Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

9. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/18059

Karar No

2024/508

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

...

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/228 E., 2016/213 K.

ŞİKAYETÇİLER: ... , ...

MAĞDURE: ...

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ...

SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat

TEMYİZ EDENLMER: SSÇ müdafii, katılan Bakanlık vekili, mağdure vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî onama, kısmî ret

Mağdurenin şikayetçi olmaması sebebiyle, mağdure vekilinin temyiz hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık ve suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında verilen kararları; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan davada 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan davada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

  2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.11.2020 tarihli ve 14 2016/364925 sayılı, kısmî ret ve kısmî onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. SSÇ Müdafiinin Temyiz İsteği

Kararın bozulması istemine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği

... hakkında verilen beraat kararının kanuni olmadığına, mahkum edilmesine, ssç hakkında da üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve 62 uygulanmamasına ilişkindir.

C. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği

...’ün mahkum edilmesine, ssç hakkında da üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve 62 uygulanmamasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Mahkemesince "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, SSÇ ... 'nin mağdurenin baba bir anne ayrı, sanık ...'un ise mağdurun anne ve baba bir kardeşleri oldukları, 26/02/2015 tarihinde mağdurenin doğum yaptığı, bunun üzerine adli tahkikat başladığı, mağdurenin 28/02/2015 tarihli ifadesinde 9 ay boyunca hamile olduğunu anlamadığını, öncesinde üvey abisi ... ile ilişkiye girdiklerini, ilişkinin 2014 yılı yaz aylarında olduğunu, ...'nin kendisini ilişkiye zorladığını, ailesinden korktuğu için bir şey diyemediğini, ayrıca ...'nin kendisinin erkek arkadaşını babalarına söylemekle tehdit ettiğini, abisi ... dışında kimsenin kendisine dokunmadığını beyan ettiği, SSÇ ... hakkında soruşturma başlatıldığı, 28/07/2015 tarihli görüşme raporunda ise ilk olarak abisi ... ile ilişkiye girdiğini söylemiş ancak daha sonra ağabeyi ...'un böyle bir eylemde bulunmadığını beyan etmiş, daha sonra da diğer ağabeyi ... ile ilişkiye girdiğini beyan ettiği, bunun üzerine sanık ... hakkında da tahkikat başlatıldığı, mağdurenin 30/07/2015 tarihli ifadesinde sanık ...'un kendisi 14 15 yaşlarında iken kendisi ile zorla ilişkiye girdiğini, daha sonra da SSÇ ...'nin kendisine tecavüz ettiğini, hatta bir keresinde her iki ağabeyinin birlikte kendisi ile ilişkiye girdiklerini söylediği, sanığın ve SSÇ'nin müsnet suçtan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

Sanığın ve SSÇ'nin ilk aşamadan itibaren suçlamayı reddettikleri, SSÇ ...'nin bir keresinde eve çok içki içerek geldiğini, ancak kardeşine bir şey yaptığını hatırlamadığını beyan ettiği, sanık ...'un ise mağdure ile annelerinin ortak olduğunu, annelerinin onları bırakıp gittiğini, kardeşine

kendisinin baktığını, kesinlikle hiçbir eylemde bulunmadığını söylediği, müşteki ...'in oğullarından

şüphelenmediğini, mağdurenin de kendisine herhangi bir şey anlatmadığını, şikayetçi olmadığını beyan etmiş,

Mağdurenin yargılama sırasında usulüne uygun olarak alınan ifadesinde sanığın ve SSÇ'nin kendisine zorla bir şey yapmadıklarını, ağabeyi ...'un soyunmasını söylediğini, kendisinin kabul etmediğini, ... ile aralarında cinsel ilişki olmadığını, sadece sarıldıklarını, ancak SSÇ ... ile birkaç defa cinsel ilişkiye girdiklerini, bekaretini bu şekilde kaybettiğini, lakin ilişkinin zorla olmadığını, kendisinin ...'nin üzerine gittiğini, rızaen cinsel ilişki yaşadıklarını, şikayetçi olmadığını söylemiştir.

... Çocuk Destek Merkezi müdürlüğünün 23/02/2016 tarihli raporu incelenmiş ve mağdurenin ziyaretine gelen babasının nasıl ifade vermesi gerektiğini anlatan bir kağıt getirdiğini, bu duruma mağdurenin canının sıkıldığının, anne ve babasına karşı gelerek ailede dışlanmak istemediği için onlara karşı gelemediğini beyan ettiği, değerlendirme raporuna göre de, mağdurenin annesinin kurumu arayarak mağdurenin avukat ile görüştürülerek ifadesinin ... yararına şekillendirilmeye çalışıldığı hakkında duyum aldığını ifade ettiği, kurum tarafından abla ... 'nın arandığı, ...'yı kuruma getirerek teslim etmelerinin istendiği, mağdure ile yapılan görüşmede de anne ve babasının avukat ile görüşmeleri konusunda ısrar ettiğini, ancak kendisinin görüşmediğini beyan edip bahsi geçen kağıttan söz etmediğinin belirtildiği, bu hususun bilgi mahiyetinde mahkememize gönderildiği,

Ç.Ü Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı başkanlığınca düzenlenen 17/08/2015 tarihli rapora göre mağdurede işlevselliğini bozacak düzeyde bir psikopatoloji saptanmadığı, ruh sağlığının bozuk olmadığı, mağdurenin suç tarihi itibarıyla fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu,

27/04/2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; DNA incelemesi sonucunda bebeğin biyolojik babasının % 99,99 ihtimalle şüpheli ...'nin olabileceğinin tespit edildiği,

Mağdurenin kemik yaşının tespiti açısından hastaneye sevki sağlanmış ve Adana Devlet Hastanesinin 09/02/2016 tarihli raporuna göre mağdurenin kemik yaşının nüfus kaydı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

Mağdurenin 26/02/2015 tarihinde 36 hafta 3 günlük hamile olduğunun doktor raporu ile belirtilmesi karşısında hamile kaldığı tarih tespit edilmiş ve mağdurenin hamile kalmasına sebep olan ilişki tarihinin 16/06/2014 olduğu, 14/02/1999 doğumlu olan mağdurenin bu tarih itibarıyla 15 18 yaş grubunda olduğu sonucuna varılmıştır.

Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede;

Sanık ile mağdurenin, anne baba bir kardeş oldukları, mağdurenin doğum yapması üzerine alınan ilk ifadesinde sanık ...'den bahsetmediği, kendisine karşı eylemi üvey ağabeyi ...'nin gerçekleştirdiğini söylediği, bu ifade tarihinin 26/02/2015 olduğu, bu ifadeden 5 ay sonra mağdurenin ilk olarak kendisine karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştiren kişinin sanık ... olduğunu söylediği, ancak mağdurenin ve sanık ...'un babaları ve üvey anneleri ile birlikte kaldıkları, öz anneleri ile görüşmedikleri, SSÇ ...'nin ise öz anne babası ile kalmış olduğu, dosya içerisinde bulunan sosyal inceleme raporlarına göre ailenin SSÇ ...'yi kurtarmaya yönelik çaba içinde oldukları, hatta mağdurenin anne ve babasını kaybetmek istemediğini söylediği, sanık ...'un tüm aşamalarda suçlamayı kesin bir dille reddettiği, mağdurenin de sanık ... yönündeki ifadelerinin çelişki arz ettiği, ilk etapta ...'un kendisine tecavüz ettiğini, hatta bir keresinde ... ve ...'un birlikte ilişkiye girdiklerini söylemesine karşın sonraki aşamalarda ...'un kendisine sadece sarıldığını, eylemi ...'nin gerçekleştirdiğini beyan ettiği, bu ifadelerin de doğumun üzerinden uzun zaman geçtikten sonra verilen ifadeler olduğu, olayın akabinde ...'un isminin geçmediği anlaşılmıştır.

Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Yapılan değerlendirmeler ve toplanan deliller karşısında, mağdurenin doğumdan hemen sonra verdiği ifadenin doğru olduğu, ancak ailenin yönlendirmesi ile sanık ...'u de bu işin içine kattığı, zira mağdurenin SSÇ ...'nin öz annesi ile birlikte yaşamakta olduğu, ...'un ise mağdure gibi annesinden ayrı olduğu, doğumdan 5 ay sonra verilen ifadede ...'den bahseden mağdurenin bu ifadesini de sürekli değiştirdiği, mağdurenin bu yöndeki çelişkili beyanlarının kesin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca sanık ...'u müsnet suçu işlediğine dair tanık beyanı veya teknik delil de bulunmadığı, mevcut şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, sanık ...'un eyleminin kesin ve mahkumiyete yeterli delil ile sübuta ermemiş olması sebebiyle beraatine karar vermek gerekmiştir.

SSÇ ... yönünden yapılan değerlendirmede SSÇ ile mağdurenin, nüfus kaydının aksine, anne ayrı, baba bir kardeş oldukları, 26/02/2015 tarihinde mağdurenin doğum yaptığı, bunun üzerine adli tahkikat başladığı, mağdurenin 28/02/2015 tarihli ifadesinde 9 ay boyunca hamile olduğunu anlamadığını, öncesinde üvey abisi ... ile ilişkiye girdiklerini, ilişkinin 2014 yılı yaz aylarında olduğunu, ...'nin kendisini ilişkiye zorladığını, ailesinden korktuğu için bir şey diyemediğini, ayrıca ...'nin kendisinin erkek arkadaşını babalarına söylemekle tehdit ettiğini, abisi ... dışında kimsenin kendisine dokunmadığını beyan ettiği, sonraki aşamalarda da bu beyanlarını doğruladığı, ilişkinin birkaç defa olduğunu söylediği, düzenlenen rapora göre mağdurenin hamile kalmasına yol açan ilişkinin 16/06/2014 tarihinde yaşandığının anlaşıldığı, DNA incelemesi sonucunda bebeğin biyolojik babasının % 99,99 ihtimalle şüpheli ...'nin olabileceğinin tespit edildiği, SSÇ ...'nin de bir keresinde eve çok sarhoş geldiğini ancak mağdureye herhangi bir eylemde bulunduğunu hatırlamadığını söylediği, ancak mağdurenin tüm aşamalarda değişmeyen beyanı, adli tıp rapora ve ...'nin tevilli beyanı nazara alındığında SSÇ ...'nin mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği ve bunun sonucunda mağdurenin hamile kalarak 26/02/2015 tarihinde doğum yaptığı, çocuğun babasının SSÇ ... olduğunun adli tıp raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mağdure ilişkinin kendi rızası ile gerçekleştiğini yargılama aşamasında beyan etmiş ise de, ilk ifadesinde SSÇ'nin zor ve tehdit kullanarak ilişkiye girdiğini söylemiştir. Ancak erkek arkadaşı olan mağdurenin cinsel yönden istek duyması halinde ağabeyi ile ilişkiye girmesi hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Ayrıca dosya kapsamından tarafların birlikte kaldıkları, mağdure ile sanık ...'un anneleri ... ile görüşmedikleri, babalarının ...'nin öz annesi ile yaşamakta olduğu, aile bireylerinin mağdurenin ... lehine ifade vermesi hususunda baskı yaptıkları, mağdurenin de aile desteğini kaybetmek istemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkememizce mağdurenin olaydan sonraki ilk ifadesine itibar edilmiş ve mağdurenin suç tarihi itibarıyla 15 yaşından büyük olmasına rağmen ağabeyi olan SSÇ ...'nin zor kullanarak ve tehdit ederek mağdurenin rızası hilafına cinsel ilişkiye girdiği, böylece üzerine atılı bulunan suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Yargılama sırasında on beş yaşından büyük olan mağdurenin 21.12.2015 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını açıkça belirtmesi karşısında, mağdureye baroca atanan zorunlu vekilin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden

Olayın intikal şekli ve süresi, aldırılan rapor içerikleri, sanığın aşamalardaki savunması, mağdurun aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. SSÇ ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden

SSÇ'nin tehdit ile cinsel ilişkiye girdiği hususunda mağdurenin aşamalardaki beyanları arasında çelişki olması ve on beş yaşını bitirmiş mağdurenin yargılama sırasında SSÇ'den şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mevcut hali ile eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve olay tarihi itibari ile 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin şikayete tabi olduğu da gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, SSÇ'nin cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. SSÇ ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden

Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararına yönelik SSÇ müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2024 tarihinde karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararçocuğunkişiyisüreçv.reddineyoksuntemyiztevdiineniteliklihukukîhürriyetindenolgularonanmasınagerekçesebeplericinselkılmaistismarıbozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim