Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/1690
2020/15004
5 Kasım 2020
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ: Antalya 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı ve Birleşen Dava Davacısının İsteminin Özeti:
Davacı ... vekili; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişleri tarafından hazırlanan 26.02.2015 tarih ve 7241 PRG 10,9687 PRG 04 nolu programlı teftiş raporunda belirlenen fazla çalışma sürelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işletmede çalışan tüm işçilerin sendikalı olup işçilere yıllık 270 saat fazla çalışma yaptırıldığını ve bu çalışmaların karşılığının da İş Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesine uygun olarak ödendiğini, bordro ve puantajların birbiriyle uyumlu olduğunu ve ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını ileri sürerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişleri tarafından hazırlanan 26.02.2015 tarih ve 7241 PRG 10,9687 PRG 04 nolu programlı teftiş raporuna itirazlarının kabulü ile raporda adı geçen işçiye ait ödenmeyen fazla çalışma olmadığının tespitine ve raporun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, müvekkili işçinin, davalıya ait iş yerinde 1989 yılından beri mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, ... İş Sendikası üyesi olduğunu, TİS'den yararlandığını ve halen yararlanmakta olduğunu ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ve Birleşen Dava Davalısının Cevabının Özeti:
Davalı işçi vekili, davanın süresinde açılmadığını, müfettiş raporlarının aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş; davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise yasal süresinde davaya cevap vermemiştir.
Birleşen dosyada davalı ... vekili; öncelikle derdestlik itirazında bulunduklarını, hukuki yarar yokluğu ve zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak dava şartlarına ilişkin itirazların kabul edilmediği takdirde öncelikle iş bu davanın ... İş Mahkemesinin 2016/159 esas sayılı derdest olan dosyası ile birleştirilmesine ve davanın tamamının esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece Mahkemesince verilen ilk hükmün Antalya BAM 10. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2017 tarih ve 2017/2207 esas 2017/1713 karar sayılı ilamı ile yeniden görülmek üzere mahkemeye gönderilmesine üzere yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporunda fazla çalışma süresine ilişkin puantaj kaydı sunulan dönemlerde puantaj kayıtlarında yer alan verilere itibar edilip puantaj kaydı sunulmayan dönemlerde ise fazla çalışma süresinin tanık anlatımı ve işveren vekilinin kabulü uyarınca hesaplandığı, bilirkişi raporunda yıl bazında belirlenen fazla çalışma sürelerinin teftiş raporunda belirtilenden düşük olan yıllar için davanın kabulüne, teftiş raporunda belirtilenden yüksek olan yıllar için ise davacı tarafın iptal talebinin reddine, birleşen dava yönünden ise davacı işçinin karşılığı ödenmemiş fazla mesai ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı Bakanlık tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan işçi tarafından davacı ... İdaresine karşı Ankara İş Mahkemesi'nde fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin uyuşmazlık konusu dönemle ilgili dava açıldığı, kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek kesinleştiği, alacak davası sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin değerlendirmelerinin işbu dosyada kesin delil oluşturduğu, kesin delil bulunan bir konuda, mahkemece bu yönün doğruluğunun yeniden araştırılması ve inceleme konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, İlk derece mahkemesince de davacı ... İdaresi ve davalı işçi arasında görülüp kesinleşen fazla çalışma ücreti alacağı davasındaki kabul doğrultusunda Ankara İş Mahkemesi'ndeki yargılama sonucunda işçinin karşılığı ödenmemiş fazla çalışma sürelerinin esas alındığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği, davacı ... İdaresi ile davalılardan işçi arasında Ankara İş Mahkemesi'nde görülüp kesinleşen fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin dosya kapsamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 09.10.2019 gün ve 2019/5576 esas, 2019/17651 karar sayılı ilamı ve bu karar doğrultusundaki ilk derece mahkemesi kabul ve gerekçesinin doğru olduğu, kaldı ki aynı müfettiş raporunun iptaline yönelik olarak davacı ... İdaresi tarafından açılan, yine fazla çalışma ücreti alacağı davasının Ankara İş Mahkemelerinde açılıp kesinleşen emsal dosyalarda da ilk derece mahkemesi tarafından aynı gerekçe ve kabulle verilen kararların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi denetiminden geçerek kesinleştiği (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2019 gün ve 2019/7570 esas, 2019/20437 karar, 2019/7586 esas, 2019/20438 karar, 2019/7525 esas, 2019/20440 karar, 2019/7557 esas, 2019/20441 karar, 2019/7611 esas, 2019/20442 karar, 2019/7594 esas, 2019/20439 karar sayılı kararları) gerekçeleriyle davacı ve davalı bakanlık vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içerisinde davacı ... ve davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince incelenip incelenmediği ve gerekçenin dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktalarındadır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” bölge adliye mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır.
Buna göre kararda, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Gerekçe, mahkemenin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Mahkeme, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder: 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı , Ankara 2011, s.472)
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim, 07/06/1976 gün ve 3/4 3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Diğer taraftan, kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez.
Açıklanan hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki, somut uyuşmazlıkta; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Müfettişleri tarafından hazırlanan 26.02.2015 tarih ve 7241 PRG 10,9687 PRG 04 nolu programlı teftiş raporunun iptaline yönelik açılan davanın yargılaması sırasında işçi tarafından fazla çalışma ücreti alacağına yönelik olarak ayrı bir dava açılmış ve ilk derece mahkemesince davalar birleştirilerek sonuca gidilmiştir. Eldeki dava dahil aynı gün temyiz incelemesine tabi tutulan 2020/1639 1668 arası toplam 54 dosya incelendiğinde; işçi tarafından açılan alacak davasının müfettiş raporunun iptali istemli dava ile birleştirilerek sonuca gidildiği dava dosyalarında bakımından Bölge Adliye Mahkemesi’nce yazılan gerekçenin ve kurulan hükmün eldeki davadan farklı olduğu; iş bu davada, sanki işçi tarafından teftiş raporundan önce açılan ve kesinleşen bir alacak davası varmış gibi gerekçe oluşturulduğu ve hüküm kurulduğu ve eldeki davada birleşen dava yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, istinaf incelemesinin usulünce yapıldığından söz edilmesi mümkün olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesi kararının içermesi gereken zorunlu unsurlardan olan “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” hususları kararda dosya kapsamına uygun şekilde yer almadığından, bir başka deyişle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen itirazlara dair dosya kapsamına uygun bir gerekçe tesis edilmediğinden, karar 6100 sayılı Kanun’un 359. maddesine aykırıdır. Bu yönüyle de Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, bozma sebebine göre davacı ... ile ve davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 20:11:13