinden bordrolarda tahakkuku bulunan aylara ilişkin fazla çalışma süreleri mahsup edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması gerektiği, indirim hususunun da gözetildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

  2. Dairemizin 03.10.2019 tarihli ve 2016/20518 Esas, 2019/17313 Karar sayılı ilâmı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti hesabında bordrolarda tahakkuk bulunan dönemler dışlanarak hesap yapıldığı, bordroların bir kısmının imzalı bir kısmının imzasız olduğu, işçinin imzasını taşıyan ve fazla çalışma tahakkuku içeren bordro dönemlerinin fazla çalışma hesabından dışlanması doğru ise de tahakkuk içerse bile imza taşımayan bordroların karşılığının işçinin banka hesabına ödenmesi hâlinde dışlama yapılmayıp miktar olarak mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bozma ilâmı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; bozma sonrası hatalı bir şekilde ve bozmaya aykırı olarak tüm aylarda dışlama yapılmasının hatalı olduğunu, aleyhe bozma yasağına aykırı karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozmaya aykırı olduğunu, hesaplamada gece çalışmalarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının gerçeği yansıtmadığını, imzalı bordroların mahsup yerine dışlanmasının hatalı olduğunu, davacının tespit edilen fiili çalışma saatlerinden bordrolarda tahakkuku bulunan aylara ilişkin fazla çalışma süreleri mahsup edilerek hesap yapılması gerektiğini, indirim yapılmasının doğru olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fazla çalışma ücreti alacağının hesap yöntemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası

  3. 4857 sayılı ... Kanunu'nun 41 ve 63 üncü maddeleri.

  4. Değerlendirme

  5. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  6. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davalı Temyizi Yönünden

Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

B. Davacı Temyizi Yönünden

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacı tarafa yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemeonanmasınareddinesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:10:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim