Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/11341
2024/1503
22 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/115 E., 2015/411 K .
SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı,
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ **SÜREÇ ** OLAY VE OLGULAR
- Sanık hakkında, okul bahçesinde arkadaşları ile oynamakta olan on iki yaşından küçük mağdureyi rızası hilafına zorla alıkoyup, pantolonun içine elini sokup cinsel organını ellemek sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ile 109 uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 63 ve 53 üncü maddesinin birinci fıkralarıı uyarınca açılıp, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2015 tarihli, 2014/299 Esas, 2015/62 Karar sayılı görevsizlik kararı sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın;
a) Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun, sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b) Çocuğun cinsel istismarı suçundan, lehe olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca, 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, olay yerindeki ...,... isimli çocuklar dinlenilmeden eksik araştırma karar verildiğine, öte yandan tanık ...'in süreçte verdiği çelişkili beyanlarının hatalı değerlendirilip, tanığın kabul etmemesine rağmen de kollukta alınan ifadesine itibar edilerek ve diğer taraftan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair yetersiz rapora istinaden eksik araştırma ve inceleme ile delillerin hatalı değerlendirilerek suç kastı bulunmayan sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
Gerekçeli kararın elektronik imza ile imzalandığının belirtilmesine rağmen 181516 sicilli katip tarafından imzalanmamış olması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirilmiş; diğer taraftan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Her ne kadar dosya gönderme formunda iki suç adı yazılmış ise de sanık müdafiinin süre tutum dilekçesinde suç adı olarak çocuğun cinsel istismarı suçunu, gerekçeli temyiz layihasında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu belirtip, içeriğinde açıkça beraat hükmü gerekçesine yönelik bir temyiz nedeninde bulunmadığının anlaşılması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan verilen beraat hükmü, inceleme dışında bırakılmış, bu hususta Tebliğname de görüş belirtilmemesi tevdii sebebi sayılmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus, mağdur hakkında düzenlenen ruh sağlığının bozulduğuna dair raporun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı hususudur.
Mağdur hakkında Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 16.06.2014 tarih 2014/67 sayılı raporda; " olay sonrası çoçukta " anksiyete ile giden uyum bozukluğu" geliştiği; güncel muayenesinde "Anksiyete giden uyum bozukluğu Kısmı remisyon (kısmı düzelme) ile devam ettiği ve halihazırda ruh sağlığının bozuk olduğu, ruh sağlığı bozukluğunun mahkemeye konu cinsel istismar olayı ile kuvvetle ilişkilendirildiği, "şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmıştır.
5237 sayılı ...nın 103/6. maddesi " Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur."şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı ...nın 103/6. maddesinin uygulanabilmesi için ruh sağlının bozulma olgusunun hiç bir tereddüde mahal bırakmadan, açık ve net olarak sanığın eylemi sonucu mağdurun beden veya ruh sağlığının geçici değil kalıcı olarak bozulduğunun tıbben tespit edilmesi gerekir. Benzer olaylarda beklenen mağdurda travma sonrası sitres bozukluğu teşhislerinin konulduğu bilinmektedir. Mağdurun ruh veya beden sağlığının belli bir müddet bozulması ve sonra iyileşmesi durumunda veya iki kişinin eylemlerinin birlikte bozması veya failin eyleminin bozulmayı artırması durumunda bu madde hükmü uygulanmayacaktır. Maddenin uygulanabilmesi için failin eylemi nedeniyle mağdurun ruh veya beden sağlığının başka bir neden olmaksızın kalıcı olarak bu eylem nedeniyle bozulması olgusunun gerçekleşmesi gerekir.
Mağdurda tespit edilen anksiyete giden uyum bozukluğu kısmı remisyon (kısmı düzelme) ve ruh sağlığı bozukluğunun cinsel istismar olayı ile kuvvetle ilişkilendirildiği şeklindeki raporun ...nın 103/6. maddesinin uygulanması açısından yetersiz ve gerekçesiz olduğu ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiği ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:45